Miras Hukuku

Muris Muvazaası

Muris muvazaası diğer adı ile mirastan mal kaçırma; murisin mirasçısını mirastan yoksun bırakma amacı ile yaptığı karşılıksız kazandırmaları satış sözleşmesi veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi varmış gibi göstererek devretmesidir. Kanunen, bazı kimseler yasal mirasçı olarak belirlenmiş ve onlara bir takım oranlarda miras paylaştırılmıştır. Fakat kanunda düzenlenen bu durumu gerçekleştirmemek adına, kişiler ölmeden önce malvarlığını mirasçılarından birine satmış gibi göstererek, bazı mirasçılarının miras hakkından faydalanmasını engellemeye çalışmaktadır.

Muris Muvazaasının varlığından söz edebilmek için bir takım şartların mevcudiyeti gerekmektedir. Öncelikle görünüşte işlem olması gerekmektedir. Görünüşteki işlemden kasıt; murisin gerçek iradesiyle örtüşmeyen sadece mirasçılara hak mahrumiyeti yaşatmak adına yaptığı işlemdir. Örnek vermek gerekirse, satım sözleşmesi adı altına murisin oğluna yaptığı karşılıksız kazandırmada görünüşteki işlem satım sözleşmesidir ancak murisin gerçek iradesi bağışlama yönündedir. Bu tip durumlarda genellikle malvarlığını devredilirken bir bedel varmış gibi gösterilip, söz konusu mal varlığının tenkise tabi olmasının önüne geçilir. Nedeni ise Türk Medeni Kanunu’nun 565.maddesinde yer alan bir takım karşılıksız kazandırmaların geçersiz sayılacağı ve tenkise tabi sayılacağı hükmüdür.

İkinci olarak ise ortada bir muvazaa sözleşmesi olmalıdır ki bundan kasıt gerçek iradelerinin görünüşteki işlem gibi olmadığı, sırf 3. Kişileri aldatmak adına görünüşteki işlemi yapmalarıdır. Muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasına gerek yoktur.

Üçüncü olarak ise; murisin amacının en başında da belirtildiği üzere mirasçılardan mal kaçırma olmasıdır. Ancak bu noktada şu hususa dikkat etmek gerekir ki; murisin muvazaalı işlemi yaptığı sırada hiç mirasçısı yoksa ya da mirasçılarından haberi yoksa bu noktada aldatmadan ya da muvazaadan bahsedilemez.

Son olarak ise ortada bir de gizli işlem olması gerekmektedir. Görünüşteki işlemde kısmında bahsedildiği üzere tarafların gerçek iradesi gizli bir işlem olmalıdır. Gündelik hayatta gizli işlem genel olarak bağışlamadır. Taraflar devir sırasında sözde bir bedel göstererek hiç bedel ödemeden ya da gerçek bedelin çok altında bedel ödeyerek muris muvazaasını gerçekleştirirler. Türk Borçlar Kanunu gereği görünüşteki işlem tarafların gerçek iradesiyle örtüşmemesi sebebiyle geçersiz sayılacaktır ancak gizli işlem kanundaki şekil şartlarını sağladığı takdirde kural olarak geçerlidir.

Muris Muvazaasına Karşı Başvurulabilecek Hukuki Yollar Nelerdir?

Muris muvazaasına karşı hak kaybına uğrayan tüm mirasçılar, dava açarak öncelikle muvazaaya dayanarak resmi şekilde yapılan satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçersizliğini ardından buna dayanarak yapılan tapu kaydının iptalini talep edebilir.

Muris Muvazaası Davası Ne Kadar Sürer?

Bu noktada muvazaa sözleşmelerinin kanıtlanmasının çok zor ve meşakkatli olduğuna dikkat çekmek gerekecektir. Yargıtay içtihatları bu konu ile ilgili olarak bir takım ölçütler getirmiştir. Örneğin; Miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı bir nedeninin bulunup bulunmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark gibi hususları inceleyerek muvazaa olup olmadığı hususunda mahkeme bir kanıya varabilecektir. Dolayısıyla muris muvazaası davasının ne kadar süreceği husus somut olaya göre şekillenecek olup önemli olan noktanın murisin gerçek iradesini yansıtmak olduğu söylenebilir. Muris muvazaası sebebiyle açılan davalarda zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur. Dolayısıyla murisin ölümünden sonra istenildiği zaman dava açılabilir.

Muris muvazaası yolsuz tescil hallerinden birini oluşturduğu ve mirasçıların hak kaybına sebep olduğu için  için tapu iptal ve tescil davası açılabilir

Muris Muvazaası Kabul Olmayan Haller ve Yargıtay Kararları

Yargıtay bazı durumları muris muvazaası olarak kabul etmemiştir. Bu durumlardan bazıları;

Muvazaaya konu malvarlığı eğer muris tarafından değil bir başka üçüncü kişi tarafından satılmışsa yani satış işlemi üçüncü kişi ile miras bırakanın danışıklı işlem yaptığı kişi arasında yapılmışsa taşınmazın parası miras bırakan tarafından ödense dahi muris muvazaası olduğu kabul edilmemektedir.

-Miras bırakanın para bağışladığı kişinin bu para ile taşınmaz satın alması durumunda da muvazaa iddiası kabul edilmemektedir.

-Miras bırakanın borç senedi düzenlemesi durumunda da yine muris muvazaası davası açılamamakta sadece koşulları varsa tenkis davası açılabilmektedir.

– Satışa konu malın karşılığının mutlaka para olması gerekmez, diğer bir ifadeyle bu karşılık mal veya hizmet olarak da verilebilir. Taşınmaz kendisine devredilen davalı, miras bırakanın bakım ve ihtiyaçlarını karşıladığından tapudaki devir mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımamaktadır. Bu nedenle tapu iptal ve tescil davası açılsa bile reddedilmektedir.

Mirastan Mal Kaçırma Davasını Kimler Açamaz?

Yukarıda da izah edildiği üzere hukuki menfaati olan her mirasçı muris muvazaasına dayanarak tapu kaydının iptali ve tescili davası açabilir. Bu noktada davayı açan mirasçının illa ki yasal mirasçı olması gerekmez, atanmış mirasçı da bu davayı açabilir. Bu noktada her bir mirasçı diğer mirasçıların onayını almadan davayı açabilir ancak davayı açmak isteyen mirasçı kendi payı oranında değil de taşınmazın terekeye dönmesi amacıyla davayı açıyorsa diğer mirasçılarında olurunu alması ya da temsilci ile davaya devam etmesi gerekmektedir.  Ancak bu davayı mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler açamaz.

Başa dön tuşu