Ceza Hukuku

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası (TCK 134. Madde)

TCK’nin 134.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ve cezası kişilerin gizli yaşam alanlarına girilmesini veya başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan yaşam olaylarının saptanmasını ve kaydedilmesini cezalandırmaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bu suretle elde edilen kayıtların, görüntülerin veya bilgilerin yarar sağlamak amacıyla diğer kişilere temin edilmesinin veya basın-yayın yoluyla ifşa edilmesinin suçun ağırlaştırılmış haline vücut vereceği düzenlenmiştir.

Özel hayatın gizliliği uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasamızla koruma altına alınan temel haklar arasındadır.

Anayasamızın 20. maddesi “herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” hükmünü taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesi de özel hayatın gizliliği ile ilgilidir. Maddeye göre “herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” Anayasa ve Sözleşme hükümleri gereğince özel hayatın gizliliğinin ihlali niteliğindeki eylemler suç olarak öngörülmüş ve ceza yaptırımına bağlanmışlardır.

Bu suçun düzenleniş amacı bireylerin, toplumun diğer üyeleri tarafından bilinmesini istemediği kişisel faaliyetlerini koruma altına almaktır. İnsanların şahsi konutlarında ve kendilerine ait alanlarda bir özel hayatının olduğu şüpheden uzaktır. Bunun yanı sıra dış dünyada, kamuya açık alanda, sokakta, caddede olsalar bile bu alanlar içerisinde de kişilerin bir özel hayatı vardır. Dolayısıyla kişinin kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntüsünün kaydedilmesine, sesinin dinlenmesine rıza gösterdiği anlamına gelmemektedir.

Bu noktada özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluştuğundan bahsedebilmek için suçun mağduru olan kişinin topluma mal olmuş, toplumca tanınan bir kişi olup olmadığına bakmakta fayda vardır. Sanatçılar, siyasetçiler, futbolcular, politikacılar  gibi topluma mal olmuş kişiler diğer  insanlara  göre hayatlarını daha  ön planda  yaşadıkları için özel hayatlarının gizliliği konusunda daha avantajsız konumdadırlar. Bu kişilerin özel hayatlarının gizlilik kapsamı normal insanlara göre daha dardır. Dolayısıyla toplumca tanınan kişiler belli ölçülerde özel hayatlarının izlenmesine katlanmak durumundadır. Örneğin sıradan birinin tatilde güneşlenirken ya da denize girerken izlenmesi, fotoğraflarının çekilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal ederken tanınmış bir kişinin aynı şekilde izlenmesi ya da fotoğraflarının çekilmesi durumunda özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşmaz. Tck 134. madde bu kapsamda önemli bir suç tipidir.

TCK Madde 134 – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası

(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suç Unsurları

Suçun Hukuki Konusu

Suçun hukuki konusu, suç tarafından ihlal edilen hukuki varlık veya çıkardır, başka bir deyişle, ceza kuralı ile korunan yarar suçun hukuki konusunu oluştur. Suç tarafından ihlal edilen yarar bireylere, topluma ya da devlete ait olabilir. Bu suçun hukuki konusu özel hayat alanına giren tüm faaliyetler iken bu suçla korunan değer özel hayattır. Bu suçla ihlal edilen yarar bireye aittir.

Suçun Faili

Ceza hukuku anlamında, hukuka aykırı eylemi işleyen kişi suçun failidir. Bu kişi gerçek kişidir. Kanunlarda öngörülen suçların büyük bir çoğunluğu herhangi bir kişi tarafından işlenebilirken, bazı suçlar ancak belirli kişiler tarafından işlenebilmektedir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun faili herkes olabilir. Faillik için herhangi bir özel şart aranmamıştır. Suçun failinin kamu görevlisi olması durumunda ya da failin suçu belli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan faydalanarak işlemesi hali ise TCK madde 137’de ağırlaştırıcı neden olarak gösterilmiştir.

Suçun Mağduru

Mağdur, suçu oluşturan eylemden doğrudan etkilenen kişi veya kişilerdir. Bir başka deyişle mağdur, ceza normu tarafından korunan ve suç tarafından ihlal edilen yani suçun hukuki konusunu oluşturan hukuki çıkarların sahibidir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun mağduru herkes olabilir. Mağdur olabilmek için de herhangi bir özel şart aranmamıştır.

Eylem

Eylem suçun maddi unsurunu oluşturur. Eylem hareket kavramını kapsar. Hareket, yasal normu ihlal eden ve hukuki nitelik gösteren bir davranış türüdür. Bu davranış icrai (adam öldürmek, yaralamak amacıyla yumruk atmak vs.) şekilde olabileceği gibi ihmali(görevi ihmal, kanuni yükümlülüğün yerine getirilmemesi vs.) şekilde de olabilir. Bu suç icrai hareketle işlenebilen bir suçtur. Bu maddede düzenlenen suçların hareket unsurları özel hayatının gizliliğini ihlal etmek ve buna ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmektir. Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen husus gizliliğin çıplak göz veya kulakla ihlal edilmesidir. Birini giyinirken ya da banyo yaparken gizlice seyretmek ya da kişiye ait telefon hattının kişinin bilgisi dışında dinlenmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Maddede belirtilen ihlalin ne şekilde gerçekleşeceği konusunda kanunda bir belirleme ve bu anlamda bir sınırlama bulunmamaktadır.

Dolayısıyla burada seçimlik hareketli bir suç söz konusudur. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise failin gördüğü veya duyduğu şeyi herhangi bir aletle kayda alması hususu düzenlenmiştir. Banyo yapan birinin telefon aracılığıyla videoya alınması buna örnek gösterilebilir. Maddenin ikinci fıkrasında ise özel hayata ilişkin kaydedilen görüntü ve seslerin ifşa edilmesi hususu düzenlenmiştir. Kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya ses kaydının savcılık ya da mahkemelere delil olarak sunulması durumunda ise bu suç oluşmaz.

Suçun Manevi Unsuru

Manevi unsur denildiği zaman suçun kasten mi taksirle mi işlendiği hususundan bahsedilir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Taksir ise, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Bu suç genel kastla işlenen bir suçtur. Saik suçun oluşması bakımından önem taşımamaktadır.

Teşebbüs

Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde failin cezası kanunda belirtilen miktarda indirilerek verilir. Özel hayatın gizliliğini ihlalin gerçekleşmesiyle suç tamamlanmış olacağı için neticesi harekete bağlı bir suçtur. Dolayısıyla teşebbüs ancak icra hareketlerinin bölünmesi halinde mümkün olabilir.

İştirak

bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade eder. Bu suça iştirak mümkündür.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası

134.madde;

Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseler için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası,

Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, bir kat arttırılmış ceza,

Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimseler için 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası,

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Ağırlaştırıcı Nedenler

Türk Ceza Kanununda suç tipleri düzenlenmekte ve bu suçlara ilişkin cezalar tayin edilmektedir. TCK bazı hallerde failden veya fiilden kaynaklanan nedenler ile ceza sorumluluğunda bir ağırlaştırma düzeni öngörmektedir. Bu suçun da aşağıda sayılan şekillerde işlenmesi halinde cezasının ağırlaştırılması öngörülmüştür:

  • Özel hayatın gizliliğini ihlalin basın yayın yoluyla yapılması,
  • Suçun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak işlenmesi,
  • Suçun belli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan yaralanılarak işlenmesi

hallerinde ceza yarı oranında artırılarak tayin edilir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararı Verilebilir Mi?

Adli Para Cezası: İşlenen suça karşılık hapis cezasıyla birlikte ya da tek başına uygulanabilen bir yaptırım çeşididir. Özel hayatın gizliliği suçunun cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması: Sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşürülmesine sebep olan CMK 231. maddede düzenlenen yaptırımdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın Ertelenmesi: Hükmedilen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden sanığın belirlenen denetim süresini sosyal hayat içerisinde iyi halle geçirmesi şartına bağlı olarak vazgeçilmesi durumunda cezasının infaz edilmiş sayılmasını sağlayan bir kurumudur. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Şikayet: Takibi şikayete bağlı suçlar, bir suç hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılabilmesinin suçun mağdurunun veya suçtan zarar gören kişilerin şikayetçi olmasına bağlı olduğu suçlardır. Takibi şikayete bağlı olan suçlar, 5237 sayılı TCK’de ve özel kanunlarda açıkça gösterilmiştir. TCK madde 139 uyarınca bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Mağdur şikayetçi olmadan savcılığın resen soruşturma yapması, mahkemenin resen kovuşturma yapması mümkün değildir. Şikayet süresi, mağdurun fiilin işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 aydır.

Uzlaşma: Belli suç tiplerinde, suç isnadı altındaki şüpheli ile suçun mağduru olan devlet tarafından görevlendirilmiş bir uzlaştırmacı vasıtasıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, taraflar arasında uzlaşma prosedürünün uygulanmasını gerektiren suçlardandır.

Dava Zamanaşımı: Suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesine neden olan bir kurumdur. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezasının üst sınırı 5 yıldan fazla olmayan hapis cezası olduğu için dava zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

Görevli Mahkeme: Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır. Asliye Ceza Mahkemeleri’nin görevleri, Ağır Ceza Mahkemeleri’nin görevlerinin aksine sayma yoluyla sınırlandırılmamış, genel olarak düzenlenmiştir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu sulh ceza hakimliklerinin ya da ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar arasında sayılmadığı için bu suçta görevli mahkeme genel yetkili mahkeme olan asliye ceza mahkemesidir.

Ceza davaları kişilerin hayatlarını etkileyen, özel hayatında büyük sıkıntılara neden olabilecek bir alandır. Bu sebeple Ankara ceza avukatı tarafından temsil edilmeniz sizlerin menfaatlerini korumak adına önemlidir. Ceza avukatı davalarda sizleri temsil ederek haklarınızı koruyacaktır.

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu