Taksirli – Hileli İflas Suçu ve Cezası | TCK 161-162 Madde

Taksirli – Hileli İflas Suçu ve Cezası | TCK 161-162 Madde

hileli iflas sucu

Hileli iflas suçu TCK 161. Maddede düzenlenmiştir. Bu madde “iflas etme” fiilini değil, iflas kararından önce veya sonra mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli davranışlarda bulunmayı cezalandırmaktadır. Hileli iflas suçu, özel kast ile işlenen bir suç olup failin hileli tasarruflar yapmadaki amacı, “malvarlığını eksiltme” olmalıdır. Bu suç tipiyle ilgili hak alacak ve malvarlığına el konulabilir.

  • Hileli iflas suçu; alacaklının alacağının teminatını oluşturan malvarlığının hileli devirler ile eksiltilmesi ile oluşan suça denir. (TCK 161. Madde)
  • Taksirli iflas suçu; tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni (TTK m.18/2) göstermemesi nedeniyle ihlal ederek iflasa sebebiyet vermesi halinde oluşan suç tipine denir. (TCK m.162)

Devlet, ekonomik hayattaki belli hukuka aykırılıkları suç olarak düzenleyerek, ekonomik hayata ceza hukuku yoluyla müdahalede bulunur. Ekonomik hayatın en önemli aktörleri olan ticari işletmeler ve şirketlerin faaliyeti bazı nedenlerle son bulur. Bu nedenlerden biri de iflastır. İşte Devlet, Türk Ceza Kanunu’nda iflas suçlarını düzenleyerek, iflas alanında da ekonomik hayata müdahalede bulunmaktadır.

[vc_message]Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu ve Cezası – TCK 236. Madde hakkında detaylı bilgi almak için tıklayınız.[/vc_message]

hileli iflas sucu nedir
hileli iflas nedir

Hileli İflas Suçu Nedir?

Failin, bir ticari faaliyet bağlamında malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunmasıdır. Ancak, kişinin bu tasarruflar nedeniyle cezalandırılabilmesi için, iflasa karar verilmiş olmalıdır. Bu nedenle iflas olgusunun gerçekleşmesi, bir objektif cezalandırılabilme şartı niteliği taşımaktadır. Örneğin; bir tacirin iflasına karar verildikten sonra yine aynı tacir tapuda kendi adına kayıtlı evini, alacaklılarına kaptırmamak adına ve onlara zarar vermek adına arkadaşına satmış gibi gösterirse yani hileli bir satış işlemi yapmış olursa burada hileli iflas suçu işlenmiş olacaktır.

Hileli iflas suçu ülkemizde fazlaca başvurulan suçlardan biri olmakla beraber tespit edilmesi en zor suçlardan da biridir. Hileli İflas suçu Türk Ceza Kanununda Kişilere Karşı Suçlar başlıklı kısmın Malvarlığına Karşı Suçlar başlıklı bölümünde 161. maddede şu şekilde düzenlenmiştir:

[vc_row][vc_column][vc_column_text] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_message message_box_style=”outline” message_box_color=”blue” icon_fontawesome=”fas fa-balance-scale”]

Madde 161 – Hileli İflas

1. Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;

a. Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azaltılmasına neden olunması,

b. Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,

c. Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,

d. Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi, gerekir.

[/vc_message]

Görüldüğü üzere burada cezalandırma süresi üç yıldan sekiz yıla kadar olarak belirtilmiştir. Herhangi bir nitelikli hale ise bu madde metninde yer verilmemiştir. Ancak malvarlığına karşı suçlar bölümündeki ortak hükümlerden biri olan 167. maddede bu husus düzenlenmiştir. Bu konuya yazımızın devamında ayrıca değineceğiz.

Ayrıca Hileli iflas suçu Anayasa’nın 76. maddesinde yüz kızartıcı suçlar arasında sayılmıştır. Yüz kızartıcı suç; utandıran, kişiyi toplum nazarında küçük düşüren, kişinin utanma duygularını inciten suç olarak ifade edilebilir. Ancak bu durum ahlaki ve görece bir değerlendirme olup, insandan insana ve toplumdan topluma değişir.

[vc_row][vc_column][vc_column_text][vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_message message_box_style=”outline” message_box_color=”warning” icon_fontawesome=”fas fa-exclamation-triangle”]Bu suçu işleyen kişi DMK 48. madde uyarınca memur olamaz.[/vc_message]

Hileli İflas Suçunun Şartları Nelerdir?

Hileli iflasın varlığı halinde, bu durumdan sosyal hayat ve ekonomi de zarar göreceğinden, kanun koyucu iktisadi ve ticari düzeni korumak amacıyla hileli iflası suç saymıştır. Ayrıca malvarlığına karşı suçlar bölümünde yer alan suçların ortak özelliği, başkasına ait malvarlığına ilişkin unsurların sağladığı yararın, suçun işlenmesi sonucu azaltılması veya yok edilmesidir. Bu sebeple hileli iflas suçu yalnızca belli başlı şartların oluşması halinde gerçekleşebilir. Bu şartlar;

  • Fail, iflasa tabi bir borçlu olması (Örneğin; failin bir tacir olması.),
  • İflas olgusunun gerçekleşmiş olması,
  • Failin hileli tasarruf yapmaktaki amacının kendi malvarlığını eksiltmek olması,
  • Mağdurun bu hileli davranıştan dolayı ya zarara uğraması ya da zarara uğrama tehlikesiyle karşı karşıya kalması

şeklindedir.

hileli iflas sucu cezasi ne kadar
hileli iflas sucu cezasi

Hileli İflas Suçunun Unsurları

  • Fail

Kanunda suç olarak tanımlanan fiili işleyen kişi suçun failidir. Hileli iflas suçu özgü bir suç olarak düzenlendiğinden dolayı faili yalnızca iflasa tabi olan borçlular olabilir. Kimlerin iflasa tabi olduğu İcra ve İflas Kanununun 43’üncü maddesi ve onun yollamada bulunduğu Türk Ticaret Kanununun 14’üncü maddesi hükümlerine göre belirlenecektir.

[vc_row][vc_column][vc_column_text] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_message message_box_style=”outline” message_box_color=”blue” icon_fontawesome=”fas fa-balance-scale”]

İcra ve İflas Kanunu 43. Madde

‘’İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile takipte bulunabilir…’’

[/vc_message]

Tacir olmadıkları halde tacirler hakkındaki hükümlere tabi olan kişiler de Türk Ticaret Kanununun ilgili maddelerinde sayılmıştır. Bu kişiler tacir olmadıkları halde yalnız iyi niyetli üçüncü kişilere karşı borçlarından dolayı tacir gibi sorumlu olacaklarından yalnız bu üçüncü şahıslar tarafından iflasları istenebilecektir. Örneğin;

  • İcra ve İflas Kanununun 44’üncü maddesi uyarınca ticareti terk eden tacir bunu ilan tarihinden itibaren bir yıl içerisinde iflasa tabi olmaya devam edecektir.
  • Kendileri tacir olmayan kolektif şirket ortakları komandit şirketlerin komandite ortakları da iflasa tabidirler.
  • 5411 sayılı Bankalar Kanununun 110’uncu maddesi uyarınca banka yönetici ve denetçileri de iflas hükümlerine tabidirler.

Kural olarak yalnızca gerçek kişiler bu suçun faili olabilirler. Tüzel kişinin tacir olması halinde bu tüzel kişiliğin organ veya temsilcisi olan, tüzel kişi adına tasarrufta bulunma yetkisi olan gerçek kişiler de suçun faili olacaklardır.

Yine yukarıda da değindiğimiz üzere, bu suçun ön koşulu fail hakkında iflas kararı verilmiş olmasıdır. Yani failin sadece tacir olması yeterli olmamakla birlikte bunun yanında iflasına da karar verilmiş ve bu iflas kararının kesinleşmiş olması gerekir.

  • Mağdur

Suçun mağduru ise müflisin (hakkında iflas kararı verilen tacir) alacaklısı olan ve failin hileli davranışı sonucu alacağını tahsil edemeyen veya alacağını tahsil edememe tehlikesiyle karşı karşıya kalan kişilerdir.

Genel anlamda baktığımızda ise korunan hukuki değer yalnızca alacak hakkı değil aynı zamanda milli ekonomi de olduğu için, devlet kavramı içerisinde yer alan toplum ve toplumu oluşturan tüm bireyler olduğu ifade edilmiştir.

  • Suçun Hukuki Konusu

Suçun hukuki konusu, hukuk tarafından korunan hukuki değer ya da hukuki menfaat olarak nitelendirilen; ceza normları ile de koruma altına alınan menfaat ve değerlerdir. Hileli İflas suçunda korunan hukuki değerlerin birden fazla olduğu ifade edilebilir.

Korunan birinci hukuki değer, devletin ekonomik hayatının en önemli unsuru olan ‘’karşılıklı güven’’ ilişkisidir. Korunan ikinci hukuki değer, ‘’alacak hakkı’’dır. Üçüncü olarak ise doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından iflas ile tarihi süreçte meydana gelmiş olan ekonomik ve toplumsal zararlar değerlendirildiğinde ‘’milli ekonomi’’dir.

  • Fiil

Hileli İflas kullanma suçunun fiil unsurunu malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflar oluşturmaktadır. Hileli iflastan söz edilebilmesi için failin malvarlığını eksiltmeye yönelik tasarrufta bulunması gerekir. Failin zor durumdan, iflas durumundan kurtulmak için yaptığı tasarruflar bu kapsamda değerlendirilmeyecektir. Aynı zamanda failin malvarlığını eksiltmeye yönelik yaptığı hareketlerin de hileli olması gerekir. Madde metninde hangi eylemlerin hileli iflas oluşturacak davranışlar olduğunu belirtmiştik. Daha detaylıca inceleyecek olursak:

  • Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması;

Buradaki mallar iflas masasını oluşturan mallardır. Bent düzenlemesinin kendi içerisinde de malın kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olması şeklinde seçimlik hareketler belirlenmiştir. Madde metninde bu hususlara yer verilmek suretiyle alacaklının korunması amaçlanmıştır.

  • Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi;

Burada failin hareketi, ticari defter, kayıt ve belgelerin gizlenmesi ve yok edilmesidir. Yalnız bunların yapılması başlı başına hileli iflas suçunu oluşturmaz. Bu hareketlerin malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla yapılmış olması da gerekir.

  • Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi;

Bu bentte gözetilen husus, aslında iflas masasının böyle bir borcu yoktur. Ancak muvazaa yöntemiyle böyle bir borç ilişkisi carmış gibi borçların artmasına yol açacak nitelikte belge düzenlenmekte ve böylece suç faili yapay olarak borcunu artırmaktadır.

  • Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimi ile aktifin olduğundan az gösterilmesi

Gerçeğe aykırı belge düzenleyerek, borcun olduğundan daha az gösterilmesi de, hileli iflas suçunda hileli hareket sayılmıştır. Ancak her türlü sahtecilikle bu suçun gerçeklemesi mümkün değildir. Sahtecilik gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarından veya sahte bilanço tanziminden kaynaklanmalıdır.

  • Manevi Unsuru

Ceza hukukunda manevi unsur, işlenen fiil ile fail arasındaki bağı ifade eder dolayısıyla suçu kasıtla mı taksirle mi işlendiğini belirtir. Hileli iflas suçu kasten işlenebilen bir suç olup taksirle işlenmesi mümkün değildir. Ancak taksirli iflas suçu m.162’de ayrıca düzenlenmiştir.

  • Hileli İflas Suçunun Taksirli Hali (TCK m.162)

İflasa ilişkin yaptığımız tüm açıklamalar bu suç için de geçerlidir. Taksirli iflas suçu TCK m.162’de düzenlenmiştir. Şöyle ki;

[vc_row][vc_column][vc_column_text] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_message message_box_style=”outline” message_box_color=”blue” icon_fontawesome=”fas fa-balance-scale”]

Madde 162 – Taksirle İflas

Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

[/vc_message]

Taksirli iflas suçunun fiil unsuru, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet vermektir. Somut olayda failin gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği konusunda işinde uzman, ticaret icra iflas ve ceza hukuku sahasında üç kişilik bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması gerekir.

Failin fiili her somut olayda objektif ölçülere göre değerlendirilecektir. Yani o faaliyet alanında iş yapmakta olan bir kimsenin, işini bilir ve güvenli bir şekilde davranması durumunda nasıl makul bir davranışta bulunacak ise failden de bu davranış beklenecektir. Bu suç, isminden de anlaşıldığı üzere yalnızca taksirle işlenebilir. Kasıtlı hali 161. maddede düzenlenen ‘’Hileli İflas’’ suçunu oluşturur. TCK m.35’te suça teşebbüs kurumu düzenlenirken kişinin ‘’işlemeyi kastettiği’’ bir suçtan bahsedilmesi nedeniyle, bu suça teşebbüs mümkün değildir. Aynı zamanda bu suça iştirak de mümkün değildir Herkes kendi kusurundan sorumludur.

Son olarak; bu suç 167. maddenin 2. fıkrasındaki hal hariç resen takibi gereken suçlardan olup asliye ceza mahkemesinin görevi kapsamındadır.

  • Nitelikli Unsurlar

Suçun temel şekline ilave edilen ve cezanın artırılmasını veya indirilmesini gerektiren hallere, suçun nitelikli halleri denilmektedir. Böyle durumlarda kanunda belirtilen suçun basit halinin yanında ek bir hareket, bir unsur ortaya çıkacaktır. Hileli iflas suçuna ilişkin maddede herhangi bir ağırlaşmış veya hafifleşmiş nitelikli hale yer verilmemiştir. Ancak daha önce de bahsettiğimiz gibi, Malvarlığına Karşı Suçlar Kısmının ortak hükümlerinden biri olan 167. madde burada da uygulama alanı bulacaktır. Şöyle ki;

[vc_row][vc_column][vc_column_text] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_message message_box_style=”outline” message_box_color=”blue” icon_fontawesome=”fas fa-balance-scale”]

Madde 167

1. Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların

a. Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b. Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,

c. Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

2. Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.

[/vc_message]

Suçun, 167’nci maddenin 1. fıkrasında sayılan kişilerin zararına işlenmesi halinde faile ceza verilmez. 2. fıkradaki kişilerin zararına işlenmesi halinde ise takibi şikayete bağlı olarak ceza yarı oranında indirilerek tayin olunacaktır.

Hileli İflas Suçunun Cezası Nedir?

  • Hileli İflas Suçunun Temel Halinin Cezası

Hileli İflas suçunun yaptırımı, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır. Hapis cezasının yanında 53’üncü madde uyarınca hak yoksunlukları da uygulanacaktır. Ayrıca Hileli İflas suçunun oluşması için istenilen amacın gerçekleşmesi yani alacaklı veya alacaklıların zarar görmüş olması koşulu yoktur. Amaç gerçekleşmiş ise bu husus 61’inci madde uyarınca cezanın bireyselleştirilmesinde, temel cezanın tayininde nazara alınabilir.

  • Hileli İflas Suçunun Ağırlaşmış Halinin Cezası

Hileli iflas suçunun TCK’da düzenlenen herhangi bir ağırlaştırma nedeni olan nitelikli hali bulunmamaktadır.

  • İndirim Halleri

Daha önce de bahsettiğimiz üzere; bu suçun 167. maddenin 1. fıkrasında belirtilen kişilere karşı işlenmesi bir cezasızlık sebebidir. Yani fail bu kişilere karşı söz konusu suçu işlerse kendisine herhangi bir ceza verilmez.

Bunun yanında yine daha önce değindiğimiz üzere; bu suçun 167. maddenin 2. fıkrasında belirtilen kişilere karşı işlenmesi durumunda ise, faile verilecek ceza yarı oranında indirilerek tayin olunacaktır.

Bunun yanı sıra bazı hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı halinde cezasızlığa hükmolunabilir ya da TCK m. 62’de düzenlenen hakimin takdiri indirim uygulaması ile cezada indirime gidilebilmektedir. Failin kusurluluğunu etkileyen haller aşağıdaki gibidir.

  • Hukuka aykırı fakat bağlayıcı bir emrin yerine getirilmesi
  • Cebir ve tehdit dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi
  • Yaş küçüklüğü, sağır ve dilsizlik
  • Akıl hastalığı
  • Geçici nedenler, alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olma

Son olarak bu suçta mağdurun rızası, bir hukuka uygunluk sebebidir. Hileli hareketlerin mağdurun bilgisi ve rızası dahilinde yapılmış olması halinde bu suç oluşmaz.

Suçun Özel Görünüşleri

  • Teşebbüs

TCK 35. maddesi teşebbüsü, kişinin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması hali olarak düzenlemiştir. Suça teşebbüste fail suçu tamamlamak amacıyla hareket etmesine rağmen, elinde olmayan nedenlerden dolayı bunu gerçekleştirememektedir. Bu durumda ise kişiye tamamlanmış suça oranla daha az bir ceza verilmektedir.

Daha önce belirttiğimiz gibi; hileli iflas suçu sırf hareket suçudur. Yani suçun oluşması için alacaklı veya alacaklıların zarar görmüş olması zorunlu değildir. Bu nedenle fail, hileli iflas sayılan hareketlerden birisini yapmaya başladıktan sonra iradesi dışında suçun tamamlanamamış olması halinde suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır.

  • İştirak

TCK 37. madde gereği iştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesidir. Yine madde metninden anlaşılacağı üzere iştirak kurumunun oluşması için ortada bir suç işleme kararı ve fikir ve eylem birliği olması gerekmektedir.

İcra İflas Kanununun 311’inci maddesinde yer alan özel iştirak hükümleri 5237 sayılı TCK’nın 161. maddesinde yer almadığından bu suçla ilgili olarak iştirake ilişkin genel hükümler uygulanacaktır. Suça azmettiren ya da işlendiği sırada yardım eden kişiler kanundaki durumlar gözetilerek cezalandırılırlar. Suçun birlikte işlenmesi halinde ise TCK 37’inci maddesi uyarınca cezalandırma söz konusu olur.

  • İçtimai (Birleşme)

Suçların içtimai, bir kişinin birden fazla ceza kanunu hükmünü ihlal etmesi ve bu sebepten de birden fazla suçtan sorumluluk doğması halinde oluşacaktır. Suçların içtimai kurumu ceza sorumluluğunun sınırlarını daraltıcı niteliktedir. İçtimai hükümlerine göre kişinin bir veya birden çok fiille, ceza kanununun aynı hükmünü veya farklı hükümlerini bir veya birden çok ihlal etmesi, dolayısıyla ile failin birden çok suçtan değil tek bir suça göre cezalandırılmasıdır. TCK’nun 44. maddesi fikri içtimai ise şöyle anlatmaktadır: ‘’ İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşumuna sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçlardan dolayı cezalandırılır.’’

İçtima kurumlarından olan zincirleme suç kavramı da TCK m.43’te düzenlenmektedir. Buna göre; bir kimseye karşı bir şeyi yapması ve yapmaması ya da bir şeyi yapmasına müsaade etmesi için kullanılan fiziki gücün aynı mağdura karşı değişik zamanlarda, birden fazla kez kullanılması halinde TCK m.43/1 gereği zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Fail, aynı saikle TCK m. 161’de öngörülen hareketi, birden fazla kişiye karşı tek bir eylemle işlemesi halinde yine TCK m.43/2 gereği zincirleme suç hükümlerinden cezalandırılacaktır.

Hileli iflas suçunun belgede sahtecilik suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda 212’nci madde uyarınca hem bu suçtan hem de sahtecilikten ceza tayin edilecektir. Hileli iflas suçu dolandırıcılığın özel bir şekli olduğundan dolandırıcılıktan ayrıca ceza tayin edilmeyecektir.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

  • Adli Para Cezası

Yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Kanunda Hileli İflas suçunun cezası olarak üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası düzenlenmiştir. Ancak herhangi adli para cezasına hükmedilmesi konusunda bir kanunda bir cümle yoktur. Bundan sebeple hileli iflas suçu işlendiğinde adli para cezasına hükmedilmesinin olanağı yoktur.

  • Erteleme Kararı

Mahkemece yargılanan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiş ve kişi hakkında hapis cezasına hükmedilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından kişiye verilen hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır.

Şartların oluşması bu suç açısından mümkün olmadığı için hileli iflas suçunun cezasının ertelenmesi de mümkün değildir.

  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Sanık hakkında belirlenen cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur.

Kanunda belirtilen şartların bu suç nezdinde gerçekleşme olanağı bulunmadığı için fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir.

Hileli İflas Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

  • Hileli İflas Suçunda Soruşturma Aşaması

Hileli İflas suçunun soruşturulması kural olarak re’sen yürütülür. Yani Hileli İflas suçu için kural olarak soruşturma açılması ve yürütülmesi için mağdurun herhangi bir şikayette bulunmasına gerek yoktur. Savcılığa, polise veya jandarmaya ihbarda bulunması yeterlidir. Yalnızca bunun istisnası 167. maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir.

Savcılık tarafından soruşturma başlatıldıktan sonra işlendiği iddia edilen suça dair deliller toplanmaya başlayacaktır. Eğer savcı, yeterli delilin var olduğuna kanaat getirirse iddianame düzenleyecektir. Aksi halde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verecektir; halk arasında buna takipsizlik kararı da denilmektedir. Savcının iddianame düzenleyebilmesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphe söz konusu olmalıdır. Böyle bir yeterli şüphe şartının şart koşulmasının nedeni, yargının iş yükünün gereksiz davalarla artırılmaması ve insanların gereksiz yere yargılanmamasıdır.

Bir kez daha belirtmek gerekir ki, TCK m.161’e göre Hileli İflas suçunun soruşturulması ve kovuşturulması re’sen yürütülür.

  • Hileli İflas Suçunda Kovuşturma Aşaması

Kovuşturma aşamasında; suç üzerine soruşturma aşaması tamamlanmış artık bir ceza mahkemesinde dava açılmış demektir. Kovuşturma aşamasında; yargılama makamı, savcılık makamı, savunma makamının işbirliği söz konusudur. Savcının düzenlediği iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kovuşturma aşamasına geçilmiştir. Kovuşturma aşamasında ceza mahkemeleri görevli olacaktır. Kovuşturma evresi son evredir ve kovuşturma aşamasının sonunda faile verilecek olan cezaya hükmedilecektir.

Hileli İflas Suçunda Gözaltı ve Tutukluluk Hali

Gözaltı kararı savcının kararı ile şüphelinin polis ya da jandarma tarafından özgürlüğünün geçici bir süreliğine sınırlanmasını sağlayan karardır. Gözaltına alma karar için hakim kararı aranmamaktadır. Gözaltı kişinin özgürlüğünün sınırlandığı anda başlamaktadır. Dolayısıyla aslında şüphelinin yakalandığı anda gözaltı süresi başlamaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun  91.maddesinde gözaltına ilişkin düzenlemeler mevcuttur. İlgili maddeye göre gözaltı süresi yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan bu düzenlemeye göre Hileli İflas suçunda Cumhuriyet Savcısının vereceği kararla şüpheli gözaltına alınabilecektir.

Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK 102 uyarınca en fazla 2 yıldırı. Zorunlu hallerde 3 yıl daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yollarında geçen süreler dahil değildir. Tutuklama kararı Ceza Muhakemesi Kanununda en ağır koruma tedbiri olarak düzenlenmiştir. Tutuklama kararı da gözaltı kararı gibi geçici bir koruma tedbiridir. CMK’nın 100. Maddesinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, soruşturma ya da kovuşturma evresinde şüpheli veya sanık için tutuklama kararı verilebilir. Ancak verilecek olan tutuklama kararı verilmesi beklenen ceza ve işin önemi ile ölçülü olmalıdır.

Ceza yargılamasında aslolan sanık ya da şüphelinin tutuksuz bir biçimde soruşturma ya da kovuşturmasına devam edilmesidir. Dolayısıyla tutuklama hali her zaman bir istisnai nitelikte olan koruma tedbiridir Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Buradan hareketle, Hileli İflas suçu sadece adli para cezasını gerektirmediğinden ve hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olduğu için bu suç hakkında tutuklama kararı verilebilir.

Şikayet (İhbar) Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

  • Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi kural Hileli İflas suçu şikayete tabi değildir yani re’sen soruşturulur ve kovuşturulur. Yani sizin savcılığa, polis veya jandarmaya yaptığınız ihbar sonucu bu suç soruşturulur. Bu ihbarda bulunmak için ise herhangi bir süreyle sınırlı değilsiniz. Yani istediğiniz zaman ihbarda bulunabilirsiniz.

Ancak, daha önce de belirttiğimiz üzere; 167. maddenin 2. fıkrasında belirtilen kişilere karşı bu suçun işlenmesi durumunda mağdurun şikayeti aranır. Bu şikayet süresi ise suçun işlendiği ve mağdurun failin kimliğini öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır. Hileli İflas suçu için dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Taksirli iflas suçunun zamanaşımı süresi ise 8 yıldır.

  • Hileli İflas Suçunda Uzlaşma

Ceza hukukunda uzlaşma Ceza Muhakemesi Kanunun 253. ve 254. Maddelerinde düzenlenmiştir ve suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Uzlaştırma müzakereleri ve uzlaşma anlaşması, şartları varsa hem soruşturma aşamasında hem de kovuşturma aşamasında yapılabilir.

Ancak Hileli İflas suçuna, uzlaşma kapsamında yer verilmemiştir. Bu nedenle fail Hileli İflas suçunu işlediği takdirde uzlaşma isteminde bulunamaz.

  • Etkin Pişmanlık

Bu suç tipinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Etkin pişmanlık Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş bir kişisel cezasızlık ya da ceza da indirime sebep olan kurumdur. Etkin pişmanlık hükümleri, Türk Ceza Kanunu’nda her suç tipi için düzenlenmemiştir. Kimi suç tipleri için öngörülen etkin pişmanlık hükümleri, kanunilik ilkesi gereğince yalnızca düzenlenmiş olduğu suç tipleri bakımından uygulanabilecek bir hukuki müessesidir.

Hileli iflas suçunu hükme bağlayan 161. maddede herhangi bir etkin pişmanlık durumuna yer verilmemesine rağmen; Malvarlığına Karşı Suçlar bölümünün ortak hükümlerinden olan 168. maddede bu bölümdeki bazı suçların etkin pişmanlık halleri düzenlenmiştir. Şöyle ki;

Madde 168

  • Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
  • Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
  • Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
  • Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
  • Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.’’

Madde hükmünde değinilen durumlardan hareketle; hileli iflas suçunu işleyen failin, kovuşturma başlamadan önce yani henüz kamu davası açılmadan önce bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararın tamamını gidermesi sonucunda cezada indirime gidilir.

Eğer kamu davası açıldıktan sonra yani kovuşturma aşamasına geçildikten sonra fail pişmanlık gösterirse ceza yine indirilmekle birlikte diğer duruma göre daha az indirilir. Bunlara ek olarak; fail mağdurun zararının tamamını değil de bir kısmını giderirse, failin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için mağdurun burada rıza göstermesi gerekir. Eğer mağdur bu durumda rıza göstermezse failin cezası indirilmez.

Burada değinilmesi gereken önemli bir husus vardır: Şayet yukarıdaki etkin pişmanlık hallerinin gerçekleştirilmesi sonucunda failin cezası indirilirse ve bu ceza, erteleme ve hagb kurumlarının şartlarını sağlayacak düzeyde yani 2 yıl ve altında kalırsa fail bu durumda cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılması durumlarından yararlanabilir.

  • Hileli İflas Suçunda Görevli Mahkeme

Hileli iflas suçu; 5235 sayılı Kanunun 12’nci maddesinde, ‘’Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi’’ başlığı altında düzenlenen bir suç tipi olduğundan dolayı, bu suç işlendiği takdirde görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.

Hileli İflas Suçu Örnek Yargıtay Kararları

Yargıtay 11. CD’nin 12.05.2009 tarihli, 2008/21942 Esas, 2009/6202 Karar

  • Hileli İflas Suçu
  • TCK 161-162. Madde

Hükme esas alınan ilamda davaya konu taşınmazın ‘alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla satıldığının’ ve mahkemece de müflis S… A.Ş’ye ait taşınmazın belirtilen biçimde elden çıkarılıp şirket borçlarının ödenmesinde kullanılmasının önlendiğinin kabulü karşısında; sanıkların eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı (ESKİ) TCK’nın 506. maddesinde tanımlanan ‘’hileli iflas’’ suçunu oluşturabileceği…


Yargıtay 11. CD’nin 25.03.2008 tarihli, 2008/352 Esas, 2008/1731 Karar

  • Hileli İflas Suçu
  • TCK 161-162. Madde

Hileli iflas suçunda suçun objektif cezalandırılabilme koşulu ticaret mahkemesince iflas kararı verilmesi olup suçun maddi unsurunu oluşturan hareketlerin iflas kararının verilmesinden önce yapılması halinde suç tarihi iflas kararının kesinleşme tarihi olduğundan; olayda, 765 sayılı (ESKİ) TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, gerçekleşmediği gözetilmeden suç tarihinin iflas davasının açıldığı 12.10.1999 günü olduğu kabul edilerek kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi…


Yargıtay 8. CD’nin 20.12.2017 tarihli, 2017/5952 Esas, 2017/14624 Karar

  • Hileli İflas Suçu
  • TCK 161-162. Madde

Türk Ticaret Kanununun 66 ve devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı TCK’nın 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi karşısında; öncelikle sanıklardan özellikle şirkete ait ticari defter ve belgelerin tutulup tutulmadığı, tutuldu ise muhsebeci, şirket merkez vs nerede olduğunun sorulması, savunma içeriğine göre defter ve belgelerin temininin sağlanmasına, ayrıca ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının noter tarafından yapılması gerekmekte olup, şirketin merkezinde bulunan noterlerden şirkete ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılıp yapılmadığının, dolayısıyla şirketin en başından itibaren ticari defterlere sahip olmadığının ve sanıkların savunmalarının içeriğinin doğru olup olmadığının tespiti açısından sanıkların şirketin kuruluş ve işleyişindeki durumları ilgili ticaret sicil memurluğu ve vergi dairesinden usulünce araştırılıp, tüm delil ve belgeler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku Öğretim Üyesi ile Mali Müşavirden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK’nun 161, 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, alacaklıları zarara uğratma amacına yönelik eylem olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, ayrıca sanıkların şirket faaliyetleri sırasında mağdur ve katılanlara verdikleri belgeler üzerinde yazı ve imzalarının olup olmadığının gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespiti, katılanlardan şirket faaliyetlerinde kim veya kimlerle muhatap olduklarının sorulması, bildirilmesi halinde tanık dinlenilmesinden sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini gerekirken yazılı şekilde beraatlarına hükmedilmesi…


Yargıtay 23. CD’nin 13.10.2016 tarihli, 2016/11664 Esas, 2016/8801 Karar

  • Hileli İflas Suçu
  • TCK 161-162. Madde

Sanıkların, temsile yetkili oldukları C.. Yapı Mim. Müh. İnşaat San ve Tic Ltd şirketinin 23/12/2008 tarihinde Erzurum 3. Asliye Hukuk(Ticaret) Mahkemesi tarafından iflasına karar verildiği, sanıkların şirket adına kayıtlı aracı yakınına ve ayrıca şirkete ait stoklardaki malları da başkan ve yardımcısı oldukları Nenehatun isimli kooperatife satmak suretiyle hileli iflas suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda,

Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanıklara ait şirketin muhasebe kayıt ve defterleri ile gerekli belgeleri üzerinde Ticaret, İcra İflas ve Ceza Hukuku alanında öğretim görevlilerinden oluşan uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracıyla inceleme yaptırılarak; TCK’nun 161, 162 maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan, konusunda uzman olmayan bilirkişi heyetinden alınan mevcut bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi…


Hileli İflas Suçu Örnek Şikayet (İhbar) Dilekçesi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına

Şikayet Eden : Adı ve Soyadı (T.C. Kimlik No) – Adres

Vekili             : Av. Umur YILDIRIM Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No: 2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat: 4 Daire: 7, 06530 Çankaya/ANKARA

Şüpheli         : Adı ve Soyadı (T.C. Kimlik No) – Adres

SUÇ               : Şüpheli …’nın 5237 sayılı TCK’nun madde 161 ‘’Hileli İflas’’ suçundan ve şüpheli hakkında tarafınızca da tespit edilecek diğer suçlardan cezalandırılması.

KONU        : Şüpheli …’nın; yönetici olduğu … A.Ş. hakkında Ankara … Ticaret Mahkemesince verilen …/…/…. tarihli iflas kararından yaklaşık 1 ay sonra, müşteki müvekkilimi zarara uğratmak amacıyla, şirket adına tapuya kayıtlı … Parsel/No’lu taşınmazın satışını hileli bir şekilde yapması nedeniyle, TCK m.161 ‘’Hileli İflas’’ suçundan dolayı cezalandırılması.

Açıklamalar  :

  • Şüpheli …’nın yöneticisi olduğu … A.Ş. hakkında Ankara … Ticaret Mahkemesince …/…/…. tarihinde iflas kararı verilmiştir.
  • Aynı zamanda … A.Ş.’nin müvekkilim …’ya 2019 yılının Temmuz ayından kalma 2.000.000 TL borcu bulunmaktadır.
  • Söz konusu … A.Ş.’nin taşınmaz alım-satım işlerinden sorumlu yöneticisi olan şüpheli … bu iflas kararından yaklaşık 1 ay sonra, müvekkilimin alacağı olan 2.000.000 TL’yi alamaması adına ve müvekkilimi zarara uğratmak amacıyla, şirket adına tapuya kayıtlı … Parsel/No’lu taşınmazı ederinden çok daha düşük bir fiyata … adlı kişiye satmıştır.
  • Bu hileli tasarrufun sebebi olarak; şüpheli …’nın müvekkilim … ile aralarında, hala devam eden bir ceza davası sebebiyle bulunan bir husumetlerinin olması izahtan vareste bir husustur.
  • Söz konusu satış işleminin, müvekkilimi zarara uğratmak adına hileli bir şekilde yapıldığı aşikardır.

Deliller           :

  • Tapuda yapılan satış işleminin bir örneği,
  • Müvekkilim ile şüpheli …’nın husumetinin kaynağı olan ceza dosyası,
  • Ankara … Ticaret Mahkemesi tarafından verilen İflas Kararı
  • Ve Sair Tüm Deliller

Hukuki Nedenler: 5237 sayılı TCK ve ilgili tüm sair mevzuat.

Sonuç ve İstem    : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle;

  • Şüpheli …’nın TCK m.161 ‘’Hileli İflas’’ suçunun işlenmesinden ve resen değerlendirilecek nedenlerle, şüpheli hakkında ilgili sevk maddeleri nedeniyle kamu davası açılmasına ve yargılama sonunda cezalandırılmasına karar verilmesini, saygıyla arz ve talep ederiz. …/…/….

                 Şikayet Eden Vekili

                Av. Umur YILDIRIM

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık