Ayrı Şehirlerde Çocuğu Görme Hakkı

ayri sehirlerde cocugu gorme hakki

Ana ve baba her ne kadar birbirinden boşanma hakkına sahipse de çocuk ile ana ve babası arasında boşanma söz konusu değildir. Ebeveynler ayrılsa da anne babanın çocuğa karşı sorumlulukları devam etmektedir. Boşanma sonrasında, müşterek çocukların bedeni, fikri ve ahlaki gelişimi açısından velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı ve çocukla diğer ebeveyn arasında kurulacak olan kişisel ilişki önem arz etmektedir.

Boşanan ebeveynler, ortak velayet kararı alabileceği gibi çocuğun velayeti anne ya da babada olabilir. Bu durumda velayeti alan ebeveyn, karşı taraftan izin almaksızın adres ve şehir değiştirme hakkına sahiptir. Ancak karşı tarafa da çocuğu görme, bağ kurma, bakım ve giderlerini karşılama hakları tanınır. Bu nedenle ayrı şehirlerde olsalar dahi anne ya da babanın çocuğu yasal düzenlemeler kapsamında görme hakkı vardır. Ayrı şehirlerde çocuğu görme hakkı düzenlenirken mahkeme, kişisel ilişki tesisini ön planda tutarak karar alır.

Boşanma sonrasında çocuğun düzenli olarak birlikte yaşamadığı ebeveyni ile beraber vakit geçirmesi, yanında belli bir süre kalması gerekmektedir. Bu hususlar ebeveynin ve çocuğun kişisel gelişim, psikolojisi ve aile bilincinin kazanılmasına katkı sağlar. Bu makalemizde Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak “ayrı şehirlerde çocuğu görme hakkı”  bilgilendirmelerde bulunacağız.

Boşanma Durumunda Çocukla ilgili Dikkate Alınması Gereken İlkeler

Konuya başlamadan önce çocuk kavramının tanımlanması gerekmektedir. Çocuk, genel bir ifadeyle, ergenlik dönemine girmemiş ve gelişmekte olan insan yavrusu olarak tanımlanabilir. Hukukta çocuk kavramı henüz ergin olmayan kişileri belirtmek için de, anne ve baba ile olan soybağını belirtmek için de kullanılabilen bir kavramdır. Ancak Türk Medeni Kanununda çocuk terimi hakkında açık bir tanımlama bulunmamaktadır. TMK’da çocuk kavramı kimi zaman evladı tanımlamakla birlikte genellikle velayet altındaki bireyi ifade eder.

Boşanma sırasında veya sonrasında çocukla ilgili olarak dikkate alınması gereken temel ilkeler mevcuttur. Bunlar,

  • Çocuğun Yararının Gözetilmesi İlkesi: Her anlamda zayıf olan çocuğun özellikle yararının gözetilmesi adına bu ilke önemli bir rol oynar. Çocuğun yüksek yararının tespitinde, örneğin hâkim, kişisel ilişki kurulmasının içeriğine dair karar verirken sadece karar anındaki koşulları dikkate almayıp gelecekteki olası koşulları da gözeterek hüküm kurmalıdır.
  • Çocuğun Görüşünün Alınması İlkesi: Çocuğun kendisine ilişkin yürüyen karar alma süreçlerinde çocuğu da bu sürece katarak ilerlenilmesi gerekmektedir. Çocuğun görüşünün alınmasında gerekli itina gösterilerek yaşı, olgunluk derecesi dikkate alınmalıdır. Çocuğun kimsenin baskısı altında kalmadan serbestçe görüşlerini ifade edebilmesi çocuğun gerçek katılımını ifade etmekle beraber, aynı zamanda çocuğun dinlenilme hakkını kullanmak isteyip istemediğine karar verme hakkının da olduğuna işaret etmektedir.
  • Çocuğun Kişiliğine Saygı Gösterilmesi ve Ölçülülük İlkesi: Ana ve baba çocuğun kişiliğini korumak ve geliştirmekle yükümlüdür. TMK 322. maddesi uyarınca aynı zamanda çocukta tıpkı ana baba gibi ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde davranmakla mükelleftir. Ana, baba ve çocuklar birbirlerine yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek, aile onurunu gözetmekle sorumludurlar. Ana baba bu yükümlülüklerini yerine getirirken çocuğun görüş ve isteklerine saygı göstermek zorundadır. Ayrıca ana ve baba çocuğun haklarına yönelik yaptığı iş ve eylemlerde, çocuğa ilişkin almış oldukları tedbirlerde ölçülülük ilkesine riayet etmelidir.
İlgili Makale: İnfaz Hesaplama
ayri sehirlerde cocugu gorme hakki nasil oluyor
ayri sehirlerde cocugu gorme hakki nasil oluyor

Boşanma Sırası ve Sonrasında Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

Boşanma, TMK m.161 ve devamında düzenlenmiş bulunmakta olup evliliği sona erdiren sebeplerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır ve eşler hayattayken eşlerden en az birinin TMK’da belirtilen sebeplerden birine dayanarak açacağı dava sonucunda, hâkimin kararı ile evliliğin sona erdirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Hâkimin boşanmaya karar vermesi ve bu kararın kesinleşmesi ile boşanma gerçekleşecek ve evlilik birliği sona erecektir. Boşanma sonrası velayet hakkı ana veya babadan birine veya TMK da yapılacak değişiklik sonrasında ortak olarak her ikisine birden verilebilir. Velayet hakkı verilmeyen taraf ile çocuk arasında kurulan ilişkiye “çocuk ile kişisel ilişki” denmektedir. Ancak boşanma sürecinde ve sonrasında ebeveynlerin çocuğa karşı sorumlulukları devam etmektedir.

  • Boşanma sırasında çocukla kişisel ilişki kurulması; Çocuk, geçici tedbir olarak barınması ve korunması bakımından eşlerden birine bırakıldığında, diğer eşin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı gündeme gelir. Bu noktada hâkimin, kişisel ilişkilerin düzenlenmesi bakımından, anne ve babayı ve çocuğun vesayet altına alınmış olması durumunda vasi ve vesayet makamını dinleyerek görüşlerini alması gerekmektedir. Kişisel ilişkilerin düzenlenmesi bakımından çocuğun da dinlenmesi gerekir. Çocuğun yararı ilkesi de bunu gerektirir.

Hâkimin, çocuğun bırakılmadığı eş ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasında çocuğun yararının annelik ve babalık duygularından üstün tutulmaktadır. Önemli olan çocuğun yararı olduğundan, çocuğun kendisine bırakılmadığı taraf ile çocuğun kişisel ilişki kurması, çocuğun yararını tehlikeye düşürebilecek ise hâkim, kişisel ilişki kurulmasını sınırlayabilir. Hatta durum ve şartlar gerektiriyorsa hâkim, dava sürecinde kişisel ilişki kurulmamasına da karar verebilmelidir. Hâkimin böyle bir karar verebilmesi için, somut durumu iyi bir şekilde tahlil etmesi ve çocuğun görüşlerini de dikkate alması gerekmektedir.

Çocuğun aile içi şiddete maruz kalması söz konusu olduğunda ise hâkimin kişisel ilişki kurulmasını sınırlaması ve hatta tamamen kaldırması için bir engel bulunmamaktadır. Zira Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 5.maddesinin birinci fıkrasının ç bendinde, anne veya babası tarafından şiddete maruz bırakılan çocuk ile şiddet uygulayan anne veya baba arasında kişisel ilişki kurulmasının bir refakatçi bulundurulması suretiyle gerçekleştirilmesine veya kişisel ilişki kurulmasının sınırlanmasına yahut tamamen kaldırılmasına olanak tanımaktadır. Son olarak belirtilmelidir ki çocuğun bırakılmadığı taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına dair geçici tedbir kararının verilmesinin ardından ilgili ebeveynin ölümü durumunda, ölümle beraber bu kişinin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı da sona erecektir.

  • Boşanma Sonrası Çocukla Kişisel İlişki Kurulması: çocukla kişisel ilişki kurulması, çocukla görüşmek ve onunla vakit geçirmek, çocuğun hayatındaki gelişmelerden haberdar olmak; kısacası, onunla iletişim halinde olmak anlamına gelir. Belirtilmelidir ki çocukla kişisel ilişki kurulması çocukla sadece yüz yüze görüşülmesi anlamına gelmemekte; bir iletişim aracı (telefon, internet, mektup gibi) vasıtasıyla görüşülmesini de kapsamaktadır. Ayrıca, çocukla kişisel ilişki kurulması, sadece sözel iletişim kurulması ile sınırlı değildir; çocukla birlikte yapılan aktiviteleri de kapsamaktadır.

Ana ve baba velayeti altında bulunmayan veya velayeti kendisine bırakılmayan çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Ayrıca ana-baba dışında hışılar da çocukla kişisel ilişki kurulmasına karar verilebileceği belirtilmiştir. Ancak Ana baba dışındaki kişilerin bu hakkı kullanabilmesi, belirli koşullara bağlanmıştır. Bunlar; olağanüstü bir halin mevcut olması, çocuğun yararına uygun düşmesi ve velayet hakkı sahibinin görevinin engellenmemesidir. Çocuğun hısımlarına nene, dede, amca, dayı, teyze, hala, kardeş örnek olarak gösterilebilir. Kişisel ilişki kuracak kişiler olarak anne, baba ve Boşanma sonrasında çocukla kişisel ilişki kurulması kararı ayrı bir dava konusu olabileceği gibi boşanma davasında da karar verilebilir.

Ebeveynleri Ayrı Şehirlerde Çocuğu Görme Hakkı

Uygulamada kişisel ilişki düzenlenirken ana babanın aynı şehirde yaşayıp yaşamamaları dikkate alınmaktadırlar. Tarafların aynı şehirde yaşamaları halinde; iki haftada bir hafta sonu, dini bayramlardan biri ve yaz tatilinde bir ay olarak kişisel ilişki düzenlemesi yapılmaktadır. Öte yandan tarafların aynı şehirlerde yaşamamaları halinde Yargıtay uygulamalarında, anne ve babalık duygularının tatminini sağlayacak şekilde yılın tatil aylarından birinde, genellikle yaz mevsiminde ve belli bir ay süresince, sık ve kısa süreli olmayan şekilde, velayet kendisine verilmeyen tarafın yıllık izinlerini geçirdiği belli bir ay varsa o ay içinde kişisel ilişki düzenlenmesi uygun olur. Hakim, çocuğun okulunun açılma ve kapanma dönemlerini de dikkate alarak çocuğun öğrenimini aksatmayacak şekilde düzenleme yapmalıdır.

Ayrı şehirlerde çocuğu görme hakkı ilgili Yargıtay kararlarına göz atmak gerekirse;

  • “….Davacı tarafların ayrı kentlerde oturduklarını ileri sürmüştür. Kişisel ilişkinin amacına uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Bu yön araştırılmadan hüküm kurulması doğru değildir. Diğer taraftan küçük Kader’in nüfus kaydı celp edilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılacak is Kader’e ait nüfus kayıtlarını celp etmek yine aynı kentte oturup oturmadıklarını araştırmak, aynı kentte oturmuyorlarsa daha uygun süreli kişisel ilişki düzenlemek, sonucuna göre hüküm tesis etmekten ibarettir.” Y. 2. HD. 14.03.2002 gün ve 2547/3521 sk.
  • “…Tarafların ayrı yerleşim yerinde oturdukları anlaşılmıştır. Yılın tatil aylarından birinde de uygun süre kişisel ilişki düzenlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.” Y. 2. HD. 24.02.2005 gün ve 16838/2731 sk.
  • “…Velayeti babaya bırakılan çocuklarla anne arasında eşlerin ayrı yerde oturdukları dikkate alınarak her yılın bir ayı, Temmuz ya da Ağustos ayında, resmi ve dini bayramların ikinci günü kişisel ilişki kurulmustur. Bu düzenleme infazda karışıklık yaratacak niteliktedir. (HUMK. md. 388) Açıklanan husus üzerinde durulmaması usul ve yasaya aykırıdır.” Y. 2. HD. 10.05.2004 gün ve 5290/6029 sk
  • “…1985 ve 1988 doğumlu küçüklerle, ayrı yerde oturan babaları arasında yaz aylarında onların eğitimlerine engel olmayacak şekilde uzun süreli kişisel ilişki düzenlenmelidir.” Y. 2. HD. 20.03. 2000 gün ve 1721/12082 sk.
X
kadim hukuk ve danışmanlık