0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulur Mu? Nasıl Bozulur?

11kesinlesmis hapis cezasi bozulur mu

Kesinleşmiş hapis cezası bozulur mu? Bu soruyu ceza davası sonrasında kararı kesinleşen hükümlüler tarafımıza çok fazla sormaktadır. Çok net bir şekilde kesinleşmiş hapis cezası bozulur mu sorusu cevap vermek gerekirse; evet bozulma ihtimali vardır. Bunun için çeşitli yollar vardır. Bunlardan ilki olağanüstü kanun yollarına başvuru, ikincisi ise AYM’ye bireysel başvurudur. Kesinleşen hapis cezaları artık infaz aşamasına geçer. Fakat, ceza kararı kesinleşmiş olsa dahi hapis cezasına itiraz mümkündür. Hemen belirtmek gerekir ki, hapis cezasına itiraz edilmesiyle birlikte, kesinleşmiş hapis cezasının mutlak surette bozulacağı anlaşılmamalıdır. Kesinleşen hapis cezaları şu durumlarda bozulur;

  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
  • Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
  • Kanun yararına bozma
  • Yargılamanın yenilenmesi
  • Bireysel başvuru

Ceza Mahkemesinde hakkınızda verilen mahkumiyet hükmü temyiz edilmesine rağmen Yargıtay tarafından onama kararı verilir ise hüküm kesinleşir ve hükmün infazına geçilir. Üç yılı geçen mahkumiyetlerde tarafınıza tebligat yapılmaksızın hakkınızda yakalama kararı çıkartılır ve kolluk kuvvetlerince yakalanıp cezaevine sevk edilirsiniz. Üç yılın altında kalan mahkumiyetlerde ise adresinize 10 gün içerisinde cezanızı çekerek teslim olmanız için davet kağıdı gönderilir. Bu tebligatta belirtilen süre geçmesine rağmen teslim olmaz iseniz hakkınızda yine yakalama kararı çıkartılır. Kesinleşmeyen bir mahkumiyet hükmünün infaz edilmeye başlanması durumunda, kişilerin bir an önce infazın durdurulması için yetkili makamlara başvurması gerekmektedir. Kesinleşmiş hapis cezası bozulur mu sorusunu hadi gelin detaylı olarak açıklayalım.

kesinlesmis hapis cezasi nasil bozulur
kesinlesmis hapis cezasi nasil bozulur

Mahkumiyet Hükmü Nasıl Kesinleşir?

Yukarıda da açıklandığı üzere, hukukumuzda mahkumiyete ilişkin verilen mahkeme kararlarının kesinleşmeden infaz edilemeyeceği ilke olarak kabul edilmiştir. Buna göre bir mahkumiyet kararının infazına başlanabilmesi için, bu kararın kanuna veya yönetmeliklere uygun olarak kesinleşmesi gerekmektedir. Bu hususta kontrol yetkisi Cumhuriyet Başsavcılığına aittir. Savcılık tarafından infaza başlanmadan önce kesinleşmenin hukuka uygun olarak gerçekleştiğine dair kontrollerin yapılması gerekir.

Ceza mahkemelerinin kararlarının kesinleşmesi için özellikle istinaf veya temyiz sürelerinin geçmesi durumunda gerçekleşebilmektedir. Tarafların mahkeme kararına karşı bir itirazı bulunmaması durumunda taraflar karara karşı kanun yoluna başvurmamaktadır. Bu durumda kanun yoluna başvurma süresi geçmekte ve tarafların bu konuda bir hakkı kalmadığından kararın kesinleşmesi söz konusu olur. Ceza yargılamasında kanun yoluna başvurma süreleri;

  • İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı istinafa başvurma süresi, karar sanığın yüzüne karşı okunmuşsa 7 gün,karar gerekçeli olarak sonrasında tebliğ edilmişse tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür.
  • İstinaf mahkemeleri tarafından verilmiş kararlara karşı ise temyize başvurma süresi ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gündür.

Ceza davası, kişilerin suç işleyip işlemediklerine ilişkin yargılamayı yapma ve yargılama sonucunda karara bağlandığı dava çeşitleridir. Kişi hakkında savcılık tarafından yapılan soruşturma neticesinde yeterli şüphe mevcutsa ceza davası açılmaktadır. Ceza davası süresince görevli mahkeme tarafından olay hakkında değerlendirmeler yapılır, tanıklar dinlenir, deliller incelenir ve en sonunda bir karara varılır. Bu karar ne yazık ki kişiler hakkında hapis cezası verilmesine ilişkin olabilir. Bu gibi durumlar özellikle ceza davasının kişiler açısından önemini ortaya koymaktadır.

Ancak, bireylerin özgürlükleri ve güvenlikleri açısından mahkeme tarafından verilen mahkumiyet hükmünün infazı kesinleşmedikçe gerçekleştirilmemektedir. Nitekim,  Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddesinde de “Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz.” denilerek, mahkumiyet hakkında verilen mahkeme kararlarının kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kesinleşmiş hapis cezaları bozulur mu ve nasıl bozulur? Kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının temyiz edilmesi ve Yargıtay ilgili Ceza Dairesi’nin ceza kararını onaması ve ilgili hakkında verilen hapis cezasının kesinleşmesi ile infaz aşamasına geçilir.

İlk Derece Mahkemesi Tarafından Kesin Olarak Verilen Kararlar

İlk derece mahkemesince verilen kararların bir kısmı, cezanın düşük olması sebebiyle verildiği gibi kesinleşmektedir. Bu kararlara karşı herhangi bir kanun yoluna başvuru öngörülmemiştir. Bu sebeple bu kararlara karşı yalnızca şartları varsa olağanüstü kanun yoluna başvurulur. İlk derece mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararlar Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar;

  • Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine
  • Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
  • Ayrıca kanunlarda verildiği gibi kesin olduğuna ilişkin düzenleme bulunan kararlar ilk derece mahkemesinin kararı verdiği an itibariyle kesindir.

Eğer mahkemenin hakkınızda vermiş olduğu karar yukarıda bahsedilen üç karar çeşidi içerisinde değilse, karara karşı kanun yoluna başvurulabilmektedir. Bu durumda kararın kesinleşmesi için istinaf süresinin geçmiş olması beklenir. İstinaf süresi kanunda 7 gün olarak düzenlenmiştir. Yukarıda bahsedilen karar çeşitlerinde ise 7 günlük istinaf süresinin beklenmesine gerek yoktur. Bu durumda karara karşı olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmektedir.

Kararın İstinaf Başvurusu Sonrasında Kesinleşmesi

İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı öngörülen olağan kanun yolu istinaftır. İlk derece mahkemesinin verildiği gibi kesin olmayan kararlarına karşı istinafa başvurulabilmektedir. Ancak istinafa başvuru 7 gün içerisinde yapılmalıdır. Yedi günlük süre karar istinafa başvuracak kişilerin yüzüne karşı okunmuşsa tefhim tarihinden itibaren, gerekçeli biçimde sonradan tebliğden itibaren işlemektedir. İstinafa başvurabilecek kişiler;

  • Katılan
  • Katılma isteği karara bağlanmamış veya reddedilmiş olanlar,
  • Sanık,
  • Katılan sıfatını alabilecek kadar suçtan zarar görmüş olanlardır.

Bu kişiler süresi içerisinde gerekçelerini sunarak istinaf kanun yoluna başvurabilmektedir. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere süre geçmesine rağmen istinaf başvurusunun yapılmamış olması halinde ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan karar kesinleşmektedir. Bu kesinleşmeden sonra cumhuriyet başsavcılığı tarafından kararda verilmiş cezanın infazına başlanmaktadır. Kesinleşen karara karşı ise yalnızca olağanüstü kanun yollarına başvuru mümkün olmaktadır.

İstinaf mercii olan bölge adliye mahkemelerinin vermiş olduğu anda kesinleşen kararları ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286. maddesinde sayılmıştır. Bunlar;

  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
  • İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
  • On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
  • Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
  • Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilememektedir.

Yukarıda açıklanan karar türleri temyize kapalı olduğundan istinaf mahkemesinin kararından sonra kesinleşmektedir. Bu sebeple, bu kararların infazına verildiği an itibariyle başlanması mümkündür. Bu durumda bu kararlara karşı yalnızca temyiz kanun yoluna başvurulabileceği söylenebilir. Kesinleşmiş hapis cezasına itiraz mümkündür ve bu şekilde kişi hakkında verilen kesinleşmiş hapis cezasının kaldırılmasına ve infazın durdurulmasına ilişkin kararlar alınabilmektedir.

kesinlesmis hapis cezasinin bozulmasi
kesinlesmis hapis cezasinin bozulmasi

Kararın Temyiz Başvurusu Sonrasında Kesinleşmesi

Genel olarak, Yargıtay’ın bir ceza yargılaması hakkında vermiş olduğu kararların kesin olduğu düzenlenmiştir.  Ayrıca yine Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 293. maddesinde “Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.” denilerek süresinde yapılan temyiz başvurusunun hükmün kesinleşmesini engelleyeceğini, dolayısıyla infazını da geciktireceğini hüküm altına alınmıştır. Yargıtay’ın temyiz başvurusu üzerine onama veya düzelterek onama kararı verdiği tarih, kararın kesinleşme tarihidir. Yargıtay’ın bu kararlar haricindeki kararlarında ise dosya yargılamanın tekrar yapılması için derece mahkemesine gönderildiğinden yargılamanın halen devam ettiğinin kabul edilmesi gerekir.

Yukarıda açıklandığı üzere, temyiz mercii olan Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlar kesindir. Yargıtay’ın somut olay hakkında vermiş olduğu karar sonrasında hükmün infazı mümkün hale gelmektedir. Bu şekilde kesinleşen bir mahkumiyet kararına karşı yalnızca olağanüstü kanun yollarına başvurulabilmektedir. Olağanüstü kanun yollarlında ise teknik anlamda kesinleşmesinin bozulması söz konusu olmamaktadır. Kesinleşen hükme ait yargılamanın yeniden yapılması söz konusudur.

Kesinleşen Hapis Cezasının İnfazı Nasıl Yapılır?

Bir mahkemenin mahkumiyete ilişkin karar vermesi halinde, ilgili kararın infazı için karar ilk olarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmektedir. Bu aşamada Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kendisine gönderilen kararın infaza uygun olup olmadığı konusunda kontrollerin yapılması gerekir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından infaz aşamasında birtakım tereddütler oluşursa, savcılık kararı veren mahkemeden ya da infaz hakimliğinden görüş talep edebilmektedir. Açıklamalara ek olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından infaz için sırasıyla aşağıdaki işlemler gerçekleştirilecektir;

  • İlamda yer alan hükümlünün hayatta olup olmadığının kontrolünün yapılması, hayatta olmaması durumunda cezanın ortadan kalktığından bahisle ilam evrakının mahkemeye iadesinin yapılması
  • Mahkeme kararının usulüne uygun şekilde kesinleştiğinin kontrolünün yapılması aksi görüşte olursa mahkemeden görüş alması,
  • İlam usulüne uygun olarak kesinleşmişse ilamda herhangi bir hukuka aykırılık olup olmadığının kontrolü yapılır, hukuka aykırılık bulunduğu takdirde olağanüstü kanun yollarına başvurulur
  • Kararda sanığın adının ve suçun adının doğru belirtildiğinin kontrolü
  • Karar kanun yolundan sonra kesinleştiyse hangi kanun yoluyla kesinleştiğinin kontrolünün yapılması
  • İndirim veya artırım sebeplerinin doğru uygulanıp uygulanmadığının kontrolünün yapılması
  • Gözaltı veya tutukluluk sürelerinin mahsubunun doğru yapılmış olması
  • Mükerrirlere özgü infaz rejiminin doğru uygulanıp uygulanmadığının kontrolü
  • Kararın dava zamanaşımı sürelerine uygun verilip verilmediğinin kontrol edilmesi,
  • Suç tarihinin doğru olarak belirtilip belirtilmediğinin kontrolünün yapılması gibi hususlara dikkat edilir.

Kesinleşen Hapis Cezasının İnfazı Nasıl Engellenebilir?

Mahkumiyet hükmü içeren kararlar bakımından kesinleşmenin nasıl gerçekleşeceğinden yukarıda ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Özellikle kesinleşen kararlar hakkında kesinleşme şerhi denilen evrak düzenlenmektedir. Vatandaşlar haklarında verilen kesinleşme şerhini UYAP sistemi üzerinden görüntüleyebilmektedir. Bu aşamada önemli olan düzenlenen kesinleşme şerhinin usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğidir.

Kesinleşme şerhinin usulüne uygun olarak düzenlendiğinin tespiti halinde kararın bozulması için yalnızca olağanüstü kanun yollarına başvurulabilmektedir. Olağanüstü kanun yolları ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun üçüncü kısmında düzenlenmiştir.

  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
  • Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
  • Kanun yararına bozma
  • Yargılamanın yenilenmesi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı ile Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulur Mu?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinde “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.” denilerek Yargıtay ceza dairelerinin vermiş oldukları kararlara karşı kesin olmasına rağmen olağanüstü kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.

CMK 308’in uygulaması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen başlatılabileceği gibi mahkeme taraflarının talebi üzerine de başlatılabilir. Sanık aleyhine yapılacak başvurularda 30 günlük süre kısıtlaması bulunmaktadır. Ancak sanık lehine yapılacak başvurularda süre kısıtlaması bulunmamaktadır. Eldeki kararda bulunan hukuka aykırılığın giderilmesi sanık lehine ise, söz konusu madde her zaman uygulanabilmektedir.

308. maddesinin uygulanması için yararı olan herkes talepte bulunabilmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kesinleşen kararın hukuka aykırı olması sebebiyle düzenleyeceği evrak uygulamada “İtirazname” olarak bilinmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu kanaatine varırsa karar hakkında bir itirazname hazırlar. İtiraznamede kararın neden hukuka aykırı olduğu hususu ayrıntılı olarak açıklanmalıdır.

  • İtirazname her zaman geri alınabilmektedir. Ancak sanığın lehine yapılmış başvurularda geri alınması için sanığın da rızası aranmaktadır.
  • İtiraz sonucunda itirazname kararı veren mahkemeye gönderir. Mahkeme itirazı yerinde görürse vermiş olduğu kararı kendiliğinden düzeltir. Eğer itiraz yerinde görülmezse dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilir.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu yapacağı inceleme sonucunda itirazı yerinde görürse kararı bozar ve ilgili kararı veren mahkemeye geri gönderir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı ile Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulur Mu?

Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak verilen kararlara karşı görülmüş itiraz yoludur. Sadece kesin olan kararlara karşı bu itiraz yoluna başvurulabilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı tarafından re’sen veya istem üzerine başvurabilmektedir. Yararı olan herkes, savcı tarafından başvuru yapılması konusunda talepte bulunabilir. Temyiz bir olağan kanun yolu olmasına rağmen, temyiz başvurusu yapılmaması sebebiyle kesinleşen kararlar bakımından bu yola başvurulması mümkün değildir.

  • İtiraz yetkisi Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Uyuşmazlığın tarafları Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısından itiraz edilmesini talep edebilmektedir. Ayrıca istinafa başvurmayan tarafın da itiraz edilmesini talep etme hakkı vardır.
  • Bölge Adliyesi Mahkemelerinin kesin kararlarına karşı itiraz edilebilmektedir.
  • Sanık aleyhine yapılacak itirazlarda süre kararın başsavcılığa verilmesinden itibaren 30 gündür. Sanık lehine yapılacak itirazlarda herhangi bir süre öngörülmemiştir.
  • İtiraz, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi’ne yapılmaktadır.
  • Yine itirazdan vazgeçilebilir. Sanık lehine vazgeçilecek itirazlarda vazgeçme için sanığın rızası da aranmaktadır.
  • İtiraz nedenleri olarak ise genel bir sınırlama bulunmamakta, hukuka aykırılık sebepleri ayrıntılı açıklandığı takdirde başvuru mümkün hale gelmektedir.
  • İnceleme sonunda itirazın reddine karar verilebileceği gibi, itiraz kabul edilip bozma kararı verilmektedir. İşte ikinci durumda kesinleşen hapis cezasının bozulması söz konusu olmaktadır.
  • İtiraz üzerine verilen karar yeni bir hüküm ise bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilmektedir.

Sonuç olarak, yukarıda sayılan şartların varlığı halinde hükümlü hakkında verilen kesinleşmiş hapis cezasının bozulması mümkün olabilmektedir. Ancak yapılan başvuru hükmün infazını kendiliğinden durdurmayacaktır. Bu aşamada infazın durdurulması için inceleme sonunda mahkemenin vereceği kararın beklenmesi gerekmektedir.

Kanun Yararına Bozma ile Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulur Mu? 

Kesinleşmiş hapis cezasının bozulması için bir diğer yol ise kanun yararına bozmadır. Kanun yararına bozma Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenmiştir. Maddede “Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” denilerek istinaf veya temyiz incelemesi olmaksızın kesinleşen kararlar için kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Kanun yararına bozma yoluyla verilen kararlar sanık aleyhine sonuç doğurmamaktadır. Söz konusu maddeye göre kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için öngörülen şartlar;

  • Kesinleşen hapis cezası kararının istinaf veya temyiz incelemesi olmaksızın kesinleşmiş olması gerekmektedir.
  • Kanun yararına bozma istemi Adalet Bakanlığı’nca yapılmaktadır. Tarafların kanun yararına bozma yoluna başvurabilmesi için ilk olarak Adalet Bakanlığı’na müraacat etmesi gerekmektedir. Bu aşamada sanığın kendisi aleyhine hükmedilmiş hapis cezası hakkında Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunması gerekir. Yapılacak başvuru sonucunda Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği takdir edilecektir.
  • Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talebini kabul etmesi durumunda Cumhuriyet Başsavcılıkları’nın bu istemleri reddetme yetkisi yoktur.
  • İnceleme aşaması ise ilgili suça bakmakla görevli Yargıtay Ceza Dairesi tarafından gerçekleştirilir. Hukuka aykırılık nedenleri haklı görülmekte ise kanun yararına bozma kararı verilir. Bu sayede hükümlü hakkında verilen hapis cezasının bozulması söz konusu olmaktadır.
  • Hükümlünün cezasının kaldırılmasına ya da daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa Yargıtay tarafından doğrudan karar verilir. Ancak diğer hallerde inceleme yargılamayı yapan mahkeme tarafından yapılır. Mahkeme tarafından yapılacak inceleme sonucunda verilecek ceza eski cezadan daha ağır olamaz.

İstinaf incelemesi sonrasında kesin olarak verilen kararlar için kanun yararına bozma yoluna başvurulamaz. Ancak istinaf tarafından temyiz yolu açık olarak verilen kararlarda, kararın temyiz başvurusu yapılmadığı için kesinleşmiş olması durumunda kanun yararına bozma yoluna başvurulabilir.

Yargılamanın Yenilenmesi Yoluyla Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulur Mu? 

Kesinleşen hapis cezasının bozulması için gidilecek bir diğer yol ise yargılamanın yenilenmesidir. Yargılamanın yenilenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde düzenlenmiştir.  Maddeye göre, kesinleşen hükümler bazı durumlarda hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. Bu durumlar;

  • Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılması,
  • Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiğinin anlaşılması,
  • Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş olması,
  • Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış olması,
  • Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması,
  • Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilirse ve bu karardan itibaren yargılamanın yenilenmesinin bir yıl içinde talep edilmesi halinde gerçekleşir.

Yargılamanın yenilenmesi ancak yukarıda sayılan durumların varlığı halinde söz konusu olur. Sıkı şartlara tabii tutulduğu için yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi oldukça zordur ancak imkansız değildir. Özellikle olaya ilişkin yeni delillerin ortaya yeni çıktığı kanıtlanabiliyorsa bu yola başvurulabilir. Aynı zamanda Yargıtay tarafından yeni delillerin ortaya çıkmasına gerek duyulmadığı, mahkeme tarafından karar aşamasında değerlendirilmeyen eski delillerin de yargılamanın yenilenmesine sebebiyet verebileceği kabul edilmektedir. Yargılamanın yenilenmesi sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar;

  • Yargılamanın yenilenmesinde ana amaç; maddi olaya ilişkin hataların giderilmesidir.
  • Yargılamanın yenilenmesi yolu için taraflardan birinin talebi gerekir mahkeme kendiliğinden başvurulmasına karar veremez.
  • Hükmü veren mahkeme ilk olarak yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilebilir olup olmadığı değerlendirir.
  • İkinci aşamada istem kabul edilebilir bulunursa, deliller toplanır ve delillerin esasa etkili olup olmayacağına karar verilir.
  • Sonrasında duruşma açılır ve tekrar yargılama yapılır. Yargılama sonucunda eski hüküm hukuka aykırı bulunursa karar iptal edilir ve yeni yapılan yargılama sonucunda tekrar karar verilir.
  • Eski kararı veren hakim, yargılamanın yenilenmesi kararından sonra dosyada görev alamaz. Bu aşamada hakimin reddi gerekmektedir.
  • Sanık lehine yapılacak başvurularda süre aranmaz. Süresiz olarak yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilmektedir.
  • Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması, kesinleşmiş hapis cezasının infazını durdurmaz ancak mahkeme tarafından talep üzerine veya re’sen infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar verilebilir.

Kesinleşmiş Hapis Cezasını Bozan Avukatlar

Kesinleşmiş hapis cezasına karşı yalnızca olağanüstü kanun yollarına başvurulabilmektedir. Ceza hukukunda olağanüstü kanun yolları çok sınırlı hallerde düzenlenmiştir. Bu sebeple bu aşamada ceza hukukunda uzmanlaşmış avukatlarla çalışılması oldukça önemlidir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak önerimiz, kesinleşmiş hapis cezasının bozulmasını talep eden kişilerin bu alanda uzman avukatlarla çalışılmasıdır.

Nitekim makalemizde yapılan ayrıntılı açıklamalardan da konunun teknik bilgi gerektirdiği açıktır. Bu sebeple hakkında kesin olarak mahkumiyet hükmü verilmiş olan kişilerin duruma hassasiyetle yaklaşması önemlidir.

Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulması Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.09.2013 tarihli ve 2012/1422 E., 2013/385 K. sayılı kararı

  • Kesinleşmiş hapis cezası bozulur mu?

Sanığın kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan mahkûmiyetine ilişkin yerel mahkeme hükmünün, Özel Dairece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yeterli olmadığından bahisle bozulmasına karar verilmesinden sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yerel mahkeme gerekçesinin kanuni ve yeterli olduğu görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.  Özel Dairece Sanık lehine verilen bozma kararının kaldırılmasına ilişkin olan ve sanık aleyhine olduğunda şüphe bulunmayan bu itirazın 5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca Özel Daire ilamının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiinden itibaren 30 günlük süreye tabi olduğu, dosya içeriğine göre 22.12.2011 tarihinde başlayan itiraz süresinin son günün resmi tatile rastlaması nedeniyle 23.01.2012 tarihinde sona erdiği, itiraz kanun yoluna ise 01.02.2012 tarihinde başvurulduğu görülmektedir. Bu nedenle, 30 günlük kanuni süreden sonra yapılan sanık aleyhindeki itirazın Ceza Genel Kurulunca görüşülmesi mümkün değildir.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.02.2023 tarihli ve 2019/529 E., 2023/102 K. sayılı kararı

  • Kesinleşmiş hapis cezası bozulur mu?

Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen sanığın tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurma yetkisinin bulunmadığı” (29.03.2011 tarih ve 49-28 sayı), “Görev konusunun Yargıtayca inceleme konusu dahi yapılamayacağı bir durumda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kesin nitelikteki merci tayini kararını hükümsüz kılacak bir sonuç doğmasına neden olacak şekilde itiraz kanun yoluna başvurma imkanının bulunmadığı” (27.12.2011 tarih ve 158-296 sayı), “Hâkimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıkların, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği” (09.02.2008 tarih ve 19-31 sayı) kabul edilmek suretiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin belirli yönlerden sınırlandırılması gerektiğine karar verilmiştir. Görüldüğü gibi olağanüstü bir kanun yolu olan itiraz kanun yoluna başvurabilmek için hukuka aykırılık hâlinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Ciddi boyutlara ulaşmayan veya sonuca etkili olmayan kanuna aykırılıkların bu yöntemle denetlenmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacaktır.


Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 09.10.2017 tarihli ve 2016/11742 E., 2017/7835 K. sayılı kararı

  • Kesinleşmiş hapis cezası bozulur mu?

26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz. Mahkemece kanun yararına bozma isteminde ileri sürülen nedenler yönünden dosya kapsamında tüm deliller tartışılıp takdir edilmek suretiyle karar verildiği ve delil takdiri yapılarak verilen kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden; kanun yararına bozma isteminin REDDİNE.


Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 27.03.2008 tarihli ve 2008/1812 E., 2008/3170 K. sayılı kararı

  • Kesinleşmiş hapis cezası bozulur mu?

Sanık ilk yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunurken, daha evvel temyiz aşamasında ileri sürdüğü iki belgeyi dilekçesine ekleyerek, kaçak orman emvallerinin, kendi köy hudutları dahilinde kesildiğini iddia etmişse de, bu talebi ret edilmiştir. İkinci yargılamanın yenilenmesi talebinde ise, önceki iddiasını doğrulayan daha farklı dört adet resmi belgeleri dilekçeye eklemesi üzerine tereddütler hasıl olmuş ve yapılan araştırma ve keşifler sonucu, sanığın ileri sürdüğü iddiası, bilirkişiler tarafından doğrulanmıştır. Yeni kanıtlar öne sürülüp, önceki dosyada mevcut diğer belgelerle birlikte gözönünde tutulduğunda, sanık yönünden daha hafif bir cezayı içermektedir. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, gerçeğin araştırılması ve böylece toplumun ve sanığın menfaatini korumayı amaçladığından, sanığın 03.12.2003 tarihinde mahkemeden talep ettiği, yargılamanın yenilenmesi talebi, yasaya uygun bir talep olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki temyiz itirazının reddi gerektiği yolundaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kesinleşmiş hapis cezalarının bozulması mümkündür. Yani itiraz edilebilir. Ama bu demek değildir ki her zaman bozulacak.

Kesinleşmiş hapis cezalarının bozulması için olağanüstü kanun yollarına başvurulması gereklidir.



Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın