0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Cinsel Suçların İspatı ve Deliller

11cinsel suclarin ispati

Cinsel suçların ispatı ceza davalarında oldukça zordur. Bu nedenle yerleşik Yargıtay uygulamalarında çeşitli kriterler getirilmiştir. Toplumumuzun ve dünyanın önemli sorunlarından biri olan cinsel suçların ispatı konusunda, genelde fail ile mağdurun yalnız kalması söz konusu olduğundan dolayı ispat zorlaşmaktadır. Özellikle mağdurun şikâyette gecikmesi, delillerin ortaya çıkmasını neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Sonuçta birçok durumda elde kalan tek delil olan beyanlara bakarak; geçmiş ilişki, çelişkiler, samimi ve değişmeyen anlatımlara bakılarak somut olay adaleti sağlanmalıdır. Çocuklara karşı işlenen suçlar farklı bir bakış açısıyla ele alınmalı, çocuk psikolojisinin bir yetişkinden farklı olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla bir çocuğun yalan söyleme sebepleriyle yetişkinin sebepleri farklı olacaktır. Öyleyse delillere bakılırken mağdurun ve failin yaşları, meslekleri, akrabalık ilişkileri, hiyerarşik ilişkileri dikkatle gözden geçirilmelidir. Cinsel suçlar Türk Ceza Kanununun 6. bölümünde “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlığı altında aşağıda sayılan maddelerde düzenlenmiştir;

Bu sürecin kanuni ve usuli olması soruşturmadan kovuşturmaya ve nihai neticeye ulaşması ve en önemlisi de kayda alınması için gerekli bir prosedürdür. Cinsel suçlar, unsurları, yapısı, delilleri ve eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından diğer suç tiplerine göre hem farklılık göstermekte hem de daha karmaşık ve daha zor bir hal almaktadır. Ceza muhakemesi kanunda, cinsel suçların ispatı açısından da geçerli olan üç tür delil çeşidi vardır. Bunlar;

  • Beyan delili: Sanık, tanık, katılan ve müşteki beyanı
  • Belge delili: Örneğin, katılan ve sanığın elyazısı günlüğü, mektubu, ikrar niteliğinde mesajları vs.
  • Belirti delili: Olay yerinde bulunan kan lekesi, DNA örneği, telefon dinleme kayıtları, ses ve video kayıtları

Cinsel suçların ispatı açısından ceza mahkemeleri, dosyasında bulunan tüm delilleri “mağdurun beyanı” ile birlikte değerlendirecek, mağdur beyanın doğru olduğu diğer delillerle ortaya konulduğunda bir bütün halinde değerlendirerek cezaya hükmedecektir. Mahkeme her halükarda tüm delilleri vicdani delil sistemine göre serbestçe değerlendirecektir.

cinsel suclarin ispati tck
cinsel suclarin ispati tck

Soruşturma ve Kovuşturmanın Maddi Delilleri

Soruşturma görevi bakımından Cumhuriyet Savcısının ve kovuşturma makamı için, hakim ile mahkemenin en büyük sorunu bu tür suçlarda eylemin sübutudur. Sübut delillendirildikten sonra ise devamında rıza ile olup olmadığı hususunun tam tespiti de önemlidir. Öncelikle soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesine özen gösterilmesi gerekir. Keşif, telefon kayıtları, kan lekesi, DNA, iç çamaşırı, ses kaydı, video kaydı, mesajlar, görüntüler, sanık savunmaları, mağdur ve tanık beyanları, HTS kayıtları, tape döküm kayıtları, teşhis tutanakları gibi örnekler sayılıp, sıralanıp, çoğaltılabilir. Ancak burada özellikle Yargıtay ilgili Ceza Dairesi uygulamaları ışığında şu hususlara dikkat etmek gerekir:

  • Teşhis: Cumhuriyet savcısının etkin soruşturma ilkesince soruşturma aşamasında teşhis işlemi mutlaka usulüne uygun şekilde yapılmalıdır.
  • Mağdur Beyanı: Mağdur beyanı denetimi açısından eğer mağdur beyanını aşamalarda değiştirir ise, ilk beyanı geçerlilik bakımından dikkate alınacaktır. Aşamalarda değiştirmez ise bu beyanı geçerlilik açısından kabul edilmektedir.
  • Tanık Beyanı: Tanık beyanları da tıpkı mağdur beyanlarında olduğu gibi denetlenebilir olmalıdır.
  • Tıbbi Deliller: Tıbbi deliller laboratuar ortamında test edilip tıbbi olarak değerlendirilmeli ve raporlanmalıdır.
  • Maddi Deliller: Arama, elkoyma tedbirleri ile elde edilen ve doğrudan suçun sübutuna etki eden nesnelerdir (Uyuşturucu, çalıntı eşya gibi).
  • Bilimsel Deliller: Bilimsel bir inceleme ile niteliği anlaşılabilen delillerdir (Vücuttan alınan örnekler, parmak izi gibi).

Ne var ki somut olaydaki rızanın varlığı tüm bu delilleri ve araştırmaları boşa çıkarabilir. Mesela mağdur olduğunu iddia eden şahsın vücudundaki sperm örneği oldukça kuvvetli bir delildir. Fakat rızanın varlığı ya da yokluğu bu aşamada tartışma konusu olduğunda bu kuvvetli sayılabilen tıbbı delil önemini yitirmektedir. Ayrıca somut olayın özelliklerine göre 15-18 yaş grubundaki mağdureler yönünde reşit olmayanla cinsel ilişki olarak kabul edilir. Böylece suçun niteliği ve sanığın alabileceği ceza miktarı oldukça değişir.

Cinsel Suçları İspatında Deliller

Hukuk, delillerle işleyen bir sistemdir. Deliller, beş duyu organı ile duyumsadığımız ispat vasıtalarıdır. Açıktır ve hakkaniyeti esas alır. Serbest delil ilkesinin ve vicdani kanaat sisteminin benimsenmiş olması, her an her şeyin suçun sübutuna esas alınabileceği ya da kalıplarla hüküm kurulabileceği şeklinde anlaşılamaz. Cinsel suçlar alanında çalışmaların artmış olmasına rağmen uygulamada yaşanan sorunlar çözümlenememiştir. Cinsel suçların ispatı oldukça zordur. Bu nedenle deliller hızlı ve etkin şekilde toplanmalıdır. Aksi durumda deliller tamamen yok olabilir.

Bu sorunlardan birisi ispat ve sübut konusudur. Kimin beyanına ne ölçüde itibar edilecek, hangi doktor raporu esas alınacak, olay yerinde bulunan kişiler hangi ölçüde olayı aydınlatmış kabul edilecektir, değişen ifadeler hükme esas alınabilecek midir, mağdur beyanları tek başına hüküm kurmaya yeterli midir, ispat ve sübut konusunda standart belirlemek mümkün müdür gibi sorulara yanıt aranmaya çalışılmıştır. Yargıtay kararlarının istikrarlı olduğunu söyleyebilmek mümkün görünmemektedir. Başlangıçta belirlenen bir takım kıstasların zamanla esnetildiği, bu konudaki delil eşiğinin zamanla yükseldiği, salt mağdur beyanlarının hükme esas alınmasından vazgeçilmeye başlandığı ve olaya ilişkin diğer maddi delillerin daha fazla dikkate alınmaya başlandığı söylenmelidir.

  • Sıklıkla idrara çıkma,
  • İdrarını tutamama,
  • Ağrılı idrar yapma,
  • Adet dönemlerinde düzensizlik,
  • Olay sonrası gebelik,
  • Düşük,
  • Vajinal kanama,
  • Cinsel birleşme sorunları,
  • Anal ağrı, kanama,
  • Kabızlık,
  • Dışkı kaçırma
  • Adli rapor
  • Tanık beyanı
  • Sanık ifadesi
  • Olay yeri görüntüleri
  • Mesajlar
  • Video ve ses kayıtları
  • Bağırma
  • DNA incelemesi
  • Ekimoz
  • Teşhis
  • Değişen ifade
  • HTS kayıtları
  • İlk ifade
  • Kolluğa intikal
  • Kanama
  • Kıyafet ve iç çamaşırı
  • Sperm
  • PSA
  • Sürüntü örneği
cinsel suclarin ispati deliller
cinsel suclarin ispati deliller

Cinsel Suçların İspatında Deliller ve Özellikleri

Cinsel suçlar Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesi ve devamında yer almaktadır. Ceza yargılamalarının asıl amacı maddi gerçekliği ortaya koymaktır. Bu sebepten ötürü hakim ilgili davada mağdur ve sanığı dinlemeli, elde edilen deliller ışığında davayı sonuca bağlamalıdır. Davaya bakan hakim suçlunun suçlu olup olmadığına karar vermeli, suçlu olduğuna karar kılarsa suçun ispatını sağlamalıdır. Delil tüm davaların sonuca ulaşması noktasında oldukça değerli bir unsurdur. Cinsel suçlar ise ispat konusunda en zorluk çekilen davalardan bir tanesidir.

Çünkü çoğunlukla suçun işlendiğine dair; ses kaydı, kamera kaydı gibi bariz delillere dosyada rastlanılmaz. Bu yüzdendir ki bu tür davalarda elde edilen her delil çok önemlidir. Ayrıca titizlikle incelenmeyi gerektirir. Cinsel suçlarda ispat, ceza muhakemesi hukukunun genel ispat ilkelerinden farklıdır. Mağdurun beyanı cinsel suçlarda daha üstün tutuluştur. Cinsel saldırı suçuna ilişkin bir takım deliller ve değerlendirmeler;

  • Ağzına Sokma/Oral

Ağza sokma cinsel eylemlerin sık gerçekleşme şekillerinden birisidir. Ağza sokma; cinsel organla ya da parmak sokulmak suretiyle gerçekleşebilir. Organ sokmaya ilişkin nitelikli halin uygulanabilmesi için, vücut bölgesinin cinsel özellik taşıması gerekir. Ağza cinsel organ sokma cinsel saldırı ya da cinsel istismar suçlarının organ sokmaya ilişkin nitelikli hali olarak kabul edilmemektedir.  Ancak bu kabulün aksi yönde de Yargıtay kararları bulunmaktadır. Oral fiil varsa cinsel suçların ispatında buna ilişkin inceleme yapılmalıdır. Ağızdan biyolojik örnek alınmalıdır.

  • Fail ile Mağdurun Daha Önceki Tanışıklığı

Fail ile mağdurun tanışıp tanışmadığı veya akrabalık ilişkisinin bulunup bulunmadığının anlaşılması önemlidir. Örneğin daha önceden arkadaşlık etmiş olmaları kimi durumda husumetin sebebini ortaya koyarken kimi durumda da aslında eylemin geçerli rızayla yapıldığını fakat mağdurun toplum baskısından çekinerek kendisinin rızası dışında yaptığını söylemesine neden olur. İtibar karinesine göre mağdurun faile iftira atmasını gerektirecek hiçbir sebep bulunmaması Yargıtay nezdinde bir kıstastır. Fail ile mağdurun geçmişteki ilişkilerinin ayrıntısıyla öğrenilmesi maddi gerçeğe ulaşmada büyük önem arz etmektedir.

  • Mağdurun Açıklamalarının Hayatın Olağan Akışına Uygunluğu

Hayatın olağan akışı kavramından anlaşılması gereken, günlük sosyal yaşamın kendi akışı içerisinde yapılan alışılagelmiş davranışlardır. Bu kriter cinsel suçlarda Yargıtay uygulamasında da sıklıkla karşımıza çıkar. Örneğin mağdurun kaçma imkânı varken kaçmaması, fail ile olaydan sonra kendi isteğiyle görüşmüş olması veya evde misafir varken cinsel saldırıya uğramış olduğu iddiası hayatın olağan gidişatına aykırıdır.

  • Yetkili Makamlara Bildirimde Geç Kalınması

Bildirimde geç kalınması hem olayın delillerini azaltmakta hem de mağdur beyanına olan güveni azaltmaktadır. Buna karşı görüşte olan kişiler ise genellikle cinsel saldırı suçunun mağduru olan kadınların olayın travmasını atlatarak hukuki haklarını kullanmayı düşünmesinin zaman alabileceğini ifade etmekte olsa da Yargıtay’ın genel kanaati şikâyetteki gecikmenin mağdur olduğunu iddia eden kişinin toplum nezdindeki itibarını zedelememek amacıyla sosyal konumundan ötürü yaptığı bir davranış olarak görmektedir. Fakat tüm olaylarda aynı şekilde hareket edilmemiş somut olay adaletine uygun bir biçimde bazı durumlarda bildirimin geç kalmış olması haklı bir sebebe dayanıyorsa ve iddia diğer delillerle destekleniyorsa mahkûmiyet kararı verilmiştir.

  • Çelişki İçeren Beyanlar

Beyanların samimi ve tutarlı olması çok önemlidir. Soruşturma başladığı andan itibaren birbirine uygun makul ve mantıklı açıklamalar yapılması gerekmektedir. Aksi halde kişinin kendi kafasında kurgu oluşturduğu izlenimi oluşması muhtemeldir. Çocukların beyanlarına değinmek gerekirse genel görüş çocukların böyle bir konuda kolaylıkla yalan söylemeyeceği yönündedir. Fakat bu genel kabul de çocuğun yaşına ve algı düzeyine göre değişmektedir. Gerçek hayatta çocukların yalan söylemesi genellikle annelerinin bir husumet nedeniyle eşlerine veya bir başkasına bu iftirayı atmasını öğütlemesi sebebiyle olmaktadır. Bu sebeple çocuğun ebeveynlerinin fail olduğu söylenen kişiyle husumeti olup olmadığı veya annenin eşiyle boşanma sürecinde ise çocuğun velayetini rahatlıkla alabilmek amacıyla çocuğuna bu yönde bir telkinde bulunup bulunmadığının üzerinde dikkatle durulmalıdır.

  • Direnme ve Yardım Çağırma Olanağı Bulunan Mağdurun Bu Olanağı Tercih Edip Etmediği Meselesi

Mağdurun direnmemesi veya yardım istememesi suçun sübut bulmadığı yönünde bir karine olarak yorumlanamaz. Bazı olaylarda mağdur kişi failden ciddi anlamda korkması veya uyuşturucu, alkol etkisinde olması sebebiyle direnci kırılmış olabilir. Bunlar gibi geçerli bir sebebi olmadığı halde bu olanağın kullanılmaması mağdur açısından rızanın varlığının kabulünü gerektirebilecektir. 5. Ceza Dairesi bir kararında mağdurun olay esnasında cep telefonundan zor durumda olduğuna ilişkin mesajlar göndermesini suçun sübut bulduğuna ilişkin delillerden birisi olarak değerlendirmiştir. Bu deliller olayın oluşuyla ilgili delillerdir. Diğerleri ise beden muayenesi, vücuttan örnek alma, şüpheliden parmak izi alma gibi delillerdir. Beden muayenesi yapılması çok önemli olup failin mağdurun vücudu üzerinde bıraktığı delillerin kaybolmaması için olaydan sonra hızlı bir şekilde bu muayenenin yapılması büyük önem taşımaktadır. Moleküler ve genetik incelemenin yapılması çok önemli olup bu gibi fiziksel deliller bir anlamda beyan delillerin etkisini azaltır. Bu tespitlerin yapılıp olay yerinde şüphelinin, mağdurun örneklerinin bulunup bulunmadığı konusu mutlaka araştırılmalıdır.

  • Arkadaşlık veya Husumet

Cinsel suçlar istatistik olarak genellikle mağdurun bir tanıdığı tarafından işlenmektedir. Arkadaşlık; sanık ve mağdur arasındaki ilişkiyi, eylemin rızayla gerçekleşip gerçekleşmediğini, rızanın sınırlarını, eylemin öncesinde de gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek açısından önemlidir. Mağdur rızası esas olarak hukuka uygunluk sebebini oluşturur. Çünkü cinsel özgürlüğe ilişkin haklar, üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen haklardandır. Bu nedenle bu davranışlar üzerinde gösterilen rıza geçerli olur. Ancak rıza sınırsız değildir.

Rıza açıkça gösterilebileceği gibi zımnen de gösterilebilir. Arkadaşlık olgusu sanık, mağdur ya da tanık beyanlarıyla birlikte telefon dökümleri aracılığıyla da tespit edilebilir. Sanık ve mağdur arasında mevcut olan arkadaşlık ilişkisi her zaman rızanın varlığını göstermez. Arkadaşlık teklifinin sırnaşıkça bir hal alması zincirleme cinsel taciz suçundan sorumluluğa neden olacaktır. Ancak arkadaşlık teklifinde cinsel saik bulunmaması sanığın eylemini huzur ve sükunu bozma (TCK m. 123) suçu kapsamına sokar. Arkadaşlığın ceza sorumluluğuna etkisi açısından dikkat edilmesi gereken bir diğer husus; uzun süreli arkadaşlıklarda sanığın; mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğünü söylemesi inandırıcı kabul edilmez.

Arkadaşlığın aksine husumetin bulunması sanık hakkında mağdur beyanlarını şüpheli hale getirmek açısından başvurulan argümanlardan birisi olarak dikkat çekmektedir. Husumet mağdureye yönelik cinsel suçun işlenmesi için sebep olabilmektedir. Yargıtay kararlarında sıklıkla iftira atılması için sebep bulunmama, arada husumet bulunmaması gibi sebepler aynı amaca yönelmektedir. İftira atmak için sebep bulunması hali, arada husumet bulunması, alacak-borç ilişkisi gibi haller sanığın lehine de yorumlanabilir. Bu tarz durumlarda hakimin, gözlemlemesi, tarafları iyi dinlemesi önem arz etmektedir.  Sanığa iftira atılması için sebebi olmayan mağdurenin istikrarlı anlatımları ile cinsel saldırı suçu sübuta erer.

  • Bağırma

Yargıtay kararlarında bağırma ölçütü sanığın eyleme rızasının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirmelere yol açabilmektedir. Bağırma halinde, sanığın devam eden eylemlerine son vermesi ya da olay yerinden kaçması beklenir ama hayatın olağan akışı, her zaman basit genellemeler yapmaya elverişli değildir. Cinsel saldırı/istismar suçlarında sanıklar, mağdurlardan genellikle daha güçlüdür ve onlar konusu teşkil eden eylemi gerçekleştirmek konusunda beklenenden daha fazla olumsuzluğu göze almıştır. Olay sırasında mağdura yönelik tehdit anlamına gelen her türlü söz ya da davranış, örneğin bağırması halinde döveceği tehdidi, direncini kıracak ve bağırıp, yardım istemesini engelleyecektir. Öte yandan sanığın eylemi sırasında zor kullandığı yönünde oluşacak şüpheden sanık yararlanacaktır.

Sanığın aslında ilk amacı eylemin rızayla ya da ikna edilerek gerçekleştirilmesidir. Bu açıdan bakıldığında bu eylemi gerçekleştirmek için aldatma olgusunu da çekinmeden kullanır. Kandırma; mağduru bir yere gelmeye/götürmeye ikna etme, evlenme vaadi, hediye, şeker/çikolata vereceği hususlarında olabilir. Mağdurenin bağırması ve araya tanığın girmesi üzerine eylemin tamamlanamaması, sanığın dış dünyaya yansıyan bir söz ya da davranışının bulunmaması nedeniyle sanığın o ana kadarki davranışlarının basit cinsel saldırı olarak değerlendirilmesi gerekebilir. Cinsel istismardan önce, bağırmaması için tehdit etme, zorla cinsel istismar olarak değerlendirilmelidir.

Fiile mukavemet edebilme ölçüt eylemin rıza ile gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde değerlendirme yapılmasına kullanılır. Mukavemet edebilme ölçütü de sanık lehine sonuç doğuran uygulamalardandır. Mukavemet edebilme kıstası oldukça sübjektifdir. Mağdura mantık kurallarına göre hayatın olağan akışı ibareleriyle desteklenen karşı koyma mükellefiyeti yüklenmektedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sanık hakkında ağırlatıcı hükümlerin uygulanmamasına ve hatta eylemin rızayla gerçekleştiği sonucuna ulaşılmaktadır.

  • Beyanlarına İtibar

Beyanlarına itibar edilebilme kıstası cinsel suçlarda Yargıtay tarafından mağdur beyanlarının güvenilirliği açısından kabul edilmiş en önemli ölçütlerden biridir. Çünkü cinsel suçlarda çoğu zaman somut olayda mağdur beyanları dışında delil yoktur. Mağdur beyanlarına itibar edilebilirlik tıbbi bilirkişilerce tespit edilecek, bilimsel güvenilirliği sorgulanabilir bir ölçüttür. Mağdurenin beyanlarına itibar edilemeyeceği yönünde rapor düzenlenmesi ve eylemin sübutuna ilişkin başkaca delil olmaması durumuna sanık hakkında beraat kararı verilmelidir. Mağdurenin çelişkili beyanlarda bulunması beraat yönünde karar verilmesine sebep olur. Çünkü çelişkili beyanlar ifadeyi şüpheli hale getirir ve şüpheden sanık yararlanır.

Ancak mağdurenin olayın şoku ile farklı beyanlar verebileceği unutulmamalıdır. Mağdur ile beraber tanığın da beyanlarında çelişkili ifadelerin mevcut olması yine sanık hakkında beraat yönünde değerlendirilmelidir. Öte yandan sanık; vicdan azabı, daha az ceza alabilmek, bazen adalete olan saygı ve güven gibi düşüncelerle ikrarda bulunabilir. İkrar cinsel suçlarda sıklıkla karşılaşılan delillerden biri değildir. Ceza yargılaması açısından tehlikeli olan sanığı, gerçekleşmemiş bir olayı baskı nedeniyle kabul etmesi de bazı durumlarda olasıdır. İkrar tam , kısmi ya da tevilli gerçekleşmiş olabilir. Tevil, söylediği bir sözü ya da yaptığı davranışı, görünür anlamından çekinip başka bir anlamdaymış gibi göstermeye çalışmadır. Kısmen ikrar ise tevilli ikrardan farklıdır. Kısmi ikrar, suça konu isnat olan eylemlerden bir kısmının kabul edilmesi, diğer kısmının kabul edilememesidir.  Usulüne uygun olarak elde edilmiş ikrar ceza hukukunun en önemli delilidir.  İkrarın usule uygun olması için CMK m. 213’e uygun olması gerekir. Sanık ikrarı ile mağdurun beyanlarının çelişmesi durumunda mağdur beyanlarının dikkate alınması gerekir.

  • Biyolojik Deliller

Biyolojik deliller, cinsel suçların en önemli delilidir. Özellikle; biyolojik babanın belirlenmesine ilişkin işlemler sırasında, cinsel saldırı sonucunda gerçekleşecek gebelik sonucu doğacak çocuğun DNA’sı ile biyolojik baba/fail belirlenmesinde, mağdurenin beyanlarında başka bir kişinin daha eylemi gerçekleştirdiğini ileri sürmesi halinde biyolojik delillere başvurulur. Biyolojik deliller mağdurenin vücudunda bulunabilir. Aynı zamanda duvarda ya da mağdureye ait eşyalar gibi yerlerde tespiti de mümkündür. Cinsel suçlarda DNA;

  • Sanığın kimlik tespiti,
  • Olayda birden fazla sanık bulunup bulunmadığının tespiti,
  • İster ikrara, ister kısmen kabule, ister redde ilişkin olsun sanık ya da mağdur beyanlarının doğru olup olmadığının tespiti işlevlerini görür.

DNA ile birlikte doktor raporlarına dosyada en somut verilerdendir. Suçun sübutu ya da sabit olmadığı değerlendirmesi yapılırken yararlanılan en önemli delildir. Dosyada doktor raporlarının bulunması tanıkların dinlenmesinin önüne geçemez. Tanık beyanları rapora rağmen hala eylemin niteliğini değiştirebilir. Cinsel suçlar açısından oldukça önemli delillerden bir spermdir.

Mağdur vücudunda, eşyalarında ya da çevrede tespit edilebilir. Sanığın kimlik tespiti açısından son derece önemli olduğu gibi cinsel suçun niteliğini belirleme açısından da önem arz eder. Öte yandan sadece DNA ya da sperm tespiti cinsel ilişkinin boyutu konusunda kanaat edinmeyi sağlamaz. Sperm tespiti mağdurenin beyanlarını doğrulama noktasında önemlidir. Mağdurenin vücudundan sanığa ilişkin biyolojik herhangi bir delilin tespiti amacıyla örnek alınması usulüne ise sürüntü denir.

Genel numune red sebepleri;

  1. Numunenin üzerinde barkot veya kişisel bilgilerin olmaması,
  2. Numunenin üzerindeki kimlik bilgisi ve istem kâğıdı bilgilerinin farklı olması,
  3. Hastaya ait uygun bir istek formu düzenlenmemiş olması,
  4. Analize uygun numunesin gönderilmemesi,
  5. Numune miktarının yeterli olmaması,
  6. Numune kabının uygun olmaması,
  7. Uygun taşınmamış veya taşıma kabı hasar gördüğü için kabın dışına sızmış, dökülmüş numuneler,
  8. Numunelerin gönderilme ve taşıma koşullarına uygun olmadığı durumlarda (soğuk zincir, transport besiyeri ve üçlü paketleme siste- mine uyulmadığı durumlar),
  9. Hemolizli veya lipemik serum numuneleri (hatalı sonuç verebilir),
  10. Virolojik testlerde kullanılması amacıyla alınan sürüntü örnekleri viral transport medium (VTM) içinde gönderilmelidir, Stuart, Amies, Cary Blair, karbonlu veya kömürlü Amies gibi taşıma besiyerlerinde gönderilmesi veya içinde hiçbir koruyucu olmayan eküvyonlu boş (kurutüp içinde gönderilmesi numune red sebebidir.
  11. Virolojik numunelerin (solunum yolu ve kızamık virüsü) alımında ve transferinde kalsiyum alginat veya pamuklu swab veya tahta saplı swab kullanılmamalıdır.
  12. Mikrobiyolojik inceleme için uygun olmayan numuneler,
  13. Formalin veya benzeri bir fiksatif içine alınmış veya kurumuş doku biyopsi numuneleri,

Ayrıca özel numune örnekleri de belli nedenlerden ötürü reddedilebilecektir. Cinsel suçlarda, sanık ya da mağdurdan sürüntü yöntemiyle alınan tükürüklerdeki amilaz aktivite sonuçlarının karşılaştırılması ile olayın zamanı belirlenebilir. Cinsel ya da istismarın organ sokma suretiyle meydana gelip gelmediğinin belirlenmesinde vajinal/anal sürüntü örnekleri incelenmelidir. Sürüntü örnekleri ile DNA profili ve bu sayede sanık kimliği tespit edilebilecektir.

  • Canlı Teşhis

Teşhis sanığın kim olduğunun belirlenmesidir. Bazı durumlarda sanığın, mağdura teşhis ettirilmesi gerekebilir. Teşhis konusunda şüpheye düşülmesi durumunda sanık hakkında beraat kararına yönelik değerlendirme yapılmalıdır. Ses teşhis işlemlerinin cinsel suçlarda pek fazla uygulaması bulunmamaktadır. Suçlular albümünden yaptırılan teşhis ise hüküm için yeterlilik oluşturmaz.

Sanığın tanık ve mağdur tarafından tereddüde düşmeden teşhisi halinde cinsel suç sübuta ermiştir. Hazırlık aşamasında usule uygun şekilde teşhis yapılmadığı takdirde kovuşturma aşamasında yapılması gerekir. Ancak kovuşturma aşamasının asli amacı muhakemedir. Kolluk ya da savcılıkça taraflar hazır edilerek daha kolay yapılabilecek bir işlemin kovuşturma aşamasında bütün usul kurallarına uyularak yapılabilmesi çok daha zordur. Yaşanabilmesi olası aksaklıklar adalete aykırı sonuçlar doğuracaktır.

Mağdur yaşadığı olayın şoku neticesinde sanığı teşhis etmekte tereddüt etmiş olabilir. Cinsel suçlarda genel olarak tanık bulunması oldukça güçtür. Oldukça nadir olarak olay öncesi veya olay sonrası olaylara ilişkin görgü tanıkları ya da mağdurun olaydan hemen sonra ilk anlattığı anlatı tanıkları söz konusu olur. Olayda tanığın bulunması halinde tanıkların beyanlarının alınması ile bu tanıklara da sanığın teşhisinin yaptırılması gerekir. Olayın üzerinden uzunca bir zaman geçtikten sonra yaptırılan teşhis işlemi şüphelidir.

  • Duhul

Duhul sözcüğünün bazı Yargıtay kararlarında cinsel ilişkiyi ifade etmek için kullanıldığını görmekteyiz. Duhule müsaitlik/elverişlilik, herhangi belirti, iz, emare, lezyon bırakmadan cinsel ilişkinin gerçekleşebileceğini ifade eder. Yargıtay’a göre duhul tam ya da kısmi olarak gerçekleşebilir. Suçun nitelikli halinden sorumluluk açısından ikisi arasında bir fark yoktur. Duhule müsaitlik olmadığı takdirde, hymenin zarar görmeden organ sokmak suretiyle cinsel saldırı ya da cinsel istismarın gerçekleşmesi mümkün değildir.

Duhule müsait kavramıyla beraber elastiki kavramı da Yargıtay kararlarında kullanılır. Mağdur cinsel organının elastiki olması halinde cinsel suça ilişkin emareye rastlanması mümkündür. Bu durumda da doktor raporları dışındaki bulgular sübut konusunda değerlendirilmelidir. Bu noktada bir diğer önemli kavramsa ereksiyondur. Ereksiyon penis sertleşmesi anlamına gelir.

Ereksiyon, birleşme için şarttır. Yargıtay kararlarında ereksiyon ibaresine, adli raporlarda ise ereksiyon halindeki penisin duhulüne müsait olma değerlendirmesine rastlanır. Hymen kadınlarda vajinal açıklığı çerçeveleyen veya kısmen kaplayan zarımsı dokudur. Bekaret ve cinsel ilişki ile sıkça ilişkilendirilir. Hymen ilk cinsel ilişkide anatomik yapıya göre esner, genişler veya laserasyona uğrar.

Hymen yapısı, şekli duhule müsaitliği belirler. Bu müsaitlik nedeniyle adli tıp muayenesinde cinsel ilişki konusunda kanaat oluşması mümkündür. Özellikle zorlama izlerinin tespit edileceği yer hymendir. Hymen ya da anüste eski yırtık bulunması da mümkündür. Yine doktor raporları ile anlaşılabilecek bir durum olup yırtığın eski olduğunun tespiti, durumun özelliklerine göre, sanığın, soruşturmaya konu olan olaya sebep olmadığı yönünde bir sonuca götürebilir.

Ya da mağdurenin beyanları doğrultusunda, eski yırtık zincirleme cinsel suçların işlendiği yönünde kanaat da oluşturabilir. Mağdurede hem eski yırtık olduğu hem de hymenin duhule müsait olduğunu belirten rapor çelişkilidir. Sanık ya da sanıkların cinsel eylemleri sonucunda mağdurda kanama gerçekleşmesi mümkündür. Bu hal genel olarak adli tıp raporlarıyla gerçekleşecek olup cinsel suçun gerçekleştiği konusunda kanaat verir niteliktedir. Yırtığın eski olması halinde yeni yırtığa ilişkin kanama, hematom ve ekimoz görülmeyebilir.

  • Ekimoz ve Eritem

Ekimoz, herhangi bir travmaya bağlı olarak cilt altındaki kılcal damarların hasarı nedeniyle kanın cilt altına sızmasıdır. Sırayla kırmızı, mavi, mor, lacivert, kahverengi, yeşil ve sarı renkler alır ve kaybolur. Ekimoz, cinsel suçlara ilişkin olarak gerçekleşebilir. Yargıtay kararlarda sıklıkla ATK raporlarına yapılan atıfla, mağdur ya da sanık beyanlarını doğrulamak ya da çürütmek için kullanılabilmektedir. Olağan bir cinsel ilişkide ekimoz bulunması beklenmez. Ancak somut olayın özellikleri, özellikle zorla gerçekleşme halinde ekimoza rastlanır. Türk Tabipler Birliği resmi sitesinde ekimoz, ezici cismin vücuda çarpması ile cildi parçalamadan altındaki dokuları ezip parçalaması, trava ile cilt altındaki kapillerin yırtılarak kanın doku arasına girip pıhtılaşması olarak belirtilmektedir.

  1. Görünüşlerine göre;
  2. Yüzeysel,
  3. Derin,
  4. Vücuttaki yerine göre;
  5. Sabit,
  6. Göçmen,
  7. Rengine göre;
  8. Kırmızı: Yeni,
  9. Mavi, mor: 3-6 günlük,
  10. Fıstıki yeşil: 7-12 günlük,
  11. Limon sarısı: 12-18 günlük,
  12. Şekline göre;
  13. a) Şekilsiz,
  14. b) Şekilli olarak sınıflandırılabilir.

Adli tıp açısından ekimoz, travmanın isabet ettiği yeri göstermesi ve mağdurun canlıyken yapıldığını göstermesi, aletin şekline ve travma zamanına ilişkin fikir vermesi açısından önemlidir. Hematom; travma ile yırtılan damarlardan çıkan kanın dokuyu şişirmesi sonucu doku içinde birikmesi ile oluşan durum; laserasyon (yırtık) ise ezici cismin uygulanma kuvvetine bağlı olarak doku bütünlüğünün bozulmasıdır.

Tanımından da anlaşılacağı üzere ekimoz bulgusu cinsel suçu doğrulamaz, yalnız ifadelerde geçen yaralamaya ilişkin eylemleri doğrular. Bu yüzden cinsel saldırı suçunun ispatı için dosyaya sunulan diğer delillerinde değerlendirilmesi gerekir. Eritem ise geçici damar genişlemeleri sonucu oluşan pembe-kırmızı renk değişiklikleridir. Cinsel davranışlar sonucunda damar genişlemesi ile eritemlerin görülmesi mümkündür. Eritem olay sonrasında hemen oluşurken ekimoz ise olay sonrası oluşabileceği gibi zamanla renk değişikliğine de uğrar.

  • Fotoğraf ve Video Kaydı

Fotoğrafla ilgili Yargıtay değerlendirmeleri birkaç farklı şekilde çıkmaktadır;

  1. Mağdureyle fotoğraf çektirme sırasında cinsel eylem
  2. Mağdurenin fotoğrafını çekme
  3. Suçlular albümünden mağdura yaptırılan teşhis işlemi
  4. Hüküm sonrası sunulan dilekçe ve fotoğraflardan sanığın başkasının olduğunun anlaşılması
  5. Sanık tarafından fotoğraflar çekilerek şantaj yapılması
  6. Herhangi bir nedenle mağdura ait çekilen fotoğraf

Mağdureyle birlikte yatağa girilerek çekilen fotoğrafta cinsel saik bulunmadığı yönünde karar verilmesi de mümkündür. Tanımadığı mağdurenin fotoğrafının çekilmesi cinsel taciz suçunu oluşturur. Sanık veya mağdur tarafından görüntülerin kayda alınması ve bu görüntülerin sosyal medyada yayılması bile mümkündür. Böyle bir halde kaydın yayılması, kaydın saklanması gibi eylemler TCK m. 132-139’da düzenlenen suçlar açısından da değerlendirilir. Kamera kayıtları suçun işlendiğine dair delil oluşturma niteliğindedir. Günümüzde oldukça yaygınlaşan güvenlik kamera kayıtlarının da delil aracı olarak kullanılması mümkündür.

Böyle bir kayıtta cinsel eylemin niteliğinin açıkça görülmesi halinde buna itibar edilmelidir. Mağdur kendini korumak düşüncesiyle evine kamera yerleştirmiş olabilir. Bu kayıtlarda suçun niteliğini belirleyecektir. Sanığın suça konu eylemini video kaydına almış olması da imkân dâhilindedir. Video kayıtları vesilesiyle sanık/sanıkların eylemi ne şekilde işlediği ya da ne şekilde katıldığının da anlaşılması mümkündür. Görüntü kayıtlarının duruşmada yeniden izlenmesi mağdur veya mağdur yakınlarının aynı suçun tekrar işlenmesi gibi bir etki yaratacaktır. Bu nedenle görüntülere ilişkin bilirkişi raporu alınması daha uygun olur.

  • HTS Kayıtları

HTS kayıtları, Historical Traffic Search, arayan ve aranan bilgileri, arama zamanı, konuşma süresi, arama yeri ve sinyal alınan baz istasyonları bilgileridir. Bu bilgiler yoluyla kaydı alınan kişinin, ne zaman, nerede, ne kadar süre konuştuğu kolayca tespit edilebilmektedir. HTS kayıtları, cinsel taciz suçunun doğrudan delili değildir. Çünkü HTS kayıtları konuşmanın içeriğini belirtmez. Kayıtların yanı sıra sanık savunmasına, mağdur anlatımına bakılmalıdır. Esas olarak tanıkların, telefon konuşmalarını duydukları savunmaları hayatın olağan akışına uygun olmamakla birlikte, diafonun açık olması, konuşmayı dinleyen kişinin yakın olması ve konuşmayı duymuş olması gibi nedenlerle suçun sübuta ermesi mümkündür.

Sanığın, suça konu hattın kendisine ait olmadığı savunmasına karşılık; hattın faturalarının ödenip ödenmediği, kim tarafından ödendiği, hatla kimlerle iletişim kurulduğu hususlarının araştırılması gerekir. Bu durumda suç tarihinin öncesi ve sonrası belli bir tarih aralığı belirlenerek bu aralığa ilişkin HTS kayıtlarının istenmesi ve bu tarihlerde en çok arayan-aranan kişilerin tanık olarak dinlenmesi gerekir. HTS kaydı tüm bunların yanında sanığın suç tarihinde suçun işlendiği yerde bulunup bulunmadığını gösterecek en önemli delillerdendir. Aynı zamanda kişinin ısrarla aranması suç unsurlarından bir tanesidir. Karşılıklı arama HTS kayıtları ile tespit edilebilir. Ancak çaldırma HTS kayıtlarında görünmez.

Bu nedenle çaldırma konusundaki şüphe sanık lehine yorumlanabilecektir. HTS kayıtları, sanıkla mağdur arasındaki ilişkinin hangi boyutta olduğunu göstermesi açısından da önemlidir. Sıklıkla arama-aranma ve konuşma kaydı bulunması, sanık ve mağdurun iyi derecede yakın olduklarını gösterecektir. HTS kayıtları cinsel saldırı/cinsel saldırı eylemlerinde destekleyici nitelikte delildir. Mağdur ve varsa tanık beyanları ile uyumlu olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Cinsel taciz suçu açısından ise beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde doğrudan delil niteliği kazanır.

  • Livata Bulgusu

Livata bulgusu ATK tarafından tespit edilecektir. DSÖ’ ne göre cinsel istismar belirtileri:

  • Açıklanmayan genital yaralar,
  • Tekrarlayıcı vulvovajinit,
  • Vajinal ya da penil akıntı,
  • Alışılmış yaş dışında yatak ıslatma ve gaita kaçırma,
  • Anal şikayetler,
  • İdrar yaparken ağrı duyma,
  • Üriner sistem enfeksiyonları,
  • Seksüel olarak bulaşan enfeksiyonlar,
  • Gebelik,
  • Sperm varlığıdır.

Öte yandan cinsel saldırılarda fiziksel travma oldukça nadir görülmektedir.

DSÖ’ ne göre anal bulgular:

  1. Normal ve non-spesifik anal değişiklikler
  • Eritem,
  • Fissürler – Orta hatta deri kıvrımı (skin tag) ya da katlantısı,
  • Venöz konjesyon,
  • Minor anal dilatasyon,
  • Lichen sclerosis,
  1. Anal cinsel saldırı olarak, sıklıkla yanlış tanı alan ya da cinsel saldırı ile karışabilen anatomik varyasyonlar ve fiziksel durumlar
  • Lichen sclerosis (genital ya da diğer vücut bölgelerinde kaşınmaya neden olan beyaz lekeler),
  • Anal ve/veya vajinal streptokok enfeksiyonları,
  • Orta hat füzyonunda eksiklik,
  • Kasıtlı olmayan yaralanmalar (ata biner şekilde travmalar),
  1. Anal cinsel saldırı olasılığını düşündüren belirtiler
  • Perinenin akut abrazyonları, laserasyonları ya da ekimozlan
  • Posterior Fourchette’te (büyük dudaklarda) taze laserasyon ya da skar (kasıtsız travma dışlanmalıdır),
  • 2 yaşın üstündeki çocuklarda condiloma (siğil),
  • Belirgin anal dilatasyon veya skarlaşma,
  1. Seksüel ilişki ya da saldırının kesin delili olan bulgular
  • Çocuğun vücudunda, üzerinde ya da oral vajinal, anal örneklerde sperm ya da seminal sıvı varlığı
  • gonorrhoea için pozitif test sonucu ya da edinsel sfiliz için serolojik kanıt bulunması (perinatal ve iyatrojenik bulaşma dışlanabilirse),
  • Anal ya da vajinal orifiste kasıtlı, künt penetran yaralanma

Kronik livatanın adli tıp kurumu ihtisas kurulundan sorulması gerekir. Livata bulgusunun bulunmaması sebebiyle sanığın eyleminin basit cinsel istismar olara değerlendirilmesi gerekebilir. Olayın üzerinden zaman geçmesiyle, tehdit ya da kayganlaştırıcı madde kullanılması halinde livata bulgusu görülmeyebilir.

  • Sürtünme

Belli bir süre devam eden bu yüzden de sarkıntılık aşamasında kalamayan bu nedenle cinsel saldırı ya da cinsel istismar olarak değerlendirilen davranıştır. Suçun niteliği açısından sürtünmenin gerçekleştiği mağdureye ait beden bölümünün herhangi bir önemi yoktur. Zamana yayılmış birden çok gerçekleşen sürtünme ile sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekir. Sanığın eylemlerini gerçekleştirme şekillerinden bir diğeri de okşamadır. Niteliği itibariyle okşamanın kısa, kesik ve ani olarak gerçekleştirilmesi bir başka deyişle sarkıntılık boyutunda olması zor görünmektedir. Anlam itibariyle okşama da uzun bir eylemi ifade ediyor olmasından ötürü basit cinsel istismar ya da cinsel saldırı olarak nitelendirilmesi kuvvetle muhtemeldir.

cinsel suclarin ispati magdur beyani
cinsel suclarin ispati magdur beyani

Cinsel Suçların İspatında Delil Yokluğu

Suç olayları bir bütün olarak soruşturma ve kovuşturma makamlarına göre:

  • Yetkili mercilerin olaydan haberdar olması,
  • İlk ekibin müdahalesi olay yerinin ve delillerin korunması,
  • Soruşturma görevlileri,
  • Olay yeri çalışmaları.
  • Delillerin laboratuarda incelenmesi. yargılama aşamaları olarak özetlenebilir.

İfadeler, belgeler ve maddi varlığa sahip şeyler dahil olmak üzere iddia edilen bir gerçeğin varlığını kanıtlamak veya çürütmek amacına hizmet eden her türlü şey delildir. Genel olarak üçe ayrılır. Bunlar; beyan, belge ve belirti delilleridir. Beyan delili, suçun maddi yönüne ilişkin tanık, sanık ve diğer kişilerin açıklamalarını, belge delili, somut olayı temsil edici nitelikteki insan yapısı olan ispat vasıtalarını, belirti delili ise fiilin ardında kalan ve suçun dolaylı olarak ispatına yarayan doğal veya yapay iz ve emareleri ifade etmektedir.

Cinsel suçlar diğer pek çok suça nazaran oldukça gizli işlenen suçlardır. Kimselerin olmadığı, güvenlik kameralarının çalışmadığı ya da bulunmadığı, karanlık ya da loş bölgeler suçun işlenmesine elverişlidir. Genellikle tanık yoktur. Bu durumda tanık olarak mağdura itibar edilmesi dışında bir seçenek bulunmamaktadır. Çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçlarında, mağdurun çocuk olduğu, travma etkisi altında bulunduğu gözetilerek sürecin yürütülmesi gerekmektedir.

Cinsel istismar, mağdur üzerinde fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik birçok zarara yol açtığından bu kişilerle görüşmek ve onlardan bilgi almak daha da zordur. Özellikle mental ve zihinsel sıkıntıları bulunan çocuklarda daha özel bir yaklaşım gereklidir. Görüşmeyi yapan kişinin hassas bir şekilde mağduru travmatize etmeden yaklaşması gerekir. Bu da suç soruşturmasında görev alan kişilerin eğitimli ve tecrübeli olmasını gerekli kılmaktadır. Soruşturmanın güçlüğü konusunda bir diğer handikap mağdur bildirimi dışında delil elde edilememesidir.

İhbar ve Şikayet

Suça ilişkin ihbar ve şikayet Ceza Muhakemesi Kanunun 158. maddesinde düzenlenmiştir.

Madde 158

  1. Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
  2. Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
  3. Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
  4. Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
  5. İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
  6. İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.
  7. Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.

Kanun metninden de anlaşıldığı gibi ihbar edilebilecek makamlar şu şekildedir:

  • Cumhuriyet Başsavcılığı
  • Kolluk Makamları
  • Valilik
  • Kaymakamlık
  • Mahkemeler
  • Türk Elçilik ve Konsoloslukları
  • Kamu Görevlisiyle İlgili Kamu Kurum ve Kuruluşları

Cumhuriyet Başsavcılığı ve kolluk makamları haricinde yapılan ihbar ve şikayetler süresinde yapılmış sayılmakla birlikte bunlar incelenmek üzere ilgili makam ve kurumlar tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Suça ilişkin ihbarlar yazılı dilekçe ile veya tutanağa geçirmek suretiyle sözlü olabilir. İşlenmekte olan bir suç mutlaka yetkili makamlara bildirilmelidir. İşlenmiş olsa bile, sebebiyet verdiği ve neticelerinin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçun da yine yetkili makamlara bildirilmesi gerekmektedir.

cinsel suclarin ispati nasil
cinsel suclarin ispati nasil

Suçun Sübut Delilleri

Cinsel suçlarda bu suçların delilleri olarak suçun dosyasındaki her türlü bilgi, belge, delil, beyan, savunma, tanık anlatımları, mağdurun beden ve ruh sağlığı ile ilgili raporları, yaş raporları, bedensel adli raporlar (vajinal, anal ve diğer tıbbi tespit raporlar), iletişim verileri, mesajlar, sanığın akli durumunu tespit eden sağlık kurulu raporları, adli sicil kayıtları, doğum kayıtları ve yakalanan her türlü materyal ile yapılan yargılama ile suçun sabit olup olmadığı, işlenip işlenmediğine bakılır. İşlenmiş ise kamu davasına konu edilen iddianamedeki suç ya da suçlar mı yoksa suçun vasfına göre değişen ve dönüşen haliyle gerçekte hangi suçun oluştuğunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile tespiti yapılır. Tespit edilen ve sübut bulan suça kanundaki cezai yaptırımın uygulanmasıyla hüküm kurulur. Bu tür suçlarda maddi adli olayın ispatı ve delillendirilmesi önemlidir. İşte bu noktadaki zorlukların aşılmasıyla ilgili şu hususlar önem arz etmektedir.

  • Sübut ve rızanın varlığı en büyük sorundur.
  • Sübutta ilk olayın intikalinin şekli önemlidir.
  • Rızanın varlığı ya da yokluğu olayın ilk intikalinde söz konusudur.
  • Olayın paylaşıldığı an önemlidir.
  • Yakalama tutanağı önemlidir.
  • Teşhis tutanağı önemlidir.
  • Akıl hastalığı tespiti önemlidir.
  • Yeteneğinin gelişip gelişmediği önemlidir.
  • Eylem anlatılmıyorsa ek savunma verilmez.
  • Sosyal inceleme raporu önemlidir.
  • Yaş düzeltilmesi önemlidir.
  • CMK 232/3 madde gereğince mağdurun bir kez ama tam ve detaylı dinlenmesi önemlidir.

Soruşturma evresinde mağdurun ifadesi bizzat cumhuriyet savcısı tarafından alınmalıdır. Bunun soruşturmanın etkin yürütülmesi açısından büyük önemi bulunmaktadır. Özellikle mevcut kurulu bulunması halinde çocuk izlem merkezlerinde mağdurun ifadesinin alınması gerekir. Mağdurun ifadesinin alınması sırasında mağdurdan olayı anlatması istenmelidir.

İfade sırasında mağdurun sözü kesilmemelidir. Mağdurun anlattıkları doğal seyrinde dinlenilmeli, mutlaka mağdurun kendi kullandığı kelimeler hukuksal veya tıbbi anlamına dönüştürülmeden zapta geçirilmelidir. Örneğin mağdur çocuk kendi cinsel bölgesine fıstık, kutu, ayıp yer, çiş yeri gibi terimler kullanıyorsa bu kelimeler çevresel ve şivesel olarak böylece zapta geçirilmelidir. Bir olayın sübutu bakımından izlenecek yöntem açısından aşağıda sıralanan hususlar önem arz etmektedir.

  • Olayın intikal şekli
  • Adli vakıanın, olayın öncesinde mi, sonrasında mı intikal edip etmemesi
  • Aile içi cinsel istismarda gecikme durumu
  • Olay sonrası intikal hali
  • Israrlı anlatım
  • Mağdurun isnadının sanığa sorulması
  • Mağdurun beyanlarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı
  • Mağdur beyanlarının uyumlu ve istikrarlı olup olmadığının belirlenmesi
  • Bu tür cinsel suçlarda cep telefonu kayıtlarının alınması
  • Tıbbi deliller

Suçun soruşturma aşamasından, kovuşturma aşamasına ve son tahlilde yapılan yargılamayla vaki davaya konu suçun sübutuna yarayan yol, yöntem ve usuller, her bir somut olaya göre titizlikle izlenmeli ve incelenmelidir. Öncelikle somut ve tıbbi verilere itibar edilmelidir. Cinsel suçlarda maddi adli olayları en büyük ve en yaygın ispatlama ve delillendirme vasıtası adli raporlardır. Cinsel suçlarda başvurulacak raporlar genel olarak şunlardır.

  • Yaş Raporları
  • Akıl Sağlığı Raporları
  • Sosyal İnceleme Raporları

Belirtelim ki bütün bu raporlar alınırken her bir rapor ile ilgili kendi madde düzenlemelerindeki; CMK 75, 76, 77, 78, 79 ile 81 ve 218. maddelerindeki öngörülen ve istenen usul izlenerek bu raporların alınması gerekir. Adli rapor hazırlanırken şu aşamalar tek tek yapılmalıdır. Yapılan aşamalar ayrıca kaydedilmelidir.

  • Muayeneye gönderen makam ve kimlik bilgileri
  • Aydınlatılmış onam
  • Olayın öyküsü
  • Muayene ( Fiziksel ve Genital)

Suçun ispatında mağdur beyanının ciddiyetine, inandırıcılığına güven kadar isnadın yersiz oluşuna da isnadın afakî hatta iftira mahiyetinde kabul edilişine de savunmaya değer verilir.

Suçun İspatı ve İspat Edilememesi

Mahkemenin maddi gerçeği resen araştırarak sanığın suçlu olup olmadığını açıklamak ve eğer suçluysa suçu ispat etme sorululuğu vardır. Uyuşmazlık konusu olayın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda mahkeme hakiminde kanaat oluşturmaya yarayan ispatlama araçları delildir. Uyuşmazlığa neden olan eylemin veya olgunun suç olup olmadığı konusunda kolluk, savcı veya hakimin bir kanaate varmasını sağlayan, bir hukuki uyuşmazlığı çözmeye yarayan ve ileri sürülmesi hukuk tarafından yasaklanmamış her şey delil niteliği taşır. Deliller;

  1. Hukuka aykırı olmamalı,
  2. İkna edici olmalı,
  3. Gerçekçi olmalı,
  4. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına fayda sağlaması ve ispat edici nitelikte olmalı,
  5. Akla uygun olmalı,
  6. Delillerin kaynağı belirgin, güvenilir olması,
  7. Delillerin müşterek olması, muhakemenin bütün taraflarınca bilinmesi ve tartışılabilmesi
  8. Delillerin toplanması, ileri sürülmesi ve takdir edilmesi aşamalarında mutlaka hukuki usulün yerine getirilmesi gerekir.
  9. Her şey delil olabilir.
  10. Deliller arasında birliktelik olmalı,
  11. Delil olayı temsil etmeli,
  12. Herkesçe bilinen hususların ispatı gerekli değildir.

Savunmada çelişkilerin değerlendirilmesi mutlaka delil ve çelişkilerin keşifle değerlendirilmesi, adli tıp araştırmalarının talep edilmesi, mağdurun beyanından başka delil bulunmaması halinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince soruşturma aşamasında takipsizlikle dosyanın sonuçlandırılması önerilmektedir.

Her bir Yargıtay uygulamasının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarında olayın bütün ayrıntılarının değerlendirilmeye çalışıldığı, her olayda keşif ya da salt mağdur beyanı bulunması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gibi genel bir uygulamanın bulunduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Cinsel suçlarda suçun ispatı ile ilgili olarak:

  • Düzenlenen adli rapor bulguları
  • Mağdurun ilk ifadesinin daha güvenilir olduğunun belirtilmesi
  • Mağdurun olayın oluş ve intikaline ilişkin anlatımları
  • Bunun olay tanığını beyanları ile aynen uygunluk göstermesi
  • Adli muayene raporları
  • Adli kollukça düzenlenen olay tutanağı
  • Bu tutanakları doğrulayan tanık anlatımları
  • Buna benzer her bir somut maddi cinsel adli vakıasındaki hususlar
  • Bunların birlikte değerlendirilmesi ile
  • Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçunun sabit olduğunun kabulü ya da suçun herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde sübuta erdiği kabul edilmesi gerekecektir.

Suçun ispat edilememesi ile ilgili durumlar ise aşağıda sıralanmıştır.

  • Suçun unsurlarının oluşmaması
  • Suç vasfında hata
  • Suçun özel görünüş ve basit ya da nitelikli hallerinde hata
  • Suçun dönüşmesi
  • Gerekçesiz hüküm kurulması
  • Delil yetersizliği
  • Başvurmama
  • Çelişki
  • Yetersizlik
  • Husumet

Cinsel Suçların İspatında Mağdur Beyanının Delil Değeri

102 (Cinsel Saldırı), 103 (Çocukların Cinsel İstismarı), 104 (Reşit Olmayanla Cinsel İlişki) ve 105 (Cinsel Taciz) suçlarında ispat hususu kovuşturma aşamasında taraflar arasında en önemli tartışma konularından biridir. Cinsel suçların çoğu zaman sadece iki kişi arasında geçmesi, olayın görgü tanıklarının olmayışı, kamera veya ses kaydı gibi teknik araçların nadiren suç delili olarak dava dosyalarında yer alması nedenleriyle suçun işlenip işlenmediği mahkemelerin en çok tartıştığı konulardan biridir. Ancak, Yargıtay yerleşik kararlarıyla suçun ispatı konusunda bazı kriterler getirmiştir. Yargıtay’a göre, fail ve mağdur dışında tanığın olmadığı cinsel suçlarda aşağıdaki hususlar tartışılarak suçun ispat edilip edilmediği belirlenmelidir:

  1. Şikayetçi mağdurun şikayetini dile getirme süresi
  2. Mağdurun sanığı tanıyıp tanımadığı
  3. Fail ile mağdur arasında önceye dayalı herhangi bir husumet bulunup bulunmadığı
  4. Mağdurun kendi şeref ve onurunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için sebep bulunup bulunmadığı
  5. Mağdurun beyanlarının hayatın olağan akışına uygun, tutarlı ve çelişkisiz olması:
  6. Mağdur beyanı teknik delillerle çelişmemelidir
  7. Mağdur beyanının somut olması
  8. Mağdurun olayı hemen üçüncü kişilere anlatması
  9. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması

Son Yargı Paketindeki Düzenlemeler: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Buna göre katalog suçlardan tutuklama, “kuvvetli suç şüphesinin” somut delillere dayanması halinde mümkün olabilecek. Mevzuata göre terör, soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, kasten öldürme, çocuğun cinsel istismarı, hırsızlık, yağma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek için örgüt kurma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, düşmanla işbirliği yapma, anayasayı ihlâl, cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı, yasama organına karşı suç, hükümete karşı suç, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyanın da aralarında bulunduğu suçlar “katalog suç” kapsamında bulunuyor. Şu halde çocuğun cinsel istismarı suçunda tutuklama kararı alınabilmesi için kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayandırılabilmesi gerekiyor.

Cinsel Suçların İspatı Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2020/9796 E.  ,  2021/2615 K.

  • Cinsel Suçların İspatı
  • Türk Ceza Kanunu

Mahkeme, suçun sübuta erdiğini kabul ederek sanığa TCK’nun 102/2 fıkrasından 12 yıl, 102/3-a bendinden ½ oranında artırım yaparak 18 yıl, takdiri indirim uygulayarak neticeten 15 yıl hapis cezası vermiş ve sanık müdafinin temyizi üzerine mahkumiyet hükmü onanmıştır.

Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf ana hatlarıyla ifadesine itibar edilmesi gereken mağdurun beyanının ispata yeterli olup olmayacağına ilişkindir.

Mağdur beyanında sanıktan başka üç kişiyi daha cinsel saldırı ile suçlamışsa dabu kişiler hakkındaki mağdurun beyanına itibar edilmediği için haklarında bir kovuşturma yapılmamış ve dava açılmamıştır. Sanık hakkındaki beyana itibar edilmesi için ciddi bir neden yoktur. Mağdur beyanına ana hatlarıyla itibar edilse bile beyanı doğrulayan başka hiçbir yan delil elde edilememiştir. Suç tarihi olarak verilen 18.09.2016 gününün nasıl tespit edildiği belirsizdir. Olay ancak 09.11.2016 günü kolluğa bildirilmiş üzerinden bir ay yirmi bir gün geçmiştir. Tanık abla…’ın laf söz olmasın diye beklemesi ispatı zorlaştırmaktadır. Mağdur hastane adli tıp kliniğinde olayı anlatırken olay yeri olan şantiyeye daha önceden bir kez gittiğini söylemektedir ve bu durum verdiği ayrıntılara güvenmeyi güçleştirmektedir.

Akıl zayıflığı (orta derece zeka geriliği) bulunan ve yaşadıklarını ifade edebilen mağdurun beyanlarına “ana hatları ile itibar edilebilir”. Ancak suçun ispatı için tek başına bu beyan yeterli değildir. Beyanı destekleyen, onunla çelişmeyen ve beyanı yanlışlamayan başka “yan delil” aranmalıdır. Akıl zayıflığı olanların “beyanını destekleyen yan bir delil” yoksa ilke olarak yalnızca bu beyanla mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Cinsel suçların gizli işlenmesi, faillerinin tenha yerleri seçmesi, mağdurlarının büyük çoğunluğunun akıl hastası veya çocuk olması delil elde etmeyi ve ispatlamayı güçleştirse bile beyanın delil olarak kullanılabilmesi için ilk olarak soruşturma veya kovuşturmada elde edilmesi mümkün her delil azami gayret ve titizlikle araştırılmalıdır. Bu çabanın sonuçsuz kalması ve mağdur beyanı dışında hiçbir delil elde edilememesi halinde ise sınamalar

yapılarak ifade, sağlamlık, gerçeklik ve güvenilirlik testlerine tabi tutulmalı, inandırıcı bulunmalıdır. Mağdur beyanın yeterli uzunlukta olması, bütünlüklü olarak olayı ifade etmesi, açık bir ifade olması, ayrıntıları yeterince göstermesi, tutarlı olması gerekir. Ayrıca beyanın, açıklaması zor bir konu içermemesi, fiziki imkânsızlık veya tezatlık taşımaması, abartılı olmaması, zayıf kalan noktalarda makul bir açıklama getirmesi yanında, hâkimde kişisel yaşanmış bir tecrübenin ürünü olduğu izlenimini vermesi şartlarını taşımalıdır. Mağdur beyanı alınırken mağdurun ciddi, düşünceli, kendiliğinden, güvenilir jest ve yüz ifadesiyle (mimik) vermesi ve samimi olmasına bakılmalıdır. Bu denetim ve sınamalar ancak mağduru gören mahkeme hakimi tarafından ve huzurda yargılama sırasında yapılabilir. Mağdurların mümkün olduğunca yargılamayı yapan mahkeme huzurunda mutlaka dinlenmesinin sebebi bundan kaynaklanmaktadır.

Somut olayda akıl zayıflığı bulunan mağdurun beyanını doğrulayan yan delil olmadığı gibi “doğruluk, gerçeklik ve güvenilirlik” yönüyle sınandığına ve inandırıcı bulunduğuna dair dava dosyasından bir izlenim edinilemediği için suçun işlenip işlenmediği kesin olarak ispatlanamadığından bu şüphe sanık lehine yorumlanarak beraatına karar verilmesi için bozulması yerine mahkumiyet kararını onayan sayın çoğunluğun düşüncesine iştirak etmiyorum.


Yargıtay 6. Ceza Dairesi   2020/320 E.  2021/4398 K.

  • Cinsel Suçların İspatı
  • Türk Ceza Kanunu

Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan “masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır” kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır.
Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir.

Somut olayda;

Müşteki; sanıklardan … içeriye gelince benim iki telefonumuda alıp çantasına koydu, giderkende alıp gittiler mealinde iddiada bulunmuştur.
Müşteki mahkemedeki beyanında, telefonlar elimde idi, … elimden alıp yere attı. Sonra yerden alıp kiminle görüşme yaptığıma bakmak istediklerini söylediler, hatta güvenlik kodunuda ben verdim, akrabam olan erkekleri görünce, olur olmaz bununla da, şununla da konuşmuşsun gibi laflar söylediler… Giderkende … telefonları çantasına koyup götürdü. Bir tanesi kampüste bulunmuş bana verildi birinden haber yok iddiasında bulunmuştur.

Sanıklardan … ise “sen eşimle hala görüşüyormusun diye sordum, müştekide elindeki telefonu yere fırlattı, bende fırlattığına göre birşey vardır diye telefonu yerden topladım başka bir telefon daha vardı eşimle görüşme yapıp yapmadığını inceledim. Hatta telefonu açmak için pin kodunu kendisi söyledi bir sürü erkek görüşmelerini gördüm hatta bunları senin kocana, babana söyleyeceğim senin telefon kayıtlarını çıkarsınlar bu telefonları incelesinler dedim bu nedenle korktuğu için telefonlarını atmış olabileceğini düşünüyorum. Ben 2000 liralık telefon kullanıyorum onun 20 TL’lik telefonuyla ne yapayım… En son ben dövdüm çocuğu gelince bıraktım çocuklarından da özür diledim.” mealinde savunmada bulunmuştur.

Sanıklardan … Şanlı ise biz eve gittiğimizde telefon evde duruyordu eşimle konuşmuş mu diye bakmak için aldım kontrol ettim sonra …’da kontrol etti. Hatta eşimin telefon nosunu o telefonda da gördüm. Mealinde savunmada bulunmuştur. Sanıklar … ise herhangi bir telefon almadığını onun haricinde iddianamedeki iddiaların doğru olduğunu savunmuştur.

Görüldüğü gibi müşteki beyanı ile sanıklar … ile … beyanı telefon konusunda büyük ölçüde örtüşmektedir. Diğer hususlara ilişkin zaten kabul ve görüntüler nedeniyle sübutta bir sıkıntı yoktur. Sıkıntılı olan ve halledilmesi gereken husus müştekinin telefonu giderken … aldı çantasına koyup gitti yönündeki beyanına karşılık sanıklardan … ile …’ün biz sadece kontrol amaçlı girdikten sonra aldık kendisi yere attı telefonu topladık pin kodunu da müşteki söyledi, kontrolden sonra bıraktık yönündeki savunmaları arasındadır.

Müşteki mahkemede bu telefonlarımdan birisinin üniversite kampüsü içinde bulunduğu yönünde haber geldi ama henüz teslim almadım, diğeri ise henüz iade edilmedi diyor. Daha sonraki beyanlarında bir telefonun kendisine teslim edildiğini söylüyor. Ancak söz konusu telefonların markası, modeli, imei nosu ve takılı hatların neler olduğu konusunda beyanı olmadığı gibi bu konuda hiçbir araştırma yapılmamış ve dolayısıyla HTS kayıtları, olay öncesinde ve sonrasında kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyor ise kullananların kimler olduğu yönünde hiçbir araştırma yapılmadığı dosyadan anlaşılmaktadır. Ayrıca yağmalandığı iddia edilen telefonlardan birinin, alındıktan sonra giderken kampüse atmışlar mealindeki iddianın araştırılmasında ise kampüsün bulunduğu yer ile sanıkların dönüş güzergahının taban tabana zıt yönler olduğu, araştırma tutanaklarıyla sabit olduğu anlaşılmaktadır.

Sanık savunmalarına göre doğru söylememesi için husumet ve neden bulunan müştekinin beyanı ile yetinmeyerek, savunmaları denetleme adına müştekinin yağmalandığını iddia ettiği telefonların, marka model ve imei numaraları ile içinde takılı olan ve müştekinin bilmemesi mümkün olmayan hat numaraları tespit edilmeli sonra arama kayıtları, HTS ve baz istasyonu tespiti ile suça konu telefonların olay tarihinde ve sonrasında kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyor ise kim tarafından kullanıldığının tespiti ile gerekirse kullanan kişilerinde tanık olarak dinlenerek kimden aldığı vs tüm hususların sorulması, ayrıca sanıkların olay sonrasında Devrek ilçesine döndüklerini, ters istikamette bulunan üniversite kampüsü girişinde 4 gün sonra 22.10.2014 tarihinde atılmış vaziyette bulunması, diğer telefonun ise bulunamamış olması karşısında sanıkların kullandıkları telefonların bulunduğu gün ile yağmalandığı iddia edilen günleri kapsayacak şekilde HTS kayıtları ve baz istasyonlarının tespiti, bulunan istikamete gidip gitmediklerinin de tespiti ile sonucuna göre hukuki durumlarının tespiti ile sonucuna göre yağma suçunun oluşup oluşmayacağına karar vermek gerekirken eksik inceleme ile beraat kararı verilmesinden bozulmalı idi.


Yargıtay 18. Ceza Dairesi  2019/9777 E.  2020/5671 K.

  • Cinsel Suçların İspatı
  • Türk Ceza Kanunu

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

  1. Sanığın katılana hakaret içerikli mesaj gönderdiğinin tespit edilmesi karşısında, katılanın kendisine cinsel içerikli mesajlar göndermesine kızdığı için hakaret içerikli mesaj gönderdiğini savunması ancak herhangi bir delille ispat edememesi ve cinsel taciz iddiasıyla ilgili soruşturma makamlarına müracaatta da bulunmaması değerlendirildiğinde cezadan kurtulmak amaçlı iddialar ileri sürdüğü anlaşılmakla, katılandan kaynaklanan herhangi bir haksız eylem bulunmadığı halde, yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında TCK’nın 129/1.maddesinin uygulanması,
  2. Kabule göre de;

Sanığın eylemini haksız fiile tepki olarak işlediğinin kabul edilmesi karşısında, TCK’nın 129/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı yerine ceza vermekten vazgeçilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/03/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Cinsel suçların ispatında bir çok delile başvurulur. Bunlar en başında, görüntüler, yazışmalar, HTS kaydı, tanık, biyolojik bulgulardır.

Mağdurenin beyanı tek başına yan delillerle desteklenmesi durumunda yeterlidir. Fakat Yargıtay beyan için bazı şartlar aramaktadır. Bu şartların olması gereklidir.



Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.