Memur Hukuku

Güvenlik Soruşturması Fetö Okulu Sebebiyle Olumsuz

Güvenlik Soruşturması Fetö Okulu sebebiyle olumsuz sonuçlanan subay ve astsubaylar için emsal karardır.

                T.C.                      

            ANKARA

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

4. İDARİ DAVA DAİRESİ

Y.D İtiraz No: 2018/…..

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİ

HAKKINDA VERİLEN KARARA İTİRAZ EDEN(DAVACI)   :

VEKİLİ                                                 :

KARŞI TARAF(DAVALI)                    :Milli Savunma Bakanlığı

ANKARA

VEKİLİ                                                 :Av. Burcu Demirtaş

Aynı Yerde

İSTEMİN ÖZETİ                             :Davacı tarafından Milli Savunma Bakanlığı’nca 2017 yılı Dış Kaynaktan Subay temini kapsamında açılan sınavda arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının olumsuz olması nedeniyle ilgili Yönetmelik gereği başvuru şartlarını taşımadığından bahisle başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada; yürütmenin durdurulması isteminin reddi yönünde Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen ../../…. gün ve E: 2018/… sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4.İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

Dava; davacı tarafından Milli Savunma Bakanlığı’nca 2017 yılı Dış Kaynaktan Subay temini kapsamında açılan sınavda arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının olumsuz olması nedeniyle ilgili Yönetmelik gereği başvuru şartlarını taşımadığından bahisle başarısız sayılmasına ilişkin işleme karşı açılmıştır. 26/10/1994 tarih ve 4045 sayılı kanunun 1.maddesinde; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının hangi amaçla, ne şekilde ve kimler hakkında yapılması gerektiğinin ifade edilmesinden sonra, bu kanun dayanak alınarak hazırlanan 12/4/2010 tarih ve 24018 sayılı RG de yayımlanarak yürürlüğe giren güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının 1. maddesinde; yönetmeliğin amacının açıklandığı, 2.maddesinde yönetmeliğin kapsadığı personelin belirlendiği, 4. maddesinin f ve g fıkrasında arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının araştırma ve soruşturmaya konu kişi hakkında yapılacağının ifade edildiği, k bendinde; 9.maddesinde “Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılacağının belirtildiği görülmüş, 2011 tarih ve 114-1(c) sayılı Genelkurmay Başkanlığı’nca çıkarılan Silahlı Kuvvetler İstihbarata Karşı koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesinin “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasının Olumsuz Kabul Edileceği Haller” başlığıyla düzenlenen 13. maddesinde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonuçlarının, soruşturma konusu şahsın içinde bulunduğu ortamın da dikkate alınarak değerlendirileceği, bu değerlendirmenin TSK bünyesine alınacak şahıslar hakkında karar verilirken idarenin takdir hakkının en uygun adaydan yana kullanılmasını sağlamaya yönelik olduğu, aynı maddenin “ı”bendinde ise; ayrıca haklarında MİT Müsteşarlığı, EGM, mahalli kolluk kuvvetleri veya yetkili amirlerinden herhangi biri tarafından bilgi verilenlerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edileceği düzenlenmiştir.

Yukarıda anılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; bazı kurumlarda ve bazı görevlerde istihdam edilecek kişiler hakkında görevin önemi, özelliği gereği derin bir araştırma ve değerlendirme yapılmasının esas olduğu, tehdit , şantaj, cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yöntemleri kullanarak tüm Anayasal kurumları baskı altına almayı, zaafa uğratmayı, yönlendirmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayı hedefleyen, mensuplarına takiyye ve tedbir gibi ileri gizlenme teknikleri kullandırarak bir casusluk örgütü olarak da faaliyet gösteren bir örgüte mensup, iltisaklı ve irtibatlı kişilerin demokratik hukuk devletine karşı yakın açık ve ciddi bir tehdit teşkil etmesinin önlenmesi, Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve özgürlüklerin korunması, ülkemizde yaşanan bu son darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması, buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, bu süreçte devletin en hassas birimlerine sızan örgüt elemanlarının siyasi ve askeri casusluk fiillerini de içeren faaliyetleri dikkate alındığında, milli güvenliğin ve devletin devamlılığını sağlamak için kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için bir takım tedbirler almasının gerekli olduğu, bu tedbirler alınırken dikkatli ve daha titiz davranmasının gerektiği ve ülkenin güvenliği ve savunulmasından sorumlu olan TSK tarafından alınacak personelin güvenilirliğinin her türlü şüpheden uzak  olarak ortaya konulması gerektiği izahtan varestedir.

Buna göre yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde, davalı idarenin muvazzaf subay alımı sırasında başvuruda bulunan adayları sadece terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olup olmadığı yönünden değil, aynı zamanda hem kendisinin hem de kendisini etkileyebilecek yakın çevresinin bu örgütlerle sıkı işbirliği içinde olup olmadığı yönünden de titizlikle araştırması, bu yönde bir tespit olması halinde ise bunları teşkilatına kabul etmemesi gerektiği açık ise de; ülkenin güvenliğini temin etmekle görevli kurumlarda çalışmak isteyenlerle ilgili güvenlik araştırması yapılırken ulaşılan bilgi ve kanaatin; somut, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte olması; tahmine,tasavvura ve önyargıya dayalı olmaması, aynı yöndeki kanaatin mümkün olduğunca farklı bilgi ve delillerle de desteklenmesi, bu inceleme ve değerlendirmenin hukuken denetlenebilir nitelikte olması gerekliliği hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Aksi durumda soyut ve gerçek dışı ithamlarla bazı kişilerin önemli hak kayıplarına yol açabileceği, bunun da idarenin son derece haklı nedenlere dayalı güvenlik tedbirleri hakkında toplumda tereddütlere neden olabileceği, bu durumun ise en çok yine kendisi ile mücadele edilen yasa dışı mihraklarca istismar edilmesinin mümkün olduğu muhakkaktır.

Olayda, davaya konu işleme dayanak alınan istihbari bilgi neticesinde davacı hakkında olumsuz bir işlem tesis edilebilmesi için hem davacının kendisi hakkında hem de güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin eki formunda yer verilen davacının kendisini etkileyebilecek yakın çevresi( anne, baba,eş, çocuk, kardeş) hakkında somut kanaate ve bilgiye dayalı güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, önyargıdan uzak hukuken denetlenebilen bilgiye dayalı tespitlerin açıkça ortaya konulması ve bu tespitlerin irdelenmesinden sonra bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

“Somut olayda, dava konusu işlemin nedeni olarak erkek kardeşi hakkında 2015/2016 yılları arasında FETÖ/PDY ‘ye müzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan Özel ……………..Lisesi’nde eğitim gördüğü şeklindeki istihbari bilgi mahiyette bilgiler elde edildiği hususunun gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda işbu tespit nedeniyle anılan örgütle davacı arasında güvenliği zedeleyecek ne tür bir ilişkinin bulunduğunun ortaya konulamadığı, davacı hakkında terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyabilecek somut kanaate ve bilgiye dayalı güvenilir teyit edilebilir ve ön yargıdan uzak hukuken denetlenebilir nitelikte bulgular elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığından, davacı hakkında güvenlik araştırmasının olumsuz geldiğinden bahisle tesis edilen ihtilafa konu ilişik kesme işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Ayrıca, hukuka açıkça aykırı olduğu tespit edilen dava konusu işlemin uygulanması halinde davacının adaylık statüsünün sona ereceği dolayısıyla telafisi güç ve imkansız zararlara neden olacağı açık olduğundan dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle davacı itirazının kabulüne; Mahkemece yürütmenin durdurulması talebinin reddine yönelik olarak verilen kararın kaldırılmasına; hukuka aykırı olduğu ve uygulanması halinde davacının telafisi güç zararına yol açacağı açık bulunan dava konusu işlemin, dava sonuna kadar ve teminat aranmaksızın yürütmesinin durdurulmasına; 2577 sayılı kanunun 27. maddesi uyarınca ../../2018 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu