Aile Hukuku

Zina Nedeniyle Boşanma Davası

Evlilik birliği sürerken eşlerden birinin, karşı cinsten bir kişi ile isteyerek cinsi münasebette bulunması zina denir. Bu tanıma göre zina nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için 3 şart vardır. Bu şartlar;

  • Evli olma,
  • Karşı cinsle cinsel birliktelik,
  • Kusur

Bu 3 şart birlikte gerçekleşmelidir.

TMK m. 161 uyarınca;

(1) Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

(2)Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
(3)Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

Zina, evli bir kişinin eşi dışında bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesidir.

Eşlerin başkasıyla öpüşmesi, sarılması veya dokunması vb. haller Türk Medeni Kanunu’na göre zina olarak kabul edilmemektedir. Bu gibi hallerde özel boşanma sebeplerinden bir başkası olan haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163) veya genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması gerekçesiyle boşanma davasının açılması mümkündür. Boşanma sebepleri, özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebebi olmak üzere ikiye ayrılır. Zina özel bir boşanma sebebi olup Türk Medeni Kanunu’nun 161.maddesinde düzenlenmektedir.  Davacının zina olgusunu ispatlaması halinde mahkeme tarafların diğer kusur durumlarına bakmaksızın boşanma kararı verir.

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Şartları

Zinanın şartları aşağıdaki şekilde ifade edilebilir:

  • Taraflar arasında evlilik birliğinin devam ediyor olması gerekir. Boşanma  davası devam ederken başkasıyla cinsel ilişkisi yaşanması durumunda da zina meydana gelmektedir. Zira evlilik henüz sona ermemiştir. Bu durumda da zinadan dolayı karşılıklı sadakat yükümlülüğü zedelenmektedir. Ayrıca, evliliğin mutlak butlanla sakat olduğu durumlarda da evlilik birliğinin ortadan kalkması için mahkeme kararına gerek olması sebebiyle mahkeme kararından önce gerçekleşen tanıma uygun eylem, zina olarak değerlendirilir.  Bununla birlikte evlilik henüz gerçekleşmeden önce, mahkeme kararıyla evlilik birliğinin sona ermesine karar verildikten sonra ya da yok evliliklerde yaşanan bu neviden ilişki ise Türk Medeni Kanunu uyarınca zina olarak nitelendirilmemektedir.
  • Zinadan bahsedebilmek için “cinsel ilişki” koşulunun gerçekleşmesi şarttır. Karşı cinsten iki insanın cinsel ilişkiyle sonuçlanmayan öpme, sarılma, okşama gibi davranışları, zinanın gerçekleşmesi için yeterli kabul edilmemektedir. Yine burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus,  cinsel ilişkiye girenin 2 farklı cinsiyetten olması gerektiğidir. Kadın kadınla, erkek  erkekle cinsel ilişkiye girerse zina nedeni ile değil; başka bir sebeple boşanma davası açılmalıdır. Cinsel ilişkinin sürekli olması da gerekmemektedir; bir kere yaşanması bile yeterlidir. Hatta cinsel ilişkinin teşebbüs aşamasında kalması bile zina sayılmaktadır.
  • Zina eden eş açısından kusur şartı aranmaktadır. Zina şartı olarak eylemde bulunan eşin ayırt etme gücüne sahip olması, eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiş olması gerekir. Mesela, fiziksel şiddet uygulanarak, bayıltılarak, kişinin isteği dışında uyuşturucu madde verilerek bilincinin kaybolmasını veya kontrol kabiliyetinin zayıflamasını sağlamak suretiyle kendisiyle cinsel ilişkiye girilmiş olması durumunda zina gerçekleşmez. Aynı şekilde, ciddi hayati tehdit altında tecavüze uğrayan eşin, olay esnasında baygın olup olmadığına bakılmaksızın zina yaptığı iddia edilemez. Buna karşılık, kişinin malvarlığına yönelik tehdit altında girilen cinsel ilişkide, kusurun varlığı kabul edilmektedir.

Zina nedeniyle boşanma davası dilekçesi indirmek için tıklayınız. https://kadimhukuk.com.tr/makale/zina-nedeniyle-bosanma-davasi-dilekce-ornegi/

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Açma Süresi

Zina yoluyla aldatılan eş, bu durumu öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde ve her koşulda zina tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde bu eylemi boşanma davasına konu etmek zorundadır. Hakimin dava açıldığı zaman re’sen gözetmek zorunda olduğu bu süreler, hak düşürücü süre niteliğinde olup, aldatılan eşin söz konusu zina eylemini konu ederek boşanma davası açma hakkı bu süreler dolduktan sonra ortadan kalkacaktır. Ancak aldatma fiili genel boşanma sebebi ile açılan bir boşanma davasında, boşanma gerekçesi olarak değerlendirilebilir.

Zinayı affetme; eşin dava açma hakkını ortadan kaldırır (MK m.161/3).

Affetme, sözlü veya yazılı olabileceği gibi eşler arasında sergilenen davranışlarla da anlaşılabilir.  Örneğin, zina eylemini öğrendikten sonra uzun süre boyunca hiçbir şey olmamış gibi evlilik birliğini sürdürmesi ya da affettiği kanaatini oluşturacak davranışlar sergilemesi zımni af olarak kabul edilmektedir. Buna göre aldatılan eşin, zina eyleminde bulunan eşi bir kere affettikten sonra, aynı zina eylemine dayanarak boşanma davası açması mümkün değildir.

Aynı şekilde zina sebebiyle açılan boşanma davasından feragat eden eş, aynı eyleme dayanarak bir daha boşanma davası açamaz. Aftan sonra bir başka zina vakasının vuku bulduğu ortaya çıkarsa af, bu yeni zina eylemlerini kapsamayacaktır ve aldatılan eşin zinaya dayanarak boşanma davası açmak için göz önünde bulundurması gereken hak düşürücü süreler, sonraki zina tarihi itibariyle hesaplanacaktır. Aynı şekilde, tekrarlanan zina eylemleri söz konusu ise bu süreler en son eylemden itibaren hesaplanır.

Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Deliller

Zina fiili her türlü delille ispat edilebilir ve ispat yükü davacıda yani iddia edendedir. Ancak yemin teklif edilemez ve aldatan eş zinayı ikrar etse dahi mahkeme ikrar ile bağlı değildir. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller ise yasak delil niteliğinde olup mahkemece boşanmaya dayanak edilemezler. Bununla birlikte eşlerin ortak yaşam alanı olarak evlerinde ele geçirdikleri diğer eşe ait olan eşyalar, yasak delil kapsamında değerlendirilmezler ve mahkemece karara dayanak edilmeleri mümkündür.

Zinayı ispatlayacak delillere örnek olarak aşağıdakiler gösterilebilir:

  • Tanık beyanları,
  • Telefon görüşme kayıtları veya mesajlar
  • Aldatma olgusunu ispatlamak amacıyla bir kereye özgü yapılmış ses kaydı,
  • Sosyal medya içerikleri (instagram, facebook, twitter, whatsapp vb.),
  • Ulaşım aracı biletleri, otel kayıtları, güvenlik kamerası görüntüleri,
  • Fotoğraflar, video kayıtları,
  • Başka bir nedenle savcılık tarafından başlatılan soruşturma dosyasında bulunan ve zina olgusuna dair ifadeler,
  • Banka kayıtları, kredi kartı ekstresi vb.

Yargıtay uygulamasına göre zina (aldatma) olgusunun ispatı açısından bazı ilkeler kabul edilmiştir. Örneğin, kadın veya erkeğin yalnızken ortak konuta karşı cinsten birini alması, eşlerden birinin karşı cinsten biriyle düzenli bir şekilde gece-gündüz telefonda görüşmesi, eşlerden biri evlilik dışı ilişkiye girdiği başka bir kişiden çocuk sahibi olması,  zina eden eş ile diğer şahsın otelde sürekli kalması, erkeğin başka bir kadınla yaşaması zinanın varlığına işaret eder.

Eşlerden birinin, diğer eşin aldatma fiilini ispatlamak amacıyla hareket ederek eşin telefonunu dinlemek, kamera kaydına almak veya yüz yüze konuşulanlar kaydetmek suretiyle elde ettiği ses, fotoğraf veya video kayıtları boşanma davasında delil olarak kullanılabilir.

Ancak, elde edilen ses, fotoğraf veya görüntülerin delil olarak kullanılabilmesi için, kaydın aldatma olgusunu ispatlama amacıyla yapılması zorunludur. Bir diğer ifadeyle, yapılan kayıtlar bu amacın dışında sistematik ve planlı fiiller sergilenerek elde edilmişse, boşanma davasında delil olarak kullanılamaz.

Örneğin, aldatılan eşin, aldatan eşin arabasının iç kısmına görüntü de kaydeden bir dinleme cihazı koyarak, eşinin üçüncü kişilerle diyaloglarını ve görüntülerini kaydetmesi halinde, elde edilen ses veya video kayıtları aldatma sebebiyle açılan boşanma davasında delil olarak kullanılabilir. Bununla birlikte, eşinin cep telefonuna aldatma fiilini ispat amacından bağımsız olarak dinleme programı yükleyerek aylarca dinleyen ve aldatma olgusunu da bu vesileyle öğrenen kişinin elde ettiği ses kaydı delil olarak kullanılamaz. Zira, burada ses kaydı aldatma olgusunun ispatı amacıyla değil, sistematik ve planlı bir davranışla eşin özel hayatının izlenmesi amacıyla yapıldığından suç teşkil eder.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı

Zina (aldatma) nedeniyle boşanma halinde mahkeme, kusurlu eşin katılma alacağının, yani artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya bu hakkın ortadan kaldırılmasına karar verebilir (TMK m.236/2). Türk Medeni Kanunu’nun bu hükmünün uygulanabilmesi için boşanma kararının mutlaka zina nedenine dayanması gerektiği ve mal paylaşımındaki hakkın azaltılması ya da tamamen kaldırılması durumunun hakimin takdirine bağlı bir konu olduğu unutulmamalıdır.

Zina (aldatma) nedeniyle verilen boşanma kararının, aldatan eşin katılma alacağının azaltılması veya bu hakkın ortadan kaldırılması sonucu doğurması, sadece edinilmiş mallara katılma rejiminde mümkündür (TMK m. 218-241). Diğer mal rejimlerinde ise (örneğin mal ayrılığı) zina veya hayata kast, katılma alacağı üzerinde hiçbir etki doğurmayacaktır.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Nafaka

Yoksulluk nafakası, kusurlu olmayan tarafa ödenen nafaka olduğundan aldatan eşin aldattığının ispatı halinde aldatan eşe yoksulluk nafakası ödenmesine hükmedilmez. Ancak tedbir nafakası, boşanma sürecinde maddi sıkıntıya düşecek olan tarafa ödenmekte olduğundan eşin, dava sürecinde aldattığı iddia ediliyor fakat kanıtlanamamış ise tedbir nafakası aldattığı iddia edilen eşe ödenebilir. Boşanma davası sonucunda ise aldatan eşin fiili ispat edilmiş ise tedbir nafakası yoksulluk nafakasına dönüşmeyecektir.

İştirak nafakası, müşterek çocuklar adına ödenmekte olup, dava süreci boyunca çocuklara ödenen tedbir nafakası, dava sonucunda iştirak nafakasına dönüşmektedir. Dava sonucunda çocuklara ödenecek olan iştirak nafakasının ise boşanma davasına konu olan zina fiili ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Zina nedeniyle boşanma davası, çekişmeli boşanma davası niteliğinde olup dava süresi ilgili yerlere yazılan müzekkerelerin cevabının beklenmesine, delillerin niteliği ve delillerin sayısına, bu kapsamda kaç tanığın davaya gelip dinleneceği ve mahkemenin bir duruşmada en fazla kaç tanık dinleyeceğine, mahkemelerin iş yoğunluğuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Zina nedeniyle boşanma davaları genellikle 1 ila 1,5 yıl arasında sürmektedir. Bu süreçte uzman bir boşanma avukatından vekillik hizmeti almak, dava sürecinin uzun yıllara yayılmasını önlemek açısından faydalı olacaktır.

Zina Eylemi Suç Mudur?

Taraflardan birisi diğer eşe karşı olan sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği takdirde boşanmada kusurlu olup tazminat ödemesine hükmedilebilmektedir. Zina, eski Türk Ceza Kanunu’nda suç sayılmakta iken 5237 sayılı TCK’da suç olmaktan çıkarılmıştır. Bu sebeple günümüzde zina fiilinin cezai bir yaptırımı bulunmamakta; zina nedeniyle boşanma davası açan eş, mahkemeden ancak yukarıda ayrıntılı olarak ifade edilen hukuki taleplerde bulunabilmektedir.

Eski Türk Ceza Kanunu’nda zina fiili suçtu ve hapis cezası vardı. Ancak yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nda zina fiili suç değildir.

Başa dön tuşu