Davaya Müdahale (Asli ve Feri Müdahale)

davaya mudahale

Hukuk davasının sonunda verilecek olan karardan etkilenecek olan 3. bir kişinin taraflardan birinin yanında davaya katılması ya da doğrudan davaya etki etmesi mümkündür. Medeni usul hukuku, yargılamada aslen var olan iki taraf sisteminin yanında dava dışı ilgili 3. kişinin de davaya dahil olabilmesini sağmaktadır. Bu davaya katılma sistemi iki şekilde gerçekleşir.

  • Feri müdahale
  • Asli müdahale

Her davanın davalı ve davacı olarak iki tarafı vardır. Dava, davacı ve davalı arasında yürür. Dava sonunda verilen hüküm bu taraflar arasında geçerli olurken, davanın tarafı olmayan üçüncü kişiler hakkında yargılama neticesinde karar verilmez. Ancak yargılama sonunda verilecek hüküm sadece davacı ve davalıyı etkilemez. Dava sonucunda hukuki durumu veya hakkı olumsuz yönde etkilenecek olan üçüncü kişiler olabilir. Davanın tarafları dışında, dava sonucundan hukuki durumu veya hakkı olumsuz yönde etkilenecek olan üçüncü kişinin dahil olması davaya müdahaledir

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun “Davanın ihbarı ve davaya müdahale” başlıklı üçüncü ayrımında 61 ve devamı maddelerinde kendisine yer bulan davaya müdahale sistemi usul ekonomisi açısından da yargılamada önemli bir husustur. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak Medeni usul hukukunda öngörülen bu davaya müdahale sistemi bu makalemizde incelenecektir.

Davaya Müdahale Nedir?

Hukuk yargılamalarında davacı ve davalı taraf haricinde menfaati olan bir üçüncü kişinin yargılamaya katılması müdahale olarak isimlendirilir. Müdahalenin asli ve feri müdahale olmak üzere iki türü bulunur. Her iki müdahale türü de 6100 sayılı HMK’da düzenleme altına alınmıştır.

Dava sonunda verilecek karardan yalnızca taraflar etkilenecek gibi gözükse de bazı hallerde davanın tarafı olmayan 3. bir kişinin de davanın neticesinden etkilenmesi mümkün olabilir. Bu kişinin davaya 3. bir taraf olarak eklenmesi mümkün değildir. Medeni usul hukukunda kendisine yer bulan davaya müdahil olma iki şekilde gerçekleşir. İlki asli müdahale, ikincisi feri müdahaledir.

davaya feri mudahale
davaya feri mudahale

Fer’i Müdahale

HMK madde 66 demektedir ki: “Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.” Yargılaması devam eden davanın sonunda verilecek olan karar, dava dışı 3. Bir şahsı etkilediğinde bu kişi, davayı kazanmasında yararı bulunan taraf yanında davaya müdahil olabilir. Müdahil olduğu bu davada yanında katıldığı tarafın davayı kazanmasına yardımcı olarak daha sonra kendisine karşı bir dava açılmasının önüne geçer. Bu durum aynı zamanda yargılamanın tam ve doğru bir şekilde yapılmasına da yardımcı olur.

Bir 3. şahsın davaya müdahil olabilmesi için mevcutta açılmış bir davanın olması gereklidir. Mevcut davaya tahkikat sona erinceye kadar davanın her aşamasında katılma talebinde bulunulabilir. Fer-i müdahil yargılamaya katıldığı andan itibaren davayı takip edebilir. Ancak tahkikat sona erdiğinde ve hüküm aşamasına geçildiğinde davaya müdahale edilmesi mümkün değildir.

Davanın istinaf yargılamasına geçilmesi durumunda eğer ki yeniden yargılama yapılıyorsa bu durumda fer-i müdahale yapılması mümkündür. Bu husus yine tahkikat aşamasının sonuna kadar gerçekleştirilebilir. Ancak temyiz aşamasında tahkikat yapılması söz konusu olmadığından burada davaya fer-i müdahil olmak mümkün değildir. Kural olarak müdahil ve yanında davaya katılan tarafın davaları birbirlerinden bağımsız olmalıdır.

Hangi durumlarda Feri Müdahil Olunamaz?

  1. Dava ve taraf ehliyeti olmayanlar,
  2. Davanın kazanılmasında hukuki yararı bulunmayanlar,
  3. Davanın mevcut tarafları,
  4. Mecburi dava arkadaşları birbirlerinin yanında davaya fer-i müdahil olamazlar. Ancak ihtiyari dava arkadaşlarının davaları birbirlerinden bağımsız olduğundan birbirlerinin yanında davaya fer-i müdahil olmalarının önünde bir engel yoktur.

Feri Müdahale Usulü

Fer-i müdahale 3. kişinin doğrudan talebi ile ya da taraflardan birinin ihbarı ile gerçekleşebilir. Davanın kazanılmasında hukuki yararı bulunan 3. kişi, davaya hangi tarafın yanında müdahale etmek istediğini, neden müdahale etmek istediği ve hukuki dayanaklarını açıkladığı bir dilekçeyi davanın görüldüğü mahkemeye sunarak davaya müdahale talebinde bulunabilir. Bu usul HMK madde 67’de düzenlenmiştir.

Mahkeme tarafından müdahale talepli dilekçe HMK madde 163 (Ön sorunun ileri sürülmesi) ve 164 (Ön sorunun incelenmesi) maddeleri gereğince incelemeye değer bulunursa ön sorun yapılarak incelenir. Mahkeme fer-i müdahale talepli dilekçeyi, belirleyeceği süre içerisinde beyanda bulunulması üzere taraflara tebliğ eder. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder.

Taraflar gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında bir karar verilir. Müdahale talebin kabul edilmesi, müdahil olmak isteyen kişinin yanında katılmak istediği tarafın kabul veya itirazına bağlı değildir. 3. Kişinin davanın kazanılmasında hukuki yararı olduğu tespit edildiğinde mahkeme müdahale talebini kabul eder. Karar taraflara tefhim veya tebliğ edilir.

3. kişinin talebi haricinde davanın taraflarından biri kendisine yardım edilmesi amacıyla bu 3. Kişiye davayı ihbar da edebilir. Davanın ihbarı davanın tarafının asıl davanın bitiminde davayı kaybetmesi halinde 3. Kişiye rücu edeceği durumlarda mevcut olur. “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.” Davanın ihbarı HMK madde 61 ve devamında düzenlenmiştir.

İhbar tek taraflı bir işlemdir. Mahkemenin ya da davanın diğer tarafının iznine gerek yoktur. Mahkeme aracılığıyla ihbar yapılabileceği gibi noter veya mektup aracılığıyla dahi ihbar yapılabilir. İhbar sebebi ve yargılamanın geldiği aşama ihbarda belirtilmelidir. İhbar olunan kişi davaya müdahil olmayabilir. Böyle bir durum olsa dahi ihbar sonuçlarını doğurur ve müdahalenin etkileri bu dava dışı 3. Kişi için de oluşur. Mevcut davanın tarafları ve zorunlu dava arkadaşlarına davanın ihbarı mümkün değildir. Davanın ihbarı ile kendisine ihbar yapılan kişi için zamanaşımı kesilmiş sayılmaz.

Feri Müdahilin Yetkileri

Fer-i müdahil davaya müdahale talebi kabul edildiği andan itibaren davayı takip edebilir; öncesi için bir etkisi olması ya da bu işlemlerin tekrarlanmasını istemesi mümkün değildir. Müdahil dosyaya girmiş olan delil ve savunmalar ile bağlıdır. Müdahilin davaya yanında katıldığı tarafın aleyhine bir işlem yapması mümkün değildir. Davaya sunacağı delil ve iddiaları yanında katılmış olduğu tarafın ileri sürmüş olduğu iddia ve delillerle çelişmemelidir. Fer-i müdahil yalnızca davaya yanında katılmış olduğu tarafın hukuki yararını korumayı amaçlayan usul işlemleri yapabilir.

Fer-i müdahil yanında katıldığı tarafın yapabileceği bütün usulü işlemleri yapabilir. Yanında katıldığı tarafın hukuki yararını zedelemeyecek şekilde, tarafın yapmadığı usul işlemlerini dahi yapabilir. Fer-i müdahil davanın bir tarafı niteliği kazanmadığından yargılamanın sonunda fer-i müdahil adına bir hüküm verilmez. Fer-i müdahil davanın bir tarafı olmadığından dava sonunda verilecek ilama binaen bir takip yetkisine de sahip değildir. Ancak böyle bir durumda davaya yanında katıldığı tarafa ait takip yetkisini kullanabilmektedir.

Fer-i müdahil, asıl tarafın çıkarlarıyla çatışmadığı müddetçe, Anayasaya aykırılık iddiasında bulunabilir; kendisi ile ilgili kısım için istinaf kanun yoluna başvurabilir veya istinaf yargılaması sonunda verilen karara karşı temyiz kanun yoluna başvurabilir. Asıl taraf müdahilin yaptığı işlemleri geçersiz kılabilir. Aksi halde müdahilin yaptığı işlemler asil için de bağlayıcı olur. Fer-i müdahil, karşı tarafla sulh olamaz, davadan feragat edemez, davayı kabul edemez, talep sonucunu daraltamaz ya da genişletemez; karşı dava açamaz.

Asıl Taraf Davayı Kaybederse Ne Olur?

Davaya yanında katılınan tarafın davayı kaybetmesi halinde asil, fer-i müdahile karşı bir dava açabilir. Aynı şekilde fer-i müdahilin asıl tarafa karşı da dava açması mümkündür. Fer-i müdahilin tarafa rücu etmesi halinde yargılama sonunda verilen karara itiraz etmesi de mümkün değildir. Ancak fer-i müdahil HMK madde 69/2’de sayılan şu hususlara dayanarak yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir:

  1. Yanında katıldığı taraf tarafından kendisine zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını,
  2. Yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini,
  3. Kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, yanında katıldığı tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını iddia edebilir.

İkinci dava hükümle değil, hükmün dayandığı maddi ve hukuki unsurlarla ilgili olduğu için ilk davadan daha geniş bir etkiye sahiptir. İlk davada verilen hüküm, ikinci davada kesin hüküm etkisi yaratmaz. Yaratılan bu etkiye “müdahalenin etkisi” denir ve bu husus mahkemece kendiliğinden nazara alınır.

davaya asli mudahale
davaya asli mudahale

Asli Müdahale

HMK madde 65 demektedir ki: “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.” Mevcut dava veya çekişmesiz yargı işinde, dava konusu üzerinde yargılamanın tarafları ile menfaati çatışan dava dışı 3. bir kişinin taraflara karşı aynı mahkemede farklı bir dava açması mümkündür. Asli müdahil her ne kadar “bağımsız katılan” olarak adlandırılsa da aslında burada asıl davadan bağımsız ikinci bir dava mevcuttur.

Asli müdahale davasının açılabilmesi için mevcut bir dava ya da çekişmesiz yargı işinin olması gereklidir. Kanun yoluna başvuru aşamaları hariç, davanın her aşamasında asli müdahalede bulunulabilir.

Hangi Durumlarda Asli Müdahil Olunamaz?

  1. Dava ve taraf ehliyeti olmayanlar,
  2. Davanın kazanılmasında hukuki yararı bulunmayanlar,
  3. Asıl davanın mevcut tarafları,
  4. Çekişmesiz yargı işlerinde dava dışı 3. Kişinin davayı çekişmeli hale getirmesi durumu varsa davaya asli müdahil değil maddi ilgili olarak katılması söz konusu olur.

Bunların yanı sıra fer-i müdahil ile kendisine ihbar yapılan kişiler davanın tarafı sayılmadıklarından asli müdahil olarak taraflara dava açabilirler.

Asli Müdahale Usulü

Dava dışı ilgili 3. Kişi, asıl davanın taraflarına karşı, asıl davanın yürütüldüğü mahkemede, ayrıca dava harçlarını yatırarak ayrı bir dava açabilir. Bu 2. Dava asıl davanın yargılaması ile birlikte yürütülür. Asli müdahalenin asıl davanın yürütüldüğü mahkemeden farklı bir mahkemede açılması halinde artık asli müdahaleden bahsedilmesi mümkün değildir.

Asli müdahale ayrı bir dava olduğundan asli müdahil davanın bir tarafıdır. Asli müdahalenin diğer tarafı ise asıl davanın taraflarının zorunlu dava arkadaşlığı ile oluşur. Ancak asıl davanın tarafları dava açıldıktan sonra zorunlu dava arkadaşı olarak hareket etmek zorunda değildir. Dava sonunda her bir taraf için ayrı karar verilebilir. Asli müdahil de bir taraf olduğundan hükümde kendisi hakkında bir karar tesis edilir.

Asıl dava ve asli müdahale birlikte yürütülse de ayrı davalardır. Burada amaç dava konusu üzerinde çelişkili karar verilmesini engellemek ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamaktır.

Davalar birlikte incelense de davalara ilişkin hükümlerin aynı anda verilmesi şart değildir. Davalardan biri diğeri için bekletici sorun sayılabilir. Pratikte genellikle asli müdahale davası önce karara bağlanırken asıl dava için bekletici mesele yapılıp; asli müdahale karara bağlandıktan sonra asıl dava hakkında hüküm verilmektedir. Bazı durumlarda asli müdahalede verilen karara göre asıl davanın konusuz kalması da mümkün olabilmektedir.

Her iki dava da birbirinden bağımsız olduğundan her bir taraf kendileri hakkında verilen hükme karşı ayrı ayrı istinaf ve ardından temyiz kanun yoluna başvurabilir. Asli müdahale hakkında verilen hüküm asıl dava için kesin hüküm teşkil etmez çünkü davaların konuları ve iki davanın tarafları birbirinden farklıdır.

X
kadim hukuk ve danışmanlık