İdare Hukuku

Memurluğa Girişte Güvenlik Soruşturması

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 48. maddede belirtilen koşullara sahip olan ve ilgili diğer koşulları yerine getiren kişiler, devlet memurluğuna ve kamu görevine girme hakkını elde ederler. 15 Temmuz sonrası KHK ile yapılan değişiklik ile memurluğa girişte güvenlik soruşturması zorunluluk haline getirilmiştir. Yapılan yeni düzenlemeler sonucunda memurluğa girişte güvenlik soruşturması usul ve esasları yeniden belirlenmiştir. Bu kapsamda soruşturmaya tabi tutulan adayın hangi kriterlere göre değerlendirilerek göreve başlatılacağı hususu netleştirilmiştir.

Devlet, memur adaylarını güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması adı altında soruşturmaya tabi tutarak, bu araştırma sonucunda alınan bilgi ve belgelere göre kişiyi atama veya atamama yoluna gidebilmektedir. Bu kararı verirken toplanan bilgi ve belgeler çerçevesinde tamamen hukuki karar vermek zorundadır.  Fakat uygulamada karar verme noktasında birçok aksaklık yaşanmaktadır. Zira idareler takdir yetkisini kullanırken sınırsız ve hukuka aykırı davranmaktadır.

Memurluk Güvenlik Soruşturması Nedir?

Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasını da bünyesinde barındıran daha çok istihbari bilgileri ihtiva eden ve adli kayıtlar dışındaki alanda yapılan araştırmadır. Bu sebeple güvenlik soruşturması arşiv araştırmasına göre daha kapsamlı ve detaylıdır. Güvenlik soruşturması adli kayıtların tespiti dışında bir amaca “sakıncalılığın” saptanmasına yöneliktir. Bu kavram somut, kesin, teyit edilebilir olmaktan ziyade kişisel ve soyut bir kavramdır. Bu sebeple hukuki olarak denetlenmesi mümkün değildir. Güvenlik soruşturması ile “suçluluk” dışında bir “sakıncalılık” durumu yaratılmaktadır. Bu kavram ile kişilerin mesleğe girmeleri engellenmektedir.

Diğer taraftan idare memur alımında belli şartları araması gayet normaldir. Bu husus anayasada hüküm altına alınmıştır. Fakat yapılacak değerlendirme hukuki olarak anayasal ilkeler çerçevesinde olmalıdır.

Memurluğa girişte güvenlik soruşturması nasıl yapılır? sorusunun cevabı: Güvenlik soruşturmasında; Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılacak araştırmada; kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının, hakkında herhangi tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesi yapılacak , kişinin bulunduğu ortam bütün olarak değerlendirilecek, talep eden kuruma rapor halinde sunulacaktır. İlgili kurumun değerlendirme komisyonu bu bilgi ve raporlar çerçevesinde bir karar verecektir. Memurluğa girişte güvenlik soruşturmasını kim yapar ? sorusunun cevabını üstte vermiş olsak da tekrar belirtmekte fayda var Güvenlik soruşturmasını Emniyet Müdürlüğü, MİT ve ilgili Bakanlık yapmaktadır.

Bazı anayasal hakların kullanımını sakıncalı olmama durumuna bağlı kılmak, Anayasa’nın 13. maddesindeki amaçları elde etmeye yarar bir yöntem değildir. Vatandaşları güveli-güvensiz, sakıncalı-sakıncasız gibi tanımlamalarla ayırmak, devletin yansızlığı, objektifliği ilkelerine uygun değildir. Çünkü sakıncalılık nesnel ölçütleri olan bir kavram değil, belirsiz bir kavramdır. Tüm gereklere uyulmasına rağmen, kişinin hakkını kullanması yönetimin takdirine bırakılmışsa anayasal hakkın özüne dokunulmuş olur. Güvenlik soruşturması bu amaca yönelik uygulamadır. Sakıncalılığın esas alınarak hak ve hürriyetlerin kullanımına engel olunması, yönetime oldukça keyfi bir takdir alanı açmaktadır. Bu şekilde belirsiz bir kavramın ölçüt olarak alınması, işlemin yargısal denetimini de etkisizleştirebilir.

Memurluk Güvenlik Soruşturmasında Ailemde İşlenen Suçlar Beni Etkiler mi?

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği 11. madde kapsamında; güvenlik soruşturması ile arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam dikkate alınarak, kişinin kayıtlı ikamet adresi ile fiilen ikamet ettiği adres esas alınmak suretiyle yapılır. Yani kişinin bulunduğu ortam ve çevresi araştırılır. Kendisi ve kendisini etkileyebilecek yakın çevresinde bulunan kişilerin bu örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olup olmadığı, örgütle sıkı işbirliği içinde bulunup bulunmadığı, bunları destekleyip desteklemediği, sempatizanı olup olmadığı gibi hususların araştırılması gerekmektedir. Bu sebeple anne, baba, kardeş, veli, vasi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler araştırılır. Yine subay, astsubay, uzman çavuş ya da polisler de bu husus ayrıca ve açıkça düzenlenmiştir. Tüm bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde üstte sayılan yakınlarınız güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakılacak, bu kapsamda karar verilecektir.

Yönetmeliğin 11. maddesindeki, ‘kişinin içinde bulunduğu ortamda dikkate alınarak’ ibaresi önem arz etmektedir. Bu duruma ilişkin kişinin yakınları ve birinci derece akrabaları ile ilgili bilgilerin bu kapsama girip girmediği hususu, Danıştay 1. Dairesi’nin bir kararında; Yönetmelik hükümlerine göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak kişilerle sınırlandırılmadığı, kişi hakkında yeterli ve sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için kişinin içinde bulunduğu ortam ile yakınlarını ve birinci derece akrabalarını da kapsayacak şekilde yaptırılmasının öngörüldüğü vurgulanmıştır.

Bu Kararda ayrıca Anayasanın 38. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “Ceza sorumluluğu şahsidir” hükmünün, suç işleyen kişinin dışındakilerin bu suç nedeniyle cezalandırılmayacağını öngören ceza hukukuna ilişkin evrensel bir ilke olduğu, kişinin yakınları ve birinci derece akrabalarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulmasının onlar bakımından bir cezalandırma olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, aksine güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin esas ve usullerin idarenin işleyişiyle ilgili bulunduğu, bu durumda Anayasanın yukarıda belirtilen hükmünün duraksamanın giderilmesinde uygun hukuki çözüm aracı olarak değerlendirilmesi olanağı olmadığı belirtilmiştir. (Danıştay 1.D., 25.03.2003, E.2003/15, K.2003/40).

İdari Davalarda Avukat Tutmak Zorunlu mu?

Türk Hukuku’nda tarafların avukat ile temsil edilmesi gibi bir zorunluluk düzenlenmemiştir. Aksine herkesin mahkemelerde kendisini temsil etme hakkı vardır. Ancak her alanda olduğu gibi hukuki konular da uzmanlık gerektirir. Kanun, tüzük, yönetmelikler,Danıştay içtihatları ve mahkeme uygulamaları karşısında hak kaybına uğramamanız için bu alanda uzman avukattan hukuki yardım almanız gereklidir.

Güvenlik soruşturmasının istihbari nitelikte ve somut olarak kanıtlanamamış bazı gerekçelere dayandırılması işlemin iptali için geçerli bir sebeptir. İdare her işleminde somut sebeplere dayanmak zorundadır, aksi takdirde tesis etmiş olduğu idari işlemler hukuki anlamda sakat işlemler olup iptal edilebilirler.

İdari davalarda da avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Şahıslar kendileri, şirketler ise yetkilileri aracılığıyla davalarını açabilir ve yürütebilirler. Ancak baştan sona teknik ve hukuki koşullarla dolu bu süreç olduğu ve yapılan bir hata neticesinde davanız reddedilebilir. Buda haklı olduğunuz davada usulden veya esastan davayı kaybetmeniz anlamına gelecektir.  Bu riskle karşı karşıya kalmamak için idare hukuku konusunda uzman avukattan hizmet almanız önemlidir. Bu sayede hem hukuken haklı olduğunuz davada alacağınızı tahsil edeceksiniz hem de hızlı ve hatasız şekilde sürecinizin tamamlanması sağlanmış olacaksınızdır.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu