0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Ayrılık Davası (TMK 166. Madde)

11ayrilik davasi tmk 166 nedir

Ayrılık davası, tarafların ayrı yaşamasına sebebiyet veren ancak boşanmaları için gerekli koşulların bulunmadığı takdirde açılan davadır. Davacının asıl talebi eşlerin ayrı yaşamasına karar verilmesini içermektedir. Boşanma davası açmaya hak kazanmış olan eş tercihine göre ayrılık davası açabilmektedir.  Boşanma davasında evlilik sonlandıran bir karardır. Fakat ayrılık davası evliliği sonlandıran bir karar değildir. Ayrılık kararıyla eşlerin ortak yaşamına bir süre ara verilir. Boşanma davası açma hakkına sahip eş ayrılık davası da açabilme hakkına sahiptir. Aile mahkemesi, tarafların boşanma sebebi ile açmış olduğu davada, tarafların evliliklerinin bitmediğine, dosyadaki delillerden evliliklerine geri dönebileceği kanaatine varabilir. Bu durumda ayrılık kararı verebilir. Ayrılık kararının verilmesi ile tarafların boşanma hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Ayrılık davası sonucunda ayrılığa karar verilen taraflar ileride boşanabilir.

Ülkemizde eşler arasında oluşan anlaşmazlıkların çözümü genellikle ya barışmak ya da boşanmak olarak bilinir. Ancak toplumumuzun boşanma davası açmadan önce genellikle varlığından haberdar olmadığı veya boşanma davası esnasında öğrenilen ayrılık davası da eşlerin arasındaki anlaşmazlığı çözen bir araçtır. Eşlerin tüm birlikteliklerini ve hayatlarını bir anda boşanarak yıkmamaları için bir yoldur. Bu sayede eşlerin evliliklerinin üzerine daha sağlıklı ve mantıklı bir şekilde düşünmeleri hedeflenmiştir. Yani eşlerin arasındaki anlaşmazlık sebeplerinin sadece boşanmayla değil ayrılık davası ile de çözülebilmesi mümkündür. Ayrılık davası Türk Medeni Kanunumuzda ‘’Boşanma’’ bölümünün altında yine boşanma davası ile beraber düzenlenir. Ayrılık kararı verilebilmesi için üç koşulun varlığı aranmaktadır. Bunlar;

  • Boşanma sebepleri gerçekleşmelidir.
  • Ortak hayatı tekrar kurma olasılığı bulunmalıdır.
  • Ayrılık süresi uygun şekilde belirlenmelidir.

Yukarıda sayılan koşulların varlığı halinde aile hakimi ayrılık kararı verebilir. Eşlerden birinin ayrılık talep etmesine gerek yoktur. Ayrılık kararında en önemli husus, tarafların tekrar birleşmesin yönünde kanaat oluşmasıdır. Ayrılık talep eden eş için asıl önemli olan husus tekrar birleşme olasılığının ispat edilmesidir.

ayrilik davasi nedir
ayrilik davasi nedir

Ayrılık Davası Nedir?

Ayrılık, boşanmaya neden olacak haklı sebeplerin ispat edilmesine rağmen eşler arasındaki ortak hayatın yeniden kurulma ihtimalinin bulunması durumunda, evliliğin 1 yıl ile 3 yıl arasında tatil edilmesidir. Bu kapsamda açılan davalara da ayrılık davası denilmektedir. Kanunda yazan boşanma sebeplerinin varlığına rağmen evlilik bağının tamamen kopmasını engelleyen bir davadır. Evlilik birliğini ayakta tutmayı öngören bir davadır. Eşlerin arasında bir barışma ihtimalinin olduğu durumlarda sıklıkla ayrılık kararı verilir.

Boşanmanın hüküm ve sonuçlarını doğurmadan, eşlerin yeniden bir araya gelebilme ihtimali olması halinde eşlerin 1 ve 3 yıl arasında ayrı yaşamasına aile mahkemesi tarafından karar verilmesi durumuna “ayrılık davası” denir. Türk Medeni Kanunun 167. maddesi uyarınca, “Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.” Yani eşlerden birinin isteği üzerine ayrılık davası açılabileceği gibi; açılmış olan boşanma davasında da ortak hayatın yeniden kurulabileceğine dair ihtimal görülürse hakim takdir yetkisiyle ayrılık kararı verilebilir. Boşanma davası sürerken ortak hayatın yeniden kurulabileceğine dair ihtimal gören hakim re’sen (kendiliğinden) de ayrılık kararını verebilir. Hakim takdir yetkisini kullanarak ve somut olayı dikkate alarak eşler arasında ortak hayatın yeniden kurulup kurulamayacağına karar verir. Ayrılık davasında mevcut evlilik hukuken sonra ermemekte, devamlılığını sürdürmektedir.

  • Madde 167– Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.
  • Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
  • Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.
  • Madde 170- Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.
  • Madde 171- Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
  • Madde 172- Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

Ayrılık süresi sonunda, taraflar tekrar birlikteliklerine devam edebilecek durumda değilse, ayrılık kararına dayanılarak boşanma davası açılabilmektedir. Ancak toplumda ayrılık kararı çoğunlukla boşanma kararıyla karıştırılmaktadır. Ayrılık süresince eşlerin birbirlerine olan yükümlülükleri devam etmektedir. Tarafların ayrılık süresinde evliliğe aykırı davranışları, boşanmaya sebebiyet verebilmektedir.

Ayrılık Davasının Şartları Nelerdir?

Medeni Kanunumuzda ayrılık davası için ayrıca bazı şartlar düzenlenmemiştir. Bunun yerine bazı boşanma sebeplerinin varlığı, ayrılık davasının açılması ve ayrılık kararı verilmesi için yeterlidir. Ancak hakim bu şartlarla bağlı değildir. Yani bu şartlar gerçekleşse bile hakim bunlarla bağlı değildir. Karar verilmesi hususunda takdir yetkisini kullanır. Bu şartlar;

  • Evlilik birliğinin temelden sarsılması,
  • Eşlerden birinin zina yapması,
  • Haysiyetsiz hayat sürme,
  • Terk,
  • Akıl Hastalığı şeklindedir.

Ancak bazı boşanma sebeplerinin varlığı halinde ise yine hakimin takdirinde olmak kaydıyla, öğretide bu sebepler nedeniyle eşler arasında barışma ihtimali kalmaz. Bu sebeple ayrılık kararı verilmesi fazla tercih edilmez. Bu sebepler de genellikle;

  • Hayata kast,
  • Pek kötü davranış,
  • Onur kırıcı davranış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç olarak, bahsettiğimiz üzere boşanma sebeplerinin varlığı halinde hakimin takdiri sonucu boşanmaya veya ayrılığa karar verilir. Ancak; davayı açan eş yalnızca ayrılık kararı talep ediyorsa hakim tarafından boşanma kararı verilemez. Hakimin takdiri, davanın boşanma kararı talebiyle açılmış olması halinde söz konusu olur. Bu durumda da boşanma talebine karşılık hakim tarafından ayrılık kararı veriliyorsa hakim bunun gerekçesini de kararında belirtmelidir.

Boşanma sebeplerinin varlığı yanında aynı zamanda ortak hayatın tekrar kurulabilme olasılığının bulunması gerekmektedir. Hakim, yargılama süresince tarafların sunduğu veya kendi topladığı deliller sonucunda ortak hayatın tekrar kurulabilme olasılığını araştırmalıdır. Tekrar birleşebilme olasılığı varsa ayrılık kararı vermelidir. Aksi takdirde tekrar birleşme olasılığı bulunmayan kişiler hakkında boşanma kararı verilmesi taraflar için çekilmez sonuçlar doğuracaktır.

Ayrılığın Süresi Ne Kadardır?

TMK m.171’e göre; ayrılık süresi 1 ile 3 yıl arasında değişebilir. Ayrılığın süresine hakim karar verir. Hakim bu süreyi takdir ederken, evlilik bağının ne derece sarsılmış olduğunu, davaya sebep olan olayların izlerinin silinmesi için ne kadar bir zamanın geçmesine ihtiyaç bulunduğunu dikkate alacaktır. Çünkü ayrılık süresinde tarafların evliliklerini devam ettirmeye çalışması gerekmektedir. Ortak hayatın sürdürülmesine yönelik davranışlarda bulunması gerekir.

Ayrılık kararı kesinleştiği tarihten itibaren süre işlemeye başlar. Bu kararın kesinleşip kesinleşmediğini takip etmek bir hayli önemli olmakla beraber oldukça da zordur. Bir avukat yardımıyla yürütülmesi daha sağlıklı sonuçlar almanıza yarayacaktır. Eşler bu sürenin sona ermesiyle ya tekrar birleşirler ya da ayrılık boşanma kararıyla sona erer. Ayrılık süresinin uzatılması söz konusu olmaz. Aynı şekilde, ikinci bir ayrılık kararı da verilemez. İki tarafın da boşanma davası açma hakkı doğmuş olur.

Ayrılık kararı, evliliğe son veren nitelikte bir karar olmadığından eşlerin birbirlerine olan yükümlülükleri devam etmektedir. Evliliğe aykırı davranışlarda bulunan eş, sonradan açılacak boşanma davasında kusurlu duruma düşecektir. Bu sebeple ayrılık süresince tarafların aile hayatına aykırı davranışlarda bulunmaması gerekmektedir.

Ayrılık Kararının Sonuçları Nelerdir?

Ayrılık kararı verildiği takdirde eşlerin arasındaki evlilik bağı kopmamasına rağmen gevşemektedir. Aynı zamanda eşler birbirlerinde ayrı yaşamaya başlarlar. Bu sebeple eşler birbirlerinden farklı yerleşim yerleri edinebilirler. Ancak ayrılık kararı verilmesi boşanmak anlamına gelmediği için, eşler bir başkasıyla evlenemezler. Bu sebeple kadın eş, erkek eşin soyadını taşımaya devam eder. Eşler aynı zamanda birbirlerinin mirasçısı olmaya devam ederler. Evlilikleri sona ermediği için birbirlerine karşı olan sadakat mükellefiyetleri de devam eder.

Ayrılık kararını veren hakim, eşlerin birlikte yaşamaları durumu bir süre ortadan kalkacağı için, evlilik birliğinin beraberinde getirdiği maddi ve şahsi ilişkileri de yeniden düzenlemek zorundadır. Hakim gerekli tedbirleri alırken, eşlerin bir süre sonra bir araya geleceklerini göz önünde tutarak alınması zorunlu olan geçici tedbirlerle yetinmelidir.

  • Ortak Çocuğun Velayet Durumu Bakımından Sonuçlar

Hakim, ayrılık kararı verildiği esnada mevcut bulunan çocukların velayet hakkını ana babadan birine verir, yani çocuklar eşlerden birine bırakılır. Çocukların velayeti kendisine bırakılan eş diğerinden iştirak nafakası talep edebilir. Çocuğun velayetini elinde bulunduran tarafa çocuk için ödenen nafaka türüne iştirak nafakası denilir. Ayrılık halinde iştirak nafakasına hükmedilmez. Yoksulluk nafakasına ve iştirak nafakasına ancak boşanma halinde hükmedilir. Mahkemece ayrılık kararı verildiği halde, davacı yararına yoksulluk nafakasına ve müşterek çocuk yararına iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 2. HD. 19.12.2013 T. 2013/12625 E, 2013/30111K)

  • Tedbir Nafakası Bakımından Sonuçlar

Taraflar ayrı yaşamaya başlayacaklarından, eşlerin her birinin giderlerinde artış yaşanacaktır. İki ayrı evin kurulması gerekecektir. Aksi durumda ayrılık kararının gerekleri yerine getirilememiş olur. Eşlerden birinin maddi geliri yoksa bu eş, ayrılık süresi boyunca diğer eşten tedbir nafakası vermesini talep edebilir. Hakim somut olaya ve şartların oluşup oluşmadığına bakarak tedbir nafakasına hükmedebilir. Bu aşamada tedbir nafakası talep eden eşin nafakaya neden ihtiyaç duyduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Özellikle evlilik süresince gelire sahip olmadığına, ayrı yaşamaya başlandığı takdirde yoksulluğa düşeceğini ispatlaması önemlidir. Aile hakimi bu hususta kendiliğinden de araştırma yapabilmektedir.

  • Mal Rejimi Bakımından Sonuçlar

Yine hakim, ayrılığın süresine ve eşlerin durumuna göre, eşler tarafından sözleşmeyle kabul edilen mal rejiminin kaldırılmasına resen karar verebilir. Bunun yanında eşler yeniden bir araya gelmişlerse, mal ayrılığını gerektiren başka haklı bir sebep de yoksa taraflardan birinin istemi üzerine hakim, eski mal rejimine dönülmesine de karar verebilir. Mal rejimi bakımından verilebilecek kararlar yukarıda sayılanlarla sınırlı değildir. Hakim ayrılık kararı sonrasında taraflar için uygun düşen herhangi bir mal rejimini seçebilmektedir. Ancak bu tarafların da kendi arasında mal rejimi sözleşmesi yapmalarına engel değildir. Aynı zamanda eşler ayrı yaşarlarken de, yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle aralarında mevcut eski mal rejimini veya başka bir mal rejimini seçebilirler.

Ayrılık Davası Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Ayrılık davası aile hukukundan kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğu için bu davalarda kanunen Aile Mahkemeleri görevlidir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise bu dava Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılabilir. Bunun yanında ayrılık davasını isterseniz eşlerden birinin yerleşim yerinde isterseniz de eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemelerinde açabilirsiniz. Bu yetki kuralı da TMK m.168’de düzenlenmektedir.

Ayrılık Süresince Eşlerin Sadakat Yükümlülüğü

Eşlerin en temel yükümlülüklerinden bir tanesi, sadakat yükümlülüğüdür. Eşler, kural olarak ölüme dek birlikte olmak, duygusal ve cinsel anlamda sadece eşiyle olmak üzere evlenirler. Evlendikten sonra makul görülmeyecek ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olacak şekilde temasa ve ilişkiye girmek, sadakat yükümlülüğünü ihlal eder.

Ayrılık davasının bir boşanma hükmü içermemesi ve ayrılık davası sonucunda boşanmaya karar verilememesi neticesinde her ne kadar açılan ayrılık davasında tarafların ayrı yaşamasına karar verilecek olsa da taraflar esasen boşanmış sayılmamaktadır.  Evlilik birliğinin sürdüğü ayrılık kararında da eşler kanundan gelen kurallara uymakla mükelleftirler. Bu husus sadakat yükümlülüğünü de kapsamaktadır. Ayrılık süresince sadakat yükümlülüğüne uyulmadığı hallerde bu durum boşanma nedeni teşkil edecektir.

Ayrılık süresinde eşlerin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması sonrasına açılacak boşanma davasında aykırı davranan tarafın kusurlu sayılması anlamına gelmektedir. Ayrılık süresince sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan tarafa karşı boşanma davası açılabilir. Açılacak davada yükümlülüklerine uygun davranan eş, diğer eşten tazminat talep edebilecektir.

Eylemli Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davası (TMK 166/4)

Eylemli ayrılık nedeniyle boşanma davası TMK’nın 166/4 hükmünde düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm: “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” şeklindedir.

Söz konusu hükme göre, boşanma davası açılmış ve reddedilmiş olmasına rağmen, eşlerin ortak hayatı devam ettirmek üzere bir araya gelmemeleri ve bu durumun üzerinden üç yıl geçmesi halinde artık bu evliliğin yürüyemeyeceği, dolaylı evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabul edilmesi düşüncesine dayanır. Eylemli ayrılık nedeniyle boşanma davasının koşulları:

  • Öncesinde Açılmış Bir Boşanma Davasının Bulunması
  • Açılmış Bulunan Boşanma Davasının Reddedilmiş Olması
  • Reddedilmiş Olan Boşanma Davasına İlişkin Hükmün Kesinleşmiş Olması
  • Kesinleşme Tarihinden İtibaren Üç Yıl Geçmiş Olması
  • Üç Yıllık Sürede Ortak Hayatın Yeniden Kurulamamış Olması
  • Boşanma Davasının Açılmış Olması

Eylemli ayrılık ile ayrılık davası farklı olsa da; evliliğe 1 ila 3 yıl arası ara verilmesine hükmedilen ayrılık davasında ayrılık süresi bitiminde, açılmış ve reddedilmiş olan boşanma davasına ilişkin kararın kesinleşmesinden 3 yıl sonra olmak koşuluyla iki durumda da boşanma davası açılabilmektedir.

Ayrılık Kararına Dayalı Boşanma Davası

Ayrılık kararı en az 1 yıl en çok da 3 yıl olmak üzere verilmektedir. Ayrılık süresince taraflar ayrı evlerde yaşamakta birlikte bir hayatları bulunmamaktadır. Ayrılık kararı ise, hakim tarafından karar süresi bitiminde sona erer. Tarafların ayrılık süresi sonunda tekrar birlikte yaşamaları beklenmektedir. Eşler beklenenin aksine ayrı yaşamaya devam ederse taraflardan biri ayrılık kararına dayalı olarak boşanma davası açabilir. Ayrılık kararına dayalı olarak açılan boşanma davasında hakim iki hususa dikkat edecektir. Bunlar;

  • İlk davada yani ayrılık davasında öne sürülmüş ve ispatlanmış olaylar,
  • Ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar.

Hakim bu iki hususa dikkat ederek tarafların boşanmasına karar verebilir. Kaldı ki ayrılık süresi sonrasında dahi barışamayan taraflar hakkında boşanma kararı verilmemesi hukuka aykırıdır. Çünkü taraflar evliliklerini ikinci kez yürütmeye çalışmalarına rağmen başaramamışlardır. Ayrılık kararına dayalı olarak açılan boşanma davasında ikinci kez ayrılık kararı verilemez. Çünkü, ayrılık süresine rağmen tarafların evliliklerini devam ettirememesi, evliliğin sona ermesini gerektiğini göstermektedir. Ayrıca ayrılık kararına dayalı olarak boşanma davası açılabilmesi için ayrılık süresinin dolması gerekmektedir. Ancak ayrılık süresince herhangi bir sebepten boşanma davası açılabilir.

Ayrılık Davası Dava Dilekçesi Örneği

…… NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI:

VEKİLİ : Av. Umur YILDIRIM Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No:2 Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 Daire:7 06530 Çankaya/ANKARA

DAVACI:

KONU    : Ayrılık Davası

AÇIKLAMALAR     :

  1. Müvekkilim ile davalı …/…/…. tarihinde evlenmişler ve tarafların bu evlilikten çocukları bulunmamaktadır.
  2. Davalı müvekkilim ile evlendiği tarihten itibaren eşini kendi anne babası ile aynı evde yaşamaya zorlamıştır. Davalının annesinin titiz bir kadın olması nedeni ile müvekkilim ile kayın validesi arasında zaman içinde tartışmalar yaşanmıştır. Ayrıca müvekkilimin evlendiği ilk günden beri eşiyle özel bir yaşamı olamamıştır.
  3. Müvekkilim, davalıya birçok kez; ayrı bir eve çıkmaları gerektiğini, bu şekilde yaşamalarının kendisini ve evliliğini olumsuz yönde etkilediğini belirtmiştir. Davalı, müvekkilimin bu isteğini her defasında geçiştirmiştir. Mahkemenizden talep etmiş olduğumuz ayrılık kararı müvekkilimin ayrı bir eve çıkmak istediği hususunda ne kadar ciddi olduğunu davalının anlamasını sağlayacaktır.
  4. Müvekkilim ev hanımı olduğundan ayrılık süresince eşinin maddi desteğine ihtiyacı vardır. Müvekkilimin ihtiyaçlarını karşılamak üzere … Türk Lirası tedbir nafakasının davalıdan alınarak müvekkilime verilmesini de talep ediyoruz.

DELİLLER                    : Nüfus aile kayıt tablosu, tanık, yerleşim yeri belgesi ve tüm yasal sair delil.

HUKUKİ SEVEPLER: 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, TMK m. 170-172, HMK

TALEP SONUCU         : Yukarıda açıkladığımız sebepler ve sayın mahkemenizce re’sen göz önünde bulundurulacak sebeplerle,

  1. Davanın kabulüne,
  2. Bir yıl süre ile taraflar için ayrılık kararı verilmesine,
  3. Ayrılık süresince müşterek çocuğun velayetinin davacı tarafımıza verilmesine,
  4. Tarafımıza dava tarihinden itibaren aylık … TL tedbir nafakasının ödenmesine,
  5. Müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren aylık … TL tedbir nafakasının ödenmesine,
  6. Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili

             Av. Umur YILDIRIM

Ayrılık Davası İle İlgili Yargıtay Kararları

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/2 E., 2015/14676 K. sayılı ve 03.07.2015 tarihli kararı

  • Ayrılık Davası
  • TMK 166. Madde

Türk Medeni Kanunu’nun 170/3 . maddesi uyarınca ayrılığa karar verilebilmesi için dosyada ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunması gerekir. Dosya kapsamından tarafların 2012 yılı Haziran ayından beri fiilen ayrı yaşadıkları, davacı erkeğin davalı kadını istemediği, birlikte yaşamaktan kaçındığı, davalı kadının ise eşinin ailesini istemediği ve birlik görevlerini yerine getirmediği, tarafların mahkemenin de kabulünde olduğu üzere eşit kusurlu olduğu anlaşılmakta olup, ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğuna dair dosyada delil de bulunmamaktadır. Mahkemece Türk Medeni Kanunun 166/1 maddesi gereğince boşanmaya karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.


Yargıtay 2.HD 18/02/2013 tarihli, 2012/3023 E., 2013/3849 K.

  • Ayrılık Davası
  • TMK 166. Madde

… Ayrılığa karar verebilmek için, boşanma sebebinin ispatlanmış olması gerekir. Boşanma sebebi gerçekleşmemiş ise, ayrılık talebinin de reddine karar verilmelidir. Toplanan delillerden; tanık anlatımlarında geçen kocanın eşine şiddet olayından sonra, evliliğin uzun süre devam ettirilerek tarafların birlikte yaşamayı sürdürdükleri, böylece bu olayların davacı tarafından affedildiği, en azından hoşgörüyle karşılanmış sayılması gerektiği; sonraki olaylara ilişkin tanık beyanlarının ise somut görgüye ve bilgiye dayanmadığı, anlatılanların duyuma ve davacının kendilerine söylediğinin aktarılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylara dayalı olarak boşanma veya ayrılık kararı verilemeyeceği gibi; duyuma dayalı veya taraf sözlerinin aktarılması niteliğindeki beyanlara dayalı olan olaylar da sabit kabul edilemez. O halde; en azından Türk Medeni Kanunu’nun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları bile gerçekleşmiş olmadığından; ayrılık talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yeterli olmayan gerekçeyle ayrılığa karar verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.


Yargıtay 2.HD 24/11/2005 tarihli, 2005/13395 E., 2005/16225 K.

  • Ayrılık Davası
  • TMK 166. Madde

… Anayasanın 141/3. maddesi gereğince mahkemenin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. Medeni Kanununun 170/3. maddesine göre “dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir”. Bu durumda davacı mutlak bir boşanma nedenine dayanmış ve bunun varlığını kanıtlamış olsa bile, hakim barışma ihtimalini gördüğü takdirde boşanma yerine ayrılığa hükmedebilecektir. Bu durumda bir boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne, ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine ve nihayet ileride birleşme umudunun bulunduğuna ilişkin hakimin takdirinin kesin ve denetimden uzak olduğunu düşünmemek gerekmektedir. Her şeyden önce hakimin takdir hakkını çok ciddi ve son derece isabetli kullanması gerekmektedir. Eşinin barışma ihtimali gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilmeli, böyle bir kanaat sağlam ihtimale dayandırılmalı, hatta barışma ihtimalinin varlığı bir kararın ikrarından ya da hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özellikle barışma ihtimali kuvvetli bulunmalıdır. Zayıf bir ihtimal yeterli değildir. Bu konuda bir takdire ulaşırken dosyaya uygun dayanaklar gösterilmeli, boşanma nedeninin ve geçimsizliğin asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine eğilinmeli, mücerret bir barışma ihtimalinin dışında eşlerin sosyal ve kültürel durumları değerlendirilmelidir. Olayların yoğunluğu ve ağırlığı eşlerin uzun süredir ayrı yaşamakta olmaları gibi haller her halde yeniden bir araya gelme ihtimalini ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir. Nihayet Hakim kararında barışma ihtimalinin varlığını ve kendisini böyle bir inanca götüren nedenleri kanun yolu denetimine olanak verecek açıklıkta göstermelidir ( Anayasa md.141/3, HUMK md. 388 ). Ancak bu yolladır ki mutlak bir boşanma nedeni hukuka uygun nisbileştirilebilir. Nisbi boşanma sebebine de takdir hakkı Anayasa ve kanun çerçevesinde kullanılmış olur. Somut olaya gelince; Davalı kocanın davacı kadını sürekli dövdüğü, birlik görevlerini yerine getirmediği, davacı kadını anne ve babasına götürüp yolun buraya kadar deyip terk ettiği tanık beyanlarıyla belirlenmiştir. Taraflar arasında evlilik birliği temelinden sarsılmış ve Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. Maddesi koşulları oluşmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 170/3. maddesi gereğince tarafların ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı gösterir dosyada bir delil ve bilgi yoktur. O halde boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.


Yargıtay 2.HD 18/12/2018 tarihli, 2018/7723 E., 2018/14816 K.

  • Ayrılık Davası
  • TMK 170. Madde

…Mahkemece; her ne kadar boşanmayı gerektirecek olaylar mevcut ise de taraflar arasındaki bu geçimsizliğin evlilik birliğini çekilmez hale getirmediği, müşterek çocuk da gözetilerek ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğu gerekçesiyle TMK 170 maddesi uyarınca ayrılık kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı erkeğin bağımsız konut sağlamadığı, eşinin doğumuyla ve çocukla ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurludur. Somut olayda tarafların yeniden bir araya gelme ihtimali bulunmadığından kadın tarafından açılan davanın kabulü suretiyle boşanma kararı verilmesi gerekirken TMK m. 170 gereği ayrılık kararı verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.


Yargıtay 2.HD 15/05/2019 tarihli, 2018/5630 E., 2019/6112 K.

  • Ayrılık Davası
  • TMK 166. Madde

Tarafların 1985 yılında evlendikleri ortak çocuklarının reşit olduğu, yaklaşık 5-6 yıldır ayrı yaşadıkları, davacı tarafça açılan boşanma talepli davanın İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesinde görüldüğü ve 28/05/2013 tarihinde tarafların barışarak evlilik birliğini devam ettirebileceği kanaati hasıl olduğu gerekçesiyle reddedilerek bir yıl süre ile ayrılıklarına karar verildiği kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürenin geçmesine rağmen tarafların bir araya gelmedikleri tanık beyanlarına göre de artık gelmelerinin mümkün olmadığı; ayrılık kararından sonra tarafların bir araya gelerek evlilik birliğini tesis etmedikleri ve tekrar bir araya gelme olanaklarının bulunmadığı hususu da belirtilerek’Türk Medeni Kanunu’nun 172. maddesinde yer alan sebebe dayalı da inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından Dairemizin 02.05.2018 tarihli, 2016/17833 esas ve 2018/5873 karar sayılı ilamı ile verilen bozma kararının kaldırılmasına ve bozma ilamı ile incelenmesine yer olmadığına karar verilen tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

Ayrılık davası hakkında emsal kararlara Yargıtay’ın kendi sitesini ulaşabilirsiniz. https://www.yargitay.gov.tr/


Ayrılık Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Ayrılık davasında nafaka nasıl olur?

Ayrılık davası devam ederken tarafların müşterek çocuğu var ise çocuk adına ve kendisi adına tedbir nafakası ödenmesi için talepte bulunulabilir. Aile mahkemesi taraflar hakkında ayrılık kararı verilirse ayrılık süresi boyunca nafaka ödenmesine karar verebilir.

Ayrılık davası sebepleri nelerdir?

Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri genel ve özel sebepler olarak yazılmıştır. Fakat ayrılık sebepleri yazılmamıştır. Ancak kanunda belirtilen genel veya özel boşanma sebeplerinden birisine dayandırılarak ayrılık davası açılabilir.

Ayrılık davası dilekçesi nasıl olmalı?

Davayı açacak olan eş dava dilekçesini eksiksiz, tam ve hukuka uygun olarak hazırlamalıdır. Dava dilekçesinde, davacı, eşinden neden ayrılmak istediğini, ayrılma talebinin hangi boşanma sebebi dayandırdığını açıklamalıdır. Ayrılma talebini dayandırdığı iddiayı deliller ile ispat etmelidir.

Ayrılık davasında velayet kime verilir?

Evlilik birliği içerisinde çocuğun velayeti her iki tarafa aittir. Taraflar ortak velayete sahiptir. Fakat eşler hakkında ayrılık kararı verilirse velayet, eşlerden birine verilecektir. Aile Mahkemesi çocuğun yaşı, eğitimi, anne bakımına muhtaç bir yaşta olup olmadığı ve yüksek menfaatini gözeterek karar verecektir.

Ayrılık kararından sonra boşanma davası nasıl olur?

Taraflar hakkında aile mahkemesi ayrılık kararı verildikten sonra, ayrılık süresinin sonunda taraflar birleşmezler ise boşanma davası açılabilir. Bu davaya ayrılığa dayalı boşanma davası denilmektedir. Bu durumda hakim boşanma kararı vermek zorundadır.

Ayrılık davası sonuçları nelerdir?

Ayrılık davası sonunda, aile mahkemesi eşlerin ayrılığına karar verebilir. Mahkeme ayrılık talebinin dışında bir karar veremez. Örneğin; tarafların boşanmasına karar vermez. Fakat boşanma davası açılması durumunda ayrılık kararı verilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tarafların evlilik birliğini sonlandırmayan fakat tarafların 1 ile 3 yıl ayrılmalarına karar verildiği davadır. Aile mahkemesi tarafından tarafların evliliğinin devam edebileceği ve uzlaşma yolunda olacağı kanaatinde ise tarafların ayrılmalarına karar verilecektir.

Ayrılık davası açacak olan kişi, dava dilekçesi hazırlayarak Aile Mahkemesine ayrılma isteğini belirtmelidir. Davacı taraf dava dilekçesinde, boşanma sebeplerinden birisini belirterek ayrılma talepli davayı açabilir.



Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.