Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 97 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde

Yakalama Tutanağı

Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça yazılır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde Gerekçesi

Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kolluk, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin bir belge, rapor veya tutanağa bağlanması gereklidir. Bunlar hukuka ve sürelere ilişkin usul hükümlerine uygun davranıldığını gösterir. Maddeyle yakalama işleminin de bir tutanağa bağlanması öngörülmüştür. Yakalama işlemlerinin sağlıklı biçimde saptanıp izlenebilmesi için tutanakta; şüphelinin hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı gösterilecektir. 8/6/1936 tarihli ve 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerinin saklı olduğu da maddede belirtilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde Yakalama Tutanağı Emsal Kararlar

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E: 2006/3130 K: 2008/1104

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde
  • Yakalama Tutanağı

Memura yalan beyanda bulunmak suçundan sanık Güldane’nin yapılan yargılaması sonunda: Mahkûmiyetine dair Adapazarı İkinci Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 02.06.2005 gün ve 2004/929 Esas, 2005/490 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığı’nın onama isteyen 21.04.2006 tarihli tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:

Karakol görevlileri tarafından şüphe üzerine yakalanan ve üzerinde kimlik bulunmayan sanığın, görevli polis memurlarına ismini Songül olarak beyan ederek 02.12.2004 günlü tutanağı bu isimle düzenletip imzaladığı, sanığın karakola getirildiğinde kimliği konusundaki çelişkili beyanlarından şüphelenen zabıtanın sanığı Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğüne götürerek burada yapılan araştırma ve incelemede sanıktan alınan parmak izlerinin sanık Güldane’ye ait olduğunun tespit edilmesi sonucu sanığın gerçek kimliğinin belirlendiği, sanığın; daha önceki hırsızlık suçundan kaydı bulunduğundan aranabileceği düşüncesiyle kendi ismini söylemediğine ilişkin savunması ve 03.12.2004 tarihli Bilgi Toplama ve İşlemler Büro Amirliği’nin yazısından sanığın arama kaydının bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın kimliği konusunda görevli polis memurlarına yalan beyanda bulunarak bir başka şahıs hakkında yakalama tutanağı düzenlenmesini sağladığı, TCK’nın 268. maddesinin yazılı suçun işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek unsurunun gerçekleşmediği gözetilerek suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 343/2. maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinin karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun saptanması gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 268, 269. maddeleriyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi bozulmasına, 27.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 6. Ceza Dairesi E: 2021/24719, K: 2021/20467

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde
  • Yakalama Tutanağı

Suça sürüklenen çocuk … hakkında yağma suçundan yapılan yargılama sonunda; mahkumiyetine ilişkin … 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/187 Esas-2017/363 Karar sayılı (Kapatılan Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 20/04/2009 günlü, 2008/3 Esas-2009/66 Karar Sayılı dosyası) hükmün suça sürüklenen çocuk müdafinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17/11/2015 gün ve 2013/18160 Esas-2015/44983 Karar sayılı ilamı ile onama yönündeki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2021 gün ve KD-2021/123129 sayılı yazısı ile özetle; 13.09.2006 tarihli olay yakalama tutanağında “Beyoğlu Tarlabaşı Bulvarı üzerinde, Asayiş Şube Müdürlüğü ekibinin devriye görevini ifa ettiği sırada, bulvarda yürüyen mağdurun arkasından yürüyen üç şahsın arkadan mağdura çullandıkları, polis memurlarının müdahale ettiği, mağdurun cüzdanını çeken ve açık kimliği tespit edilemeyen kişinin cüzdanı yere atarak kaçtığı, diğer iki kişi … ve …’nın yakalandıklarının” tespit edildiği anlaşıldığını, yağma suçunun tamamlanabilmesi için, sanığın/sanıkların, suçun konusu olan para, mal ya da ekonomik değer taşıyan eşya üzerinde tam ve kesintisiz şekilde hakimiyeti gerektiğini, yağma suçunun asli faili olan ve kimliği saptanamayan kişi, mağdurun cebinden cüzdanı aldıktan sonra, devriye görevi yapmakta olan polisin olaya anında müdahalesi sonucu, cüzdanı olay yerine atarak kaçmış olup, bu şekilde, faile dıştan gelen müdahale sonucunda, yağma eylemi tamamlanamadığını, mağdura, arkadan çullanarak bu eyleme asli fail olarak katılan ve olay yerinde yakalanan suça sürüklenen çocuk …’in eylemi de, açıklandığı biçimde, polis memurlarının müdahalesiyle tamamlanamamış ve yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğunu belirterek, suça sürüklenen çocuğun suçunun vasfına yönelik olarak, eylemin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu görüşüyle, itiraz talebinde bulunulması üzerine,

5271 sayılı CMK’nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede; mağdurun aşamalardaki tutarlı beyanları ve yakalama tutanağına göre, suça sürüklenen çocuk … yanında yargılaması ayrı yürütülen … ve kimliği belirlenemeyen bir şahıs ile mağdura saldırıp yere düşürdükleri, kimliği belirlenemeyen şahsın mağdura ait içerisinde 250 Euro ve 300 YTL bulunan cüzdanını arka cebinden aldığı, devriye görevi ifa eden kolluk kuvvetlerinin olaya müdahalesi neticesinde mağdurdan aldığı cüzdanı yere atarak kaçması şeklinde gerçekleşen eylemde; mağdura karşı cebir kullanılıp direnci kırılarak eşyanın alınması ve mağdurun eşya üzerindeki hakimiyetinin sona erdirilmesi nedeniyle yağma suçunun tamamlandığı, bilahare kolluk kuvvetlerinin olay yerine gelmesi nedeniyle eşyanın yere atılmasının suçun tamamlanmasına etki sağlamayacağı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk … hakkında tamamlanmış yağma suçundan kurulan hükmün suça sürüklenen çocuk müdafinin temyizi üzerine Dairemizin 17/11/2015 gün ve 2013/18160 Esas-2015/44983 karar sayılı kararı ile Onanması yönünde verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından;

Dairemizin 17/11/2015 tarih, 2013/18160 Esas ve 2015/44983 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden, CMK’nın 308/2-3.maddeleri gereğince itirazın reddine, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 28.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 6. Ceza Dairesi E: 2021/4003, K: 2021/19666

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde
  • Yakalama Tutanağı

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanık … hakkında iftira suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık … müdafinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak onanmasına, sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik üst Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin incelenmesinde; sanıkların tevilli ikrarları, yakalama tutanağı ve tüm dosya kapsamından müsnet suçlar işlediklerinin sübuta erdiği anlaşıldığından, her iki sanığın ayrı ayrı 5237 sayılı TCK’nın142/2-h, 143/1, 116/4 ve 119/1-c maddeleri kapsamındaki nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından mahkûmiyetleri yerine beraatlarına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak bozulmasına, 15.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 7.Ceza Dairesi E: 2021/3567,K: 2021/17477

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde
  • Yakalama Tutanağı

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; katılan … İdaresi vekilinin nakil aracının iadesi kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün araç müsaderesiyle ilgili kısmının onanmasına,

Katılan … İdaresi vekilinin sanık … hakkındaki beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; davanın dayanağını oluşturan 11.05.2016 tarihli “Yakalama Tutanağı” içeriğine göre, sanık … …’nın sevk ve idaresi altındaki 27 SAD 560 plakalı araçla kolluk kuvvetlerini görmesi üzerine hızlanarak uzaklaşmaya çalıştığı, siren sesleri ve dur ikazlarına rağmen durmadığı, bir süre sonra usulüne uygun olarak durdurulduğu, suça konu araçtan kaçak cep telefonlarının ele geçirildiği, sanık … …’nın kovuşturma evresinde suça konu eşyaların diğer sanığa ait olduğunu, kaçma girişiminin bulunmadığını, siren sesini duyunca aracını kenara çektiğini, bu nedenle olay tutanağını kabul etmediğini beyan ettiği nazara alınarak suç tutanağında imzaları bulunan kamu görevlilerinin olayla ilgili olarak tanık sıfatıyla dinlenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına,

Katılan … İdaresi vekilinin ve sanık …’ın mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nın 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, sanık hakkında takdiri indirim uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK’nın 62/1. madde ve fıkrası yerine TCK’nın 62. maddesinin yazılması suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,

Suça konu kaçak eşyaların 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi delaleti ile TCK’nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi vekili ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 16/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 13.Ceza Dairesi E: 2011/6031 K: 2012/1334

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 97. Madde
  • Yakalama Tutanağı

08.02.2007 tarihli Olay yakalama tutanağı içeriğine göre, sanığın olay ve dosya ile ilgisi olmayan başka bir soruşturmaya konu … Plakalı Volkswagen marka minibüs içerisinde oto teybini çıkartmaya çalıştığı sırada kolluk görevlilerince yakalandığı, dosyamız müştekisinin aracının sanığın yakalandığı araca yakın mesafede olması dışında dosyada başkaca somut delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, aşamalarda yüklenen suçu kabul etmeyen sanığın savunmasının aksine, hükümlülüğüne yeterli, yasal ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden beraatı yerine yazılı biçimde hükümlülüğüne karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak bozulmasına, 30.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ceza muhakemesi kanunu 97 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 97 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 96. Madde

Yakalamanın İlgililere Bildirilmesi

Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olan suç hakkında 90. maddenin üçüncü fıkrasına göre şikâyetten önce şüpheli yakalanmış olursa şikâyete yetkili olan kimseye ve bunlar birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama bildirilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 96. Madde Gerekçesi

90.maddenin 3 numaralı fıkrasında soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçların fıkranın belirttiği kişilere karşı işlenmesi hâlinde yakalama için şikâyete gereksinim bulunmadığı belirtilmiştir. Bu madde, söz konusu hâllerde şikâyete hakkı olan kimselere veya bunlardan hiç değilse birine yakalamadan haber verme zorunluluğunu getirmiş bulunmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 68. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık