0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde (CMK)

11ceza muhakemesi kanunu 37 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde

Tebligat Usulleri

  1. Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır.
  2. Uluslararası antlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde Gerekçesi

Mevzuatımızda adlî işlerde tebligatın ne suretle yapılacağı, buna ilişkin hâller 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda düzenlemiştir. Bu açıdan Tasarıda da, esas olarak ceza yargılaması işlemlerinin tebliğinin aynı Kanun hükümleri uyarınca yapılması kabul edilmiştir. Ancak yargılama işlemlerinin ilgililere bildirimi konusunda genel kurallar Tebligat Kanununda yer almakla birlikte, mevzuatımızda gerek 1412 sayılı Kanunda gerek başka özel ceza kanunlarında tebligata ilişkin hükümlerin yer aldığı göz önüne alınarak, Tasarının bu maddesinin birinci fıkrasında, tebligatın kanunlarda ayrı hüküm bulunması hâlinde bunlara göre yapılacağı kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında da, 1412 sayılı Kanunun 35. maddesinden farklı olarak, uluslararası antlaşmaların kabul ettiği hâllerde doğrudan iadeli taahhütlü posta ile yargılama işlemlerinin ilgililere tebliği öngörülmüştür. Tebligat Kanunu hükümlerine göre, yargılama işlemlerinin yabancı ülkede bulunan kişilere tebliği, çeşitli resmî makamlar aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Bu, yargılamaların uzamasına neden olabilecek bir usuldür. Bu bakımdan Tasarıda getirilen düzenlemeyle ikili ya da çok taraflı uluslararası antlaşmaların öngörmesi hâlinde, ilgili yabancı ülkelere tebligatın doğrudan postayla veya diğer iletişim araçları ile yapılması kabul edilmiştir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 
ceza muhakemesi kanunu 37 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 37 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde Tebligat Usulleri Emsal Kararlar

Yargıtay 4.Ceza Dairesi E: 2021/14678 K: 2021/11707

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde
  • Tebligat Usulleri

İnceleme konusu somut olayda; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, tebligatın öncelikle bilinen en son adrese yapılması gerektiği, müştekinin kolluk ifadesinde bildirdiği en son adresinden farklı olan MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenle müştekinin itirazının süresinde olduğu kabul edilip itirazın esastan incelenerek bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın süresinde olmadığından bahisle itirazın reddine dair Denizli 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/12/2020 tarihli ve 2020/6929 değişik iş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Denizli 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/12/2020 tarihli ve 2020/6929 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına, 05/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 4.Ceza Dairesi E: 2019/8092 K: 2020/1126

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde
  • Tebligat Usulleri

Şikâyetçi… tarafından, 10/10/2017 tarihli dilekçeyle, şüpheliler… ve … Haklarında, hakaret ve tehdit suçlarını işlediklerinden bahisle şikayette bulunulduğu, soruşturma neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 03/08/2018 tarihli ve 2017/162213 soruşturma, 2018/87797 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, anılan kararın, adı geçen şikayetçiye 15.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, şikayetçi tarafından 05/09/2018 havale tarihli dilekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edildiği, Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/11/2018 tarihli ve 2018/6308 değişik iş sayılı kesin nitelikteki kararıyla “… Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın, 15/08/2018 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, 15 günlük yasal süre geçtikten sonra 05/09/2018’de itiraz ettiğinden…” biçimindeki gerekçeyle, süre yönünden itirazın reddine karar verildiği, şikayetçinin 06.12.2018 ve 30.05.2019 tarihli talepleri sonucunda ise mercii kararının kanun yararına bozma talebine konu edildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan nedenlerle, Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/11/2018 tarihli ve 2018/6308 değişik iş sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulmasına, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 16/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi E: 2013/377, K: 2013/1553

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde
  • Tebligat Usulleri

Sanıklar Erol ve Yılmaz hakkında mağdur Bedirhan’a karşı ayrı ayrı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan beraat hükümleri yönünden mağdur Bedirhan’ın temyizi üzerine yapılan incelemede;

Mağdur Bedirhan’ın 5271 sayılı CMK’nın 233. maddesi uyarınca müşteki sıfatı ile beyanına başvurulması için mahal mahkemesi tarafından yerleşim yeri itibariyle yetkili ve görevli Mardin Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’nden istinabe talep edildiği, istinabe olunan Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılan ve mağdur Bedirhan’ın “aynı konutta oturan amcası C..l (C..l) Ö..l’a” 24/05/2010 tarihinde tebliğ edildiği belirtilen davetiyeye rağmen mağdurun talimat duruşmasına katılmaması üzerine, mağdur hakkında iki kez zorla getirme emri çıkarıldığı, kolluk tarafından düzenlenen 01/07/2010 ve 29/07/2010 tarihli cevabi yazılar ile mağdur Bedirhan’ın uluslararası nakliyat şirketinde şoför olarak çalışması ve yurtdışında bulunması nedeniyle hazır edilemediğinin bildirilmesi ve mağdur Bedirhan’ın 28/01/2011 tarihli temyiz dilekçesinde ise; “mahkeme benim ifademi almamıştır.” şeklinde beyanda bulunması nedenleri ile Dairemizce verilen 2011/8342 Esas ve 2012/5509 Karar sayılı, 04/07/2012 tarihli Tevdii kararı gereği, mağdur Bedirhan’ın soruşturma aşamasında bildirdiği adrese yapılan 24/05/2010 tebliğ tarihli davetiyenin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin mahal mahkemesince araştırılması neticesinde, kolluk tarafından 18/09/2012 tarihinde düzenlenen tutanak ile, davetiyenin tebliğ edildiği 24/05/2010 tarihinde mağdur Bedirhan’ın beyan ettiği adreste eşi ile birlikte oturduğu tespit edilmiş olup; kovuşturma aşamasında istinabe olunan mahkemece mağdur Bedirhan adına düzenlenen davetiyenin; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine aykırı olarak mağdur Bedirhan ile aynı konutta oturmadığı anlaşılan üçüncü kişiye usulsüz şekilde tebliğ edildiği anlaşılmakla;

Mağdur Bedirhan’ın soruşturma aşamasında beyan ettiği; “No:20 Tilkitepe Köyü Merkez/Mardin” adresi itibari ile yetkili Mardin Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’den istinabe talebinde bulunularak, mağdur Bedirhan adına CMK’nın 233. maddesi uyarınca çıkarılacak davetiyenin “usulüne uygun olarak” tebliğ edilmesi; tebligata rağmen duruşmaya katılmadığı takdirde, hakkında zorla getirme emri çıkarılması, kendiliğinden veya zorla getirme emrine binaen duruşmaya katılması halinde; 5271 sayılı CMK’nın 234. maddesi uyarınca yasal hakları hatırlatılarak davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması, davaya katılmak istediği takdirde ise 237 ve 238. maddeleri uyarınca bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, usule aykırı olup, mağdur Bedirhan’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenle hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak bozulmasına, 27/02/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 5. Ceza Dairesi E:2015/9070, K:2019/3492

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde
  • Tebligat Usulleri

Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçundan katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan SGK’nın hükmü temyiz hakkı bulunmadığından, vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca reddine, yargılama aşamasında müdafi tarafından temsil edilmeyen sanığın yokluğunda verilen kararın kendisine tebliğ edilmesi gerekirken, vasisine yapılan tebligatın, temyiz hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup, 5271 sayılı CMK’nın 37, 7201 sayılı Yasanın 11/3, 19 ve 32. maddeleri gereğince hukuken geçersiz olması karşısında, öğrenme üzerine gerçekleşen temyizin süresinde yapıldığının kabulü ile temyiz talebinin reddine dair 19/01/2015 tarihli ek kararın kaldırılarak esasın incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

UYAP kayıtlarına göre; 31/10/2013 olan karar tarihinde Kalecik Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, istinabe yolu ile 11/09/2012 tarihinde savunmasının alınması sırasında kendisine duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve hükmün tefhim olunduğu oturumda SEGBİS aracılığıyla hazır edilmeden, yokluğunda yargılama yapılarak hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, kabule göre de;

Sanığın sübutu kabul edilen “yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçunun hükümden önce 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 89. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 255. maddesinin “nüfuz ticareti” başlığı altında yeniden düzenlenip suç unsurlarında değişiklik yapılarak kamu görevlisi olmayan gerçek kişilerin de suçun faili haline getirilmesi, failin kamu görevlisi olmasının suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak düzenlenmesi karşısında, yeni düzenlemeler ve unsurlarının oluşması durumunda dolandırıcılık fiili de değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık vasisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca esası incelenmeyen hükmün bozulmasına, 26/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi E:2013/22433, K:2014/15943

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 37. Madde
  • Tebligat Usulleri

Mahkemenin gerekçeli kararının sanık müdafii Av. …’in büro adresine 12.07.2012 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca tebliğ edilerek 03.09.2012 tarihinde kesinleştirme işlemi yapıldığı, sanık müdafinin, -19.09.2012 havale tarihli dilekçesiyle tebligatın usulsüz şekilde yapılarak kararın kesinleştirildiğini beyanla bu nedenle dosyanın eski hale getirilmesini talep ettiği, CMK’nın 37/1. maddesinde tebligatın ilgili kanun hükmüne göre yapılacağı belirtilmiş olup, bahse konu Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kişinin adresinde bulunmaması durumunda tebliğ memurunun evrakı o yerin muhtarı ya da ihtiyar heyeti azasından birisine teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırmakla beraber keyfiyetin şahsa bildirilmesini teminen en yakın komşusuna bildirim yapılacağının hükme bağlanmış olmasına rağmen, yapılan tebligatta evrakın bırakıldığı belirtilen Yenişehir Mahallesi muhtarının imzasının bulunmaması gözetilerek, yapılan tebligatın usule uygun olmadığı ve bu nedenle sanık müdafinin kusuru olmaksızın söz konusu karara karşı süresinde yasa yoluna başvurma imkanını kaybettiği anlaşılmakla, sanık müdafinin eski hale getirme talebi yerinde görülmekle, CMK’nın 40. maddesi uyarınca kabulüne karar verilerek; temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenmekle yapılan incelemede;

Olay günü gece saat 19.15 sıralarında, idaresindeki minibüsüyle, 6, 7 metre genişliğinde, refüjle bölünmüş, tek yönlü yolda seyir halinde olan sanığın, kontrolsüz seyri sonucu aracının hakimiyetini kaybederek, orta refüjü aşıp karşı yol bölümüne girmesi ve burada zıt yönde seyir halindeki kamyona çarpması sonucu, aracındaki yolculardan ikisinin ölümüne, ikisinin hayati tehlike geçirecek ve ağır kemik kırıkları oluşacak, birinin de yine hayati tehlike geçirip kemik kırığı oluşacak ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralanmalarına neden olduğu olayda; sanığın asli kusurlu oluşu, eylemi sonucu iki kişinin ölümü ve üç kişinin de ağır derecede yaralanmış olması karşısında, TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve hak ve nasafet kuralları dikkate alınarak, sanık hakkında temel cezanın tayininde alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, kusura ve ceza miktarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; oluş, dosya kapsamı ve ceza uygulamasından, sanığın TCK’nın 85. maddesinin 2. fıkrası gereğince cezalandırıldığı anlaşıldığı halde, uygulama maddesi olarak aynı maddenin 1. fıkrasının gösterilmesi suretiyle hükmün karıştırılması, bozmayı gerektirmiş olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanun’un 322 sayılı maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 1-a bendinin yer alan “TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca” ibaresinin “5237 sayılı TCK’nın 85/2. maddesi uyarınca” şeklinde düzeltilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak düzeltilerek onanmasına, 26/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 68. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/

] }


Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın