Adli Para Cezası Nedir? Nereye Ödenir?

Adli Para Cezası Nedir? Nereye Ödenir?

adli para cezasi tck 52

Adli para cezası bir suç işlendiğinde kanun belirtilen paranın, Devletin Hazinesine ödenmesidir. Türk Ceza Yasası kapsamında ceza mahkemeleri sanık hakkında; hapis cezası, adli para cezası veya hem hapis cezası hem de adli para cezası birlikte verebilir. Adli para cezası bir suçun cezası olarak sadece ceza mahkemeleri tarafından verilebilir. Diğer tüm devlet kurumlarının verdiği para cezaları idari para cezasıdır. Adli para cezası ile idari para cezası birbirinden farklıdır. Adli para cezası, idari para cezasından farklı olarak ödenmediğinde hapis cezası ile sonuçlanabilecek bir ceza hukuku yaptırım türüdür. İdari para cezası, ödenmediği takdirde hapis cezasına çevrilemez. Türk Ceza Yasası kapsamında sanık hakkında 4 farklı yöntemle adli para cezası verilebilir. Bunlar;

  • Doğrudan Hükmedilen: Türk Ceza Yasasında herhangi bir suçun karşılığı doğrudan adli para cezası olarak düzenlenmiş ise hakim hapis cezası değil, doğrudan adli para cezası vermek zorundadır. Örneğin, TCK 288/1 maddesi gereği “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” doğrudan adli para cezasını gerektirmektedir. Bu madde kapsamında “Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.”
  • Seçenek Yaptırım Olan: TCK’da herhangi bir suçun karşılığı olarak hapis cezası veya adli para cezası yaptırımlarından sadece birinin uygulanması seçenek olarak öngörüldüğünde hükmedilen adli para cezası, seçenek yaptırım olan para cezasıdır. Yani ceza hakimi ister hapis cezası verir isterse adli para cezası verir. Örneğin, TCK 89/1 maddesi gereği “Taksirle yaralama” hapis cezası veya adli para cezasını gerektirmektedir. Bu madde kapsamında “Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”
  • Hapis Cezası ile Birlikte Hükmedilen: Türk Ceza Yasasında bazı suçlar bakımından hem hapis hem de adli para cezasının birlikte uygulanması öngörülmüştür. Burada kişinin ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü düşünüldüğü için hem hapis cezası hem adli para cezası birlikte hükmedilir. Örneğin, TCK 188/1 maddesi gereği “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” hapis cezası ve adli para cezasını birlikte gerektirmektedir. Bu madde kapsamında “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”
  • Hapis Cezasından Çevrilen: Kasten işlenen suçlarda bir yıl ve altındaki hapis cezaları, adli para cezasına çevrilebilir. Taksirle işlenen suçlarda ise ceza miktarına bakılmaksızın tüm cezalar adli para cezasına çevrilebilir. Örneğin; kasten işlenen yaralama suçundan 1 yıl altı ceza verilirse adli para cezasına çevrilir. Ya da taksirle işlenen yaralama suçunda 2 yıl 9 ay hapis cezası verilirse adli paraya çevrilebilir.

TCK madde 52, ceza kanunumuzda yer alan cezalardan birisi olan adli para cezasını düzenlemektedir. Adli para cezası, belli sınırlar dahilinde belirlenen gün sayısının, bir gün karşılığı olarak 20 ile 100 TL arasındaki miktarla çarpımı sonucunda ulaşılan meblağın Devlet Hazinesine ödenmesidir. TCK 52/4 hakime, adli para cezasının hangi zaman yapılacağı hususunda takdir imkanı vermektedir. Sanığın ekonomik ve şahsi durumu göz önünde bulundurularak ödemeyi yapması için 1 yıllık bir süre verilebilir ya da ödeme taksitlendirilebilir. Ancak taksitlerin toplam süresi 2 yıldan fazla olamaz. Taksit sayısı da en az 4 olmalıdır. Zira taksitlendirme yapılmasa bile infaz sırasında 3 taksite ulaşmak mümkündür.

adli para cezasi madde kac
adli para cezasi madde kac

Adli Para Cezası Nedir?

Adli para cezası, bir suçun cezası olarak mahkemece belirlenen gün sayısı kadar hesaplanan bir meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesini gerektiren bir ceza yaptırımıdır (TCK m.52/1). TCK madde 52, ceza yasalarımızda yer alan cezalardan birisi olan adli para cezasını düzenlemektedir. Adli para cezası, belli sınırlar dahilinde belirlenen gün sayısının, bir gün karşılığı olarak 20 ile 100 TL arasındaki miktarla çarpımı sonucunda ulaşılan meblağın Devlet Hazinesine ödenmesidir. Yazıda adli para cezası, cezanın ödenmesi ve ödenmemesine dair bilgiler yer almaktadır. Adli para cezası kanun maddesinde yalnız olarak öngörülmüşse, adli cezasına hükmolunacak; hapis cezası ile birlikte öngörülmüş ise bu durumda her para iki cezaya birden hükmolunacak; hapis cezası ile birlikte seçimlik yaptırım olarak öngörülmüş bu durum da hapis veya para cezasına hükmolunacaktır. İştirak halinde işlenen suçlarda, sanıklar ayrı ayrı para cezasına mahkum edileceklerdir, sanıklara tek bir para cezası verip zincirleme veya eşit şekilde tahsiline karar verilemeyecektir, her bir sanık için ayrı ayrı belirlenecektir. Adli para cezası Türk Ceza Kanununda yer alan suçların işlenmesi halinde uygulanan müeyyidelerden biridir. Türk Ceza Kanununda yer alan suçların işlenmesi halinde hapis cezası ve adli para cezası yaptırımları uygulanabilir. Adli para ceza Türk Ceza Kanununun 52. maddesinde düzenlenmiştir.

TCK 52. Madde

  1. Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
  2. En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
  3. Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
  4. Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.

Adli Para Cezası Çeşitleri

  • Doğrudan hükmedilen
  • Seçenek yaptırım olan
  • Hapis cezasından çevrilen
  • Hapis cezası ile birlikte hükmedilen

Hükmedilen adli para cezasının miktarı ne olursa olsun, tek mahkeme kararındaki para cezası çok fazla olsa bile en fazla 3 yıl hapis cezasına çevrilebilir. Birden fazla mahkeme kararıyla mahkumiyet söz konusu ise hapis cezası toplamı 5 yılı geçemez.

Adli Para Cezasının Miktarı

Para cezası, hem ceza hukukunu hem de idare hukukunu ilgilendiren bir kavramdır. Bu nedenle ana hatlarıyla iki tür para cezası olduğu söylenebilir : İdari para cezası ve adli para cezası. İdari para cezaları, belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler, emniyet müdürlüğü gibi idari kurumlar tarafından vatandaşa kesilen para cezalarıdır. İdari para cezası ödenmediği takdirde sadece faiz işler, idari para cezası hapis cezasına dönüşmez. Adli para cezaları, yalnızca mahkemeler tarafından hükmedilebilen bir para cezası türüdür. Adli Para Cezası ödenmediği takdirde faiz işlemez. Adli para cezasının, kanunda alt ve/veya üst sınırının gösterilmediği hallerde;

  • Yalnız adli para cezası öngörülmüş ise alt sınır 5 gün, üst sınır 730 gün,
  • Hapis ile birlikte adli para cezası da öngörülmüş ise alt sınır 5 gün, üst sınır 730 gün,
  • Hapis ile seçimlik adli para cezası öngörülmüş ise, adli para cezasının alt sınırı hapis cezasının alt sınırı, adli para cezasının üst sınırı ise hapis cezasının üst sınırı kadardır.(19.12.2006 tarihinden önce işlenen suçlarda, bu durumda da alt sınır 5 gün, üst sınır 730 gündür.)
  • Hapis ile adli para cezasının birlikte öngörüldüğü suçlarda, hapis cezası alt sınırdan belirlenmişse, adli para cezası gerekçe göstermeden alt sınırdan ayrılarak belirlenemez.

Miktarını ceza hakimi takdir eder. Kanun miktarlar için alt ve üst limitler getirmiştir. Kanun alt ve üst sınır limiti getirmemiş ise en az 5 gün en çok 730 gün olarak kabul edilmektedir. Günlüğü ise 20 liradan 100 liraya kadar belirlenebilmektedir. Hâkim bu alt ve üst limit içerisinde bir miktarı, kişinin sosyal ve ekonomik durumunu göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun bir şekilde tayin edecektir. Miktarın hesaplanması için çeşitli yöntemler vardır. TCK’daki sistem ise ‘gün para cezası’ yöntemidir. Bahsettiğimiz yöntemde cezanın miktarı “(belirlenen gün sayısı) çarpı (takdir edilen miktar)” şeklinde hesaplanır. TCK 52/1 de bize bu açıklanmıştır: “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.”

‘Bir gün karşılığı takdir edilecek miktar’ adından da anlaşılacağı üzere hâkimin takdirindedir. Hâkim bu miktarı 20 TL’den az 100 TL’den fazla olacak şekilde belirleyemez. Şimdi bir örnek verelim ve üst sınırdan adli para cezasının miktarını hesaplayalım. Mala zarar verme suçunun üst sınırı 1095 gündü. Günlük miktarı da 20 TL alırsak, ortaya çıkan adli para cezası miktarı 2.190 TL olur. Sonuç olarak hakim tarafından öncelikle gün belirlemesi yapılacak, gün üzerinden indirim veya artırım yapılacak, bir gün karşılığı olarak adli para cezası daha sonrasında gün için miktar takdiri yapılacaktır.

Hapis Cezası Adli Para Cezasına Çevrilebilen Suçlar

Taksirle işlenebilen tüm suçlar ceza miktarına bakılmaksızın adli para cezasına çevrilebilir. Yani, taksirle işlenen suçlarda hükümlü 4 yıl ceza alsa bile bu ceza miktarına bakılmaksızın adli para cezasına çevrilebilir. (TCK 50/4 madde) Kasten işlenen suçlarda ise bu sınır 1 yıldır. 1 yıl ve altı cezalar para cezasına çevrilebilir.

  • Dolandırıcılık Suçu
  • Hırsızlık Suçu
  • Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçu
  • Kasten Yaralama Suçu
  • Taksirle yaralama
  • Tehdit
  • Şantaj
  • Cebir
  • Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçu
  • Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
  • Mala Zarar Verme Suçu
  • Hakaret Suçu
  • Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu
  • Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu
  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Kişisel Verileri Ele Geçirme, Yayma veya Başkasına Verme Suçu
  • Çevrenin Kasten veya Taksirle Kirletilmesi Suçu
  • İmar Kirliliği Suçu
  • Güveni Kötüye Kullanma Suçu
  • Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu
  • Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu
  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu
  • Mühür Bozma Suçu
  • Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu
  • İftira Suçu
  • Suç Üstlenme Suçu
  • Suç Uydurma Suçu
  • Suçluyu Kayırma Suçu
  • Yalan Tanıklık Suçu
  • Ses veya Görüntülerin Kayda Alınması Suçu
  • Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme Suçu
  • Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu
  • Görevi Kötüye Kullanma Suçu
  • Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu

Hapis Cezasının Adli Para Cezasına Çevrilmesinin Şartları

Adli para cezasına dönüştürme kararı mahkemenin bazı hususları değerlendirerek verdiği bir karardır. Sanığın kişiliği ekonomik durumu, sosyal  durumu mahkemede duyduğu pişmanlık gibi hususlar mahkeme tarafından değerlendirilir.

  • Adli Para Cezasının Belirlenmesi

Hakim, seçimlik yaptırımı gerektiren suçlarda öncelikle hapis veya adli cezasından birisini tercih edecektir, özellikle hapis cezasını seçtiğinde mutlaka neden seçtiğini gerekçesinde gösterecek, ayrıca bu hapis cezasının artık adli para cezasına çevrilemeyeceğini belirtecektir. Bu belirlemede, sanığın kişiliğinin dikkate alınması gerekir. Çünkü bu tercih, aslında cezanın bireyselleştirilmesi yöntemlerinden birini oluşturmaktadır. Başka bir anlatımla, işlenen suçla bağlantılı bir şekilde sanık bakımından hangi yaptırımın cezadan beklenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olduğuna bakılarak bu seçim yapılmalıdır.

Bu seçim yapılır iken TCK’nin 62/2. maddesindeki cezayı bireyselleştiren hususların yanı sıra sanığın ekonomik durumu da göz önünde tutulmalıdır. Yine seçimlik yaptırım olarak adli para cezası ile birlikte hapis cezası öngörüldüğü hallerde, sanık mükerrir ise TCK’nin 58/3. maddesine göre hakim artık para cezasını tercih edemeyecektir. Kanun maddesinde ister yalnızca adli para cezası öngörülsün, ister hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörülsün, isterse hapis cezası ile birlikte adli para cezası seçimlik yaptırım olarak öngörülsün tüm adli para cezalarının belirlenmesinde, aşağıdaki usul uygulanacaktır.

  • Para Cezasının Gün Olarak Tayin

İşlenen bir suçun öncelikle gün olarak hapis cezasının belirlenmesi gerekir. Gün olarak hapis cezasını belirlenirken;

  • Suçun işleniş biçimini,
  • Suçun işlendiği zaman ve yeri,
  • Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
  • Suçun konusunun önem ve değerini
  • Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını
  • Failin kusurunun ağırlığını
  • Failin güttüğü amaç ve saiki göz önüne alınır.

Dolandırıcılık Suçunda Adli Para Cezasının Belirlenmesi

8.7.2005 tarih ve 25869 sayılı Resmi Gazete yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5377 sayılı Yasayla TCK’nın 158/1. maddesine eklenen ek cümle uyarınca, dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak veya bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle ya da banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi halinde, faile verilecek hapis cezasının alt sınırı 3 yıldan, adli para cezasının miktarı ise, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bu hükmün 8.7.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda uygulanamayacak olmasıdır. Bu hükmün uygulanmasında mağdurun uğradığı zarara değil, failin elde ettiği yarara bakılacaktır.

5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer somut olayda suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.

Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde maddede öngörülen 5 ila 5.000 tam gün arasında belirlenecek gün sayısı üzerinden varsa artırım ve indirim maddeleri uygulanarak tespit olunan sonuç gün ile bir gün karşı 1 20-100 YTL arasında takdir edilecek miktar çarpımı yapılacak ve bulunan miktar, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az ise adli para cezası asgari bu miktara yükseltilerek sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekir.

Ceza Genel Kurulunun 01/11/2018 tarih ve 2015/23-1205; 2018/496 sayılı kararında özel dairelerin uygulaması benimsenmiş ve yasal düzenlemede yer alan adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı hususunun Yerel Mahkemece sonuç değil, temel adli para cezası belirlenirken göz önünde bulundurulması gerektiği kabul edilmiştir. Böylece özel daireler ile genel kurulun uygulaması uyumlu hale gelmiştir.

Yargıtay’ın en son uygulamasına göre, yasal düzenlemede yer alan adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı hususunun Yerel Mahkemece sonuç ceza olarak değil, temel adli para cezası belirlenirken göz önünde bulundurulması gerektiği, suçtan elde edilen haksız menfaatin miktarına göre temel cezanın belirlenmesi aşamasında gün birim sayısının tespit edileceği, artırım ve indirimlerin (örneğin TCK’nın 168 ve 62. Maddelerinin) bu belirlenen miktar üzerinden yapılması gerektiği kabul edilmektedir.

Örneğin: Haksız menfaat miktarının 4.000 TL, haksız menfaatin iki katının 8.000 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 400 gün para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62. Maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 333 gün cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilmek suretiyle netice olarak 6.666 TL cezasıyla cezalandırılmasına biçiminde uygulama yapılmalıdır.

adli para cezasi nereye odenir
adli para cezasi nasil odenir

Adli Para Cezası Taksitlendirme

Kural olarak mahkeme kararları kesinleştiği andan itibaren tamamen veya kesintisiz olarak infaz edilmesi gerekir. Ancak yasalar bazen sanığın ekonomik ve sosyal durumunu dikkate alarak infazın kesinleşmesinden itibaren belli bir süre sonra yapılması ve cezanın kısım kısım infaz edilmesi konusunda somut olayın özelliğine göre hakime takdir yetkisi vermişlerdir. Türk Ceza Kanununun 52/4. maddesine göre “Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.”

  • Taksitlendirmeye Konu Olacak Yaptırım

Taksitlendirilecek ceza, adli para cezasıdır. Para cezası dışında bir cezanın örneğin hapis cezasının veya güvenlik tedbirlerinin kısım kısım infazı söz konusu olamaz. Taksitlendirmeye konu adli para cezası, doğrudan verilen veya hapisten çevrilen olabilir. Fark yoktur. İkisi de taksitlendirilebilir.

  • Taksitlendirme Kararı

Taksitlendirme kararını hükmü veren mahkeme hükümle birlikte verecektir. Hüküm verdikten sonra mahkeme işin içine tekrar girerek taksitlendirme kararı veremez. Adli para cezası hükümde taksite bağlanmamışsa, bir aylık süre içinde mahkum olduğu adli para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine, Cumhuriyet savcısı tarafından geri kalan kısmın birer ay ara ile iki eşit taksitle ödenmesine izin verilir. Bu duruma kanuni taksitlendirme hakkı denir. Burada Cumhuriyet savcısının takdir yetkisi yoktur.

Hakim taksitlendirme yaparken, failin ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde tutacak, bu duruma göre verilen adli para cezasını failin bir defada ödeme imkanlarını araştıracaktır. Failin ekonomik durumu, failin isi, mesleği, mali durumu, geçimini neyle sağladığı, toplum içindeki konumunu ifade eder. Diğer şahsi halleri ise, doktrinde belirlendiği gibi “failin ailevi ve psikolojik durumu, yükümlülükleri, toplum içindeki yeri ve durumu, is ve sosyal hayatı gibi hususların yanında, geçimini ne ile sağladığı, kaç kişiye baktığı, evinin kendisinin mi, yoksa kira mı olduğu gibi, verilen adli para cezasını bir defada ödemesinin engelleyen tüm durumları kapsayan hususları içine alacağı kanaatindeyiz.

Yargıtay, sanığın aynı dosyada yargılandığı bir suçtan verilen adli para cezasının taksitlendirilip, diğer suçtan verilen adli para cezasının taksitlendirilmemesini bozma nedeni saymaktadır. Kanaatimizce hem gün para cezasının tayininde, hem de taksitlendirmede mahkemeye dayanak olması için, artık mahkemeler tensiple birlikte sanığın şahsi ve ekonomik durumlarını tüm dosyalarda araştırmak zorundadırlar.

Taksitlendirme talebi varsa, hakim bu konuda olumlu karar verecek, bu talebi karşılayacaktır. Sanık veya müdafii tarafından yapılan “lehe hükümlerin uygulanması” istemi, taksitlendirmeyi de içerdiğinden, mahkeme bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar vermelidir.

Adli Para Cezası Nereye Ödenir?

Adli para cezasının ödemesi için İnfaz Savcılığı tarafından gönderilen ödeme emrini alan hükümlü, Cumhuriyet Savcılığı İnfaz Bürosu’na başvurur. Bu büroya başvurduktan sonra hükümlü vergi dairesine yönlendirilir. Vergi dairesine vermesi için bir yazı yazılıp verilir. Cumhuriyet Savcılığı İnfaz Bürosu’nun göndereceği Para Cezası Ödeme Emrinin hükümlüye ulaşması, kararın kesinleşmesinden itibaren 2-3 ay arası sürer. Ödeme emrinin hükümlüye tebliğinden itibaren hükmedilen adli para cezasını 30 gün içerisinde ödemeniz gerekir. Hem TCK 50 hem TCK 52 kapsamındaki adli para cezasının infazı 5275 sayılı Kanunun 106. maddesi hükmüne göre yerine getirilecektir. (Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik madde 38 ve 39) Buna göre:

  1. Adli para cezasına ilişkin ilam Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
  2. Cumhuriyet Savcılığı hükümlüye otuz gün içinde cezanın ödenmesi için ödeme emri gönderir.
  3. Takside bağlanmamış cezanın üçte biri bir ay içinde ödenirse, kalan kısım birer ay arayla iki eşit taksitle ödenebilir. Bu taksitlendirmeyi  hükümlü talep etmelidir.

Ödeme emrini tebliğ alındıktan sonra Adliyede bulunan Cumhuriyet Savcılığı İnfaz Bürosu’na başvurulmalı ve buradan Vergi Dairesi’ni hitaben yazılmış bir yazı alınması gereklidir. İnfaz Bürosu’nun verdiği yazıyla Vergi Dairesi’ne ödeme yapıldıktan sonra yapılan ödemeye dair dekont alınarak Cumhuriyet Savcılığı İnfaz Bürosu’na teslim edilmelidir. Bu şekilde adli para cezasının infaz edildiği hem dosyaya hem de elektronik ortama kaydedilir. Bizzat hükümlü veya ceza avukatı aracılığıyla yapılabilir.

Adli Para Cezası İtiraz, Temyiz ve İstinaf Sınırı

Adli para cezası, ceza mahkemeleri tarafından verilen bir cezadır. Ceza mahkemeleri tarafından hükmedilen kararlara karşı itiraz veya istinaf kanun yollarına başvurmak mümkündür. Ancak, adli para cezası aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulamaz. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesinin verdiği karar kesindir. İtiraz ve istinaf kanun yollarına ancak kanunun belirlenen süreler içerisinde başvurulabilir. İnfaz aşamasına gelmiş adli para cezası aleyhine itiraz, istinaf veya temyiz yoluna başvurmak mümkün değildir. Sadece şartları varsa olağanüstü kanun yollarına başvurulabilir.

  • Adli Para Cezasına İtiraz: Adli para cezasına itiraz, verilen adli para cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi halinde mümkündür. Hakkında HAGB kararı verilen hükümlü mahkumiyet hükmüne itiraz edebilir. İtiraz başvurusu için herhangi bir miktar sınırı yoktur. HAGB kararına itirazı Ağır Ceza Mahkemesi inceler.
  • Adli Para Cezası Aleyhine İstinaf Başvurusu: Adli para cezası aleyhine istinaf kanun yolu ise HAGB kararı dışındaki mahkeme kararları için mümkün olmakla birlikte, doğrudan hükmedilen adli para cezası için istinaf sınırı mevcuttur. Adli para cezası istinaf sınırı 2023 yılı için 3000 (üç bin) TL’dir. İstinaf sınırı, yalnızca “doğrudan” hükmedilen 3000 TL ve altındaki adli para cezaları için geçerlidir. Yani, doğrudan verilen 3000 TL (dahil) ve altındaki adli para cezaları istinaf yoluna gidilemez, yerel mahkemenin verdiği karar kesindir.. Fakat, hapis cezasından çevrilen adli para cezaları için istinaf sınırı yoktur. Hapis cezasından çevrilen adli para cezalarının miktarı ne olursa olsun, isterse 3000 TL’nin altında olsun, bu cezalar aleyhine her zaman istinaf başvurusu yapılabilir.
  • Adli Para Cezasının Temyizi: Miktarı ne olursa olsun adli para cezasına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez (CMK md. 286/2-a). Ayrıca, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi (istinaf mahkemesi) kararları aleyhine temyiz yoluna gidilemez (CMK md. 286/2-c).

Adli Para Cezası Ödeme Emri

Adli Para Cezası Ödeme Emri

Ödeme Emrini Çıkaran Cumhuriyet Başsavcılığı :

İlamat No                               :

Hükümlünün Adı Soyadı :

Hükümlünün Kimliği       :

Hükümlünün Adresi         :

Hükmü Veren Mahkeme :

Hükmün Tarih ve Numarası :

Hükmedilen Para Cezasının Miktarı ve Nevi :

Ödenecek Para Cezasının Miktarı ve Nevi      :

Adli para cezası bağlanmış ise ( ) ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ilk taksiti ödemeniz ve kalan taksitleri birer aylık süreler içinde ödemeniz, adli para cezası mahkemece takside bağlanmamış ise, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 aylık süre içerisinde adli para cezasının 1/3’nü, geri kalan kısmını birer ay ara ile iki eşit taksitte ödemeniz;

Taksitlendirme halinde taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde taksitlendirme işleminin hükümsüz kalacağı,

Yasal süre olan 1 ay içinde ödeme yapılmaması halinde adli para cezasının tamamı üzerinden, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde bakiye üzerinden 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirinin İnfazı hakkındaki Kanunun 106/3 maddesi gereğince, işbu adli para cezasının ödenmeyen kısmına karşılık gelen gün miktarınca hapse çevrileceği, hapis yerine iki (2) saat karşılığı bir (1) gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılacağınız, günlük çalışma süresinin en az iki saat ve en çok sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirleneceği, hakkınızda hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymamanız halinde çalıştığınız günlerin hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmının tamamının açık ceza infaz kurumunda yerine getirileceğinin,

Adli para cezasından çevrilen hapis cezası yerine kamuya yararlı bir işte çalıştırılmak veya açık ceza infaz kurumunda çektirilmek suretiyle infazı aşamasında bakiye adli para cezasının tamamının ödenmesi halinde, adli para cezasından çevrilme hapis cezası yerine kamuya yararlı bir işte çalıştırılma veya hapis cezasının açık ceza infaz kurumunda çektirilmesi uygulanmasına son verileceği,

Adli para cezasından çevrilen hapis cezasının infazında erteleme ve koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağı, Ödeme işlemleri için Cumhuriyet Başsavcılığımıza başvurabileceğiniz gibi bulunduğunuz yer Cumhuriyet Başsavcılığına da başvurabileceğiniz hususları TEBLİĞ olunur. 10/11/2021

                         Ankara Cumhuriyet Savcısı 

adli para cezasi tck 52
adli para cezasi

Adli Para Cezasının Ödenmezse Ne Olur?

Tüm adli para cezaları için ceza alan kişiye (Hükümlüye) bir ödeme emri tebliğ edilir. Tebliğ olunan ödeme emriyle hükümlü, belli süre içinde adli para cezasını ödemeye veya kamuya yararlı işte çalışma tedbirini kabul ediyorsa, kabul ettiğini beyan etmeye davet edilir. Bu davet yapılmak zorundadır.

  • Hükümlü kamuya yararlı işte çalışmayı kabul ederse; hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Bu şekilde hükümlü kamuya yararlı işte çalışarak tüm cezasını infaz edebilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması halinde çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilir. Kalan ceza ise hapis cezasına çevrilir. Hapis cezasına çevrilen cezanın infazı için hükümlü tutuklanarak cezaevine gönderilir.
  • Adli para cezasını ödemeyen ve kamuya yararlı işte çalışma isteminde bulunmayan hükümlü, belli bir prosedüre göre bazı yükümlülükler içerisine girer. Ödeme emri tebliğden sonra adli para cezası ödenmez ve kamuya yararlı işte çalışma tedbiri süresi içinde kabul edilmezse; Cumhuriyet Savcısının kararı ile hükümlüye verilen para cezasının ödenmeyen kısmı hapis cezasına çevrilir. Süresinde ödenmeyen veya kamuya yararlı işte çalışmayla ilgili denetimli serbestlik kurallarına uymayan hükümlü ile ilgili adli para cezası, hapse çevrildikten sonra ödenirse hükümlü tahliye edilir. Yani, tüm adli para cezaları, ne şekilde hapse çevrilmiş olursa olsun, hükümlü hapisteyken ödenerek tahliyesi sağlanabilir.

Adli Para Cezası İtiraz, İstinaf ve Temyiz

Adli para cezası, ceza mahkemeleri tarafından verilen bir karadır. Ceza Mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı itiraz veya istinaf kanun yollarına başvurmak mümkündür. Ancak, adli para cezası aleyhine temyiz kanun yoluna gitmek mümkün değildir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemelerinin verdiği karar kesindir.

İtiraz ve istinaf kanun yollarına ancak kanunun belirlenen süreler içerisinde başvurulabilir. İnfaz aşamasına gelmiş adli para cezası aleyhine itiraz, istinaf veya temyiz yoluna başvurmak mümkün değildir.

  • Adli Para Cezasına İtiraz: Hükmedilen adli para cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi halinde mümkündür. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen hükümlü mahkumiyet hükmüne itiraz edebilir. İtiraz bir üst mahkemeye yapılır. Yani asliye ceza mahkemesi karar vermişse ağır ceza mahkemesine itiraz edilir.
  • Adli Para Cezası Aleyhine İstinaf Kanun Yoluna Başvuru: İstinaf kanun yoluna, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı dışındaki mahkeme kararları için mümkündür. Doğrudan hükmedilen para cezası için istinaf sınırı vardır. Adli para cezası istinaf sınırı 2021 yılı için 13.740 TL’dir. İstinaf sınırı, yalnızca “doğrudan” hükmedilen 13.740 TL ve üstündeki adli para cezaları için geçerlidir. Yani, doğrudan verilen 13.740 TL (dahil) ve altındaki adli para cezaları istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Fakat, hapis cezasından çevrilen adli para cezaları için istinaf sınırı yoktur. Hapis cezasından çevrilen adli para cezalarının miktarı ne olursa olsun, isterse 13.740 TL’nin altında olsun, bu cezalar aleyhine her zaman istinaf kanun yoluna başvurulabilir.
  • Adli Para Cezasının Temyizi: Miktarı ne olursa olsun adli para cezasına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz kanun yoluna başvurulamaz. (CMK 286/2 madde) Ayrıca, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları aleyhine temyiz yoluna gidilemez. (CMK 286/2-c madde)

Adli Para Cezası Yargıtay Kararları

11. Ceza Dairesi 2021/12153 E. 2021/6998 K.

  • TCK 52. Madde 
  • Adli Para Cezası

A)Sanık hakkında “ 2007 takvim yılında Sahte Fatura Kullanma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafileri ile katılan vekilinin, “ 2008 takvim yılında Sahte Fatura Kullanma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafilerinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;

Sanığa yüklenen “2007 ve 2008 takvim yıllarında Sahte Fatura Kullanma” suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafileri ile katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE

B)Sanık hakkında “ Defter, kayıt ve belgeleri gizleme ” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafileri ile katılan vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;

1)213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 139. maddesine göre vergi incelemelerinin iş yerinde yapılması gerektiği, iş yeri faal olan sanığın hesaplarının dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı Yasanın 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin incelemeyi yapan vergi denetmeninden sorulması, iş yeri dışında inceleme yapılması gerektiğine ilişkin bir tespiti varsa buna ilişkin belgenin dosyaya ibrazının istenmesi, aksi takdirde yapılan tebligatın hukuki sonuç doğurmayacağı ve bu itibarla suçun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmakla, eksik araştırma neticesinde mahkumiyet hükmü kurulması,

2)Kabule göre de;

a)5271 sayılı CMK’nin 5728 sayılı Kanun ile değişik 231/5. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu neticesinde oluşan herhangi bir somut maddi zarar bulunmadığı halde, hakkında takdiri indirim uygulanarak cezası ertelenen ve engel adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, hükmün gerekçesinde müşteki kurumun zararını gidermemiş olması nedeniyle, hüküm fıkrasında ise takdiren denmek suretiyle çelişkiye neden olacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi, yasaya aykırı,

b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafileri ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 22.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


11. Ceza Dairesi 2021/14639 E. 2021/6920 K.

  • TCK 52. Madde 
  • Adli Para

7035 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinin 1. fıkrasının Bölge Adliye Mahkemelerinden verilen kararlara ilişkin temyiz süresini düzenlediği, daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin CMUK’nin 310. maddesine göre 1 hafta olduğu, ancak verilen hükümde temyiz süresi 15 gün olarak gösterilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı anlaşıldığından, temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek ve sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1-) Sanık hakkında hükmolunan hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,

2-) Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,

3-) 07.12.2011 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 2011 şeklinde yazılması, yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının adli para cezasına ilişkin kısmından “60 gün”, “50 gün”, “1.000 TL” ibarelerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi, hüküm fıkrasında yer alan “Sanığa para cezasını süresi içerisinde ödememesi halinde hapse çevrileceği hususunun ihtarına (ihtarat yapılamadı),” ibaresinin çıkarılarak, yerine “ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 106/3. maddesi gereğince infazına” ibaresinin yazılması, gerekçeli karar başlığının suç tarihi kısmında yer alan 2011 ibaresi çıkarılarak yerine 07.12.2011 yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


9. Ceza Dairesi 2021/19716 E. 2021/7857 K.

  • TCK 52. Madde
  • Adli Para

Dosya kapsamına göre, suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 21.01.2020 gün ve 2019/13238 Esas 2020/1688 Karar sayılı ilamında da “….İnceleme konusu somut olayda; suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hakaret suçundan adli para cezası verildiği, sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasını kabul edip etmediğinin sorulmadığı anlaşılmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif şartlarının oluşması karşısında, mahkemece subjektif koşul da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun ve lehe hüküm uygulanması talep ettiği halde sanık hakkında TCK’nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılmaması hukuka aykırıdır…. sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA…” şeklinde belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, sanığın 16.12.2019 tarihli duruşmada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını talep ettiği nazara alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususu tartışılmadan yazılı şekilde sanık aleyhine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01.03.2021 günlü, 94660652-105-34-20092-2020-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakla birlikte dosya Daireye tevdi kılınmakla gereği görüşüldü:

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının usul hukuku kurumu olması nedeniyle re’sen ve zorunlu olarak tartışılması gerektiği nazara alındığında kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2020 gün ve 2019/646 Esas, 2020/31 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/4-c. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına ve dosyanın merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Ceza Genel Kurulu Esas No:2013/4-567 Karar No: 2014/409 CD Karar No: 4170 Tarih: 30.09.2014

Evli 4 çocuklu olan ve kendi beyanına göre aylık 200 Lira kazancı bulunan sanığa kendi arazisi üzerindeki 20 m³lik evine yapı ruhsatiyesi almadan 4.90 mx4.90 m ebatlarında tek odadan oluşan bir bölüm eklemesi fiili nedeniyle yerel mahkemece imar kirliliğine neden olma suçundan TCK’nın 184/1. maddesi uyarınca verilen 1 yıl hapis ceza- sının aynı kanunun 50/1-a ve 52 maddeleri uyarınca seçenek yaptırıma dönüştürülerek hükmolunan 7.300 Lira adli para cezasının, sanığın ekonomik durumu ve şahsi halleri gözönüne alındığında TCK’nın 52/4 maddesi uyarınca taksitlendirilmesi konusunda değerlendirilme yapılmamasında isabet bulunmamaktadır. Diğer taraftan, infaz aşamasında ödeme emrinin kendisine tebliği üzerine 30 gün içinde adli para cezasının üçte birinin ödenmesinden sonra geriye kalan kısmın iki eşit taksitte tahsili imkanı bulun- makta ise de, hükmedilen para cezasının miktarı ve sanığın ekonomik durumuna göre bunun yeterli olmayacağı ortadadır.

Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün Özel Dairece sanık hakkında TCK’nın 52/4 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.


Ceza Genel Kurulu 2011/9-112 E-2011/ 153 Κ. 28.06.2011 Т.

TCK 61/9 m. suç tarihinden sonra yürürlüğe girdiğinden 52/1 m. uyarınca para cezasının alı sınırının 5 gün olması gerekir.


Ceza Genel Kurulu 2010/2-248 E- 2011/104 K CD Karar No: 7575 Tarih: 24.05.2011

Olayımızda da, somut verileri dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendiren ha kim, alt sınır olan “20 Liradan” uzaklaşarak “40 Lirayı” takdir etmiş, bu miktarı uygulamak suretiyle bulduğu cezayı da birer ay ara ile 10 eşit taksitte ödenmek üzere taksitlendirmiştir. Hakimin bu konudaki takdir yetkisine müdahale edilerek, takdir yetkisinin alanının bu denli daraltılması müessesenin amaçlarıyla örtüşmeyecektir. Zira, sonuç olarak verilen 3600 Lira adli para cezası sabit maaşı, kendisiyle birlikte oturduğu düşünülen çocuğu adına kayıtlı bakkal dükkanı, kamyoneti, evi ve arsası bulunan bir kişi için ödenemeyecek bir miktar olmadığı gibi, cezanın bu kişi üzerinde etkili olması açısından da uygun bir miktar olarak görünmektedir. Kaldı ki, taksitlendirme nedeniyle sonuç adli para cezası da 10 ayda ödenecektir.

Dolayısıyla, sonuç adli para cezası hesaplanırken, bir gün karşılığı uygulanacak para cezasının “20 Lira” yerine “40 Lira” olarak takdir edilmesi gerektiğine yönelik yerel mahkeme direnme kararı da isabetlidir.


Ceza Genel Kurulu 2012/15-1364 Ε. 2013/51 K. CD Karar No: 7979 Tarih: 12.02.2013

Alt sınırdan ceza tayin eden yerel mahkemece, hapis cezasının yarında temel para cezası olarak belirlenen beş günün, TCK’nın 62 maddesindeki takdiri indirim hükmü uygulanmak suretiyle dört güne indirilmesi, aynı kanunun 52/1 maddesi uyarınca günlüğü 20 Liradan uygulama yapılarak 80 Lira adli para cezasına hükmolunması, ancak 158. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca bu miktar suçtan elde edilen 850 Liralık haksız menfaatin iki katından az olamayacağından para cezasının 1.700 Liraya yükseltilmesi isabetli bir uygulamadır.


5. Ceza Dairesi 2011/8770 E. 2012/1986 Κ. 30.01.2012 T.

5237 sayılı yasa’da 765 sayılı yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi kabul edilmiş “nispi para cezası”na yer verilmemiştir Dolayısıyla 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezasınm tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının tespiti gerekir Suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise TCK’nın 61 maddesi hükmü gözönünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanun’un 52 maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise, o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanun’un 52 maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.


15. Ceza Dairesi 2011/11924 Ε. 2012/32898 Κ. 27.03.2012 T.

Hiçbir sosyal güvencesi olmayıp, ödeme gücünün bulunmaması nedeniyle kendisinden acil sağlık hizmeti bedelinin alınamayacağı ve bu nedenle herhangi bir zararın söz konusu olmayacağı anlaşılan sanığa atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerekir.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık