İdare Hukuku

Güvenlik Soruşturması Yurt Sebebiyle Olumsuz Sonuçlananlar

Güvenlik soruşturması yurtta kalmak

Güvenlik soruşturması yurt sebebiyle olumsuz sonuçlananlar astsubaylar için emsal karardır.

               T.C.                     

            ANKARA

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

4. İDARİ DAVA DAİRESİ

ESAS NO      :2018/…

KARAR NO   :2018/…

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN

(DAVACI)                            :

VEKİLİ                                :

KARŞI TARAF (DAVALI)   : Milli Savunma Bakanlığı/ANKARA

VEKİLİ                                : Av. Dilara ERDEM –  (Aynı yerde)

İSTEMİN ÖZETİ       : Davacı tarafından, Balıkesir Kara Astsubay Meslek Yüksekokulunda muvazzaf astsubay adayı iken, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle adaylıkla ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının 2013-2014 yılları arasında Fetö/Pdy iltisaklı bir pansiyonda kaldığı, bu durumun davacının güvenlik soruşturmasını olumsuz kıldığı anlaşıldığından, adaylıkla ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara .. İdare Mahkemesi’nce verilen  ../../2018 gün ve E: 2017/.., K: 2018/.. sayılı kararın; davacı tarafından dava dilekçesinde de belirtilen gerekçelerle birlikte mevzuata ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ      :Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak talebin reddine karar verilmesi  istenilmektedir.

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava;davacı tarafından, Balıkesir Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nda muvazzaf astsubay adayı iken, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle adaylıkla ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

26/10/1994 tarih ve 4045 sayılı Kanunun 1. maddesinde; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının hangi amaçla, ne şekilde ve kimler hakkında yapılması gerekliliğinin ifade edilmesinden sonra, bu kanun dayanak alınarak hazırlanan 12/4/2010 tarih ve 24018 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Güvenlik soruşturması ve Arşiv Araştırmasının 1. Maddesinde; yönetmeliğin amacının açıklandığı, 2. Maddesinde yönetmeliğin kapsadığı personelin belirlendiği, 4. Maddesinin (f ve g) bentlerinde; arşiv araştırması ile güvenlik soruşturmasının araştırma ve soruşturmaya konu kişi hakkında yapılacağının ifade edildiği, (k) bendinde; 9. Maddesinde; “Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılacağının belirtildiği görülmüş, 2011 tarih ve 114-1(C) sayılı Genel Kurmay Başkanlığınca çıkarılan Silahlı Kuvvetler İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesinin “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasının Olumsuz Kabul Edileceği Haller” başlığıyla düzenlenen 13. maddesinde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonuçlarının, soruşturma konusu şahsın içinde bulunduğu ortamın da dikkate alınarak değerlendirileceği, bu değerlendirmenin Türk Silahlı Kuvvetlerin bünyesine alınacak şahıslar hakkında karar verilirken, idarenin takdir hakkının en uygun adaydan yana kullanılmasını sağlamaya yönelik olduğu, aynı maddenin “ı” bendinde  ise; ayrıca haklarında  MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, mahalli kolluk kuvvetleri veya yetkili amirlerinden herhangi biri tarafından, bilgi verilenlerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edileceği, düzenlenmiştir.

Yukarıda anılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; bazı kurumlarda ve bazı görevlerde istihdam edilecek kişiler hakkında görevin önemi, özelliği gereği derin bir araştırma ve değerlendirme yapılmasının esas olduğu, tehdit, şantaj, cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yöntemleri kullanarak, tüm Anayasal kurumları baskı altına almayı, zaafa uğratmayı, yönlendirmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayı hedefleyen, mensuplarına takiyye ve tedbir gibi ileri gizlenme tekniklerini kullandırarak bir casusluk örgütü olarak da faaliyet gösteren bir örgüte mensup, iltisaklı ve irtibatlı kişilerin demokratik hukuk devletine karşı yakın, açık ve ciddi bir tehlike teşkil etmesinin önlenmesi, Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan bu son darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması, buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, bu süreçte Devletin en hassas birimlerine sızan örgüt elemanlarının siyasi ve askeri casusluk fiillerini de içeren faaliyetleri dikkate alındığında, milli güvenliği ve Devletin devamlılığını sağlamak için kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için bir takım tedbirler almasının gerekli olduğu, bu tedbirlerin alınırken dikkatli ve daha titiz davranmasının da gerektiği ve ülkenin güvenliği ve savunulmasından sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak personelin güvenilirliğinin her türlü şüpheden uzak olarak ortaya konulması gerektiği izahtan varestedir.

Olayda, davaya konu işleme dayanak alınan istihbari bilgi neticesinde davacı hakkında olumsuz bir işlem tesis edilebilmesi için, hem davacının kendisi hakkında, hem de Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin eki formunda yer verilen davacının kendisini etkileyebilecek yakın çevresi (anne, baba, kardeş, eş, çocuk) hakkında somut kanaate ve bilgiye dayalı güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, ön yargıdan uzak hukuken denetlenebilen bilgiye dayalı tespitlerin açıkça ortaya konulması ve bu tespitlerin irdelenmesinden sonra bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu işlemin nedeni olarak, davacının şahsı hakkında; FETÖ/PDY iltisaklı …. Pansiyonunda (…..) 2013-2014 yılında kaldığı ve pansiyonun KHK ile kapatılmasının gösterildiği anlaşılmaktadır.

“Bu durumda, davalı idarece işlemin dayanağı olarak davacının FETÖ/PDY ile ilişkili pansiyonda kaldığı hususu gösterilmiş ise de; davacının 2013-2014 yılında yurtta kaldığı ve o tarihte öğrenci olup barınma zorluğu da dikkate alındığında aradan geçen süre ile öğrencilik durumunun gözetilerek anılan örgütle davacı arasında güvenliği zedeleyecek ne tür bir ilişkinin bulunduğunun ortaya konulmadığı, davacı hakkında terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyabilecek somut kanaate ve bilgiye dayalı, güvenilir, teyit edilebilir ve ön yargıdan uzak hukuken denetlenebilir nitelikte bulgular elde edilmediği sonuç ve kanaatine varıldığından, davacı hakkında güvenlik araştırmasının olumsuz geldiğinden bahisle tesis edilen ihtilafa konu ilişik kesme işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; 2577 sayılı Yasanın 45/4 maddesi uyarınca incelenen davada  dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf  safhasına ait toplam 347,70-TL yargılama giderinin ve iş bu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya verilmesine; artan tebligat avansının davacıya iadesine, anılan Yasanın 46. maddesinin (c) bendi gereğince 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, ../../2018 tarihinde oyçokluğuyla  karar verildi.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu