soybaginin reddi davasi nedir

Türk Medeni Kanunu’nun 285. maddesi uyarınca babalık karinesi kesin bir karine olmamakla birlikte adi bir karinedir. Adi karine olması nedeniyle, babalık karinesinin çürütülmesi ve aksinin ispatı “soybağının reddi davası” ile mümkündür. Soybağını reddi hakkı, hukuki niteliği itibariyle ancak dava yoluyla kullanılabilen “bozucu yenilik doğuran” bir haktır. TMK. 286. maddesi hükümlerine göre babalık karinesinin çürütülmesini sağlayan dava “soybağının reddi davasıdır”.

Genel olarak soybağı çocuk ile ana arasında doğum ve evlat edinme yoluyla kurulur. Çocuk ile baba arasında dört yolla kurulabilir. Bunlar;

  • Ana ile evlilik
  • Babanın çocuğu tanıması,
  • Hakim hükmü (babalık hükmü)
  • Akdi yolla (evlat edinme) ile kurulur.

Nafaka davaları hakkında bilgiyi almak için tıklayınız. https://kadimhukuk.com.tr/makale/nafaka-davalari-sartlari-turleri/

Medeni Kanun kapsamında evlilik içinde doğan çocuk ile babası arasındaki soybağının, evlilik dışında doğan çocuk ile babası arasında kurulan soybağından hiçbir farkı bulunmamaktadır. Tüm haklardan öz evlat gibi yararlanır.

Soybağının Reddi Kavramı

Soybağının reddi, yenilik doğuran bir dava niteliği taşıyan soybağının reddi davasının açılarak babalık karinesinin çürütülmesini ve böylece çocuk ile baba arasındaki soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eder. TMK m.285’de kabul edilmiş olan ‘babalık karinesi’ adi bir karine olduğu için aksini ispat etmek ve bu karineyi çürütmek mümkündür. Bu anlamda babalık karinesinin çürütülmesine ‘soybağının reddi’; bunu sağlayan davaya da soybağının reddi davası denilmektedir. Babalık karinesine ilişkin hüküm ise, “Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.” şeklindedir.

Soybağının reddi davası dışında çocuk ile baba arasında kurulan soybağının ortadan kaldırılması mümkün değildir. Soybağının reddi davası dışında bir dava ile örneğin tespit ya da nüfus kaydının düzeltilmesi gibi bir dava ile çocukla koca arasında kurulan soybağı ortadan kaldırılamaz.

Evlat edinma davası hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/evlat-edinme-davasi-tmk-305/

Soybağının Reddi Davasında İspat

  • Çocuğun Evlilik İçinde Ana Rahmine Düşmesi

TMK m. 287 uyarınca, “Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır.

Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.”

Çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmesi durumunda babalık karinesi oldukça kuvvetlidir. Bu ihtimalde koca cinsel ilişkinin imkansızlığını ya da illiyet bağının yokluğunu ispatlamak suretiyle babalık karinesini çürütebilmektedir.

Soybağını reddetmek isteyen koca döllenme dönemi boyunca -doğumdan üçyüz gün öncesi ile yüzseksen gün öncesi arasındaki dönem- karısıyla cinsel münasebetinin imkansız olduğunu ispatlamalıdır. Bu anlamda koca, karısının gebe kalmasının kuvvetle muhtemel olduğu kritik dönemde uzun bir seyahatte, cezaevinde veya askerde olduğunu, ağır bir hastalık nedeniyle hastanede tedavi altında bulunduğunu ya da felçli olduğu için hareket yeteneğini kaybettiğini ispatlayarak karısı ile cinsel ilişki kurmasının imkansızlığını da ispat etmiş olacaktır. Buna karşılık karı kocanın yalnızca kavgalı olduklarının ispatlanması, fiilen ayrı yaşamaları hatta boşanma davası açılmış olması, tek başına cinsel ilişkinin imkânsızlığını ispatlayacak olgular olarak kabul görmemektedir.

Koca, cinsel ilişkinin imkansızlığını kanıtlamak yerine diğer bir imkan olan cinsel ilişki ile çocuğun doğumu arasında illiyet (nedensellik) bağının olmadığını da ispat edebilir. Bunu, örneğin iktidarsız olduğunu veya çocuk yapma kabiliyetinin bulunmadığını, karısının cinsel ilişkiden önce zaten gebe olduğunu ispatlayarak veya çocuğun ana babaya hiç benzemediğini ve başka bir ırkın özelliklerini taşıdığını kesin şekilde bilimsel olarak ispatlamak suretiyle yapabilir. Çocuğun doğumu ile kocanın cinsel ilişkisi arasında illiyet bağının bulunmadığının ispatlanması hususunda başvurulabilecek yollardan biri de tıbbi inceleme yöntemlerinin kullanılmasıdır. Tıbbi inceleme noktasında kullanılabilecek iki yöntem vardır.

Bunlardan birincisi kan muayenesi ikincisi ise genetik incelemelerdir. TMK m. 284/2 uyarınca taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hakimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hakim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir. Bu konuda kan muayeneleri ve genetik incelemeler doğruya en yakın sonucu veren ve kişiye zararı olmayan yollardan kabul edilmektedir.

Yukarıda belirtilenlere ek olarak ifade edilmesi gereken bir husus da davacı kocanın çocuğun kendisinden olma ihtimalinin bulunmadığını ispat etmedikçe, karısının gebelik süresi zarfında başka biriyle cinsel ilişkide bulunduğunu kanıtlaması veya karının gebe kalabileceği dönemde başka erkeklerle cinsel ilişkide bulunduğunu ikrar etmesi hallerinde bile yine de babalık karinesini çürütmüş olamayacağıdır.

  • Çocuğun Evlenmeden Önce veya Ayrı Yaşama Sırasında Ana Rahmine Düşmesi

TMK m. 288 uyarınca, “Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez.

Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu  konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur.”

Babalık karinesini çürütmek isteyen kocanın, çocuğun ana rahmine evlenmeden önce düşmesi ihtimalinde yapması gereken tek iş çocuğun kendisinden olmadığını söylemek suretiyle soybağının reddi davasını açmaktır; ayrıca çocuğun kendisinden olmadığını ispat etmeye ihtiyacı yoktur. Zira evlilik tarihinden itibaren henüz yüz seksen gün geçmeden doğan çocuğun ana rahmine evlenmeden evvel düştüğü karineyle kabul edilmektedir. Çocuğun evlenmeden önce ana rahmine düştüğü durumda davacı koca sadece evlenme tarihi ve doğum tarihini ispatlamakla yetinecektir. Çocuğun ayrı yaşama esnasında ana rahmine düşmesi ihtimalinde ise davacı koca, kritik dönemin yani muhtemel gebe kalma döneminin karısıyla ayrı yaşadığı döneme denk geldiğini ispatlayacaktır. Davacı kocanın bunun harici bir durumu ispatlaması gerekmez.

Ancak bunlara karşılık, TMK m.288/2’ye göre gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu hususunda inandırıcı deliller varsa kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur. Bu anlamda kadın gebe kaldığı sırada kocası ile cinsel ilişki kurduğunu ispatlarsa babalık karinesi tekrar canlanarak çocuğun lehine hüküm ifade etmeye başlar. Bu takdirde soybağının reddi, kocanın cinsel ilişkisinin imkansızlığının ispatı ya da çocuğun kocanın cinsel ilişkisinin ürünü olmadığının ispatı suretiyle gerçekleşebilecektir.

Soybağının Reddi Davasında Davacı ve Davalı

TMK m. 286 uyarınca, “Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır.

Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.”

  • Davacı

Soybağının reddi davasını açma hakkı kural olarak çocuğun babasının koca olduğu düşüncesine dayanılarak kocaya verilmiştir. Bu davayı açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kapsamında değerlendirildiğinden kişi, sınırlı ehliyetsiz de olsa yasal temsilci izni olmaksızın tek başına bu işlemi gerçekleştirebilmektedir. Koca tam ehliyetsiz ise yasal temsilcisinin ya da atanacak bir kayyımın onun adına dava açması mümkün değildir.

Buna karşılık TMK m.291 hükmü şartları çerçevesinde diğer ilgililerin kendi adlarına dava açma hakkı doğabilir. TMK m. 291 uyarınca “Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilmektedirler.”

Bu bağlamda koca dava açma süresi içerisinde dava açmamışsa sürenin sona ermesinden sonra kocanın ölümü, gaipliğine karar verilmesi veya sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi kocanın altsoyunun, ana ve babasının ve çocuğun gerçek babası olduğu iddiasında olan kişinin soybağının reddi davasını açma hakkına sahip olmaları neticesini doğurmaz. Şayet koca çocuğun kendisinden olduğunu açık veya zımni olarak kabul etmiş ise, kocanın dava açma süresi sona ermeden ölmesi, gaipliğine karar verilmesi veya ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybı durumunda da baba olduğunu iddia eden kişi dışındaki ilgililerin dava açma hakkına sahip olmaları söz konusu değildir. Bunun haricinde dava açma süresi sona ermeden kocanın ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmesi, diğer ilgililerin dava hakkına sahip olması neticesini doğurmaz. Bu durum TMK m.289/3 çerçevesinde haklı sebep teşkil edeceğinden koca ayırt etme gücünü kazandığı zaman kendisi dava açabilir.

Soybağının reddi davası açmaya hakkı bulunan diğer ilgililerin dava hakkı kanun tarafından doğrudan kendilerine tanınmış olup, kocanın dava hakkının intikali gibi bir durum söz konusu değildir. Soybağının reddi imkanına sahip olan ilgililerin dava hakkı birbirinden bağımsız olduğu için ilgililerden birinin açtığı soybağının reddi davasının kaybı diğerlerinin dava hakkını etkilemez. Bunun yanında ilgililerden birinin açtığı soybağının reddi davası kazanılıp soybağı reddedilirse verilen hükümden diğer ilgililer de yararlanacaktır.

Kanuna göre ergin olmayan çocuk adına soybağının reddi davası kendisine atanacak kayyım tarafından açılır. (TMK m.291/2) Çocuğa kayyım atanmamışsa çocuk ergin olduktan sonra bir yıl içinde bizzat kendisi dava açabilir. (TMK m.289/2) Çocuğun dava açmadan ölmesi halinde soybağının reddi davası açma hakkı sona erecektir; dava açma hakkının mirasçılara geçmesi söz konusu olmayacaktır.

  • Davalı

Soybağının reddi davası koca tarafından açıldığında davalı tarafta ana ve çocuk bulunur. (TMK m.286/1) Soybağının reddi davası sadece anaya karşı açılamaz. Soybağının reddi davasında ana ve çocuk arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu için davanın ana ve çocuğa karşı açılması gerekir. Yalnızca ana ya da yalnızca çocuğa karşı yöneltilen dava reddedilir. Çocuk davada bir kayyım tarafından temsil edilir. Soybağının reddi davası çocuğun ölümü halinde ana ile birlikte çocuğun mirasçılarına yöneltilir. Ananın ölümü halinde ise dava sadece çocuğa karşı yöneltilir. Ana ve çocuğun ölümü halinde soybağının reddi davasının açılması, davacı kocanın soybağının reddinde menfaatinin bulunması durumunda söz konusu olur. Bu durumda davanın mirasçılara yöneltilmesi gerekecektir.

Soybağının reddi davasının çocuk tarafından açılması durumunda davalı, ana ve koca olacaktır (TMK m.286/2). Davanın çocuk adına kayyım tarafından açılması durumunda da davalı taraf yine ana ve kocadır. Davanın çocuk tarafından veya onun adına kayyım tarafından açılması durumunda da ana ve koca arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunur.

TMK m.291 son fıkrası soybağının reddi davasının diğer ilgililer tarafından açıldığı durumlarda, kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanmasını öngörmektedir. Bu bağlamda soybağının reddi davasının kocanın altsoyu, ana ve babası tarafından açıldığı hallerde davalı tarafta ana ve çocuk, davanın gerçekte baba olduğu iddiasında olan kişi tarafından açılması halinde ise davalı tarafta ana, çocuk ve kocanın yer alması gerekir.

Soybağının Reddi Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. (TMK m.283) Bu bağlamda soybağının reddi davası da, davacı ve davalının dava veya çocuğun doğumu esnasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilecektir. Taraflardan hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması durumunda soybağının reddi davasında yetkili mahkeme 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 41.maddesi hükmüne göre belirlenecektir. Maddeye göre; “Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde, Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye’de sakin değilse Türkiye’de son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür.”

Soybağının reddi davasında görevli mahkeme ise Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesi bağlamında Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olacaktır.

Soybağının Reddi Davasında Hak Düşürücü Süre

Hak düşürücü süreler özellikleri gereği sürenin geçmesiyle hakkı doğrudan doğruya ortadan kaldıran ve yargıcın re’sen göz önünde bulundurduğu sürelerdir. Soybağının reddi davasında koca için davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl hak düşürücü süreye tabidir.

Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hallerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir.

Davacı tarafta çocuk olduğu hallerde hak düşürücü süre çocuğun, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açma zorunluluğu olarak düzenlenmiştir. Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açar.

Dava süresinin uzaması da mümkün olmaktadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Hangi durumların haklı sebep oluşturacağının takdiri hakime aittir. Örnek olarak; kocanın ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmesi, kocanın cezaevinde bulunması, yurtdışında çalışıyor olması, ağır bir hastalık nedeniyle bir hastanede tedavi altında olması, bulaşıcı bir hastalık nedeniyle karantina sahası içerisinde mahsur kalması gösterilebilir. Bunun yanında kocanın çocuğun kendisinden olmadığını bilmesine rağmen, aile şerefini korumak için soybağının reddi davası açmaması, ancak bu hususun ortaya çıkmasından sonra dava açması, karısının gebe kaldığı dönemde bir başka erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu bilmesine rağmen ancak karısının bu hususu ikrar etmesinden veya zina nedeniyle açtığı boşanma davasının sonuçlanmasından önce soybağının reddi davası açmaması sürenin uzaması neticesini doğuracak haklı sebep olarak kabul edilmemektedir.

TMK m.289/3 çerçevesinde gecikmeyi haklı kılacak nedenlerin bulunması söz konusu olmasa da sürenin sona ermesinden önce açılmış bulunan soybağının reddi davası usul eksikliğinden reddedilirse bu sırada dava açma süresi sona erse bile, davacı, TBK’nın kıyasen uygulanması yoluyla 60 günlük ek süre içerisinde davasını yeniden yöneltebilir.

Soybağının Reddi Davası Harç ve Masrafları

Dava açılırken harç ve masraflar ilgili mahkemenin veznesine yatırılmalıdır. Harç maktu olup davada her yıl belirlenen sabit harç ödemesi gerçekleştirilecektir. Bunun yanında mahkemenin tebligat giderleri gibi karşılayacağı masraflar da gider avansı olarak yatırılmalıdır. Ayrıca Adli Tıp tarafından yapılacak DNA incelemesi vs. de yargılama giderlerine dahildir. Bunun yanında davalının ölü olması halinde mezar açıp DNA örneği alma gibi bir durum söz konusu olabilir ve bu da bir masraf kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Soybağının Reddi Davasında Yargılama Süresi

Yargılama aşaması devam ederken adli tatile girilmesi, dosyanın iş yükü, mahkeme yoğunluğu gibi nedenler davanın ne kadar süreceğini etkilemektedir. Bu nedenle kesin bir süre verilememekle birlikte ortalama 8 ay ila 1 sene arasında soybağının reddi davasında karar çıkmaktadır. Mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık istinaf kanun yoluna başvurulur ise, süreç ortalama 1 sene daha uzayabilecektir.

İstinaf mahkemesi tarafından verilen kararlar kesindir. Yargıtay’a temyiz yoluna başvurulamaz. Karar kesinleştikten itibaren kimlik bilgileri değiştirilebilir.

Soybağının Reddi Davasında DNA Testi

DNA testi, kişilerin genine dair incelemede bulunarak kimlik tespitinde bulunulması olup, soybağının reddi davasında, baba ile çocuk arasında gen bağı bulunup bulunulmadığına dair genetik bir inceleme yapılmaktadır. TMK m.284/2’de, hakimin maddi olguları re’sen (kendiliğinden) araştıracağı belirtilmiştir. Hakim baba ile çocuk arasında gen bağı olmadığına dair kuvvetli şüphe var ise genetik inceleme yapılması yönünde karar verebilecektir.

Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; taraflar ve 3. kişilerin, sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemeye rıza göstermekle yükümlü olduğu, şayet davalı rıza göstermez ise hakimin durum ve koşullara göre araştırma sonucunu davalı aleyhine doğmuş sayabileceği düzenlenmiştir.

DNA testine ilişkin masrafları ispat yükü üzerine düşen taraf yatırmadığı takdirde soybağı ile ilgili davaların kamu düzeni ile ilgili olmasının sonucu olarak yapılması zorunlu olduğuna karar verilen DNA testi ve diğer tıbbi incelemelere ait giderlerin Cumhuriyet savcılığı nezdinde bulunan suçüstü ödeneğinden karşılanmasına karar verilecektir. Zorunlu incelemeler yapılacak ve nihai kararla bu masrafların haksız çıkan taraftan tahsiline karar verilecektir.

Soybağının Reddi Davası Tazminat

Tazminat davası, haksız fiilden zarar gören kişinin zararını karşılaması adına Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davadır. Tazminat davasında kişilik hakları ihlal edilen kişi, uğramış olduğu maddi veya manevi zararının tazminini talep etmektedir. Soybağının reddi davasında nesep bağının kaldırılmasına karar verilen babanın biyolojik babadan çocuklara dair yapılan masraflara ilişkin gerekli şartlar olması halinde dava açma hakkına sahiptir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/85 Esas, 2019/314 Karar sayılı kararıyla “Evlilik birliği içerisinde doğan çocukların, başkasından olduğu anlaşılana kadar baba tarafından yapılan masraflarının biyolojik babadan tazmin edileceği yönünde karar vermiştir.” düzenlenmiştir.

Maddi tazminat, kişinin malvarlığındaki eksilme nedeniyle talep etmiş olduğu tazminat olup, zarara uğradığını iddia eden kişi malvarlığındaki eksilmeyi ve ekonomik yönden çöküntüye uğradığını ispatlamalıdır. Soybağının reddi davası ile baba ve çocuk arasında nesep kesintisine dair verilen karar ile şartlar uygunsa biyolojik babaya yapılan masraflara (malvarlığındaki eksilmeye) dair dava açabilme hakkı bulunmaktadır.

Manevi tazminat ise, kişinin haksız fiile uğraması nedeniyle psikolojik buhrana girmesi, manevi nedenlerle çöküntüye uğraması olduğundan soybağının reddi davası sonucunda çocuk ile baba arasındaki bağın ortadan kaldırılması halinde baba ya da çocuk, hukuka aykırı veya haksız fiil olması nedeniyle psikolojik buhrana uğramış ise ilgili kişiye karşı manevi tazminat talepli dava açma hakkına sahiptir.

Soybağının Reddi Kararının Sonuçları

Soybağının reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi ile birlikte koca ile çocuk arasında doğumla beraber kurulan soybağı ilişkisini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Kararın kesinleşmesi ile birlikte çocuk baba yönünden nesepsiz hale gelir; çocuk ile anası arasındaki soybağı ilişkisi devam eder. Mahkeme soybağının reddi kararı verdikten sonra nüfus kaydındaki değişiklik için nüfusa bildirim yapar ve nüfus kaydı düzeltilir.

Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 23. Maddesi uyarınca mahkeme kararı ile soybağı reddedilen çocuk, anasının bekarlık hanesine, anasının soyadı ve onun bildireceği baba adı ile tescil edilir.

Ret kararı, soybağı ilişkisini çocuğun doğduğu andan, hatta ana rahmine düştüğü andan itibaren ortadan kaldırdığından, kocanın çocuk için yaptığı bakım giderlerini ana veya gerçek babadan sebepsiz zenginleşme ya da vekaletsiz iş görme hükümlerine göre istemesi mümkündür.

Soybağının reddi kararıyla çocuk kendiliğinden genetik babasına bağlanmış olmaz. Dava esnasında uygulanan tıbbi tahlillerle genetik baba tespit edilse dahi sonuç değişmez. Çocuğun genetik babaya bağlanabilmesi için onun tarafından tanınması ya da ayrı bir dava ile babalığa hükmedilmesi gerekir.

Soybağının Reddi Davası Yargıtay Kararları

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/11234

  • Soybağının Reddi Davası
  • Medeni Kanun 286. Madde

Dava, bu haliyle, davacıların babasının M. K. olmadığı iddiası bakımından 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 286.madde kapsamında soybağının reddi, biyolojik babalarının … olduğu yönünden ise aynı Kanun’un 301.maddesi gereği babalığın tespiti istemine ilişkindir. Çocuğun bir başka erkekle soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün değildir. Dolayısı ile eldeki davaya soybağının reddi olarak bakılarak karar verilmesi, babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilerek, soybağının reddi davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/7298

  • Soybağının Reddi Davası
  • Medeni Kanun 286. Madde

Dava, çocuk adına yasal temsilci sıfatıyla anne tarafından Türk Medeni Kanununun 286. Maddesi uyarınca açılan soybağının reddine dair olup somut olayda, davacı anne tarafından çocuğa velayeten açılan davada küçüğün gerçek babasının davalı olmadığının tespiti ile soybağının reddine karar verilmesinin istendiği ve davanın küçüğe kayyım tayin ettirilmeden karara bağlandığı anlaşıldığından; yasal düzenlemeler dikkate alındığında, her ne kadar soybağının reddi davası anne tarafından açılamayacak ise de eldeki davanın küçüğe velayeten anne tarafından açıldığı gözönünde bulundurulduğunda, mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma yöneltilmesinden, gösterdiği takdirde delillerinin toplanmasından sonra bütün delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine eksik hasımla yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 8.Hukuk Dairesi – Karar: 2017/764

  • Soybağının Reddi Davası
  • Medeni Kanun 286. Madde

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286/1. maddesinde 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286/1. maddesinde, soybağının reddi davasının ana ve çocuğa karşı açılacağı; 426/2. maddesinde ise, yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı hükme bağlanmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; çocuğun gerçek babasının davacı olmadığının tespiti ile soybağının reddi istemine dair davanın koca tarafından açıldığı, ancak küçüğe kayyım tayin ettirilmeden karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan eksik hasımla yapılan yargılama ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-  Karar: 2020/495

  • Soybağının Reddi Davası
  • Medeni Kanun 286. Madde

Davacılar, murisi babalarının eşi ile olan evlilik birliği içerisinde doğan davalının kızı olmadığı, davalının önceki evlilikten dünyaya geldiğini ileri sürerek kaydın düzeltilmesi talebinde bulunmuşlardır. Mahkeme aile mahkemesinin görevli olduğunu belirterek görevsizlik nedeniyle davanın usulen reddine karar vermiş, mahkemenin kararına karşılık davacılar vekili tarafından istinafa başvuruda bulunulmuştur. Başvuru üzerine bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş, davacılar temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay dosya incelemesinde, davacıların isteminin soybağının reddi olduğunu tespit etmiştir. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/(1)-c bendine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen başvurunun esastan reddi kararı kesin nitelikte olduğundan temyiz başvurusunun mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle temyiz başvurusunun reddi yönünde karar verilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2019/4023

  • Soybağının Reddi Davası
  • Medeni Kanun 286. Madde

Davacı koca, davalı ile 17/02/2004 tarihinde boşandığını, tarafların bu evlilikten 3 çocuğu olduğunu ancak sonuncu doğan çocuğun kendisinden olmadığını belirterek aile mahkemesinde soybağının reddi talepli dava açmıştır. Mahkeme tarafından davaya konu olan çocuğun tarafların evliliği içerisinde doğduğunu, davacı üzerine kaydolduğunu, hak düşürücü süre olan 1 yıl içerisinde dava açılmadığı belirtilerek ret kararı vermiştir. Ret kararına karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay, dosya incelemesinde davacının boşanma sonrasında yapmış olduğu araştırmalar sonrasında 01.03.2013 tarihinde oğlu olmadığını öğrendiğini belirtmiştir. Davacının beyanına istinaden hak düşürücü süre içerisinde dava açılmış olduğundan mahkemenin ret kararı hukuka aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle bozma yönünde karar verilmiştir.

Soybağının Reddi Dava Dilekçesi Örneği

Ankara Nöbetçi Aile Mahkemesine

Davacı  : Ad Soyad (TC. Kimlik No: …) – Adres

Vekili     : Av. Umur Yıldırım

Davalılar: 1-) Ad Soyad (TC. Kimlik No: …) – Adres

                      2-) Ad Soyad (TC. Kimlik No: …) – Adres

Konu: Soybağının reddi yönünde karar verilmesi talepli dava dilekçesidir.

Açıklamalar:

1-) Müvekkilim Ankara Kuğulupark civarında her gün yaptığı yürüyüşleri esnasında tanıştığı …………….. ile evlenmeye karar vermiştir. Müvekkilim eşinin bakire olmadığını öğrenmiş ve bunu sorun etmemiştir.

2-) Taraflar evlendikten beş ay sonra bir erkek çocukları dünyaya gelmiştir. Müvekkilim eşinin erken doğum yaptığı endişesiyle durumu doktora sorduğunda doktor, bunun normal bir doğum olduğunu söylemiştir. Müvekkilim bu durumu eşi ile konuştuğunda eşi, çocuğun eski erkek arkadaından olabileceğini itiraf etmiştir. Bu gelişmeler karşısında, dünyaya gelen ……. isimli çocuğun müvekkilimden olmadığının tespiti ile soybağının reddi için bu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.

3-) Çocuğa kayyım tayini adına sulh hukuk mahkemesine yazı gönderilmesine, müvekkilin çocuğu olmayan ……..’nın soybağının reddine karar verilmesini vekaleten talep ederim.

Hukuki Sebepler: TMK, HMK ve ilgili her türlü yasal delil.

Hukuki Deliller  : Tanık, nüfus kaydı ve her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem   : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

…/…/… tarihinde dünyaya gelen …….’nın müvekkilimden olmadığının tespiti ile bu çerçevede soybağının reddine, nüfus kütüğünün düzeltilmesine, çocuğa kayyım tayini adına sulh hukuk mahkemesine yazı gönderilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafça ödenmesi yönünde karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim.

                                Davacı Vekili

                              Av. Umur YILDIRIM




Paylaş