Ceza Muhakemesi Kanunu 104. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 104. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 104 105 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 104. Madde

Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri

  1. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
  2. Şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hakim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.
  3. Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re’sen de verilebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 104. Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasına göre şüpheli veya sanık, tutuklandıktan sonra salıverilmelerini her zaman istemek hakkına sahiptirler. 1412 sayılı Kanundan farklı olarak Tasarı, adı geçenlere soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında yani her zaman salıverilmeyi istemek yetkisini vermiştir.

Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay aşamalarında tutuklu bulunan sanığın salıverilme istemi hakkındaki karar, incelemeyi yapan bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay dairesince veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilecektir. Tasarı, ayrıca bu mercilerin inceleme sırasında sanıkların salıverilmelerine re’sen de karar verebileceklerini öngörmüştür.

Her iki halde de inceleme dosya üzerinden yapılır. Böylece dosyanın esas mahkemesine gönderilmesine kadar geçecek olan sürenin sanığın zararına sonuç doğurması önlenmiş olmaktadır.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

Ceza Muhakemesi Kanunu 104. Madde Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri Emsal Kararlar

Yargıtay 16. Ceza Dairesi E:2017/4170, K:2018/3341

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 104. Madde
  • Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri

Usul Hukukumuzda, tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebilir (CMK 104/1. maddesi). Talep olmasa dahi soruşturma evresinde en geç otuzar günlük süreler halinde tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda karar verilir. Kovuşturma evresinde ise, hakim veya mahkeme tarafından her oturumda veya koşullar gerektiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen otuz günlük süre içinde re’sen karar verilir (CMK 108. maddesi). Diğer taraftan tutuklulukta geçecek azami süreler CMK’nın 102. maddesinde gösterilmiş olup, uzatma kararı Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafinin görüşleri alındıktan sonra verilecektir. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, sadece soruşturmada değil kovuşturma aşamasında da müdafinin bulunması ve tutukluluk hususunda görüşünün alınması zorunluluğuna işaret edilmiştir. Zira gözlem altına alınma ve tutuklamaya sevk gibi özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması tehlikesinin doğduğu anlarda müdafi zorunluluğuna işaret eden kanun koyucunun, tehlike gerçekleşip şüpheli veya sanığın tutuklanmasından sonra müdafi gerekmez düşüncesiyle hareket ettiğinin kabulüne olanak yoktur. CMK’nın 188/1. maddesinde “Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve Kanunun zorunlu müdafiiliği kabul ettiği hâllerde müdafinin hazır bulanması şarttır” şeklinde duruşmada hazır bulunması gerekenler gösterilirken “zorunlu müdafiyi” mahkeme heyetinden saymıştır.

CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının a ve e bentlerinde, hukuka kesin aykırılık hâlleri içinde “mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması ile Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” gösterilmiştir. Temyiz denetiminde bu madde kapsamındaki hukuka aykırılıklar, temyiz kapsamında gösterilmiş olmasa da, resen incelenecektir (CMK 289/1. maddesi).

Bu açıklamalar doğrultusunda, somut olayda; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan CMK’nın 101/3. maddesi gereğince tutuklamaya sevk edilen ve tutuklu olarak yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince resen müdafi görevlendirilmeyerek bulunduğu hâl nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çekişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yapılan yargılamada, sorgusu tespit edilip hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yukarıda izah edilen mevzuat hükümleri ile CMK’nın 101/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına, 15.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

ceza muhakemesi kanunu 104 105 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 104 105 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 105. Madde

Usul

103 ve 104. maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adli kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 105. Madde Gerekçesi

Madde, adlî kontrolün kaldırılması veya tutuklunun salıverilmesine ilişkin usulü düzenlemektedir. Salıverilme isteminin reddi veya kabulü hakkındaki karar Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya avukatları dinlendikten sonra verilecektir; böylece savunma hakkına verilen önem vurgulanmıştır. Yeni getirilen adlî kontrol hâllerinde, kişi tutuklu olmadığı için karar verilmeden önce dinlenmesi de zorunlu olduğundan, çağırılması ve bunun iadeli taahhütlü mektup veya telefonla yapılması kabul edilmiş ve böylece adaletin işlerliği ve etkinliği yolunda yeni bir adım daha atılmıştır. 5353 sk. İle yapılan değişiklikle 103. maddedeki düzenleme ile paralellik sağlayacak şekilde değiştirilmiştir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

Ceza Muhakemesi Kanunu 105. Madde Usul Emsal Kararlar

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E:2013/28073, K:2014/17691

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 105. Madde
  • Usul

Sanık hakkında basit yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tayin edilen cezaların tür ve miktarına, 14.04.2011 tarih, 27905 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yasanın 26. maddesi ile 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlülük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca hüküm kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi reddine,

Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; sanığın, savunmasında ve temyiz dilekçesine ekli raporunda, akıl hastası olduğunu iddia ettiğinden; yargılamaya konu suçun işlediği tarih itibariyle 5237 sayılı TCK’nin 32. maddesi kapsamında akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan ya da tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden rapor aldırılması ve akıl hastalığı tespit edilirse, istemi aranmaksızın 5271 sayılı CMK’nın 105/2. maddesi uyarınca kendisine bir müdafi görevlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi bozulmasına, 07.05.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi E:2005/3139, K:2006/79

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 105. Madde
  • Usul

2005/506 Esas numaralı emsal dosyadaki tahliye istemi yönünden CMK’nın 104 ve 105. maddeleri uyarınca görüşü sorulan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2005 tanzim, 13.06.2005 havale tarihli ve 2004/236797-1 sayılı gerekçeli cevabi yazısında sonuç olarak Yargıtay’a yapılan tahliye istemleri hakkında CMK’nın 104/3. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme ile karar verilmesi gerektiğinden, aynı kanunun 105. maddesinin ilk derece mahkemelerini ilgilendirip Yargıtay incelemesini kapsamadığından ve istem hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına görüş bildirme görevinin verilmediğinden bahisle görüş bildirilmediği görülmüştür. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının uygun görülen bu mütalaası veçhile, temyiz incelemesi sırası gelmeyen dosya tahliye talebi ile sınırlı olmak üzere incelendi: Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına, tutuklulukta geçen süreye göre tahliye isteminin reddine, 01.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 68. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık