Ceza Hukuku

İftira Suçu ve Cezası – Türk Ceza Kanunu (TCK) 267-269

İftira “bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme” olarak tanımlanır. İftiranın suç olarak düzenlenişi tarihte bilinen ilk kanun metinlerine kadar dayanmaktadır. Kişilerin haksız yere birbirlerini suçlamalarını ve bu suçların hukuku sistemini yok yere oyalamasını önlemek amacıyla suç sayılmıştır. İftira suçu ceza hukuku bakımından; bir kimsenin suçsuzluğunu bile bile, o kimseye işlemediği suçu yükleyerek ya da o kimsenin işlemediği suçun iz ve emarelerini uydurarak, kişiyi ilgili yerlere bildirmek şeklinde ifade edilmektedir.

Tüm bireyler onur, şeref ve haysiyet sahibidir. Dürüst ve namuslu herhangi bir kimsenin kazanmış olduğu bu şeref ve itibar aleyhinde hakikate aykırı ve uydurma her hareket kişi için yıkıcı bir etki yaratmaktadır.

İftira suçu ; işlemediğini bildiği halde başka bir kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için ihbar veya şikayette bulunamaya denir.

Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak ceza hukuku alanında yayımladığımız makalelerimize ‘’İftira Suçu ve Cezası’’ ile devam ediyoruz. Makalemizde iftira suçu ve cezası hakkında kanunda ve yerleşik yargı içtihatlarındaki düzenlemeleri ayrıntılı olarak açıklayarak konu hakkında sıklıkla merak edilen konulara yer verilecektir.

İftira Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunu’na göre iftira suçu, adli soruşturma veya kovuşturma geçirmesini ya da idari yaptırım uygulanması amacıyla suç işlemediğini bildiği birisi hakkında suç isnat etmek olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda iftira suçunun oluşabilmesi için bir kişi hakkında hukuka aykırı suç isnat etmek tek başına yeterli olmayıp hakkında suç isnat edilen kişinin mağduriyet yaşaması amacıyla adli veya idari olarak yetkilendirilmiş makamlara resmi ihbar ya da şikayette bulunulması gerekmektedir.

İftira suçu ve cezası 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ‘‘Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler’’ başlıklı dördüncü kısım ikinci bölümünde olan ‘‘Adliyeye Karşı Suçlar’’ başlığı altında düzenlenmiştir. TCK madde 267’de İftira suçunun tanımı, unsurları ve cezası düzenlenirken kanunun devam eden 268. maddesinde iftira suçu ile bağlantılı olan Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması suçu düzenlenirken son olarak 269. maddesinde ise Etkin Pişmanlık hükümlerine yer verilmiştir.

TCK Madde 267 – İftira

(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

TCK madde 268, Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

(1) İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

İftira Suçu Şartları Nelerdir?

Kanun nezdinde iftira suçunun oluşabilmesi için bazı şartların varlığı aranmaktadır. Bunlar; kişi hakkında yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunulması, suç isnat edilen kişi hakkında adli veya idari soruşturma başlatılmasına neden olması ve isnat edilen hukuka aykırı fiilin gerçek dışı olma şartlarıdır.

  • Yetkili Makamlara İhbar veya Şikayette Bulunma Şartı

İftira suçunun oluşabilmesi için ilk önce adli veya idari anlamda kanun tarafından yetkilendirilmiş makamlara kişi hakkında resmi olarak ihbar veya şikâyette bulunulması gerekmektedir. Bilinenin aksine, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunulmadan toplum içerisinde bir kişinin saygınlığına yönelik isnat edilen suçlamalar iftira suçunu değil TCK 125/1 de düzenlenen hakaret suçunu oluşturmaktadır.

TCK bazı suçların soruşturulabilmesi için suçtan zarar görenlerin şikayette bulunmasını zorunlu tutmuştur. Şikayete tabii bir suçun şikayet hakkı bulunmayan bir kişi tarafından mağdurun adli veya idari yaptırıma uğraması amacıyla yetkili makamlara ihbarı halinde soruşturma yapılamayacağı için iftira suçu oluşmayacaktır. Ancak bu durumda iftira suçuna teşebbüs hükümleri uygulanabilecektir. Bununla birlikte kendisinin işlemediğini bildiği bir suçu işlediğini ihbar eden kişi ise iftira suçunu değil Türk Ceza kanunu madde 270’de düzenlenen “Suçu Üstlenme” suçunu işlemiş olacaktır.

  • Adli Soruşturma veya Kovuşturma ya da İdari Soruşturma Geçirme Şartı

Yapılan ihbar veya şikayet sonrasında hakkında suç isnat edilen kişinin adli soruşturma veya kovuşturma ya da idari yaptırım geçirmesi gerekmektedir. Burada önemli olan iftira suçunun oluşabilmesi için sadece cezai soruşturma ve kovuşturma başlatılması şartı aranmadığı, idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için de bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etme eyleminin iftira suçunu oluşturabilmesidir. Kanunun lafzına bakıldığında kendisi hakkında hukuka aykırı fiil isnat edilen kişi hakkında adli veya idari soruşturma başlatılmış olmasının tek başına suçun oluşması için yeterli olduğu anlaşılmakta olup bunun haricinde başlatılacak soruşturma veya kovuşturması sonucu verilecek ceza yahut beraat kararının iftira suçunun ortaya çıkmasında bir etkisi olmadığı anlaşılmaktadır. İhbar veya şikayete konu suçun izin, talep, karar gibi muhakeme şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle kovuşturulamıyor olması iftira suçunun oluşmasını önlemeyecektir.

  • İsnat Edilen Hukuka Aykırı Fiilin Gerçek Dışı Olması

Yetkili makama yapılan bildirim objektif olarak yanlış olmalı ve iftirada bulunan, gerçeklere aykırı olarak suçsuz olduğunu bildiği mağdura hukuka aykırı fiil isnat etmelidir. Bir başka deyişle iftira suçunun oluşabilmesi için yapmadığını bildiği halde mağdur hakkında yetkili makamlara gerçeğe aykırı bir şekilde hukuka aykırı fiil isnat edilmelidir. Amaç mağdurun hukuk düzeni içerisinde yaptırıma uğratılmasını sağlamak olduğu gibi mağdur hakkında isnat edilen fiilin de gerçeğe aykırı olması gerekmektedir.

İftira suç duyurusu dilekçesi indirmek için tıklayınız. https://kadimhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/iftira-suc-duyurusu.docx

İftira Suçunun Unsurları

TCK madde 267’de düzenlenen iftira suçunun unsurları her suçta olduğu gibi maddi ve manevi unsur olarak iki ana başlıkta düzenlenmektedir. İftira suçunun maddi unsurları fail, mağdur ve eylem gibi unsurlar iken suçun manevi unsuru ile anlatılmak istenen ise kasıttır.

  • İftira Suçu Faili

İftira suçunda fail açısından bir özellik aranmamaktadır. Her gerçek kişi iftira suçunun faili olabilmektedir. Failin kamu görevlisi olması ile sivil yurttaş olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Nitekim TCK’nın 267-269 arası maddelerinde fail açısından herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yine bu maddeler içinde bir özel düzenleme var olmadığından tüzel kişiler bu suçun faili konumunda olamazlar.

  • İftira Suçu Mağduru

İftira suçu kişinin itibar ve haysiyetini zedelemek amacıyla kişiye karşı hukuka aykırı fiil isnat etmek olup esasen bu suçun mağduru hakkında hukuka aykırı fiil isnat edilen gerçek kişilerdir. Ancak iftira suçunun Türk Ceza Kanunu’nda Adliyeye Karşı Suçlar kısmında düzenlenmesi neticesinde Devlet, kanun koyucu tarafından iftira suçunda suçtan zarar gören olarak kabul edilmiştir. Hukukumuzda en büyük tüzel kişilik olarak kabul edilen Devletin bu suç tipinde suçtan zarar gören olarak yer aldığı düşünüldüğünde iftira suçu kapsamında ilgisi bulunan diğer tüzel kişilerin de yargılama sefahatinde suçtan zarar gören olabileceği sonucuna varılmalıdır.

  • İftira Suçu Hukuki Konusu

İftira suçunun hukuki konusu objektif olarak gerçek dışı olan hukuka aykırı bir fiilin isnadıdır. Türk Ceza Kanunu’na göre mutlaka bir suç isnadı gerekli olmayıp isnadın hukuka aykırı bir isnat olmasını yeterlidir. Bu kapsamda yalnız adli soruşturma ve kovuşturma gerektiren isnatlar haricinde disiplin cezası veya idari yaptırımı gerektiren isnatlar da iftira suçunun konusu olabilmektedir. İsnat edilen fiilin kasten ya da taksirle işlenmesi veya ihlali ya da icrai olması önemsizdir.

İftira suçunda isnat edilen fiilin açık ve belirli olması gerekmektedir. İftiranın konusunu oluşturan fiilin objektif olarak gerçek dışı olması gerekir. Kanun metninde bu husus ‘’işlemediğini bildiği halde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi’’ şeklinde ifade edilmiştir.

  • Fiil

Türk Ceza Kanunu madde 267’de iftira suçu seçimli hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu seçimlik hareketler failin mağdur hakkında hukuki yaptırım sağlamak amacıyla adli veya idari makamlara şikâyet veya ihbarda bulunmasıdır. Kanunun ilk fıkrası iftira suçunun basit halini düzenlerken ikinci fıkrasında nitelikli halinde bahsedilerek maddi eser ve delillerini uydurularak suçun işlenilmesi halinde suçun yarı oranında arttırılacağı belirtilmiştir.

Sonuç olarak iftira suçunda fail, işlenmediğini bildiği bir suçun faili olarak mağduru göstermekle yetinirse TCK 267/1’de yer verilen suçun basit halini, kendisi maddi eser ve delillerini uydurarak bu haksız iddiasını desteklemesi halinde ise suçun nitelikli halini işlemiş olacaktır.

  • Manevi Unsur

Suçun manevi unsuru özel kast olarak adlandırılır. Bu kapsamda failin amacı hukuka aykırı fiil isnat ederek mağdur hakkında adli soruşturma veya kovuşturma geçirmesini ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak olduğu kanunda açıkça belirtilmektedir. Bununla birlikte failin bu amacı doğrultusunda yetkili makamlara yapmış olduğu ihbar ve şikâyet sonucunda ancak iftira suçunun oluşabileceği göz önüne alındığında bu suç tipinin olası kastla işlenebilmesi mümkün değildir. İftira suçu ancak kasten işlenebilen bir suç tipidir.

Kanunun lafzına bakıldığında iftira suçunun oluşması için soruşturma veya kovuşturma geçirmesi ya da idari yaptırıma uğraması amacıyla yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak yeterli görülüp failin özel kastının sorgulanmasına yönelik bir ifade yer almamasına rağmen yerleşik Yargıtay içtihatları iftira suçunun şartları oluşabilmesi için failde özel kastın varlığının tespiti ve bu hususun özellikle irdelenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Bu kapsamda iftira suçunda kast unsuru diğer suç tipleri gibi somut dava konusunun oluş ve şekillerine göre farklılık göstermekte ve failin özel kastının irdelenmesi gerekmektedir.

  • Nitelikli Unsurlar

Suçun temel şekline ilave edilen ve cezanın arttırılmasını veya indirilmesini gerektiren hallere suçun nitelikli halleri denmektedir. Böyle durumlarda kanunda belirtilen suçun işlenişinde basit halinin yanında fail tarafından icra edilen ek bir hareket, bir unsur ortaya çıkması sonucu mevcut olan suç nitelikli hale gelmektedir. Nitekim TCK’nın madde 267/2-3-5 ve 6. fıkralarında iftira suçunun nitelikli halleri belirtilmektedir.

İftira Suçunun Cezası Nedir?

  • İftira Suçu Basit Halinin Cezası

Türk Ceza Kanunu madde 267/1’de düzenlendiği üzere; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Buna göre bir kişi iftira suçunun basit halini işlemesi halinde yapılacak yargılama sonucu hakkında 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilecektir. Olayın oluş ve şekillerine göre yapılan değerlendirmeler sonucu iftiraya uğrayan mağdurun haysiyet ve kişiliği nezdinde uğramış olduğu zarar gözetilerek kanunda belirtilen ceza aralığından alt sınıra yaklaşarak takdiren veya alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden ceza verilecektir.

İftira suçunun basit halinde 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilir.

  • İftira Suçu Nitelikli Hallerinin Cezası

Türk Ceza Kanunu 267 maddesinin ikinci fıkrasında ilk fıkradaki fiilin sanık tarafından maddi eser ve delil yaratmak suretiyle işlenilmesi halinde mahkeme tarafından verilecek ceza yarı oranında arttırım yapılacaktır. Maddi eser ve delil, sanığa iftira atan sanığın iddialarını kuvvetlendirmek amacıyla ileri sürdüğü beyan, emare, belge dahil her türlü ispat araçlarıdır. Buna göre nitelikli iftira suçunu işleyen kimse 1.5 yıldan (18 ay)  6 yıla kadar cezalandırılacaktır.

Türk Ceza Kanunu 267. Maddesinin 3. Fıkrasında yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır denmekledir. Buna göre iftiraya uğrayan mağdur hakkında üzerine atılı suç kapsamında savcılık nezdinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar alınmışsa veya mahkeme aşaması sonucunda beraat etmesi halinde yargılama sefahati boyunca adli makamlarca mağdurun hakkında üzerine atılı mesnet suç kapsamında tutuklama ve gözaltına alma dışında herhangi bir tedbir kararına örneğin adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi halinde sanık hakkında verilecek cezada yarı oranda arttırım yapılacaktır.

Eğer mağdur üzerine atılı suç;

  • Basit iftira şeklinde gerçekleşir ise verilecek ceza yarı oranında arttırılarak sanık hakkında 1.5 yıldan (18 ay) – 6 yıla kadar;
  • Nitelikli iftira şeklinde gerçekleşir ise suçun nitelikli haline verilecek ceza yarı oranında arttırılarak sanık hakkında 2 yıl 3 aydan (27 ay) – 9 yıla kadar hapis cezası verilecektir

Türk Ceza Kanunu 267/5. fıkrasında iftira suçu mağdurunun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur denmektedir. Buna göre iftira suçuna uğrayan mağdurun üzerine atılı suç kapsamında yapılan yargılama neticesinde müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet cezası ile cezalandırılması halinde kanun tarafından önceki fıkralarından ayrı bir düzenlemeye yer verilmiş olup mağdura iftira atan sanık hakkında 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezasına hükmedilecektir. Kanun, mağdurun üzerine atılı iftira suçu neticesince yargılanıp müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası alması halinde cezasının infazına başlanıp başlanmadığına göre de bir ayrıma gitmiş olup; infaza başlanılması ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir.

Türk Ceza Kanunu 267/6. fıkrasında mağdurun mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır denmektedir. Buna göre mağdurun uğramış olduğu iftira suçu neticesinde almış olduğu müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması ve verilen cezanın infazına başlanması halinde 5. fıkraya göre verilecek cezada yarı oranında arttırım yapılarak mağdura iftira atan sanık hakkında 30 yıldan – 45 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.

Ancak unutulmamalıdır ki; 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 107/3-e maddesi gereğince süreli hapis cezalarında cezaevinde geçirilerek süre en fazla 28 yılla sınırlandırılmıştır. Buna göre TCK 267/6 uyarınca nitelikli iftira suçundan ceza alan sanık cezaevinde 28 yıl geçirdikten sonra anılan kanunda yer alan diğer halleri sağlaması durumunda koşullu salıverilmeden yararlanarak tahliye olabilecektir.

Suçun Özel Görünüşlerinin Cezası

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması

Türk Ceza Kanunu’nun 268. Maddesinde işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır denmektedir. Buna göre kendi suçunu gizlemek amacıyla kendisini başkasının kimlik bilgileriyle tanıtan ve adli makamları yanıltan kişi iftira suçunu işlemiş sayılır.

İftira Suçunu Hafifleten Nedenler ve Şahsi Cezasızlık Halleri

Kanun ilk fıkrasında etkin pişmanlık ile ilgili genel bir düzenlemeye yer verirken diğer fıkralarında failin mağdura iftira atma amacından soruşturma, kovuşturma, hüküm ve infaz aşamalarında geri dönüş yapmasına göre çeşitli düzenlemelere yer vermiştir. Ancak burada üzerinde durulması gereken konu kanunda belirtilen etkin pişmanlığa ilişkin hallerin pratikte bulacağı uygulama alanlarının belirlenmesidir. Şöyle ki; kanun, açıkça mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlatılmadan önce failin iftirasından dönmesi halinde iftira suçundan dolayı verilecek cezada 4/5 oranında indirim yapılacağını belirtilmiştir.

Türk Ceza Kanunu 267.maddesi 2. fıkrasında ‘‘mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.’’ hükmüne yer verilmiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda soruşturma evresi kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi; kovuşturma evresi ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsamaktadır. Kısacası ceza hukukunda soruşturma evresinin tamamlanıp iddianamenin düzenlemesi ile kovuşturma evresi başlamaktadır. İftira suçunun oluşmasına sebebiyet veren fail, mağdur hakkında adli yargıda soruşturma açılmasına sebebiyet vermiş ise; iddianame düzenlenene kadar ki geçen süre zarfında iftirasından dönmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıp 3/4 oranında ceza indiriminden yararlanabilecektir. İdari soruşturmalar açısından ise soruşturma ve kovuşturma ayrımı olmadığı için disiplin amirinin soruşturmaya başlama emri vermesi anını esas almak gerekir.

Türk Ceza Kanunun 269. Maddesi 3. fıkrasında mağdur hakkında ceza yargılamasında kovuşturma aşamasında geçilmesi halinde iftira suçuna neden olan failin iftirasından hangi aşamalarda vazgeçtiği ve karşılık olarak etkin pişmanlık kapsamında uygulanması gereken ceza indirimleri düzenlenirken 4. fıkrasında iftiraya neden olan failin, mağduru idari yaptırım ile karşı karşıya bırakması halinde etkin pişmanlıktan yaralanabileceği aşamalar ve karşılığındaki ceza indirimleri düzenlenmiştir. Şöyle ki;

269. maddenin 3. fıkrasında belirtilen bentler uyarınca; iftiradan dönmenin, iftiraya uğrayan hakkında hüküm verilmeden önce veya iftiraya uğrayanın mahkumiyetinden sonra veya cezanın infazına başlandıktan sonra gerçekleşmesi halinde ise şu şekillerde sonuca varılacaktır: -269/3-a uyarınca iftira eden; iftiraya uğrayan hakkında hüküm verilmeden önce iftirasından dönerse verilecek cezanın 2/3’ü indirilebilir.

  • 269/3-b uyarınca iftira eden; iftiraya uğrayanın mahkumiyetinden sonra iftirasından dönerse verilecek cezanın 1/2’si indirilebilir.
  • 269/3-c uyarınca iftira eden; İftiraya uğrayan hakkında hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde iftirasında dönmesi halinde verilecek cezanın 1/3’ü indirilebilir.

Türk Ceza Kanunu 269. maddesinin 4.fıkrası gereği iftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

  • 269/4-a uyarınca iftira eden iftiraya uğrayan hakkında idari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunması halinde verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılabilir.
  • 269/4-b uyarınca iftira eden iftiraya uğrayan hakkında idari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunması halinde verilecek cezada 1/3 oranında indirip yapılabilir.

Son olarak Türk Ceza Kanunu 269 maddesi 5. fıkrasında basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerektiğine yer verilmiştir.

Önemle belirtmek gerekir ki; Türk Ceza Kanunu 269. maddede yer alan etkin pişmanlık hükümleri düzenlenirken kanunun 1. ve 2. fıkrasında iftirasından vazgeçen failin cezası belirtilen oranlarda ‘‘indirilir’’ şeklinde belirtilerek etkin pişmanlığa ilişkin hükümler kesin bir şekilde dile getirilirken, kanunun 3. ve 4. fıkralarında öngörülen ceza indirimlerinde ise ‘‘indirilebilir’’ şeklinde belirtilerek iftira eden failin etkin pişmanlıktan yararlanmasını ve yararlanması halinde ise bunun hangi oranlarda gerçekleşebileceği mahkemenin takdirine bırakılmıştır

İftira Suçunun Özel Görünümleri

İftira suçu incelenirken suç genel teorisine göre yukarıda sayıldığı üzere maddi ve manevi unsurlar olarak barındırdıkları hukuka aykırılıklar üzerine durulmuştur. Bu anlatılan kurumlar, insanlar tarafından işlenen ve suç sayılan bütün fiilleri tipik olarak cezalandırmaya yeterli görülmemiş bu yüzden özel görünüş biçimleri de düzenlenmiştir. Anlatılan bütün unsurların suçun işlenişinde var olması demek kişinin her koşulda cezalandırılabileceği anlamına gelmemekte, bazı ek şartların varlığı aranmaktadır. İftira suçunun özel görünüşleri iştirak, içtima ve teşebbüs hali olarak düzenlenmiş, yazımızın devamında bu durumlar ele alınacaktır.

  • İftira Suçu Teşebbüs

Suça teşebbüs hali Türk Ceza Kanunun 35. Maddesinde düzenlenmiş olup bir kişinin suç işleme kastıyla o fiille başlayıp elinde olmayan sebeplerle suçun unsuru olan fiili gerçekleştirememesi halinde suça teşebbüs halinden bahsedilir ve ceza hukukunda bir indirim nedenidir. İftira suçu ise ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Bir başka deyişle iftira suçunun oluşabilmesi için mağdurun adli soruşturma veya kovuşturma geçirmesi ya da idari yaptırıma uğraması amacıyla kasten yetkili makamlara şikayet veya ihbarda bulunulması ve bu ihbar veya şikayetin yetkili merciiye ulaşması gerekmektedir. Ancak bazı durumlarda iftira suçunun teşebbüs aşamasında kalması mümkündür.

İhbar veya şikayete ya da suç eser ve delilinin uydurulmasına ilişkin icra hareketlerinin bölünebildiği veya mektupla ihbar gibi henüz tamamlanamadığı durumlarda iftira suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu 35. Maddesinde yer alan teşebbüs hükümlerinin uygulanması ve suçta indirim uygulanması gerekmektedir.

  • İftira Suçu İştirak

İftira suçu iştirak bakımından bir özellik arz etmemektedir. İftira suçunun faili her gerçek kişi olabilir. Bu suçta iştirakin tüm şekillerinin gerçekleşmesi mümkündür. Fiilin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde müşterek faillik, başkasına iftira suçunu işlemesi için yardım eden ve bu suretle suç kararını aldıran kişi azmettiren ya da yardım eden şerik olarak sorumlu tutulacaktır.

  • İftira Suçu İçtima

Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda Türk Ceza Kanunu 43. madde 1. fıkra kapsamında yer alan hükümler uygulanmak kaydıyla arttırım uygulanarak cezaya hükmedilir. Mağdura aynı fiilin isnadı farklı yer meciine yapılmış olsa dahil fiil tekdir. Çünkü adliyeler farklı da olsa hukuken farklı yerlerdeki dosyaların birleştirilmesi ve bir fiil nedeniyle tek soruşturma açılması gereklidir. Farklı suçların ihbarında birden fazla suçun oluştuğu ancak bir suç işleme kararının bulunması durumunda Türk Ceza Kanunu 43. Madde 1. fıkra kapsamında ceza verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Failde bir suç işleme kararının varlığı saptanabiliyorsa içtima hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Failin bir fiille yani aynı ihbar veya şikayet dilekçesi ile birden fazla kişiye iftira etmesi halinde aynı neviden fikri içtimaa ilişkin TCK 43/2 madde uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki zincirleme suç kuralı uygulanır.

Failin, iftira eylemini özel veya resmi belgede sahtecilik yapmak suretiyle işlemesi halinde TCK 212. Maddede ‘’Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur’’ şeklinde yer alan gerçek içtima hükmü uyarınca, iftira ve sahtecilik suçları oluşmaktadır ve her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır.

Türk Ceza Kanunu 267. maddesi 4. fıkrasında ‘‘Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur’’ denmektedir. Buna göre mağdura iftira atan sanık eğer mağdurun tutuklanması veya gözaltına alınmasına neden olması halinde sanık hakkında gerçek içtima hükümleri uygulanıp işlemiş olduğu iftira suçunun yanında Türk Ceza Kanunu 109. maddesinde düzenlenen Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçundan ayrıca cezalandırılacaktır. Bir başka deyişle mağdurun ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ya da süreli hapisle mahkum olup cezanın infazına başlanması durumunda sanık hakkında yalnızca TCK 267. maddeden ceza verilecek ayrıca TCK 109. Maddeden cezalandırılmayacaktır.

İftira Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hüküm Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı 

  • İftira Suçunun Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Adli para cezası, yargılanmayı gerçekleştiren mahkeme tarafından, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödenmesine karar verilmesidir. Türk Ceza Kanunu 50. Maddesi ‘‘ Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilebilir’’ hükmüne havidir. Ancak kısa süreli hapis cezasından kasıt yargılama sonucunda verilecek cezanın 1 yıl veya daha az süreli hapis cezasıdır. Yine Türk Ceza Kanunu 62. Maddesinde ‘‘Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.’’ Hükmüne yer verilerek takdiri indirim nedenlerine yer verilmiştir.

Türk Ceza Kanunu 267. Maddesinde belirtildiği üzere iftira suçunun basit halinin karşılığı 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır. Hal böyle iken sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda mahkemenin basit iftira suçunun varlığına hükmederek kanunda belirtilen alt sınıra yaklaşarak takdiren ceza vermesi ve sanığın mahkemedeki iyi halinden dolayı takdiri indirim sağlanması durumunda verilecek ceza 1 yılın altına inebilir ve sonuç olarak iftira suçu adli para cezasına çevrilebilir.

Son olarak iftira suçunun nitelikli olarak işlendiği hallerde mahkemece verilecek cezanın 1 yılın altına inmesi ancak etkin pişmanlık hallerinde mümkün olacaktır.

  • İftira Suçunda Erteleme Kararı Verilmesi

Erteleme kararında mahkemece yargılanan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiş ve kişi hakkında hapis cezasına hükmedilmiştir. Ancak mahkeme tarafından sanığa verilen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde sanık açısından ceza ertelenmiş olacaktır. İşlediği suçtan dolayı 2 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olan sanıkların cezası ertelenebilir. Bununla beraber sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecince gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda yargılama makamları nezdinde bir kanaatin oluşması gerekir. İftira suçunu işleyen sanığa verilecek ceza ve sanığa ilişkin kişisel durumların şartları sağlaması halinde yargılamayı yapan mahkeme tarafından erteleme kararı verilebilir.

  • İftira Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlemez ve yükümlülüklerine uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ile davanın düşmesine yol açarak cezanın bireyselleşmesini sağlayan bir kurumdur.

İftira suçunun basit halinin işlenmesi nedeniyle hükmedilen hapis cezasının miktarının 2 yıl veya daha az olması halinde suçu işleyen hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilebilir.

Suçun Türk Ceza Kanunu 269. maddesi 2. fıkrasında belirtilen nitelikli hali şeklinde işlenmesi durumunda ise alt sınır 2 yıldan başlayacağı için hem alt sınıra yaklaşılarak takdiren ceza verilmesi hem de sanığın Türk Ceza Kanunu 62. Maddesinde belirtilen takdiri iyi hal nedenlerinden ayrıca yararlanması gerekmektedir.

Suçun diğer nitelikli hallerinde sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması halinde ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

İftira Suçu Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması

  • Soruşturma Aşaması

İftira suçu, şikayete tabi bir suç değildir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulan bir suç tipidir. Bu sebeple hakkında hukuka aykırı fiil isnadında bulunulan kimsenin ihbar veya şikayette bulunmasının suçun soruşturulması kovuşturulması bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Fakat belirtmek gerekir ki mağdur CMK m. 237 gereğince iftira suçunun kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduğundan bahisle açılan kamu davasına katılabilir. Yargılamanın sonunda verilen hüküm hakkında kanun yollarına başvurabilir.

İftira suçunun soruşturulup kovuşturulmasıyla ilgili olarak belirtmek gerekir ki bu suç görev dolayısıyla veya görevle bağlantılı olarak da işlenebileceğinden bu suçu görevi sırasında işleyen kamu görevlisinin soruşturulması için 4483 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun” 3. maddesi uyarınca izin alınması gerekmektedir.

Devlet Memurları Kanunu’dur. DMK m. 25 gereğince, “Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler”. hükmü yer almaktadır.

  • Kovuşturma Aşaması

Kovuşturma aşaması yargılama aşamasıdır. Yani savcılık tarafından hazırlanan iddianame kabul edilmiştir. Asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesi tarafından yargılama yapılır. İftira suçu kovuşturma aşaması diğer suçlardan farklılık gösteren bir özelliği yoktur. Genel hükümler kapsamında yargılama yapılır.

İnternet ortamında basın yayın yoluyla veya sosyal medya üzerinden iftira suçu nedeniyle kişilik haklarının ihlal edilen, iftira fiilinin mağduru olan kişi aynı zamanda 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak, yayından kişilik haklarını ihlal eden içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini talep edebilir. Mağdurun bu talebi doğrultusunda Sulh Ceza Hakimi kişilik haklarını ihlal ettiği iddia olunan içeriğin çıkarılmasına veya içeriğe erişimin engellenmesine karar verebilecektir.

Son olarak, Ceza Muhakemesi Kanunun 143. maddesi 3.fıkrasına göre iftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama halinde Devlet mağdura ödenmiş tazminat nedeniyle iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu edebilecektir.

İftira Suçu Gözaltı ve Tutukluluk Hali

Yakalama ve gözaltı kararları 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 90. madde ile 109. maddeler arasında ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Gözaltı hali diğer suç tiplerinde olduğu gibi iftira suçunda da öngörülmüştür. Tutuklama nedenleri Ceza Muhakemeleri Kanunu 100. maddesinde sayılmıştır sayma tahdidi olarak belirtilmiştir. Buna göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve 100. maddede belirtilen tutuklama nedenlerinin birisinin varlığı halinde iftira suçunun şüpheli ya da sanığı hakkında tutuklama kararına hükmedilebilir. Tutuklama kararı yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza ve tedbir arasındaki ölçünün varlığı ile alınmaktadır. Tutuklama kararı özellikle kaçma şüphesi, delillerin karartılacak hususundaki yoğun şüphe ve somut olguların varlığı hakkındaki kuvvetli şüphe sonucunda verilmektedir.

Gerçekleştirilen fiilin katalog suç kapsamında olması durumunda 100. madde kapsamında tek başına kuvvetli suç şüphesinin varlığı tutuklama için yeterli olup doğrudan hakim tarafından doğrudan tutuklama kararı verilebilir. Bu kapsamda iftira suçu katalog suç kapsamında olmadığından iftira suçunun varlığı halinde soruşturma aşamasında sanığın gözaltına alınması veya tutuklanması için tek başına kuvvetli suç şüphesinin varlığını yeterli olmayıp bunun yanı sıra 100.maddede belirtilen diğer tutuklama nedenlerinin varlığı aranacaktır.

İftira Suçunda Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

  • İftira Suçunda Şikayet Süresi

Yargı sistemimizde 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan bir kısım suçların adli makamlarca soruşturması ve kovuşturması mağdurun şikâyeti üzerine başlatılabilmektedir. Bu durum Türk Ceza Kanunu’nun Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar başlıklı 73. maddesi 1. fıkrasında ‘‘Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.’’ şeklindeki hüküm ile açıklanmaktadır.

İftira suçu ise Türk Ceza Kanunu’nun ‘‘Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler’’ başlıklı dördüncü kısım ikinci bölümünde olan ‘‘Adliyeye Karşı Suçlar’’ başlığı altında düzenlenmiştir. Bu itibariyle kanunda iftira suçuna özel bir önem atfedilerek iftira suçuna uğrayan kişiler suçtan zarar gören, devlet ise suçun mağduru olarak kabul edilmiştir. Sonuç itibariyle iftira suçu şikâyete tabii suçlardan olmayıp soruşturması ve kovuşturması adli makamlarca re’sen başlatılabilen bir suç tipidir. İftira suçundan dolayı suçtan zarar gören gerçek kişilerin adli makamlara şikayette bulunmalarının ardından şikayetlerini geri almaları halinde başlatılan ceza soruşturması veya yargılaması sona ermeyecek adli makamlarca tahkikata re’sen devam olunacaktır.

  • İftira Suçunda Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi 8. fıkrasında ‘‘İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar’’ denilerek iftira suçunda zamanaşımı süresinin başlama tarihi olarak suçun mağduru olan ve iftira suçunun oluşmasına sebebiyet veren ceza yargılamasındaki şüpheli ya da sanığın suçsuzluğunun ispatlandığı an olarak kabul edileceğini belirtmiştir.

Adli makamlarca başlatılan soruşturma sonucunda şüpheli hakkında verilecek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar(KYOK) ile veya kovuşturma sonucunda verilecek Beraat kararı ile şüpheli ya da sanığın suçsuzluğunun ispatlandığı an olarak kabul edilebilir. Bu ispat anı idari soruşturmalar açısından ise kişi hakkında verilen Ceza Tayinine Mahal Olmadığı Kararı(CTMO) olarak kabul edilmektedir.

Anılan karar veya hükümlerin verilmesi sonucunda iftira suçuna uğrayan mağdur açısından zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Bu süre ise Türk Ceza Kanunu 66. maddesi 1. fıkrasının e bendi gereği 8 yıldır.

  • İftira Suçunda Uzlaşma

Uzlaştırma kurumu 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun ‘‘Uzlaşma ve Müsadere’’ başlıklı İkinci Kısım Birinci Bölümünde olan ‘‘Uzlaşma’’ başlığı altında 253. madde kapsamında düzenlenmiştir. Kanun kapsamında kalan suçlar bakımında suçun mağduru ve şüphelisinin uzlaşarak anlaşması neticesinde ceza yargılaması sona ermektedir.

Uzlaştırma kapsamında kalan suçlar kanunla sayma tahdidi şeklinde belirlenirken iftira suçu bu belirlemeler arasında yer almamıştır. Sonuç olarak mağdurun şikayetinin geri alması halinde dahi soruşturmasına ve kovuşturmasına re’sen devam olunan ve CMK 253. Madde kapsamında yer almayan iftira suçu uzlaşma kapsamında yer almamaktadır.

  • İftira Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin Pişmanlık : Şahsi bir sebep olarak kabul edilen ‘‘etkin pişmanlık’’ hükümleri, iftira suçu bakımından da uygulanabilecektir. Türk Ceza Kanunu 269. maddesi 1. fıkrasında ‘‘İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.’’ düzenlemesi mevcuttur. İftiradan dönmekten kasıt failin yetkili makamlara somut maddi gerçeği açıklaması iradesidir. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için fail her ne amaç ve gerekçeyle olursa olsun kendi özgür iradesiyle iftirasından dönmelidir.

Teknik anlamda idari soruşturma idari makamlara verilecek şikayet dilekçesinin ardından disiplin amirinin soruşturma yapılmasına ilişkin vereceği idari emir ile başlamaktadır. Aradaki süre zarfında fail iftirasından dönmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinden ve dolayısıyla cezai indirimden yararlanabilecektir. Bununla birlikte adli yargıda soruşturma aşamasının başlamasından önce failin iftirasından dönmesi ve bu kapsamda etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması ise tartışmalı bir konudur. Nitekim iftira suçu ancak failin mağdur hakkında yetkili makamlara ihbar veya şikâyeti ile oluşabilmektedir. Burada failin şikâyeti ile soruşturmaya başlanacağının varsayılması halinde iftira suçunun oluşmasına neden olan failin soruşturma açılmadan önce iftirasından dönmesi ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi mümkün olmayacaktır. Bu konuda Yargıtay, maddenin uygulanması bakımından soruşturma evresinin başlangıcıyla ilgili olarak uygulamaya yönelik bir çözüm getirmeye çalışmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi vermiş olduğu kararında mağdur hakkındaki isnadın kollukta kayda geçirilmesi işleminin soruşturmanın başlangıcı sayılmayacağını, bu kayıttan sonra öğrenilen suça ilişkin bir soruşturma işlemi başlatıldığı ana kadar gerçekleşen etkin pişmanlıkta ilk fıkranın uygulanacağını kabul etmiştir. Sonuç olarak iftira suçunda failin adli makamlara yapmış olduğu şikâyet sonucu başlayan soruşturma kapsamında soruşturmaya ilişkin herhangi bir işlem yapılmadan iftirasından dönmesi halinde Türk Ceza Kanunu 269. madde 1. fıkrada belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabileceği kabul edilmiştir.

  • İftira Suçunda Görevli Mahkeme

Ceza mahkemelerinin görev ayrımı tanımı yapılırken öncelikle suç tipleri açısından özel görevli mahkemelerin varlığına bakılmalıdır. İftira suçu için kanunlarla belirlenmiş özel yetkili ceza mahkemesi bulunmadığından genel hükümlere göre görevli mahkeme belirlenecektir. Buna göre;

5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’un 12. maddesinde ‘‘Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır’’ şeklinde belirtilerek ağır ceza mahkemelerinin görevine giren suç tipleri sayma tahdidi olarak belirlenmiş, geri kalan suçlar için ise 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektirme şartı aranmıştır.

Yine 5235 sayılı kanunun Asliye Ceza Mahkemesinin Görevi başlıklı 11. Maddesinde ‘‘Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.’’ denilerek asliye ceza mahkemelerinin görev alanı belirlenmiştir.

Bu hükümler çerçevesinde iftira suçunun işleniş biçimi itibariyle suçun nitelikli olup olmamasına göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemeleri görevli olacaktır. İftira suçunun işlenişi bakımından kanunda karşılığı olan cezanın 10 yılın altında olması halinde asliye ceza mahkemeleri görevli, 10 yılın üstünde olması durumunda ağır ceza mahkemeleri görevli olacaktır.

İftira Suç Duyurusu Örneği

İftira suç duyurusu dilekçesi indirmek için tıklayınız. https://kadimhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/iftira-suc-duyurusu.docx

(Suçun İşlendiği Yer) Cumhuriyet Başsavcılığı’na

ŞİKAYET EDEN : Ali GÜNEY

VEKİLİ                : Av. Umur YILDIRIM

ŞÜPHELİ           : Meltem DENİZ

SUÇ                   : TCK m. 267 uyarınca iftira suçu ve savcılık makamınızca re’sen belirlenecek diğer suçlar.

SUÇ TARİHİ      : 13/08/2020

AÇIKLAMALAR

1-)Müvekkil Ali GÜNEY, özel okul olarak faaliyet gösteren ……. kurumun sahibi olup aynı zamanda uzun yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde fizik öğretmeni olarak görev yapmaktadır.

2-)Müvekkil 2019-2020 eğitim öğretim yılı içerisinde ……… lisesinde öğretmenlik mesleğini icra etmekte iken aynı okulda tarih öğretmeni olarak görev yapan şüpheli Meltem DENİZ’in görevli idareye vermiş olduğu 13/08/2020 tarihli şikayet dilekçesi neticesinde idari soruşturma geçirmiştir.

3-)Şüphelinin görevli idareye vermiş olduğu 13/08/2020 tarihli şikayet dilekçesinde özetle; müvekkilin okul içerisindeki kapalı alanlarda kurallara aykırı olarak sigara içtiğini beyan ederek müvekkilin soruşturma geçirmesi için idareye ihbarda bulunmuştur.

4-)Şüpheli tarafından yapılan şikayet kapsamında müvekkil hakkında Çankaya Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından idari soruşturma başlatılmış olup yetkili makamlarca yapılan incelemeler sonucunda isnat edilen suçların sübut bulmadığı sonucuna ulaşılarak müvekkil hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir. Verilen işbu karar ve ekleri Çankaya Kaymakamlığı ….. tarihli ve …… Sayılı İnceleme/Soruşturma dosyası konulu yazısı ile müvekkile tebliğ edilmiştir.

5-)MEB tarafından görevlendirilen muhakkik tarafından yapılan idari soruşturma kapsamında müvekkil Ali GÜNEY’in ifadesi alınmış. Bunun yanı sıra okulun diğer öğretmenleri ile müdür ve müdür yardımcılarının tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulmuştur. Alının tüm ifadelerde müvekkilin okul içerisindeki kapalı alanlarda sigara içmediğini hatta sigara dahi içmeyen birisi olduğu beyan edilmiştir. Bunlara ek olarak okulun kapalı alanlarını kayıt altına alan güvenlik kameraları incelendiğinde şüphelinin iddialarını destekler bir görüntünün olmadığı görülmüş şüphelinin idari soruşturma geçirmesi amacıyla yapmadığını bildiği halde müvekkil aleyhinde idareye ihbarda bulunduğu anlaşılmıştır.

6-)Bilindiği üzere TCK’nın İftira başlıklı 267/1 Maddesi ”(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmünü içermektedir. Kanunun lafzı açıkça idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etme eylemi ile iftira suçunun maddi unsurunun oluştuğunu belirtmektedir. Hal böyle iken işlemediğini bildiği halde müvekkile suç atfederek müvekkilin idari soruşturma geçirmesine neden olan şüpheli, bu eylemi ile TCK’nın 267/1 maddesinde belirtilen iftira suçunu işlemiştir.

7-)Müvekkil, şüpheli tarafından yapılan bu kötü niyetli ihbara kadar öğretmenlik hayatı boyunca mesleği sebebiyle herhangi bir adli veya idari soruşturma geçirmemiştir. Anılan olay sonrasında ise çalıştığı okul içerisinde gerek öğrencilerine gerekse velilerine karşı haksız şekilde zan altında bırakılan müvekkil büyük manevi üzüntü ve çöküntü yaşamıştır.

8-)Gelinen aşama itibariyle; müvekkil hakkında idareye ihbarda bulunarak müvekkilin idari soruşturma geçirmesine yol açan şüpheli hakkında TCK 267. maddesinde düzenlenen iftira suçu kapsamında adli soruşturma yapılarak kamu davası açılmasını talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER   : 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 267. Madde ve re’sen tespit olunacak hususlar

HUKUKİ DELİLLER      :

  • Çankaya Kaymakamlığı ….. tarihli ve …… Sayılı İnceleme/Soruşturma dosyası
  • Tanık anlatımları
  • Re’sen takdir edilecek diğer hukuki deliller

SONUÇ ve İSTEM        : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve Savcılığınızca re’sen dikkate alınacak sebepler ile şüpheli hakkında TCK m. 267/1 gereği soruşturma yapılarak hakkında kamu davası açılması için iddianame düzenlenmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 13/10/2020

                                                                                    Şikayet Eden

                                                                              Av. Umur YILDIRIM

İftira Suçu Hakkında Yargıtay Kararları

İftira suçu ve cezası hakkında Yargıtay kararı aramak için Yargıtay’ın kendi sitesini ziyaret edebilirsiniz. https://www.yargitay.gov.tr/

2.Ceza Dairesi 08.02.2012, 2012/3647 Esas – 2012/2455 Karar

“..Hakaret suçunun, neticesi hareketi bitişik şekli suçlardan olması, suç kastının varlığı için eylemin iradi olarak gerçekleştirilmesinin yeterli olması ve kanunda öngörülen neticenin hareketin gerçekleşmesi ile zorunlu olarak doğması nedeniyle, olası kast ile işlenemeyecek suçlardan olduğu gözetilmeden, TCK’nın 21. Maddesinin 2.fıkrası uyarınca cezada indirim yapılması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (SİLİVRİ) 2.Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 17.05.2011 gün ve 2010/374, 2011/165sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4.fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA”


16.Ceza Dairesi 01.07.2016, 2016/1067 Esas -2016/4583 Karar

“İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, sanığın 16.03.2011 tarihinde kolluk güçlerine telefon ederek, … adlı kişinin işyerine bir kişinin geldiğini, zorla senet imzalatmak istediğini beyan ederek ihbarda bulunması şeklindeki somut olayda; katılan hakkında soruşturma açılması amacının bulunmaması ve şikayet konusu eylemin failinin belirli olmaması nedeniyle iftira suçunun unsurlarının oluşmadığı, ancak; işlenmediğini bildiği halde zorla senet imzalatma (yağma) suçunu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden sanığın eyleminin TCK’nın 271. maddesinde düzenlenen “Suç uydurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması”


Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 8.10.2019, 2019/13208 Esas – 2019/11903 Karar

“İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK’nın 268. maddesinde tanımlanan “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında  soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği; sanığa isnat olunan, idari yaptırım gerektiren trafik ceza tutanağı düzenlenmesi sırasında müştekiye ait kimlik bilgilerinin kullanılmasından ibaret eylemin TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı…”

İftira Suçu ile Sık Sorulan Sorular

Herkesin içerisinde bana iftira atan x kişisinden şikayetçi olabilir miyim?

Ceza yargısında iftira suçunun oluşabilmesi için işlemediğini bildiği halde mağdur hakkında yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunulması gerekmektedir. Resmi makamlara yapılmış herhangi bir ihbar veya şikâyet olmadıkça iftira suçu oluşmayacak diğer şartlarının oluşası halinde TCK 125. Maddede düzenlenen hakaret suçu oluşacaktır.

İftira suçunu işlemiş birisi memur olabilir mi?

Devlet Memurlar Kanunu m. 48 gereği katalog suçlara karışmamış kişiler devlet memuru olmaya hak kazanacaktır. Bu kapsamda iftira suçunun katalog suçlardan olmaması nedeniyle kişinin iftira suçunu işlemesi halinde memuriyete girmesinde herhangi bir engel olmayacaktır.

Hızlı bir şekilde çözüme ulaşabilmek ve hak kaybı yaşamamak adına; hukuki prosedürlerin her aşamasına hakim olan tecrübeli uzman ekibimizle birlikte Kadim Hukuk Bürosu olarak iftira suçunun adli ve idari alanda karşınıza çıkaracağı sorunlarda siz değerli müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Hukuki destek için www.kadimhukuk.com.tr adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.

Başa dön tuşu