Sahte Fatura Kullanma Suçu ve Cezası (Naylon Fatura)

Sahte Fatura Kullanma Suçu ve Cezası (Naylon Fatura)

sahte fatura

Sahte fatura diğer adıyla naylon fatura 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda Üçüncü Bölüm’de Suçlar ve Cezaları kısmında Kaçakçılık Suçları ve Cezaları başlığı altında 359. Maddenin b fıkrasında düzenlenmiştir. Yasaya göre madde hükmü şu şekildedir: “Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir. Naylon faturalar aşağıdaki iki şekilden biriyle düzenlenebilir:

  • Sahte fatura tamamen gerçek dışı olarak düzenlenir,
  • Sahte faturada gerçek dışı bilgiler yazılır (Örneğin ürün miktarı veya bedeli).

Sahte fatura ya da halk diliyle “naylon fatura” genel olarak bütün vergi sistemlerinin en önemli sorunlarından biridir. Sahte faturanın yaygınlaşması mali, sosyal ve ekonomik önemli olumsuzluklara neden olmaktadır. Ekonomik hayatta vergiyi doğuran olayla ilgili olarak düzenlenen en önemli belgelerden olan faturanın sahte düzenlenmesi veya sahte faturanın kullanımıyla etkin mücadele hala önemini korumaktadır. Bu nedenle naylon fatura düzenleme veya kullanma fiilinin VUK M. 359/b kapsamında suç sayılmıştır. Vergi ödeme yükümlülüğü; vatandaşların yasal yükümlülüklerinden biri olup devletin kamu hizmeti sunmasına katkı sağlamaktadır. Ancak kişiler daha az vergi ödemek için sahte fatura düzenleyerek bu yükümlülükten kaçınmaktadır. Ülkenin ekonomisine yönelik olarak işlenen bu suç Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiştir. Maddeye göre bu suçu işleyen kişilerin 3 ila 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

sahte fatura kullanma sucu
sahte fatura kullanma sucu

Sahte Fatura Nedir?

Sahte fatura; tamamı veya belli bir kısmı gerçeğe aykırı olarak düzenlenen faturalardır. Kural olarak faturaların içermesi gereken bazı unsurlar bulunmaktadır ancak bu unsurların faturaya yazılmaması halinde sahte fatura oluşmuş sayılır. Ayrıca sahte olarak hazırlanan faturanın kullanılması ile Vergi Usul Kanunu’nda yer alan suç oluşmuş sayılır. Kullanma işlemi vergilendirme işlemleri sırasında kullanılmış sayılır. Vergi tahakkuku; tebliğ edilen bir verginin ödeme aşamasına gelmesi olup, genellikle kesinleşmesiyle aynı anda gerçekleşir. Ancak verginin tahakkuk etmesi her zaman verginin kesinleşmiş olduğunu göstermemektedir. Kişiler de sahte yani naylon fatura düzenleyerek vergi tahakkukunun düşük çıkmasını sağlamaya çalışırlar. Yani ödeyecekleri vergiyi az göstererek elde ettikleri karı gizleme amacı taşırlar. Sahte faturayı kullanan kişinin illa bu faturayı hazırlamış olması gerekmez. Bir başkasının hazırladığı faturanın da kullanılması ile bu suç oluşabilir.

VUK M. 359 kapsamında sahte belge fiilinin maddi konusu VUK M. 229-240 arasında düzenlenen mal veya hizmet alım-satımına dair belgelerdir. Bu bağlamda vergi kaybına neden olan ve vergi kaçakçılığı kapsamında başvurulan araçlardan biri de olan sahte faturanın, tanımına VUK’ ta yer verilmese de (VUK ta sahte faturaya dair ayrı bir hüküm konulmadığından) VUK M. 359/b hükmü faturaya da uygulanmalıdır. Zira söz konusu maddede vergi kanunlarınca zorunlu tutulan belgeler suçun maddi konusu olarak düzenlenmiş olup, fatura da VUK gereği zorunlu tutulan belgeler arasında yer almaktadır. Bu nedenle de sahte fatura, VUK M. 359/b’ de tanımlanan sahte belgenin özel bir görünümünü teşkil etmektedir.

Sahte Fatura Kullanma Suçu Şartları

Sahte fatura kullanma suçu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen, sahte olarak düzenlenen bir faturanın kullanılması suretiyle işlenen bir suçtur. Kişiler bilerek ve isteyerek sahte olarak düzenlenen faturayı kullanıyorsa bu suçu işlemiş sayılırlar. Yani suç kasten işlenebilen bir suçtur. Ayrıca fatura bile isteye düzenlenmeli ve az vergi ödemek gibi amaçlar içermelidir. Sahte fatura kullanma suçunun oluşması için kullanan kişilerin o faturayı düzenlemesine gerek olmadığı gibi faturayı kullandıktan sonra ortaya bir vergi ziyaı çıkmasına da gerek yoktur.

Naylon fatura düzenleme veya kullanma suçunun vücut bulabilmesi için sahte faturanın gerçek bir faturanın sahip olması gereken zorunlu unsurlarına sahip olması şarttır. Sahte de olsa usulüne uygun bir şekilde düzenlenmeyen fatura hiç düzenlenmemiş kabul edildiğinden sahtecilik suçu da oluşmaz. Örneğin, bir sahte faturada satılan malın cinsi ve miktarı yazılı değilse fatura hiç düzenlenmemiş gibi hüküm doğuracağından sahtecilik suçunun unsurları da oluşmaz. Sahte bir faturanın sahte fatura düzenleme veya kullanma suçuna neden olabilmesi için şu zorunlu unsurlara sahip olması gerekir (VUK m.230):

  1. Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası,
  2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası,
  3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası,
  4. Malın veya işin nev’i, miktarı, fiyatı ve tutarı,
  5. Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası.

Bir fatura sahte olarak düzenlense bile, faturada yukarıdaki zorunlu unsurların mevcut bulunması gerekir. Aksi takdirde fail sahte fatura düzenleme veya kullanma suçu nedeniyle cezalandırılamaz.

Suçun faili; sahte faturayı kullanan kişi olup bu faturayı hazırlayan kişi olmasına gerek yoktur. Ancak ceza her ne kadar sahte faturayı kullanan kişiye verilse de bu durumun bir istisnası bulunmaktadır. Örneğin velayet/vesayet altındaki kişiler ya da kendileri için kayyım atanmış kişiler sahte fatura kullandıklarında kendilerine ceza verilmez. Tüzel kişiler için de tüzel kişilik altında fiili işleyen gerçek kişi cezalandırılmaktadır. Çünkü tüzel kişiliklere örneğin belediyeye ya da şirketlere doğrudan hapis cezası verilememektedir. Kanun kapsamında suç hakkında iştirak hükümlerinin uygulanması da mümkündür.

Sahte Fatura Kullanma Suçunun Cezası

Sahte fatura kullanma suçu; Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen vergi kaçakçılığı suçunun bir türüdür. Vergi kaçakçılığı suçu çeşitli şekillerde işlenebilir. Örneğin yasal olmayan defter tutmak ya da vergi incelemesinde belgeleri usulüne göre tebliğ etmemek gibi suçlar vergi kaçakçılığı suçunu oluşturur. Sahte fatura yani naylon fatura düzenlemek ve kullanmak da vergi kaçakçılığı suçunu oluşturmaktadır. Yani kişiye naylon fatura kullandığından değil vergi kaçakçılığı yaptığından ceza verilir.

  • Sahte fatura düzenleme veya kullanma suçunun cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır. (VUK 359/b. madde)
  • Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Naylon fatura kullanmak yani naylon fatura kullanmanın cezası 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiştir. bu suçun cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır. Cezanın üst sınırı 10 yılın altında hapis cezası olduğu için de görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Sahte fatura kullanmak çeşitli amaçlarla yapılır ve bu amaçların asıl sebebi vergi kaçırmaktır. Suç kasten işlenebilen bir suçtur. Sahte fatura kullanma suçu aynı takvim yılı içinde birden çok kez işlenmişse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. Maddesine göre zincirleme hükümleri uygulanır ve verilecek ceza 1/4’ünden 3/4’üne kadar arttırılır.

sahte fatura kullanma sucu cezasi
sahte fatura kullanma sucu cezasi

Sahte Fatura Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na 371. Maddesinde vergi suçlarında etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir. Yasaya göre 371/1. Madde hükmü şu şekildedir: “Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.”  Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için kişinin haber verdiği tarihten önce başka bir kişinin ihbarda bulunmamış olması gerekmektedir.

Bunun dışında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için kişi hakkında kaçakçılık suçu işlediğinin tespiti yapılmamış olmalıdır. Yapılacak indirim soruşturma ve kovuşturma evrelerinde farklılık göstermektedir. Soruşturma evresinde kişinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması verginin ve faizinin ödenmesi ile, kovuşturma evresinde kişinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması da hüküm verilene kadar yine aynı verginin ve faizlerinin ödenmesi ile sağlanır. Soruşturma evresinde kişiye verilecek hapis cezası yarıya indirilirken kovuşturma evresinde 1/3 oranında indirim yapılır. Suç kapsamında iştirak varsa bu kişilere de verilecek cezanın yarısı indirilir.

Sahte Fatura Kullanma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme; bir davaya bakmakla görevlendirilen mahkeme olup, davanın görülmesi için de bir şart teşkil etmektedir. Eğer bir suç ceza kanununda özel bir düzenleme ile yer almadıysa suç için görevli mahkeme farklı şekilde tespit edilir. Şöyle ki Vergi Usul Kanunu’nda belirlenen suçun cezasının üst sınırına göre hangi mahkemede görüleceği belirlenir. 5235 sayılı kanuna göre; 10 yıl ve daha az hapis cezasına hükmedilen suçların davalarına asliye ceza mahkemelerinde bakılır. Eğer öngörülen ceza 10 yıl ve üzerinde ise bu davaya ağır ceza mahkemelerinde bakılır.

VUK’ ta vergi kaçakçılığı suçu kapsamında sahte fatura düzenleme veya kullanma fiilin nedeniyle uygulanacak olan cezanın üst sınırı beş yıl olarak öngörülmüştür. Bu nedenle söz konusu fiil nedeniyle isnat edilen suç bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Dolayısıyla asliye mahkemesi tarafından iddianamenin kabulüyle bahse konu vergi kaçakçılığı suçu isnadı nedeniyle fail hakkında kovuşturma aşamasına da geçilmiş olur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda bu suç için öngörülen ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu nedenle sahte fatura yani naylon fatura kullanma suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise vergi dairesinin bulunduğu yerdeki yer mahkemesidir. Suçun Vergi Usul Kanunu’nda görülmesi, vergi dairelerinin verdiği kararların ceza mahkemelerinde bağlayıcı olacağı anlamına gelmemektedir. Buna benzer şekilde ceza mahkemelerinde verilen kararlar da vergi daireleri için bağlayıcı olmayacaktır.

Sahte Fatura Kullanma Suçunda Zamanaşımı

Zamanaşımı kişilere tanınan hakların ya da ceza hukukunda hükmedilen yaptırımların (cezaların) kanunda belirtilen sürelerinin aşılmasıdır. Dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı olarak ayrılan bu husus bu durum sahte fatura kullanma suçunda da mevcuttur. Dava zamanaşımı süresi; suçun işlendiği tarihten itibaren başlayarak davanın açılması gereken tarihe kadar devam eder. Yani dava zamanaşımı süresi dolduğu takdirde artık o suç için dava açılamaz. Sahte fatura kullanma suçunda dava zamanaşımı süresi de 15 yıl olarak belirlenmiştir.

VUK M. 359/b de seçimlik hareketli suç olarak düzenlendiğinden, aynı takvim yılında birden fazla sahte faturanın düzenlenmesi veya kullanılması halinde son hareketin yapıldığı tarih itibariyle zamanaşımı işlemeye başlar. Bu nedenle sahte fatura düzenleme iddiasında, suç tarihi düzenlenen son fatura tarihi olduğundan, dava zamanaşımının belirlenmesi açısından bahse konu husususun göz önünde bulundurulmalıdır. Sahte fatura kullanma halinde ise, suç faturanın en son kullanım anı suç tarihi olarak kabul edilir ve zaman aşımı süresi işleme başlar. Sahte fatura düzenleme nedeniyle meydana gelen vergi kaçakçılığı suçunda suçun işlenme tarihi düzenlenen son fatura tarihi olduğundan dava zaman aşımı açısından son fatura tarihinin belirlenmesi önem taşımaktadır.

TCK’ de beş yıldan fazla olmayan hapis veya adlî para cezası gerektiren suçlarda, dava zamanaşımı sekiz yıl olarak düzenlenmiştir.1096 Bu bağlamda VUK M. 359/b kapsamında sahte fatura düzenleme veya kullanma nedeniyle suç isnadında üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünden, asli dava zamanaşımı sekiz (8) yıl (TCK M. 66/1-e), kesintili dava zamanaşımı süresi ise oniki yıldır (TCK M. 67/4). Konuyla ilgili olarak Yargıtay, zaman aşımının yargılamaya engel olduğundan, yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde mahkeme ya da Yargıtay tarafından re’ sen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle sahte fatura düzenlemek nedeniyle suç isnadında suç tarihi faturanın düzenlenme tarihi olduğu, yerel mahkemece verilen direnme kararına konu hükmün dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine dair karar vermiştir. Diğer bir kararda da, sahte fatura düzenleme nedeniyle suçun yasada gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırı itibarıyla tabi olduğu dava zaman aşımı suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğinden, kamu davasının düşürülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sahte Fatura Suçu İspatı

Faturanın sahteliğinin tespiti halinde, ilgililer hakkında idari ve adli yönden işlem yapılması gerekmektedir. Ancak isnat edilen fiil nedeniyle yaptırım uygulanabilmesi için de olayın gerçekliğinin tespiti gerekmektedir. Türk vergi sisteminde beyan esasının (elde edilen gelir ya da kazancın mükellef tarafından beyan edilmesi) geçerli olması, mükellef beyanının doğruluğunun tespitini gerektirmektedir. Ayrıca beyan usulünde vergilendirmenin noksansız ve adil uygulanmasında, mükellef ile idare arasında uyuşmazlıklar ortaya çıkabildiğinden, beyanın doğruluğunun ispatlanmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda vergi adaleti ve güvenliği gereği, vergiye tabii olay ile konuların belirlenmesi, bunların ortaya çıkarılması yanında bu olayların gerçekliğinin delilleriyle ispatlanarak ortaya konulması bir zorunluluktur.

Bu kapsamda VUK M. 3/B’ nin 2. ve 3. fıkralarında ispat yükü ve delille ilişkin genel kural düzenlenmiştir. VUK M. 3’ ün B bendinin ilk fıkrasında (VUK M. 3/B-1), vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti ile oluş şeklinin esas alınacağı ilkesi kapsamında, vergi uygulamasında olayın gösterildiği şekliyle değil de gerçek yönüyle ele alınarak işlem tesis edilmesi gerektiği yönünde düzenleme yapılmıştır. Ayrıca anılan hüküm, ceza muhakemesi hukukunda yer alan maddi gerçeğin araştırılması ilkesinin vergi hukukuna uyarlanması olarak da ifade edilebilir. Zira hiç bir duraksamaya yer vermeden maddî gerçekliğin ortaya çıkarılması ceza muhakemesinin amacı olup, bu kapsamda maddi olayın ispatında şekli gerçekle yetinilmemekte, maddî gerçekliğe ulaşılması için işin esası araştırılmaktadır.

Vergiyi doğuran olayın gerçek yönünün tespiti ise sadece maddi ve biçimsel delil anlayışıyla ispatlanamayacağından, vergiye tabi olayın tespiti ve ispatlanmasında söz konusu olaylarla ilgili her türlü delilin serbestçe kullanımı ve ekonomik gereklere göre değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu nedenle vergi güvenliği ve vergi adaleti bakımından vergisel işlemlerin ispatında serbest delil sistemi getirilmiştir (VUK M. 3/B-2). Söz konusu düzenlemeyle vergiyi doğuran olay ve işlemlerin gerçek mahiyetinin her türlü delille ispatlanabileceği hükme bağlanmıştır. Bahse konu hüküm gereği ispatlama sadece maddi ve biçimsel delille (defter, belge vb.) değil her türlü delille tespit edilebilir. Dolayısıyla belgenin sahteliği iddiası karşısında yükümlünün defter ve belge düzeni çerçevesinde ileri sürdüğü deliller de delil serbestisi ilkesi çerçevesindeki her türlü delille çürütülebilir.

VUK M. 3’ te delil serbestisi düzenlenmekle birlikte, ifadesine başvurulacak kişinin vergiyi doğuran olay ile doğrudan doğruya açık ve tabii ilgisi bulunması yönünde hüküm kurularak, şahit ifadesinin (yeminin de ispat aracı olamayacağı belirtilerek) ispatlamada kısıtlı olarak kullanılması yönünde düzenleme yapılmıştır (VUK M. 3/B-2). Tanık ifadesinin ispatlama aracı olarak kullanılmasındaki söz konusu kısıtlamayla, yükümlüye vergi hukukunda bir ölçüde güvenlik sağlamak amaçlanmıştır. Bununla birlikte söz konusu düzenleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu yönüyle ifadenin (rastlantısal olarak tanık olduğunu belirten kişinin olayı rastlantısal olarak bilmesi) delil niteliğini etkilemez. Ancak söz konusu husus ifadenin takdirinde hakim tarafından göz önünde bulundurur. Aynı husus ceza yargılaması yönüyle de geçerlidir. Bu kapsamda KDV Uygulama Tebliğinde, faturanın sahteliğinin araştırılmasında mükellefin işyeri çevresindeki kişilerin (esnaf, komşu, muhtar vb.) ifadelerine (mükellefin ticari faaliyeti ve itibarıyla ilgili) başvurulması gerektiği belirtilse de söz konusu kişilerden alınan ifade, VUK M. 3/B-2’ de yer alan kısıtlama gereği, idari nitelikli yaptırımlara dayanak teşkil edemez. Ancak alınan söz konusu ifadeler maddi gerçekliğin araştırılması bakımından adli yönden delil niteliği taşıyabilir.

Sahte Fatura Kullanma Suçu ve Cezası Hakkında Mahkeme Kararları

Yargıtay 11 Ceza Dairesi 2017/3584 E. 2017/4190 K. ve 05.06.2017 Tarihli Kararı

213 sayılı Yasanın 367. maddesi uyarınca dava şartı olan … başkanlığı mütalaası ve dayanağı olan vergi suçu raporu ile eklerinin, sanık hakkında “2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçuna ilişkin olduğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın 14.03.2008 tarih ve 2008/4950 Esas sayılı iddianamesi ile “2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak” suçundan kamu davası açıldığı hükmünde sahte fatura kullanmaktan kurulduğu ancak, sahte fatura kullanmak suçundan usulüne uygun olarak verilmiş mütalaa bulunmadığı, mütalaanın dava şartı olduğu ve sahte fatura düzenlemek ve kullanmak eylemlerinin birbirinden bağımsız ve ayrı suçları oluşturduğu gözetilmeksizin, “2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenlenmek“ suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbarda bulunulup mütalaya uygun dava açılması halinde birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde vergi incelemesine konu yapılmayıp, dava şartı olan “mütalaa” verilmeyen “sahte fatura kullanmak” suçundan açılan davaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,

Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA


Yargıtay 21. Ceza Dairesi 2016/4012 E. 2016/5953 K. ve 05.10.2016 Tarihli Kararı

Vergi suçu raporu ile vergi dairesi başkanlığının “2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak” suçundan verdiği mütalaaya uygun olarak ………. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.07.2010 gün ve ……… Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçundan cezalandırılmasının talep edildiği ve mahkemenin gerekçesi ile sanığın 2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suretiyle vergi kaçakçılığı suçlarını işlediğinin kabul edildiği halde hüküm fıkrasında 2007 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; “…sahte fatura düzenlemek…” , “…2007 vergi döneminde sahte fatura düzenlemek…” kısımlarının ve “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin olan tüm kısımların” hükümlerden çıkartılması ile yerlerine; “…sahte fatura kullanmak…” , “…2005 döneminde sahte fatura kullanmak.. ” ve “TCK’nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına” ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA


Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2016/3587 E. 2018/3631 K. ve 18.04.2018 Tarihli Kararı

Sanığın yargılama aşamasında suça konu sahte faturaları…’in düzenlediğini, ancak kendisinin kullandığını beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi bakımından suça konu faturalardaki yazı ve imzaların sanığın veya …’in eli ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hüküm tesisi yerine eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık