İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde (İYUK)

İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde (İYUK)

idari yargilama usulu kanunu 15 madde

İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde

İlk İnceleme Üzerine Verilecek Karar

1. (Değişik: 5.4.1990-3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

a) 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,

c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,

d) 3/g bendinde yazılı halde otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,

e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine, karar verilir.

2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştay’a veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

3. Dilekçelerin 3. maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz.

4. (Değişik: 10.6.1994-4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir.

5.(Ek: 5.4.1990-3622/6 md.) 1. fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde Açıklaması

İlk inceleme sırasında, dilekçeler yedi ayrı bent halinde sıralanan konular yönünden kanuna aykırı görülürse durum, görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir.

Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15. madde hükümleri ilgili hâkim tarafından uygulanır. 14. maddenin 3. fıkrasına göre yapılacak inceleme ile aynı maddenin 5. fıkrasına göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içinde sonuçlandırılır (m. 14/4). İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır. (m. 14/5)

  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Karar

IYUK 15. madde, 14. maddesinin 3. fıkrasında sıralanan ilk inceleme konularına ilişkin aykırılıklar halinde dilekçeler hakkında yapılacak işlemler ile yargı mercilerince verilecek kararları göstermektedir. 15. madde, 14. maddede sırasıyla yedi bent halinde sayılan ilk inceleme konularının her birine ilişkin aykırılıkların tespiti halinde varılacak sonuçları tek tek açıklamaktadır. 15. maddede ilk inceleme üzerine tesis edilecek kararlar ve bu kararlara karşı tarafların neler yapabilecekleri açıkça düzenlenmiştir.

Bu doğrultuda ilk inceleme konularındaki aykırılıklar ve aykırılıklara bağlanan sonuçlar şu şekilde ele alınabilir;

  • Görev ve Yetki

Yargılama hukukunda görev, bir uyuşmazlığın çözümünde hangi yargı ko lunun ya da mahkeme türünün görevlendirilmiş olduğunu belirleyen bir kav ramdır. Yetki ise bir yargı kolundaki görevli mahkemelerden, coğrafi olarak hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağını belirleyen bir yargılama hukuku kavramıdır. İdari yargılama usulünde ilk inceleme konularından görev ve yetki de dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda görülüp görülemeyeceği (dış/geniş görev), idari yargının görevli olması halinde davanın görevli (iç\dar görev) ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığı incelenmektedir. İdari yargıya ilişkin görev konusu, İYUK’un 1. ile 43, maddelerinde, yetki konusu ise 32. madde ile başlayan yetki kurallarında anlatıldığı için bu bölümde, idari yargı düzeni için deki görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklar tekrar anlatılmayacaktır.

İYUK’un 15. maddesine göre, ilk incelemede öncelikle idari yargının görevli olup olmadığının tespiti yapılır, İdari yargı merci tarafından adli yargın görevli olduğuna karar verildiği takdirde dava görev yönünden reddedilir ve sonraki aşamaya geçilmez.

İYUK’un 15. maddesinde adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddi kararı kesin bir karar olduğundan, davanın taraflarının kanun yoluna başvurması dışında bir hakkı bulunmamaktadır. Bu yola başvurup talebi reddedilenler ile bu yola başvurmayanlar davaların adli yargıda açmak zorundadır.

  • İdari Merci Tecavüzü

İdari merci tecavüzü, idari yargıya özgün bir kavram olarak İYUK’un ilk inceleme konuları arasında sayılmıştır. Ancak Kanun’da kavrama ilişkin bir tanıma yer verilmemiştir. İdari yargıda dava açılabilmesi için idareye başvurma zorunluluğunun olduğu hallerde, bu zorunlu idari başvuru yolu (zorunlu idari itiraz) tüketilmeden doğrudan dava açılması idari merci tecavüzü olarak tanımlanmaktadır. 7 Kanaatimizce idari merci tecavüzü zorunlu idari başvuru yollarıyla sınırlı olarak ele alınmalıdır.

  • Ehliyet

Ehliyet kavramına ilişkin açıklamalar ayrıntılı olarak İYUK’un 2. maddesi altında anlatılmıştır. İYUK’un 15. maddesi uyarınca davacının, davada taraf olma ehliyeti veya davacı olma ehliyeti bulunmadığının ilk incelemede tespiti üzerine yargı merci davanın reddi yönünde karar verecektir. Örneğin, kanuni temsilci olmayan kişiler tarafından dava açılması, dava açmada menfaati bulunmayan kişilerce dava açılması, tüzel kişiliği tasfiye edilen bir sermaye şirketi adına dava açılması gibi hallerde davanın ehliyetsizlik gerekçesiyle reddine karar verilir (m. 15/1-b) Bu kararlara karşı istinaf ve temyiz yolu açıktır.

  • İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi Gereken bir İşlem

İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlem kavramına ilişkin açıklamalara ayrıntılı olarak İYUK’un 2. maddesi altında yer verilmiştir. İlk inceleme aşamasında, dava edilen işlemin kesin ve yürütülebilir işlem olmadığı saptanırsa yargı merci davanın reddi yönünde karar verir (m. 15/1-b). Bu kararlara karşı istinaf ve temyiz yolu açıktır.

  • Süre Aşımı

İdari yargıda açılan davanın gerek İYUK’ta öngörülen gerekse diğer özel kanunlarda öngörülen dava açma süreleri içinde açılıp açılmadığına yönelik bir inceleme yapılmaktadır. Bu noktada İYUK’ta yer alan genel dava açma süresi dışında, İYUK ve diğer özel kanunlarda öngörülen özel dava açma süreleri de dilekçelerin incelenmesinde re’sen nazara alınacaktır.

  • Husumet

Dava dilekçesinde davalı idarenin doğru olarak belirlenip belirlenmediği veya davalı idareler birden fazla ise eksik olarak gösterilip gösterilmediği ilk inceleme aşamasında husumet kapsamında incelenir. Buradaki husumet medeni yargılama usulündeki husumetten farklılık göstermektedir. İdari yargılama usulünde husumet davalı taraf yani idarenin davalı olabilmesi üzerine kurgulanırken, medeni yargılamada tarafların üzerinde uyuşmazlık yaşadığı dava konusu hak veya hukuki ilişki anlamına gelir. Mahkeme burada, dava dilekçesi ile bağlı kalmadan uyuşmazlığın konusuna göre doğru hasımı belirlemek konusunda re’sen hareket etmektedir.

  • Dilekçelerin 3 ve 5. Maddelere Uygun Olup Olmadıkları

İlk incelemenin son aşamasını dava dilekçesinin İYUK’ta öngörülen usule uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadıklarının araştırılması oluşturmaktadır. Dilekçelerin Kanun’da öngörülen şartları haiz olup olmadığı idari yargılama usulünün yazılılık ilkesi ile bağlantılıdır. Örneğin İYUK’un 3. maddesi çerçeve sinde dava dilekçesinde hitabın doğru yargı merciine yöneltilip yöneltilmediği, dava konusu işlemin tebliğ, ilan veya ıttıla tarihinin belirtilip belirtilmediği, bireylerin açtıkları davalarda T.C. kimlik numarasının yazılıp yazılmadığı, dilekçede imzanın eksik olup olmadığı, avukat aracılığıyla açılan davalarda geçerli bir vekâletin bulunup bulunmadığı gibi hususlar ilk incelemede dikkate alınır. IYUK’un 5. maddesine yapılan atıf neticesinde ilk incelemede, birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılması veya birden fazla şahsın ortak dilekçe ile dava açılmasının şartlarının oluşup oluşmadığına yönelik bir denetim de yapılır.

  • İlgili Makale: 
  • 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Tam Metin: 

idari yargilama usulu kanunu 15 madde iyuk
idari yargilama usulu kanunu 15 madde iyuk

İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde İlk İnceleme Üzerine Verilecek Karar Emsal Kararlar

Danıştay 14.Dairesi E:2014/ 5824, K:2017 /813

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde
  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Karar

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasında; dilekçelerin; a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 15. maddesinin 1/a fıkrasında da; 14. maddenin 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların görev yönünden reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, … İli, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parselde bulunan yapıya ilişkin, … Asliye Hukuk Mahkemesinin …günlü, E. K. sayılı kararı ile haksız el atmanın önlenmesine ve dava konusu yerdeki binanın yıkılmasına karar verildiği, Mahkeme ilamının icrası için İcra Müdürlüğüne başvurulduğu, … İcra Müdürlüğünün 17.09.2013 ve 31.10.2013 günlü talimat yazıları ile yargı kararı bulunduğundan yıkım işleminin yapılmasının istenildiği, 1038 ada, 111 parsel ve 971 ada, 2 parselde bulunan yapıların 15 gün içinde yıkım işlemi yapılacağından bahisle, emniyet tedbirlerinin alınması ve taraflara tebliğine ilişkin 15.11.2013 günlü, 2013/4 sayılı İlçe Emniyet Müdürlüğü işleminin tesis edilmesi üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, dava konusu uyuşmazlık; adli yargı yerince verilen kararın uygulanması amacıyla İcra ve İflas Kanunu uyarınca yapılacak işlemlerden kaynaklanmakta olup, özel hukuk alanına ilişkindir. Bu sebeple de uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğu ve davanın görev yönünden reddi gerektiğinden, işin esası incelenmek suretiyle verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştay 8.Dairesi E: 2003/ 196, K: 2003 / 3967

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde
  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Karar

Dosyanın incelenmesinden, avukat olan davacının, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 30.11.2000 gün ve 200-171 sayılı kararının, … Barosuna bildirilmesi üzerine … Barosunca, davacının baro levhasından silinmesine ve ruhsatnamesinin geri alınmasına gerek olmadığına karar verilmiş, bu karara İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca yapılan itiraz Türkiye Barolar Birliğince kabul edilerek, ruhsatnamenin geri alınmasının yasal zorunluluk olduğundan yeniden karar verilmesi istenmiş, bu karar da Adalet Bakanlığınca onaylandıktan sonra, … Barosunca dava konusu işlem tesis edilmiştir.

Yukarıda aktarılan olayın gelişimi ve ilgili yasal kuralların birlikte değerlendirilmesinden; Vesayet makamı olarak görülen Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı kararlarına, bu olayda olduğu gibi açık ve tartışmaya yer olmayacak şekilde uyarak verdikleri kararlara karşı itiraz yolundan söz edebilmeye hukuken olanak yoktur. Tersi durumda, vesayet makamınca daha önce sonuca bağlanmış bir konunun yeniden görülmesi gündeme gelecek bu da kısır bir döngüye etken olacaktır.

Bu durumda, davacının levhadan silinmesine ve ruhsatnamesinin geri alınmasına ilişkin Baro Yönetim Kurulu kararının kesinleşmediğinden bahisle, dava dilekçesinin Türkiye Barolar Birliğine gönderilmesine ilişkin idare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştay 13.Dairesi E: 2016/4032, K: 2016/3894

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde
  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Kararlar

Dosyanın incelenmesinden, TCDD tarafından 12.03.2015 tarihinde gerçekleştirilen ihalede aralarında davacı şirketin de bulunduğu üç isteklinin teklif sunduğu, 1 sıra no’lu teklif ile 3 sıra no’lu teklifin teknik şartnameye uygun olmadığından değerlendirme dışı bırakıldığı, 2 sıra no’lu teklif olan davacı şirketin teklifinin ise tüzel kişiliğin ortakları yönünden son durumu gösterir ticaret sicil gazetesi teklif dosyasına sunulmadığından değerlendirme dışı bırakılmasının ardından 09.04.2015 tarihli, 3 sayılı İhale Komisyonu kararı ile geçerli teklif bulunmadığı belirtilerek ihalenin iptal edilmesine karar verildiği, bahsedilen kararın davacı şirkete 13.04.2015 tarih ve 8008 sayılı yazı ile tebliğ edildiği, davacı şirketin ihale dışı bırakılma işlemine yönelik olarak 17.04.2015 tarihinde şikâyet başvurusunda bulunduğu, başvurunun ihaleyi yapan idare tarafından kararın bildirimini izleyen on gün içinde Kamu İhale Kurumu’na itirazen şikâyet başvurusunda bulunulabileceği de belirtilerek 28.04.2015 tarih ve 9152 sayılı işlemle reddedildiği, ancak davacı tarafından Kamu İhale Kurumu nezdinde itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmadan, ihalenin iptali kararının iptali istemi ile 07.05.2015 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin 03.11.2015 tarih ve E:2015/1130, K:2015/1481 sayılı kararının bozulmasına, anılan Kanunu’nun 15. maddesinin (e) bendi ile 20/A maddesi uyarınca, dava dilekçesinin Kamu İhale Kurumu’na tevdiine, aşağıda ayrıntısı gösterilen 163,70-TL yargılama gideri ile 54,50-TL temyiz yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 15. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmemesine, kullanılmayan 48,10.-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacı şirkete iadesine, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 28.11.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Danıştay 13.Dairesi E: 2008/ 6819, K: 2011 / 2532

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde
  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Kararlar

Bu durumda; dava konusu işlemin, uyuşmazlık konusu ihale ile ilgili yapılan itirazen şikayet başvurusu üzerine tekliflerin yeniden değerlendirilmesi ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği yönündeki Kamu İhale Kurulu kararı uyarınca, ihaleye katılan firmaların tekliflerinin yeniden değerlendirilmesi üzerine ihalenin sonuçlandırılmasına yönelik olarak tesis edildiği, diğer bir deyişle, ihalenin kaldığı aşamaya dönüldüğü, Kamu İhale Kurulu kararı uyarınca ihale işlemleri kaldığı yerden itibaren yeniden yapıldığından, tesis edilen bu yeni işleme karşı, 4734 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, öncelikle ihaleyi yapan idareye şikayette bulunulması, anılan idarenin kararı üzerine de Kamu İhale Kurumu’na itirazen şikayet başvurusu yapılması, idari dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu yollar olduğundan ve bu yollar tüketilmeksizin açılan davalarda, 2577 sayılı Kanun’un 14. ve 15. maddeleri hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, dava konusu işleme karşı idari başvuru yolları tüketilmeden açılan davada, idari mercii tecavüzü bulunması nedeniyle, 4734 sayılı Kanun’un belirtilen hükümleri doğrultusunda merciine tevdi kararı verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar verilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.


Danıştay 13.Dairesi E: 2013/ 3202, K: 2015 / 2872

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde
  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Kararlar

Maddede sözü edilen ”ehliyet” kavramının, iptal davası açılabilmesinin idari yargılama usulü bakımından özel bir koşulu olan ”subjektif ehliyeti” kapsadığı gibi, genel dava açma ehliyetini, diğer bir anlatımla ”fiil ehliyeti” ya da ”objektif ehliyeti” de kapsadığında duraksama bulunmamaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 124. maddesinde, ticaret şirketlerinin; kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibaret olduğu; 125. maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olduğu, ticaret şirketlerinin Türk Medeni Kanunu’nun 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabileceği ve borçları üstlenebileceği; 126. maddesinde, her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak kaydıyla Türk Medeni Kanunu’nun tüzel kişilere ilişkin genel hükümlerinin ticaret şirketleri hakkında da uygulanacağı; 588. maddesinde, limited şirketin, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanacağı; 31. maddesinin 1. fıkrasında ise, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliğin de tescil olunacağı kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin ana sözleşmesinin, 16.07.2008 tarih ve 7106 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 929. sayfasında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak 11.07.2008 tarihinde tescil edildiğinin ilân edildiği, 05.01.2011 tarih ve 7723 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 234. sayfasında 31.12.2010 tarih ve 3 sayılı ortaklar kurulu kararıyla anılan şirketin tasfiye edilmesine karar verildiği ve bu keyfiyetin 31.12.2010 tarihinde tescil edildiğinin ilân edildiği, anılan tasfiye kararının 12.01.2011 tarih ve 7728 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 234. sayfası ile 19.01.2011 tarih ve 7733 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 234. sayfasında tekrar ilân edildiği, 25.01.2012 tarih ve 7991 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 1086. sayfasında, 19.01.2012 tarih ve 4 sayılı ortaklar kurulu kararıyla davacı şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanarak feshine ve şirketin ticaret sicil kaydının silinmesine karar verildiği, bu keyfiyetin 19.01.2012 tarihinde tescil edilerek aynı tarihte şirket kaydının silindiği ve 25.01.2012 tarihinde ilân edildiği, 30.04.2012 tarihli vekâletnameyle davacı şirketi temsilen tarafından ‘nün vekil tayin edildiği, bakılan davanın ise 03.05.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; davacı şirketin tüzel kişiliğinin, ticaret sicil kaydının terkiniyle birlikte sona erdiği anlaşıldığından, bu tarihten sonra açılan davada, davacı şirketin taraf ehliyeti bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar veren Mahkeme kararında usule uygunluk bulunmamaktadır.


Danıştay 6.Dairesi E: 2003/3572 K: 2005/62

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde
  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Kararlar

Davalı idare dava konusu idari işlemle 2942 sayılı Kanunun tanıdığı yetki çerçevesinde mülkiyetinde bulunan taşınmazın devrine ilişkin hakkını kullanmıştır. Mülkiyet hakkının anayasal güvence altında taşınmazın malikine ait ve onun tarafından kullanılabilecek ayni bir hak olduğu kuşkusuzdur. Dava konusu uyuşmazlıkta taşınmazın devrine ilişkin işleminin iptali istemiyle kiracı olan davacının dava açma ehliyetinin var olduğunun kabulü halinde davalının mülkiyet hakkının kullanılmasını kısıtlayıcı bir durumun ortaya çıkacağı açıktır.

Bu durumda, davacının dava konusu işleme dava açma ehliyeti olmadığından işin esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.


Danıştay 2.Dairesi E:2008/4266, K:2008/2851

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde
  • İlk İnceleme Üzerine Verilecek Kararlar

Dava dosyasının incelenmesinden, Hatay Valiliği Hassa Malmüdürlüğü’nün muhasebe işlemlerinin denetlenmesi sırasında, bu dairede yoklama memuru olarak çalışan davacının da aralarında bulunduğu memurların, aldıkları özel hizmet tazminatlarının incelenmesi neticesinde, Maliye Bakanlığı’nda 5. derece memur kadrosunda çalışan ve yüksekokul mezunu olan personel de dahil olmak üzere, kazanılmış hak aylıkları 4. dereceye yükseltilmiş olsa dahi, Maliye Bakanlığı’nda 4. dereceli memur kadrosu bulunmadığından %55 oranında özel hizmet tazminatından faydalanma imkanlarının bulunmadığı ve kendilerine kadro derecelerinin karşılığı olarak %49 oranında özel hizmet tazminatı verilebileceğinin rapor edildiği, bu nedenle de fazla ödeme yapıldığından bahisle davacı adına Hassa Mal Müdürlüğünce tesis edilen işlemle kişi borcu çıkarılması üzerine, Hatay Valiliği husumetiyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar iptal davalarının objektif karakteri dolayısıyla bu davalarda yargılanan idare değil uyuşmazlık konusu idari işlem ise de; yine de işlemin hangi makam tarafından hangi usullerle alındığını saptayabilmek, işlemi tesis eden gerçek makama işleminin hukuka uygunluğunu savunma olanağını tanımak ve verilecek yargı kararının doğrudan ilgili makamca uygulanmasını sağlamak gibi nedenlerden dolayı iptal davalarında da husumetin doğru yönetilmesi konusu önem taşımaktadır. Yargılama sırasında, İdare Mahkemesi’nce, dava dilekçesine karşı Hatay Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanıp gönderilen cevap dilekçesinin savunma olarak kabul edilmediği, ancak gönderilen dilekçe ve eklerindeki bilgi ve belgeler, Hatay Valiliği’nce gönderilmiş gibi değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlığın esastan çözümlendiği görülmektedir. Bu durumda, İdare Mahkemesi’nce 2577 sayılı Yasanın 15. maddesinin (c) bendinde öngörülen mevzuat hükümlerine göre, Hatay Valiliği yanında Hatay Vergi Dairesi Başkanlığı da hasım mevkiine alınarak, dava dilekçesinin aynı bent uyarınca bu hasma da tebliğ edilmesi suretiyle, dosyanın bu şekilde tekemmülü sağlanarak karar verilmesi gerekirken, sadece Hatay Valiliği husumetiyle uyuşmazlığın çözümlenmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.


İdari Yargılama Usulü Kanunu 15. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.danistay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık