0 (312) 911 9553
·
info@kadimhukuk.com.tr
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Tasarrufun İptali Davası (İİK 277. Madde)

11tasarrufun iptali davasi

Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen değerlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır.  Bu dava ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemlerin alacaklının alacağı miktarınca etkisiz kalmasını sağlamakta ve bu şekilde alacaklının alacağına kavuşmasını sağlama amacı gütmektedir. Tasarrufun iptaline konu tasarruflar;

  • Borçlunun son iki yıl içinde yapmış olduğu bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar. Yeni yıl, doğum günü ve evlenme gibi nedenlerle alışılmış hediyeler iptale tabi değildir. Bunun için, bu hediyelerin, alışılmış olan miktarı aşmaması gerekir.
  • Borçlunun son iki yıl içinde yapmış olduğu bağışlama hükmünde sayılan tasarruflar.
  • Borçlunun son bir yıl içinde aciz halinde iken yapmış olduğu tasarruflar.
  • Borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yapmış olduğu tasarruflar. Örneğin, borçlunun, borcunu ödememek için taşınır veya taşınmaz bir malını ya da alacağını üçüncü bir kişiye devretmesi veya mirası reddetmesi.

Borçlular kendilerine haciz ve iflas yolu ile takip başlatılmadan önce mal ve hakları üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkına sahiptirler. Borcu olan ve ödemekten kaçınan veya borcunu ödeyememiş bazı borçlular,  borçları sebebiyle kendilerine haciz yoluyla veya iflas yoluyla takip yapılacağını öğrendiğinde alacaklılardan mal kaçırmak veya başka amaçlarla da olsa mal kaçırma yoluna gidebilmektedirler. Bu gibi durumlarda borçlu mallarını anne, baba, kardeş, arkadaş üzerine geçirebilir veya bağışladığı malları satış yapmış gibi gösterebilirler. Borçluların bu işlemleri mahkemece aksine hükmedilmediği sürece geçerlidir. Tasarrufun iptali davası ile borçlunun iyi niyet kurallarına aykırı tasarruflarının geçersiz kılınarak alacağın tahsilinin sağlanması amaçlanmaktadır.

tasarrufun iptali davasi nedir
tasarrufun iptali davasi nedir

Tasarrufun İptali Davasının Nedir?

Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen değerlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır. Tasarrufun iptali davası kişisel nitelikte bir edim davasıdır. Edim davaları, davalının bir şey vermesine, bir şey yapmasına ya da yapmamasına hükmedilmesinin istendiği davalardır. İptal davası da bir edim davasıdır. Zira alacaklı bu davayla kendisine cebri icra yoluyla satılan mal üzerinden alacağı oranında para verilmesini istemektedir. Kişisel (şahsi) dava, kişisel bir hakka dayanılarak açılan davadır. İptal davası, dava konusu malın aynına ilişkin bir dava değildir. Bu yönüyle iptal davası, kişisel (şahsi) bir dava olmaktadır. İptal davası kişisel bir dava olmasının sonuçları şunlardır:

  • İptal davası sonucunda malın mülkiyeti el değiştirmemektedir. Tasarrufun iptali davası sonucunda malın mülkiyeti üçüncü kişinin mal varlığından çıkarak borçluya geri dönmemektedir. Bu dava sonucunda alacaklı, dava konusu mal borçlunun mülkiyetinden hiç çıkmamış gibi, yalnızca bu mali haczettirip sattırarak satış bedelinden alacağını alabilmektedir.
  • Taşınmazın aynına ilişkin bir sonuç doğmamaktadır.
  • Mahkeme tasarrufun iptali davası sonucu tescile, tapu kaydının iptaline veya düzeltilmesine (tashihine) karar veremez.
  • Yargıtay içtihatlarına göre, HMK m. 12’deki kesin yetki kuralı, iptal davasında uygulanmamaktadır. Yani iptal davasının mutlaka taşınmazın bulunduğu yerde açılması zorunluluğu bulunmamaktadır.
  • İptal kararlarının icra edilebilmesi için kesinleşmesinin beklenilmesine gerek yoktur.

Tasarrufun iptali talep edilen işlem hukuken geçerlidir. Tasarrufun iptali davası sonucu geçersiz kılınamamaktadır.  İptal davasına konu olan işlemler, yok hükmünde ya da batıl (geçersiz) değil, hukuken geçerli işlemlerdir. Bu davada, iptal kararı verilmesiyle dava konusu işlemler geçersiz hâle gelmez. Yalnızca, dava konusu mal borçlunun mülkiyetinden hiç çıkmamış gibi alacaklı açısından sonuç doğurmakta ve buna göre işlemler devam etmektedir. Tasarrufun iptali davası ile iptale tabi işlem tamamen geçersiz kılınmamaktadır. İptal davasında haklı çıkan alacaklı, dava konusu mali borçlunun malıymış gibi haczettirip sattırır ve satış bedelinden alacağını alır. Ancak satıştan bir para artarsa bu para işlem tamamen geçersiz sayılmadığından borçluya değil, üçüncü kişiye vermekte olup bu bakımdan diğer iptal davalarından ayrılmaktadır.

Tasarrufun İptali Davasının Konusu Nedir?

Tasarrufun iptali davasının konusu, iptale tabi işlemle borçlunun üçüncü kişiye devretmiş olduğu mal veya hak üzerinde, davacı alacaklının cebri icra yoluyla hakkını alabilmesidir. Borçlu iflas etmiş ise iflas idaresinin açacağı iptal davasının konusu, iptale tabi işlemin konusu olan mal veya hakkın iflas masasına verilmesidir. Mal, lehine işlem yapılmış üçüncü kişinin elinde ise iptal davasının konusu, o mal üzerinde cebri icraya izin verilmesidir. Lehine işlem yapılan kişi de o malı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu, üçüncü kişinin o malın değeri oranında tazminata mahkûm edilmesidir. Bir işlemin tasarrufun iptali davasının konusunu oluşturabilmesi için iki koşulu bir arada taşıması gerekir:

  • Hukuken geçerli bir işlem olmalıdır: Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için hukuken geçerli bir işlem bulunması gereklidir. İşlem hukuken geçerli değilse tasarrufun iptali davası açılmasına gerek yoktur. Yargıtay muvazaalı işlemlerin tasarrufun iptali davasına konu edilebileceğini kabul etmektedir. Örneğin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak için mallarını yakın akrabalarına devretmesi durumunda tasarrufun iptali davası açılabilir.
  • İşlem tasarruf işlemi niteliğinde olmalıdır: Tasarruf işlemi, bir hakkı veya hukuksal ilişkiyi doğrudan etkileyerek onu devreden, sınırlandıran, değiştiren ya da kaldıran işlemlerdir. Bu bakımdan borçlandırıcı işlemler iptal davasının konusu olmamaktadır. Zira borçlandırıcı işlemle mal veya hak borçlunun mal varlığından çıkmış olmaz.

Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için iptale tabi işlemlerin tümünde borçlunun kötü niyeti aranmamıştır. Tasarrufun iptali davası açabilmek için kanun tarafından uygun bulunmayan, borçlunun mal varlığı ve borç durumu ile orantılı olmayan işlem bulunması da dava açmak için yeterlidir.

Tasarrufun İptali Davası İle İptale Tabi İşlemler Nelerdir?

İcra ve İflas Kanunu’nda borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarruflar İİK’nin 278, 279 ve 280. maddelerinde üç bölümde düzenlenmiştir. Ancak bu maddeler sınırlı olarak sayılmamıştır. Kanunda, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun belirlenmesi hakimin takdirine bırakmıştır. Bu nedenle davacı tarafından İİK’nın 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa bile mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilmektedir. İcra ve İflas Kanunu‘nda belirtilen iptale tabi işlemler;

  • Karşılıksız Kazandırmalar
  • Aciz Durumunda Yapılan İşlemler
  • Zarar Verme Kastıyla Yapılan İşlemlerdir.

Karşılıksız Kazandırmalar (İvazsız Tasarruflar) kapsamında alışılmış hediyeler dışında, hacizden, haczedilecek mal bulunmaması durumunda aciz belgesi verilmesi tarihinden veya iflasın açılmasından önceki iki yıl içinde yapılmış karşılıksız kazandırmalar iptale tabidir. Alışılmış hediyeler sebebiyle tasarrufun iptali davası açılamaz. Bu nedenle evlenme, doğum günü, sünnet, bayram gibi nedenlerle alınan hediyeler iptale tabi değildir. Ahlaki bir görevin yapılması da dava konusu edilmemektedir. İİK. m. 278/1 hükmüne göre bütün bağışlamalar tasarrufun iptali davasının konusudur.  İİK. m. 278/3 hükmüne göre bazı işlemler karşılıksız olmasa bile bağışlama sayılmaktadır ve iptale tabidir. Bu işlemler;

  • Karı ve koca ile alt veya üstsoy, kan veya kayın hısımlığı yönünden üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan karşılıklı kazandırmalar
  • Sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre, borçlunun karşılık (ivaz) olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler
  • Borçlunun kendisine ya da üçüncü bir kişi yararına yaşam boyu gelir ve intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleridir.

Aciz Durumunda Yapılan İşlemler kapsamında aciz durumunda; hacizden, haczedilecek mal bulunmaması durumunda aciz belgesi verilmesi tarihinden veya iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde, yapılan işlemler İİK md. 279/1  de sayılan dört durumdan birini oluşturuyorsa iptale tabidir;

  • Borçlunun teminat göstermeyi önceden taahhüt etmiş olduğu durumlar hariç olmak üzere, borçlu tarafından mevcut bir borcu güvence altına almak için yapılan rehinler
  • Para veya alışılmış ödeme araçlarının dışında bir suretle yapılan ödemeler
  • Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler
  • Kişisel hakların güçlendirilmesi için tapuya verilen şerhler İİK m. 279/2 hükmü ile acz durumu nedeniyle dava açılabilmesi için istisna getirilmiştir. Kanuna göre tasarrufun iptali davasında, borçlunun işlemi yaptığı üçüncü kişi, borçlunun durumunu (aciz durumunu) bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmemektedir.

Zarar Verme Kastıyla Yapılan İşlemler kapsamında mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu durumlarda iptale tabidir. Ancak söz konusu tasarruf işlemlerinin iptal davasına konu edilebilmesi için işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçluya karşı haciz veya iflas yoluyla takip başlatılmış olmalıdır. Zarar verme kastının saptanmasının zorluğu yargısal içtihatlar ile zarar verme kastıyla yapılan işlemlerde iki karine kabul etmiştir. Bu karineler;

  • İşlemin diğer tarafı olan kişinin,
  1. Borçlunun karı veya kocası,
  2. Alt veya üstsoyu,
  3. Üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından biri,
  4. Evlatlığı veya evlat edineni olduğu takdirde, borçlunun mali durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bildiği karine olarak kabul edilmektedir.
  • Bir ticari işletmenin veya iş yerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını edindikten sonra o işyerini fiilen de devralarak işletmeye başlayan kişinin, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu durumlarda zarar verme kastıyla davrandığı karine olarak kabul edilir. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıyla devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay önce durumun yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların öğrenmesini sağlayacak biçimde uygun araçlarla ilan edildiğini ispatla çürütülebilmektedir.

Tasarrufun İptali Davasının Açılabilmesi İçin Gereken Şartlar Nelerdir?

Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için gereken şartlar;

  • Davacının gerçek bir alacağının bulunması gerekir. İptal davasının dinlenebilmesi için öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması gerekir. Bu nedenle iptal davasında davalı üçüncü kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabilir ve ispat edebilir.”
  • Alacağın kesinleşmiş olman gerekir. Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için takip tarihinde davacı alacağının kesinleşmesi gerekir. Eğer takip kesinleşmemiş bir alacak veya tazminat ilamına dayalı ise kesinleşmesi beklenmelidir.
  • Borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşmiş bir icra takibinden sonra borçlu olumsuz tespit davası açarsa bunun sonunun beklenmesi gerekmez.
  • İşlemin borcun doğumundan sonra yapılmış olması gerekir. Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması gerekir. Yani tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması zorunludur.
  • Borçlu hakkında alınmış bir aciz belgesi bulunmalıdır. Aciz belgesi, hacizdeki iptal davası için bir özel dava koşulu niteliğindedir. Bu nedenle mahkemenin davacının aciz belgesine sahip olup olmadığını re’sen araştırması gerekmektedir.
tasarrufun iptali davasi iik 277
tasarrufun iptali davasi iik 277

Tasarrufun İptali Davası Yargılama Usulü ve Usulü

İptal davası, basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme, bu davalara ilişkin uyuşmazlıkları durum ve koşullarını göz önüne alarak serbestçe takdir eder ve hükme bağlar. Bu davada hakim, tanık dahil her türlü kanıta dayanarak hüküm verebilir. Tasarrufun iptali davaları nısbi karar ve ilam harcına tabidir. Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının istemi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilmektedir.

Davacı tasarrufun iptali davasını açmadan önce ve dava sırasında ihtiyati haciz isteyebilir. İhtiyati haciz, yalnızca iptale tabi işlemin konusu olan mal üzerinde istenebilir. Genel hükümlerden farklı olarak burada ihtiyati haciz kararı alabilmek için güvence (teminat) göstermek zorunlu değildir. Güvence gösterilmesine gerek olup olmadığını ve miktarını hakim takdir eder. Ancak davanın konusu İİK’nin 283/2. maddesi gereğince, üçüncü kişinin elinden çıkardığı malların değerine ilişkin ise güvence gösterilmesi zorunludur; güvence gösterilmeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez. Tasarrufun iptali davasında davacı alacaklı, bu ihtiyati hacizden başka, dava konusu taşınmazın başkasına devrinin önlenmesi için ihtiyatî tedbir kararı verilmesini de isteyebilir.

Zamanaşımı, hukukun kişilere tanıdığı hakların kullanılmasının hukuk kurallarınca belirlenen süreleri aşması sonucu kullanılamamasıdır. Hak düşürücü süre ise hakkın kullanımının bir süreye bağlı olması ve sürenin geçirilmesi halinde kullanılamamasıdır. Bu bakımdan İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tasarrufun iptali davası için zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süre belirlenmiştir. Süresi içerisinde hakkın kullanılmaması sonucunda dava açma hakkı düşmektedir. İcra ve İflas Kanunu 284. Maddesi ile tasarrufun iptali davası için hak düşürücü süre belirlenmiştir. Kanun kapsamında tasarrufun iptali davasını açma hakkı, iptale tabi işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşmektedir.

Tasarrufun İptali Davasının Tarafları Kimlerdir?

  • Davacı: Hacizdeki iptal davasında davacı, elinde geçici veya kesin aciz belgesi olan alacaklıdır. İptal davası açılabilmesi için borçlu hakkında davadan önce başlamış ve kesinleşmiş bir icra takibinin ve alacağın bulunması gereklidir. Kesinleşmiş alacağın varlığı kesin ya da geçici aciz belgesi ile anlaşılır. İflastaki iptal davası, iflas idaresi açar. Ancak iflas idaresi, bu yetkiyi dava açmak isteyen alacaklıya devredebilir. İflasta elinde aciz belgesi bulunan alacaklı doğrudan aciz belgesi ile iptal davası açamaz.
  • Davalı: Hacizdeki iptal davasında davalı, borçlu ve borçlu ile hukuksal işlemde bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerdir. Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Dava arkadaşlığı, biçimsel (şekli) bakımdan dava arkadaşlığıdır. İptal davası, kötü niyetli kişilere karşı da açılabilir. Kötü niyet sahibi kişiler, iptal davasına konu malı borçlunun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla temlik ettiğini bilen veya bilmesi gereken cüz’i haleflerdir. Kötü niyetin ispatı davacı alacaklıya aittir. Tasarruf konusu malı devralan kişi, borçlunun akrabası veya iş ortağı ise kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. İflastaki iptal davasında davalı, yalnızca, lehine işlem yapılan üçüncü kişidir. İflasta, borçluya karşı iptal davası açılmaz. Lehine işlem yapılan kimse ölmüşse iptal davası onun mirasçılarına karşı açılmalıdır.

Tasarrufun İptali Davasında Yetkili Ve Görevli Mahkeme Neresidir?

Borçlunun haciz yahut iflasından önce henüz tasarruf yetkisi mevcut iken alacaklılarına zarar vermek amacıyla mal varlığından çıkarmış olduğu mal veya hakların yahut bunların yerine geçen değerlerin, zarar gören davacı alacaklı yönüyle iptali ile geçersizliğini sağlamaya yönelik davadır. İptal davaları ayni hakka değil, kişisel bir hakka dayanan davalar olduğu için dava konusu taşınmaz olsa bile “taşınmazın bulunduğu yer” mahkemesini yetkili kılan kesin yetki kuralı bu davada uygulanamaz. Yine dava konusu yapılan şey, haksız bir eylem olmadığı için “haksız, eylemin işlendiği yer” mahkemesini yetkili kılan kural, burada uygulama alanı bulmaz. Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi olup kesin yetki kuralı söz konusu olmadığından, yetki itirazının en geç dava dilekçesinin tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yanıt süresi içerisinde yapılması gerekir.

  • Görevli Mahkeme, tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Ancak istihkak davasına karşı dava olarak açılan iptal davası, genel mahkemelerde değil, icra mahkemesinde görülür. Ancak iptal davası, karşı dava değil de bağımsız dava olarak açılırsa davada genel mahkemeler görevlidir.
  • Yetkili Mahkeme, tasarrufun iptali davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenir. Genel yetki kuralı gereğince davanın, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde açılması gerekir. Davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Buna göre, borçlu ile üçüncü kişinin yerleşim yeri aynı ise dava ortak yerleşim yerlerinde, farklı ise ikisinden birinin yerleşim yerinde açılabilmektedir.

Haciz Durumunda Tasarrufun İptal Davası Sonucunda Ne Olur?

  • Tasarrufun istemi ile yapılan yargılamada, mahkeme tarafından araştırma ve inceleme sonucu borçlu ile borçludan malı satın alan üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptali gerektiği sonucuna varılırsa davacının alacağı ve eklentileriyle sınırlı olmak üzere tasarrufun iptaline, davacı alacaklıya bu malın haciz ve satışını isteme yetkisi tanınmasına karar verilir.
  • Tasarrufun iptali davası ayni bir dava olmadığından davanın kabulü kararı ile dava konusu olan mal borçlunun mülkiyetine geri dönmez. Yani, hacizde, davacı alacaklı iptal davasında haklı çıkınca üçüncü kişiye geçen mülkiyet, tasarrufun iptaline karar verilmesi ile borçluya geri dönmez, üçüncü kişi malın maliki olarak kalmaya devam eder. Ancak alacaklı, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa davalı üçüncü kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bundan da bir para artarsa bu da üçüncü kişiye verilir.
  • İptal davası, üçüncü kişinin elinden çıkarmış olduğu malların yerine geçen değere ilişkinse üçüncü kişi bu değer oranında (davacının alacağından fazla olmamak üzere) tazminat ödemeye mahkum edilir.
  • İptal davasında haksız çıkan üçüncü kişi, karşılık olarak şeyi veya bedelini borçludan geri isteyebilir.
  • Davalılardan herhangi biri davacının alacağını ödediği takdirde, dava konusuz kalır. Bu durumda yargıç, duruma göre davalıların her birini yargılama giderleriyle yükümlü kılabileceği gibi bu giderleri aralarında takdir ettiği surette bölüştürebilir.
  • Tasarrufun iptali davalarında verilen kararlarının icra edilebilmesi için kesinleşmesi gerekmez. Davanın konusu taşınmaz ise kararının kesinleşmesi beklenmeksizin bu taşınmaz haczedilip satılabilir.
  • İptal edilen bir işlem sonucunda kendisine ödenilen şeyi geri veren alacaklı eski haklarını saklı tutar. Kendisine bağış yapılan iyi niyetli ise yalnızca, dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur.
  • Hacizde tasarrufun iptali davası sonucunda verilen karar, maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.

İflas Durumunda İtirazın İptali Davası Sonucunda Ne Olur?

  • İflasta, iflas idaresi veya alacaklı iptal davasında haklı çıkarsa dava konusu mal iflas masasına alınır; iflas idaresi tarafından satılır ve satış parası tüm alacakların ödenmesine ayrılır. Bundan sonra bir para artarsa üçüncü kişiye verilir.
  • İptal davasında haksız çıkan üçüncü kişi, karşılık olarak o şeyi veya bedelini borçludan veya iflas masasından isteyebilir.
  • İflasta tasarrufun iptali davası sonucunda verilen karar, maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.
  • Davacı, davanın konusu taşınmazsa davalı üçüncü kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.
  • Tasarrufun iptali davalarında verilen kararlarının icra edilebilmesi için kesinleşmesi gerekmez. Davanın konusu taşınmaz ise kararının kesinleşmesi beklenmeksizin bu taşınmaz haczedilip satılabilir.
  • İptal edilen bir işlem sonucunda kendisine ödenen şeyi geri veren alacaklı eski haklarını saklı tutar. Kendisine bağış yapılan iyi niyetli ise yalnızca, dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur.

Tasarrufun İptali Davası Yargıtay Kararları

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 14.06.2010 T., 2009/3386 E, 2009/5316 K. Sayılı karar

  • Tasarrufun İptali Davası

YHGK 07.02.2002 Tarih, 2002/15-849 Esas ve 2002/861 Karar sayılı ilamında da belirtilmiş olduğu üzere tasarrufun iptali davalarının ön koşulu, alacaklının borçlu aleyhine yaptığı takibin semeresiz kalması ve bunun kanıtlanması yanında bu tür davaların doğal sonucu olarak iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılması da bir koşul olarak aranmaktadır.

Somut olayda davalılar arasındaki tasarruf 27.02.2006 tarihinde yapılmış olmasına rağmen, davacının alacağının dayanağı olan bono 23.07.2007 tarihinde tanzim edilmiş olduğundan iptali istenen tasarruf borcun doğumundan daha önce gerçekleştirilmiştir. Kaldı ki davacının da alacağının tasarruftan önce doğduğuna ilişkin bir bildirimi de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece yakın akrabalık gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 28.10.2012 T., 2012/12336 E. 2013/14472 K. Sayılı karar

  • Tasarrufun İptali Davası

Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.

Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.

Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.

Davacı, borçlu …’den olan alacağının tahsiline yönelik olarak eldeki davayı açmış olup davanın tasarrufun iptali olarak kabulü ile diğer şartların mevcut olup olmadığının araştırılarak özellikle davalı …’nın, borçlunun kardeşi olduğu ve borçlunun, alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması da nazara alınarak bir karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen değerlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır.  Bu dava ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemlerin alacaklının alacağı miktarınca etkisiz kalmasını sağlamakta ve bu şekilde alacaklının alacağına kavuşmasını sağlama amacı gütmektedir.

Tasarrufun iptali davalarında Yargıtay'ın kabul ettiği şartlar; gerçek bir alacağın olması, icra takibinin kesinleşmesi, alacağın iptale konu tasarruftan önce doğmuş olmasıdır.



Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın