0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Devlet Memurları Kanunu 37. Madde (DMK)

11devlet memurları kanunu 37 madde

Devlet Memurları Kanunu 37. Madde (DMK)

Yükselinebilecek Derecenin Üstünde Bir Dereceye Yükselme

Bu kanun hükümlerine göre öğrenim durumları, hizmet sınıfları ve görev unvanları itibariyle azami yükselebilecekleri derecelerin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanan ve son sekiz yıllık süre içinde herhangi bir disiplin cezası almayanların kazanılmış hak aylıkları kadro şartı aranmaksızın bir üst dereceye yükseltilir.

  • İlgili Makale: 
  • 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) Tam Metin: 

Devlet Memurları Kanunu 37. Madde Açıklaması

Memurların hizmete giriş derece ve kademeleri ile sınıflarda öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri en son derece ve kademeler bu Kanunun 36.maddesinde belirlenmiştir.

Bu madde ile kazanılmış hak aylıkları açısından disiplin cezası almayanlara (mülga hükme göre ise son altı yıllık sicil notu ortalaması 90 puan ve üzeri olanlara ve başarılı olanlara) öğrenimlerine göre yükselebilecekleri en son derecenin üzerinde bir dereceye yükseltilmeleri istisnai bir hal olarak düzenlenmiştir.

devlet memurları kanunu 37 madde dmk
devlet memurları kanunu 37 madde dmk

Devlet Memurları Kanunu 37. Madde Yükselinebilecek Derecenin Üstünde Bir Dereceye Yükselme Emsal Kararlar

Danıştay On İkinci Dairesi E:1995/3197, K:1995/3481

  • Devlet Memurları Kanunu 37. Madde
  • Yükselinebilecek Derecenin Üstünde Bir Dereceye Yükselme

Eyüp Müftüsü olan davacının 6.8.1992 tarihli dilekçesi ile 6. derecenin 3. kademesinde 11 ay kıdemli olan müktesebine 331 sayılı KHK gereğince 30.6.1988 – 1.3.1975 tarihleri arasında 14 yıl 2 ay 20 gün hizmetinin ilavesi ile 2182 sayılı Kanuna göre 2. derecenin 6. kademesine 657 sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca 1. derecenin 4. kademesine yükseltilmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu, söz konusu talebinin reddi üzerine bakılan davanın açıldığının dosyanın incelenmesinden anlaşıldığı, bu durumda lise mezunu olup 657 sayılı Yasanın 36. maddesi uyarınca 3. derecenin 8. kademesine kadar yükselebilecek olan davacının 2182 sayılı Yasadan ve ayrıca 657 sayılı Yasanın 243 sayılı KHK ile değişik 37. maddesinden yararlandırılmak suretiyle 2. derecenin 6. kademesine yükseltildiğinin belirlenmesi karşısında 657 sayılı Yasanın anılan 37. maddesinden yeniden yararlandırılmasının hukuken mümkün bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, 1.3.1975 – 30.6.1988 tarihleri arasında yatay ilerleme yaptığını 657 sayılı Yasanın 37. maddesinin amacının 36. madde nedeniyle uzun süre aynı kadroda bulunanların mağduriyetinin giderilmesi olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

 İstanbul 3. İdare Mahkemesince verilen 19.10.1993 günlü, 1993/1104 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verildi.


Danıştay Beşinci Dairesi E:1992/1856, K:1992/2081

  • Devlet Memurları Kanunu 37. Madde
  • Yükselinebilecek Derecenin Üstünde Bir Dereceye Yükselme

657 sayılı Yasanın yükselinebilecek derecenin üstünde bir dereceye yükselme koşullarını düzenleyen değişik 37. maddesine göre, azami yükselebilecekleri derecenin 4. kademesinden aylık almaya hak kazanmış olmakla birlikte sicil durumları 1985 yılı itibariyle maddede yazılı koşullara uymayanların, daha sonraki yıl ya da yıllarda geriye doğru altı yıllık sicil notu ortalamalarının doksan ya da daha yukarı bir puana eriştiği kanısına vararak, idareden istek de bulunmalarına engel bir yön bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, 37. maddede yapılan değişiklik doğrultusunda 1985 yılından önceki altı yıllık sicillerinin ilk kez değerlendirilmesi sonucunda, not ortalaması itibariyle bu madde ile getirilen olanaktan yararlandırılması 1985 yılında mümkün görülmeyen bir kamu görevlisi yönünden idarenin bunu izleyen her yılda kendiliğinden veya ilgilinin başvurusu üzerine geriye doğru altı yılın sicillerini yeniden değerlendirmeye alarak not ortalamasının doksan veya daha yukarıya ulaşıp ulaşmadığını saptaması ve ulaştığı yıl itibariyle bir derece yükseltilmesinden yararlandırması idare için yasa koyucunun öngördüğü bir yükümlülüktür. Yasanın düzenlenmesine, göre, 1985 yılı itibariyle 37. madde hükmünden yararlanmasına olanak görülmeyen kamu görevlisi için incelemenin sürdürülmesi ve 1985 yılından başlayarak her yıl yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulamak gerekir. Belirtilen hukuksal duruma göre davacının derece verilmesi için idareye yaptığı 18.6.1990 günlü başvurusu üzerine, idarenin, 26.10.1982 tarihinde öğrenim durumu itibariyle azami yükselebileceği 3. derecenin 4. kademesine yükselen davacıyla ilgili olarak 1985 yılından geriye doğru altı yıllık sicil notu ortalaması saptaması, bu saptamada sicil notu ortalamasının 37. maddede öngörülenden düşük olduğunun görülmesi halinde incelemenin sonraki her yıl yenilenerek 1986, 1987, 1988, 1989 ve 1990 yıllarından önceki altı yılın not ortalaması sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekirken, idarenin söz konusu 37.maddenin uygulanmasına ancak 6 yıl sonra başlanabileceği gerekçesiyle davacının başvurusunu reddetmesinde yasaya uyarlık bulunmadığından bu yoldaki işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan, idarece, davacının gerek 1982 den, gerekse 1990’dan önceki altı yıllık sicillerinin 90’dan aşağı olduğu belirtilerek davacının 37.maddeden yararlandırılmasına olanak bulunmadığını ileri sürülmüş ise de; 37.maddede yapılan değişikliğin 31.12.1984 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 1982 yılının değerlendirmeye esas alınacak altı yılın başlangıç tarihini oluşturamayacağının açık bulunması ve idarenin yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda 26.10.1982 tarihinde 3. derecenin 4. kademesine gelen davacıyla ilgili olarak 1985 yılından itibaren her yıl için geriye doğru olarak ayrı ayrı altı yıllık sicil notu ortalamalarını araştırmamış olması karşısında, söz konusu iddia kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Bu nedenlerle de İstanbul 3.İdare Mahkemesince verilen 20.11.1981 günlü, 1991/1737 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçe de eklenmek suretiyle onanmasına karar verildi.


Danıştay Beşinci Dairesi E:1989/1241, K:1991/3399

  • Devlet Memurları Kanunu 37. Madde
  • Yükselinebilecek Derecenin Üstünde Bir Dereceye Yükselme

Ortaokul mezunu olup 1.derecenin 4. kademesinden aylık almakta olan davacının, 657 sayılı yasanın 243 sayılı KHK ile değişik 37. maddesi hükmü gereğince emekli aylığına ek gösterge uygulanması gerektiğinden bahisle aksine tesis edilen işlemin iptali istemiyle açtığı dava sonucunda, İdare Mahkemesince, 657 sayılı Kanunun 243 sayılı KHK ile değişik 37. maddesinde yer alan, Bu Kanun hükümlerine göre “öğrenim durumları, hizmet sınıfları ve görev unvanları itibariyle azami yükselebilecekleri derecelerin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanan ve son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlardan son sicil notu olumlu bulunanların kazanılmış hak aylıkları kadro şartı aranmaksızın bir üst dereceye yükseltilir” hükmü 31.12.1984 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, 9.7.1984 tarihinde emekli olan davacının anılan madde hükmünde yararlanma olanağı bulunmadığı, öte yandan kadrolarına tahsisli ek gösterge bulunmayanlara uygulanacak ek göstergeler, ilgililerin bu Kanunun 36. maddesinde göre yükselebilecekleri dereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksek olamayacağından ve ortaokul mezunu olan davacı en çok 5. derecenin son kademesine kadar yükselebileceğine ve 5.derece için kanunda ek gösterge öngörülmemiş olduğundan emekli aylığına ek gösterge uygulanmamasında kanuna aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, açılan idare mahkemesince verilen kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyizen incelenerek bozulması istenilen kararda da belirtildiği gibi 8.7.1984 tarihinde emekli olan davacıya, 31.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 657 sayılı Kanunun 243 sayılı KHK ile değişik 37. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

Ancak, 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2898 sayılı yasada, emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylıklarının 657 sayılı Yasanın 43.maddesinde yer alan gösterge tablosu ve ek göstergeler esas alınarak hesaplanması öngörülmüş; 1.derecenin 4.kademesine ulaşmadan emekli olanlara ek gösterge uygulanmasından yararlanma olanağı bağlanmıştır.

2771 sayılı yasanın 1.1.1983 tarihinde yürürlüğe giren 1. maddesiyle de 657 sayılı Yasanın 2595 sayılı yasayla değişik ek göstergelere ilişkin 43. maddesinin (B) bendi değiştirilmiş, o tarihe kadar sadece kadro unvanları esas alınarak yürütülen ek gösterge uygulaması, kadro unvanlarına bakılmaksızın belli derecelerde aylık alanları da kapsar şeklinde genişletilmiştir.

2771 sayılı Yasayla değişik 657 sayılı yasanın 43.maddesinde yer alan ancak kadrolarına tahsisli ek göstergesi bulunmayanlara uygulanacak ek göstergeler ilgililerin bu Kanunun 36. maddesine göre yükselebilecekleri dereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksek olamaz hükmüyle de kadro unvanları dışındaki ek gösterge uygulanmasına esas alınacak derecelerin nasıl saptanacağı konusuna açıklık getirilmiştir. Bu hükme göre, derece esasına dayalı ek gösterge uygulanmasına esas alınacak derecelerin ilgililerin yükselebilecekleri dereceler olması gerekmektedir. Fıkra hükmünde, herhangi bir kısıtlama getirilmemiş olduğuna ve aksi yolda açık bir yasal düzenleme de olmadığı sürece, ilgililerin yükselebilecekleri derecelerin, 657 sayılı yasanın 36.maddesinin istisnasını oluşturan yasal düzenlemeler gereği saptanan kazanılmış hak aylık derecelerinin altında bir derece olarak belirlenmesine olanak görülmemektedir.

Derece esas alınarak yaygınlaştırılan ek gösterge uygulamasında ilgililerin kazanılmış hak aylık derecelerinin göz önünde tutulması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; İstanbul Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğü Muhafaza müdürü iken emekli olan davacının geçmiş hizmetleri değerlendirmek ve çeşitli tarihlerde yapılmış yasal düzenlemeler sonucu 1.derece kazanılmış hak aylığı derecesi olarak almış bulunduğu anlaşıldığından bu derecede bulunanlara tanınan ek göstergenin verilmesi gerekirken, sözü geçenin bu yoldaki isteminin reddedilmesinde yasal isabet görülmemiştir.


Danıştay On İkinci Dairesi E:1995/1703, K:1995/2549

  • Devlet Memurları Kanunu 37. Madde
  • Yükselinebilecek Derecenin Üstünde Bir Dereceye Yükselme

Ankara 7.İdare Mahkemesinin 18.5.1993 günlü, 1993/588 sayılı kararıyla; olayda, davacının 1.1.1991’den geçerli olarak 657 sayılı Yasanın 64.maddesi uygulanarak 5’nci derecenin 2.kademesine getirildiği ve normal terfi tarihi olan 14.12.1991 de 5.derecenin 3.kademesine 14.12.1992 de 5.derecenin 4.kademesine geldiği ve bu kez 657 sayılı Yasanın 37.maddesi uyarınca bir üst dereceye yükseltilmesini istediği, isteminden olumlu sonuç alamayınca konuyu yargı yoluna getirdiğinin anlaşıldığı bu haliyle uyuşmazlığın aynı yıllara ait sicillerle 657 sayılı Yasanın 37 ve 64.maddelerinin birlikte uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin olduğu, davacının 1985-1990 yılları sicilleri değerlendirilip, 1991 yılında kademe ilerlemesi yapmasının sağlandığı, davacının kademe ve derece olarak geldiği konumu itibariyle 1992 yılında da 1986-1991 yılları sicilleri ortalaması alındığında derece ilerlemesi yapma olanağı kazandığı, 37 ve 64.maddeler, hukuki sonuçları ve koşulları bakımından farklılık içerdiği gibi, 37.madde son yıl sicilinin de olumlu olması kaydını öngörerek 64.maddeden ayrı bir nitelik taşıdığı sonucunu verdiği, karar üzerinde davacının durumu değerlendirilip yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada tazminat istemini incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Davalı idare aynı sicillerin hem 657 sayılı yasanın 64.maddesine göre hem de aynı yasanın 37.maddesine göre değerlendirilmesinin yasanın amacına aykırı düşeceğini dolayısıyla davacının adı geçen yasanın 37.maddesi hükmünden yararlandırılamayacağını ileri sürerek İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Davalı idare, aynı yıl sicillerine hem 657 sayılı Yasanın 64. maddesinin hem de 37.maddesinin uygulanamayacağını ileri sürmekte ise de; ilgilinin gerekli koşulları taşıması halinde 37.ve 64.maddelerin uygulanması yasa gereği olup, ortaokul mezunu olan ve yükselebileceği derecenin dördüncü kademesine 14.12.1992 tarihin de gelmiş bulunan davacının 1992 yılı sicili henüz doldurulmadığına göre, 37.maddenin uygulanmasında 1986-1991 yıllarının esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.


Devlet Memurları Kanunu 37. Madde emsal karar aramak için https://karararama.danistay.gov.tr/

] }


Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın