cumhurbaskanina hakaret sucu cezasi tck299

Cumhurbaşkanına hakaret suçu Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hükümler kitabının Dördüncü Kısmının “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret suçu, hakaret suçunu düzenleyen genel hükümlerden ayrı olarak TCK 299’da özel bir madde şeklinde düzenlenmiştir.

Bu makalemizde, Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak sizlere TCK m. 299’da düzenlenen, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun özelliklerini, unsurlarını, cezasını, Cumhurbaşkanına hakaret suçunda görevli mahkemeyi, zamanaşımını, uzlaşmayı, şikayet süresini, Cumhurbaşkanına hakaret suçunda adli para cezası, erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hususlarını açıklayacağız.

Hakaret sayılmayan kelimeleri bu makalemizden öğrenebilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/hakaret-sayilmayan-kelimeler/

Cumhurbaşkanına hakaret suçu sebebiyle kovuşturma yapılması Adalet Bakanlığı’nın iznine tabidir. Adalet Bakanlığından izin alınmadıkça kovuşturma yapılamaz.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Nedir?

Cumhurbaşkanının devleti temsil etmesi ve Anayasada belirtilen görev ve yetkileri göz önüne alınarak onun kişiliğine yöneltilen hareketin bir bakıma devlet kuvvetleri aleyhine cürümlerden sayılması gerektiği düşüncesinden hareketle TCK m. 299 kaleme alınmış ve Cumhurbaşkanına hakaret TCK m. 125’daki hakaret suçuna ilişkin genel düzenlemelerden ayrı tutularak bağımsız bir suç haline getirilmiştir.

Anayasanın 104. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Cumhurbaşkanının bu özel konumu nedeniyle kişiliğine yapılan hakaretin aynı zamanda temsil ettiği makama da yönelik olduğu düşüncesi ile hakaret suçu ile ilgili olarak bu özel düzenleme yapılmıştır.

Kanun koyucu, Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle kovuşturma yapılmasını Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlamıştır.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu ve cezası “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” bölümünde TCK m. 299’da düzenlenmiştir.

(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun alenen işlenmesi halinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” şeklindedir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Şartları Nelerdir?

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilir:

  • Bu suçla korunan hukuki yarar, Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığıdır.
  • Fail, herhangi bir kişi olabilir.
  • Cumhurbaşkanı ve temsil ettiği makam suçun mağduru sayılmalıdır.
  • Fiil, Cumhurbaşkanına hakaret edilmesi suretiyle işlenmektedir.
  • Cumhurbaşkanına hakaret suçu yalnızca kasten işlenir, taksirle işlenemez.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası – TCK 204. Madde hakkında bilgi almak için bu makalemizi okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/resmi-belgede-sahtecilik-sucu-cezasi-tck-204/

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Unsurları

  • Fail

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun faili herhangi bir kimse olabilir. TCK m. 299’da suçun faili olmak bakımından herhangi bir özellik aranmamıştır. Failin kamu görevlisi olması mümkünse de, bu durum suçun niteliği veya cezalandırma yönünden bir farklılığa neden olmamaktadır.

  • Mağdur

Suç doğrudan doğruya kişiliği üzerinde işleniyor bulunması nedeniyle suçun mağduru Cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı ve temsil ettiği makam suçun mağduru sayılmalıdır.

Cumhurbaşkanlığın şahsı hedef alınmalıdır. Diğer türlü 125. maddede bulunan kamu görevlisine hakaret suçu veya normal hakaret suçu gündeme gelecektir.

  • Suçun Hukuki Konusu

Suç teşkil eden her hareketin bir konusu vardır ve suçun hukuki konusu denilince bundan tipik hareketin üzerinde icra edildiği kişi veya şey anlaşılmaktadır.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağduru, makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, devlete dair hukuki yararın korunması, kişinin yararına nazaran daha üstün tutulmuştur. Hakaret suçu doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu sebeple ihlal edilen hukuki değer devletin siyasal iktidar yapısıdır.

Burada korunan hukuki yarar, Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığıdır.

  • Fiil

Fiil, Cumhurbaşkanına hakaret edilmesi suretiyle işlenmektedir. Bu nedenle bu fiilin Cumhurbaşkanlığı başlamış ve devam eden bir kişi hakkında işlenmiş olması gerekir. Cumhurbaşkanlığı sıfatının seçimle değil and içmeyle başlayacağı Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. And içme anına kadar eski Cumhurbaşkanı görevine devam edecektir.

Diğer taraftan, görevde ve sağ olan bir kişiye yapılan hakaret m. 299 kapsamında cezalandırılır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanlığı göreviyle ilgili olsa dahi, suç tarihinde ölmüş bir kişiye yapılan hakaret bu suçu değil, ölenin hatırasına hakaret (m. 130) suçunu oluşturur. Cumhurbaşkanlığı görevi sona eren bir kişiye yapılan hakaret de bu suçu değil, 125. Maddedeki genel hakaret suçuna vücut verecektir.

Bu suç serbest hareketli suç olup, sözler, imalı şarkılar, yazı, çizim, resim, nefreti gösteren hareketler ve bunun gibi davranışlarla işlenebilir. Ayrıca bu suçun, telefonla, mektupla, basın yayın araçları veya medya yoluyla, diğer iletişim araçlarıyla gerçekleştirilmesi de olanaklıdır.

Hakaret kavramı maddede tanımlanmamıştır. Bu konuda hakaret suçunun ceza hukukundaki anlamı esas alınmalıdır. Ceza Kanununda (m.125) hakaret, “bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle; onur, şeref ve saygınlığına saldırılması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Suçun Devletin saygınlığına karşı işleniyor olarak kabul edilmesi nedeniyle, eylemin Cumhurbaşkanının görev ve fonksiyonlarıyla ilgili bulunması zorunlu değildir. Eylemin hakaret teşkil edebilmesi için Cumhurbaşkanına görevi nedeniyle veya sadece kişiliği ve özel yaşamı dolayısıyla hakaret edilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır.

Genel hakaret suçu, mağdurun yokluğunda işlendiğinde suçun vücut bulabilmesi için hakaret edenin söz ve davranışlarının en az 3 kişi tarafından öğrenilmesi gerekir. Genel hakaret suçunda hakaret edilen ortamda mağdurun olmadığı hallerde, TCK m. 125 hakaret teşkil eden fiilin 3 kişiyle ihtilat halinde işlenmesi şartını aramaktadır. Söz konusu üç kişiye hakaret edenin kendisi dahil değildir. Üç kişinin aynı yerde olması şart değildir, önemli olan üç kişinin hakareti öğrenmesidir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, genellikle Cumhurbaşkanının gıyabında (yokluğunda) işlenmektedir. Ancak, suçun gıyapta işlenmesi halinde sadece bir kişinin hakareti duyması yeterlidir. Genel hakaret suçunda olduğu gibi 3 kişinin hakareti öğrenmesi şartı, bu suçta aranmamaktadır. Cumhurbaşkanına hakaret fiilinin yüze karşı ya da yoklukta işlenmesi arasında fark yoktur.

  • Manevi Unsur

Cumhurbaşkanına hakaret suçu ancak kasten işlenebilir. Başka bir deyişle suçun manevi unsuru genel kasttır. Burada mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Failin saikinin siyasi olması şart olmadığı gibi, Cumhurbaşkanlığı sıfat veya vazifesiyle ilgili bir saike de gerek yoktur. Saik veya maksat aranmadığından, suçun özel kastla işlenmesi aranmaz.

Bu suçun oluşumu için “Onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun düşünce veya duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibari ihlal edici olduğu, toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunun tayininde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. Bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez”. Bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılması ancak hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedenin bulunmamasına bağlıdır. İfade hürriyeti, basın özgürlüğü gibi bir hakkın kullanmasına dair hukuka uygunluk nedenleri mevcut ise, hukuk düzeni tarafından kişi cezalandırılmayacaktır; ancak, eleştiri hak ve görevi kötüye kullanılmamalı, yazıda küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Aksi takdirde haber verme ve eleştiri hakkından söz edilmeyecek, eylem hukuka aykırı olacaktır.

İftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmemekte; suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlanmaktadır. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanına hakaret de 5237 sayılı TCK m. 299’ da  yaptırıma bağlanmıştır. Suçun koruduğu hukuki yarar ise yukarıda ifade edildiği üzere Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığıdır.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Cezası

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Temel Hali Cezası

TCK m. 299/1’de düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçunun temel şeklinin cezası, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası olup, hakim somut olayın özelliklerine ve suçun işleniş şekline göre TCK’nun 61. maddesinde öngörülen hususları da göz önünde bulundurarak alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleyip uygulayacaktır.

Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır (TCK m. 299/3).

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Nitelikli Hali Cezası

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun alenen işlenmesi halinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır (TCK m. 299/2). Örneğin, sosyal medya üzerinden, bir televizyon programında veya bir caddede bağırarak hakaret etmek suçun aleni bir şekilde işlenmesi anlamına gelir.

Aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli değildir. Hakaret konusu söz veya davranışın belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması halinde aleniyet gerçekleşmiş olur. Hakaret suçunda aleniyetin gerçekleşmesi için herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi şarttır.

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu İndirim Halleri

Cumhurbaşkanına hakaret suçunda cezayı azaltan bir indirim haline yer verilmemiştir. Ancak koşulların gerçekleşmesi halinde genel hükümlerde düzenlenen indirim nedenleri uygulanabilir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Özel Görünüşleri

  • Teşebbüs

Cumhurbaşkanına Hakaret suçu, oldukça istisnai şekillerde de olsa teşebbüse elverişli bir suçtur. Örneğine sıklıkla rastlanmamakla birlikte, birine hakaret etmek için mektup yazıldığında ve o mektup muhataba ulaşmadan fiilden vazgeçildiğinde hakaret suçuna teşebbüs edilmesi durumu gerçekleşecektir. Başka bir deyişle, mektup aracılığı ile hakaret suçuna teşebbüs söz konusu olabilecektir.

  • İştirak

Cumhurbaşkanına hakaret suçu iştirak bakımından herhangi bir özellik taşımaz ve iştirakin her şekli gerçekleşebilir. Bu suçtaki tipik fiili birlikte gerçekleştirenlerin her biri TCK m. 37/1 uyarınca müşterek fail olarak sorumludur. Aynı şekilde bir başkasını araç olarak kullanmak suretiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçunun işlenmesi halinde TCK m. 37/2 uyarınca dolaylı fail olarak sorumluluk söz konusudur yahut bir kimseyi Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlemeye azmettirerek yasanın öngördüğü suçu işleten kişi, azmettirmeden (TCK m. 38) veya Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işleyen kimseye yardımda bulunan kişi, bu suçun işlenmesine yardım eden olarak (TCK m. 39) şerik sıfatıyla sorumludur.

  • İçtimaı

İçtima bakımından burada incelenmesi gereken husus, zincirleme suçtur. Zira bu suç TCK m. 43/1 bağlamında zincirleme suç şeklinde de işlenebilir. Failin farklı zamanlarda işleyeceği birden fazla hakaret eyleminin suç çokluğuna neden olacağı düşünülmeli ve bir suç işleme kararı bulunuyorsa TCK m. 43/1 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Aksi takdirde eylem sayısı kadar suçun varlığı kabul edilmelidir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Adli Para Cezasına Çevirme

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından hükmedilen hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Adli para cezası şayet hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmişse ödenmez. 5 yıl boyunca ertelenir. 5 yılının sonunda dava düşürülür.

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Erteleme

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde düzenlenmiştir. Erteleme sonuç ceza (hükmolunan ceza) üzerinden yapılacaktır. Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine sebebiyet veren bir ceza muhakemesi kurumudur. Suçun cezasının 2 yıl veya altında belirlendiği hallerde HAGB kararı mümkündür. Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Soruşturma Kovuşturma Aşaması

  • Soruşturma Aşaması

Şikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. Cumhurbaşkanına hakaret suçunun düzenlendiği kanun maddesinde, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu belirtilmediği için şikayet gerekmeyecek, soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından re’sen takip edilecektir.

Cumhuriyet savcılığı soruşturmayı izin almadan kendisi yapabilir; fakat suç nedeniyle kovuşturma yapılabilmesi Adalet Bakanının iznine bağlı bulunmaktadır. Kovuşturma şartı olan izin alınmadan dava açılamaz.

Yani savcılık soruşturmayı izin almadan kendisi yapabilir. Fakat suç nedeniyle kovuşturma yapılabilmesi için Adalet Bakanlığının izni gerekir. İzin alınmadıkça dava açılamaz.

Cumhuriyet başsavcılığı, eylemin Cumhurbaşkanına hakaret niteliğinde olup olmadığına ve failin bu eylemi işleyip işlemediğine ilişkin kanıtları toplamalı, yeterli şüphe nedeni bulunmuyorsa kovuşturmaya yer olmadığına karar vermelidir. Toplanan delillerin dava açılması için gerekli ve yeterli olduğu anlaşılıyorsa, dosya Adalet Bakanlığına gönderilerek kovuşturma izni istenmelidir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçunda soruşturma evresi re’sen başlatılacaktır.

  • Kovuşturma Aşaması

Soruşturma aşamasının iddianame düzenlenip kamu davası açılarak tamamlanmasının akabinde artık bir ceza davasının varlığından bahsedilir ve kovuşturma aşamasına geçilmiş demektir. Başka bir deyişle, kovuşturma evresi, iddianamenin kabul edilmesi veya kabul edilmiş sayılması ile başlar. Kovuşturmanın içinde farklı evrelerden bahsedilebilir; duruşma hazırlığı, duruşma, hüküm ve kanun yolu bu evrelerdendir. Soruşturmanın tamamlanması sonrasında Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin kovuşturma aşaması gerçekleştirilecek ve kovuşturma aşamasının sonunda faile verilecek sonuç ceza belirlenecektir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

  • Gözaltı

Gözaltı hali, CMK’nın 91. maddesinde düzenlenmiştir. Usule uygun olarak (CMK m. 90) yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez.

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhal tebliğ edilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bu düzenlemelere göre Cumhurbaşkanına hakaret suçu açısından Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı kararı vermesiyle gözaltı halinin gerçekleşmesi mümkündür.

  • Tutukluluk Hali

Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında tutukluluk süresi CMK 102. Maddesi uyarınca en fazla 1 yıldır. Zorunlu hallerde bu süre 6 ay uzatılabilir. Bu süreye istinaf süreci dahil değildir.

Tutuklama, koruma tedbirlerinin en ağırıdır; zira kişi, kısıtlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Tutuklama kararını, sadece hakim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman bir istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar;

  • Kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
  • Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.
  • Tutuklama, somut olayda orantılı bir tedbir olmalıdır.

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Bu suçla ilgili tutukluluk süresi, CMK m. 102/1 uyarınca en çok bir yıldır. Zorunlu hallerde altı ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil değildir.

Uygulamada Cumhurbaşkanına hakaret suçunda tutuklama kararı verilebildiği görülmektedir; ancak bu suçun katalog suçlara girmemesi nedeniyle, tutukluluk kararlarının tartışmalı olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılık taşıdığı şeklinde eleştiriler yapılmaktadır.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Şikayet Süresi

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur. Bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Kamu davasına şikayetçi olarak müdahil olan herhangi bir kimse varsa bile şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suçlar, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman ihbar veya şikayet dilekçesi verme suretiyle savcılığa bildirildiğinde ise soruşturulabilir.

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Zamanaşımı

Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Basın yoluyla işlenen suçlarda dava açılması için 5187 sayılı Basın Kanunu m. 26’daki hak düşürücü sürelerin aşılmaması gerekir. Buna göre, basılı eserin savcılığa teslim edildiği veya teslim edilmemişse suçun öğrenildiği tarihten itibaren günlük yayınlarda iki ay, diğer yayınlarda dört ay içinde açılmalıdır.

2954 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kanununun 28. maddesinin son fıkrası “Bu madde kapsamına giren suçlardan ve haksız fiilerden dolayı yayının yapıldığı tarihten başlayarak altmış gün içinde açılmayan davalar dinlenmez” hükmünü taşımaktadır. Ancak bu hüküm önceden kayda alınarak yapılan yayınlarla ilgilidir. Canlı yayınlar genel hükümlere tabi olacaktır.

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Cumhurbaşkanına hakaret suçu ise uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir. Uzlaşma mümkün değildir.

  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Görevli Mahkeme

Ceza miktarı göz önünde bulundurulduğunda görevli mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesidir. Cumhurbaşkanına hakaret suçundan hakkında iddianame düzenlenen sanık Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanır.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Yargıtay Kararları

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2017/4807

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Sanığın yukarıda belirtilen tarihlerde kendi facebook sayfasında aynı suç kastıyla ve birden fazla kez Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını kastettiği açıkça anlaşılacak şekilde; katil, yezit, hapisten korktuğu için zulmeden, teröristleri besleyen gibi doğrudan Cumhurbaşkanını halk nezdinde küçük düşürücü, onur ve saygınlığını zedeleyici, isnatlarda bulunmak suretiyle AİHS ve hukuk düzenimizin koruduğu düşünce özgürlüğü kapsamında kalmayan, anlam ve içerik derinliğinden yoksun, sloganik tarzda aşağılayıcı ve hakaret kastıyla söylenmiş paylaşımlardan ibaret sanığın eyleminin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturacağı gözetilmeden, 5237 Sayılı Kanun’un 299/1-2, 43/1 maddeleri uyarınca sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi isabetli değildir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2016/3618

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Sanıkların söyledikleri sabit olan “hırsız, katil …” şeklindeki sözlerin incitici, küçük düşürücü ve Cumhurbaşkanın toplum içindeki saygınlığını zedeleyici mahiyette olması nedeniyle hakaret vasfı taşıdığı gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi – Karar: 2014/8838

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, aleniyet unsurunun oluşmayacağı baro odasındaki sözleri nedeniyle sanık hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK’nın 299/2. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2017/4463

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Olay tutanağı, CD inceleme tutanağı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; asılsız ihbarı nedeniyle bulunduğu yere gelen kolluk görevlilerinin sanık hakkında işlem yapmak istemeleri üzerine, sanığın önce olay yerinde, akabinde doktor kontrolüne götürülürken polis aracında ve en son olarak da polis merkezine getirildiğinde hakaret içeren sözleri sarf etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi nedeniyle TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin tatbiki gerektiği gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan ulaşılarak ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2016/3475

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Aynı konu ile ilgili aynı gün içinde kısa zaman aralıklarıyla attığı tweetlerle Cumhurbaşkanına hakaret içeren sözler sarfeden sanığın eyleminin tek suç oluşturduğu ve alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerekirken zincirleme suç olduğunun kabulü ile TCK’nın 43. maddesinin uygulanması hukuka aykırıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2017/953

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Sanığın facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait hesap üzerinden Cumhurbaşkanı hakkında “…onbir yıldır hep çaldım yine çalarım”, “rüşvetimi alır yaşarım”, “evde istiflemişim bir kaç milyar dolar onları sıfırlayacak .. gibi bir oğlum var”, “ulusum korkma pensilvanyadaki canavar, çalsa da bir bildiği vardır diyen seçmenim var” şeklindeki herkese açık olarak yazılar paylaştığı anlaşılmakla, sanığın eylemi TCK’nın 299/1-2 maddesindeki şekli ile Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturmaktadır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2017/3518

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Kaçak akaryakıt taşımakta iken yakalanan sanığın, kolluk görevlilerine kızarak ve kaçakçılıkla mücadele görevi bulunan kamu görevlilerini kastederek Cumhurbaşkanının da kaçakçılık yapanlara izin verdiği yönündeki tehevvüren söylediği sözlerin demokratik toplumun temel esaslarından hoşgörü kapsamında değerlendirilebilecek ağır eleştiri niteliğinde kaldığının kabulünde zorunluluk bulunduğundan unsurları itibariyle oluşmayan müsnet suçtan beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2016/3847

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Sanık hakkında TCK’nın 299/3 maddesi uyarınca “bu soysuz kaşıkla veriyor kazanla geri alıyor bunun nasıl bir mahluk olduğunu anlayan var mı” şeklindeki sözleri için kovuşturma izni verildiği, zincirleme suç hükmünün uygulanmasına esas alınan sözlerle ilgili kovuşturma izni verilmediği gözetilmeden ayrıca, kovuşturma izni verilmeyen 04 Şubat 2015 tarihli “evet tayip paralel yapı paralel yapı diyordun içinde tansu çiller ve sen de varsın o zaman hadi buyur kendinide sorgulatsana yok yok bunlar montajdır” şeklindeki paylaşımların ne surette hakaret suçunu oluşturduğu tartışılıp değerlendirilmeden TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi – Karar: 2017/987

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Şüphelinin “hükümlülerin iznini kullanmasındaki prosedür ile ilgili olarak (olay tarihinde Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı olan) mağdur Abdullah Gül’e mektup yazdığını, ancak cevabın olumsuz geldiğini” söylediği, şüphelinin daha sonra bir anda “… senin ananı avradını sinkaf edeyim” diyerek mağdura …‘e hakaret ettiği “ iddiası ile cezalandırılması istemi ile iddianame düzenlenmiştir.

TCK’nın 299. maddesinde düzenlenen suç, Cumhurbaşkanına karşı hakaret eyleminde bulunulmasıyla oluşacağından, eylemin Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan kişiye karşı işlenmiş olması gerekir. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdikten sonra bu görevle ilgili olarak hakaret edilse dahi, TCK’nın 299. maddesi uygulanamayıp, TCK’nın 125, 130. maddelerindeki hakaret suçlarını oluşturacaktır.

TCK’nın 125. maddenin birinci fıkrasında ise suçun temel şekli, üçüncü fıkrasında ise nitelikli halleri düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 131/1. maddesi uyarınca, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret dışında kalan hakaret suçlarının takibi şikayete bağlıdır.

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda ise, hakaretin yalnızca görevin yerine getiriliş biçimiyle ilgili olması şart değildir. Hakaret, kamu görevlisinin görevine veya görevin yerine getiriliş biçimine yönelik olabilir. Herhangi bir kamu görevine karşı duyulan düşmanlık sebebiyle o görevi ifa eden veya etmiş olan görevliye hakarette de illiyet bağının varlığının kabulü gerekmektedir. Ayrıca TCK’nın 299. maddesinden farklı olarak, görevin yapılması sırasında veya yapılmasından sonra görev nedeniyle işlenen hakaret ile TCK’nın 125/3-a. maddesinde düzenlenen suç oluşabilir.

Belirtilen nedenlerle, mağdurun suç tarihinde kamu görevlisi olmadığından, eylemin TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturabileceği, bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu, mağdurun beyanı alınarak sonucuna göre işlem yapılması gerektiği yönündeki iddianamenin iadesi kararı ve dolayısıyla bu karara karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı hukuka aykırıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2017/4964

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Kendisine ait facebook hesabı üzerinden “tutuklu polislerin tamamı tahliye olduğuna göre demek ki neymiş bu devleti sülük misali emenler paralelciler dediğiniz insanlar değil paralı ellermiş ALLAH’IN İZNİYLE GELİYORLAR KORKMA TİTRE…” şeklinde yazılar paylaşan sanığın eyleminin Cumhurbaşkanına yönelik olmaması karşısında hakaret suçunu oluşturmamakla birlikte FETÖ/PDY terör örgütünün propagandası suçunu oluşturup oluşturmayacağının tespiti bakımından, sanık hakkında anılan örgüt nedeniyle açılmış bir dava olup olmadığının araştırılması, halen derdest bir dosya bulunması halinde dosyaların birleştirilmesi, açılmış bir dava bulunmaması halinde dava açılmasına tevessül edilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar: 2018/5297

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 299. maddesinin 3. fıkrasındaki, “bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır” hükmüne göre sanık hakkında kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine tabi olduğu hususu dikkate alınmaksızın yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı, sanığın temyizi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi – Karar: 2017/987

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

TCK’nın 299. maddesinde düzenlenen suç, Cumhurbaşkanına karşı hakaret eyleminde bulunulmasıyla oluşacağından, eylemin Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan kişiye karşı işlenmiş olması gerekir. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdikten sonra bu görevle ilgili olarak hakaret edilse dahi, TCK’nın 299. maddesi uygulanamayıp, TCK’nın 125, 130. maddelerindeki hakaret suçlarını oluşturacaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar: 2009/253

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi, Cumhurbaşkanına hakaret ve sövme suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nin 09.02.2017 Tarihli ve 2017/93 E.- 2017/156 K. Sayılı Kararı

  • Türk Ceza Kanunu 299. Madde
  • Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

“* CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU ( Sanığın Facebook Hesabından Suça Konu Hakaret Niteliğindeki Paylaşımlarda Bulunduğu/Eylemlerinin Düşünceyi Açıklama Yayma Hürriyeti ve Eleştiri Sınırlarını Aştığı Şeref ve İtibarı İhlal Edici Nitelikte Olduğunun Anlaşıldığı/Düşünce Özgürlüğü Bağlamında Hukuki Koruma Görmesinin Mümkün Olmadığı/Sanığın Eyleminin Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunu Oluşturduğu )

* HUKUKİ YARAR ( Suçun Koruduğu Hukuki Yararın Cumhurbaşkanının Şeref ve Saygınlığı Olduğu – Eylemin Hukuk Düzeni Tarafından Cezalandırılmasının Ancak Hukuka Aykırılığı Ortadan Kaldıran Bir Nedenin Bulunmamasına Bağlı Olduğu/İfade Hürriyeti Basın Özgürlüğü Gibi Bir Hakkın Kullanmasına İlişkin Hukuka Uygunluk Nedenleri Mevcut İse Hukuk Düzeni Tarafından Kişinin Cezalandırılamayacağı – Eleştiri Hak ve Görevinin Kötüye Kullanılmaması Yazıda Küçültücü İncitici Abartılı Sözlerden Kaçınılması Gerektiği/Aksi Taktirde Haber Verme ve Eleştiri Hakkından Söz Edilmeyeceği ve Eylemin Hukuka Aykırı Olacağı)

* EYLEMİN YOKLUKTA İŞLENMESİ ( Eylemin Yüze Karşı ya da Yoklukta İşlenmesi Arasında Fark Olmadığı/Gıyapta Hakaretin Varlığı İçin Belirli Sayıda Kişiyle İhtilat Öğesi Aranmadığından Failin Bir Kişinin Duyabileceği Şekilde Yoklukta Hakaret Etmesi Halinde Suçun Oluşacağı )

* SERBEST HAREKETLİ SUÇ ( Sözler İmalı Şarkılar Yazı Çizim Resim Nefreti Gösteren Hareketler ve Bunun Gibi Davranışlarla İşlenebileceği/Telefonla Mektupla Basın Yayın Araçları veya Medya Yoluyla Diğer İletişim Araçlarıyla Gerçekleştirilmesinin Olanaklı Olduğu )

* MANEVİ UNSUR ( Genel Kast Olduğu/Mağdurun Sıfatı Bilinerek Hareket Edilmesi Gerektiği/Saikin Siyasi Olmasının Şart Olmadığı/Cumhurbaşkanlığı Sıfat veya Vazifesiyle Alakalı Saike de Lüzum Olmadığı )

* İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ( Kullanılması Görev ve Sorumluluk Yükleyen Özgürlüklerin Demokratik Bir Toplumda Gerekli Tedbirler Niteliğinde Olarak Başkalarının Şöhret ve Haklarının Korunması Amacıyla Sınırlandırılabileceği – Sınırlama veya Müdahale İçin Yasal Bir Düzenleme/Sınırlamanın Meşru Bir Amacı ve Nedenlerinin Bulunması/Sınırlamanın Meşru Amaçla Orantılı ve Önlemin Demokratik Toplum Bakımından Zorunlu Olması Gerektiği )

5237/m.53, 63, 299/1-2

2709/m.26/2, 104/1

Avrupa İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi/m.19

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi/m.10

ÖZET : Dava, Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkindir.

Sanığın facebook hesabından suça konu hakaret niteliğindeki paylaşımlarda bulunduğu ve bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin, düşünceyi açıklama, yayma hürriyeti ve eleştiri sınırlarını aştığı, şeref ve itibarı ihlal edici nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında; bu ifadelerin düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmesinin mümkün olmadığı ve sanığın eyleminin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın mahkumiyetine ilişkin karar isabetlidir.

DAVA : Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;

Dosya görüşüldü:

KARAR : İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;

Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan TCK’nın 299/1-2, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk derece mahkemesince TCK’nın 299/1-2, 53/1-3. maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun düzenlendiği, TCK’nın 299. maddesinde;

“(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun alenen işlenmesi halinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.” hükmü düzenlenmiştir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 22.06.2016 tarih ve 2016/1480 Esas, 2016/4444 Karar sayılı ilamında;

“T.C. Anayasasının 104/1 maddesine göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, devlete ilişkin hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.

Suç doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu nedenle ihlal edilen hukuki değer devletin siyasal iktidar yapısıdır. (Özek, Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhine Cürümler, İst 1967 s. 10)

Ceza himayesinin konusu Devlet kuvvetlerinin korunmasıdır. (Faruk Erem, Türkiye Barolar Birliği Dergisi 1991/1, Manzini V trattato di diritto penale İtaliano, IV (Torino,1926 s. 198)

Suçun faili herkes olabilir. Cumhurbaşkanlığı sıfatı seçimle değil and içmeyle başlar. Suçun görevin devamı sırasında işlenmesi gereklidir. (CGK 02.04.1990 tarih 84/106 sy karar)

Hakaret, bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle; onur, şeref ve saygınlığa saldırılmasıdır.

Eylemin yüze karşı ya da yoklukta işlenmesi arasında fark yoktur. Gıyapta hakarettin varlığı için belirli sayıda kişiyle ihtilat ögesi aranmadığından, failin bir kişinin duyabileceği şekilde yoklukta hakaret etmesi halinde suç oluşur. (Yaşar-Gökçan-Artuç, TCK.6.cilt, 2.baskı s. 8628)

Serbest hareketli suç olup, sözler, imalı şarkılar, yazı, çizim, resim, nefreti gösteren hareketler ve bunun gibi davranışlarla işlenebilir. Aynı şekilde, telefonla, mektupla, basın yayın araçları veya medya yoluyla diğer iletişim araçlarıyla gerçekleştirilmesi de olanaklıdır. ( CGK. 13.4.1999, 9-50/61 sayılı karar)

Manevi unsur genel kastır. Mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Saikin siyasi olması şart değildir. Cumhurbaşkanlığı sıfat veya vazifesiyle alakalı saike de lüzum yoktur. (Erem, Adı geçen makale)

Hakaret suçları ifade özgürlüğünü sınırlayan hallerden bir tanesidir. Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İfade hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Temel hak ve özgürlüklerden olan bu hak birçok uluslararası belgeye anayasa ve yasalara konu oluşturmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/1. maddesinde, T.C. Anayasasının 25 ve 26. maddelerinde ifade özgürlüğüne yer verilmiş olup, birbirlerine benzer şekilde; “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve verme özgürlüğünü de içerir.” biçiminde ifade edilmiştir.

Ancak; ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı kısıtlıda olsa sınırlandırılmasının gerekeceği uluslararası ve ulusal alanda normlara konu edilmiştir.

Bu cümleden olarak uluslararası alanda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2. maddesinde; “kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, gerekli tedbirler niteliğinde olarak … başkalarının şöhret ve haklarının korunması … için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara sınırlamalar veya yaptırımlara bağlanabilir.”

Anayasanın 26/2. maddesinde “Bu hürriyetlerin kullanılması … başkalarının şöhret veya haklarının … korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.” denilmiştir.

T.C. Anayasası ve Uluslararası mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; hürriyetlerin demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak; Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güvenliği ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması gizli kalması gereken haberlerin yayılmasına engel olunması veya yargı gücünün otorite veya tarafsızlığının korunması için kanunla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlama ve yaptırımlara tabi tutulacağı anlaşılmaktadır. Ancak, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dar yorumlanması gerektiği, sınırlandırma için önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluğun bulunması, bu sınırlandırmanın meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılması, sınırlandırmada aşırıya gidilmemesi ve her harukalde gelişini zedelemeyecek ölçüde yapılması görüşü genel bir kabul görmüştür.

Özet olarak sınırlama veya müdahale için; yasal bir düzenleme, sınırlamanın meşru bir amacı ve nedenlerinin bulunması, sınırlamanın meşru amaçla orantılı ve önlemin demokratik toplum bakımından zorunlu olması gerekmektedir.

Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar içinde geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tolerans ve hoşgörüsünün gerekleridir. (Tezcan, Erdem Sancaktar, Türkiyenin İnsan Hakları sorunu 2. baskı s. 462)

Ne var ki; iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlanmaktadır.

Bu doğrultuda Cumhurbaşkanına hakaret suçları da 5237 sy. TCK 299. maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. Suçun koruduğu hukuki yarar yukarıda da izah edildiği üzere Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığıdır. Bu suçun oluşumu için “Onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun düşünce veya duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibari ihlal edici olduğu, toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunun tayininde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. Bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez” (Erman, hakaret ve sövme suçları s. 80 vd)

Bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılması ancak onu hukuka uygun kılan diğer bir anlatımla hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedenin bulunmamasına bağlıdır. İfade hürriyeti, basın özgürlüğü gibi bir hakkın kullanmasına ilişkin hukuka uygunluk nedenleri mevcut ise, hukuk düzeni tarafından kişi cezalandırılmayacaktır. Ancak, eleştiri hak ve görevi kötüye kullanmamalı, yazıda küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Sayılan öğelerden birinin olması halinde haber verme ve eleştiri hakkından söz edilmeyecek, eylem hukuka aykırı olacaktır.

Siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmak zorunda oldukları demokratik toplumlarda geniş bir kabul görmüştür. Ancak eleştiri kırıcı, şok edici ya da rahatsız edici olsa bile hakarete varmamalıdır, zira hiçbir kimse hakarete katlanmak zorunda değildir. İfade hürriyeti bakımından eleştiri ile hakaret arasındaki ince çizgi toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre, kişilerin ifade hürriyeti ile mağdurun birey olarak onur ve şerefi arasındaki dengede gözetilmek suretiyle hakim tarafından belirlenmelidir. Kaba sövme hiçbir koşulda eleştiri olarak kabul edilmemelidir. Türk toplumunun önemli bir kesiminin kendilerini siyasi liderlerle özdeşleştirdiği bu kişiler yapılan ve kamuya yansıyan hakaretlerin kendilerine yapılmış gibi tepkilere sebebiyet verip toplumdaki kutuplaşmayı artırdığı, adi olaylarda dahi birçok öldürme ve nitelikli yaralama ile sona eren eylemlerin başlangıcında hakaret ve sövme fiillerinin olduğu gözetildiğinde, bu fiillerin yaptırımsız bırakılmasının demokratik toplum düzenini bozacağı gözden uzak tutulmamalıdır…” denilmiştir.

Tüm bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın 16.07.2016 tarihinde facebook hesabından suça konu hakaret niteliğindeki paylaşımlarda bulunduğu ve bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin yukarıda belirtilen kararında çerçevesi çizilen düşünceyi açıklama, yayma hürriyeti ve eleştiri sınırlarını aştığı, şeref ve itibarı ihlal edici nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında; bu ifadelerin düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmesinin mümkün olmadığı ve sanığın eyleminin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın mahkumiyetine ilişkin Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükmün usul ve kanuna uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

SONUÇ: Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasıflarının tayin edildiği, incelenen dosyaya göre verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,

CMK’nın 286/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 09.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Cumhurbaşkanına hakaret suçu hakkında daha fazla emsal karara buradan ulaşabilirsiniz. https://www.yargitay.gov.tr/

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

  • Cumhurbaşkanına “Hırsız, Katil, Yezit” demek suç mudur?

Sanığın Cumhurbaşkanını kastettiği açıkça anlaşılacak şekilde; “katil, yezit, hapisten korktuğu için zulmeden, teröristleri besleyen” gibi doğrudan Cumhurbaşkanını halk nezdinde küçük düşürücü, onur ve saygınlığını zedeleyici isnatlarda bulunmak suretiyle sloganik tarzdaki aşağılayıcı ve hakaret kastıyla söylenmiş sözleri Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturacaktır.

  • Sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanına hakaret edilirse cezası daha çok mu olur?

Sosyal medya üzerinden hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun alenen işlenmesi anlamına geleceğinden, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır (TCK m. 299/2).




Paylaş