Disiplin Cezalarında Zamanaşımı Süreleri

disiplin cezalarinda zamanasimi sureleri

Disiplin cezalarında zamanaşımı süreleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içinde; zamanaşımı süresinin dolması veya altı aydan daha az süre kalması hâlinde en geç altı ay içinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir. 29 Ocak 2026 Perşembe günü yürürlüğe giren 7573 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3’üncü maddesiyle 657 sayılı Kanunun 127’nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Disiplin cezalarında zamanaşımı süreleri şu şekilde olmuştur:

  • Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi eğer altı aydan fazlaysa bu süre içinde,
  • Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi eğer altı aydan daha az süre kalması hâlinde en geç altı ay içinde,
  • Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihte zamanaşımı süresinin dolması hâlinde en geç altı ay içinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra, disiplin cezası verilemez. Yukarıda belirtilen süreler dışında 657 sayılı Devlet memurları Kanununda öngörülen diğer sürelerin ihlâli disiplin soruşturması ve cezasını zamanaşımına uğratmaz. Disiplin cezasının idare mahkemesince iptali üzerine, yeniden disiplin cezası verilmesi gerektiği durumlarda 2 yıllık ceza verme zamanaşımı süresi kuralı işletilemez. Zamanaşımı, belirli bir süre geçtikten sonra suçun veya kusurun cezalandırılamayacağı anlamına gelir. Bu makalemizde Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak “Disiplin cezalarında zamanaşımı süreleri” hususuna değineceğiz.

Disiplin Nedir?

Disiplin; kanunlara, nizamlara ve kurallara uyma eğilimi; aldığı emirleri tartışmasız yerine getiren kişinin niteliği; yönetim düzeni içinde yer alan kişilerin uymakla yükümlü oldukları kurallar ve belli bir yol izleyen bilgi ve becerilerin tümüdür. Bir başka tanıma göre disiplin, çalışanların kurum düzenine aykırı davranışlarından dolayı karşılaştıkları yaptırımlardır. Bu anlamda disiplin yanlış bir davranışın cezalandırılmasıdır. Ayrıca birlikte çalışabilmek, mevcut kurallara uygun davranılmasını sağlayacak eğitim yahut insanın diğer insanlarla işbirliği yapmasını sağlayacak şartlar anlamına da gelmektedir.

Disiplin Cezası ise, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun (DMK) 124. maddesinde, Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre verilecek cezalar” olarak tanımlanmıştır.

İdare hukukuna göre, disiplin cezalarının uygulanmasının amacı, kurum ve kuruluşlarda, iç düzenin sağlanması için gerekli olan şartları bozucu eylem ve hareketleri önlemektir. Diğer bir ifade ile disiplin cezasının amacı arzulanan amaçların sürekliliği ve istikrarlı olarak gerçekleşmesi, hizmetin gereği gibi yürütülmesi, görevin ifasına ilişkin kanun tüzük yönetmelik, yönerge ve genelge hükümlerine uygun hareket ve kurum veya kuruluşun huzurunun sağlanmasını temin etmektir.

disiplin cezalarinda zamanasimi sureleri ne kadar
disiplin cezalarinda zamanasimi sureleri ne kadar

Disiplin Cezalarında Zamanaşımı Süreleri Ne Kadar?

Zamanaşımı; belirli bir sürenin geçmesiyle bir hakkın talep edilebilirliğinin yitirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Disiplin hukukunda zamanaşımı iki başlıkta incelenmektedir. İlki disiplin soruşturmasına başlama süresi ikincisi ise disiplin yaptırımına karar verme süresidir. DMK’ nın “Zamanaşımı” başlıklı 127. maddesi zamanaşımını şu şekilde açıklamıştır:

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içinde; zamanaşımı süresinin dolması veya altı aydan daha az süre kalması hâlinde en geç altı ay içinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Aksi takdirde zamanaşımı nedeni ile memura disiplin cezası verilemeyeceği gibi idarenin de sorumluluğu doğacaktır. Belirtilen sürelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle gerek soruşturma açmaya yetkili amirler gerekse bunlar adına soruşturmayı yürüten görevliler, ya da yargı organları tarafından re’sen nazara alınmaları zorunludur. Danıştay, soruşturma zamanaşımı süresi geçirilerek verilmiş bir disiplin cezasının salt bu nedenle hukuka aykırı olacağını kabul etmektedir. Soruşturma zamanaşımı sürelerine uyulmaması verilen disiplin cezası işlemini usul yönünden sakatlayan ve iptalini gerektiren bir neden olarak kabul edilmektedir. Ayrıca disiplin soruşturmasını açmaya veya açtırmaya yetkili amirin disiplin cezasını gerektiren fiil ve halleri öğrendiği tarihin, öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

İlgili Makale: Mahkeme Adreslerine Buradan Ulaşabilirsiniz: mahkeme.org/

Soruşturmaya Başlamada Zamanaşımı Süresi

Bu kısım 29.01.2026 tarihinde kaldırıldı. Bu anlayacaklarımız eski uygulamaydı. Artık soruşturma başlama zamanaşımı yok. Direkt 2 yıl olarak tüm disiplin suçlarında geçerlidir. DMK’da disiplin cezalarına karşı uygulanan iki tür zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlardan birincisi soruşturmaya başlamada zamanaşımı süresidir. Buna göre soruşturmaya başlamak için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;

  • Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları ile genel kolluğu ilgilendiren kısa ve uzun süreli durdurma cezasında ve üniversite öğretim elemanlarını ilgilendiren ücretten kesme veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
  • Memurluktan ya da kamu görevinden çıkarma cezası ile genel kolluk personelini ilgilendiren meslekten çıkarma ve üniversite öğretim elemanlarını ilgilendiren üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezalarında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,

Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Bir ve altı aylık süreler; soruşturmaya başlama süresi olup bu süreler bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Soruşturmaya başlama zamanaşımında sürenin başlangıcı, 657 sayılı DMK ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunundaki hükümlere göre “Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten…”, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanuna göre ise; *…disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten” itibaren başlar.

Fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarih konusunda duraksamalar mevcuttur. Kimine göre, eylemin öğrenildiği tarih, disiplin amiri kademesinde olayın kayıtlara giriş tarihidir. Ancak bu konuda yanlışlığa meydan vermemek için işlemlerin süre yönünden başlangıç tarihi olarak, suç ihbarına ilişkin evrakın genel evrak kaydına giriş tarihinin esas alınması isabetli olacağını düşünüyoruz.

Diğer görüşlere göre, eylemin işlendiğinin evrak kaydına girmesi yeterli olmayıp, disiplin cezasını vermeye yetkili amirin bilgilendirildiği tarih fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihtir. Nitekim 7068 sayılı Kanun kolluk personeli yönünden bu konuyu çözüme kavuşturarak, disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağını hükme bağlayarak, ayrıca disiplin amirini de; “Bu Kanun ile disiplin cezası vermeye yetkili kılınmış ilk amir,” şeklinde tanımlanarak tüm duraksamalar ortadan kaldırmıştır. Buna karşılık sorun 657 ve 2547 sayılı Kanunlar yönünden devam etmektedir. Ancak bu konuda Danıştay Sekizinci Daire disiplin soruşturmasında zaman aşımı süresinin başlamasında yetkili makamın disiplin cezasına konu fiil ve halleri öğrendiği tarihin esas alınması gerektiğini belirtirken yetkili makamın kim olduğu konusuna açıklık getirmemiştir.

Ceza Verme Zamanaşımı Süreleri

657, 7068 ve 2547 sayılı kanun disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, 2547 sayılı Kanuna göre üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Yasa Koyucu üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fil yönünden; yani intihal eyleminin işlenmesinde farklı zamanaşımı süresi kabul etmiştir. Diğer bir anlatımla; başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kıs men veya tamamen kendi eseri gibi gösterme eylemini işleyenler öğretim elemanı için ceza verme süresi altı yıl olarak, diğer disiplin cezalarında ise ceza verme süresi iki yıl olarak belirlenmiştir.

Ancak, 2547 sayılı Kanun’un 53/C maddesinin üçüncü fıkrasında, intihal hali için özel bir zamanaşımı süresi getirilerek bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde ikinci fıkrada belirtilen altı yıllık zamanaşımı sürelerinin yeniden işlemeye başlaması hükme bağlanmıştır.

Yukarıdaki hükümler çerçevesinde, memur hakkında 657 sayılı Kanun gereği yapılacak olan disiplin soruşturması veya kovuşturmasında disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımının hesaplanmasında öğrenme tarihi olarak;

  • Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden gelen başvuru, şikayet veya ihbar niteliği taşıyan evrakın memurun görev yaptığı kurumun evrak kaydına girdiği tarihin,
  • Memurun görev yaptığı kurumun yetkili disiplin amirine veya disiplin kuruluna başvuru, şikayet veya ihbar gibi yollarla bilgi verildiğinde durumu tespit eden tutanağın düzenlendiği tarihin, Esas alınması gerektiği mütalaa edilmektedir.

Zamanaşımına dair bu süreler hak düşürücü sürelerdir. Bütün disiplin suçlarında iki yıllık zamanaşımı söz konusudur. Bu süreden sonra soruşturma devam etse bile ceza verilemez. Disiplin amiri ve kurullarına verilen bu süreler, disiplin soruşturması süresince hakkında soruşturma yapılan memurun tedirgin edilmemesi ve soruşturmanın uzatılmasının önüne geçme amaçlıdır.

Disiplin Cezalarında Zamanaşımı İlgili Emsal Kararlar

D A N I Ş T A Y

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/5448

Karar No : 2024/2896

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Gaziantep Adliyesinde icra müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, Büyükçekmece icra müdür yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde hakkındaki iddialar nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde ”Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,” fiilini işlediğinden bahisle getirilen teklif doğrultusunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma dosyasına ait bilgi ve belgeler, ifade tutanakları, bilirkişi raporları ve diğer tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; icra müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının kayınvalidesi …ye ait banka hesabında yüksek miktarda para transferlerini olduğu, bu transferlerin davacıyla ilgili olan kişilerle olması nedeniyle bu hesabın davacıyla ilgili para transferlerini gizlemek için kullanıldığını gösterdiği, soruşturma dosyasında yer alan diğer tanık ifadeleri de dikkate alındığında, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olan disiplin cezasına konu “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiilinin işlediği hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından, eylemine uyan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” hükmü kapsamında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Soruşturmanın yetkisiz disiplin amiri tarafından açıldığı, disiplin cezası için Kanunda emredilen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, muhakkik tayin edilen kişinin üst veya eşit bir görevde olmadığı, isimsiz, imzasız, somut delillere dayanmayan dilekçeler ile disiplin soruşturmasının başlatılamayacağı, savunma hakkının kısıtlandığı, takdir yetkisinin keyfi uygulandığı, disiplin cezası verilebilmesi için ceza yargılaması neticesindeki hükmün kesinleşmesi gerektiği, bilirkişi heyetince inceleme sonucunda isimsiz şikayet dilekçesi ile atılan iftiraların gerçek olmadığının tespit edildiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu istemini içerir 18.09.2015 tarihli ihbar üzerine davacı hakkında “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, “Rüşvet almak”, “Rüşvet vermek” ve “Kamu kurumlarının ihalelerine fesat karıştırma” suçlarından … soruşturma nolu dosya ile adlî soruşturma başlatıldığı, davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan … tarih ve … sayılı soruşturma raporunda; “iddia konusu suç örgütü ile irtibatlı olduğunun tespit edildiği, banka hesap hareketlerine dair yaptırılan bilirkişi incelemesinde hesabına bahsi geçen soruşturmada şüpheli sıfatıyla yer alan kişilerden yüklü miktarda para transferlerinin olduğunun görüldüğü, gönderilen bu paraların yapılan usulsüz işlemler karşılığında verilen rüşvet paraları olduğu, bu rüşvet paraları paylaşılırken davacının kayınvalidesine ait hesabın aktif olarak kullanıldığı, şüphelilerden bir kısmının yedieminlik faaliyeti yürüten otopark işletmecileri olduğu, bu kişilerle para transferlerinin olduğu, böylece suç işlemek amacıyla kurulduğu iddia olunan örgüte üye olduğu, rüşvet alıp verdiği ve kamu ihalelerine fesat karıştırdığı değerlendirilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, savunması alındıktan sonra 20/02/2018 tarih ve 39 sayılı Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 124. maddesinin ikinci fıkrasında; “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125. maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” kuralına yer verilmiş, 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde; “Devlet memurluğundan çıkarma; “Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır.” şeklinde tanımlanmış, aynı maddenin (g) alt bendinde; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdare Mahkemesince maddi olayın açıklığa kavuşturulması için yapılacak hukuki denetimin, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, dava dosyasında bulunan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan soruşturma raporu ile soruşturma raporuna ekli bilgi, belgeler ve alınan ifadeler doğrultusunda yapılması gerekmekle birlikte, re’sen araştırma yetkisi kapsamında, ceza yargılaması sırasında alınan sanık ve tanık ifadeleri, bilirkişi raporları gibi maddi delillerin ve yargılama sonucunda verilen ceza mahkemesi kararı ile bu karardaki tespitlerin kullanılması ve disiplin soruşturma raporu ile ilgili yapılan inceleme neticesinde disiplin suçuna konu fiil ya da fiillerin sübuta erip ermediğinin tespitine yönelik olarak ilave gerekçe olacak şekilde hükme esas alınması gerektiği de açıktır.

Uyuşmazlıkta, davacıya isnat edilen ve disiplin soruşturmasına konu fiillerin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmesi nedeniyle, “Kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak” suçundan davacı hakkında açılan davada, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının beraatine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile istinaf isteminin kesin olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda; yukarıda bahsi geçen ceza davalarının sonuçlarına göre disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

  1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
  2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 05/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

D A N I Ş T A Y

İKİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/2339

Karar No : 2024/1485

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı

VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri Yrd. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava Konusu İstem : 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 7/B-1 maddesi uyarınca 16 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Kararının iptali istemiyle dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2017 günlü, E:2016/7672, K:2017/10875 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle yeniden yapılan inceleme sonunda Batman İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; soruşturma raporu ve ekinde yer alan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, davacının görevini ifa ederken ilgili savcılık talimatı ve kanunun hedeflediği amacın dışında hareket ederek, 11/03/2009 tarihli iletişim tespit tutanağını suç unsuru niteliği taşımadığı halde çözümlemesini yaparak metin haline getirdiği, bu suretle atılı “Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak” fiilinin sübuta erdiği, bununla birlikte dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla iki yıllık ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı; bu durumda, davacının sübuta eren fiilinin davalı idarece tespit edildikten sonra zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu disiplin kurulu kararının özlük dosyasına ekleneceği, mesleki kariyerini etkileyeceği, Mahkemece eksik araştırma ve inceleme sonucu karar verildiği, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …

DÜŞÜNCESİ : Usul ve Yasaya uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Batman Emniyet Müdürlüğü emrinde 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 7/B-1 maddesi uyarınca 16 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Kararının iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 7/B-1 maddesinde, “Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak” fiili, 16 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Zamanaşımı” başlıklı 127. maddesinde, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin, işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.

İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zaman aşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.

Kural olarak, zaman aşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zaman aşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zaman aşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zaman aşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zaman aşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun’un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zaman aşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir.

Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/B-1 maddesi uyarınca 16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zaman aşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.

Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası (16 ay uzun süreli durdurma) için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.

Bu durumda; dava konusu olayda Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zaman aşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla

yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; eylemin sübuta erip ermediğinin irdelenmesi suretiyle verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

  1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
  2. Batman İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
  3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
  4. 2577 sayılı Yasa’nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X
kadim hukuk ve danışmanlık