Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, üç fıkra halinde düzenlenmiş olup bir ses kayıt cihazı ile rızasız bir şekilde kayda almakla veya kayda alınan konuşmaların yayılması ile oluşan suçtur. Madde üç fıkradan oluşmakta olup ilk fıkrada kişiler arasındaki konuşmaların rıza olmaksızın kayda alınması durumunda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması hüküm altına alınmıştır. Aleni olmayan bir şöylesinin kayıt altına alınması altı aydan iki yıla, kayıt altına alınan konuşmaların ifşa edilmesi durumunda da iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu TCK 133. maddede düzenlenmiş olup şu şekillerde işlenebilir:
- Kişiler arasındaki konuşmanın rıza olmaksızın dinlenilmesi ve kayda alınması (TCK 133/1)
- Aleni olmayan bir şöylesinin kayda alınması (TCK 133/2)
- Kişiler arasındaki konuşmanın kaydedilmesi ve ifşa edilmesi (TCK 133/3)
Örneğin bir kişinin iki kişi arasındaki bir telefon konuşmasını rıza olmaksızın kayda alması bu suçu oluşturmaktadır. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun dokuzuncu bölüm özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar başlığı altında 133. maddesinde düzenlenmiştir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu ve cezasından (TCK m. 133) bahsedeceğiz.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçu Nedir?
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu; aleni olmayan görüşmelerin kayda alınması suretiyle gerçekleşen suç tipidir. Bu maddede düzenlenen bir diğer unsur ise bu konuşmaların yayılmasıdır. Ancak suçun oluşması için illa yayılması yani ifşa edilmesi gerekli olmayıp kayda alınması da bu suçu oluşturmaktadır. Madde gerekçesinde, özel hayatın gizliliğini ihlal eden bu tip durumlara suç olarak yer verilmiştir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal eden bu tip kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması ve dinlenilmesi suçunun oluşmasına gerekçe olarak “Rızanın Olmaması” ve “İfşa” ifadeleri kullanılmıştır. Suç salt kayda alınması ile oluşmakta olup ifşa unsuru cezayı artırıcı neden olarak yer almaktadır. Madde metninde geçen rızanın olmaması, suçun oluşması için ana unsurdur. Bu suçun gerçekleşmesi için konuşmanın tarafı olan kişilerin rızasının olmaması gerekmektedir. Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçunu konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 133. madde metni şu şekildedir:
Madde 133
- Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
- Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
| Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması | TCK 133. Madde |
|---|---|
| Kanun Maddesi | 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 133 |
| Şikayet | Şikayete tabi değildir, resen soruşturulur. |
| Zamanaşımı | 8 yıldır. |
| Tutuklama ve Adli Kontrol | Tutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir. |
| Uzlaşma | Suç uzlaşmaya tabidir. |
| Etkin Pişmanlık | Etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz. |
| İndirim | Şartları varsa 62 indirimi uygulanabilir. |
| Memurluğa Etki | Memuriyete engel değildir. |
| Görevli Mahkeme | Asliye Ceza Mahkemesidir. |

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Şartları
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda, rıza olmaksızın kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına alınması suç olarak düzenlenmiştir. Kayıt altına alınan konuşmaların ifşa edilmesi ise cezada artırıcı neden olarak yer almaktadır. Suçun şartı kayıt altına alma işlemidir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu ile korunan hukuki yarar, insanların özel hayatının alenileştirilmesinin önlenmesidir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun şartları şu şekildedir:
- Suç aleni olmayan konuşmalara karşı işlenmelidir.
- Suç genel kastla işlenebilir.
- Failin aleniyet olmayan konuşmaları kayda alması ile gerçekleştirmesi gerekir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Unsurları
- Fail: Türk Ceza Kanunu’nda suç kabul edilen hukuka aykırı bir eylemi yapan kişidir. Yani failin bir hareket yeteneği bulunmakta olup suçun gerçekleşmesi için birtakım eylemler gerçekleştirir. Bu suçun faili herkes olabilir. Türk vatandaşı olan kişilerin suçun faili olabileceği gibi yabancı uyruklu şahısların suçun faili olması da mümkündür. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun faili herhangi bir gerçek kişi olabilmektedir. Madde metninde yer alan ‘’kişi’’ tabirinden, bu suçun failinin herkes olabileceği anlaşılmaktadır.
- Mağdur: Mağdur kendisine karşı işlenen bir suçtan dolayı özel hayatı ve kişilik hakları zarara uğrayan kişidir. Yani mağdurun hak ve menfaatleri ihlal edilmektedir. Bu suçun mağduru, özel hayatına tabi konuşmaları ihlal edilen kişilerdir. Suç toplumdaki kişilerin tamamına karşı işlenebilmektedir.
- Suçun Hukuki Konusu: Suç teşkil eden her hareketin bir konusu vardır ve suçun hukuki konusu denilince bundan tipik hareketin üzerinde icra edildiği kişi veya şey anlaşılmaktadır. Suçun hukuki konusu, hukuk tarafından korunan ve hukuki değer ya da hukuki menfaat olarak nitelendirilen; ceza normları ile de koruma altına alınan menfaat ve değerlerdir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu ile korunan hukuki yarar, kişilerin özel hayatlarına müdahalenin önlenmesidir.
- Suçun Maddi Konusu: Suçun maddi konusu suçun üzerinde gerçekleştiği kişiler ya da şeylerdir. Suçun maddi unsuru madde metninde kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına alınması olarak gösterilmiştir. Kanun maddesinin 3. fıkrasında ise ilgili kayıtların ifşa edilmesi yani farklı kişilerle paylaşılması da ayrıca suç olarak düzenleme altına alınmıştır.
- Manevi Unsur: Manevi unsur suçu işleyen fail ile eylemleri arasındaki manevi bağdır. Suçun manevi unsurunda suçun kast veya taksirle işlendiğiyle ilgilenmekteyiz. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir ve failin de suç tanımındaki unsurları bilerek eylemini gerçekleştirmesi gerekmektedir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Cezası Nedir?
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu; üç fıkra halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesinde düzenlenmiştir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesinde belirtildiği üzere, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.
| Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması | TCK 133. Madde |
|---|---|
| TCK 133 1. Fıkra Cezası | İki yıldan beş yıla kadar hapis para cezası |
| Nitelikli Halinin Cezası | Nitelikli hali bulunmamaktadır. |
| Ağırlaştırıcı Haller | Kayıt altına alınan konuşmaların ifşa edilmesi durumunda ayriyeten adli para cezasına hükmedilir. |
- Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Temel Halinin Cezası: Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesinde yer alan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun temel hali düzenlenmiştir. Yasa hükmüne göre, Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu işleyen bir kişiye verilecek ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Hakim somut olayın özelliklerine ve suçun işleniş şekline göre TCK’nun 61. maddesinde öngörülen hususları da göz önünde bulundurarak alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleyip uygulayacaktır.
- Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Nitelikli Halinin Cezası: Suçun nitelikli hali bulunmamaktadır.
- Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunda Ağırlaştırıcı Nedenler: Konuşmaların ifşa edilmesi suçta ağırlaştırıcı neden olarak yer almaktadır.
- Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Tüzel Kişiler Tarafından İşlenmesi: Bir suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde TCK’nın açık hükmü gereğince, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanır. Bu güvenlik tedbirleri, faaliyet izninin iptali ve müsaderedir. Aynı suç mağdurları ile ilgili yurtdışında yargılama yapılmış ise yurtdışında infaz edilen tutukluluk ya da hükümlülük varsa Türkiye’de verilen cezadan mahsup gerekir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun ise tüzel kişiler tarafından işlenmesi mümkün değildir.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçu Örnekleri
- Ali, iş yerinde kendisinden habersiz bir şekilde dedikodu yapıldığını düşündüğü iki çalışma arkadaşını izlemeye karar verir. Bu nedenle, sık sık ziyaret ettikleri dinlenme odasına küçük bir ses kaydedici bırakır. Ertesi gün, kayıtlardan gerçekte kendisi hakkında konuşulduğunu keşfeder. Ancak Ali’nin bu konuşmaları gizlice dinlemesi ve kaydetmesi, tarafların onayı olmadan özel yaşamın gizliliğini ihlal ettiği için TCK m. 133’e göre suç teşkil eder.
- Zeynep, boşanma sürecinde olduğu eşi Mehmet’in kendisiyle ilgili planlar yaptığına inanır. Mehmet bir arkadaşının yanına gittiği bir akşam, onun telefonunu alarak arkadaşlarıyla yaptığı özel bir görüşmeyi gizlice kaydeder. Bu ses kayıtlarını ileride boşanma davasında kanıt olarak kullanmayı düşünmektedir. Fakat, Mehmet ve arkadaşının bilgisi olmadan bu kayıtların alınması, özel konuşmaların izinsiz dinlenmesi ve kayda geçirilmesi anlamına gelir ve bu durum yasal olarak suç kabul edilir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Özel Görünüşleri
- Teşebbüs: Kural olarak bir kişi hakkında cezaya hükmedilebilmesi için bu davranışların ceza kanununda yasaklanan suçlardan olması gerekir. Eğer fail suç işleme kastıyla hareket etmesine rağmen elinde olmayan sebeplerle suçu gerçekleştiremezse teşebbüsün varlığından bahsedilir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu sırf hareket suçu olup suçu oluşturan hareketler bölünebildiği oranda teşebbüsün mümkün olduğu kabul edilir.
- İştirak: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda suçun faili herhangi bir kimse olabilir. Bu nedenle suç iştirak açısından bir özellik göstermez, iştirakin her şekli mümkündür. Bu konuda genel hükümler uygulanır.
- İçtima: Failin, aynı suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla birden fazla defa kişiler arasındaki konuşmaları kayıt altına alması durumunda, TCK’nın 43/1. maddesi anlamında zincirleme suç hükümleri uygulanır. Failin gerçekleştirdiği eylemini sadece bir kişiye karşı işlemesi durumunda, TCK’nın 43/2. maddesi anlamında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Yine hareketin hukuki anlamda tek olduğu durumda da tek suç oluşur. Failin eylemi başka suçun yanında, aynı zamanda bu suçu da oluşturmakta ise, fikri içtima hükümleri uygulanır.
Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı
- Uzlaşma: Uzlaşma Türk Ceza Hukukundaki belli başlı suçlarda kullanılır. Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Uzlaşma şikayetten vazgeçme değildir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda uzlaşma mümkündür. Bu nedenle taraflar arasında uzlaşma sağlanması durumunda soruşturma sonlandırılabilir.
- Adli Para Cezasına Çevirme: Adli para cezaları, mahkemenin, suçun failine verilen hapis cezasının süresine göre belirlenecek bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesi konusunda karar vermesi ve failin hapis cezasından kurtulması durumudur. Burada bir hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın bir yılın altında olması gereklidir yani bu çevirme ancak kısa süreli hapis cezalarında mümkündür. Bazı durumlarda hapis cezasının bir kısmı para cezasına dönüştürülür ve fail hem hapis cezası hem de para cezasına çarptırılır. Türk Ceza Kanununda adli para cezası direkt verilebilmekle birlikte hapis cezasına ek olarak da verilebilir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından verilen hapis cezası, somut olayın koşullarının değerlendirilmesi sonucu, basit halinde 2 yıl – 5 yıl arası ceza verileceğinden adli para cezasına çevrilebilmesi mümkün değildir.
- Erteleme: Erteleme bir kişi hakkında hapis cezasına hükmedildikten sonra infazının ertelenmesi olarak adlandırılır. Kişi deneme süresi içerisinde iyi halli olarak hareket ederse cezaevine hiç girmeden cezası infaz edilmiş sayılır. Yani kişi hakkında hükmedilen cezanın infazı belirli bir süre geri bırakılır ve o süre içerisinde herhangi bir suç işlenmediği takdirde de infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararı kapsamında mahkeme tarafından yargılaması yapılan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kişiye belirli bir hapis cezası da verilmiştir. Ancak mahkeme kişiye vermiş olduğu bu hapis cezasını, kişi ceza infaz kurumuna girmeden, şartlı olarak vazgeçilmesi yoluna gidilebilir. Bu durumda hapis cezasının ertelenmesinden bahsedilecektir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde düzenlenmiştir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda da erteleme hükümlerinin uygulanması mümkündür.
- Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı: Ceza Muhakemeleri Kanununa göre hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için sanığın suçun işleniş biçimi, suçun işlenişindeki amaç ve saikler, yanında sanığın kişiliği, yaşayışı, iş ve güç durumu vb. durumlar önem arz eder. Bu durumların değerlendirilmesi sonucu mahkeme kişinin gelecekte topluma zarar doğurmayacağına kanaat getirmesi halinde bu kararı verebilir. HAGB alan sanığın belli süreler içerisinde başka bir suça karışması durumunda cezası uygulanabilir hale gelecek ve hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır. Bununla birlikte yapılan son değişikliklere göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı artık sanığın rızasına bağlı olmaktan çıkarılmış olup bu karara karşı itiraz değil istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun basit halinin cezası 2 yıldan başladığı için alt sınırdan hüküm kurulan kişiler hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
Soruşturma ve Kovuşturma Evresi
- Soruşturma Evresi: Mağdur ya da suçtan zarar gören kişinin şikayetçi olması Cumhuriyet Savcılığı’na yapacağı başvuru ya da kolluk kuvvetlerine yapacağı ihbar ile gerçekleşir. Bu aşamada savcı, kovuşturma aşamasına geçip geçmeye yer olup olmadığına karar vermek üzere araştırmak üzere soruşturma başlatır. Yani bu şikayet neticesinde savcılığa intikal eden dosyanın savcılıkta işlem görmesi soruşturma evresinin neticesidir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna ilişkin olarak aşağıda daha detaylı izah edileceği üzere şikayete tabi bir suç olduğu için mağdurun şikayeti üzerine soruşturma başlatılır.
Şikayet ile birlikte Cumhuriyet savcısının şüpheli şahsın suçu işlediğine dair yeterli somut delilleri toplaması ve yeterli şüpheye ulaşması ile iddianame düzenlenir. Bunun aksi durumunda yeterli şüphe oluşmadığında Cumhuriyet Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karara karşı tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz kabul edilirse dosya doğrudan kovuşturma evresine geçmez, tekrar soruşturma evresinde incelenir. İtiraz reddedilirse dosya kapanır. İtirazı inceleyecek olan merci Sulh Ceza Hakimliğidir. Her koşulda iddianame düzenlendiği takdirde dosya kovuşturma evresine geçecektir. Soruşturma evresinde şüpheli konumunda olan fail de kovuşturma evresinde sanık konumuna geçecektir.
- Kovuşturma Evresi: Kovuşturma evresi; görevli ve yetkili mahkemenin Cumhuriyet Savcılığı’nın sunduğu iddianameyi kabul etmesi ile başlar ve yargılama sürecini ifade eder. Kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere soruşturma evresinde şüpheli olan şahıs kovuşturma evresinde sanık olarak isimlendirilir. Kovuşturma evresinde sözlü yargılama yapılır ve yargılamalar duruşmalı olarak ilerler. Duruşmada sanık ve sanık vekili dinlenir bunun yanı sıra müşteki yani şikâyet eden kişi de dinlenir. Ayrıca müşteki sıfatına sahip olan taraf, katılma talebi sunduğu takdirde mahkemenin kabulü ile katılan sıfatına sahip olur.
Sanığa verilecek ceza kovuşturma evresinin sonunda belirlenir. Ancak sanık bu aşamadan önce kendisine isnat edilen suçu ve cezasını tam olarak öğrenmiş olmalıdır. Ayrıca cezalandırılması için de suçu işlediği sabit olmalıdır. Örneğin Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun faili olarak iki şüpheli varsa ancak hangisinin suçu işlediği sabit değilse her ikisi de beraat edecektir. Bununla birlikte, kovuşturma evresi neticesinde verilecek kararlar beraat, HAGB hatta zamanaşımına uğradığı takdirde davanın düşmesi şeklinde sıralanabilir. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun kovuşturma evresi tamamlandığında sanığın suçu işlediği sabit ise verilecek ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenecektir. Artırım ve indirim nedenlerinin uygulanması da mahkemenin takdirine kalacaktır.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunda Gözaltı ve Tutukluluk
Bir kişi hakkında gözaltı kararı verilebilmesi için bu kişi hakkında somut delillerin var olması gerekir. Cumhuriyet Savcılığı gözaltı kararı verir vermez kişinin fotoğrafı çekilir ve parmak izi alınır. Aynı zamanda şüphelinin kendisine gerekli bilgiler verilmeli ve hekime götürülerek muayenesinin yapılması gerekir. Gözaltı süresi her ne kadar Olağanüstü Hal Durumlarında (OHAL) 30 güne kadar çıksa da uluslararası bir sözleşme olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde en fazla 4 gün olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte kişinin tek başına işlediği suçlarda belirlenen gözaltı süresi ile toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı süreleri birbirinden farklı olarak düzenlenmiştir. Bunlarda 24 saati geçmemesi öne sürülmüştür.
Toplu olarak işlenen suçlarda (birden fazla sanığı olan) bu süre 4 güne kadar uzatılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nu madde 91’de geçen fıkrada mülki amirlerin talimatı ile belirlenen bazı kolluk amirlerine bir kişiyi 24 saate kadar gözaltına alma yetkisi verilmiştir. Bu yetki tabi ki suçlara göre belirlenmektedir. Hayasızca hareketler suçunda da, savcının gözaltı kararı ile failin gözaltına alınması mümkündür.
Tutuklama kararı ise Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 ve devamındaki maddelerinde düzenlenmiştir. Tutuklama suç işlendiğine ilişkin kuvvetli, yoğun kuşku bulunan bir kişinin özgürlüğünün kesin hüküm öncesi mahkeme kararı ile kısıtlanmasıdır. Tutuklamanın amacı ceza yargılamasının yapılmasını sağlamaktır. Ayrıca sanığın ileride olabilecek bir infazı da gerçekleşmiş sayılacaktır. Önemle belirtilmelidir ki tutuklama kararını verebilecek tek merci mahkemelerdir.
Cumhuriyet savcılıkları tutuklama kararı veremez yalnızca tutuklanmayı talep edebilir. Tutuklama kararının verilemeyeceği birtakım durumlar kanun kapsamında düzenlenmiştir. Örneğin kişi hakkında yalnızca adli para cezasını gerektiren bir suçtan dolayı yargılama yapıldı ve buna ilişkin ceza verildiyse tutuklama kararı verilmez. Bununla birlikte vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar dışında en fazla 2 yıl hapis cezası belirlenen suçlar hakkında da tutuklama kararı verilemez. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda da tutuklama kararı verilmesi mümkündür. CMK 102/1 gereğince Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar şu şekilde sıralanabilir:
- Kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
- Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.
- Tutuklama, somut olayda orantılı bir tedbir olmalıdır.
İfade, Savunma ve Yargılama Süreci
İfade, kişi hakkında yapılan suç duyurusu ve şikayet nedeniyle olay hakkındaki bilgi ve savunmasının alınması için yapılan bir usuldür. Nitekim Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu şikayete tabi bir suç olduğundan şikayet üzerine soruşturma başlatılabilir. Bu nedenle, mağdur şikayette bulunduğu için suç hakkında beyanları alındıktan sonra failin ifadesi de alınır. Eğer şüpheli şahıs ifadeye gitmiyorsa bu durumda hakkında yakalama kararı çıkarılacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Buna benzer şekilde sorgu ise şüpheli ya da sanığın hakim ya da mahkeme huzurunda kovuşturma evresinde suç hakkında dinlenmesidir.
Savunma hakkı ise şüpheli ya da sanığın en önemli haklarından biri olup irade özgürlüklerini ifade etmektedir. Çünkü kişi üzerine isnat edilen suç hakkında kendisini savunabilmelidir. Bu nedenle kişiye ayrıntılı olarak üzerine isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca kendisini savunabilmesi için belirli bir süre de kişiye verilmektedir. Şüpheli şahıs kendisini bizzat savunabileceği gibi bir avukatın yardımından da yararlanabilir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu noktada destek vermekteyiz. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu işlendiği takdirde koruma tedbirlerinin uygulanması da mümkündür. Örneğin koruma tedbiri ve uzaklaştırma kararı konulabilir. En önemlisi de kişinin teknik araçlarla izlenmesi mümkün hale gelir. Suçun örgüt kapsamında işlenmesi halinde tanık koruma programından yararlanılması da mümkün olur. Tanık yalnızca suçun mağduru değil aynı zamanda bu kişinin yakınları da olabilir. Yargılama 5235 sayılı Kanunun 10, 11, 12. maddeleri uyarınca asliye ceza mahkemelerinde yürütülecektir.
Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
- Şikayet Süresi: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu şikayet üzeri soruşturulan ve kovuşturulan bir suç tipidir. Bu nedenle 6 aylık şikayet süresi bu suç açısından geçerlidir.
- Zamanaşımı: Zamanaşımı, suçun varlığı devam etmesine rağmen devletin faile yargılama yapamaması ve cezalandıramamasına denir. Zamanaşımı ceza hakimi tarafından resen gözetilir ve talebe bağlı olmadan uygulanır. Zamanaşımı TCK’nın 66. maddesinde dava zamanaşımı ve 68. maddesinde ceza zamanaşımı olarak düzenlenmiştir. Dava zamanaşımı kanunda belirtilen sürelerin geçmesini nedeniyle kamu davasının açılamaması, açılması halinde ise davaya devam olunamayarak kamu davasının düşmesi sonucunu doğurur. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun ve nitelikli hallerinin dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır. (m. 66/1-d) Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içinde soruşturma başlatılmaz veya dava açılmış ise dava sonuçlanmaz ise zamanaşımının dolması ile dava sona erecektir.
- Etkin Pişmanlık: Etkin pişmanlık, suç işleyen kimsenin işlediği suçtan pişman olması neticesinde ortaya çıkan bir durumdur. Kişi işlediği fiil nedeniyle pişmanlık duymakta ve ortaya çıkan haksızlık durumunu telafi etmek için çabalamaktadır. Her suç tipi için etkin pişmanlık söz konusu olmamaktadır. Yalnızca TCK’da belirtilen suçlarda etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaktadır. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz. Suçu işleyen fail, mağdura vermiş olduğu zararın kısmen veya tamamen giderilmesi ya da suçu birlikte işlediği kişilerin kimliklerini belirtmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak cezasında indirim alabilecektir.
- Görevli Mahkeme: ‘Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.’’ (5235 sayılı kanun m. 12) bunun dışında kalan dosyalar ise asliye ceza mahkemelerinde görülür. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun davasına bakmaya madde itibariyle görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesidir. Bu suç çocuklar tarafından işlenmişse, görevli mahkeme çocuk ceza mahkemelerinde yapılmaktadır. Çocukların bu suçu yetişkinlerle birlikte işlemesi durumunda, davaların birlikte yürütülmesi zorunlu ise, genel mahkemeler birleştirme kararı verebilir ve birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülmektedir. Birleştirme zorunlu değilse, çocuklarla yetişkinlerin soruşturma ve kovuşturması ayrı ayrı yürütülür.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçu Hakkında Mahkeme Kararları
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/26087 Esas 2014/10205 Karar 28.04.2014 Tarih
- Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması
- Türk Ceza Kanunu 133. Madde
Dosya içeriğine, sanık savunması, müşteki beyanı ve bilirkişi raporlarına göre, sanığın özel bir bankanın genel müdürlüğü bünyesinde inşaat proje sorumlusu, müştekinin ise aynı birimde inşaat birim müdürü olarak çalıştığı, sanığın, müştekinin kendisi hakkında performans değerlendirmesi için odasında müdür yardımcısı E.’ın da katılımıyla yaptığı aleni olmayan toplantıda konuşulanları, diğerlerinin rızası olmaksızın cep telefonu ile kayda alarak toplantıda müştekinin kendisine hakaret ettiği iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığında şikayetçi olması şeklinde gelişen olayda; sanığın aksi kanıtlanamayan bankada 2003-2012 yılları arasında görev yaptığı, 2009 yılında birim müdürü olarak çalışmaya başlayan müştekinin göreve başladığı günden bu yana kendisine karşı negatif bir tutum içerisinde olduğu, eski çalışan olması nedeniyle kendisini tasfiye etmek istediği, daha önce iş ortamında kendisine sözlü olarak hakaret ettiği, toplu ortamlarda kendisine karşı rencide edici ve küçük düşürücü tavırlar sergilediği, yaklaşık 1 ay önce hakkında haksız yere soruşturma başlattığı, olay günü de, performans değerlendirme toplantısında kendisine hakaret içerikli sözler söylemesi nedeniyle üzerindeki cep telefonu ile gizlice kayıt yaptığı, eylemi başka türlü ispat etmesinin mümkün olmadığı yönündeki savunması ile bu savunmayı doğrulayan bilirkişi raporuna göre, sanığın başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken toplantıda kendisine yönelik hakaret içerikli konuşmayı kayda aldığı, sanığın eyleminin hukuka aykırı olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiş, gerekçede her ne kadar, atılı suçta failin aleni olmayan konuşmanın tarafı olmayan herhangi bir kişi olması gerektiğinden sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı belirtilerek sanığın beraatine karar verilmiş ise de, gerekçesi yanlış olan hükmün, sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/11389 Esas 2017/640 Karar 01.02.2017 Tarih
- Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması
- Türk Ceza Kanunu 133. Madde
Tarafı olduğu söyleşiyi kaydetmek suretiyle elde ettiği verileri üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir delil bulunmayan sanığın, iş mahkemesindeki iddialarını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı nazara alındığında, sanığa yüklenen TCK’nın 133. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yasal unsurları somut olayda gerçekleşmediği gibi, hukuki ihtilaf ile ilgili konuşmaların katılanın özel yaşam alanına dair ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmaması sebebiyle sanığın eylemlerinin TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı beraat kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suç Duyurusu Dilekçesi
(Suçun İşlendiği Yer) CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
MÜŞTEKİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No)
(Adres Bilgileri)
VEKİLİ: Av. Umur YILDIRIM
Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No:2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 Daire:7, 06530 Çankaya
ŞÜPHELİ: İsim Soyisim (TC Kimlik No) (Adres Bilgileri)
SUÇ: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (TCK Madde 133)
SUÇ TARİHİ: …/…/…
SUÇ YERİ: (…)
KONU: Şüpheli şahıs hakkında işlemiş olduğu Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçu nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma neticesinde şahıs hakkında kamu davası açılması taleplerimizi havidir.
AÇIKLAMALAR
- Giriş kısmında müvekkilin kim olduğu, şüpheli şahsın kim olduğu, tarafların nasıl tanıştığı ve iletişime geçtiği gibi hususlar ayrıntılı olarak anlatılır. Bununla birlikte suç nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi-manevi zarar da giriş kısmında özetlenebilir.
- Şüpheli şahsın, suça yönelik eylemlerinin ne şekilde işlediği ayrıntılı olarak anlatılır. Yaşanılan olaydan bahsedildikten sonra ayrıntılı olarak deliller sunulur. Aynı zamanda ek olarak bu delillerin sunulması gerekmektedir. şüphelinin mağdura neler dediği, nasıl kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediği ayrıntılı olarak anlatılır.
- Sonuç kısmında ise dilekçenin ekinde yer alacak deliller toparlanır. Gerekli görüldüğü takdirde suça ilişkin açıklamalara ve mahkeme kararlarına yer verilir.
HUKUKİ SEBEPLER: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Tanık, yemin, sözleşmeler, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.
SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli şahıs hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz. (Tarih)
Müşteki Vekili
Av. Umur YILDIRIM
(e-İmza)
Sıkça Sorulan Sorular
Suçun oluşması için konuşmanın gizli olması şart mı?
Evet, konuşma aleni değilse, yani gizli bir ortamda yapılıyorsa suç oluşur.
İnternetten alınan bir konuşma paylaşılırsa bu suç olur mu?
Konuşma zaten aleniyse (örneğin sosyal medyada yapılmışsa), suç oluşmaz.
Telefonda yapılan konuşmaların kayda alınması bu suça girer mi?
Evet, rızasız şekilde kayda alınırsa suç kapsamındadır.