Ödeme Emrine İtiraz (Borca ve İmzaya İtiraz)

Ödeme Emrine İtiraz (Borca ve İmzaya İtiraz)

odeme emrine itiraz nedenleri

Borçlunun, borcu olmadığını veya (alacağın müeccel olduğu, şarta bağlı olduğu gibi bir nedenle) alacaklının takip yapma yetkisi bulunmadığını icra dairesine bildirmesine, ödeme emrine itiraz denir. Hakkında icra takibi başlatılan borçluya icra dairesin tarafından  takibe ilişkin ödeme emri gönderilir. Ödeme emrini tebliğ alan borçlu yasal süresi içinde borcu ödemeli veya icra takibine itiraz etmelidir. Aksi durumda başlatılan icra takibi kesinleşecektir.  Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmekle, ödeme emrine karşı koyar ve takibi durdurur. Borçluyu ödemem emrine itiraz etmeye sevkeden nedenler çeşitli olabilir. Bunlar; borçlunun hiç borcu yoktur, borç ödenmiştir, alacak zamanaşımına uğramıştır, muaccel değildir, icra dairesi yetkili değildir gibi nedenler olabilmektedir.

Borçlunun yedi gün içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi ile, icra takibi kendiliğinden durur. Şu halde itiraz, alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı araştırılmadan düzenlenip gönderilen ödeme emrine karşı, borçluya tanınmış olan bir savunma yoludur. Burada da, borçlunun itirazında haklı olup olmadığı araştırılmaz. İtiraz ile icra takibi kendiliğinden durur. Eğer 7 gün içerisinde ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz edilmezse icra takibi kesinleşir ve alacaklı haciz aşamasına geçerek borçlunun malvarlığında haciz işlemi başlatır. İlamsız icra takibinde borçlunun icra takibine itiraz etmesi ile icra takibi durur. Bu nedenle alacaklının takibin devamını sağlaması ve alacağını tahsil yoluna gidebilmesi için itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması davası açması gerekir. İlamsız ödeme emrine itiraz da iki nedenle yapılabilir. Bu nedenlerden ilki imzaya itiraz diğer neden ise borca itirazdır.

odeme emrine itiraz nedir
odeme emrine itiraz nedir

İcra Takibi Nedir?

İyi örgütlenmiş bir toplumda, hakların alınması için özel bir takip yoluna ihtiyaç duyulacak haller istisnai niteliktedir. Bununla beraber her toplumda, borcunu veya mahkeme kararıyla mahkûm olduğu bir edimi yerine getirmeyen borçlular da yer almaktadır. Bu gibi borçlulara karşı, alacaklılara haklarını koruyabilmek için devlet gücünün yardımını isteme hakkı tanınmıştır. İşte bu aşamada devreye giren devlet gücü, İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan icra takibidir. İcra yolları, değişik bakımlardan alt ayrımlara tabi tutulmakla birlikte esas itibariyle üç bölümde incelenmektedir. Bunlar şu şekildedir:

  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip
  • İlamlı icra takibi
  • İlamsız icra takibi

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip, rehinli alacakların özelliği sebebiyle, kanun koyucu tarafından öngörülmüş ayrı bir takip türü olup, İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) belirtilen istisnalar dışında, rehinli alacaklıların öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurması zorunlu kılınmıştır.

  • İlamlı icra takibinde, alacaklının elinde borçlusuna karşı almış olduğu bir ilam vardır. Alacaklı, ilamı icra dairesine vererek ilamlı icra takibi yapar.
  • İlamsız icra takibinde ise, alacaklı, para veya teminat alacağı hakkında, daha önce mahkemede dava açıp bir ilam elde etmek zorunda kalmaksızın para veya teminat alacağına kavuşabilmek için doğrudan icra dairesine başvurarak ilamsız icra takibi başlatabilir.

İlamsız icra takibinde daha önce bir dava açılıp yargılama yapılmamış ve hüküm verilmemiş olduğundan, borçluya, kendisine karşı yürütülen takibe itiraz ederek, takibin sonuçlanmasına engel olma imkânı tanınmıştır.

Ödeme Emri Nedir?

Takip talebini alan icra dairesi, bir ödeme emri düzenleyerek bunu borçluya gönderir. Ödeme emri ile borçluya, borcu ödemesi veya itirazı varsa bunu bildirmesi ve bunları yapmazsa hakkında cebri icraya devam edileceği ihtar edilir. İcra dairesinin borçluya ödeme emri gönderilebilmesi için, alacaklının geçerli bir takip talebinde bulunmuş olması şarttır. Geçerli bir takip talebi, ödemem emri göndermesinin tek şartıdır. İcra dairesi, ödemem emri göndermeden önce, istenen alacağın mevcut olup olmadığını, muaccel olup olmadığını veya zamanaşımına uğrayıp uğramadığını incelemeye yetkili değildir. borçlu, borcun zamanaşımına uğradığını veya müeccel olduğunu, ancak ödeme emrine itiraz yolu ile ileri sürebilir.

Ödeme emri bir icra takibinde borçluya karşı yapılan icra takip işlemlerinden birincisidir. İcra dairesinin icra takip işlemleri ödeme emri ile başlar ve ödeme emri bundan sonraki icra takip işlemlerinin ön şartıdır. Borçlu, kendisine karşı icra takibi yapıldığını, ilk defa ödeme emri ile öğrenir. Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmez veya eder de itirazı iptal edilir veya kaldırılırsa, ödeme emri kesinleşir. Kesinleşmiş bir ödeme emri icra takibinin bundan sonraki bütün safhalarına esas teşkil eder.

Ödeme Emrine İtiraz Nedir?

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, borçlu olmadığını yahut alacağın vadesinin gelmediğini, şarta bağlı bulunduğu gibi bir itirazı varsa, bunu icra dairesine bildirmesine ödeme emrine itiraz denir. Ödeme emrine itirazın geçerli olabilmesi için şu koşulların varlığı gerekmektedir:

  • Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmiş Olması: ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan irade açıklamaları itiraz sayılmaz. Kural olarak ödeme emri tebliğ edilmeden ve ödeme emrindeki süreler dolmadan haciz yapılması mümkün değildir. Ödeme emri tebliğ edilmeden haricen öğrenme ile de takip kesinleşmez.
  • İtiraz İradesi: borçlu ödeme emrine itiraz ettiğini yeterli açıklıkta ortaya koymalıdır. İtiraz için belli sözcüklerin ya da sihirli kalıpların kullanılması gerekmez. Borçlunun bildirdiği beyandan ödeme emrine itiraz ettiği anlaşılmıyorsa o zaman borçlunun beyanı geçerli bir itiraz olarak kabul edilemez örnek olarak vermek gerekirse borçlunun ödeme emrini almaktan kaçınması, aldığı ödeme emrini geri göndermesi icra dairesine borcu kabul etmediğine dar bir beyanda bulunmakla aynı mahiyettedir.
  • Ödeme Emrine İtiraz Edebilme Ehliyeti: Takip ehliyetine sahip olan ve ödeme emrinde borçlu olarak gösterilmiş olan kimseler ödeme emrine itiraz edebilir.
  • İtirazın Yedi Gün İçinde Yapılması: borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde itiraz edebilir.
  • Adres Bildirme: 2003 yılında 4949 sayılı yasayla gelen düzenlemeye göre, borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Bu takip ekonomisi ilkesinin bir gereğidir. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi belirlenemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır.

Ödeme Emrine İtiraz Sebepleri

İtiraz sebeplerini iki bakımdan sınıflandırmak mümkündür. Bunlar:

  • Maddi hukuka dayanan itiraz sebepleri
  • Takip hukukuna dayanan itiraz sebepleri
  • İleri sürülüş şekli bakımından itiraz sebepleridir.

Maddi hukuka dayanan itiraz sebepleri, itiraz sebepleri daha çok maddi hukuka dayanır. Yani itiraz daha çok takip konusu alacağa ilişkindir. Borçlu maddi hukuk bakımından, takip konusu alacağı ödemek zorunda olmadığını, ancak itiraz yolu ile ileri sürebilir. Burada borçlunun itirazı alacağa ilişkindir. Örnek olarak vermek gerekirse;

  • Borcum yoktur. (borçlu olmadığı itirazı)
  • Borcum iddia edildiği kadar değildir, 69.500 TL’dir. (kısmi itiraz)
  • Alacak hiç doğmamıştır.
  • Borcu ödedim. (ifa itirazı)
  • Sözleşme geçersizdir. (hukuksal ilişkinin geçersizliği)
  • Alacak muaccel değildir. (muacceliyet itirazı)
  • Alacak zamanaşımına uğramıştır. (zamanaşımı def’i)
  • Alacaklı sıfatı yoktur. (taraf itirazı)

Takip hukukuna dayanan itiraz sebepleri, takip hukukuna dayanan itiraz sebeplerini, alacaklının takip yapma yetkisi bulunmadığına ilişkin itirazlar olarak özetlemek mümkündür. Fakat alacaklının takip yapma yetkisi bulunmadığına ilişkin bütün sebepler, itiraz sebebi değildir. borçlunun ileri sürdüğü sebep, niteliği bakımından şcra müdürünün kendiliğinden gözetmesi gereken bir sebep değilse, itiraz yolu ile ileri sürülebilir. İcra müdürünün kendiliğinden gözetmesi gerekmeyen ve bu nedenle takip hukukuna dayanan birer itiraz sebebi teşkil eden hallere bazı örnekler vermek gerekirse;

  • Ankara 5.İcra Dairesi yetkisizdir. (yetki itirazı)
  • Talep edilen alacakla ilgili devam eden bir takip bulunmaktadır. (derdestlik itirazı)
  • Mal varlığımda iddia edilen şekilde bir artış olmamıştır. (yeni mal edinilmediği itirazı)
  • Kaza nedeniyle ortaya çıkan zarar bilinmemektedir. (alacağın belirli olmadığı itirazı)
  • Aramızda birbirimize karşı icra takibi yapmayacağımıza dair 11.01.2021 tarihli sözleşme vardır. (icra takibi yapma hakkından vazgeçildiği itirazı)

Borçlu yukarıda verilen örneklerden birinin varlığına inanarak, ödeme emrine itiraz edebilir. Fakat borçlu, hiçbir itiraz sebebinin bulunmadığını bildiği halde, yalnız borcu ödemeyi geciktirmek ve zaman kazanmak için de ödeme emrine itiraz  edebilir ve böyle bir itiraz ile de icra takibi durur. Bunu önlemek için borçlu hakkında tazminat ve temerrüt faizi gibi müeyyideler varsa da, bütün bunları göze alan bir borçlunun, yalnız zaman kazanmak için, hiçbir haklı nedene dayanmadan ödeme emrine itiraz etmesi mümkündür.

İleri sürülüş şekli bakımından itiraz sebepleri, imzaya itiraz ve borca itiraz olmak üzere iki kısımda incelenir.
odeme emrine itiraz icra
odeme emrine itiraz

İmzaya İtiraz Nedir?

Alacaklının bir adi senede dayanarak icra takibi yapmış olması halinde borçlunun bu adi senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle yaptığı itiraza imzaya itiraz denir. Borçlu takibin dayandığı adi senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığına ilişkin itiraz ederken, bu itirazını ayrıca ve açıkça belirtmek zorundadır. Örneği, “imza sahtedir”, “senet altındaki imzayı inkar ediyorum”, “imza bana ait değildir” gibi. Borçlu itirazında imzaya itiraz ettiğini ayrıca ve açıkça bildirmezse, o icra takibi yönünden adi senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır. İmzaya itiraz edilebilmesi için takibin adi bir senede dayanıyor olması gerekmektedir. Adi senet resmi olmayan senettir. Resmi senetteki imza icra takibine itiraz yoluyla öne sürülemez.

İmzaya itiraz halinde, alacaklı, icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyemez. İtirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. İcra takibi hiçbir senede dayanmıyorsa, imzaya itirazın da söz konusu olmayacağı doğaldır. İcra takibi, imzası noterlikçe tasdikli bir senede dayanmakta ise borçlu ödeme emrine itiraz yolu ile imza inkârında bulunamaz; yani böyle bir imza inkarı icra mahkemesi tarafından inceleme konusu yapılamaz. Borçlu noterlikçe tasdikli bir imzanın kendisine ait olmadığını, ancak sahtelik davası ile ispat edebilir. Buna rağmen, borçlu ödeme emrine itirazında noterlikçe tasdikli imzasına itiraz etmişse, bu itiraz, imzaya değil, borca itirazdır.

Takip resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanmakta ise, bu makbuz veya belgeye dayanmakta ise bu makbuz veya belgede borçlunun imzası bulunmayacağından, bu halde de imzaya itiraz söz konusu olmayacaktır bu halde imzaya itiraz yalnız, takibin bir adi senede dayanması halinde söz konusu olur.

Borca İtiraz Nedir?

İmzaya itiraz dışında kalan tüm itirazlara borca itiraz denir. Örneğin; ödeme, takas, zamanaşımı gibi. Yetki itirazı ayrı olarak veya borca itiraz ile birlikte yapılırsa borca itiraz gibi işlem görür. Ancak, yetki itirazı imzaya itiraz ile birlikte yapıldığı takdirde imzaya itiraz gibi işlem görür. Borçlu borcun tamamı yerine bir kısmına da itiraz etmesi mümkündür. Buna kısmi itiraz denir. Ancak, kısmi itirazda borçlu itiraz ettiği kısmı ayrıca ve açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, hiç itiraz etmemiş sayılır.

Borca itirazda itiraz sebeplerinin ayrıca ve açıkça gösterilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Borçlunun yalnızca “itiraz ediyorum” demesi yeterlidir. Ancak, borçlunun itirazında bildirdiği itiraz sebepleri, alacaklının itirazın kaldırılması talebi ile icra mahkemesine gitmesi halinde önem taşır. Zira, borçlu bu halde itirazında bildirdiği sebepler ile bağlı olup, itirazında sebep bildirmemişse senet metninden anlaşılamayan itiraz nedenlerini itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesinde ileri süremez.

Ödeme Emrine İtirazın Geçerlilik Şartları

Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Bu itirazın geçerli bir itiraz sayılabilmesi ve icra takibini kendiliğinden durdurabilmesi için, aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir.

  • Borçlunun ödeme emrine itiraz edebilmesi için, kendisine ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması gerekir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden önce (ve fakat ödeme emrinin sonradan tebliğ edilmesi şartı ile), dosya numarasını bildirerek (o takıp dosyasında) takip konusu borca itiraz edebilir ve böyle bir itiraz geçerlidir (icra takibini durdurur).
  • Borçlu, itiraz iradesini, yani ödeme emrine itiraz etmek istediğini icra dairesine bildirmelidir. İtiraz için belli bir deyimin veya kelimenin kullanılması şart değildir. Borçlunun “itiraz”, “itiraz ediyorum”, “borçlu değilim”, “borcu- mu ödedim”, “borcum yoktur” veya “borcu kabul etmiyorum” şeklinde bir ifa de kullanması, itirazın geçerliği için yeterlidir.

Buna karşılık, borçlunun icra dairesine bildirdiği beyanından ödeme emrine itiraz ettiği hiçbir şekilde anlaşılamıyorsa, o zaman, borçlunun beyanı geçerli bir itiraz olarak kabul edilemez. Mesela, borçlunun ödeme emrini almaktan kaçınması, aldığı ödeme emrini icra dairesine geri göndermesi, icra dairesine “aciz halindeyim, ödeyemem” şeklinde bir beyanda bulunması hallerinde, geçerli bir itirazdan söz edilemez.

İcra dairesi, borçlunun itiraz beyanını açık bulmazsa, borçluya itiraz beyanını açıklattırmalıdır Borçlu da, itiraz süresi geçmeden, itiraz beyanı hakkında gerekli açıklamayı yapabilmelidir. Bundan başka, borçlu, itiraz süresi içinde itirazında bildirmiş olduğu sebepleri değiştirebilir veya genişletebilir. Ödeme emrine itiraz süresi (yedi gün) geçtikten sonra, borçlu, itirazı hakkında açıklama yapamayacağı gibi, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. (m. 63)

İtirazın geçerli sayılabilmesi için, borçlunun itirazında sebep bildirmiş olması şart değildir. Yalnız “itiraz ediyorum” şeklindeki bir itiraz beyanı geçerli ve bununla icra takibi kendiliğinden durur. Borçlunun itirazında sebep bildirmemiş olması, icra mahkemesinde savunma imkanını daraltmış olur, çünkü bu halde borçlu, icra mahkemesinde sadece senet metninden anlaşılabilen itiraz sebeplerini ileri sürebilir.

  • Ödeme emrine itiraza hakkı olan kişi, takip talebi ve ödeme emrin de borçlu olarak gösterilmiş ve kendisine bu sıfatla ödeme emri tebliğ edilmiş olan borçludur (m.62.1)
  • Ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür (m.62). Borçlu, ödeme emri ne, bunun kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir, yedi gün geçtikten sonra yapılan itiraz geçersizdir.
  • Kısmi itiraz Borçlu, borcun tamamına değil de, bir kısmına itiraz ederse, buna kısmi itiraz denir. Kısmi itirazın geçerli sayılabilmesi için, yukardaki dört şarttan başka, bir şart daha vardır Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu, itiraz ettiği borç miktarını, itirazında ayrıca ve açıkça belirtmek zorundadır. Takip edilen alacak miktarı 10.000 lira olsun. Borçlu, borcun 7.000 lirası ödediği, bu nedenle ancak 3.000 lira borçlu bulunduğu iddiasında ise, bunu, “ben ancak 3.000 lira borçluyum, kalan 7.000 liraya itiraz ediyorum” şeklinde bir ifade ile (itirazında) açıkça belirtmelidir.

Ödeme Emrine İtirazın Yapılması

Ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını yedi gün içerisinde icra dairesine bildirmek zorundadır. Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır.

İtiraz, kural olarak ödeme emrini gönderen icra dairesine yapılır. Fakat borçlu takibin yapıldığı icra dairesinden başka bir icra dairesine de itirazını bildirebilir. Bu halde, kendisine itiraz için başvurulan icra dairesi, gereken giderleri itirazla birlikte borçludan alarak, itiraz dilekçesini veya tutanağını derhal takibin yapıldığı icra dairesine gönderir. Bu durumda, itiraz, itirazın başvurulan icra dairesine bildirildiği tarihte yapılmış sayılır.

Borçlu itirazını yedi gün içerisinde icra dairesine vereceği bir itiraz dilekçesi ile de yapabilir. Dilekçe ile yapılan itiraz, derhal icra tutanağına geçirilir. Ödeme emrine itiraz tarihi, itiraz dilekçesindeki tarih değil, itiraz dilekçesinin icra tutanağına geçirildiği tarihtir. Yani itiraz, itiraz dilekçesinin tutanağa geçirildiği tarihte yapılmış sayılır. Borçlu, itirazını icra dairesine sözlü olarak da bildirebilir. Sözlü olarak yapılan itiraz derhal icra tutanağına geçirilir ve tutanak borçlu ve icra müdürü tarafından imzalanır. Borçluya itiraz ettiğine dair bir belge verilir.

Ödeme Emrine İtiraz Süresi

Borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz etmelidir. Süresi içinde yapılmayan ödeme emrine itiraz geçersizdir. Ödeme emrine itiraz yazılı veya sözlü olarak icra dairesine yapılır. Borçlunun süresi içerisinde bulunduğu itiraz ödeme emrine karşı koyar ve icra takibini durdurur. Ödeme emrinin ulaşmasından itibaren 7 günlük süre başlar. Bu süre kesindir ve 7 günlük süre geçtikten sonra artık borca itiraz edilemez. Borçlu borcu olmadığı iddiasında ise bunu ancak ayrıca bir dava ile ileri sürebilir.

Ödeme emrine itiraz süresinin geçirilmesinin etkisi mutlaktır. Bu kuralın, gecikmiş itiraz isimli bir istisnası vardır. Bu istisna az sonra görülecektir. Bu istisna dışında, itiraz süresinin uzatılması mümkün değildir. icra müdürü, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını kendiliğinden gözetmek zorundadır. Süresi geçtikten sonra yapılan itiraz geçerli olmadığından ve bu nedenle ödeme emri kesinleşeceğinden, icra müdürü, alacaklının talebi üzerine, icra takibine alacağın tamamı için devam eder. Yani borçlunun mallarını haczeder.

Gecikmiş İtiraz

Kural olarak, 7 günlük itiraz süresi hak düşürücü bir süre olup, borçlunun bu süre içerisinde itiraz etmemesi halinde, icra takibi kesinleşmektedir. Ancak, Borçlu kusuru olmaksızın bir engeli nedeniyle bu süreyi geçirmiş ve itiraz edememiş ise, engelin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte icra mahkemesine başvurarak itiraz edebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, borçlunun süresinde itiraz etmesine engel olan hususun, borçlunun ağır hastalığı vb. gibi borçlunun kusuruna dayanmamış olması ve yapılacak olan geçilmiş itirazın icra dairesine değil icra mahkemesine yapılmasıdır.

Yapılan itiraz neticesinde, icra mahkemesi kural olarak duruşma olmaksızın dosya üzerinden başvuruyu karara bağlar. Mahkeme mazereti haklı görürse, icra takibi durur. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davasını açmaz ise haciz kalkar. Borçluya ödeme emri ilanen tebligat yolu ile tebliğ edilmiş ise, borçlu kusuru bulunmaksızın ilanen tebligatı öğrenemediğini ileri sürerek gecikmiş itirazda bulunamaz.

İtiraz İle Şikayet Arasındaki Fark

İtiraz, daha çok maddi hukuka dayanan sebeplerden dolayı takibe karşı konulmasıdır. Yani, itiraz daha çok takıp konusu yapılan alacağa alışkındır. Şikayette ise, icra müdürünün, icra-iflas hukukuna ilişkin hükümleri uygulamadığı veya yanlış uyguladığı ileri sürülür. Yani, itirazda alacağa karşı çıkıldığı halde, şikâyette icra müdürünün icra-iflas hukukuna ilişkin işlemlerine (ve bununla icra müdürüne) yöneltilmiş bir karşı çıkma söz konusudur. Buna göre, maddi hukuka dayanan bütün hallerde, (şikayet değil) ödeme emrine itiraz yoluna başvurulur. Buna karşılık, takip (icra-iflas) hukukuna ilişkin sebepler, itiraz veya şikâyet sebebi olabilirler.

Takip hukukuna dayanan itiraz sebepleri yukarda incelendi. Bunlar, icra müdürünün kendiliğinden gözetmesi gereken hususlar olmadıkları için, itiraz sebebidir. Buna karşılık, borçlu tarafından ileri sürülen bir sebep, niteliği bakımından icra müdürünün kendiliğinden gözetmesi gereken bir husus ise, o zaman bu şikâyet sebebi teşkil eder. Çünkü icra müdürü kendiliğinden gözetmesi gereken bir hususa uymamışsa, yaptığı işlem kanuna (takıp hukukuna) aylın olur ve kanuna aykırı böyle bir işleme karşı başvurulacak yol da şikayet yoludur.

Ödeme Emrine İtiraz Dilekçe Örneği

ANKARA (..) İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

Dosya No: xxx/xxx Esas

BORCA İTİRAZ

EDEN: xxx (TC: xxx)

VEKİLİ: Av. Umur YILDIRIM

ALACAKLI: xxx

KONU: Ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine itirazlarımızı içerir dilekçemizden ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ: xx/xx/xxxx

AÇIKLAMALAR

Müdürlüğünüz nezdinde yukarıda esas numarası yazılı dosyada, müvekkilim aleyhine ilamsız takip yolu ile icra takibi yapılmış ve ödeme emri gönderilmiştir. Yasal süresi içinde müvekkilim aleyhine başlatılan icra takibine aşağıdaki gerekçelerle itiraz ettiğimizi bildiririz.

Alacaklı olduğunu iddia eden taraf, müvekkilim aleyhine haksız bir şekilde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Zira, müvekkilimin herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Bu nedenle ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine açıkça itiraz ediyoruz.

NETİCE-İ TALEP:  Yukarıda açıklanan nedenlerle; ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine itiraz eder, müvekkilim aleyhine açılan icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz.  ../…./……

Borca İtiraz Eden

Vekili

Av. Umur YILDIRIM

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık