Anahtar kilidini değiştirmek boşanma sebebi mi sorusu tarafımıza çok sorulmaktadır. Haklı sebep olmaksızın evin kilidini değiştiren eşin bu eyleminin boşanma sebebidir. Aynı şekilde kapı kilidini değiştirip diğer eşin eve girmesini engellenmesi kötü muamele suçunu oluşturur. Hem cezai hem hukuki anlamda sonuçları vardır. Türk Medeni Kanunu’na göre eşlerin birlikte yaşamaları onlara verilmiş bir yükümlülüktür. Bir eşin diğer bir eşten habersiz ve izinsiz bir şekilde onun o evde yaşamasını engelleyecek şekilde aile konutunun anahtar kilidini değiştirmesi bu yükümlülüğe aykırılık teşkil eder. Evin anahtarlarını eşin bilgisi dışında değiştirmek, evlilik birliğinin temeline zarar verebilecek nitelikte olabilir.
Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Eşlerden birinin diğerinin haberi olmaksızın konutun anahtar kilidini değiştirmesi, aile birliğinin kurulmasını ve sürdürülmesini engelleyeceğinden bu husus boşanma davasının konusu olabilecektir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu makalemizde anahtar kilidini değiştirmenin hukuki açıdan değerlendirmesi yapılacaktır.
Aile Konutu Nedir?
Aile konutu, eşlerin ortak hayatlarını sürdürdükleri konuttur. Eşlerin bir arada yaşamaları aile hayatının kurulduğunun en büyük göstergelerindendir. Aile konutu içerisinde evlilik birliğinin sağlanması ve devam ettirilmesi evliliğin eşlere yüklediği bir sorumluluktur. Dolayısıyla evlilik birliğinin devam ettirilmesini engelleyen eş, evliliğin kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirmemiş olur.
Bununla birlikte eşin aile konutunda yaşayamaması tarafların ortak yaşam iradesinin sona erdiği anlamına da gelebilir. Bu durum da fiili ayrılığın göstergesi kabul edilebilir. Eşlerden birinin diğer eşin aile konutuna erişimini tek taraflı olarak kaldırması; eşitlik ilkesine zarar verir. Dolayısıyla bir eşin diğer eşin haberi olmaksızın aile konutunun anahtar kilidini değiştirmesi de eşitlik ilkesine zarar verecek ve evlilik birliğini temelden sarsacaktır. Bu durum kilidi değiştiren tarafın haksız eylemi olarak nitelendirilir.
Eşlerin ortak yaşam alanı olan ev, evlilik birliğinin önemli bir parçasıdır. Bu alan üzerinde yapılacak değişiklikler, eşler arasında güven sorunlarına yol açabilir. Evin anahtarını değiştirmek, eşlerden birinin diğerini evden uzaklaştırma veya eve girişini kısıtlama amacı taşıyabilir. Bu durum, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde belirtilen “evlilik birliğinin sarsılması” sebebine dayanarak boşanma davası açılmasına neden olabilir. Bu makalemizde “Anahtar kilidini değiştirmek boşanma sebebi mi” sorusunun cevabını vereceğiz.

Medeni Kanuna Göre Anahtar Kilidini Değiştirmek Boşanma Sebebi Mi?
Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebepleri genel (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) ve özel (zina, terk, hayata kast, kötü muamele vb.) olarak ikiye ayrılır. Evin anahtarlarını eşinden habersiz ve izinsiz bir şekilde değiştirmek, doğrudan özel bir boşanma sebebi değildir. Ancak bu davranış, “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” kapsamında değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, taraflardan her biri boşanma davası açabilir. Bu doğrultuda ortak hayatın sürdürülmesi tarafların aynı ev içerisinde aile hayatı sürmeleri anlamına gelmektedir. Aile konutunun anahtar kilidinin değiştirilmesi ortak yaşamın kurulmasını engellemektedir. Anahtar değişikliğinin eşin rızası dışında ve gerekçesiz yapılması evlilik ihlali olarak görülmektedir.
Evin anahtarlarını değiştirmek, tek başına her zaman boşanma sebebi sayılmaz. Ancak davranışın niyeti, zamanlaması, eşin bundan nasıl etkilendiği ve evlilik içindeki genel bağlam göz önüne alınarak, bu eylem boşanma sebebi olarak kabul edilebilir. Bir eşin güvenlik gerekçesiyle, örneğin tehdit, şiddet vb. anahtarı değiştirmesi halinde, bu davranış meşru müdafaa niteliğinde görülebilir. Şiddet tehdidi, ev içi taciz ya da ayrılık sürecinde kişisel güvenliği sağlama gibi nedenlerle kilit değiştirilmişse, bu durum meşru kabul edilir ve boşanma davasında kusur sayılmaz.
Ortak konutu terk eden tarafın eve dönmesini engellemek amacıyla anahtar kilidin değiştiren taraf bu şekilde birlikteliği sona erdirme iradesini gösterir. Bu halde kilidi değiştiren tarafa kusur yükleneceği gibi, bu durum evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davasına konu olacaktır.
Diğer eşin muvafakati dışında ev anahtarının değiştirilmesi her zaman evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davasına konu olmayabilir. Evin anahtarlarını eşin bilgisi dışında ve rızası olmadan değiştirmek, psikolojik şiddet ya da aşağılayıcı muamele kapsamında değerlendirilirse, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle boşanma sebebi olabilir.
Anahtar Kilidini Değiştirmek Cezai Boyut
Türk Ceza Kanunu madde 232 gereğince aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Aile düzenine karşı suçlar kapsamında, diğer eşin aile konutuna girmesini engellemek için evin kilidini mazeretsiz bir şekilde değiştiren kişi aynı zamanda TCK kapsamında kötü muamele suçunu da işlemiş olur.
Bu konu hakkında Yargıtay 18. Ceza Dairesi 21/01/2020 tarihli kararıyla yerel mahkeme tarafından verilen “Sanığın, resmi nikahlı eşi olan katılan ile aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle evde olmadığı sırada kapı kilidini değiştirdiği ve katılanın eve girmesini engellediği olayda, eyleminin TCK’nın 232/1. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında beraat kararı verilmesi,” yönündeki hükmün bozulmasına karar vermiştir. Yerleşik yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere eşten habersiz anahtar kilidini değiştirmek kötü muamele suçuna sebebiyet verebilecek olup, değiştiren kişi TCK gereğince bu suçtan cezalandırılabilecektir.
Eşin, kapı kilidini değiştirip diğer eşin eve girmesini engellemesi kötü muamele suçunu oluşturur.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi Esas: 2019/9640, Karar: 2020/1752, K. Tarihi: 21.01.2020
Kötü muamele, her türlü olumsuz davranışın suç teşkil etmediği bir durumdur. Bu muamele, merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak nitelikte olmalıdır. Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmesi durumunda, fail kasten yaralama suçundan sorumlu tutulabilir. Örneğin, yarı aç veya susuz bırakma, uyku uyutmamak veya zor koşullarda çalıştırma gibi davranışlar kötü muamele örnekleri arasında sayılabilir.
Maddeye göre, idaresi altındaki kişilere karşı sahip olduğu terbiye hakkını kötüye kullananlar da cezalandırılır. Ancak, bu terbiye yetkisinin kötüye kullanılmasıyla gerçekleşen davranışın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmemiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde, fail kasten yaralama suçundan sorumlu tutulur. Ayrıca, hakaret içeren davranışlar disiplin yetkisi kapsamına girmez ve bu tür eylemler hakaret suçu olarak değerlendirilir.
Kişilerin idareleri altındaki veya bakmakla yükümlü oldukları kişiler üzerinde terbiye etme, eğitme görevi dolayısıyla belirli disiplin yetkilerine sahip olmaları gerekir. Bu yetki, eğitim hakkının doğal bir sonucudur ve disiplin yetkisi olmadan bu hak kullanılamaz. Disiplin yetkisinin sınırları kanunda belirtilmiştir ve kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını olumsuz etkilemeyecek şekilde kullanılmalıdır.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2019/9640 Esas, 2020/1752 Karar sayılı, 21.01.2020 tarihli ilamında; eşin, kapı kilidini değiştirip diğer eşin eve girmesini engellemesi kötü muamele suçunu oluşturduğu içtihat edilmiştir.