Devlet Memurları Kanunu 54-55-56-57. Madde (DMK)

Devlet Memurları Kanunu 54-55-56-57. Madde (DMK)

devlet memurları kanunu 54 55 56 57 madde

Devlet Memurları Kanunu 54. Madde

Adaylığa Kabul Edilme

Sınavlarda başarılı olanlardan Devlet memurluğuna girmek isteyenler başarı listesindeki sıraya ve 47’nci maddeye göre ilan edilen kadro sayısı kadar, kurumlarınca memur adayı olarak atanırlar.

Aday olarak atanmış Devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz.

Devlet Memurları Kanunu 54. Madde Açıklaması

Devletin asli ve sürekli hizmetlerini yürütmek üzere memur olmak için bir statü hukukuna tabi olmayı kabul edenler öncelikle bir geçiş dönemi olan aday memur statüsü ile göreve başlar.

Adaylık statüsü içinde ehliyet ve liyakatlerini ispatlayarak eğitim ve sınavlarda başarılı olmaları, memurlukla bağdaşmayan hal ve hareketlerinin bulunmaması ve disiplin cezası almamaları halinde asil memur olarak atamaları yapılır. Adaylık statüsü bir yıldan önce kaldırılamayacağı gibi ikinci yılın sonu itibarıyla bir gün de olsun geçirilemez. Şayet iki yıl aday memur statüsünde çalıştığı halde, adaylığı kaldırılmayan biri üçüncü yılının ilk günü itibariyle adaylığı kalkmış ve asil memur kabul edilir. Aday memurun adaylık eğitimleri ve stajı bir yıllık adaylık süresinden önce tamamlansa bile adaylığı bir yılını doldurduktan sonra kaldırılabilir.

  • İlgili Makale: 
  • 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) Tam Metin: 

Devlet Memurları Kanunu 54. Madde Adaylığa Kabul Edilme Emsal Kararlar

Danıştay On İkinci Dairesi E:1997/3233, K:1998/1910

  • Devlet Memurları Kanunu 54.Madde
  • Adaylığa Kabul Edilme

Olayda; davacının,  Defterdarlıkta sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken 01.11.1993 tarihinde yardımcı hizmetler kadrosuna geçirildiği ve 12.11.1993 tarihinde  Vergi Dairesinde aday hizmetli olarak göreve başladığı, bu dönemde muhtelif yerlere borçlandığı ve borçlarını ödemediği için hakkında icrai işlemlere başvurulduğu gerekçesiyle 08.03.1995 tarihinde uyarma cezası ile tecziye edildiği, adaylık süresi içinde 1994 yılı sicilinin iyi olarak düzenlendiği ancak asaletinin tasdikine esas alınan 1995 yılı sicilinin olumsuz olduğu ve bu nedenle de 657 sayılı Yasanın 57. maddesi uyarınca 10.11.1995 günlü olurla memuriyetle ilişiğinin kesildiği, bakılan davanın bu işlemin iptali istemiyle açıldığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.

Her ne kadar idare mahkemesinin 05.11.1996 günlü arka kararıyla, 1995 yılına ait olumsuz sicilin davacıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edildi ise bu sicile karşı dava açılıp açılmadığı taraflardan sorulmuş ve verilen cevaplardan da, söz konusu olumsuz sicilin davacıya tebliğ edilmediği ve bunun iptali istemiyle dava açılmadığı anlaşılmakta ise de, davacının, 657 sayılı Yasanın 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesildiğine ilişkin işlemi öğrendiği tarihte, asaletinin tasdikine esas olan sicilin olumsuz düzenlendiğini de öğreneceği açık olduğundan ve davacının bakılan davaya ait dilekçesinde olumsuz sicilin iptalini istemediği görüldüğünden, bu davada söz konusu olumsuz sicilin incelenmesi mümkün olmamıştır.

Bu durumda, davacının asaletinin tasdikine esas olan 1995 yılı sicili olumsuz düzenlendiğinden ve dava açılmamak suretiyle bu olumsuz sicilin kesinleştiği anlaşıldığından, adaylık dönemi içinde asaletinin tasdikine esas alınan sicilinin olumsuz düzenlenmesi nedeniyle davacının, 657 sayılı Yasanın 57.maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.


Danıştay Beşinci Dairesi E:1990/4563, K:1992/1444

  • Devlet Memurları Kanunu 54. Madde
  • Adaylığa Kabul Edilme

Davalı İdare, davacının sınava tabi tutulmadan ve adaylık süresi tamamlanmadan usulsüz bir şekilde memuriyete alındığının belirlenmesi üzerine mevzuata uygun şekilde görevine son verildiğini öne sürmekte ve anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 98. maddesinin (b) fıkrasında memurluğa alınma koşullarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması halinde ilgilinin memurluğuna son verileceği hükmü yer almış, Devlet memurluğuna alınma koşullarının neler olduğu ise Yasanın 111. kısmının 2. Bölümdeki maddelerde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

Bu bölümde yer alan 48. maddede memurluğa atanacaklarda aranılan genel ve özel nitelikler sayılmakta, 50. maddede de memurluğa alınmak için açılacak Devlet memurluğu sınavına girilmesi ve sınavın kazanılması gerektiğine işaret edilmektedir. Belirtilen yasal düzenlemeye göre, memurluk sınavına girmek ve sınavı kazanmak memurluğa alınmanın koşullarındandır. Bu nedenle, 657 sayılı Yasanın 48. maddesinde yazılı koşulları taşımadıkları sonradan anlaşılanlarda olduğu gibi, memurluğa sınavsız alındığı sonradan anlaşılanların da aynı yasanın 98. maddesinin (b) fıkrası uyarınca memurlukla ilişkilerinin kesilmesi kural olarak doğru ise de; Yasanın 48. maddesinde belirtilen niteliklerin sürekliliği nedeniyle, bunları taşımadıkları sonradan anlaşılanların memurlukla ilişkilerinin her zaman kesilebilmesine karşılık, gerekli nitelikleri taşıyanların memurluğa ehliyetlerinin saptanması ve böylece göreve en uygun olanların seçilmesi amacıyla yapılan sınavlara girmeden memurluğa alınanlar yönünden 657 sayılı Yasanın 98. maddesinin (b) fıkrasının uygulanması konusu üzerinde ayrıca durulması gerekli görülmüştür.

657 sayılı Yasada, Devlet memurlarınca yürütülen hizmetin önemi ve niteliği dikkate alınarak memurluğa ehliyet konusunda sadece adayların seçilmeleri ile ilgili düzenlemelerle yetinilmemiş yasanın 111. kısmının “Adaylık” başlıklı 3. bölümünde aday memurların belli bir dönem içinde temel ve hazırlayacağı eğitim ve staj görmelerinin yanı sıra ayrıca bu dönemde hal ve hareketleriyle de memurluğa uygun olup olmadıklarının saptanması öngörülmüştür. Tüm bu aşamalardan sonra başarılı olanların asli Devlet memurluğuna atanacakları Yasanın 58. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu durumda, adaylık dönemini başarıyla tamamlayıp memurluğa ehliyeti saptanmak suretiyle asaleti onananların bu aşamadan sonra ve sadece sınav koşulu nedeniyle görevlerine son verilmesinde yasanın amacına ve kamu yararı ile hizmet gerekleri yönlerinden hukuka uygunluktan söz edilemez.

Olayda, davacının görevine adaylık dönemini tamamlayıp asaleti onandıktan sonra ve usulsüz bir şekilde sınava tabi tutulmaksızın memurluğa alındığından bahisle son verilmesinde belirtilen nedenlerle hukuka uyarlık bulunmadığından bu yoldaki işlemin iptalinde hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteğinin reddi ile Gaziantep İdare Mahkemesinin 13.04.1990 günlü, E: 1989/12, K: 1990/266 sayılı kararının belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle onanmasına 14.05.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Danıştay Beşinci Dairesi E:1990/3713, K:1990/1812

  • Devlet Memurları Kanunu 54. Madde
  • Adaylığa Kabul Edilme

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 54.maddesinde adaylık süresinin bir yıldan az iki yıldan çok olamayacağı hükme bağlanmış olup; aynı Kanunun 56. maddesinde de hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin adaylık süresi içinde görevlerine son verileceğine işaret edilmektedir. 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanununun 9. maddesinde adaylık süresi iki yıl olarak tespit edilmiştir. Çarşı ve Mahalle Bekçisi olan davacının bu göreve 30.12.1987 tarihinde atandığı ve adaylık dönemi içinde görev yerinden izinsiz ayrılmak suçundan “6 ay kısa süreli durdurma” cezası, telefonda sarkıntılık suçundan 12 ay uzun süreli durdurma cezası aldığı, aynı olay nedeniyle adli yargı merciinde 6 ay hapis cezasına çarptırıldığı, adaylık dönemi içindeki sicilinin olumsuz olduğu ve bu hususlar göz önünde tutularak 09.10.1989 tarihinde görevine son verildiği dosyadaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.

Mahkemece 772 sayılı Kanunun 9 ve 657 sayılı Kanunun 56. maddeleri uyarınca adaylık süresinin iki yıl olduğu bu süre dolmadan aday memurun görevine son verilemeyeceği gerekçesiyle işlem iptal edilmiş ise de; adaylık süresi içinde memuriyetle bağdaşmayan tutum ve davranışları bulunan ve bu eylemleri nedeniyle hakkında disiplin cezaları ve hapis cezası uygulanan, ayrıca sicili olumsuz düzenlenen davacının adaylık süresinin dolması beklenmeden görevine son verilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığından bu yolda tesis edilen işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Manisa İdare Mahkemesinin 20.03.1990 günlü, E:1989/686, K:1990/185 sayılı kararının 2577 sayılı Kanunun 49.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın aynı maddenin 3622 sayılı Yasanın 18.maddesiyle değişik 3.fıkrası uyarınca adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 17.10.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

devlet memurları kanunu 54 55 56 57 madde dmk
devlet memurları kanunu 54 55 56 57 madde dmk

Devlet Memurları Kanunu 55. Madde

Adayların Yetiştirilmesi

(Değişik: 12/5/1982 – 2670/20 md.) Aday olarak atanan memurların önce bütün memurların ortak vasıfları ile ilgili temel eğitime, bilahare sınıfları ile ilgili hazırlayıcı eğitime ve staja tabi tutulmaları ve Devlet memuru olarak atanabilmeleri için başarılı olmaları şarttır.

Temel eğitim ile hazırlayıcı eğitim aynı kurumda yapılır.

Eğitim süreleri, programları, değerlendirme esasları ve hangi kurumların sorumluluğunda yapılacağı ve diğer hususlar Cumhurbaşkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

Devlet Memurları Kanunu 55. Madde Açıklaması

Aday memurların eğitim süreleri, programları, değerlendirme esasları ve hangi kurumların sorumluluğunda yapılacağı ve diğer hususlar 21/02/1983 tarihli ve 83/6061 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren “Aday Memurların Yetiştirilmelerine Dair Genel Yönetmelik” hükümlerine göre yapılır.

Aday memurların eğitimlerinden; Temel Eğitim (en az 10 gün en çok 2 ay içinde tamamlanır), Hazırlayıcı eğitim (1 aydan az 3 aydan çok olmamak üzere tamamlanır), Staj (2 aydan az olmamak üzere adaylık devresinde tamamlanır)

Aday memurlar temel ve hazırlayıcı eğitimlerin her birinden ayrı ayrı başarılı olmak ve staj değerlendirmelerinin de olumlu olması gerekir. Bu eğitimlerin birinden dahi başarısızlık halinde asil memur olarak atamaları yapılamaz. Ancak iki yıl içinde bu eğitimler aday memurlara verilmezse bundan aday memurlar sorumlu olmaz. İkinci yıllarını doldurdukları tarihte bu eğitimleri alamasalar dahi başarı veya başarısızlık şartı aranmadan asil memur olarak atamaları yapılır.

Temel eğitim ile hazırlayıcı eğitim aynı kurumda yapılmalıdır. Temel ve hazırlayıcı eğitimi alarak asaleti onaylanan bir memur daha sonra kariyer bir göreve naklen ataması yapılması halinde memurun bu yeni kurumunda yeniden temel ve hazırlayıcı eğitime alınmasına gerek yoktur. Ancak temel eğitimi alıp hazırlayıcı eğitimini almadan naklen kariyer bir göreve atanan aday memur yeni kurumunda temel ve hazırlayıcı eğitimi yeniden alması gerekir. Asli memur olarak atandıktan sonra mesleğe yarışma sınavları ile girilen kariyer görevlere atanan memurlar bu yeni görevleri ve kadroları farklı olsa da bunlar yeniden temel ve hazırlayıcı eğitimlere ve sınavlarına katılmazlar. Bunlar için adaylık staj belgeleri de yeniden doldurulmaz. Bunların mesleklerine ait eğitim veya stajları ilgili mevzuatları esas alınarak yapılır.

Devlet Memurları Kanunu 55. Madde Adayların Yetiştirilmesi Emsal Kararlar

Danıştay On İkinci Dairesi E:1996/1891, K:1998/2571

  • Devlet Memurları Kanunu 55. Madde
  • Adayların Yetiştirilmesi

Ankara 4.İdare Mahkemesince; Büyükşehir Belediye Başkanlığı birimlerinde çalışan aday memurların eğitim programlarının başlatılmasına esas olmak üzere sözü edilen yönetmeliğin 7. ve 9. maddeleri gereğince hazırlanan eğitim programı ve sınav soruları materyallerinin Devlet Personel Başkanlığından istenilmesi sonucunda, adı geçen başkanlıkça, genel yönetmelik uyarınca temel eğitim ders notlarının hazırlanması çalışmalarının henüz sonuçlanmadığı belirtilerek istenilen eğitim programları ile ilgili ders notları ve sınav sorularının gönderilmesinin mümkün olmadığı, belediyece yürütülecek olan adaylık eğitimleri ile ilgili ders notları ve sınav sorularının imkanları dahilinde hazırlanarak uygulama yapılabileceğinin bildirilmesi üzerine, temel ve hazırlayıcı eğitim programlarının Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yerine getirildiği ve eğitim programları sonucunda yapılan sınavlarda başarısız olan ilgililerin görevlerine son verildiğinin anlaşıldığı, söz konusu yönetmeliğin 18. maddesi uyarınca Devlet Personel Başkanlığında kurulacak temel eğitim kurulunun görevleri arasında, eğitim programlarını ve bu programlara paralel olarak temel eğitim sonunda yapılacak sınavlara ait sorulan hazırlamak ve puanlamak hususlarına yer verildiği, temel eğitimle ilgili görevlerin yerine getirilmesi yetkisinin “Temel Eğitim Kuruluna” ait olduğu, dolayısıyla 1983 yılında yürürlüğe konulan ve yürütülmesi Bakanlar Kuruluna ait olan Genel Yönetmeliğin, Devlet Personel Başkanlığına tanıdığı yetkilerin bu kurum dışında bir başka kuruma kullandırılmasının mümkün olmadığı, diğer bir anlatımla, aday memurların temel eğitimleri ile ilgili olarak Devlet Personel Başkanlığınca yerine getirilmesi zorunlu hususların, yetki devrinde bulunmak suretiyle ilgili kamu kuruluşlarına bırakılmasının sözü edilen yönetmelik ve genel hukuk ilkeleriyle bağdaşmayacağı, öte yandan, temel eğitim, hazırlayıcı eğitim ve staj dönemlerinden oluşan adaylık dönemi içinde tüm programların belirtilen kurallara uygun yürütülmemesinin sorumluluğunun aday memurlara yükletilemeyeceği, nitekim kurallara uygun yapılmayan temel eğitim programından sonra hazırlayıcı eğitim programına alınan aday memurların başarı oranının çok düşük kalması karşısında öngörülen eğitim programlarının yeterince sağlıklı ve amacına uygun olarak gerçekleştirildiğinden söz edilemeyeceği bu durumda, yönetmelikte öngörülen kurallara aykırı gerçekleştirilen temel eğitim programı veya hazırlayıcı eğitim programı sonunda yapılan sınavlarda başarısız sayılarak adaylık süresi içinde görevlerine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline; hukuka aykırılığı saptanan idari işlem nedeniyle, uğranılan zararın, işlemi tesis eden idare tarafından tazmin edilmesi Anayasanın 125. ve 2577 sayılı Yasanın 28.maddesinden kaynaklanan bir zorunluluk olduğu gerekçesiyle, davacının görevine son verildiği tarihten yeniden eski göreve başlatılacağı tarihe kadar geçen sürede yoksun kaldığı fazla mesaj ücreti de dahil tüm parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte idarece davacıya ödenmesine, özlük haklarına ilişkin istemin ise, davacının henüz adaylık süresini tamamlamamış olması ve memuriyet statüsüne girip girmeyeceğinin kesin olmaması karşısında asli memurluğa atanmasından önce derece ve kademe gibi özlük haklarının bu aşamada verilme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Hüküm veren Danıştay On İkinci Dairesince işin gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Ankara 4.İdare Mahkemesince verilen 10.5.1996 günlü, E:1996/38, K:1996/602 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 27.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Devlet Memurları Kanunu 56. Madde

Adaylık Devresi İçinde Göreve Son Verme

(Değişik: 12/5/1982 – 2670/21 md.) Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkileri kesilir.

İlişkileri kesilenler ilgili kurumlarca derhal Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.

Devlet Memurları Kanunu 56. Madde Açıklaması

Aday memurların adaylık statülerini tamamlayarak asil memur olarak atanabilmeleri için temel ve hazırlayıcı eğitimlerin her ikisinden de başarılı olmaları ve staj değerlendirilmelerinin de olumlu olması, memurlukla bağdaşmayacak hal ve hareketlerde bulunmaması, görevlerinde devamsızlık göstermemeleri hallerinin birlikte gerçekleşmesi ile adaylıkları kaldırılabilecektir. Bu şartları taşımayan aday memurların ise adaylıkları disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirlerin onayı ile ilişikleri kesilecektir. Maddede değişiklik yapılarak “sicil” ibaresinin yürürlükten kaldırılarak bu kelime yerine “disiplin” ibaresi eklenmiştir. Yani değişiklikten sonra disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirlerin onayı ile aday memurun ilişiklerinin kesilmesi sağlanacaktır.

Bu şartlardan birini taşımayan aday memur asli memur olarak atanamaz. Bu şekilde görevine son verilenler görevlerine son verildiği tarihten itibaren üç yıl geçmeden yeniden memurluğa atanamaz. Üç yıl geçtikten sonra ise ancak yeniden Kamu Personeli Seçme Sınavlarına katılarak başarılı olmaları ve yerleştirilmeleri halinde yeniden aday memur olarak atana bilirler.

Devlet Memurları Kanunu 56. Madde Adaylık Devresi İçinde Göreve Son Verme Emsal Kararlar

Danıştay On İkinci Dairesi E:1998/2011, K:1998/2434

  • Devlet Memurları Kanunu 56. Madde
  • Adaylık Devresi İçinde Göreve Son Verme

İzmir 1.İdare Mahkemesince; davacının 10.1.1994 tarihinde Kapalı Cezaevinde aday infaz koruma memuru olarak göreve başladığı, iki yıllık adaylık süresinin sonunda Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı’nca, asaletinin tasdik edilmemesine ve adaylık süresinin bir yıl daha uzatılmasına ilişkin 7.2.1996 tarih ve 72 sayılı kararın alınarak ilgiliye tebliğ edildiği uzatılan adaylık dönemi içinde sicil raporunun olumsuz düzenlendiği ve sicil amirlerince asli memurluğa atanamayacağı yolunda teklifte bulunulduğu, bunun üzerine  Adli Yargı Adalet Komisyonu’nun 6.6.1997 tarih ve 457 sayılı kararı ile 657 sayılı Kanunun 56. ve 57.maddeleri uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilmesine karar verilerek aynı yönde bakan oluru alındığının anlaşıldığı, yukarıda anılan yasanın 54.maddesinde, devlet memurlarının adaylık sürelerinin iki yıldan çok olamayacağına ilişkin emredici kuralı bulunduğu yani adaylık süresi sonunda görevinde yeterli olduğu sabit olanların asaletinin onaylanacağı, görevini yapamayacağı anlaşılanların ise yine aynı sürenin sonunda görevlerine son verilmesi gerekeceğinin açık olduğu, buna rağmen davalı idarenin iki yıllık azami adaylık süresi sonunda, buyurucu yasa kuralı da göz ardı edilerek ilgilinin adaylık süresini bir yıl daha uzatmış olmasından, davacının durumunu olumsuz yönde etkileyecek hukuksal sonuçlar çıkarılamayacağı, ayrıca 10.1.1994 tarihinde aday infaz ve koruma memuru olarak göreve başlayan davacının iki yıllık adaylık süresi içindeki sicillerinin olumlu olduğu, hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumlarının ve göreve devamsızlığının da saptanmadığı, göz önüne alındığında, iki yıllık süre sonunda asaletinin onaylanmasına engel bir durum da olmadığı, zira davalı idare, davacının adaylık süresini uzatma suretiyle de olsa memurluk statüsünü sürdürdüğüne ve iki yılın sonunda davacının görevine son verilmesini gerekli kılacak saptamalarda bulunmadığına göre, artık davacının asil memur statüsünü kazandığının kabulünün gerekeceği ve iki yıllık süre sonundaki durumunun aday memur statüsünde mütalaa edilemeyeceği, adaylık dönemini tamamlayıp asaleti onaylanan memurların görevlerinin sona ermesinin ancak 657 sayılı Yasanın 98. maddesinde belirtilen hallerde mümkün olduğu, oysa davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemde bu hallerden herhangi birinin bulunmadığı, bu durumda, davacının uzatılan adaylık süresi içinde olumsuz sicil aldığı gerekçesiyle görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare, 657 sayılı Yasanın 54. maddesinde adaylık süresinin iki yıldan çok, bir yıldan az olamayacağı kuralına yer verildiğini ancak, hatalı bir işlemle davacının adaylığının bir yıl daha uzatılmasının ilgili açısından kazanılmış hak oluşturamayacağını öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İzmir 1.İdare Mahkemesince verilen 22.4.1998 günlü E:1997/600, K:1998/262 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, 19.10.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


Danıştay On İkinci Dairesi E:1995/8281, K:1998/348

  • Devlet Memurları Kanunu 56. Madde
  • Adaylık Devresi İçinde Göreve Son Verme

Dava; T.C. Başbakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri kadrosunda görev yapan davacının görevine, 657 sayılı Yasanın 56. maddesine göre son verilmesine ilişkin 12.1.1994 günlü, 738 sayılı işlemin iptali, parasal kaybının tazmini istemiyle açılmıştır. Ankara 2. İdare Mahkemesinin 27.1.1995 günlü, E:1994/337, K:1995/171 sayılı kararı ile dava dosyasının içeriğinden davalı idarede 1.7.1992 tarihinde göreve başlayan davacının, çalışmalarından hiçbir fayda temin edilemediği gibi bundan sonra da durumunda düzelme olmayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle adaylık süresi içinde görevine son verilmesine ilişkin 12.1.1994 günlü işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davacının 657 sayılı Yasanın 59. maddesinde öngörülen istisnai memur kapsamında bulunduğunun taraflar arasında tartışmasız olduğu, bu tip atamalarda adaylıktan bahsedilemeyeceği, davacı hakkında 657 sayılı Yasanın sicil veya disiplin hükümleri yönünden işlem tesis edilmesi gerekmekte olduğu, ancak böyle bir işlemin de söz konusu olmadığı, kaldı ki, 657 sayılı Yasanın 56.maddesinde hangi hallerde adaylık süresi içinde göreve son verilebileceğinin tadadi olarak belirtildiği, dosyadaki mevcut belgelerden, davacının Türkiye’nin dünya pazarlarına açılması konusunda geniş araştırmalar yaparak rapor hazırladığı. Kuveyt’teki Elektrik Santralinin Türk firmalarına bırakılması ile üçüncü dünya ülkelerinde Türkiye’nin müteahhitlik hizmetleri yönünden çeşitli hizmetlerde bulunduğu ve kültürel konulardaki çalışmaları nedeniyle teşekkür aldığının görüldüğü, çalışmaları belgeler ile saptanan davacının görevine, sübjektif olarak verimli çalışmadığı nedeniyle son verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Davalı idare, istisnai memurların da kamu görevi yaptıklarını, 657 sayılı Yasada belirtilen ödevler, sorumluluklar ve yasaklara ilişkin esaslara uymak zorunda olduklarını, 657 sayılı Yasada istisnai memuriyetleri yürütenlerin aday memur olmalarına mani hükmün yer almadığı, davacının çalışmalarından fayda temin edilemediğini ve formasyon itibariyle de verim alınmasının mümkün görülmediğini ileri sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup davalı idarece ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.

657 sayılı Yasanın 59.maddesinde; istisnai memurluklar belirlenerek bu görevlere, 657 sayılı Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabileceği hükme bağlanmış, anılan yasanın “İstisnai Memurluklara Atananlara Bu Kanunun Uygulanacak Hükümleri” başlıklı 61.maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında ise; “60’ıncı madde gereğince istisnai memurluklara atananlar hakkında bu kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan hükümleri uygulanır. Ancak istisnai bir memuriyet kadrosuna atananlar, atandıkları kadronun derece aylığının ilk kademesini kazanılmış hak olarak elde ettikleri tarihten itibaren, haklarında bu kanunun kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine dair hükümleri uygulanır.” kuralı getirilmiştir.

Memuriyete atanmaya ilişkin hükümler 657 sayılı Yasanın IV- Kısmı 1.bölümünde yer almış olup, aday memurluktan asli memurluğa atanmaya ilişkin düzenleme bu bölümünde bulunan 58.madde ile yapılmış ise de, istisnai memurluklara ilişkin müstakil düzenleme yapan 59.ve 61. madde hükümleri ile bu görevlere atamanın ” memur” statüsünde yapılacağı, 657 sayılı Yasanın atanmaya ilişkin hükümlerinin istisnai memuriyete atananlara uygulanamayacağının kurala bağlandığı dikkate alındığında, istisnai memurluklara aday memur statüsünde atama yapılamayacağı dolayısı ile de aday memurlara ilişkin düzenleme yapan 657 sayılı Yasa hükümlerinin bu tür görevleri yürüten memurlara uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, 657 sayılı Yasanın 1897 sayılı Yasa ile değişik 158. maddesi uyarınca aday memurların asaletlerinin tasdikine kadar kademe ilerlemesi yapması mümkün değil iken, 657 sayılı Yasanın 61. maddenin 2.fıkrasında istisnai memurlar için aksine düzenleme yapılmış olması, 657 sayılı Yasanın 1327 sayılı Yasa ile değişik 163. maddesinde de; bu kanuna tabi olmayan kurumlardan istisnai memuriyetlere atananların bu kanuna tabi kurumlarda bir göreve atanmaları halinde adaylık hükümlerinin bu gibilere uygulanamayacağının hükme bağlanması da bu görevlen yürütenlerin statülerinin farklı bir biçimde düzenlendiğini göstermektedir.

Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 27.1.1995 günlü, E:1994/337, K:19957 171 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 16.02.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Danıştay Sekizinci Dairesi E:1991/1603, K:1992/705

  • Devlet Memurları Kanunu 56. Madde
  • Adaylık Devresi İçinde Göreve Son Verme

Belediyenin Yazı İşleri Müdürlüğünde aday memur olan davacının, arkadaşlarına ve bir vatandaşa sözlü ve eylemli saldırıda bulunduğu gerekçesiyle 657 sayılı Yasanın 125.maddesinin E/f bendi uyarınca Devlet Memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 10.7.1987 günlü ve 22 sayılı Disiplin Kurulu Kararım; aday memur olan davacıya, 657 sayılı Yasanın aday memurlarla ilgili 56.maddesi kuralının uygulanması gerekirken esas memurların Devlet Memurluğundan çıkarılmasına ilişkin 125. maddesinin E/f bendinin uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden 5. İdare Mahkemesinin 16.11.1989 gün ve E:1988/492, K: 1989/1082 sayılı kararının; disiplin cezalarının kamu hizmetlerinin en iyi şekilde yürütülmesi için getirilmiş yaptırımlar olduğu, Devlet Memurları için öngörülen bu yaptırımların aday memurlar için de uygulanması gerektiği öne sürülerek 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1.fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve Yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren başka bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına 14.4.1992 gününde oyçokluğu ile karar verildi.


Danıştay On İkinci Dairesi E:2007/4705, K:2009/2492

  • Devlet Memurları Kanunu 56. Madde
  • Adaylık Devresi İçinde Göreve Son Verme

21.6.2001 tarihinde Mera Fonunda sözleşmeli personel olarak çalışmaya başlayan ve 4684 sayılı Kanun gereğince memur olarak atanan davacının atama onayının iptaline ilişkin 13.6.2003 günlü işlemin iptali istemiyle açılan davada; adaylık dönemini başarıyla tamamlayıp memurluğa ehliyeti saptanmak suretiyle asaleti onanan davacının, bu aşamadan sonra sınav koşulu nedeniyle görevine son verilmesinde 657 sayılı Yasanın amacına ve kamu yararı ile hizmet gerekleri yönünden hukuka uygunluktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Ankara 5.İdare Mahkemesince verilen 30.6.2004 günlü, E:2003/1185, K:2004/1228 sayılı kararın onanmasına dair Danıştay On İkinci Dairesinin 09.03.2007 günlü, E:2004/3838, K:2007/1051 sayılı kararının davalı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür. Düzeltilmesi istenen karar kanun ve usule uygun olup, düzeltmeyi gerektiren bir sebep de bulunmadığından düzeltme isteminin reddine, 28.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Devlet Memurları Kanunu 57. Madde

Adaylık Süresi Sonunda Başarısızlık

Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhâl Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.

Adaylık devresi içinde veya sonunda, 56’ncı ve bu madde hükümlerine göre ilişikleri kesilenler (sağlık nedenleri hariç) 3 yıl süre ile Devlet memurluğuna alınmazlar.

Devlet Memurları Kanunu 57. Madde Açıklaması

Maddede yapılan değişiklikle sicillerin de uygulamadan kaldırılmasıyla birlikte sicil değerlendirmesi aday memurun adaylığının kaldırılmasında değerlendirme kriteri olamayacaktır. Bunun yerine adaylık dönemi içinde disiplin cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesileceği hüküm altına alınmıştır. Maddede yapılan değişiklikle disiplin cezası alınması halinde aday memurun adaylıkla ilişkisi kesilecektir. Buna göre, aday memur adaylık eğitimlerinde başarılı olsa bile alacağı bir disiplin cezası ile adaylıkla ilişiği kesilerek memuriyet statüsü sona erecektir. Bu çok ağır bir uygulama olacaktır. Eğitimlerde başarılı olan ve adaylık dönemi içinde uyarma cezası ile tecziye edilen bir aday memurun adaylık statüsü sonlandırılarak memuriyetine son verilecektir.

Maddede yapılan değişiklik sonunda uygulamada çok ağır sonuçlar olabilir. Aday memurlar bu statüleri devamınca korku ve endişe içinde olacaktır. Disiplin amirleri bu hususta aday memurları her zaman işten atma yetkisine sahip olacağından, uyarma ve kınama cezası alan bir aday memur için bu maddenin aday memur aleyhine uygulanmasında uygulamada sürekli olarak sorunları da beraberinde yaşatacaktır. Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve halleri işleyen bir aday memur için bu maddenin uygulanması savunula bilir. Ancak kasıt veya kusur olmadan kayıtsızlık fiil ve halleri karşılığında uygulanacak uyarma veya kınama disiplin cezaları için aday memurun statüsünün sona erdirilmesi ağır bir sonuç olacağı değerlendirilmektedir.

Devlet Memurları Kanunu 57. Madde Adaylık Süresi Sonunda Başarısızlık Emsal Kararlar

Danıştay On İkinci Dairesi E:1997/3233, K:1998/1910

  • Devlet Memurları Kanunu 57. Madde
  • Adaylık Süresi Sonunda Başarısızlık

Olayda; davacının,  Defterdarlıkta sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken 01.11.1993 tarihinde yardımcı hizmetler kadrosuna geçirildiği ve 12.11.1993 tarihinde … Vergi Dairesinde aday hizmetli olarak göreve başladığı, bu dönemde muhtelif yerlere borçlandığı ve borçlarını ödemediği için hakkında icrai işlemlere başvurulduğu gerekçesiyle 08.03.1995 tarihinde uyarma cezası ile tecziye edildiği, adaylık süresi içinde 1994 yılı sicilinin iyi olarak düzenlendiği ancak asaletinin tasdikine esas alınan 1995 yılı sicilinin olumsuz olduğu ve bu nedenle de 657 sayılı Yasanın 57. maddesi uyarınca 10.11.1995 günlü olurla memuriyetle ilişiğinin kesildiği, bakılan davanın bu işlemin iptali istemiyle açıldığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.

Her ne kadar idare mahkemesinin 05.11.1996 günlü arka kararıyla, 1995 yılına ait olumsuz sicilin davacıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edildi ise bu sicile karşı dava açılıp açılmadığı taraflardan sorulmuş ve verilen cevaplardan da, söz konusu olumsuz sicilin davacıya tebliğ edilmediği ve bunun iptali istemiyle dava açılmadığı anlaşılmakta ise de, davacının, 657 sayılı Yasanın 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesildiğine ilişkin işlemi öğrendiği tarihte, asaletinin tasdikine esas olan sicilin olumsuz düzenlendiğini de öğreneceği açık olduğundan ve davacının bakılan davaya ait dilekçesinde olumsuz sicilin iptalini istemediği görüldüğünden, bu davada söz konusu olumsuz sicilin incelenmesi mümkün olmamıştır. Bu durumda, davacının asaletinin tasdikine esas olan 1995 yılı sicili olumsuz düzenlendiğinden ve dava açılmamak suretiyle bu olumsuz sicilin kesinleştiği anlaşıldığından, adaylık dönemi içinde asaletinin tasdikine esas alınan sicilinin olumsuz düzenlenmesi nedeniyle davacının, 657 sayılı Yasanın 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen 18.06.1997 günlü, E: 1995/1351, K: 1997/794 sayılı Kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 17.06.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


Devlet Memurları Kanunu 54 – 55 – 56 – 57. madde emsal karar aramak için https://karararama.danistay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık