Taşkın yapı, bir kimsenin kendi taşınmazının sınırını aşması ve komşu arazinin üzerine bir yapı inşa etmesi halinde meydana gelir. Yapı kişinin kendi arazisinin bütünleyici parçası olması gerekirken, taşkın yapı meydana geldiğinde yapının komşu arazi malikine ait olacaktır. Ancak kanun kapsamında gerçekleşmesi gereken bazı şartlar var olduğunda taşkın yapı da yapının sahibi olan kişiye ait olduğu görülecektir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 718/f.2 maddesinde, “Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.” Hükmüne haiz olup bu mülkiyet sınırının aşılması halinde taşkın yapı ya da diğer adıyla taşkın inşaatın varlığından söz edilmektedir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda taşkın yapıdan diğer adıyla taşkın inşaattan bahsedeceğiz.
Taşkın Yapı Nedir?
Taşkın yapı, bir malikin arazisi üzerinde bulunan yapısının bütünleyici parçası olması gereken yapının bir kısmının komşu arazi sınırlarına taşması sonucu oluşur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 725. Maddesine göre bir taşkın yapının komşu araziye değil de yapının bulunduğu arazinin sahibine ait olması için bazı şartlar gerekmektedir. Taşkın yapı TMK’nin 725. maddesinde düzenlenmiştir.
TMK’nin 725. madde hükmü şu şekildedir: “Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur. Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.”

Taşkın Yapının Şartları Nedir?
Taşkın yapının arazi sahibine ait olması için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Özellikle taşkın yapının sahibinin iyi niyetli olması ilk aranan şartlardan biridir. Aksi takdirde kötü niyetli olarak bir taşkın yapı yapmak kişinin herhangi bir hak sahibi olmasının önüne geçer. Kişi bu nedenle yapının taşkın olup olmadığını özenli olarak incelese dahi bilmeyecek durumda olmalıdır.
Bunun dışında taşkın yapılan arsanın maliki 15 gün içerisinde itiraz etmemiş olmalıdır. Ayrıca yıkım gerçekleşirse taraflar üzerinde doğacak zararın makul seviyenin üstünde olmaması gerekir. Bu şu şekilde açıklanabilir ki taşkın yapı, taştığı araziden daha değerli olmalıdır. Bununla birlikte imar kurallarına aykırılık da meydana gelmemelidir. Bunun gibi taşkın yapının şartları şu şekilde sıralanabilir:
- Taşkın yapıyı yapan kişi iyi niyetli olmalıdır.
- Taşkın yapıyı yapan kişi, araziyi incelese dahi durumu bilmeyecek durumda olmalıdır.
- Taşkın yapılan arazi sahibi 15 gün içerisinde itiraz etmemiş olmalıdır.
- Olası bir yıkımda zararın makul seviyede olması yani taşkın yapının taşkın yapılan araziden değerli olması gerekir.
- İmar kurallarına bir aykırılık yapılmamalıdır.
Taşkın Yapı Halinde Açılabilecek Davalar
Taşkın yapının söz konusu olduğu durumlarda, yapı malikinin ya da yapıya ilişkin mülkiyet hakkını devralan kişinin itiraz etmeyen arsa malikine karşı dava açması mümkündür. Ancak taşkın yapılan arazi sahibinin 15 günlük yasal süre içerisinde itiraz etmesi halinde kişinin dava açması mümkün değildir. Dava açma hakkı da mülkiyet hakkının sahibine bağlı olduğundan yalnızca miras yoluyla mirasçılara arazi geçtiğinde mirasçılar dava açabilir.
Bununla birlikte yapının mülkiyetinin arsanın mülkiyetinden yüksek olması halinde arsanın da taşkın yapıyı yapan kişiye eğer iyi niyetliyle devri istenebilir. Ayrıca arsa maliki söz konusu taşkınlığı öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde itiraz ederse yapının ortadan kaldırılmasını dava edebilir ya da kendisine bir bedel ödenmesini isteyebilir. Ancak yapıda imar kurallarına belirli bir aykırılık getirildiyse imar mevzuatı gündeme gelecek ve taşkın yapı sahibine cezai yaptırım uygulanacaktır.
Taşkın Yapı Sahibinin Dava Açması
Taşkın yapının sahibi, belirli bir bedel ödeyerek taşkın kısmın mülkiyet hakkını veya üzerine bir irtifak hakkının kurulmasını talep edebilir. Ayrıca taşkın yapının malikinin iyi niyetli olması halinde arazinin kendisine devrini de istemesi mümkündür. Ancak bu durumda arazi için bir ücret ödemesi yapması gerekir. Ayrıca arazinin tamamının değil bir kısmının devri de talep edilebilir.
Dolayısıyla taşkın yapının sahibinin iyi niyetli olup olmadığı mahkeme tarafından araştırılmak zorundadır. Sonuç olarak üzerinde taşkın bir yapı olan arazinin irtifak hakkı vermesi halinde yapının bu arazide kalmasına izin verilir. Ancak herhangi bir irtifak hakkının verilmemiş olması halinde ise aykırı bir şekilde taşma işlemi gerçekleştiğinden kanundaki yaptırımlar söz konusu olacaktır. Somut olay bazında inceleme yapılması gerekir.
Taşkın Yapı ile İlgili Mahkeme Kararları
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/2698 E. 2018/20322 K. ve 17.12.2018 Tarihli Kararı
“Taşkın inşaat, taşkın yapı iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanunu’nun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur. Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2009/68 E. 2009/149 K. ve 29.04.2009 Tarihli Kararı
“Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 12 parsel sayılı taşınmazın davacıya, 13 parsel olanının davalı ve karşı davacı Battal’a, 19 parselin ise diğer davalı M.K.Ü.’ye ait olduğu, bilirkişi krokisine göre, davacıların çapa dayalı mülkiyetindeki 12 parselin “B” harfiyle gösterilen bölümüne davalılardan B.’nin kısmen inşaat yaparak el attığı, “A” harfiyle gösterilen yerde ise diğer davalı M.K.Ü.’nün taşkın inşaatı bulunduğu anlaşılmaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet hakkı sahibi davacılar TMK.nun 683. maddesinden yararlanarak malına haksız el atan kişilerin el atmalarının önlenmesini isteyebilir. Ne var ki, yasanın 725. maddesi “…durum ve koşullarda haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.” hükmünü içermektedir. Görülüyor ki, Türk Medeni Kanunu’nun 725. maddesi ile kendi malzemesi ile yapı yaparak ve ancak yapıyı başkasının arazisi üzerine taşıran kimseye iyiniyetli olması aynı zamanda durum ve koşullarda onu haklı göstermesi halinde ya taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulması veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesi yetkisi tanımıştır. Eldeki asıl ve birleştirilen davanın ortaya konan bu yasal çerçevede incelenip değerlendirilmesi gerekir.”