Ceza Hukuku

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası

Hürriyet, hür olma, özgür olma halidir. Hürriyet kavramı, kişinin irade özgürlüğünü, iradesini etki altında kalmaksızın oluşturarak, bu hür iradeye uygun olarak hareket edebilmesini ifade etmektedir. Hürriyet, özgür olma hali, uzun senelerden beri üzerinde en çok durulan hususların başında gelmektedir. Bunun nedeni, kişinin bütün haklarından önce gelen bir hak olmasıdır. Nitekim bir kişinin,  hür olma hakkı olmadığı, vücut bütünlüğü ve serbest hareket etme özgürlüğü kısıtlanmış olduğu takdirde diğer haklarını kullanabilmesi mümkün değildir. Bu kadar önemli ve mukteza bir hak olmasından ötürü, hürriyet hakkı hem Anayasamızın hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin temel hükümlerine konu teşkil etmektedir. Bu nedenle ceza kanunu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve cezası düzenleme altına alınmıştır.

Kişi hürriyeti, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin temel hükümlerine konu teşkil ettiği gibi Ceza Hukuku ile de koruma altına alınmıştır. Bu suç kaleme alınarak, bireylerin hareket serbestisini, fiziki özgürlüklerini hukuka aykırı bir biçimde kısıtlayanın cezalandırılması amaçlanmıştır. Bu suçun işlenmesine örnek olarak, bir kişinin bir kişiyi isteği ve iradesi dışında belli bir yerde tutma veya dilediği yere gitmesini engelleme halleri verilebilir. Aşağıda Kanun’da kaleme alınış şekli açıkça da yer alan bu suç tipi için belirtmek gerekir ki, madde de geçen hukuka aykırı olarak ibaresi, hukukun izin vermediği halleri ifade etmektedir. Örneğin, bir suça ilişkin soruşturma kapsamında suç şüphelisi olarak bulunan bir kişinin ceza muhakemesi hukukunun gerekliliklerine uygun olarak tutulması, gözaltına alınması veya tutuklanması hallerinde, fiil hukuka uygundur ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu oluşmaz.

Ceza Hukuku ile koruma altına alınan bu husus, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yedinci bölümünde hürriyete karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili 109. maddesi;

“(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3)Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçunun Unsurları

Hukuki Konusu

Kişiler, bir yerde kalma yahut bir yere gitme konusunda tercihte bulunma özgürlüğüne sahiptirler. Bu suç ile korunan hukuki değer, kişinin kendi isteği ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme özgürlüğüdür.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve cezası ile bireyin vücut dokunulmazlığının da koruma altına alınmak istendiği söylenebilir, suçun işlenmesinde zorunlu olmasa da genellikle zor kullanılmakta veya hürriyeti kısıtlanan kişi uzun süre kötü şartlarda yaşamak zorunda bırakılmaktadır.

Fail

Kanunda suç olarak tanımlanmış, belirtilmiş fiili ya da davranışı işleyen, suçu gerçekleştiren kişi suçun failidir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu herkes tarafından işlenebilen bir suçtur.

Ancak, bu suçu herkes işleyebilse de kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenirse cezası arttırılır. Yahut madde de özellikle belirtildiği üzere kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu üstsoy, altsoy veya eş tarafından işlenirse suçu işleyen kişiye verilecek ceza miktarı arttırılacaktır.

Mağdur

Suçun mağduru denildiğinde ise, akla ilk olarak suç fiili nedeniyle, yani failin gerçekleştirdiği davranış sonucunda saldırıya uğrayan kişi gelmektedir. Bu doğrultuda, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun mağduru da herkes olabilmektedir. Mağdur olmak adına, özel bir şart bulunmamaktadır. Hürriyetinden yoksun kılınan kişinin yaşının küçük olması, akıl hastası, felçli, yatalak vs. şekilde hareket edemeyecek bir kişi olması hallerinde de suçla amaçlanan mağdurun potansiyel hareket serbestisi olduğundan, bu kişiler de bu suçun mağduru olabilmektedirler. Algılama yeteneğine sahip olmayan kişiler de bu suçun mağduru olabilmektedirler.

Algılama yeteneği olmayanlara karşı bu suçun işlenmesi ilgili kanun maddesinde ağırlaştırıcı sebep olarak sayılmıştır. Suçun işlendiği kişinin üstsoy, altsoy veya eş olması ya da bu suçun kamu görevi nedeniyle işlenmesi halinde de ceza artış nedeni olarak görülmüştür.

Eylem

Madde gerekçesinde de vurgulandığı üzere söz konusu suç, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla oluşmaktadır. Örneğin, kişinin bir yere kapatılması, bir yerde tutulması veya bir yere götürülmesi veya bir yere gitmekten men olunması fiilleri, bu tanıma göre ceza yaptırımını gerekmektedir. Suç tipi bu yönüyle seçimlik hareketli bir suçtur. Başka bir değişle, belirtilen fiillerden birinin gerçekleştirilmiş olması, bu suçun oluşması için yeterli bir husustur.

Ayrıca, bir diğer belirtilmesi gereken husus ise suçun oluşması için failin mağdura karşı fiziksel temasta bulunması zorunlu değildir. Örneğin, tek bir çıkış kapısı olan bir yerde bulunan mağdurun önüne dikilen fail tarafından engellenmesinde yine bu suç oluşacaktır.

Söz konusu suçun başkaca işleniş şekline örnekler verecek olursak, kişinin ayaklarını kollarını bağlayarak hareket etmesini engellemekle, belirli bir yerden çıkmasına mani olacak şekilde onu orada kapalı tutmakla, sakat birisinin sakat arabasını, yüksek bir yerde olan kişinin merdivenini, görme engelli bir bireyin kılavuz köpeğini, çıplak birinin elbiselerini, adadaki bir kimsenin deniz aracını, alma biçimindeki, mağduru hareketini sağlayan araçlardan mahrum etmek suretiyle de mağdurun alınıp belirli bir yere götürülmesiyle de bu suç işlenebilir.

Suçun Manevi Unsuru

Bu suç genel kasıtla işlenen bir suçtur. Kasıtla bir suçun işlenmesi için, o suçun bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekir. Failin mağduru hukuka aykırı olarak kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi bu suçun kast öğesini oluşturur.

Teşebbüs

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, teşebbüse elverişli bir suçtur. İcra hareketleri yapılmaya başlanıp da, failin elinde olmayan nedenlerle eylem tamamlanamamışsa teşebbüs hükümleri uygulanacaktır. Örneğin, mağdurun başına çuval geçirilip fail tarafından götürülmeye çalışılırken veya omzuna atarak götürülmeye çalışılırken başkaları tarafından götürülüp engellenmesi halinde teşebbüs hükümleri uygulanmaya yer bulacaktır.

İştirak

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve cezası, iştirak hallerinin hepsine elverişlidir. Yani, suçu birden fazla kişiyle işlemek, birini suçu işlemeye azmettirmek ve birinin suçu işlemesine yardım etmek mümkündür. İştirak halleri, sayıldığı gibidir ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bahsedilen bütün şekillerde iştirake elverişlidir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası

Suçun Temel Halinin Cezası (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel halinin cezası Türk Ceza Kanunu’nun 109. Maddesinin 1. Fıkrasında düzenlendiği üzere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Nitelikli Hallerinin Cezası: (TCK m.109/2, TCK m.109/3, TCK m. 109/4, TCK m.109/5)

Suçun temel şekline ilave edilen ve cezanın artırılmasını veya indirilmesini gerektiren hallere, suçun nitelikli halleri denmektedir. Böyle durumlarda kanunda belirtilen suçun basit halinin yanında ek, bir hareket, bir unsur ortaya çıkacaktır. Bu haller kanunda açıkça belirtilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli halleri ve cezası da kanunda açıkça belirtilmiştir. Bu nitelikli haller:

a) Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cebir, Tehdit ve Hile Kullanarak İşlenmesi Hali

Cebir (kişinin direncini kırmaya yarayacak her türlü zorlama), tehdit (mağdurun iradesinin ileride gerçekleştirileceği bildirilen her türlü zorlama) veya hile (aldatma, yanıltma suretiyle mağdurda uyandırılan yanlış kanaatin etkisinden yararlanılması) kullanılmış ise bu durumda ceza arttırılır. Çünkü bunlardan birisinin varlığı, suçun işlenmesini kolaylaştırdığı gibi, korunan hukuki yararlara verilecek zararın ağırlığını ve dolayısıyla fiilin haksızlık içeriğini arttırmaktadır. Bu noktada suçun cezası, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır.

b) Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Silahla, Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte, Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle, Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuz Kötüye Kullanılmak Suretiyle, Üstsoy, Altsoy Veya Eşe Karşı, Çocuğa Ya Da Beden Veya Ruh Bakımından Kendini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi
  1. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun silahla işlenmesinin nitelikli hal olmasının gerekçesi; suçun, silahla işlenmesi halinde mağdurun iç huzuruna daha ağır zarar vermesi ve suçun işlenmesini kolaylaştırmasıdır. Suçun silahla işlenmiş kabul edilmesi için mutlaka silahın mağdura yöneltilmiş olması gerekmemektedir. Silahın sadece gösterilmiş olması dahi mağdurun iç huzurunu bozarak mağdurun direncini kıracağından, suçun nitelikli hali oluşacaktır.
  2. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi bu suç bakımından da daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiştir. Bu hususun nitelikli hal olarak kabul edilmesinin sebebi, mağdurun iç huzuruna daha ağır zarar vermesi ve suçun işlenmesini kolaylaştırmasıdır.
  3. Türk Ceza Kanunu’nda yer aldığı üzere, kamu görevlisi kavramından “Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” anlaşılmalıdır. Bu anlamda söz konusu nitelikli halin varlığının kabulü için kişinin kamu görevlisi olması veya fiilin kamu görevi sırasında işlenmiş olması gerekli ve yeterlidir. Böyle bir nitelikli halin varlığını kabul ile bireylere kamu görevlisi olmalarından dolayı ayrıcalıklı bir durum tanımak yerine, kamu görevlisinin görevini güvenlik içinde yerine getirmesi sağlanmak istemiştir. Bu nedenle bu durum da nitelikli haller arasında yer almaktadır.
  4. Suçun üstsoy, altsoy veya eşe karşı işlenmesi halinde suçun nitelikli halinin oluşmasının nedeni, fail açısından suçun işlenmesini kolaylaştırmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun üstsoy, altsoy veya eşe karşı işlenmesi söz konusu suçun nitelikli halleri arasında yer almaktadır.
  5. Suçun, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi hali de yukarıdaki nitelikli halde olduğu süre suçun işlenmesini kolaylaştırması nedeniyle suçun nitelikli halleri arasında yer almaktadır.

Yukarıda belirtilen ve izah edilen nitelikli hallerde verilecek ceza miktarı, suçun temel haline verilecek cezanın yahut ikinci fıkrada belirtilen cebir, tehdit veya hile kullanarak suçun işlenmesi haline verilecek cezanın bir kat arttırılarak hesaplanması sonucunda belirlenecektir.

c) Suçun Cinsel Amaçla İşlenmesi Halinde

Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinin nitelikli haller arasında yer almasının sebebi, koruma altına alınan hareket özgürlüğünün yanı sıra mağdurun cinsel özgürlüğünün de tehlikeye girmesi ve koruma altına alınması gerekliliğidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur ki, bu suçun işlenmesi için failin amacına ulaşmış olması gerekmemektedir, failin cinsel amaçla hareket etmiş olması yeterlidir.

Suçun cinsel amaçla işlenmesi nitelikli halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

d) Suçun Mağdurun Ekonomik Bakımdan Önemli Bir Kaybına Neden Olması Halinde

Mağdur hürriyetinin kısıtlanmış olması nedeniyle ekonomik açıdan önemli bir kayba uğramış olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, kaybın önemli nitelikte olması gerekliliğidir. Kaybın önemli olup olmadığına her somut olay bakımından hakim yapacağı sübjektif değerlendirme sonucunda karar verecektir.

Bu durumda, önceki fıkralara göre tayin edilecek hapis cezalarını yanında ayrıca bin güne kadar adli para cezası da hükme bağlanmıştır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı

  • Adli para cezası, yargılamayı gerçekleştiren mahkemece, suçu işleyen ve hükümlü kişinin bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesi halidir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından verilen hapis cezası, somut olayın koşullarının değerlendirilmesi sonucunda adli para cezasına çevrilebilmektedir.
  • Erteleme kararında, mahkeme tarafından yargılanan bireyin, suçlu olduğu tespit edilmiş ve o birey hakkında hapis cezası hükmedilmiştir. Lakin mahkeme tarafından kişiye verilen hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cezalandırılmasında, 2 yıl ve 2 yıl altı bir cezanın verilmiş olması halinde bahsedilen erteleme kararının verilmesi mümkündür.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmamasına sebebiyet veren bir karardır. Denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması sonucu ile karşılaşılır ve bu nedenle hükmün açıklanmasının geriye bırakılması davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda, hükmedilen hapis cezası miktarının 2 yıl veya 2 yıldan daha az olması halinde suçu işleyen kişi, fail hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilebilir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma Ve Görevli Mahkeme

  • Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu gerçekleştiğinde, yetkili ve görevli mahkeme açısından suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, şikayete tabi suçlar arasında değildir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu nedeniyle oluşacak yargı sürecinde, Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen soruşturma başlatacaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu şikâyete bağlı olmamakla beraber, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun temel hali yani basit hali yargılaması dava zamanaşımı süresi olan 8 yıl içerisinde yapılabilir. Nitelikli halleri için ise, söz konusu 8 yıllık dava zamanaşımı süresi, 15 yıl olarak Kanun’da düzenlenmiştir.
  • Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Şikâyete tabi olmayan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda, uzlaşma da mümkün değildir. Başka bir deyişle, kişiyi hürriyetten yoksun bırakma suçu işlendiğinde uzlaşma müessesine başvurulmayacaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu uzlaşmaya tabi değildir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu karşı karşıya kalanlar ceza avukatı ile çalışmaları sürecin en sağlıklı ve doğru şekilde yürütülmesi bakımından önemlidir.

Başa dön tuşu