cebir sucu cezasi ne kadar

Cebir suçu; maddi güç kullanarak bir kimsenin belli bir davranışta bulunmaya zorlanmasıyla oluşur. Cebir suçu, TCK 108. maddesinde “Hürriyete Karşı Suçlar” arasında düzenlenmesine rağmen, yaralama suçunun nitelikli hali olarak da uygulamada kabul edilmektedir.

Cebir suçunun koruduğu hukuki yarar, vücut dokunulmazlığı, kişinin karar verme ve hareket özgürlüğüdür. Çünkü, kişinin vücut bütünlüğü ihlal edilerek bir şeyi yapması veya yapmaması istenmektedir. Cebir suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının Kişilere Karşı Suçlar başlığını taşıyan İkinci Kısmının Hürriyete Karşı Suçlar başlıklı Yedinci Bölümünün 108. maddesinde yer almaktadır. 765 sayılı eski TCK’ dan farklı olarak yeni 5237 sayılı TCK’ da ayrı bir hükümle düzenlenen cebir suçunun özelliklerini, unsurlarını, cezasını, görevli mahkemeyi, zamanaşımını, uzlaşmayı, şikayet süresini, adli para cezası, erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hususlarını bu makalemizde inceleyeceğiz.

Hakaret suçu ve cezası hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/hakaret-sucu-cezasi-tck-125-madde/

Cebir Suçu Nedir?

Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere Latince karşılığı “vis compulsiva” olan cebir, gerçek veya var olduğu sanılan bir engeli ortadan kaldırmak için fiziki enerji kullanmaktan ibarettir. Dolayısı ile fiziki güç kullanarak bir kimsenin belli bir davranışta bulunmaya zorlanması ile cebir suçu oluşacaktır. Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Cebir halinde kişi bir acı hissetmektedir ve bu acının etkisiyle belli bir davranışı gerçekleştirmeye zorlanmaktadır. Buna karşılık, tehdit hâlinde, kişi bir tecavüzün, kötülüğün ileride meydana geleceği bildirilerek korkutulmaktadır.

Cebir suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 108. maddesinde;

“Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.”

şeklinde düzenlenmiştir.

Cebir, hürriyete karşı işlenen suçlar bölümünde yer almasına rağmen işleniş biçimi nedeniyle kasten yaralama ile karıştırılan bir fiildir. Bunun sebebi her iki fiilde de kişinin vücut bütünlüğüne müdahalenin olması ve cebir suçunun işlenmesi halinde uygulanacak yaptırım konusunda kanun koyucunun TCK md.86 kasten yaralama suçuna atıf yapmasıdır. Bu düzenlemede, cebir kullanma suçuyla ilgili olarak öngörülen ceza, kasten yaralama suçundan dolayı verilecek cezanın belli bir oranda artırılmasından ibarettir. Cebir suçu aynı zamanda kasten yaralama suçunun nitelikli hali olarak kabul edilmektedir.

Madde metninde cebir suçu, mağduru bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için zorlama şeklinde karşımıza çıkar. Cebir aslında yaralama suçunda olduğu gibi insan vücuduna acı verici fiziki bir müdahale ile icra edilir. Yani cebir ile ilgili fiiller aynı zamanda kasten yaralama suçuna da vücut veren fiillerdir. Fakat kasten yaralama suçundan farklı olarak, bahse konu fiillerin icra ediliş amacı suçun niteliğinin cebir olarak kabul edilmesi şeklinde kanunda düzenlenmiştir.

Cebir Suçu Şartları Nedir?

Cebir suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilir:

  • Cebir suçunun faili herkes olabilir.
  • Suçun hukuki konusu mağdurun bedeni, fiziki yapısıdır.
  • Bu suç sadece kasten işlenebilir ve suçun işlenebilmesi için genel kast yeterlidir.
  • Cebir suçu 5237 sayılı TCK m.108’e göre seçimlik hareketli bir suç olup birden fazla hareket ile işlenmesi mümkündür. Üç farklı hareketle işlenebilir;

Bir şeyi yapmaya zorlama: Örneğin, aracının önüne başka bir aracın park ettiğini görüp çekmesini istemesine karşın aracını çekmeyen kişiyi isteğini yerine getirmediğinden bahisle dövmesi ve aracı oradan çekmesini istemesi

Bir şeyi yapmamaya zorlama: Örneğin; dayısının yeğeninin okula gitmemesi için çantasını saklaması ve yeğenini yaralaması

Bir şeyin yapılmasına müsaade etmesi için mağduru zorlama: Örneğin; failin mağdura ait dükkanın bahçesinden ablasının dükkanına geçmek için müsaade istemesi izin vermemesi üzerine mağduru hırpalaması.

cebir sucu cezasi
cebir sucu

Cebir Suçu Unsurları

  • Fail

Bu suçta fail açısından TCK’nın 108. Maddesi metninde özel olarak aranan bir özellik bulunmamaktadır. Bu suç özgü suç tiplerinden değildir. Söz konusu suçun faili herkes olabilir. Cebir suçunun faili hem gerçek hem tüzel kişi olabilir. Zira TCK md. 111 ‘de cebir suçu sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbiri uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

 Eğer fail kendisine kanun tarafından zor kullanma yetkisi verilmiş bir kamu görevlisi ise, kişilere karşı görevin gereği olarak uygulandığı için cebir eylemi oluşmayacaktır. Ancak zor kullanma yetkisine sahip olmayan kamu görevlisi nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle cebir fiilini uygularsa öncelikle TCK m.86/1-2 uyarınca ceza belirlendikten sonra 3-d. fıkrasınca artırılır. Son olarak ise TCKm.108 maddesi uygulanır.

  • Mağdur

Cebir suçunun madde düzenlemesinde “kişi” den söz edildiği için bu suçun mağduru gerçek kişi olmak şartıyla herkes olabilir. Mağdur açısından özgü bir durum söz konusu değildir. Ancak, bu fiil, üstsoy, altsoy, eşe, kardeş veya beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı işlenirse; bu durumda TCK m. 86/3 gözetilerek cebir suçundan hüküm kurulur. Her ne kadar tüzel kişiler, suçun kişi özgürlüğüne karşı suçlardan olması sebebiyle bu suçun mağduru olamasa da tüzel kişilerin organlarını oluşturan kişilerin cebir suçunun mağduru olmasında bir engel yoktur.

Mağdurun isnat yeteneğine sahip olması gerekmez. Cebirde kural olarak mağdurun beden bütünlüğüne yönelik bir saldırı bulunması yeterli olmakla birlikte mağdurun failin yaptırmak istediği şeyi anlaması beklenmez. Öyle ki cebir gerçekleştiğinde; temyiz kudretine sahip olmayan çocuk, akıl hastası gibi isnat yeteneği olmayan ya da eksik olanlar bu suçun mağduru olabilirler.

Cebir suçu kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla işlenirse m.265’de düzenlenmiş bulunan görev yaptırmamak için direnme suçuna vücut verecektir.

  • Suçun Konusu

Cebir suçunun konusunu mağdurun bedeni, fiziki yapısı oluşturur. Bu suç mağdurun bedeni üzerinde yani fiziki varlığı üstünde işlenir. Bu suçla korunan hukuki yarar kişinin iradesi olsa bile; bu suçun işlenmesiyle sağlanmak istenen kişinin iradesi bir şeyi yapmak istemesine rağmen mağdura karşı fiili gerçekleştirerek; bedeni üzerinde engeller oluşturmak suretiyle bedeni ile iradesinin çatışmasıdır. Tehdit, şantaj gibi diğer hürriyete karşı suçlardan farklı olarak cebirde kişinin beden bütünlüğüne yönelik bir saldırı mevcuttur. Bu nedenle cebir suçu diğer hürriyete karşı suçlardan farklı olarak ayrıca kişinin ruh ve beden bütünlüğü de korunmaktadır.

  • Fiil

Cebir suçu, seçimlik hareketli suç olup birden fazla hareket ile işlenmesi mümkündür. Cebir suçu üç farklı hareketle işlenebilir; mağduru bir şeyi yapmaya zorlama, mağduru bir şeyi yapmamaya zorlama bir şeyin yapılmasına müsaade etmesi için mağduru zorlamadır. Ayrıca cebrin uygulanma biçimi önemli olmadığından serbest hareketli suçtur. Mağdurun karşı koymasını güçleştiren, direncin ortadan kaldıran etkileri cebir olarak kabul edebiliriz. Cebir suçunda mağdur bir şey yapmaya veya yapmamaya ya da failin yapmasına izin vermeye zorlandığı için salt hareket suçudur. Bu zorlamanın gerçekleştiği anda ise fiil tamamlanmış olmaktadır.

Cebir; aslında tipik bir yaralama suçudur. Bu suç mutlaka fail ile mağdur arasında fiziksel bir temasın olmasını gerektirir. Bir kimseye karşı bir daha top oynarsan bacaklarını kırarım demek tehdit suçunu oluştururken; oynamasını engellemek için bacağını kırmak, tutmak cebir suçunu oluşturur.

  • Manevi Unsur

Bu suç genel kasıtla işlenen bir suç olduğu için suçun bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekir. Başka birisinin bir şeyi yapacağını veya yapmayacağını veya o şeyin yapılmasına müsaade edeceğini kendi hareketinin sonucu olarak öngörerek o kişiyi zorlama iradesiyle hareket etmesi bu suçun kast unsurunun oluştuğunu gösterir. Failin amacı önemli ve belirleyicidir. Mağdura karşı bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi dışında bir amaç mevcut ise, cebir suçu oluşmayacaktır.

Belirtmek gerekir ki, mağdurun cebir suçunu madde de sayılan hususlar dışında başka bir amaçla işlemesi halinde farklı suçlara vücut verecektir. Örneğin, malvarlığı açısından büyük bir zarara uğratmak kastı ile gerçekleştirdiğinde cebir suçu değil, yağma suçu söz konusu olacaktır.

Cebir Suçu Cezası Nedir?

Cebir suçunun cezası Türk Ceza Kanununun 108. Maddesi uyarınca kasten yaralama suçundan dolayı verilecek cezanın belli bir oranda artırılmasıdır. TCK m.108 de ;

“Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.” olarak düzenlenmiştir.

Görüldüğü üzere, cebir suçunun cezası, kasten yaralama suçu adına verilecek olan cezanın üçte birinden yarısına kadar arttırılarak hükmolunacaktır. Cezada artırım olarak kesin bir oran verilmemiş, cezanın üçte biri ile yarısına kadar bir aralık belirlenmiştir. Bu nedenle cebir suçundan verilecek olan cezanın miktarına göre mahkemenin vereceği hüküm de değişiklik gösterebilecektir. Kanaatimizce; mahkeme önce TCK’nın 86. ve 87. Maddelerine göre indirim ve artırım nedenlerini uygulayıp cezayı bulacak, daha sonra bu suçun fail tarafından cebren işlenmesi nedeniyle hesaplanan ceza üzerinden 1/3  ile 1/2 arasında artırım yapacaktır.

Kasten yaralama suçu, 5237 sayılı TCK’nın 86 ve 87. maddelerinde düzenlenmiştir. Cebir suçundan verilecek ceza belirlenirken önce bu maddelere göre failin cezası belirlenir, ardından belirlenen ceza cebir suçu nedeniyle 1/3 oranından 1/2 oranına kadar arttırılır. Örneğin; cebir sonucunda mağdurun bacağı kırılmışsa TCK m. 87/3 dikkate alınacak burada önce ceza miktarı tayin edilir bu ceza üzerinden ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak uygulanacaktır.

Tüzel kişilerin fail olması durumunda TCK m.111’de belirtilen güvenlik tedbirine hükmedilecektir.

Cebir sucu ve cezasi
Cebir sucu ve cezasi

Cebir Suçu Özel Görünüş Şekilleri

  • Teşebbüs

Cebir suçu teşebbüse elverişli suçlardandır. Bu suçta mağdur bir şey yapmaya veya yapmamaya ya da failin yapmasına izin vermeye zorlanmaktadır. Bu zorlamanın gerçekleştiği anda fiil tamamlanmaktadır. Cebir suçunun teşebbüs aşamasında kaldığından bahsedilebilmesi için failin elinde olmayan nedenlerden ötürü icra hareketlerini tamamlayamaması gerekir.

Bir kimse bir şeyi yapma veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir başka kişiye cebir kullanmak üzere hareket etmiş ancak, araya girenler tarafından engellenmesi veya mağdurun kaçarak kurtulması nedeniyle eylemi tamamlayamamış ise suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır. Ancak fiziki güç kullandıktan sonra failin istediği sonuç gerçekleşmese de suç tamamlanmış olacaktır. Örneğin yeğeninin okula gitmesini engellemek amacıyla çantasını zorla elinden alması fakat çocuğun yine de okula gitmesi Ayrıca failin hareketlerinin de elverişli olması aranır. Bu elverişlilik hareketlerde olabileceği gibi, zor kullanma araçlarında da olabilir. Örneğin oyuncak olduğu belli olan bir bıçak ile cebir suçunun işlenmesi söz konusu olamaz.

  • İştirak

Cebir suçu, iştirak hallerinin hepsine elverişlidir. Yani,  cebir suçunun iştirak halleri olan suçu birden fazla kişiyle işlemek, birini suçu işlemeye azmettirmek ve birinin suçu işlemesine yardım etmek şekillerinde işlenmesi mümkündür. Bir suçun birden fazla kimse tarafından birlikte işlenmesi nitelikli hal veya artırım nedeni olarak görülmemiştir. İştirak halleri, sayıldığı gibidir ve cebir suçu bahsedilen bütün şekillerde iştirake elverişlidir.

Cebir uygulanarak kendisine suç işlettirilen mağdurun iradesi zorlandığı için mağdur işlemiş olduğu suçtan dolayı sorumlu olmaz. Cebri uygulayan fail ise hem cebir suçundan hem de bu işlettirdiği suçtan ötürü sorumlu tutulacaktır.

  • İçtima

Cebir suçu TCK’da ayrı bir maddede düzenlenmiş genel ve tamamlayıcı bir suç tipidir. Bu nedenle kural olarak cebir ile birlikte başka suçların işlenmesi halinde gerçek içtima hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Cebir suçunun bir başka suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olarak düzenlenerek TCK m. 42 gereği birleşik suça vücut verdiği haller mevcuttur. Örneğin; yağma, insan ticareti gibi suçların unsuru ,konut dokunulmazlığını ihlal suçunun ağırlaştırıcı nedenidir. Bu suçlarda bağımsız olarak ayrıca cebirden ceza verilmez.

Cebrin yağma suçunun unsuru olabilmesi için yani bileşik suçun oluşabilmesi için  hırsızlık ile eş zamanlı gerçekleşmelidir. Hırsızlık gerçekleştikten sonra uygulanan cebir; . TCK m.141 hırsızlık ve TCK m.108 cebir olmak üzere iki ayrı suça vücut verecektir ve  ayrı ayrı cezalandırmaya gidilecektir. Ayrıca burada failin fiili kasten yaralama mı yoksa cebir mi olduğunun ayrımı önem taşımaktadır. Bu ayrım failin kastına göre tayin edilebilecektir. Fail eğer hırsızlığı gerçekleştirdikten sonra mağdurun hareket kabiliyetini kısıtlamak adına saldırıda bulunmuşsa bu durumda yaralama fiili cebir suçuna dahil olacaktır.

Zincirleme suç TCK m. 43’ te düzenlenmiş olup cebir suçunda uygulama alanı bulabilmektedir.  Fail tarafından bir kimseye bir şeyi yapması veya yapmaması ya da failin yapmasına izin vermesi için farklı zamanlarda birden fazla güç kullanılması durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Örneğin aynı olayda üç dört kişiyi birden kucaklayıp sıkarsa ve onların bir şey yapmasını engellerse zincirleme suç hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Cebir Suçu Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

  • Cebir Suçu Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezası yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Yargılama neticesinde hükmedilen sonuç cezanın bir yıl veya daha az süreli hapis cezası olması halinde, mahkeme hapis cezasını TCK 50. maddede yazılı adli para cezasına veya diğer güvenlik tedbirlerine çevirebilecektir. Cebir suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından verilen hapis cezası, somut olayın koşullarının değerlendirilmesi sonucu adli para cezasına çevrilebilir.

  • Cebir Suçu Erteleme

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde düzenlenmiştir.

Cebir nedeniyle verilen cezanın 2 yıl ve altında olduğu hallerde hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Mahkemece kişinin suçlu olduğu tespiti gerçekleştirilmiştir ve kişi hakkında mahkemece bir hapis cezası hükmedilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından kişiye verilen yargılama sonucundaki bu hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır. Cebir suçunun cezalandırılmasında, bahsedilen erteleme kararının verilmesi mümkündür.

  • Cebir Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması halidir. Denetim süresi boyunca sanık tarafından kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararı ortadan kaldırılır. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. Cebir suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası miktarının 2 yıl veya daha az olması halinde suçu işleyen hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilebilir.

Cebir Suçu Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

  • Soruşturma Aşaması

Şikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. Cebir suçunun düzenlendiği kanun maddesinde, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu belirtilmediği için şikayet gerekmeyecek, soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından re’sen takip edilecektir. Cebir  suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Bu sebeple bu suç oluştuğunda ve soruşturma makamları tarafından öğrenildiğinde re’sen soruşturma işlemleri başlatılacaktır.

Savcı, suçun işlendiği ile ilgili bilgi edindikten sonra araştırmaya koyulacak ve bu araştırmada şüphelinin aleyhine ve lehine olan delilleri toplayacaktır. Savcı, araştırması sonucunda yeterli delile ulaşırsa iddianame düzenleyerek dava açacak; aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin varlığı gerekmektedir. Yeterli şüphe şartının aranmasının temel nedeni ise kişilerin gereksiz yere yargılanmalarının önüne geçilmesini sağlamaktır.

TCK m. 108 de düzenlenen cebir suç şikayete bağlı suçlardan değildir. Adli makamlarca resen kovuşturulur. Cebir sonucu gerçekleşen tıbbi yaralama basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek olsa bile, bu suç ayrı bir suçtur. Ayrıca bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu konusu da 108. Maddede yer almamaktadır. Dolayısıyla resen soruşturmanın kural olduğu düşünülürse cebir sonucu basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama fiilinin oluşması durumunda takibi şikayete bağlı değildir.

  • Kovuşturma Aşaması

Soruşturma aşamasının iddianame düzenlenip kamu davası açılarak tamamlanmasının akabinde artık bir ceza davasının varlığından bahsedilir ve kovuşturma aşamasına geçilmiş demektir. Başka bir deyişle, kovuşturma evresi, iddianamenin kabul edilmesi veya kabul edilmiş sayılması ile başlar. Kovuşturmanın içinde farklı evrelerden bahsedilebilir; duruşma hazırlığı, duruşma, hüküm ve kanun yolu bu evrelerdendir. Soruşturmanın tamamlanması sonrasında cebir suçuna ilişkin kovuşturma aşaması gerçekleştirilecek ve kovuşturma aşamasının sonunda faile verilecek sonuç ceza belirlenecektir.

Cebir Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

  • Gözaltı

Gözaltı hali, CMK’nın 91.maddesinde düzenlenmiştir. Usule uygun olarak (CMK m.90) yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre 12 saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez.

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bu düzenlemelere göre cebir suçu açısından Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı kararı vermesiyle gözaltı halinin gerçekleşmesi mümkündür.

  • Tutukluluk Hali

Bu suçların işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphe sebeplerinin varlığı halinde CMK 100. Maddesi uyarınca tutuklama nedeni var sayılabilir. Bu suça ilişkin tutukluluk süresi en fazla 1 yıldır. Zorunlu hallerde 6 ay daha uzatılabilir.

Tutuklama, koruma tedbirlerinin en ağırıdır; zira kişi, kısıtlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Tutuklama kararını, sadece hâkim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman bir istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar;

  • Kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
  • Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.
  • Tutuklama, somut olayda orantılı bir tedbir olmalıdır.

Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

TCK m. 108’de cebir suçuna ilişkin ceza miktarı dikkate alındığında, tutuklama şartlarının varlığı halinde bu suç bakımından tutuklama koruma tedbirinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK m.102/1 uyarınca en çok bir yıldır. Zorunlu hallerde altı ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil değildir.

Bu suçla ilgili CMK m.128 uyarınca hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine el konulabilir. Bu suçla ilgili kaçak sanığın duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına el konulabilir, idaresi için kayyım atanabilir.

Yine bu suçla ilgili CMK m.135 uyarınca dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi koruma tedbirine başvurulabilir, CMK m.140 uyarınca teknik araçlarla izleme, ses veya görüntü kaydı alabilme koruma tedbiri uygulanabilir.

Cebir Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

  • Şikayet Süresi

Cebir suçu, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar arasında değildir. Dolayısıyla savcılık makamı suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez kendiliğinden soruşturma başlatmak zorundadır.  Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman ihbar veya şikayet dilekçesi verme suretiyle savcılığa bildirildiğinde soruşturulabilir

  • Zamanaşımı

Dava zamanaşımı suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Cebir eylemi neticesinde TCK. 108. maddesinde cebir suçunun temel halinde TCK. 66/1 maddesi uyarınca dava zamanaşımı suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

  • Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Bu suçlar kanunda sayılmış olmakla cebir suçu, CMK m. 253 uyarınca taraflar arasında uzlaştırma prosedürü uygulanmasını gerektiren suçlardan değildir.

Uzlaştırma hakkında detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz. https://alternatifcozumler.adalet.gov.tr/

  • Görevli Mahkeme

Görevli mahkeme bakımından kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerde yer alan cezaların üst sınırı dikkate alınarak belirlenmesi yoluna gidilir. Cebir suçu gerçekleştiğinde, yetkili ve görevli mahkeme açısından suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesi yetkili ve görevlidir.

Cebir Suçu Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi -1.6.2015, 7676- 2015/30232 K.

  • Cebir Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 108. Madde

Sanığın, istediği ilacı yazmayan katılana “ilacı yazmanız için illa sizi dövmemiz mi lazım, illa sizi vurmamız mı lazım” biçiminde sözler söyleyip akabinde darp ettiği eyleminde, söylenen sözlerin yaralama iradesini açıklamaya yönelik olması nedeniyle sadece cebir suçunun oluştuğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesindeki “fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi” çerçevesinde alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, tehdit suçundan da ayrıca mahkumiyet hükmü kurulması bozma nedenidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi -1.11.2011 gün,2009/13053 E.-2011/19863 K.

  • Cebir Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 108. Madde

Sanığın, ayrı yaşadığı eşi mağdureyi eve geri dönmesini sağlamak ve boşanma davasından vazgeçirmek amacıyla yaralama eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 108. Maddesinden düzenlenen “cebir” suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmamış ise de karşı temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi -07.07.2015 gün, 3785/24048

  • Cebir Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 108. Madde

Sanığın aleyhine icra takibi yapan müşteki avukatı taşınmazları üzerindeki haczi kaldırmasını talep ettiği müşteki avukatın bu hususu kabul etmemesi nedeniyle müştekiyi buna zorlamak için yaraladığı, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 108/1. maddesindeki cebir suçunu oluşturduğu ve söz konusu madde uygulanarak cezanın artırılması gerektiği gözetilmede yazılı şekilde eksik ceza tayini,…

Cebir Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

………  (Suçun İşlendiği Yer Buraya Yazılacak) Cumhuriyet Başsavcılığı’na

Müştek   : İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Vekili      : Av. Umur YILDIRIM

Şüpheli  : İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Suç           : Cebir Suçu (TCK m. 108)

Suç Tarihi ve Yeri : …/…/…

Konu     : Şüpheli hakkında işlediği suç nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılması talepli şikâyet dilekçesidir.

Açıklamalar

  • Burada müvekkil hakkında kim olduğu, şüpheli tarafından cebir suçunun nasıl işlediğine ilişkin bilgilere yer verilmelidir.
  • Yaşanılan olay ayrıntılı biçimde izah edilmelidir.
  • Burada ise, yaşanılan olaya ilişkin hangi delillerin olduğundan bahsedilmelidir.
  • Dilekçenin ekinde verilecek delillerin neler olduğu belirtilmelidir.

Hukuki Sebepler    : TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

Hukuki Deliller    : Tanık, yemin, video kaydı, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederiz.

                                                                                                        Müşteki Vekili

                                                                                                   Av.Umur YILDIRIM

Cebir Suçu Sık Sorulan Sorular

Cebir suçu nedir?

Cebir suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 108. maddesinde;

“Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.”

şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısı ile fiziki güç kullanarak bir kimsenin belli bir davranışta bulunmaya zorlanması ile suç oluşacaktır.

Cebir suçu kasten yaralama farkı nedir?

Cebir aslında yaralama suçunda olduğu gibi insan vücuduna acı verici fiziki bir müdahale ile icra edilir. Yani cebir ile ilgili fiiller aynı zamanda kasten yaralama suçuna da vücut veren fiillerdir. Fakat kasten yaralama suçundan farklı olarak, bahse konu fiillerin icra ediliş amacı suçun niteliğinin cebir olarak kabul edilmesi şeklinde kanunda düzenlenmiştir.

Cebir suçunun cezası nedir?

Cebir suçunun cezası, kasten yaralama suçu adına verilecek olan cezanın üçte birinden yarısına kadar arttırılarak hükmolunacaktır. Cezada artırım olarak kesin bir oran verilmemiş, cezanın üçte biri ile yarısına kadar bir aralık belirlenmiştir. Bu nedenle cebir suçundan verilecek olan cezanın miktarına göre mahkemenin vereceği hüküm de değişiklik gösterebilecektir. Kanaatimizce; mahkeme önce TCK’nın 86. ve 87. Maddelerine göre indirim ve artırım nedenlerini uygulayıp cezayı bulacak, daha sonra bu suçun fail tarafından cebren işlenmesi nedeniyle hesaplanan ceza üzerinden 1/3  ile 1/2 arasında artırım yapacaktır.




Paylaş