Memur Hukuku

Güvenlik Soruşturmasında Kardeşin Etkisi Emsal Karar

Sürekli tarafımıza; “Güvenlik soruşturmasında kardeş etkiler mi?” sorusu yöneltilmektedir. Birinci derece yakınlar güvenlik soruşturması kapsamında dikkate alınır. Kardeşin güvenlik soruşturmasına etkisi eş, anne, baba, veli ve vasi gibi kişilerdir. İdare Mahkemeleri’nin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması davalarına ilişkin kararlarına her gün bir yenisi ekleniyor. Nitekim bugün yeni bir lehe karar daha verildi. Bu olgu abisinin işlediği suç gerekçesiyle kardeşinin “Muvazzaf subaylık eğitiminden ilişiğinin kesilmesine” ilişkindi. Yani güvenlik soruşturmasında kardeşin etkisi sebebiyle ilişiği kesilmiştir. Öncelikle konunun anlaşılması bakımından süreci özetlemek istiyoruz.

Muvazzaf subay olarak eğitime başlayan aday eğitimin son haftası güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle ilişiği kesilmiştir. Tesis edilen bu işleme karşı Ankara İdare Mahkemesi’nde açılan davada davalı idare tarafından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olmasına gerekçe olarak;

“Abisi hakkında sahte parayı bilerek kabul etme, mala zarar verme, silahla tehdit, hakaret, ruhsatsız ateşli silahlarla  mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, yivli ve yivsiz silahlarla  bıçak ve diğer aletleri sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşımak, aile fertlerine kötü muamele, hükümlü veya tutuklunun kaçması ve huzur ve sükutunu bozma suçlarından işlem yapıldığı” bilgisi sunulmuştur.

İkinci cevap dilekçesi ve duruşmada bu durumu ayrıntılı olarak İdare Mahkemesine izah edilmiştir. Nitekim İdare Mahkemesi; “ Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2017 yılı muvazzaf sözleşmeli subay temini kapsamında adaylık işlemlerini yürüten davacı hakkında olumsuz bir durum ve tespitin yapılmadığı,  davacının ağabeyinin herhangi bir yasa dışı örgüte üye olmadığı ve hakkında bu konuda açılmış bir idari tahkikat veya adli soruşturma  ya da kovuşturma bulunmadığı anlaşıldığından; davacının ağabeyinin bazı adi suçlar bakımında itiyadi suçlu olması durumunun davacıya izafe edilemeyeceği, zira; yaşadığı hayat tarzı nedeniyle davacı ve ailesinin  uzun yıllardır anılan kişiyle görüşmedikleri, ayrı yaşadıkları, hatta ailenin de anılan kişi nedeniyle mağdur olduğu, atılı suçların niteliği ile Anayasa ile güvence altına alınan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda  yer alan suç ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ve hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı  ilkesi göz önüne alındığında, hakkında olumsuz bir durum ve tespit yapılmayan davacının, kardeşinin yapmış olduğu eylemlerden sorumlu tutulamayacağı gibi mesleki hayatının da etkilenmeyeceği” gerekçesiyle işlemi hukuka aykırı bulmuş ve lehe karar vermiştir.

Güvenlik soruşturması neticesinde açılan davaların kazanılması durumunda; kişinin tekrar mesleğe başlayana kadar oluşan parasal ve özlük haklarının tamamı idare tarafından ödenmesi gerekir. Aksi durumda buna da tam yargı davası açılması gerekir.

              T.C.

            ANKARA

12. İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO       : 2018/…

KARAR NO   : 2018/..

DAVACI         : …

VEKİLİ          : Av. Umur YILDIRIM

Mustafa Kemal Mah.  Dumlupınar Blvr.  Mahall Ankara Divan Residence D2 Blok No:274/9 İç Kapı:35 06520 Çankaya/ANKARA

DAVALI        : Milli Savunma Bakanlığı/ANKARA

VEKİLİ          : Av. Zerrin DEĞİRMENCİ-Aynı Adreste

DAVANIN ÖZETİ        :2017 yılı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda dış kaynaktan muvazzaf subay adayı olan davacı tarafından, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olması nedeniyle subay adaylığının sonlandırılmasına ilişkin işlemin;  hiçbir adli ve idari  vakıaya karışmadığı, ailesinin veya kendisinin hiçbir terör örgütü ile bağlantısının mümkün olmadığını, eğitim için tüm şartları taşıdığını, hakkında bazı adi suçlardan işlem yapıldığına ilişkin bilgi notu olan adı geçen ağabeyi ile uzun yıllardır ayrı yaşadığını ve görüşmediğini, mezuniyetine  bir hafta  kala tesis edildiği, hukuki güvenlik ilkesine ve  hukuka aykırı olduğu iddia edilerek  iptali istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ    : Davacının adaylık işlemlerinin güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle sonlandırıldığı, dava konusu işlemin ilgili mevzuata uygun şekilde tesis edildiği ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Karar veren Ankara 12. İdare Mahkemesince, önceden belirlenen ve taraflara tebliğ edilen 28/12/2018 tarihli duruşmaya davacı vekili Av. Umur Yıldırım ve davalı idareyi temsilen Av. Elif Düzenli’ nin geldiği görüldü. Taraflara usulüne uygun söz verilip yaptıkları açıklamalar dinlendikten sonra duruşmaya son verildi ve dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

Dava; 2017 yılı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda dış kaynaktan muvazzaf subay adayı olan davacı tarafından, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olması nedeniyle subay adaylığının sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali  istemiyle açılmıştır.

09.05.1977 tarihli, 15932 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Fakülte ve Yüksek Okullar Askeri Öğrenci Komutanlıkları ve Öğrencileri ile Fakülte ve Yüksek Okullardan Yetişen Subaylara Ait Yönetmeliği’nin 25.maddesinde, ”En az 4 yıl süreli fakülte ve yüksek okulları kendi nam ve hesabına bitirenler ile bu öğrenimlerini müteakip lisansüstü öğrenim yapmış olanlardan muvazzaf subay olmak için müracaat edenler hakkında aşağıdaki nitelikler aranır. a. Sosyal durum, ahlâk ve karekterle ilgili şartlar :…Yapılacak güvenlik soruşturmasından olumlu sonuç almak,…” hükmüne yer verilmiştir.

12/4/2000 tarihli, 24018 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği‘nin 9.maddesinde, ”Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılır.”, 11.maddesinde, ”Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak:

a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği,

b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı,

c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı.

d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı,

e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni,

f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.”, 12.maddesinde de, ”Bu Yönetmelik kapsamına giren bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında aşağıdaki yöntem izlenir: a) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması formundaki sorular nüfus kayıtlarında yapılan tashih ve değişiklikler belirtilmek ve isimler açıkça yazılmak suretiyle cevaplandırılır ve nüfus cüzdanı örneği noksansız olarak doldurularak istek yazısı ekinde soruşturmayı yapan makama bildirilir. b) Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması istenilen kişiler için kurum ve kuruluşunca Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden sağlanan adli sicil kaydıyla ekteki formdan bir örneği kişinin nüfusa kayıtlı olduğu il valiliğine, bir örneği ikamet ettiği il valiliğine, bir örneği Emniyet Genel Müdürlüğüne, bir örneği de ilgisine göre Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilir. Bir örneği de istekte bulunan kurum ve kuruluşun dosyasında saklanır. Türk Silahlı Kuvvetlerince yaptırılacak arşiv araştırmalarında forma adli sicil kaydının eklenmesi zorunlu değildir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Kara Kuvvetlerince 2017 yılı Dış Kaynaktan Muvazzaf Subay Temini kapsamında yapılan sınavda başarılı olan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması neticesinde, kardeşi  G.S. hakkında, “sahte parayı bilerek kabul etme, mala zarar verme, silahla tehdit, hakaret, ruhsatsız ateşli silahlarla  mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, yivli ve yivsiz silahlarla  bıçak ve diğer aletleri sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşımak, aile fertlerine kötü muamele, hükümlü veya tutuklunun kaçması ve huzur ve sükutunu bozma suçlarından işlem yapıldığı,”  yönünde  bilgi notuna istinaden muvazzaf subay adaylığının sonlandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacının Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasının olumsuz sonuçlanmasına dayanak olarak alınan bilgi notunda, davacı hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığı ancak kardeşi hakkında bazı adi suçlardan işlem yapıldığı  bilgisine yer verildiği görülmektedir.

Uyuşmazlığın karar bağlanabilmesi için  Mahkememizin 22/11/2018 tarihli ara kararı ile; Karaman İl Nüfus Müdürlüğü’nden; davacı  ve ağabeyi G.S.’ye  ait son  on (10) yıla  ilişkin  MERİS  kayıtları ile  vukuatlı nüfus kayıt örneğinin okunaklı ve onaylı suretlerinin, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden ve … İl Emniyet Müdürlüğü’nden; davacının ağabeyi hakkında herhangi bir suça ilişkin olarak yürütülmekte olan ve/veya sonuçlanan  tahkikat olup olmadığının sorulmasına, var ise buna ilişkin bilgi ve belgelerin okunaklı ve onaylı örneğinin; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan ve Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan; davacının ağabeyi hakkında  herhangi bir suç isnadıyla, yürütülmekte olan ve/veya sonuçlandırılmış, soruşturma ve kovuşturma olup olmadığının sorulmasına, var ise soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin onaylı ve okunaklı örneğinin, Karaman 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nden; Mahkemeleri de görülmüş olan E:2014/409 sayılı dava dosyasının  aslının ve/ veya onaylı ve okunaklı örneğinin istenilmesine, karar verilmiş olup,  bu ara kararına  farklı tarihlerde verilen cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinden; davacı ve ailesi ile  ağabeyi  G.S.’ nin uzun yıllardır farklı ikametgah adreslerinde ikamet  ettikleri, G.S.’nin Antalya 3. Aile Mahkemesi’nin 28/04/2008 tarihli ve E:2007/169, k:2008/513 sayılı kararıyla eşinden boşandığı ve çocukların velayetinin anneye verildiği, Karaman Emniyet Müdürlüğü’nce G.S.’nin hakkında yapılan işlemlerin yer aldığı belgenin incelenmesinden; 6186 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna Muhalefet, Kasten Yaralama, Hakaret, Tehdit , Kötü Muamele, Tehdit, Mala Zarar Verme, suç isnatlarıyla hakkında şüpheli sıfatıyla  işlem yapıldığı; Kasten Yaralama, Hakaret,  6186 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna Muhalefet, Taksirli Yaralama, Kasten Yaralama, Mala zarar Verme  suç isnatlarıyla  hakkında  şüpheli- müşteki sıfatıyla  işlem yapıldığı; yine;  altı  kez İntihara Teşebbüs, taksirli Yaralama,  Kasten Yaralama, Mala Zarar Verme suç isnatlarıyla hakkında   mağdur/ müşteki sıfatıyla işlem yapıldığı, … 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26/01/2015 tarih ve E:2014/…, K:2015/… sayılı kararının incelenmesinden; tehdit suçu isnadıyla dosya sanığın davacının ağabeyi G.S., müştekilerin ise; davacının anne ve babası olduğu, yapılan yargılama neticesinde; sanığın eylemi sabit görülerek neticede adli para cezası  ile cezalandırılmasına karar verildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06/12/2018 tarihli cevabi yazısında; UYAP kayıtlarında G.S.’nin kimlik bilgileriyle yapılan sorgulama neticesinde herhangi bir kaydın bulunmadığının tespit edildiğinin belirtildiği, başkaca da bilgi ve belge gönderilmediği görülmüştür.

“Bu durumda, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2017 yılı muvazzaf sözleşmeli subay temini kapsamında adaylık işlemlerini yürüten davacı hakkında olumsuz bir durum ve tespitin yapılmadığı,  davacının ağabeyinin herhangi bir yasa dışı örgüte üye olmadığı ve hakkında bu konuda açılmış bir idari tahkikat veya adli soruşturma  ya da kovuşturma bulunmadığı anlaşıldığından; davacının ağabeyinin bazı adi suçlar bakımında itiyadi suçlu olması durumunun davacıya izafe edilemeyeceği, zira; yaşadığı hayat tarzı nedeniyle davacı ve ailesinin  uzun yıllardır anılan kişiyle görüşmedikleri, ayrı yaşadıkları, hatta ailenin de anılan kişi nedeniyle mağdur olduğu, atılı suçların niteliği ile Anayasa ile güvence altına alınan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda  yer alan suç ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ve hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı  ilkesi göz önüne alındığında, hakkında olumsuz bir durum ve tespit yapılmayan davacının, kardeşinin yapmış olduğu eylemlerden sorumlu tutulamayacağı gibi mesleki hayatının da etkilenmeyeceği sonucuna varıldığından; güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle adaylık işlemlerinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hakkaniyete, hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir.”

Nitekim benzer nitelikte bir uyuşmazlıkla ilgili olarak verilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 08/12/2011 tarih ve E:2007/1156, K:2011/1482 sayılı kararı da bu yöndedir.

Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 378,10 TL  yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştikten sonra posta ücreti avansından artan miktarların davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf yolu açık olmak üzere, 28/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu