Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 52 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde

Tanıkların Dinlenmesi

1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.

2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.

3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak;

a) Mağdur çocukların,

b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin, Tanıklığında bu kayıt zorunludur.

4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde Gerekçesi

Tanıklar, dava konusu olay hakkında bildiklerini doğru ve eksiksiz anlatmakla yükümlü olduklarından, madde bunun gerçekleşmesi için tanıkların birbirlerini etkilememeleri ve yönlendirmemeleri maksadıyla her tanığın ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.

Soruşturma evresi, delillerin toplandığı ve esasta gizliliğin egemen olduğu, kovuşturma ise, açıklık ilkesinin ışığında tarafların yüzlerine karşı delillerin tartışılıp değerlendirilmesinin yapıldığı bir evredir. Bu kapsamda; mahkemeye tanık anlatımlarını ayrıntılı olarak ve serbestçe değerlendirme olanağını sağlamak üzere, tanıkların birbirleri veya sanıkla yüzleştirilmeleri kovuşturma evresinde yapılabilir. Soruşturma evresinde tanıklar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimlik belirleme zorunluluğu doğan hâllerde yüzleştirilebilirler.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

ceza muhakemesi kanunu 52 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 52 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde Tanıkların Dinlenmesi Emsal Kararlar

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E: 2021/35057, K: 2021/11055

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde
  • Tanıkların Dinlenmesi

Dolandırıcılık suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.01.2020 tarihli ve 2020/19 soruşturma, 2020/173 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Elbistan Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.03.2020 tarihli ve 2020/217 değişik iş sayılı kararının”5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,

Dosya kapsamına göre, müştekiler vekilinin 26.11.2019 tarihli şikayet dilekçesinde yer aldığı üzere, müşteki …’nin şirket müdürü olduğu, şüpheli ile müşteki arasında 19/10/2017 tarihinde takaddüm sözleşmesinin tanzim edildiği, sözleşme kapsamında müştekiye ait mermer ocaklarında arama faaliyeti gösterilmesi için toplam 100.000,00 Amerikan doları bedelli bonoların şüpheliye verildiği, MİGEM’de yapılan araştırmada şüphelinin ilk buluculuk hakkının ve arama ruhsatının bulunmadığının tespit edildiği, bu kapsamında sözleşmenin ve tanzim edilen bonoların geçersiz olduğuna ilişkin Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/156 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığı, aynı zamanda şüpheli tarafından başlatılan icra takibi üzerine borca itiraz edildiği, Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/468 esas sayılı dosyasında şüpheli tarafından başlatılan icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, şüphelinin takaddüm sözleşmesi aracılığıyla müşteki firmayı ve müştekiyi hile ile kandırdığı ve devir yoluyla gerçekte bulunmayan hakları sözleşme konusu yaptığından bahisle şikayet üzerine dolandırıcılık suçundan başlatılan soruşturmada; şüphelinin müştekiyi yanıltmasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinin aradığı ağırlıktaki hile koşulunu oluşturmayacağı, eylemin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, şüphelinin buluculuk hakkının bulunmamasının müştekinin araştırma hakkını ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüphelinin ifadesine başvurularak, takaddüm sözleşmesine konu taşınmazlarda ilk buluculuk ve arama hakkının bulunup bulunmadığının sorulması, taşınmazların tapu kayıtlarının dosya arasına alınarak ayrıca taşınmazların maden arama ruhsatına konu edilip edilmediğinin ilgili kurumlardan ayrı ayrı araştırılması, taraflar arasında devam icra takiplerinin ve hukuk davalarının akıbetine ilişkin kayıtların dosya arasına alınması, tanzim edilen bonoların geçersiz kalıp kalmadığının tespiti ile müşteki tarafından dosyaya sunulan tanıkların dinlenmesi sonucuna göre şüphelinin hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken, şüphelinin ifadesi dahi alınmadan ve herhangi bir soruşturma işlemi yapılmaksızın, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu’nun 309. Maddesi uyarınca bozulması istenilmiş olmakla,

Müştekinin maden ocağı kurmak için arazi araştırması yaptığı esnada şüpheli ile tanıştığı ve şüphelinin bulundukları arazide ilk buluculuk hakkı olduğunu, arama ruhsatı bulunduğunu, MİGEM’de tanıdıklarının olduğunu belirterek örnek mermerler gösterip güven telkin ettikten sonra 100.000,00 dolar karşılığında takaddüm hakkının devrine dair sözleşme yaptıkları, akabinde müştekinin, şüphelinin MİGEM’de bu haklarının olmadığını ve yaptıkları sözleşmenin geçersiz olduğunu anlayarak verdiği senetleri istediği halde şüphelinin vermediği gibi icra takibi başlattığı, bunun üzerine taraflar arasında icra ve hukuk davalarının var olduğu, şüphelinin gerçekte olmayan hakları devrederek müşteki firmayı kandırdığı iddia edilen olayda; her ne kadar müştekilerin denetim hakkının bulunduğu ve olayın sözleşmeden kaynaklanan hukuki ihtilaf olduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de ;

Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; şüphelinin ifadesine başvurularak, takaddüm sözleşmesine konu taşınmazlarda ilk buluculuk ve arama hakkının bulunup bulunmadığının sorulması, taşınmazların tapu kayıtlarının dosya arasına alınarak taşınmazların maden arama ruhsatına konu edilip edilmediğinin ilgili kurumlardan ayrı ayrı araştırılması, taraflar arasında devam icra takiplerinin ve hukuk davalarının akıbetine ilişkin belgelerin dosya arasına alınması, tanzim edilen bonoların geçersiz kalıp kalmadığının tespiti ile müşteki tarafından dosyaya sunulan tanıkların dinlenmesinden sonra sonucuna göre şüphelinin hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiğinden, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülerek Elbistan Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.03.2020 tarihli ve 2020/217 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince bozulmasına, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde merciince yerine getirilmesine dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 29.11.2021 tarihinde oybirliğiyle kara verildi.


Yargıtay 4. Ceza Dairesi E: 2019/287, K: 2021/22528

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde
  • Tanıkların Dinlenmesi

Sanığın, boşandığı eşinin kardeşi olan mağdura hitaben telefonda sarf ettiği iddia edilen sözlerin, TCK’nın 106/1. maddesinin ilk cümlesi kapsamında kaldığının anlaşılması karşısında, yargılamaya devam edilerek tanıkların dinlenmesi ve toplanan tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesinin gerektiği gözetilmeden, eylemin vasıflandırılmasında hataya düşülerek şikâyet yokluğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesi,

Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye uygun olarak, hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi E:2012/2427, K:2012/7804

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde
  • Tanıkların Dinlenmesi

Mağdur Hüseyin’in sanık Mehmet hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi karşısında, CMK’nın 243. maddesi gereğince katılmanın hükümsüz kaldığı anlaşıldığından, mağdurun karar başlığında katılan olarak gösterilmesi,

18 yaşından küçük olduğu anlaşılan mağdur Mehmet için bir vekil görevlendirilmeyerek ve CMK’nın 234/2.maddesine aykırı davranılması,

CMK 52/3-a maddesi uyarınca mağdur Mehmet’in dinlenmesi sırasındaki görüntü ve seslerin kayda alınması ve CMK’nın 236. maddesi uyarınca psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Çocuk Koruma Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca, sanık Mehmet ile birlikte atılı suçları işlediği iddia olunan sanık S.. T.. hakkında Diyarbakır 1. Çocuk Mahkemesi’nde görülmekte olan dava ile sanık Mehmet hakkındaki davanın birleştirilmesi olanağının araştırılması, birleştirme olanağı bulunmadığı takdirde ise tefrik edilen dosyada bulunan bütün evrakların onaylı suretleri ile birlikte bu dosya içerisine konulduktan sonra delillerin birlikte değerlendirilerek sanık Mehmet’in hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de;

Sanık Mehmet’in mağdur Hüseyin’i kasten yaralama suçundan kurulan hükümde, Diyarbakır 1. Çocuk Mahkemesi’nde görülmekte olan dava dosyasının incelenip her iki dosyanın bir bütün halinde değerlendirildikten sonra sanık Mehmet’in oğlu olan Sedat’ın mağdur Hüseyin tarafından dövülmesi nedeniyle sanık Mehmet lehine tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık Mehmet müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 19/10/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 52. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/ 

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık