resmi belgede sahtecilik sucu cezasi nedir

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun özel hükümler kitabında topluma karşı suçlar kısmının dördüncü bölümü olan “kamu güvenine karşı suçlar” arasında incelenen resmi belgede sahtecilik suçu ve cezası bu makalemizde ayrıntılı olarak ele alınacaktır. 204.maddede düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçu ve cezasının yanı sıra; resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ile devamında düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ve cezası da makalemizde ele alınacak konular arasında yer almaktadır.

Resmi evrakta sahtecilik suçu üç farklı seçimlik hareketle kasten işlenebilen bir suçtur:

  • Sahte resmi belge üretilmesi ya da mevcut resmi belgenin gerçeğe aykırı düzenlenmesi,
  • Gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi,
  • Sahte resmi belgenin kullanılması.

Üstteki üç seçimlik hareketten herhangi birinin sanık tarafından işlenmesi resmi evrakta sahtecilik suçunun oluşması için yeterlidir. Resmi evrakta sahtecilik suçu ile özel evrakta sahtecilik suçu farklı suç tipleridir. Fakat uygulamada çoğu defa karıştırılmaktadır.

Takibi Şikayete Bağlı Suçlar – TCK 73. Madde hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/takibi-sikayete-bagli-suclar-tck-73-madde/

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Nedir?

Resmi belgede sahtecilik suçunu anlayabilmek için öncelikle nelerin resmi belge ya da diğer adıyla resmi evrak olduğunun iyi kavranması gerekmektedir. Yasal olarak hiçbir tanımı bulunmayan “belge” bir şey üzerine yazılan ve bir kimliği olan hukuki hüküm ifade eden bir hakkın doğmasına ve bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazılar olarak tanımlanabilmektedir. Düzenlenen sahte belgenin delil niteliğini araştırırken hukuki bir iddiaya diğer bir deyişle bir hakkın doğumu veya sona ermesine esas olarak geçerli ve kullanılabilir olmaması halinde belgenin delil niteliği de bulunmamaktadır. Öte yandan resmi belgede sahtecilik suçuna vücut veren resmi belge ise kamu görevlisi veya hukuken yetkili kabul edilen görevli tarafından yasa gereğince yerine getirdiği fonksiyona dayanılarak düzenlenen belgedir. Resmi belgede sahtecilik suçu ise gerçek bir belge üzerinde ekleme ve değişiklik yapılması, bozulması, yok edilmesi ya da aslı olmayan gerçeğe aykırı bir belgenin düzenlenmesi ile meydana gelmektedir.

Bir belgenin sahte olup olmadığının tespiti bünyelerinde grafoloji uzmanı bulunduran resmi kurumlar veya mümkün olmadığı durumlarda incelemenin grafoloji uzmanlarına inceltilmesi ile ortaya çıkar.

Resmi belge kamu görevlisinin görev mevzuatı uyarınca sahip olduğu yetkiye dayalı olarak düzenlediği belgeyi ifade etmektedir. Bu anlamda resmi sahtecilik suçuna vücut verecek olan “resmi belgenin” temel unsurlar kamu görevlisi tarafından düzenlenmesi, kamu görevlisinin bu belgeyi görevi gereği düzenlemesi ve eğer mevzuatında öngörülmüşse bu belgenin usul ve şekil kurallarına uygun olmasıdır. Bu niteliği haiz belgeler üzerinde madde hükmünde geçen fiillerin işlenmesi suretiyle oynama, üzerinde değişiklikler yapma ve sahte belgeyi kullanma resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır.

TCK Madde 204 – Resmi Belgede Sahtecilik

(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Asliye Ceza Mahkemesi)

(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ağır Ceza Mahkemesi)

(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)- CMK 231 hakkında bilgi almak için tıklayınız. https://kadimhukuk.com.tr/makale/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hagb-cmk-231/

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Şartları Nelerdir?

Resmi belgede sahtecilik suçundan bahsedebilmek için birtakım şartların oluşması gerekmektedir.

  • Belgenin resmi belge niteliklerini taşımasıdır. Bu kapsamda resmi belgede sahtecilik suçu yazılı ve delil değerine sahip bir belge üzerinde işlenebilmekte, belgeyi düzenleyen her kim ise belge üzerinden anlaşılabiliyor olmalıdır.
  • Bu belge bir kamu görevlisi tarafından düzenlenmelidir.
  • Belgenin aldatıcılık özelliği de olmak zorundadır. Aksi takdirde, örneğin belgenin objektif özelliklerinden bağımsız olarak, belgenin muhatabı olan kimsenin şahsi hatası, dikkatsizliği veya özensizliği nedeniyle zarar olasılığı doğmuşsa aldatıcılıktan bahsedilemeyeceği gibi resmi belgede sahtecilik suçundan da bahsedilemez.

Belgenin sahte olmadığı açıkça anlaşılıyorsa o belgenin aldatma yeteneği olmadığından, suçun unsuru olan “aldatıcılık” özelliğinin gerçekleşmediğinden ceza verilmez.

Belgenin aldatma yeteneği olmamasına rağmen, belgenin verildiği devlet memurunun dikkatsizliği yüzünden işlem yapılmış olsa dahi resmi belgede sahtecilik suçu oluşmaz.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Unsurları

Resmi belgede sahtecilik suçunun maddi ve manevi unsurlarının ele alınacak olduğu bu bölümde, fail, fiil, suçun hukuki konusu ve nitelikli halleri sırayla anlatılacaktır. Fail, mağdur, fiil, suçun hukuki konusu ve korunan hukuki değer suçun maddi unsurunu oluştururken; suçun kastla mı yoksa taksirle mi işlenebildiği ve buna ilişkin detaylar ise manevi unsuru oluşturmaktadır.

  • Fail

Resmi belgede sahtecilik suçunun faili TCK m.204’ün 1.fıkrasında kamu görevlisi olmayan bir özel kişi iken maddenin 2.fıkrasında ise suçun faili belgeyi düzenlemeye yetkili kamu görevlisidir. Türk Ceza Kanunu’nun 6/1-c bendindeki tanıma göre kamu görevlisi; “kamusal faaliyetin yürütülmesi atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” dir. Kamu görevlisi belgeyi düzenlemeye görevli ve yetkili olmalıdır. Kamu görevlisi olmakla beraber görevin gereği dışında yetkisiz olarak sahte resmi belge düzenleyen kişi hakkında 204/1 uygulanmaktadır. Gerçeğe aykırı belgeyi kamu görevlisi olmayan doktor, dişçi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu kişiler düzenlemişse 210/2-1 uygulanacaktır. Kısacası bu durumda meydana gelen suç sağlık mesleği mensuplarının belgede sahtecilik suçları olacaktır. Ancak düzenlenen sahte belge kişiye haksız bir menfaat sağlıyorsa ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıyorsa m.210/2-2 de yapılan yollama ile yine resmi belgede sahtecilik hükümleri uygulanacaktır.

  • Mağdur

Resmi belgede sahtecilik suçu ile korunmak istenen hukuksal yarar kamu güveni olduğu için bu suçun mağduru bireyler değil, kamuyu oluşturan tüm toplumdur.  Kamu güveni “hukuk düzeninin herhangi bir hukuki olayı ispat yeteneği tanıdığı şeylerle, doğruluk ve gerçekliğine herkes tarafından güvenilmesini emrettiği dış şekil ve alametlerin sahtekarlıktan korunmalarını görmek ve bilmekten ibaret genel ve toplumsal bir hak ve menfaat olarak tanımlanabilir.

  • Suçun Hukuki Konusu

Resmi evrakta sahtecilik suçunun hukuki konusunu kamunun güveni oluşturmaktadır. Belgelerin gerçeğe aykırı düzenlenmesi, gerçek belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi, eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek suç sayılıp, yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle de fiilen bir zararın ortaya çıkması aranmamakta, zarar olasılığı yeterli görülmektedir. Suçun oluşması için genel kast ve zarar olasılığının yeterli bulunduğu resmi evrakta sahtecilik suçunda kamu güveni hukuki konu olarak kabul edilmiştir.

  • Fiil

Resmi belgede sahtecilik suçunun 1.fıkrasında yer alan kamu görevlisi olmayan sivil kişiler tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için seçimlik hareketler; resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek veya gerçek bir resmi belgeyi değiştirmek ya da sahte resmi belgeyi kullanmaktır.

Resmi Belgeyi Sahte Olarak Düzenlemek: Suçun birinci seçimlik hareketi resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle resmi belge esasında mevcut olmadığı halde mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. Buradaki “düzenlemek” ifadesinin “taklit etmek” olarak anlaşılması gerekir. Kısmen bir belge düzenlenmesi halinde de bu suç oluşur. Tamamen sahte bir belge düzenlemek belgenin kimliğini yanlış yansıtmak şeklinde olabileceği gibi daha önce var olan gerçek bir belgenin taklidi şeklinde de olabilir. Kısmen sahte bir belge düzenlenmesi halinde de bu suç oluşur. Tamamen sahte bir resmi belge düzenlemek belgenin kimliğini yanlış yansıtmak şeklinde olabileceği gibi daha önce var olan gerçek bir belgenin taklidi şeklinde de olabilir. Kısmen sahte resmi belge düzenlenmesi halinde ise, fail belgenin gerçeğe uygun olarak düzenlenip tamamlandıktan sonra belgenin tamamına zarar vermeden sahte eklemeleri belgeye aktarmaktadır. Bu fiil gerçek belgenin düzenleyicisi konumunda olan kişi tarafından işlenebileceği gibi, başka kişi tarafından da işlenebilir.

Sahtecilikten söz edebilmek için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Başka bir deyişle, sahteliğin beş duyuyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmek gerekir. Belgenin düzenleyicisi olarak görünen kişinin gerçekte mevcut

veya hayatta olup olmadığı veya tamamen uydurma bir ismin düzenleyen olarak gösterilmesi önem taşımaz sadece resmi belgeyi değiştirme fiili bakımından değil, resmi belgeyi sahte olarak düzenleme fiili bakımından da aranacaktır. Başkalarını aldatabilecek tarzda yapılmayan sahtecilik suç oluşturmaz. Sahte resmi belge düzenleme fiili, belgenin sahte olarak düzenlenmesiyle tamamlanır.

Resmi Belgeyi Başkalarını Aldatacak Şekilde Değiştirmek: 204/1.fikrada öngörülen ikinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Gerçek bir resmi belgenin değiştirildiğinden söz edilebilmesi için bütün unsurlarıyla geçerli bir resmi belgenin bulunması şarttır. Değiştirme fiilinin belgenin içeriğinin yanı sıra belgenin kaynağına, tarihine, kimliğe ilişkin olması da mümkündür. Ancak değiştirmeden söz edilebilmesi için fiilin belgenin anlamını değiştirecek tarzda olması gerekir. Gerçek belgeyi değiştirme fiili, bizzat belgeyi düzenleyen kişi veya başka (üçüncü bir) kişi tarafından gerçekleştirilebilir. Değişikliğin belgenin üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Değiştirilen belgenin kullanılması, bundan yarar sağlanması veya bununla bir kimseye zarar verilmesi suçun oluşması bakımından önem arz etmez.

Mevcut olan resmi belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde bu suç değil, 205.maddede tanımlanan resmi belgeyi bozmak suçu oluşur.

“Aldatma yeteneği” ile yapılan sahteliğin üçüncü kişileri kandırıcı nitelikte olması ifade edilmek istenmiştir. Aldatma yeteneğinin belirlenmesi objektif kriter (ölçüt) esas alınır. Suça konu olan belgede aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı hakim tarafından belirlenecektir. Nitekim Yargıtay “Belgede sahtecilik suçunun öncelikli bilirkişisi hakim olup, kandırma yeteneğinin belirlenmesi de maddi öğeye göre yalnızca hakimin yetkisinde bulunduğundan, dava konusu belge duruşmaya getirtilip incelenmeden, yetkisi dışında ve yetersiz görüş içeren ekspertiz raporuna dayanılarak karar verilmesinin yasaya aykırı olduğuna” karar vermiştir. Ancak; aldatma gücü kavramının değişken ve göreceli bir kavram olması nazara alındığında açıklanan yöntemle sonuca ulaşılamazsa ya da tahrifat konusunda doğabilecek tereddütlerin giderilmesinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından konusunda uzman kişinin görüşüne de başvurulabilir.

Sahte Resmi Belgeyi Kullanmak : 204/1.fikrada öngörülen üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Zira, resmi belgeyi “sahte olarak düzenlemek”, “değiştirmek” veya böyle bir belgeyi kullanmak, suçun seçimlik hareketleri olarak belirlenmiştir. Seçimlik hareketli suçlarda failin bu hareketlerden birini yapması suçun oluşması için yeterli olup, birden fazlasını gerçekleştirmesi, örneğin sahte olarak düzenlediği resmi belgeyi kullanması halinde tek suçtan ceza verilecektir.

Sahte belgenin kullanılması suçu, belgeyi kullanmakla tamamlanır. Kullanmanın devamlı olması eylemi kesintisiz (mütemadi) suç haline getirmez. Bu nedenle, zamanaşımı ilk kullanma tarihinden itibaren hesaplanır.

Maddenin 2.fikrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci fikrada tanımlanan suçtan farklı olarak bu suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belge olması gerekir. Bu bakımdan, resmi belgede sahteciliğin kamu görevlisi tarafından yapılmasına rağmen, düzenlenen sahte resmi belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge olmaması halinde, bu fıkra hükmü uygulanmaz.

Bu suçun maddi unsurunu oluşturan hareketler, birinci fıkrada tanılanan suçu oluşturan seçimlik hareketlerden ibarettir. Bunlar, resmi bir belgeyi “sahte olarak düzenlemek”, “değiştirmek” veya böyle bir belgeyi “kullanmak”tır. Bu bakımdan birinci fıkradaki suçun maddi unsuruna ilişkin açıklamalar bu suç bakımından da geçerlidir. Bu seçimlik hareketlere ilaveten bu suçu oluşturan diğer bir seçimlik hareket ise “kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak belge düzenlenmesi” dir. Kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak bir olayı kendi huzurunda gerçekleşmiş gibi, bir beyanı kendi huzurunda yapılmış gibi göstererek belge düzenlemesi halinde de 204/2.fikra hükmünde tanımlanan suç oluşacaktır. Örneğin, icra müdürü olan sanığın haciz tutanağı düzenlendiği sırada, haczin yapıldığı yerde bulunmayan alacaklıyı var gösterip, tutanağa “alacaklı bu arada söz aldı, o halde şimdilik ikinci bir talebine kadar menkul malların haczinden vazgeçiyorum” dedi şeklinde yazmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemi“; keza, görevli memur olan sanığın trafik kaza raporuna kazaya yol açan sürücü yerine bir başka kişinin belgelerindeki bilgilerle kimliğini yazmaktan ibaret eylemi”, 204/2.fikraya uyan gerçeğe aykırı belge düzenlemek fiilini oluşturur. Gerçeğe aykırı olayları gerçekmiş gibi göstermek fiili, kamu görevlisinin huzurunda, meydana gelen olaylara özgü olmayıp bizzat yaptığı hareketleri de kapsar”. Örneğin yapmadığı bir işlemi yaptığını bildiren, bir belgeyi düzenlediği yerden başka bir yerde ve tarihte düzenlediğini beyan eden kamu görevlisi de bu fiili işlemiş olur. Doktrinde, gerçek bir belgenin doğru olmayan beyanlar içermesi halinde fikri (içerik) sahteciliğinden söz edilmekte ve fikri sahtecilik “huzurda meydana gibi gösterilmesi biçiminde veya gerçeğe uymayan olayların gerçek gibi belgelenmesi ya da failin yazmaya görevli olduğu ifadeleri yazmaması veya değiştirmesi” şeklinde tanımlanmaktaydı. TCK’nın 204/2.fikrasında, maddi-fikri sahtecilik ayırımı kaldırılmış ve kamu görevlisinin gerçeğe aykırı belge düzenlemesi, seçimlik hareketlerden biri olarak öngörülmüştür.

  • Manevi Unsur

Resmi belgede sahtecilik suçunun manevi unsuru kasttır. Resmi belgede sahtecilik suçunda kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre mağdurun önceden verdiği açık ya da örtülü rıza üzerine sanık tarafından gerçekleştirilen eylemde failde zarar verme bilinci bulunacağından kastın varlığının ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Kısaca özetlemek gerekirse resmi belgede sahtecilik suçunda failin kastı aranmaktadır.

  • Nitelikli Unsurlar

TCK’nın 204.maddesinin 3.fıkrası uyarınca “Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.” Kanıtlama gücü esas alınarak resmi belgeler; resmi makamlar nezdindeki güvenilirlikleri tam olup, sahteliği kanıtlanmadıkça kesin delil niteliğinde olan ve aksi kanıtlanabilir olan ve bu nedenle aksi kanıtlanana kadar geçerli kabul edilenler olarak sınıflandırılmaktadır. Fıkrada geçen “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan” belgeler mahkeme ilamlar ve noterde düzenleme şeklinde tanzim edilen senetler ve vekaletnameler, duruşma tutanakları, seçim tutanakları, İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen ilam niteliğindeki belgeler, hakem kararları, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun gereği düzenlenen suç tutanaklarıdır. Bu belgeler aracılığıyla işlenen resmi belgede suçu, suçun nitelikle halini oluşturmaktadır ve cezası suçun temel haline göre yarı oranda fazladır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Cezası Nedir?

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Basit Hali Cezası

TCK’nın 204.maddesindeki düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçlarına öngörülen temel cezalar şöyledir:

“(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

TCK.nın 206.maddesindeki düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna öngörülen ceza; “(1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklindedir.

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Nitelikli Halinin Cezası

TCK’nın 204.maddesindeki düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçlarına öngörülen temel cezalar şöyledir:

(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.”

TCK’nın 205.maddesindeki düzenlenen resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarına öngörülen cezalar şöyledir:

(1) Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Kamu görevlisinin resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, değiştirmesi, kullanması (TCK 204/2) ve belgenin sahteciliği ispatlanıncaya kadar geçerli belgelerden olması (TCK 204/3) resmi belgede sahtecilik suçunun nitelikli halini oluşturur.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Özel Görünüşleri

Resmi belgede sahtecilik suçunu incelerken maddi ve manevi unsurları irdelenmekle başlayıp devamında ayrıntılı olarak izahı yapılmıştır. Suçun özel görünüşleri yani teşebbüs, içtima ve iştirak hükümleri yazımızın devam eden kısmında sizlerle paylaşılacaktır. Resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak mümkün müdür, iştirak halinde ceza oranları nasıl değişecek; bu suç teşebbüse elverişli midir, ve bu suçta uygulama içtima hükümleri nelerdir gibi sorularınıza cevap vereceğiz.

  • Teşebbüs

Resmi belgede sahtecilik suçu; “neticesi harekete bitişik” yani diğer bir deyişle icra hareketinin tamamlanması ile sonucun meydana geldiği suçlar arasında sayılmaktadır. Bu suç tipinde icra hareketlerinin bölümlere ayrılması söz konusu olmamaktadır. Resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgenin başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi, gerçeğe aykırı olarak belge düzenlenmesi veya sahte belgenin kullanılması şeklindeki seçimlik icra hareketlerinin herhangi birinin gerçekleşmesi ile tamamlanır. Resmi belgede sahtecilik suçlarına teşebbüs olmadığının mümkün olmadığı, suçun sahte resmi belgenin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kullanılması halinde oluşacağı halleri de göz önünde bulundurulduğunda bu suçlarda teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. İcra hareketlerinin failin iradesiyle kesilmesi durumunda ise gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanmalıdır. Aldatma yeteneği bulunmayan sahtecilik eylemlerinde ise aslında icra hareketleri tamamlanmasına karşın oluşturulan belgenin hukuki değerinin olmamasına bağlı olarak eylemin zarar verme olasılığının bulunmaması nedeniyle suç teşkil etmediği kabul edilmesi gerektiğinden aldatma yeteneği olmayan belge dolayısıyla sahteciliğe teşebbüsten sorumlu tutma söz konusu olmayacaktır.

  • İştirak

 Tek bir kişi tarafından işlenebileceği gibi birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilen resmi belgede sahtecilik suçuna azmettiren, müşterek fail veya yardım eden sıfatıyla iştirak edilebilmesi mümkündür. Birden fazla failin olması iştirak iradesinin bulunması ve suçun icra hareketlerine başlanmış olması iştirakin kabulü için şarttır. Birden çok kişi sahtecilik suçunu doğrudan doğruya beraber işleyebileceği gibi bu kişiler faili azmettirmek veya ona yardımda bulunmak suretiyle de suça iştirak edebilirler.

TCK’nın 204/1.maddesindeki resmi belgeyi kullanma suçu kamu görevlisi veya kamu görevlisi gibi kabul edilenlerin dışında kalan gerçek kişiler tarafından işlenebilir. Buna karşılık m.204/2’ye göre özgü suç niteliğinde olan ve kamu görevlisi tarafından işlenebilen resmi sahtecilik suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alınarak kamu görevlisi olmayan kişilerin eylemlerinin bunlardan hangisine temas ettiği değerlendirilmek suretiyle sorumlulukları belirlenecektir.

  • İçtima

 Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca kabul edilen 22.04.2014 tarih ve 2013/11-397 sayılı kararda açıklandığı üzere gerek 765 sayılı TCK’nın, gerekse de 5237 sayılı TCK’nın belgede sahtecilik suçlarının düzenlendiği madde metinlerinde suçun mağdurunun kim olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesi, belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamunun güveni olması ve bu suçların kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiş bulunması

hususları birlikte değerlendirildiğinde; bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğunun, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, birden fazla kişiye karşı işlenmiş olan sahtecilik suçlarında hükmolunacak sonuç ceza miktarları göz önünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi” başlıklı 3.maddesinin gerekçesinde, “Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir.

Öğretide, belgede sahtecilik fiilinin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde ilgili kişinin de mağdur sayılacağı yönünde bir kısım görüşler olmakla birlikte, çoğunluk itibarıyla, anılan suçların mağdurunun kamu olduğuna ilişkin, “Sahtekarlık suçlarının mağduru daima Devlettir. Bu suçlar dolayısıyla maddi ya da manevi bir zarara uğrayan kimse ise, mağdur olmayıp, “suçtan zarar gören kişi” sayılır. Böyle bir veya birkaç kişinin bulunması, suçun hukuki konusunu etkilemez”, “Resmi evrakta sahtecilik suçları TCK’da topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olduğu için bu suç tiplerinin toplumu oluşturan bireylerin tamamına karşı işlenmiş olduğunun kabulü gerekir.” şeklinde görüşler bulmaktadır.

Ayrıntıları Yargıtay 15.Ceza Dairesi’nin 16/05/2013 gün 2011/24234 Esas, 2013/9140 Karar; 02/05/2016 gün, 2016/1440 Esas, 2016/4197 Karar; 23.Ceza Dairesi’nin 18/04/2016 gün 2016/6878 Esas, 2016/4794 Karar sayılı ilamları ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/04/2014 gün, 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın değişik tarihlerde gerçekleştirdiği resmi belgede sahtecilik eylemlerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçu değil ve fakat bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suç olarak kabul edilmesi gerekmektedir. TCK’nın 212.maddesinde “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur ” şeklindeki düzenleme uyarınca, sadece resmi veya özel belgede sahtecilik sonucu oluşan belgenin kullanılması değil aynı zamanda bu kullanım sonunda ayrı bir suça sebebiyet verilmesi zorunlu olduğundan, sahte belgeyi kullanarak bir kimseyi aldatıp aldattığı kişinin veya bir başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması halinde hem belgede sahtecilik hem de dolandırıcılık suçundan sorumluluk doğacaktır.

Türk Ceza Kanunu’nun 212. maddesi ile belgenin resmi veya özel olması ayrımı yapılmadan aldatıcı bir vasıta olarak kullanılıp başka bir suçun işlenmesi varsayımında, her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılacağı hususu ile kanun koyucunun izlediği suç politikası sonucu kanunun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralına bir istisna getirmiş olduğu söylenebilir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Adli Para Cezasına Çevirme

TCK m.52’de düzenlenen adli para cezası suçun cezasının tek başına ya da hapis cezası ile birlikte para olarak ödenmesi ile uygulanmaktadır. TCK m.205 kapsamında adli para cezası uygulanması mümkün olmamakla birlikte m.206’da adli para cezası seçimlik olarak uygulanabilmektedir.

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Erteleme

Resmi belgede sahtecilik suçunda mahkeme yargılamasından geçen sanığın hapis cezasının ertelenmesi durumu mümkündür zira bu suçun cezasının 2 yılın altı olma durumu vardır. Erteleme, şartların gerçekleşmesi durumunda hükümlünün cezaevinde geçireceği sürenin mahkeme tarafından bu şartlar sağlandığı sürece ertelenmesidir.

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Erteleme kararında olduğu gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının da resmi belgede sahtecilik suçunda cezanın 2 yıl ve altında olduğu durumlarda uygulanabilmesi mümkündür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeden önce sanıktan veya müdafiinden bununla ilgili olur alınması gerekmektedir. HAGB kararı verildiğinde denetim süresi içerisinde kasten bir suça karışmayan sanık hakkında hiç ceza almamış gibi sonuç doğmaktadır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

  • Soruşturma Aşaması

Türk Ceza Kanunu uyarınca şikayete tabi suçlarda şikayet süresi fiilin işlenmesinden itibaren 6 ay olarak belirlenmiştir. Resmi evrakta sahtecilik suçu, şikayete bağlı bir suç olmayıp, savcılık ya da kolluk kuvvetlerine yapılacak ihbar hangi bir şikayet süresine bağlanmamıştır. Bu sebeple suçun zamanaşımı süresi olan 8 yıl içerisinde savcılığa bildirilmesi halinde savcılık soruşturma yapabilir. Etkin bir soruşturma yürütülebilmesi ve yargılamanın adil olarak yapılabilmesi için en kısa sürede adli makamlara bildirilmesi önem arz etmektedir.

Kamu görevlisinin işlediği resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı hakkındaki soruşturma usulleri 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun hükümlerine tabidir. Bu kapsamda soruşturma izni alınması zorunludur. Belirtilen suçun şüphelisi hakkında izin almadan kamu davası açılması halinde yargıç tarafından CMK’nın 223.maddesinda bahsi geçen “… soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” düzenlemesi ile hangi hallerde verilebileceği belirtilen durma kararı muhakeme şartı gerçekleştiğinde yargılamaya kaldığı yerden devam edileceği için hüküm niteliğinde bir karar değildir.

  • Kovuşturma Aşaması

Resmi belgede sahtecilik suçunda kovuşturma aşamasına geçilebilmesi için dava zamanaşımı olan 8 yıldan önce savcılığa intikal eden dosyanın soruşturması aşamasında kuvvetli suç şüphesinin oluşması ve bu sayede kovuşturma aşamasına geçilmesine karar verilmiş olması gerekmektedir. Bunun dışında kamu görevlisinin işlemiş olduğu resmi belgede sahtecilik suçunun kovuşturma aşamasına geçilebilmesi için 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun uyarınca soruşturma izninin alınmış olması ve bu usullere uygun bir soruşturma aşamasından geçilmiş olması gerekmektedir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

204. maddenin 2. fıkrasındaki suçla ilgili tutukluluk süresi CMK 102 uyarınca en fazla 2 yıldır. Zorunlu hallerde 3 yıldan daha uzatılabilir. Bu süreye istinaf ve temyiz süresi dahil değildir.

1. ve 3. fıkrasındaki suçla ilgili tutukluluk süresi ise en fazla 1 yıldır. Zorunlu hallerde 6 ay uzatılabilir. Bu süreye istinaf ve temyiz süresi dahil değildir.

Bu suçta da diğer tüm suçlarda olduğu gibi gözaltı hükümleri uygulanabilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiş olan gözaltı hükümleri aynı kanunun 91.maddesinde ayrıntıları ile birlikte anlatılmıştır. Bu hükme göre hem bu suçun asıl faili olarak görülen, hem de suçun işlenmesi anında suça iştirak eden şüpheliler ve azmettiren varsa bu şahıs hakkında gözaltı uygulanabilecektir. Resmi belgede sahtecilik suçunda da iştirak hükümleri uyarınca varsa suça azmettiren, müşterek failler ve asli fail hakkında tutuklama kararı verilebilmekte ve gözaltı hükümleri uygulanabilmektedir.

Tutuklama mahiyeti bakımından tıpkı gözaltı gibi bir tedbir olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı şartları olan tutuklama, şüpheli hakkında bu şartların bulunması halinde uygulanabilir. Öte yandan önemli bir şartı da şüphelinin bu suçu işlediği yönünde kuvvetli şüphenin varlığıdır. CMK m.100 uyarınca; “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.” denmek suretiyle tutuklama nedenleri “şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, şüpheli veya sanığın davranışları;

  • Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
  • Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa” olarak sayılmıştır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Şikayet Süresi

Resmi belgede sahtecilik suçunda herhangi bir şikayete bağlı olmaksızın savcılık makamı soruşturma ve kovuşturma aşamalarına ilişkin olarak süreci resen yürütmektedir. Ancak bu suçun ihbar edilmesi ya da şikayet olmadan başlaması dava zamanaşımı içerisinde gerçekleşmek zorundadır.

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Zamanaşımı

Kanunda suç olarak öngörülen fiillerin işlenmesinden sonra, yine kanunda öngörülen belirli sürelerin geçmesi halinde fail hakkında kamu davasının açılmasını engelleyen veya açılmış davanın devam etmesine engel teşkil eden kurum dava zamanaşımıdır. Açılmış kamu davasında dava zamanaşımının dolması halinde CMK’nın 223.maddesi gereğince davanın düşmesine karar verilmektedir. Muhakeme hukukunda bir muhakeme şartı olarak kabul edilen dava zamanaşımının dolması halinde savcılıkça dava açılmayacak ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilecektir.

Resmi belgede sahtecilik suçunun 1. fıkrasındaki suç için olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. 2. ve 3. fıkradaki suç için ise 15 yıldır.

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Uzlaşma

Ceza Muhakemesi Kanununa göre 253. Maddede hangi suçların uzlaşma kapsamında olduğu belirlenmiştir. Buna göre aynı kanunun m.253/3 hükmü gereğince resmi belgede sahtecilik suçu şikayete tabi olup olmadığına bakılmaksızın uzlaşma kapsamından çıkarılmıştır. Bu suçun  nitelikli ya da basit halinin ayrımı yapılmadan uzlaşmaya tabi olmadığı açıktır.

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Etkin Pişmanlık

Resmi belgede sahtecilik suçu ile zarar gören menfaat kamu güvenidir. Bu nedenle etkin pişmanlık hükümlerin uygulanma imkanı bu suç kapsamında mümkün görülmemiştir. Etkin pişmanlık Türk Ceza Kanununda düzenlenmiştir. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanacağı açıkça kanun maddesinde belirtilmemişse etkin pişmanlığa ilişkin bir uygulama söz konusu olmayacaktır. Etkin pişmanlıkta en önemli husus sanığın ya da şüphelinin suça ilişkin eylem sonucunda sebep olduğu zararı gidererek samimi pişmanlık duyguları içerisinde suça ilişkin kayda değer bilgiler vermesidir. Resmi belgede sahtecilik suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bu bakımdan mümkün görülmemiştir.

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Görevli Mahkeme

 TCK’nın 204/1.madddesindeki “Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” düzenlemesinde öngörülen cezanın üst sınırı gözetildiğinde bu fıkra kapsamında kalan resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

TCK m.204/2’de yer alan “Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklindeki düzenlemenin üst sınırı değil özel olarak 5235 sayılı Kanunun 10.maddesinde yer verilmiş olması nedeniyle bu fıkra kapsamında kalan resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. TCK m.205 ve 206’da ise görevli mahkeme yine Asliye Ceza Mahkemeleri olacaktır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suç Duyurusu Örneği

…… CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

MAĞDUR        :   Ad Soyad/TC –  Adres

ŞÜPHELİ        :  Ad Soyad/TC –  Adres

SUÇ                   :   Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

SUÇ TARİHİ  : …/…/…

AÇIKLAMALAR

  • OLAYI ANLATINIZ
  • OLAYI ANLATINIZ
  • OLAYI ANLATINIZ

HUKUKİ NEDENLER       :  TCK. m.205 ve ilgili mevzuat.

SONUÇ VE İSTEM             : Şüpheli hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak Türk Ceza Kanununun m.205 gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. …/…/…

                                           Ad Soyad – İmza

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yargıtay Kararları

Yargıtay 11.CD, 06.07.2017 gün, 2015/4636 Esas, 2017/5207 Karar

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 204. Madde

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmadığı cihetle; suça konu edilen sahte maaş bordrosunun aslı temin edilmeden dosya içerisinde fotokopi belge üzerinden dava açılmış olması ve belge aslının temin edilemediğinin anlaşılması karşısında; belge aslının ele geçirilemediği bu haliyle suça konu sahte belgenin aldatma niteliğini haiz olup olmadığı tespit edilemeyeceğinden, unsurların itibari ile sabit olmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi…

Yargıtay 11.CD, 03.07.2017 gün, 2015/5795 Esas, 2017/5042 Karar

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 204. Madde

5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde yer alan hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılanları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst siniri arasında temel cezayı belirler ve 3. maddesinde yer alan suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur hükümleri uyarınca, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden mahkeme tarafından yapılan gözlemde sahte sürücü belgesi üzerinde soğuk mühür izi bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle sürücü belgesi yönünden aldatma kabiliyetinin bulunmadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı, sahte nüfus cüzdanı yönünden ise temel cezanın yukarıda sayılan ilkelere göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden temel cezanın orantılılık ilkesini zedeleyecek şekilde üst sınıra yakın belirlenmesi.

Yargıtay 11.CD, 03.07.2017 gün, 2015/5730 Esas, 2017/5041 Karar

  • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu
  • Türk Ceza Kanunu 204. Madde

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği riza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan fail de mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın babası adına sahte senet düzenleyerek katılana verdiği iddia edilen olayda, sanığın babasının kovuşturma aşamasında söz konusu senedin kendisi tarafından verildiğini beyan etmesi, katılanın zararının giderilmesi ve şikayetten vazgeçmesi hususları dikkate alındığında önceden verilen bir rıza bulunup bulunmadığının taraflara sorulması, ayrıca senet üzerinde Dairemizce yapılan incelemede keşideci imzası ile ciranta imzalarının çıplak gözle dahi aynı kişiye ait olduğunun anlaşılabildiği, bu nedenle senet aslının duruşmaya getirtilip incelenerek ve özelliklerinin duruşma tutanağına yazılmasından sonra aldatma kabiliyetinin ne şekilde oluştuğu tartışıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Resmi belge tanımı nedir?

Bir belgenin resmi belge arasında sayılabilmesi için; memur tarafından düzenlenmesi, memurun görevini yaptığı sırada ve görevi olduğundan cihetle düzenlenmiş olması  gerekmektedir.

Resmi belgede sahtecilik suçu adli para cezasına çevrilir mi?

Makalemizde ayrıntısına da yer verdiğimiz üzere TCK m.205’te adli para cezası uygulanması mümkün değildir. Ancak m.206’da adli para cezasına çevrilebilmektedir.

Resmi belgede sahtecilik uzlaşma kapsamında mi?

Resmi belgede sahtecilik suçu uzlaşma kapsamında değildir.

TCK 207 nedir?

TCK 207 özel belgede sahtecilik suçudur. Resmi belgede sahtecilik suçundan farklıdır.

Aldatma kabiliyetini haiz ne demek?

Aldatma kabiliyeti ya da diğer adıyla iğfal yeteneği sahtecilik suçlarında da sıklıkla kullanılan bir deyimdir. Bu suç tipinin oluşması için sahte düzenlenen, kullanılan suça konu belgenin objektif olarak mağduru kandırma ve aldatma yeteneğinin bulunması anlamına gelmektedir.

Resmi belgede sahtecilik suçu, cezası ve niteliği bakımından hayati öneme sahip bir suç tipidir. Mağdurların çok dikkatli davranması ve hukuki süreci deneyimli bir avukatla yürütmesi gerekmektedir. Hak kaybı yaşamamak adına; hukuki prosedürlerin her aşamasına hakim olan tecrübeli uzman ekibimizle birlikte Kadim Hukuk Bürosu olarak resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı mağduriyet yaşayan siz değerli müvekkillerimize hizmet vermekten gurur duyacağımızı bilmenizi isteriz. www.kadimhukuk.com.tr adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.