hakaret sucu cezasi

Hakaret suçu, TCK’nın 125-131 maddeleri arasında şerefe karşı suçlar başlığı altında  düzenlenmiştir. Hakaret suçu üç farklı şekilde işlenebilir:

  • Belli somut bir durum ve olgunun isnat edilmesi suretiyle kişinin şeref ve saygınlığının zedelenmesi,
  • Küfür edilmesi,
  • Genel ve soyut nitelikteki söz ve davranışlarla kişinin değersizleştirilmesi, rencide edilmesi.

Hakaret suçu doğrudan kişinin birey olmaktan kaynaklanan kişilik haklarına saldırıdır. Hakaret suçu ile sosyal bir kavram olan “şeref” ve kişinin özsaygısı korunmaktadır.

İnsan kişiliği maddi ve manevi varlığı ile bir bütündür. Kişinin maddi (fiziki) varlığı kadar manevi varlığını da korumak gerekir. Kişinin maddi varlığı adam öldürme, yaralama gibi vücut bütünlüğüne karşı suçlar ile korunurken; manevi varlığı da şerefe karşı suçlarla ( hakaret vs.) korunmaktadır. İnsanın maddi ve manevi varlığı Anayasanın 17. maddesi ile koruma altına alınmıştır.

Hakaret sayılmayan kelimeler nelerdir? Hepsi bu makalede tek tek sayılmıştır. https://kadimhukuk.com.tr/makale/hakaret-sayilmayan-kelimeler-yargitay/

Hakaret suçu Türk Ceza Hukukunda son derece yaygın bir biçimde uygulama alanı bulan suç tiplerinden biridir. 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitabının Kişilere Karşı Suçlara ilişkin İkinci Kısmının “Şerefe Karşı Suçlar “ başlığını taşıyan Sekizinci Bölümünde 125-131 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu makalemizde, Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak sizlere hakaret suçunu, hakaret suçunun özelliklerini, unsurlarını, cezasını, hakaret suçunda görevli mahkemeyi, zamanaşımını, uzlaşmayı, şikayet süresini, hakaret suçunda adli para cezası, erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hususlarını açıklayacağız.

Hakaret Suçu Nedir?

Özel tahkir suçları olarak adlandırılan ve kişilerin şerefinin yanı sıra veya bundan ayrı olarak başka hukuki değerleri koruyan suç tipleri de bulunmaktadır; Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar altında yer alan suçlar olan Cumhurbaşkanına hakaret (TCK m.299), Devletin egemenlik alametlerin aşağılama (TCK m.300), Türk milletin, Türkiye Cumhuriyet Devletin, devletin kurum ve organlarını aşağılama (TCK m.301) ve Yabancı Devletlerle İlişkilere Karşı Suçlar altında düzenlenen Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret (TCK m.341) gibi. Hakaret suçu ise, tahkir suçları olarak nitelendirilen suç tiplerinin genel tahkir suçu kapsamındadır.

Hakaret suçunun şartları sadece 125. Madde ile sınırlı değildir. TCK’nın ikinci kısmının “Şerefe Karşı Suçlar” başlıklı Sekizinci bölümünde 125. maddede hakaret suçu ve nitelikli halleri, 126. maddede mağdurun belirlenmesi, 127.madde isnadın ispatı, 128. maddede iddia ve savunma dokunulmazlığı, 129. maddede ise, cezanın kaldırılması veya azaltılmasını gerektiren nedenler düzenlenmiştir. 130. madde “kişinin hatırasına hakaret” başlığını taşımaktadır,. 131. madde ise, soruşturma ve kovuşturma usulüne dairdir.

TCK md.125 uyarınca;

(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b)Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu ve cezası hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/

Hakaret Suçunun Şartları

Hakaret suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilir:

  • Hakaret suçunun faili herkes olabilir.
  • Suçun hukuki konusu kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır.
  • Hakaret suçu 5237 sayılı TCK m.125’e göre seçimlik hareketli bir suç olup birden fazla hareket ile işlenmesi mümkündür. Bunlar; somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövme biçiminde gerçekleşir.

Somut bir fiil veya olgu isnat etmek: Hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden ilki, failin mağdura doğruluğu veya yanlışlığı ortaya çıkarılabilecek, ispatlanmaya elverişli somut bir fiil veya olgu isnat etmiş olmasıdır.

Sövme: Hakaret suçunun diğer seçimlik hareketini oluşturan sövme, somut bir fiil ya da olgu içermeyen, soyut bir değer yargısını ifade eden fakat kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözler sarf edilmesidir.

  • Hakaret suçunun oluşması için özel kast aranmaz, genel kast yeterlidir. Şaka yapma, alay etme amacıyla yapılan fiiller hakaretin objektif unsurlarını içeriyorsa, bu durumda yine suç oluşacaktır.
hakaret sucu cezasi ne kadar
hakaret sucu cezasi

Hakaret Suçu Unsurları

  • Fail

Kanun metninde “bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi” ibaresine yer verilmiştir. Buna göre bu suçun faili herkes olabilir. Aynı durum TCK m. 130 kişinin hatırasına hakaret için de söz konusudur.

Ayrıca kimse ibaresi kullanıldığı için failinin ancak gerçek kişiler olabileceği anlaşılmaktır. Tüzel kişilerin bu suç açısından fail olabilmeleri söz konusu değildir. Bu suçun faili yaşayan bir kişi olabilir. Ölen bir kimsenin hakaret içerikli yazılarının yayınlanması konusunda ise yayınlayanlar bu suçtan sorumlu olacaktır. Ölen kişinin sorumluluğu söz konusu değildir. Vasiyetname yoluyla hakaret edilmesi durumunda ölmüş kişi fail olmayacağı gibi vasiyetnameyi açıp işleme koyan kamu görevlisinin de kanun hükmünü yerine getirme nedeniyle sorumlu olmayacaktır.

Kamu görevlileri bu suçu görevi sırasında işlerse özel soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulur.

Bir başkasını araç olarak kullanarak tahkir edici eylemde bulunduran kimse suçun faili olacaktır. Bu araç bir hayvan, akıl hastası, 12 yaşından küçük çocuk olabilir.

Yasama dokunulmazlığı veya diplomatik dokunulmazlık gibi bir muafiyetin varlığında  fiili gerçekleştiren kişiler suçun fail olabilirler ancak muafiyet nedeniyle yargılanamazlar. AY md. 83 uyarınca” Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden,…, bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.” Milletvekilleri yasama sorumsuzluğu kapsamında meclis çalışmaları sırasında gerçekleştirdikleri ve hakaret niteliği taşıyan söz ve davranışlarından hiçbir zaman sorumlu tutulmayacaktır.

Hakaret suçlarının basın yoluyla işlenmesi durumunda 5187 sayılı Basın Kanunu m.11 uygulama alanı bulacaktır Buna göre suçun işlendiği yayının süreli veya süresiz bir yayın olmasına göre  ayrım yapılır.

Süreli yayınlarda, bu kanun gereğince fail eser sahibidir. Eser sahibinin belli olmadığı veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip olmadığı ya da yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamadığı veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmediği hallerde sorumlu müdür ve yayın yönetmen, genel yayın yönetmen, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilidir. Fakat bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayınlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir.

Süresiz yayınlarda ise, eser sahibinin belli olmadığı veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip olmadığı ya da yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamadığı veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmediği hallerde sorumlu müdür ve yayın yönetmen, genel yayın yönetmen, editör, basın danışmanı gibi sorumlu basımcıdır.

2954 sayılı Türkiye Radyo Ve Televizyon Kanunu md. 28 uyarınca ; tespit yoluyla yapılan yayınlarda canlı veya bant kaydı olması fark etmeksizin, bu yayınlar aracılığı ile suç işlenirse bu suçun faili; metni yazan veya sesi tespit eden, bunu fiilen kontrol eden, yayını fiilen yöneten ve kontrol eden TRT görevlileridir. Aynı kanunun ilgili maddeleri uyarınca sadece verilen metni okuyan spikerin sorumluluğu söz konusu değildir. Yani verilen metni ,bildiri ve konuşmaları, seçimlerdeki siyasi parti propagandalarını, yayımlanan cevap ve düzeltmeleri okuyan spiker fail olamaz. Aynı durum TCK m. 130 kişinin hatırasına hakaret için de söz konusudur. Örneğin ölmüş birine canlı yayında yapılan bir açıklama da hakaret edilmesi durumunda olduğu gibi okuyan spiker sorumlu olmayacaktır.

  • Mağdur

TCK md. 125/1’de suçun “bir kimseye” karşı işlenebileceği düzenlenmiştir. Buna göre;  herhangi bir kişi bu suçun mağduru olabilir. Hakaret suçunun mağduru kendisine hakaret edilen kimsedir.

Ölmüş kimsenin açıkça kimliğinin de belirtilmesi de gerekmez. Örneğin bir ölünün hayattayken kullandığı lakabı, ona takılan ad yahut adının baş harfinden de kimin kastedildiği anlaşılabiliyorsa, ihtilat yeterli sayıya ulaştığında suç oluşacaktır.

Mağdurun kim olduğu belirlenmediği hallerde hakaret suçu oluşmaz. Hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun belli veya belirlenmesinin olanaklı bulunması gereklidir. Bu durumda ulu orta sövmelerin kimin onur, şeref, saygınlığını zedelediği belli olmadığı için hakaret suçu da oluşmayacaktır. TCK m. 126 isnadın ispatı başlığı taşımakla birlikte mağdurun belirlenebilirliği noktasında aydınlatıcı bir hükümdür. Anılan hüküm uyarınca; “Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.” Bu durumda örneğin; bir kimsenin lakabını, baş harflerini, veya yalnızca adını veya soyadını söylemek veya herkesin anlayacağı şekilde malum şahıs ifadesi kullanmak bu suçun oluşumu için yeterli olacaktır.

Belli bir bölgeyi hedef alan fakat belli bir kimseye yönelik olmayan sözler bir kimsenin onur şeref ve saygınlığını zedeleyecek nitelikte değilse; hakaret suçu oluşmaz. Fakat bu durumda barışa karşı suçlardan birinin işlenmesi ihtimali değerlendirilebilir. Örneğin; “şu bölgede yaşayanların hepsi kuş beyinlidir.” gibi bir ifade kullanılması halinde TCK md.216 uygulama alanı bulacaktır.

Çocuklar ve akıl hastaları da bu suçun mağduru olabilirler. Zira bu kişilerin de korunmaya değer dış şerefi  mevcuttur.

Toplumda adli geçmişi, sosyal durumu ve mesleği nedeniyle şeref alanı bulunmadığı kabul edilenler de bu suçun mağduru olabilirler. Örneğin hırsıza hırsız, dolandırıcıya dolandırıcı, fahişeye fahişe diye hitap edilmesi hakaret suçunu oluşturacaktır.

Kişinin tahkir edici fiil ile kişide bulunan bedeni bir rahatsızlığın veya ona yakıştırılan bir rahatsızlığın ifade edilmesi, örneğini kişinin kör, topal, çolak, hastalıklı, deli gibi sözlerle rencide edilmesi de bu suçu oluşturur. Dolayısıyla bu kişiler de bu suçun mağduru olabilirler.

TCK md. 125/3 gereği kamu görevlileri görevinden dolayı bu suçun mağduru olabilirler. Fakat suç görevleri nedeniyle değil de sıfatı gereği işlenmişse; TCK md.125/1 uyarınca adi hakaret suçuna vücut verecektir. Örneğin polis memuruna gıcık olan birisinin, şerefsizler diye bağırması durumunda suç görevi nedeniyle değil polis memurunun şahsına karşı işlenmiştir. Dolayısıyla adi hakaret suçu oluşmuş olacaktır.

Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine( TBMM, Bakanlar Kurulu, seçim ve sandık kurulları, adli kurullar vs.) karşı bu suçun işlenmesi halinde ise kurulu oluşturan her bir üyeye karşı bu suç işlenmiş olacaktır.

Bir kimseye hakaret edilirken aynı zamanda o kişinin altsoy, üstsoy, kardeş ve eş gibi çok yakın akrabalarına da tahkir edilmişse;  dolaylı hakaretten söz edilir. Örneğin; bir kimsenin babasının yanında ancak kızının yokluğunda, kızına sinkaflı şekilde sövülürse, orada olan baba ve kızı bu suçun mağduru olur.  Bu durumda zincirleme suç hükümleri uygulanır.

Bir topluluğa doğrudan bir meslek grubunu veya sosyal topluluğu hedef almadan hakaret edilirse; hakaretin gerçekleşme biçimi itibariyle doğrudan suçun muhatabı bir ya da birden fazla gerçek kişinin varlığı halinde bu topluluğu oluşturan kişilerden her biri, bu suçun mağdurudur ve zincirleme suç hükümleri uygulanır. Örneğin somut olarak o meslekten bir ya da birkaç kişiye yöneltilerek “şu meslekten olanlar nokta noktadır” demek bu suçu oluşur. Fakat salt “şu meslekten olanlar düzenbazdır” gibi mağduru tespit edilemeyen durumlarda bu suç oluşmaz.

TCK m. 130 da düzenlenen kişinin hatırasına hakarette ise; mağdur ölen kişinin yakınlarıdır. Ayrıca ölmüş kimsenin cinsiyetinin, yaşarken algılama yeteneğinin olup olmadığının da bir önemi yoktur. Bu suç bakımından önemli olan ölmüş kimsenin hatırasına en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi durumudur.

  • Suçun Konusu

Bu suçun konusu, kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır. Madde gerekçesinde;

Bu suç bir tehlike suçudur. Bu anlamda suçun konusunun bir zarara uğramış olması bu suç bakımından aranmaz. Hatta suçun konusuna ilişkin tehlikenin somut olarak ortaya çıkması da gerekmez. Dolayısıyla isnadın veya değer yargısının kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olması yeterlidir. Netice itibariyle suç soyut bir tehlike suçudur.

TCK’nın 130/1. Maddesi uyarınca suçun hukuki konusu ise ölen bir kimsenin hatırası doğal olarak yakınlarının bu hatıraya duyduğu saygıdır. TCK’nın 130/2. Maddesinde düzenlenen ceset ve kemiklerin alınması, ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunması  durumunda suçun konusu ise ölünün ceset ve kemikleridir.

Ceset ölü doğan ya da daha sonradan ölen insanın bedeni şeklinde tanımlanabilir. Ancak henüz insan şeklini almamış fetüs ceset sayılmaz. Organları dağılmamış olup kimliğinin tespiti mümkün olan kadavra ceset kapsamındadır. Bütünlüğü bozulmuş dağılmış ise artık o kadavra cesedin parçaları kapsamında sayılacaktır.

Bir kimsenin bitkisel hayata girdikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş ise ona karşı yapılan hakaret fiili artık TCK’nın 125 vd. maddeleri gereğince hakaret suçunu değil 130. maddesinde düzenlenen suç oluşturacaktır. Zira TCK m.125 teki hakaret fiilinin mağduru sadece yaşayan insan olabilir. Mumya da yine bu korumadan yararlanacaktır.

Ölmeden önce kişiye eklenen protezler , kalp pili, takma diş gibi çıkarılabilen parçalar bu suçun konusu olamaz.

  • Fiil

Bu düzenlemede 765 sayılı Türk Ceza Kanununda benimsenen hakaret ve sövme suçu ayırımı kaldırılmıştır. Buna göre; hakaret suçunun fiil unsuru iki seçimlik hareketten oluşup bunlar; somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövme biçiminde gerçekleşir. Onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikteki seçimlik hareketlerden birinin işlenmesi halinde hakaret suçu gerçekleşecektir. Bu suç sırf hareket suçudur. Bu nedenle; mağdurun onur, şeref ve saygınlığının rencide olması sonucu aranmaz, fiilin o niteliği taşıması yeterlidir.

1.Somut Bir Fiil veya Olgu İsnatı

Hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden ilki, failin mağdura doğruluğu veya yanlışlığı ortaya çıkarılabilecek, ispatlanmaya elverişli somut bir fiil veya olgu isnat etmiş olmasıdır.

Somut bir fiil veya olgu isnadından söz edebilmek için mağdura yönelen isnadın, fiil veya olgunun yer, konu, zaman ve gerçekleşme şekline ilişkin tamamlayıcı unsurları da ihtiva etmesi gerekir. Örneğin bir avukat hakkında “çantalı hırsızdır.” denilmesi soyut bir isnattır (sövme); buna karşın aynı avukat hakkında “adliyede yolsuzluk çarkının başını çekiyor” denilmesi somut bir olgu isnadı taşıdığını gösterir. Başka bir örnek vermek gerekirse; bir kimseye “sen şu tarihte şu şahıstan para aldın” demek yine somut bir isnad niteliğindedir.

İsnat kavramına gelecekte gerçekleşecek olaylar dahil edilmez. Örneğin “şu kadın kocasından ayrılırsa patronu A ‘yı eve alır zina yaparlar.” denmesi durumunda somut olgu isnadı değil daha çok sövme fiilini oluşturur.

İsnat edilen fiil veya olgunun gerçeğe uygun olması, kural olarak hakaret suçunun oluşması yönünden şart değilse de; belirli hallerde TCK md.127’de düzenlenen isnadın ispatı müessesesi uygulama alanı bulabilecektir.  Ayrıca gerçeğe uygunluk noktasında, haber ve eleştiri hakkının kullanılması kapsamında bir hukuka uygunluk nedeninin uygulanması da söz konusu olabilir.

Hakaret suçu konusu itibariyle bir soyut tehlike suçu olup, kanuni tanımında fiilin dış dünyada somut bir değişiklik meydana getirmesine yer verilmemiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere fiilin tamamlanmış sayılması için failin amaçladığı neticenin gerçekleşmesi gerekmez.

Bu suç ani suç özelliği taşımaktadır yani söylendiği anda gerçekleşir.

İsnat edilen fiilin doğruluğu suçun oluşumunda etkili değildir. Ayrıca bilinen başka olayları aktaran kişi mağdurun şerefini bir kez daha lekelenmiş ve olayın daha çok yayılmasına sebep olmuş olduğu için hakaret suçunu işlemiş olacaktır.

2.Sövme

Hakaret suçunun diğer seçimlik hareketini oluşturan sövme, somut bir fiil ya da olgu içermeyen, soyut bir değer yargısını ifade eden fakat kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözler sarf edilmesidir. Kişiye herhangi bir olayla irtibatlandırmadan, soyut olarak yakıştırmalarda bulunulması hâlinde de, hakaret suçu oluşur. Kötü bir niteliği veya huyu ifade eden sözler, somut bir fiil veya olguyla ilişkilendirilmedikleri hâlde, yine de hakaret suçunu oluştururlar.  Sövme suçu, yazı, resim, işaret, müstehcen bir el hareketi ile gerçekleştirilebilir. Örneğin bir kimseye kemik uzatıp “yakala” demek, bir köpeğe mağdurun ismi takmak, mağdurun yüzüne tükürmek sövme teşkil edecektir. Yargıtay 4.Ceza Dairesinin kararlarında sövme, “küçültücü değer yargısı” biçiminde tanımlanmıştır. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi bu husus bir kimseye “serseri”, “alçak”, “hayvan” denmesi hâlinde, somut fiil isnadı söz konusu değildir. Aynı şekilde kişiye soyut olarak “hırsız”, “rüşvetçi”, “sahtekâr”, “fahişe” gibi yakıştırmalarda bulunulması hâlinde de hakaret suçu oluşmaktadır. Kişinin bedenî arızasını ifade etmekle veya kişiye bir hastalık izafe etmekle de hakaret suçu işlenmiş olur. Örneğin, kişiye “kör”, “şaşı”, “topal”, “kambur”, “kel” vs. demekle; kişiye “psikopat”, “frengili” veya “AİDS’li” demekle, hakaret suçu işlenmiş olur.

Dikkat edilmelidir ki; davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amacına yönelik olarak belli bir siyasî kanaatin isnat edilmesi hâlinde de hakaret suçu oluşur. Örneğin, bir kişiye “faşist”, “komünist” veya “mürteci” demekle, hakaret suçu işlenmiş olur. Bir kişiye izafeten söylenen sözün veya bulunulan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, toplumda hâkim olan telâkkileri, örf ve âdetleri göz önünde bulundurmak gerekir.

  • Manevi Unsur

Hakaret suçunun oluşması için özel kast aranmaz, genel kast yeterlidir. Şaka yapma, alay etme amacıyla yapılan fiiller hakaretin objektif unsurlarını içeriyorsa, bu durumda yine suç oluşacaktır. Hakikat değeri taşıyan bir durumun, hukuki bir müessesenin veya tarihsel bir gerçekliğin ortaya konulması durumunda hakaret fiili oluşmayacak olup örneğim evli bir erkeğe bir form doldururken “karınızın adı nedir?” Şeklinde sorulan soruda geçen “karı” ifadesi hakaret niteliği taşımazken; bir tartışma esnasında karşıdaki kadına yönelik olarak “atın şu karıyı dışarıya” şeklindeki ifadeleri muhatabını aşağılamaya, küçük düşürmeye yönelik olduğu için hakaret suçuna vücut verecektir.

Fail, kullandığı sözlerin mi yaptığı hareketlerin Onur şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte olduğunu biliyorsa, kullandığı söze veya harekete kendisinin başka anlam yüklemiş olması suç kastını ortadan kaldırmaz. Fakat fail, yöresel bir yerde kullandığı sözün veya icra ettiği hareketin yöresel olarak Onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğunu bilmiyorsa; TCK’nın 30/4. maddesi uyarınca hatasından yararlanır.

Hakaret suçu olası kastla da işlenebilir. Örneğin, bir kimse bahçede komşusu hakkında konuşurken “duyarsa duysun” diye hakaret içeren sözler söyler mağdur da bu sözleri duymuş ise burada suç olası kastla işlenmiştir. Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir.

Hakaret suçunun taksirle işlenmesi TCK’ da düzenlenmediğinden taksirle işlenmesi halinde cezalandırılmayacaktır.

TCK’nın 130 maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçu genel kastla işlenen bir suçtur. Bir kimsenin öldüğünü ve 3 kişiyle ihtilat ettiğini bilerek onun hatırasına hakaret etmesi ölünün ceset veya kemiklerinin alınması veya tahkir edici fiillerde bulunulması suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu suç olası kastla da işlenebilir. Ancak taksirli hali kanunda düzenlenmediğinden taksirle işlenemez.

  • Hukuka Aykırılık Unsuru

Hakaret suçu için hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıran hukuka uygunluk nedenleri bulunmaktadır. Bunlar özellikle hukuk uygulamasında çok sık biçimde karşılaşılan haber verme ve eleştiri hakkı ile TCK md. 128 de incelenen iddia ve savunma dokunulmazlığı hakkı ve bunların yanı sıra yalnızca hakaret suçuna özgü olarak ortaya çıkan TCK Md. 127 de düzenlenen isnadın ispatı şeklindeki hukuka uygunluk nedenleridir.

  1. İddia ve Savunma Dokunulmazlığı

İddia ve savunma dokunulmazlığı Anayasa’nın 36. Maddesi ile güvence altına alınan” hak arama özgürlüğü” kapsamında  TCK Md. 128 hükmünde ” Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre yargı mercilerine ya da idari makamlara yapılan yazılı ve sözlü başvurular ile ihbar ve şikayetler bu hukuka uygunluk nedeninin kapsamında yer alırlar.

Madde hükmünün uygulanma koşullarını şu şekilde sayabiliriz. Yargı mercileri ya da idari makamlar nezdinde yazılı veya sözlü başvuru yapılmış, iddia ve savunmada bulunulmuş olunmalıdır. Başvurunun  yazılı, sözlü bir ihbar ya da şikayet ile olabilir. Yani yazılı olma zorunluluğu yoktur.

Kişilerle ilgili olarak gerçekleştirilen isnat ve  olumsuz değerlendirmelerin hukuka uygun olabilmesi için “gerçek ve somut vakalara dayanması” ve “uyuşmazlık ile ilgili olması” gerekir. Örneğin boşanma davasında” davalı kadın erkeklerle yatıp kalkmaktadır.”sözleri iddia ve savunma kapsamında değerlendirilebilirken aynı davada kadına aynı olay nedeniyle” orospu” denmesi bu kapsama alınamayacaktır.

Bununla birlikte somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez.

İddia ve savunma dokunulmazlığı hakaret suçuna özgüdür. Zira örneğin failin fiili görevi kötüye kullanma niteliğinde veya tehdit suçuna vücut verecek nitelikte ise bu dokunulmazlıktan faydalanamaz.

  1. Haber ve Eleştiri Hakkı

Halkın haber alma hakkı kapsamında babasının üstlenmiş olduğu haber verme ve eleştiri hakkının kamusal bir nitelik taşıdığı kuşkusuzdur. Bir olayın kamuoyunu aktarılması sırasında haber verme hakkı şeklindeki hukuka uygunluk nedeninden yararlanabilmek için kişilik hakları başta olmak üzere anayasal güvence altına alınmış diğer halklara da zarar vermemek gerekir. Bu kapsamda; bir isnadın siyasi, bilimsel, edebi eleştiri çerçevesinde mi yoksa onur şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte mi olduğunun tespiti hakim aittir.

Basın yoluyla işlenen hakaret iddiaları çok titiz davranılması gereken bir konudur aksi takdirde basın ve ifade hürriyeti zarar görecektir. Haber verme ve eleştiri hakkını sınırlarını belirleyen belirli ölçüler benimsenmiştir bunlar gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve kamusal ilgi, konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılıktır. Bu unsurlardan birinin dahi gerçekleşmemesi haber verme ve eleştiri hakkını ortadan kaldırır ve fiili hukuka aykırı duruma getirir. Bu özellikleri kısaca incelemek gerekirse;

Bir haber veya eleştirinin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında saymak için öncelikle bu haberin gerçek olması gerekir. Gerçeklik niteliği taşımayan, tamamen düzmece niteliğindeki haber veya yorumlar eleştiri kapsamına alınamazlar. Burada aranan gerçeklik görünüşte gerçekliktir haberi yapan kimse tüm ayrıntıları araştırmak ve yüzde yüz doğruya ulaşmak zorunda değildir. Kendisinin yapması mümkün olan bütün araştırmaları yapmış olması ve bu hususun doğru olduğu sonucuna ulaşmış olması yeterlidir. Haberin aynı zamanda güncel olması gerekir güncelliği geçmiş eskimiş konularda bu hakkın kullanımından söz edilemeyecektir.

Haberin veriliş içindeki kamusal ilgi ve yararın bulunması gerekmektedir. kamu yararının gerektirdiği bilgi dışında kişilerin özel bilgilerinin yer alması durumunda haber verme hakkının kullanıldığından söz edilemez. Ayrıca verilen haberle kullanılan değer yargıları arasında düşünsel bağlılık olmalıdır. Haber ile veriliş şeklinin birbirinden farklı çağrışımlara yol açması halinde, haber vermenin dışına çıkılması durumunda yine bu haktan söz edilemeyecektir.

Haber veya yorumda küçük düşürücü ifadelere yer verilmemesine dikkat edilmelidir. Özellikle haber veya yorumda o hiçbir şekilde sövme niteliğindeki sözcükler yer almamalıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise mizah ile hakaret arasındaki sınırın dikkatli bir şekilde belirlenmesidir. Yargıtay’a göre mizah ,” Eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacı güden ince alay” şeklinde tanımlanmıştır. Buna buna göre mizah yoluyla yapılan benzetme ve takılmalar, ağır ve sarsıcı olabilir. Fakat bir hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için mizahın özü itibarıyla incitici, küçültücü değer yargılarını içermemesi, ölçülü bir anlatım kullanılması gerekir.

İsnadın ispatı

İsnadın ispatı sadece hakaret suçunu özgü bir hukuka uygunluk nedenidir. İsnadın ispatı somut bir fiilin isnat edildiği hallerde söz konusu olur ise ilgililere ispat hakkı tanınmamıştır. Bu isnat kamu görevlisine görevinden dolayı yapılmış olabileceği gibi herhangi bir kimseye karşı da suç isnadında bulunulmuş olabilir. Sırf kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı bu görev ve hizmetin yerine getirilmesi ile ilgili olarak isnatta bulunulması halinde isnatta bulunan kişi isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Kamu görevlisi dışında bir kimseye yapılan isnadın doğruluğunu ispat etmek için şu iki koşuldan birinin gerçekleşmesi gerekir.

Birincisi isnadın doğruluğunun ispatında kamu yararı bulunmasıdır. İkincisi şikayetçi nin yani kendisine hakaret edilenin ispata razı olmasıdır. Buna göre; isnadın ispatını düzenleyen TCK 127. maddenin uygulanma koşullarını üç başlıkta incelememiz mümkündür.

  • İsnat Olunan Fiilin Doğru Olup Olmadığının Anlaşılmasında Kamu Yararı Bulunması Gerekliliği

İlk olarak isnat olunan fiilin suç olup olmadığı değerlendirilmeli daha sonra kamu yararı incelenmelidir. Suç olan bir fiilde kamu yararı bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmeyecektir. Hakaret suçu failinin ispat istemi üzerine fiilin doğruluğunu anlaşılmasında kamu yararının bulunup bulunmadığını mahkeme takdir edecektir. İsnat toplumun genelini ilgilendiren bir konuda ise mağdurun sosyal statüsü, toplumda üstlendiği görev bu tür bir iddianın belirsiz kalmamasını gerektiriyorsa ispatta kamu yararı vardır. Bu nedenle bir kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan isnatlarda her zaman kamu yararının bulunduğu kabul edilir.

  • İsnada Konu Fiilin Suç Olması ve Mağdurun Mahkumiyeti

Bir suç isnadı suretiyle hakarete uğrayan kişi hakkında isnat edilen suçtan dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı varsa bu durumda hakaret suçunun failine ceza verilmez. Ancak burada dikkat edilmesi gereken mahkumiyet kararının hakaret fiilinden önce kesinleşmiş olması gerektiğidir.

İsnada konu suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin ortaya çıkarılması ancak bu nedenle ilgili mahkemesinde açılmış veya açılacak olan ceza davasında söz konusu edilecektir. Hakaret davasının görüldüğü dosyada ispat yargılaması yapılmayacak ve açılan davanın sonucunun beklenmesine karar verilecektir. Yani isnadın ispatı bekletici mesele olarak karşımıza çıkacaktır.

  • Şikayetçinin Rızası

Şikayetçinin rızasının varlığı halinde kamu yararının bulunup bulunmadığını araştırmaya gerek olmaksızın failin ispat hakkı olduğu kabul edilir. Şikayetçinin isnadın ispatına razı olması, kendisine karşı hakaret suçu işlenen mağdurun isnat edilen fiilin gerçek veya yanlış olduğu hususunu mahkemenin tartışmasını kabul etmesi anlamına gelir.

Şikayetçi ispata rıza gösterdikten sonra artık bundan vazgeçemez. Sınavım ispat edilebilmesi için isnat edilen eylemin gerçek olduğu huzursuz şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin ve tam olarak belirlenmelidir. Şüphe varsa isnad edilmiş sayılmayacaktır.

İsnadın ispatı konusunda Yargıtay son dönemde tüm usulü açıklayan bir karar vermiştir. Karardı bahsi geçen olayda sanık mağdur hakimin kendilerini duruşma salonunda “siktirin gidin” dediğini iddia etmekte, hakimin bu şekilde söylediğini ispat içinde o an duruşma salonunda tanık olarak bulunan kimselerin tanık olarak dinlenmesini istemekte ve mağdur hakimi şikayet ettiğini, bu şikayetin sonucunun beklenmesi gerektiğini bildirmektedir ancak buna rağmen mahkeme herhangi bir araştırma yapmadan sana kamu görevlisine hakaret suçundan cezalandırılması yoluna gitmiştir. Yargıtay bu olay hakkında sanığa ispat hakkı tanınmadan ve tanık anlatımlarındaki çelişkiler değerlendirilip tartışılmadan hükümlülük karar verilmesini uygun bulmamış ve bozma kararı vermiştir.

Failin eyleminin hukuka aykırı olması gerekir özellikle ceset veya kemiklerinin alınması eyleminde, fail görevini yapıyorsa, örneğin, mahkeme hakimi feth-i kabirle cesedi çıkararak Adli Tıp Kurumu’na göndermesi,2238 sayılı ve 1593 sayılı yasalardan kaynaklanan görev ve yetkinin kullanılması hallerinde fiil hukukta uygun olduğundan eylem suç teşkil etmeyecektir.

  • Yargıtay Hakaret Sayılan Kelimeler

“Köpek karı”, “lanet karı”, “terbiyesiz”, “it karı”,”kaltak”, “sen eskort musun”, “şarlatan”, “sen konuşma senin akli dengen yok”, “senin söz hakkın yok ulan”, “Çingene gibi bağırma” “sanığın mağdurun yakasından tutma eylemi”, “terbiyesizlik yapıyorsun”” sen yalancısın ,yalan söylüyorsun”,hata sizde değil size bu görevi verende”, “şerefsizler, rüşvet vermiyoruz onun için ceza yazıyorlar”, “büyücü büyü yapıp hayvanları öldürüyorsun”, “zina yapıyorsun”, “sen burasını fuhuş yuvası yaptın”

Beddua kapsamındaki sözler hakaret oluşturmaz. Nitekim CGK “Allah belanı versin” sözlerini tanrısal ceza dileme kapsamında hakaret niteliğinde olmadığı yönünde karar vermiştir.

İsnat ve Sövmenin Gerçekleşme Biçimleri

Hakaret suçu fikir açıklamasından ibarettir, suçun oluşması için düşünülen hususun açıklanması ve bu açıklamanın da mağdurun ve üçüncü kişilerin bilgisine ulaşması gerekir. Bu nedenle kişinin kendi kendine konuşması günlüğüne not tutması açıklama gerçekleşmediğinden hakaret suçu oluşmaz.

  • Huzurda (Yüze Karşı) Hakaret

TCK m. 125/1 huzurda hakaret düzenlenmiştir.

Hakaret suçunun mağdurun huzurunda işlenmiş sayılması için, hakaretin doğrudan mağdurun kendisi tarafından öğrenilmiş olması gerekmektedir.. Failin mağdurla birbirini görmesi şart değildir, hakareti mağdurun işitebileceği şekilde gerçekleştirmesi durumunda, okunarak veya seyredilerek görülmesi ve failin bu iradeyi taşıyor olması halinde huzurda hakaret suçu oluşacaktır.

Yargıtay içtihatlarından anlaşıldığı üzere sağır olan mağdurun fail ile yüz yüze iken kendisine yöneltilen hakareti hissetmiş ancak tam olarak içeriğini anlayamamış, fakat o sırada olay anında hazır bulunanlardan öğrenmiş olması halinde yine huzurda gerçekleştiği kabul edilir.

Fail başkasıyla konuşurken kendisinin haberi olmadan mağdur söylenenleri duysa bile bu durum fiilin huzurda gerçekleştiğini göstermez. Aynı şekilde; mağdur duysun diye bazı sözleri söyleyip, mağdurun başka şeylerle uğraşması dolayısıyla duymaması durumunda huzurda hakaret söz konusu olur.

  • İleti Yoluyla Hakaret

Tck 125/2 hükmü uyarınca; “Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.” Hükmü amirdir.

Buna göre, telefon, mektup, telgraf, faks, dilekçe, kartpostal, resim, karikatür, şekil, cep telefonu, mesaj ya da elektronik posta vs. yoluyla hakaret suçunun oluşumu için, telefon görüşmesinin mağdur ile yapılmış olması, mektup vs. fiziki yazılı belgelerin mesajın ve e-posta iletisinin doğrudan mağdura veya mağdur ait cihazlara gönderilmiş olması ve mağdurun bunları bizzat öğrenmiş olması gerekir. Bu durumda huzurda hakaretten söz edilir.

Bunlar mağdur dışında kimselere gönderildiği takdirde; gıyapta olduğundan bu suç işlenmiştir. Burada geçen iletiden anlaşılması gereken her türlü iletişim araçlarıdır teknolojik gelişmeler karşısında ekleme yapılabilmesi için madde metninde bu araçlar sınırlı şekilde sayılmamıştır.

İnternet sitesinde veya basın radyo yahut televizyon aracılığıyla suçun işlenmesi durumunda doğrudanlık söz konusu olmadığı ve bu nedenle bizzat mağdura yönetilme öğesi gerçekleşmediği için huzurda hakaret oluşmayacaktır.

  • Gıyapta Hakaret

Huzur’da hakaret etti fiilin işlenmesi sırasında mağdur huzurdadır ve söylenen sözleri yapılan hareketleri aracısız olarak bizzat duyar ve görür gıyapta hakaret değilse mağdur kendisi hakkında söylenen sözleri veya yapılan hareketleri bizzat duymamakta veya görmemektedir. Yani gıyapta hakaretten söz edebilmek için kişinin hakarete doğrudan maruz kalmaması kendisine üçüncü kişiler vasıtasıyla bu söz ve hakaretlerin ulaşması gerekmektedir.

Mağdurum gıyabında hakaret edilmesi halinde suçun en az 3 kişi ile işlenmesi gerekir. Bu sayıya fail ve mağdur dahil değildir.

Suçun faili ihtilatı bilerek isteyerek gerçekleştirmelidir. Fail 1 kişi ile ihtilat ederken varlığından haberdar olmadığı başkalarının da bunu duyması halinde ihtilat unsuru gerçekleşmiş olmaz. Aynı şekilde fail sadece bir kişiye söylediği sözü bu kimse onun bilgisi ve rızası dışında olarak başkalarına söylerse bu durumda ihtilat gerçekleşmemiş olacaktır.

Kanunda belirtildiği üzere en az 3 kişi ile ihtilat edilmelidir. İhtilat edilen 3 kişinin aynı anda aynı yerde olması ile farklı yerlerde olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Yani failin üç kişi bir arada iken mağdur hakkında hakaret içerikli sözleri söylemesi ile farklı yerlerdeki kişilere ayrı zamanlarda bu sözleri söylemesi suçun oluşumu açısından bir fark oluşturmayacaktır.

İhtilat da kullanılan vasıtanın önemi yoktur. Söz, yazı, şarkı, hareket, resim, sahneye eserleri fiilen ihtilatı mümkün kılabilecek her vasıta kullanılmış olabilir. Örneğin aynı yazıyı 3 veya daha fazla kişiye mektup ile gönderme durumunda suç tamamlanmış sayılır.

Bu suçun oluşabilmesi için mağdurların ihtilat konusunu anlayabilecek durumda olmaları gerekir. Bu durumda küçükler akıl hastaları konuşulan lisanı bilmeyenler söz konusu ise ihtiras oluşmayacaktır. Fail sadece bir kişiyle ihtilat etmekte fakat bu kişiye haberi yaymasını söylerse ihtilat yine gerçekleşmiş sayılacaktır.

Resmi makamlara yapılan başvurularda fail yapılan başvurunun bir silsilesi içerisinde 3 veya daha fazla kişinin öğrenebileceğini bilebilecek durumda ise ihtilat gerçekleşmiş sayılır. Yargıtay sanığın 155 polis imdat hattını arayarak yaptığı telefon görüşmesi sırasında hakaret eylemini gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi telefon konuşmalarının kayıt altına alınıp dinlenildiğini bilmesi ve dinleme görevlisi de dahil olmak üzere görüşme kayıtlarının diğer görevlilerce de dinleneceğinin bilinebilir bir durum olması nedeniyle, gıyapta hakaretin ihtilat unsurunun gerçekleştiğini kabul etmiştir.

İhtilat edilen kimselerle gerçekleştirilen temaslar arasındaki zaman aralığının önemi yoktur. İhtilat edilen 3 kişiden birisi öldüğü takdirde bu durum ihtilatın gerçekleşmesini önlemez. Fakat ispat açısından bazı sorunlara sebep olabilir. Bu durumda failin diğer ihtilat ettiği kişiler ölen kişinin de olay yerinde olduğunu, söylenenleri duyduğunu veya yapılanı gördüğünü bildirirler ise ihtilatın gerçekleştiği kabul edilir.

Uygulamada en çok karşılaşılan durum; failin mağdur hakkında hakaret oluşturacak bir sözü üçüncü bir kişiye söylemesi onun da gelip bu sözleri mağdura iletmesi durumudur. Bu durumda mağdur bizzat kulağı ile duymadığı için huzur da hakaret söz konusu olamayacağından gıyapta hakaret hükümlerinin uygulanması gerekecektir.

Yargıtay kararların da görüldüğü üzere yoklukta hakarette şikayet süresi; 3 kişi ile ihtilat edilerek suçun tamamlandığı veya en son kişi ile ihtilat edilerek suçun bittiği tarihlerde gibi düşünülse de aslında mağdurun faili veya fiili öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı kabul edilmiştir.

TCK 130.maddede düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunun fiili seçimlik hareketli fiil olup 3 şekilde bu suçun oluşumu sağlanır.

  • Ölünün Hatırasına Hakaret

Hakaret TCK’nın 125. Maddesinde de belirlendiği üzere bir kimseye Onur, Şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı veya sövme eylemidir. 130/1. Maddesinde hakaretten bahsedilmesine karşın, 5237 sayılı TCK ile hakaret sövme ayrımı kaldırıldığından sövme de bu kapsamda değerlendirilecektir.

Ölünün hatırasına hakaret suçunun unsurlarından birisi ihtilattır. Ölünün hatırasına hakaret suçu olağan durum gereği yüze karşı işlenemez. Kaldı ki; suçtan zarar gören olarak ölü yakınlarının yüzüne karşı müteveffa için yapılan hakaret de bile ihtilat unsuru aranmaktadır. Örneğin; iki tane yakınına karşı, ölen hakkında onun onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek bir söz söylenmesi durumunda da ihtilat gerçekleşmediğinden suç oluşmayacaktır. Ayrıca ölen kimse hakaret suçunun mağduru olamaz. Bir kimseye ölen annesi için “senin annen şu günde, şurada şu kişiyle, zina yaptı.” Denildiğinde yakını için hakaret suçu oluşmayacaktır. Çünkü; ölünün hatırasına hakaret suçunda dolaylı hakaret söz konusu olamaz. İhtilat edilmesi gereken 3 kişinin, şikayet hakkı bulunan yakınlar veya başka birisi  olması arasında fark bulunmamaktadır.

TCK md. 125 te olduğu gibi  ihtilat için gereken 3 kişinin toplu veya dağınık olması arasında fark etmez. Bu hakaret, sözle, yazıyla, resimle veya işaretle gerçekleştirilebilir. Örneğin, ölen bir kimseyi cehennemde Zebanilerin başı olarak gösteren bir karikatürle de ölünün hatırasına hakaret suçu işlenebilecektir. Burada önemli olan  hakaretin ölünün cesedine dokunmadan yapılmasıdır.

Ölümün Ceset ve Kemiklerini Alma

Maddede hareket unsuru için sadece” alma” tabiri kullanılmıştır. Suçun hareket unsuru olan almak bir kişinin hakkı olmadığı halde cesedi veya ölünün kemiklerini zilyetliği altına alması biçiminde tanımlanmıştır. Burada hırsızlıktan farklı olarak zilyetliğin ihlali yeterlidir tesisine gerek yoktur. Bununla birlikte cesetle birlikte gömülen eşyanın alınması durumunda hırsızlık suçu oluşacağından burada hakimiyetin tesisi gerekir. Ceset veya kemiğin alınması amacı olmadan mezarın açılması durumunda umumi Hıfzısıhha Kanununun 300. Maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Bu suçun tamamlanması için ceset veya kemiklerin “alınmasının” gerçekleşmesi gerekir. İcra hareketleri yapılmış fakat alma gerçekleşmemişse suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılır.

Ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunma

Tahkir; aşağılamak küçük ve hor görme anlamlarına gelmektedir. Tahkir etme ise; hor gören aşağılayan terzil eden davranışlarda bulunmaktır. Ölünün ceset ve kemikleri hakkında tahkir edici fiillerden bulunmaktan maksat, ölüye saygı ile bağdaşmayan sözlü nitelikte olmayan maddi fiillerin işlenmesidir.

5237 sayılı TCK da tahkir edici fiillerde bulunulması suçun oluşumu için yeterli sayılmış ayrıca ihtilat aranmamıştır. Ceset üzerinde yapılan tahkir edici fiilleri hiç kimse görmemiş olsa bile bu suç oluşacaktır. Örneğin cesedi parçalamak, cesetle cinsel ilişkiye girmek, cesedin kulağını kesmek, ceset üzerine tükürmek, tuvaletini yapmak, cesedi çıplak olarak sokak ortasında asmak bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Tahkir edici fiiller ceset üzerinde ona dokunarak gerçekleştirilen fiillerdir. Ceset üzerine yazı yazmak da olsa bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örneğin ölüyü morgdan çıkarıp alnına “ben zina yaptım” yazmak eyleminde tahkir edici fiil mevcuttur. Burada dikkat edilmesi gereken konulardan biri failin üzerinde hem tahkir edici fiilde bulunduğu hem de sözlü olarak hakaret ettiği durumda cezalandırmanın nasıl olacağıdır. Burada TCK’nın 130. maddesinin 1 ve 2. fıkraları arasında fikri içtima hükümleri uygulanacaktır.

Hakaret Suçu Cezası Nedir?

  • Hakaret Suçu Temel Şekli Cezası

TCK md.125 “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmü uyarınca hakaret suçunun temel şekli için seçimlik ceza öngörülmüştür. Buna göre faili verilecek ceza bu suçu işleyen fail hakkında 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

TCK 61/9 uyarınca adli para cezasının alt ve üst sınırı hapis cezası dikkate alınarak belirlenecektir. Buna göre adli para cezasının alt sınırı 5377 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarihinden önce işlenen suçlarda 5237 sayılı TCK’nın 52. Maddesi uyarınca 5 gün, bu tarihten sonra işlenen suçlarda ise TCK’nın 61/9. Maddesi uyarınca 90 gündür. Mahkemece hapis cezasının seçildiği durumlarda bu ceza para cezasına çevrilemez. Hakim Hapis cezası yönünde hüküm kurduğu takdirde; neden bu cezayı seçtiğini gerekçelendirmelidir.

  • Hakaret Suçu Nitelikli Hali Cezası

Kanun koyucu, temel suç tipinde bazı unsurları ekleyerek, o suçun daha ağır veya hafif cezalandırılmasını öngörebilir. Suçun temel şekline ilave edilen ve cezanın arttırılmasını veya indirilmesini gerektiren bu hallere suçun nitelikli unsurları denir. Görüldüğü gibi, suçun nitelikli halinde o suçun temel şekline ilişkin bütün unsurların yanında suçun temel şeklinin temel suç tipinin cezasını ağırlaştıran veya hafifleten bir sebep de bulunmaktadır.

1. Suçun Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı İşlenmesi (TCK m.109/3-a)

TCK m.125 3 ve 4. Fıkralarında hakaret suçunun nitelikli haline getiren unsurlar sayılmış olup bunlardan ilki TCK m.125/3-a fıkrası uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret edilmiş olması halidir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için kamu görevlisine yerine getirmiş olduğu görev nedeniyle hakaret edilmiş olması gerekir yani görev ile hakaret fiili arasında nedensel açıdan bağlantı olmalıdır. Bu suç; kamu görevlisinin sadece görevin devamı sırasında değil görevinden ayrıldıktan sonra da nitelikli hal olarak uygulanır.

2. Suçun Dini, Siyasi Sosyal Felsefe İnanç Düşünce Ve Kanaatlerini Açıklamasından Değiştirmesinden Yayılmaya Çalışmasından Mensup Olduğu Dinin Emir Ve Yasaklarına Uygun Davranmasından Dolayı İşlenmesi( TCK m.109/3-b)

Hakaretin bir kişiye karşı dini siyasi sosyal felsefi inanç düşünce ve kanaatlerini açıklamasından değiştirmesinden yaymaya çalışmasından mensup olduğu dinin Emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı gerçekleştirilmesi diğer bir nitelikli hale oluşturmaktadır. Fıkrada düzenlenen suça örnek olarak bir Müslümanın Hristiyan olmasından dolayı ona hakaret edilmesi ya da bir kimsenin komünist olduğunu açıklaması nedeniyle hakaret edilmesi ve yahut bir kimsenin oruç tutması, namaz kılması veya başörtüsü takması nedeniyle hakaret edilmesi sayılabilir. Burada ayırt edilmesi gereken nokta mağdurun dinin Emir ve yasaklarına aykırı davranması nedeniyle ona hakaret edilmesi halinde bu fıkra hükümleri değil birinci fıkra hükümleri uygulanacak olmasıdır. Örneğin oruç tutmayan birine hakaret edilmesi durumunda birinci fıkra hükümlerince cezalandırılması gerekecektir.

3. Suçun Kişinin Mensup Bulunduğu Dine Göre Kutsal Sayılan Değerlerden Bahisle İşlenmesi (TCK m.109/3-c)

Kişinin inandığı değerlerle alay edilmesi veya hakaret edilmesi daha fazla haksızlık içeriğine sahip olması nedeniyle bu durum cezanın arttırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Burada korunan husus kişinin kutsal sayılan değerleri değildir kutsal değerleri konu edinen sözler ile kişiye hakaret edilmesidir. Dolayısıyla bu hükmün uygulanabilmesi için failin mağdurun mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerinden söz ederek ona hakaret etmesi gerekir. Bir değeri o dine göre kutsal sayılıp sayılmadığı o dinin temel kaynaklarına bakılarak belirlenir. Din kavramı bu suç açısından geniş yorumlamayı gerektirir. Bazı mezheplerde bir değer kutsal sayılmış olabilir. Eğer bu değerden söz edilerek hakaret edilme durumu söz konusu olursa nitelikli hal uygulanır. Örneğin Müslümanların Kur’anı Kerim okumalarından söz ederek alay edilmesi bu nitelikli halin uygulanmasını gerektirir.

4. Suçun Alenen İşlenmesi (TCK m.109/4-a)

Türk Ceza Kanununun 125. maddesinin 4. fıkrasında hakaretin alenen işlenmesi halinde cezanın altıda bir oranında artırılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; artırım yapılırken maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen cezalar ayrı ayrı değerlendirilir, 1. fıkradaki halde alt sınırı itibariyle 3 ay veya 90 gün adli para cezası; 3. Fıkrada ise 1 yıl hapis veya 365 gün adli para cezası üzerinden artırım yapılır.

Yasal düzenlemede aleniyet hakkında açık bir tanıma yer verilmemekte birlikte “hakaret teşkil eden fiilin belirli olmayan birçok kişi tarafından algılanabilir bir mahiyette bulunması” olarak tanımlanabilir. Yargıtay’a göre hakaretin herkesin girip çıktığı bu nedenle herhangi bir kimsenin duyup işitebileceği yerde yapılması halinde aleniyet gerçekleşmiştir. Söylenen sözün fiilen duyulup duyulmadığı önemli olmayıp böyle bir olasılığın varlığı yeterlidir.

Uygulamada herkese açık umumi yerler ve herkesin girebileceği yerler olan sokak, park, kahve, yol kabul edilmektedir. Ancak suçun işlendiği yerin aleni olup olmadığı konusunda şüphe varsa keşif yapılır, bilirkişi raporu alınır. Yargıtay’a göre, “sokak” “polis merkezi önünde” “site bahçesinde”  “aleni bir yer olan polis merkezi içerisinde” “ sahil kenarında” “ duruşma salonu” “ mahkeme kalemi  “mobilya satış mağazası” “ köy yolu”  “dispanserin bekleme odası”  “her tarafı açık olan evin damı” “karakol binası”  “cami” “ doktor muayenehanesinin bekleme salonu”  “tarla”  “PTT memurunun mesai odası”  “evin bahçesi”  “çeşme başı” “ fabrika binaları” “ cadde üzeri” “ öğretmenler odasının önü” “ duvarla çevrili avlu içi” aleni kabul edilirken;  “Cezaevinin içerisi”, “cezaevi koğuşu”, “ekip aracı”, “jandarma komutanlığına ait bahçe”, “apartman içi”, “bağ evi”,  “taksi içi”, “orman bölge şefinin odası”, “patates tarlası,” “hasta odası,” “kontrol görevlilerine ayrılan yer”, “sorgu odası” aleni kabul edilmez.

Aleniyetin varlığı için önemli olan çok sayıda insanın hakaret teşkil eden fiili öğrenme olanağının olmasıdır. Örneğin yolda hiç insan olmasa bile yine de alenidir. Fakat evde 30 kişi bile olsa ev aleniyet şartını taşımaz.

TCK 132/c maddesinde düzenlenen ceset veya kemikleri alma veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunma suçunun Herhangi bir artıcı nedeni veya nitelikli hali bulunmamaktadır ancak TCK’nın 130 1. Maddesinde düzenlenen ölünün hatırasına hakaret suçunun işlenmesi halinde verilecek 1/6 oranında arttırılacaktır. Hakaret suçu ile ilgili yapılan açıklamaya gönderme yapmakla yetiniyoruz ancak şunu belirtmekte fayda var ki suçum basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde bu husus Ali niyetin gerçekleşme biçimlerinden birini oluşturduğundan bu artırın nedeni uygulanacaktır

Burada denilecek bir hususta TCK’nın 127 maddesinde düzenlenen isnadın ispatı aynı yasanın 128 maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı yine aynı yasanın 129. Maddesinde düzenlenen karşılıklı hakaret kurumlarının kişinin hatırasına hakaret suçunun uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

Hakaret  Suçu İndirim Halleri

  • Haksız Fiil Nedeniyle Hakaret

Türk Ceza Kanununun 129. Maddesinin 1. Fıkrası, hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halini, cezada indirim yapılması ya da hiç ceza uygulanmaması sebebi sayılmıştır. Aslında bu durum bir haksız tahrik hali olup kanun koyucu burada hakaret suçuna özgü, özel bir Haksız tahrik hali olarak düzenlenmiştir. TCK 29. Maddesinden farkı; burada mahkeme ya cezadan indirme gidecektir ya da ceza vermekten de vazgeçecektir. Olayda, TCK’nın 129. Maddesinin uygulandığı hallerde, genel tahrik hükümleri uygulanamayacaktır.

Bu hükmün uygulama alanı bulabilmesi için;

1.Hakaret ve kasten yaralama dışında başka bir tahrik eylemi olmalıdır. Aksi halde aynı maddenin 2. ve 3. Fıkralarının uygulanması söz konusudur.

2.Tahrike konu eylem haksız bir eylem olmalıdır. Konusu suç teşkil edebileceği gibi, suç tanımına girmeyen ancak hukuka aykırı (kabahat teşkil eden veya özel hukuka dair haksız) herhangi bir eylemde olabilir. Haksız tahrike konu eylemin suç olması durumunda kovuşturma konusu yapılmış ya da cezalandırılabilir nitelikte olup olmaması önemli değildir.

3.Haksız eylemin bizzat mağdur tarafından gerçekleştirilmesi gerekir .Her ne kadar 765 sayılı TCK’ nın 485. maddesinde açıkça yer alan ” Kendisine tecavüzde bulunan şahsı 480 ve 482. maddelerde yazılı sürümlere kendi haksız hareketiyle sebebiyet vermiş ise…” ifadesi yeni düzenlemede metne alınmamış ise de, üçüncü kişinin tahriki halinde genel tahrik hükmü olan, TCK nın 29. Maddesinin uygulanması gerekir.

Ancak mağdurun haksız eyleme hakaret suçunun failinden başka, üçüncü kişiye yönelik olarak gerçekleşmiş bulunabilir. Buna tepki olarak işlenen hakaret suçu nedeniyle 129.maddenin 1. Fıkrasının uygulanması mümkündür. Örneğin, çocuğuna şiddet uygulayan kişiye hakaret eden fail hakkında haksız tahrikin varlığı kabul edilmelidir.

4.Hakaretin, haksız eylemi gerçekleştiren kişiye karşı yapılması gerekir.

5.Hakaret ile haksız tahrike konu eylem arasında nedensellik bağı bulunmalı, suç tepkisel olarak işlenmelidir. Tahrikin gerçekleştirdiği ile hakaretin yapılması arasında zaman aralığı bulunabilir. Burada önemli olan aradaki zamana rağmen nedensellik bağının kurulabilmesidir.

6.Esas olarak TCK’da haksız tahrik 29 maddede düzenlenmiş olup, tüm suçlar bakımından genel hafifletici sebeptir. 29. madde karşısında özel hüküm niteliğinde olan 129. Madde yalnızca hakaret suçu bakımından uygulanır.

7.Genel tahrik hükmü TCK’nın 29. maddesinde yer alan “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında” suçun işlenmiş olması aramışken, 129. maddede hakaret fiilinin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi yeterli görülmüş, ayrıca fiilin hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenmiş olması aranmamıştır. Nitekim esas olan suçun ani öfke ile tepkisel olarak işlenmişidir.

8.Haksız fiile tepki olarak işlenen hakaret sonucunda verilen ceza indirilebileceği gibi ceza verilmesinden tamam ile vazgeçilmesi de mümkündür. Eğer mahkeme indirim yapmak istiyorsa en fazla ⅔ oranında indirim yapacaktır. Ceza vermekten vazgeçildiği hallerde ise hakim ceza verilmesine yer olmadığına karar verecektir.

Burada hakim ceza vermekten vazgeçtiği hallerde doğrudan 223/4-c maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verir. Ayrıca mahkumiyet hükmü kurarak, daha sonra ceza vermekten vazgeçmeyecektir. Ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanığa kural olarak ,yargılama giderleri yükletilemez. Ancak, hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanık kendi kusuruyla bir kısım yargılama giderinin yapılmasına neden olmuşsa bu giderler CMK’nın 327. maddesi gereğince kendisine yüklenmesi gerekir. Örneğin hakkında Kamu davası açılan sanık, tanıklarının dinleneceği veya yüzleştirme yapılacağı oturuma katılmaması nedeniyle, işlemlerin yeniden yapılmasına yol açmışsa veya kendisini suçlaması nedeniyle hakkında kamu davası açılmasına sebebiyet vermişse, yapılan yargılama giderinden sorumlu tutulabilecektir. Ancak mahkeme kararında, sanığın yargılama giderine hangi kusuruyla neden olduğunu göstermek zorundadır.

  • Karşılıklı Hakaret

Türk Ceza Kanununun 129.maddesinin 3. fıkrasına göre;” hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilecek gibi ,ceza vermekten de vazgeçilebilir”. Bu hükmü haksız tahrik olarak nitelendirmek gerekir. Zira karşılık olarak gerçekleşen eylemde tahrikten söz edilebilirse de, ilk hakareti gerçekleştirenin  eyleminde tahrik söz konusu olamayacağı halde, her ikisi bakımından da cezada indirim ya da cezasızlık karar verilebilecektir.

Karşılıklı hakaret hükümlerinin uygulanabilmesi üç koşulun gerçekleşmesine bağlıdır.

Karşılıklı olarak işlenen suçlar 125 .maddede yer alan tanıma uygun olmalıdır. Somut bir fiil ya da olgu isnadı şeklinde olabileceği veya sövmek suretiyle gerçekleşmiş olmalıdır. Bu hükmün TCK’nın 301.maddesinde olduğu gibi , özel hakaret suçları için uygulanması mümkün değildir. Bu hakaret suçuna özgü bir indirim halidir. Ayrıca, bir kimsenin hakarete uğraması nedeniyle karşıdakine söylenenleri aynen iade ettiğini bildirmesi veya ona hakaret teşkil etmeyen başka bir söz söylemesi halinde karşılıklı hakaretten söz edilemez.

İlk hakareti gerçekleştirenin haksız olması, eylemin hukuka aykırı bulunması gerekir. Bir hakkın yerine getirilmesi ya da görevinin ifası sırasında gerçekleşen hakarete karşılık veren, kimse indirim ya da cezasızlık nedeninden yararlanamaz.

Hakaret karşılıklı olmalı ve aralarında da nedensellik bağı bulunmalıdır. Karşılıklı hakaretten söz edebilmek için ilk hakaret kim tarafından gerçekleştirilmiş ise, karşı hakaretin de ona yönetilmesi gerekir. Ancak, eş, anne- baba, evlat gibi makul derecede yakınlara yönelik hakarete karşı hakaret suçunun işlenmesi halinde, TCK’nın 129/3. maddesinin uygulanabileceği kabul etmek gerekir.

Karşılığında derhal verilmesi gerektiği düşünülürse de nedensellik bağının korunması kaydıyla engelin kalktığı ilk anda gerçekleşmesi de yeterlidir. Önemli olan makul bir sürenin geçmesi ve nedensellik bağının korunmasıdır. Hakaretin gıyapta gerçekleşmesi halinde de karşılık hakaretten söz edilebilir. Ancak öğrenilir öğrenilmez karşılık gerçekleştirilmelidir.

TCK ‘nın 129. maddesinin 3. Fıkrasının uygulanabilme koşulları oluştuğu hallerde, tarafların cezalandırıp cezalandırılmayacağı ya da hangisini cezalandırılacağı  takdir yetkisi hakime aittir. Burada belirleyici olan olayın mahiyetidir. Bu durumda, olayın mahiyetine göre mahkemenin her iki tarafın cezasını indirmek ya da iki taraf içinde ceza verilmesinden vazgeçmek biçiminde karar verebilecektir. Yalnızca taraflardan biri için indirim ya da cezasızlık uygulaması yapabilir. Ancak bu halde ilk hakareti gerçekleştiren hakkında, karşı tarafın cezası indirilmeden ya da vazgeçilmeden bu hüküm uygulanabilmesi mümkün müdür? Örneğin A B’ ye konuşurken “lan” demiş, B bunun üzerine A’ya ana avrat sinkaflı şekilde sövmüş, işin içine beşikteki bebeği de katmış, üstüne üstlük eşi ile ilgili de somut bir olgu isnat etmiş ise, bu durumda birinci hakaret edenin cezasını indirmek daha sağlıklı sonuç doğurabilir. Başka bir değişle, tahrikte dengenin bozulduğu durumlarda, ilk haksız harekette bulunan kimsenin cezası da indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir.

Karşılıklı hakaret durumunda verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza verilmekten de vazgeçilebilir. Eğer hakim indirim yapmak istiyorsa en fazla 2/3 oranında indirim yapacaktır. Örneğin indirimi 3/4 oranında belirleyemez. Burada hakim ceza vermekten vazgeçtiği hallerde doğrudan 223/ 4-C maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verecektir. Ayrıca mahkumiyet hükmü kurarak, daha sonra ceza vermekten vazgeçmeyecektir. Karşılıklı hakaret halinde, bunlardan birisi veya her ikisinin hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde de CMK’nın 328 maddesine göre, hangisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse o fail de veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse her iki fail de yargılama giderine mahkum edilecektir.

  • Suçun Kasten Yaralamaya Tepki Olarak İşlenmesi

TCK’nın 129. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hakaret suçu kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmişse, faile ceza verilmeyecektir. Fıkra gerekçesinde kişinin kendisine karşı işlenen kasten yaralama suçuna tepki olarak işlediği hakaret suçu nedeniyle cezalandırılamayacağından  söz edilmiştir. Eski Ceza Kanunun 485/3 maddesinde şiddet kişinin hayatına ,vücut bütünlüğüne, cinsel dokunulmazlığına ve özgürlüğüne yönelik eylemleri de içermekteydi. Fakat yeni Yasada kasten yaralamadan söz edilerek kapsamı daraltılmıştır.. Bu durumda kasten yaralama suçuna tepki olarak değil de başka suça tepki olarak işlenen hakaret suçu nedeniyle TCK’nın 129. maddesinin 2.fıkrası değil, anılan maddenin 1.fıkrası uygulanması söz konusu olacaktır.

Fıkra hükmünün uygulanabilmesi için;

Hakaret suçunun mağduru tarafından gerçekleştirilen fiil;

Kasten yaralama suçuna karşı işlenmelidir. Hakaret suçu kasten yaralama suçuna karşı değil de yağma, cinsel taciz gibi başka suçlar nedeniyle işlenirse bu durumda maddenin 1. Fıkrası uygulanacaktır. Fiil haksız olarak gerçekleşmeli herhangi hukuka uygunluk niteliği taşımamalıdır. Örneğin zor kullanma yetkisini kullanan polis memuruna veya jandarma personeline karşı hakaret edilmesi bu madde kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ayrıca kasten yaralamanın cezalandırılabilir ya da kovuşturma konusu yapılıp yapılmamış olması önemli değildir. Yaralama kasten işlenmelidir. Bu kast doğrudan kast olabileceği gibi olası kast da olabilir. Taksirli yaralama halinde TCK’nın 129 maddesinin ikinci fıkrası değil anılan maddenin 1. Fıkrası uygulanabilecektir.

Yaralamanın basit ya da nitelikli halinin gerçekleşmiş olması arasında fark yoktur. Kasten yaralama eyleminin hakaret suçunun failine karşı gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bu nedenle 3 kişiye yönelik kasten yaralamanın, bir haksız fiil olduğu gözetilerek 129. maddenin 1. Fıkrası kapsamında değerlendirilmelidir.

Hakaret kasten yaralama eylemine tepki olarak işlenmelidir. Bu nedenle eylemin devamı sırasında ya da hemen ardından hakaret edilmiş olmalı, araya zaman girmemelidir. Fail kendisini yaralayan dan başkasına karşı hakaret etmesi halinde bu cezasızlık hükmünden yararlanamaz.

Hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlendiğinin kabul edilmesi halinde kişiye ceza verilemeyecektir. Ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanık kural olarak yargılama giderlerini ödemeyecektir ancak kendi kusuruyla bir kısım yargılama giderlerinin yapılmasına neden olmuş ise bu giderler kendisine yüklenir.

Hakaret Suçu Özel Görünüş Şekilleri

  • Teşebbüs

Hakaret suçunda kural olarak teşebbüs mümkün değildir. Hakaret suçu tehlike suçu olduğu için mağdurun tahkiri duyduğu veya ihtilatın gerçekleştiği anda fiilin icra hareketleri sona ermiş ve suç tamamlanmış olur.

Gıyapta hakarette hakaret içeren söz veya fiili en az üç kişi duymamışsa fiil teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. İleti yoluyla işlenen hakarette icra hareketleri bitirilememişse bu durumda teşebbüs söz konusu olabilir. Örneğin hakaret içeren mektubun postaya verilmesi ancak mektubun başkasının posta kutusuna gitmesi nedeniyle mağdurun bu mektuba ulaşamamış olması gibi.

Fakat dikkat edilmesi gereken husus fail mağdura gönderdiği hakaret içeren mektubu elinde olmayan sebeplerle değil kendi rızası ile mağdur haberdar olmadan gidip posta kutusundan alırsa bu durumda gönüllü vazgeçme söz konusu olur ve faile ceza verilmez.

TCK’nin 130 maddesinin 1. Fıkrasında düzenlenen suç neticesi harekete bağlı suçlardan olup istila atın tamamlanmasıyla suçla tamamlanmış olacağı ve ihtilat gerçekleşmeden suçun oluştuğundan söz edilemeyeceğinden teşebbüse elverişli değildir Ancak hareket bölünebildiği oranda teşebbüse olanaklı hale gelebilir

Anılan maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen ceset veya kemiklere alma veya ceset ve kemikler üzerinde tahkir edici pillerde bulunma suçu bu amaçla hareketlere başlayıp da eylemin tamamlanmaması halinde teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır

  • İştirak

Bu suç iştirak hükümleri açısından herhangi bir özellik arz etmez. Hakaret fiilini gerçekleştiren kimse fail olarak sorumlu olacaktır. Bu süreçte müşterek failliğin söz konusu olabilmesi için ancak katılanlardan her birinin hakaret oluşturan fiile bizzat kendi için yapması gerekir. Örneğin bir gösteri yürüyüşünde gösteri yapanlardan her birinin hakaret ifadeleri içeren pankartlar taşımaları durumunda müşterek fail olarak sorumlu olacaklardır.

İştirak hakkında genel hükümler uygulanır bu suça iştirakın her türlüsü mümkündür

  • İçtima

Bu suç bakımından zincirleme suç hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Fail bir suç işleme kararı ile aynı kişiye birden fazla hakaret suçu işlerse zincirleme suç hükümleri uygulanır. Fakat hakaret teşkil eden söz veya hareketin araya zaman girmeden ardı ardına söylenmesi durumunda zincirleme suçtan söz edilmeyecek fiil tek suç kabul edilecektir. Aynı mektup içerisinde birden fazla yerde hakaret içerikli söz geçmesi halinde yine tek bir hakaret suçundan söz edilecektir. Fail mağdur açısından hakaret teşkil eden sözleri üçten fazla kimseye karşı söylese bile tek suç oluşacaktır.

Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç kurul üyelerine karşı işlenmiş sayılır. Fakat bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümlerinin uygulanacağı belirlenmiştir.

Kişinin hatırasına hakaret suçu bir kimseye karşı değişik zamanlarda birden fazla defa işlenmesi veya tek hareketle birden fazla suçtan zarar gören ek karşı işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanır ancak hatırasına hakaret edilen veya kemik veya cesedi alınan ya da tahkir edici fiillerde bulunan kimsenin yakınının birden fazla olması halinde tek suç söz konusu olacaktır.

Hakaret Suçu Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

  • Hakaret Suçu Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Yargılama neticesinde hükmedilen sonuç cezanın bir yıl veya daha az süreli hapis cezası olması halinde, mahkeme hapis cezasını TCK 50. maddede yazılı adli para cezasına veya diğer güvenlik tedbirlerine çevirebilecektir. Hakaret suçunun temel şekli için seçimlik ceza öngörülmüştür. Buna göre faili verilecek ceza bu suçu işleyen fail hakkında 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Mahkeme adli para cezasını seçtiği takdirde adli para cezasının alt sınırı 365 gün üst sınırı 730 gün olduğuna göre; bu durumda, faili bir yıldan iki yıla kadar hapis veya 365 günden 730 güne kadar adli para cezası verilecektir.

  • Hakaret Suçu Erteleme

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde düzenlenmiştir.

Hakim tarafından hükmedilecek ceza iki yıl ya da iki yıldan daha az olduğu vakit, hapis cezası hakkında erteleme kararı verilebilecektir. Cezanın ertelenmesi kararının verilebilmesi, rüşvet suçundan verilecek olan hapis cezasında indirim yapılabilecek hükümlerin uygulanması ile mümkündür. Hakaret suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür. Ancak 17.04.2020 tarihinden itibaren kamuda ya da özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri nedeniyle işlenen hakaret suçunda ceza yarı oranında artırılacak ve failler hakkında Türk Ceza Kanununun 51. maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmayacaktır.

  • Hakaret Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine sebebiyet veren bir ceza muhakemesi kurumudur. Suçun cezasının 2 yıl veya altında belirlendiği hallerde HAGB kararı mümkündür. Hakaret suçu açısından HAGB kararı mümkündür.

HAGB kararı verilmesinin önemli şartlarından biri mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartıdır. Hakaret suçu açısından dikkat edilmesi gereken nokta, HAGB kararı verilmesi için zararın giderilmesi şartının aranmamasıdır. Çünkü, hakaret suçu nedeniyle uğranılan doğrudan bir maddi zarar yoktur. HAGB kararı için kişinin uğradığı manevi zarar ise dikkate alınmaz.

Hakaret Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

  • Gözaltı

Gözaltı hali, CMK’nın 91.maddesinde düzenlenmiştir. Usule uygun olarak (CMK m.90) yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez.

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bu düzenlemelere göre hakaret suçu açısından Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı kararı vermesiyle gözaltı halinin gerçekleşmesi mümkündür.

  • Tutukluklama

Tutuklama, koruma tedbirlerinin en ağırıdır; zira kişi, kısıtlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Tutuklama kararını, sadece hâkim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman bir istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar;

  • Kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
  • Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.
  • Tutuklama, somut olayda orantılı bir tedbir olmalıdır.

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. İzah edilenler doğrultusunda, TCK m. 125 vd.’de hakaret suçuna ilişkin ceza miktarı dikkate alındığında, tutuklama şartlarının varlığı halinde bu suç bakımından tutuklama koruma tedbirinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir. Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK’nın 102/2. maddesi uyarınca en çok 1 yıldır. Zorunlu hallerde 6 ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil değildir.

Bu nedenle hakaret suçu basit halinde tutuklama kararı verilemez. Fakat cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında tutuklama kararı verilebilir.

Hakaret Suçu Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

  • Soruşturma Aşaması

Şikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. Hakaret suçu kural olarak şikayete bağlıdır fakat maddede geçtiği üzere nitelikli şekli olan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret soruşturma ve kovuşturma resen yapılır. Suçun basın yoluyla işlenmesi de bu genel kuralı değiştirmez.

Savcı, suçun işlendiği ile ilgili şikayetten sonra araştırmaya koyulacak ve bu araştırmada şüphelinin aleyhine ve lehine olan delilleri toplayacaktır. Savcı, araştırması sonucunda yeterli delile ulaşırsa iddianame düzenleyerek dava açacak; aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin varlığı gerekmektedir. Yeterli şüphe şartının aranmasının temel nedeni ise kişilerin gereksiz yere yargılanmalarının önüne geçilmesini sağlamaktır.

  • Kovuşturma Aşaması

Soruşturma aşamasının iddianame düzenlenip kamu davası açılarak tamamlanmasının akabinde artık bir ceza davasının varlığından bahsedilir ve kovuşturma aşamasına geçilmiş demektir. Başka bir deyişle, kovuşturma evresi, iddianamenin kabul edilmesi veya kabul edilmiş sayılması ile başlar. Kovuşturmanın içinde farklı evrelerden bahsedilebilir; duruşma hazırlığı, duruşma, hüküm ve kanun yolu bu evrelerdendir. Soruşturmanın tamamlanması sonrasında hakaret suçuna ilişkin kovuşturma aşaması gerçekleştirilecek ve kovuşturma aşamasının sonunda faile verilecek sonuç ceza belirlenecektir. Hakaret kural olarak takibi şikayete bağlı suçlardandır ve bu nedenle CMK 253 maddesine göre uzlaşma kapsamındadır.

Şikayet hakkı kural olarak suçtan zarar gören durumunda olan mağdura ait olmakla birlikte eğer mağdur şikayet hakkını kullanmadan ölmüşse ölenin 2. dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş ve kardeşleri tarafından şikayet hakkı kullanılabilecektir.

Hakaret Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Ön Ödeme, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

  • Hakaret Suçu Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Türk Ceza Kanununun 73. maddesi uyarınca şikayet süresi 6 aydır zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre fiilin ya da failin bilinmesi ya da öğrenilmesinden itibaren başlar. Hakaret yüze karşı yapılmış ise bu durumda şikayet süresinin başlayacağı tarih fiilin gerçekleştiği tarihtir. Hakaret yoklukta yapıldığında bu süre yine ne fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren başlar. Şikayetten vazgeçildiği takdirde dava düşer fakat vazgeçme vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında etkili değildir.

Hükmün kesinleşmesinden sonra vazgeçme gerçekleşmişse bu durum cezanın infazına engel olmayacaktır. Basın yoluyla işlenen hakaret suçları ile ilgili davalar 5187 sayılı yasanın 26. Maddesine göre basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edildiği tarihten ve en geç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın suç öğrendiği tarihten itibaren günlük süreli yayınlarda 4 ay diğer yayınlarda 6 ay içerisinde açılmış olmalıdır. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir; durması, kesilmesi söz konusu değildir. Bu süreçte kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilse dahi iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesine kadar süre işlemeye devam eder.

Türk Ceza Kanununun 73. maddesi uyarınca şikayet süresi 6 aydır zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre fiilin ya da failin bilinmesi ya da öğrenilmesinden itibaren başlar. Basın yoluyla işlenen hakaret suçları ile ilgili davalar 5187 sayılı yasanın 26. Maddesine göre basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edildiği tarihten ve en geç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın suç öğrendiği tarihten itibaren günlük süreli yayınlarda 4 ay diğer yayınlarda 6 ay içerisinde açılmış olmalıdır. Şikayet hakkı ölenin 2. dereceye kadar üst soy ana baba büyük ana büyük baba ve alt soyu evlat torun eş ve kardeşlerine aittir.

  • Hakaret Suçu Ön ödeme ve Uzlaşma

Şikayete bağlı bulunan hakaret suçu ön ödemeye tabi değildir. Zira bu suçta adli para cezası seçimlik ceza olarak öngörülmüş olup ayrıca aynı yasanın 73/son maddesi uyarınca uzlaşma kapsamındadır. Bu suç şikayete bağlı olduğundan CMK’nın 253. maddesi uyarınca ilk önce uzlaşma hükümleri uygulanacak ulaşma gerçekleşmediği takdirde CMK’nın 171. maddesi gereğince Cumhuriyet avcısı tarafından bu suça dair kamu davası açılmasının ertelenmesi kurumu değerlendirilecek son olarak kamu davası açılacaktır. Aynı durum kişinin hatırasına hakaret suçu için de geçerlidir.

Kamu görevlisine ve cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikayete tabi suçlardan olmadığından uzlaştırma kapsamında değildir.

  • Hakaret  Suçu Görevli Mahkeme

Genel yetki kuralı uyarınca davaya bakmak yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Bu nedenle hakaretin yapıldığı yer, hakaret faille mağdurun ayrı ayrı yerlerde bulunduğu bir şekilde yapılmış ise, yetkili mahkeme mağdurun bulunduğu yer mahkemesidir.

TCK m. 125 uyarınca düzenlenen hakaret suçunun tamamında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Hakaret Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

………  (Suçun İşlendiği Yer Buraya Yazılacak) Cumhuriyet Başsavcılığı’na

Müşteki   : İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Vekili       : Av. Umur YILDIRIM

Şüpheli   : İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Suç           : Hakaret Suçu (TCK m. 125 vd.)

Suç Tarihi ve Yeri : …/…/…

Konu   : Şüpheli hakkında işlediği suç nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılması talepli şikâyet dilekçesidir.

Açıklamalar

  • Burada müvekkil hakkında kim olduğu, şüpheli tarafından rüşvet alma/verme suçunu nasıl işlediğine ilişkin bilgilere yer verilmelidir.
  • Yaşanılan olay ayrıntılı biçimde izah edilmelidir.
  • Burada ise, yaşanılan olaya ilişkin hangi delillerin olduğundan bahsedilmelidir.
  • Dilekçenin ekinde verilecek delillerin neler olduğu belirtilmelidir.

Hukuki Sebepler    : TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

Hukuki Deliller    : Tanık, yemin, video kaydı, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederiz.

                                                                                                        Müşteki Vekili

                                                                                                   Av. Umur YILDIRIM

Hakaret  Suçu Yargıtay Kararları

Ceza Genel Kurulu   2016/1139 E. 2019/463 K.

  • Hakaret Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 125. Madde

Sanık …’nın ağabeyi olan…’nın Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/201 esas sayılı dosyasında çocuğa karşı nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçları nedeniyle yargılanarak 15.01.2013 tarihinde hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verildiği, duruşma çıkışında sanığın bir yakınının fenalaşarak baygınlık geçirmesi üzerine gelen ambulansa bindirildiği sırada sanığın adliye önünde polisler, gazeteciler ve vatandaşlar olduğu hâlde; “Terör örgütlerinde daha adil yargılama yapılıyor Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti değil, çadır devleti, terör örgütlerinde daha adil yargılama yapılıyor!” şeklinde bağırdığı, ardından “Ha bu devletin kimliğini taşıyan şerefsizdir la!” diyerek cebinden çıkardığı nüfus cüzdanını inceleme dışı sanık …’den aldığı çakmakla yaktığı ve yanmakta olan kimliği havaya kaldırıp etrafında toplanan kalabalığa göstererek yüksek sesle “Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti terör örgütü kadar adil değildir, Türkiye Cumhuriyeti çadır mahkemeleri kuruyor görüyorsunuz, mahkemeleri iki tane insanın merhametine bırakarak değil tanık şahit dinlemeyen kendi kafasına göre yargı yapan bir mahkeme devletten ibarettir!” dediği ve yanmakta olan nüfus cüzdanını yere fırlattığı, ardından inceleme dışı sanık … ve ailesi ile birlikte araçlarına binerek olay yerinden uzaklaştıkları, sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca TCK’nın 301. maddesi gereği soruşturma izni talep edilmesine karşın hakaret suçundan genel hükümlere göre işlem yapılabileceği kanaatiyle Adalet Bakanınca soruşturma izni verilmediği olayda,

Sanığın, kardeşi olan…’nın yargılanması sonucu hak etmediğine inandığı yüksek miktarda ceza alarak tutukluluk hâlinin sürdürülmesi ve yine bir yakınının da duruşma sonrası fenalaşarak hastaneye kaldırılması nedeniyle o an duyduğu şiddetli elem ve ızdırap sonucu açığa vurduğu ve şahsında mahkeme heyetine karşı oluşan ve yukarıda anlatıldığı şekilde subjektif olgusal temellere sahip olduğu anlaşılan kişisel değer yargılarını ifade etmeye yönelik bu sözler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, katılan ve şikâyetçilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp muhatapların aldığı karara yönelik ağır eleştiri niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Her ne kadar polis memuru olan tanıklar …, … ve…, sanık …’un “Devletin a… koyayım, hâkim verdiğin yıl kadar seni delmezsem…” şeklinde sözler söylediğini aktarmış iseler de olayın sesli görüntülerine ilişkin CD inceleme tutanağı ile bilirkişi raporundan görüldüğü üzere sanığın bu yönde bir beyanının bulunmadığı, anılan ifadeleri inceleme dışı sanık …’in kullandığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında sanık hakkında TCK’nın 301. maddesi uyarınca soruşturma izni talep edilmesine karşın mercisince izin verilmediğinden, anılan suça ilişkin kovuşturma şartı gerçekleşmemiş olup sanığın bu suçtan yargılanmasına imkân bulunmamaktadır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi   2019/71 E. 2020/7755 K.

  • Hakaret Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 125. Madde

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana yönelttiği “cezaevinde bir de Turgay maşası var, tombaladan müdür” şeklindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,

Yargıtay 18. Ceza Dairesi   2020/1275 E.  ,  2020/7636 K.

  • Hakaret Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 125. Madde

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.

Olay günü sanığın söylediği kabul edilen “siz polis misiniz lan” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Ceza Genel Kurulu  2017/978 E.  ,  2018/422 K.

  • Hakaret Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 125. Madde

Sanık ve inceleme dışı sanığın ceza infaz kurumunda bulunan sanık …’in amcasının oğlunu ziyaret etmek için Cumhuriyet Savcısı olan katılandan talep ettikleri görüş izninin reddedilmesi üzerine, sanığın katılana “Burası Devlet kapısı, kim oluyorsun da böyle davranıyorsun” dediği olayda; “Kim oluyorsun” şeklindeki ifade; nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde ise de, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir.

Yargıtay’ın sitesinde emsal karar indirebilirsiniz. https://www.yargitay.gov.tr/

Hakaret Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hakaret Suçu İspat Edilir? 

Hakaret suçu ispatı çeşitli yollarla mümkün olmakla birlikte örneğin mektup,sms, whatsapp,e-posta gibi çeşitli yazışma yöntemleriyle veya güvenlik kamerası kayıtlarıyla ispat anlamında geçerli olabildiği gibi, tanıklar huzurunda gerçekleşmesi durumunda tanıkla ispatı da mümkündür.

Beddua etmek suç mu?

Bu kapsamda, sadece “Allah belanı versin” cümlesi ile ortaya konulan bir beddua ifadesi, rahatsız edici olmakla birlikte onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil isnadı veya sövme olmaması nedeniyle TCK’nun 125. maddesi anlamında suç olarak kabul edilemeyecektir.

Hangi sözler hakaret sayılır?

Bir kişiye açık açık “şerefsiz”, “haysiyetsiz”, “geri zekalı”, “aptal”, “hayvan”, “müsvedde” vb. gibi sözler söylemenin hakaret suçunu oluşturacağı kuşkusuzdur. Kişiye isnat edilen somut olgu kişinin mevcut fiziksel veya psikolojik bir özelliğine vurgu yapsa da hakaret suçunu oluşturur.




Paylaş