Tutuklanırsam Haklarım Nelerdir?

Tutuklanırsam Haklarım Nelerdir?

tutuklanirsam haklarim nelerdir

Tutuklanırsam haklarım nelerdir sorusu her ceza davasında kişilerin merak ettiği konulardan biridir. Makalemizde “Tutuklanırsam haklarım nelerdir?” sorusunun cevabını sizlere vereceğiz. Tutuklama koruma tedbiri kişinin özgürlüğünü kısıtlayan bir tedbir türüdür. Özgürlük, demokratik hukuk devleti olduğunu ilan eden tüm rejimlerin merkezinde yer alan bir haktır. Sözleşmenin 5 maddesi, fiziksel özgürlükle ilgilidir. Seyahat özgürlüğü, Sözleşme’nin 8. maddesini ilgilendirir. Özgürlük asıl, özgürlüğe müdahale ise sınırlı ve koşullara bağlı bir müdahaledir. Bu nedenle sözleşmeye göre ilk koşul, özgürlüğe müdahalenin hukuka uygun olması gerekliliğidir. Bir kimsenin, kesinleşmiş yargı kararı olmadan tutulması, o kadar ağır bir tedbirdir ki, aksi durum kamu yararının korunması bakımından yetersiz kalacaksa başvurulabilecek en son çaredir. Uygulanacak koruma tedbiri, mutlaka orantılı olmalıdır. Sözleşmede geçen “yasanın ön gördüğü usule uygun” ibaresi, öncelikle iç hukukta tutuklamaya ilişkin kanuna ve kanunda öngörülen usule uygun olmayı ifade eder. Tutuklanırsan hakların şunlardır;

  • Tutuklanma veya Suçlanma Nedenlerini Öğrenme Hakkı
  • Haklarını Öğrenme Hakkı
  • Kanıtlara Erişim Hakkı
  • Avukat Yardımından Yararlanma Hakkı
  • Susma Hakkı
  • Kefaletle (Güvenceyle) Salıverilmeyi İsteme Hakkı
  • Yakınlarıyla Görüşme Hakkı
  • Tutukevindeki Koşullara İlişkin Haklar
  • Tutuklama Kararına İtiraz
  • Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat Davası

Ancak Mahkeme, iç hukuka uygunluğu denetlediği gibi sözleşmenin 5. maddesindeki kişiyi keyfi uygulamalara karşı koruma amacıma uygunluğu da gözetmektedir. Hukukilik standardınım karşılanabilmesi için, iç hukukta yeterli açıklıkta düzenleme yapılmış olmalı veya kişiler, davranışlarının sonucunu uygun bir danışma ile öngörebilmelidir. Başka bir deyişle iç hukuk kuralları, bir eylemin neticesinde özgürlüğün kısıtlanabileceğine ilişkin kuralları açık ve öngörülebilir şekilde içermelidir. Bu hususta kişilere tutuklama tedbirine tabi tutulmaları durumunda belli haklar tanınmıştır. Bu hakların ihlali durumunda adil yargılanma hakkının ihlali de gündeme gelecektir.

Tutuklama Nedir?

Tutuklama, hakkında kuvvetli şüphe sebepleri bulunan kişinin hareket serbestisinin, diğer kanuni şartların da gerçekleşmesine bağlı olarak, hakim veya mahkeme kararı ile geçici olarak kısıtlanmasıdır. Kural şüpheli veya sanığın muhakeme boyunca tutuksuz kalmasıdır. Dolayısıyla maddi gerçeğin ortaya konulabilmesi veya hükmün infazı bakımından zorunlu koşullar mevcut bulunmadıkça bu tedbire başvurulmaması esastır. Bu noktada tutuklama kararının muhatabı olan şüpheli veya sanığın, hakkında hüküm verilinceye kadar suçsuzluk karinesinden faydalanmaya devam ettiğini de ayrıca ifade etmek gerekir. Bunun bir sonucu olarak tutukluya hükümlüymüş gibi muamele edilmez.

Kural olarak hükümlülerden ayrı olarak tutukevinde bulundurulurlar. Hakkında suçu işlediğinin kabul edilmediğini işaret eden gibi ifadelerin de kullanılması mümkün değildir. Şüpheli veya sanığın hareket serbestisinin kapalı bir mekanda kısıtlanması nedeniyle, dışarıdan bakıldığında hapis cezasının infazını çok andıran bu tedbirin uygulanma süreleri de oldukça uzun olabilmektedir. CMK düzenlemesine göre istisnalar dışında sanığın yokluğunda tutuklama kararı verilmesi imkanı kaldırılmıştır. Bu bağlamda tutuklama kararı verilebilmesi için şüpheli veya sanığın yetkili merci tarafından sorgulanarak tutuklanmasına karar verilebilmektedir.

tutuklanirsam haklarim
tutuklanirsam haklarim

Tutuklanan Kişinin Hakları Nelerdir?

Anayasamızın 38/4. Maddesinde “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz.” denilmesine karşın, 19/3. Maddesinde “suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin” tutuklanabileceği öngörülmüştür. Tutuklama suçluluktan dolayı değil zorunluluktan kaynaklı olarak başvurulan bir önlemdir. Bu nedenle tutuklama kararı verilirken çoğu zaman kişilerin anayasal ve uluslar arası haklarının önemi gündeme gelmektedir. Tutuklanırsam haklarım nelerdir gelin detaylı açıklayalım. Tutuklama kararı verildikten sonra kişiye tanınan haklar şöyledir;

  • Tutuklanma Nedenini Öğrenme Hakkı

Tutuklama kararı içeriği şüpheli veya sanığa mutlaka sözlü olarak bildirilmesi gerekir. Zira sorgu işlemi huzurda yapıldığından, kararın sözlü olarak bildirilmesi gerekir. Aynı zamanda kararın bir örneği de şüpheliye verilir. Karar örneğinin şüpheliye verildiğine ilişkin hususun kararda belirtilmesi gereklidir. Tutukluluk durumunun incelenmesi halinde, şüpheli dinlenilmek suretiyle karar verilmiş ise, karar içeriği sözlü olarak şüpheliye bildirilir. Ancak müdafii dinlenilmek suretiyle tutukluluk halinin devamına karar verilmiş ise, kararının şüpheliye tebliğ edilmesi yeterlidir. Yapılacağından, tahliye talebinin red- dine dair kararın şüpheliye tebliği yeterlidir. Ayrıca bu kararın sözlü olarak bildirilmesine gerek yoktur.

  • Müdafii/Avukat Yardımından Yararlanma Hakkı

Kişinin avukat yardımından yaralanma hakkı mevcuttur. Cumhuriyet Savcısı tarafından tutuklama istemi sevklerde sorgu esnasında şüphelinin mutlaka müdafii yardımından faydalanması gereklidir. Müdafi şüpheli tarafından seçilebileceği gibi, müdafi seçmediği takdirde barodan kendisine bir müdafi atanır. Müdafi olmadan şüpheli nin sorgusu yapılarak tutuklama kararı verilemez.

  • Tutuklama Kararına İtiraz Hakkı

Tutuklama kararı, tutukluluk incelemesi üzerine tutukluluk halinin devamına ilişkin karar ve tahliye talebinin reddine ilişkin kararlara karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir. Süresinde yapıl mayan itirazlar tahliye talebi olarak değerlendirilmesi gereklidir. 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268/3-b maddesinde yeniden düzenleme yapılmış olup. Tutukluluğa itiraz usulü yeniden düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre, sulh ceza hakimliğinin tutuklamaya ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan İtirazların yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hakimi tarafın dan inceleneceği düzenlenmiştir. Böylece yatay itiraz usulünden vazgeçilerek dikey itiraz usulü benimsenmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tutuklama kararı tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve tahliye talepleri üzerine verilen tüm kararlar tutukluluğa dair karar olduğundan, sulh ceza hâkimi tarafından verilen bu kararlara karşı asliye ceza hâkimine itiraz edilecektir.

  • Yakınlarından İstediğine Yakalandığını Bildirme Hakkı

”Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hakimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir. Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir. Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.”

Tutuklama ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin karar soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi tarafından verilmektedir. Şüphelinin tutuklanması halinde, tutukluluğuna ilişkin kararın, tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hakim kararı ile karar verileceği Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107/1 maddesinde belirtilmiştir. Sulh ceza hakimi kararında “Şüphelinin tutuklandığı nin Cumhuriyet Savcılığı tarafından şüphelinin bir yalanına veya şüphelinin belirlediği bir kişiye haber verilmesine şeklinde belirtmesi gerekmektedir. Görüldüğü üzere, sulh ceza hakimi sadece bildirilmesi şeklinde karar vermekte, bildir menin Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilmesi istenmektedir. Bu fıkraya göre mutlaka şüphelinin yakınına tutukluluk durumunun bildirilmesi gerekmemektedir. Şüpheli kimi belirtmiş ise ona bildirim yeterlidir. Ancak şüpheli isim belirtmez ise bir yakınına durum bildirilir.

Maddenin ikinci fıkrasında, şüphelinin tutukluluğunu bizzat bildirmesi düzenlenmiştir. Buna göre şüpheli soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklandığını bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirecektir. Şüpheli/tutuklunun yabancı olması halinde, tutukluluk durumu bağlı bulunduğu konsolosluğa bildirilir. Bunun için tutuklunun yazılı olarak karşı çık maması gereklidir. Tutuklama kararında, “Şüphelinin yazılı karşı çıkmaması halinde, tutuklandığının vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna Cumhuriyet Savcılığı tarafından bildirilmesine.” şeklinde belirtilmesi gereklidir.

  • Şüpheden Kurtulmak İçin Somut Delillerin Toplanmasını İsteme Hakkı

 Kişi yöneltilen suç bakımından suçsuz olduğunu gösteren delillerin toplanmasını isteme hakkına sahiptir. Şöyle ki soruşturma veya kovuşturma kapsamında eksik araştırma yapılması sonucu kişi hakkında ağır sonuçlar doğuran hatalı kararların ortaya çıkması gündeme gelebilir. Etkin bir soruşturma yapılmadan talep edilen deliller toplanmadan bir süreç yürütülmesi durumunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden söz edilebilir.

  • Susma Hakkı

Kişi kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamaya, yani yöneltilen sorulara karşı susma hakkına sahiptir. Bu husus evrensel hukuk normları ile güvence altına alınmıştır. Kişiye yöneltilen sorulara karşı zorla cevap vermesi için sorgunun dışına çıkarak hukuka aykırı işlemler yapılması bu evrensel hukuk normlarına aykırılık ihtiva edecektir. Susma hakkı Milletler Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Sözleşme’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 14. Maddesinde adil yargılanma hakkı kapsamında düzenlenmiştir. Anayasamızın 38. maddesinin 5. fıkrasında “Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye dayanamaz” olarak susma hakkına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.

  • Kefalet Karşılığı Serbest Bırakılma Hakkı

Kanun koyucu bu tedbire Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine hakim tarafından karar verileceğini belirtmiştir. Buradan Cumhuriyet Savcısının talebi olmadan hakim tarafından resen karar verilemeyeceği düzenlenmiştir. Kanaatimizce, tutuklamaya sevk edilen şüpheli hakkında, hakim tutuklama talebinin reddine karar vererek bu tedbirin uygulanmasına karar verebilecektir. Güvence miktarı belirlenirken şüphelinin ekonomik durumu göz önünde bulundurulacaktır. Miktarı ve bir defada yada birden çok taksitler halinde ödenip ödenmeyeceği de hakimce belirlenecektir.

Kanunun 109/3-f, h ve i maddeleri gereğince hükmedilecek güvence tedbirlerine ilişkin olarak kanunun 113, 114 ve 115 maddelerinde özel düzenlemeler yapılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere hakimin güvenceye hükmedebilmesi için mutlaka Cumhuriyet Savcısının istemi olması gereklidir. Hükmedilecek güvencenin hangi ödemeleri karşılaması gerektiği kararda açıkça belirtilmelidir. Şüphelinin rızası dâhilinde, güvence miktarından, mağdurun haklarını karşılayan tutar, nafaka borcuna ilişkin kısım önceden ödenebilir. Bunun için hakim, mahkeme veya Cumhuriyet Savcısının emri gereklidir. Takipsizlik ve beraat kararı verilmesi üzerine, güvence miktarı şüpheliye iade edilir.

  • Tutukluluğun Gözden Geçirilmesi Hakkı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108. maddesinde tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi kurumu düzenlenmiş olup, birinci fıkrada gözden geçirmenin Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine en geç 30’ar günlük sürelerle yapılması gerektiği, ikinci fıkrada gözden geçirmenin şüpheli tarafından da istenebileceği, üçüncü fıkrada ise, kovuşturma aşamasında, gözden geçirmeye ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Soruşturma Aşamasında Tutukluluk Durumunun Gözden Geçirilmesi, Şüpheli tutuklandıktan sonra, her otuz günde bir tutukluluk durumu Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından yapılmaktadır. Sulh ceza hakimi tutuklunun kendisini veya müdafiini dinlemek sureti ile tutukluluk durumuna ilişkin karar vermektedir. Dikkat edilecek olursa, sulh ceza hakimi hem tutukluyu hem de müdafiini dinlemek zorunda değildir İkisinden birini dinlemek ile yetinebilir. Sulh ceza hakimi kendiliğinden incelene yapması, Cumhuriyet Savcısından dosya istemesi mümkün değildir. Kovuşturma aşamasında tutukluluk durumu yargılamayı yapan mahkeme tarafından her duruşmada, koşullar gerektiği takdirde duruşma aralarında veya en geç 30’ar günde bir değerlendirmesi gerekmektedir. Burada mahkeme res’en ve dosya üzerinden karar verecektir.

Tutuklanırsam Haklarım Konusuna İlişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları

  • AIHM VALLON/ITALYA Kararı, 3.6.1985, Strazburg 9621/81
  • Tutuklanırsam Haklarım Nelerdir?

Üç yıl iki ay süren tutukluluk süresi makul değildir, Sözleşme ihlal edilmiştir. (AIHS Madde 5/3)

Başvurucu Vallon Fransa’da işlediği iddia edilen adam öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle İtalya’da tutuklanmıştır Başvurucu üç yıl iki ay tutuklu kalmış olması nedeniyle 23 Ekim 1981 tarihinde Komisyon’a yaptığı başvuruda, İtalya hakkında tutuklu kaldığı sürenin uzunluğu (Sözleşme madde 5/3) ve yargılama süresinin uzunluğundan şikayetçi olmuştur…

Komisyon 13. Ekim 1983’te başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur Komisyon 8 Mayıs 1984 tarihli raporunda, oybirliğiyle Sözleşmenin 5 (3). Fıkrasının ve 6/1. fıkrasının ihlal edildiği görüşünü açıklamıştır.

İtalyan Hükümeti ile başvurucu Vallon arasında dostane çözüme ulaşıldığı Mahkemeye bildirilmiştir. Hükümet, başvurucu hakkında açılan ceza davasında Sözleşmenin ihlal edildiğini kabul etmiş ve başvurucuya toplam 6 milyon liret ödemeyi önermiştir. Bu gerekçelerle Mahkeme oybirliğiyle davanın düşürülmesine karar vermiştir.


  • AİHM CAN/AVUSTURYA Kararı, 30.9.1985, Strazburg. 9300/81
  • Tutuklanırsam Haklarım Nelerdir?

Bir yıl iki aylık tutukluluk süresi makul değildir, Sözleşme hükmü İhlal edilmiştir. (A/HS Madde 5/3)

Başvurucu Elvan Can, bir Türk vatandaşıdır. 8 Ağustos 1980’de Avusturya vatandaşı bayan ER namına kendisinin işlettiği bir restoranın kundaklanması olayına karıştığı kuşkusuyla 17 Ağustos 1980’de gözaltına alınmıştır. Başvurucunun salıverilme itirazları olumlu sonuçlanmamıştır. Dava mahkemesin deki 12 Kasım 1981 tarihli duruşmada, 20.000 Şilin teminat yatırması şartıyla salıverilmesine karar verilmiştir…

14 Ocak 1983’te Wels Bölge Mahkemesi Can’ı kundaklama suçuna ortak olmaktan suçlu bulmuş ve 14 ay hapis cezasına mahkum etmiştir. Yüksek mahkeme başvurucunun temyizini reddetmiştir.

Elvan Can, 14 Nisan 1981’de Komisyon’a yaptığı başvuruda, 14 ay 26 günlük tutukluluk süresinin uzunluğundan ve başlangıçta avukatıyla görüşmesinin izlenmesinden şikayetçi olmuştur. Başvurucu birincisi için Sözleşme’nin 5/3. fıkrasına, ikincisi içinde Sözleşmenin 6-3-c bendine dayanmıştır

Komisyon başvuruyu 14 Aralık 1983 tarihinde kabul edilebilir bulmuştur Komisyon 12 Temmuz 1984 tarihli raporunda Sözleşmenin 5/3, fıkrasının ve 6/3-c bendinin oybirliğiyle ihlal edildiği görüşünü açıklamıştır… Hükümet ve başvurucu dostane çözüme varmışlardır. Bu gerekçelerle Mahkeme oybirliğiyle davanın düşmesine karar vermiştir.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık