İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde (İYUK)

İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde (İYUK)

idari yargilama usulu kanunu 31 madde

İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller

Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükûnunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 5/4/1990-3622/11 md.; Değişik:10/6/1994-4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re‘sen yapılır. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/22 md.) Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Bu Kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde Açıklaması

İdari Yargılama Usulü Kanunu, başta da söylediğimiz gibi, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yapılan yargılamalarla ilgili usul (yöntem) kurallarını düzenlemektedir. Ancak; yargılama usulü ile ilgili tüm müesseseler, bu Kanunda düzenlenmiş değildir. Kanunun 31.maddesi, yargılama usulü için gerekli olup da bizzat düzenlemediği kimi müesseseler için, ilgili kanunlara gönderme yapmaktadır. 31.madde, ilk fıkrasında, kimi usul müesseseleriyle ilgili olarak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümlerine; bilirkişiler hakkında, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükümlerine; 2’nci fıkrasında da, vergi uyuşmazlıklarının çözümü ile sınırlı olarak, bir idari usul kanunu olan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerine göndermede bulunmuştur.

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, ek ve değişiklikleriyle birlikte, 1 Ekim 2011 gününde yürürlüğe giren, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 450. maddesiyle yürürlükten kaldırılarak, aynı Kanunun 447’nci maddesinin (2) numaralı fıkrasıyla, mevzuatta 1086 sayılı Kanuna yapılmış bulunan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayıldığından; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31.maddesinin ilk fıkrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun çeşitli müessesesine yapı lan göndermelerin, anılan tarihten itibaren, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu müesseselerle ilgili maddelerine yapılmış sayılması gerekmektedir. Bu nedenle, bu bölümde, anılan müesseseler, 31.maddenin ilk fıkrasında yapılan göndermeler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddelerine yapılmış sayılarak, bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre açıklanmıştır.

  • İlgili Makale: 
  • 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Tam Metin: 
idari yargilama usulu kanunu 31 madde iyuk
idari yargilama usulu kanunu 31 madde iyuk

İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller Emsal Kararlar

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E:2010/3538, K:2011/1

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde
  • Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı haller 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde belirtilmiş olup; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na gönderme yapılan hususlar arasında, 2577 sayılı Kanunla düzenlenmiş olan idari yargıda dava açma, itiraz, temyiz ve karar düzeltme süreleri yer almadığından, 2577 sayılı Kanunda öngörülen 15 günlük karar düzeltme süresinin geçirilmesi nedeniyle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 166. ve devamı maddelerinde yer alan eski duruma getirme (hali sabıka irca) ile ilgili hükümlerin olaya uygulanarak geçirilmiş olan karar düzeltme süresinin tekrar canlandırılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.


Danıştay 5.Dairesi E: 2015/6954, K:2016/646

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde
  • Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile, yargılama giderleri konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıf yapılmış; 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447. maddesinin 2. fıkrasında, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır” hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde yargılama giderleri arasında, celse, karar ve ilam harçlarına, dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderlerine ve vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretine yer verilmiş; 326. maddesinin 1. fıkrasında, Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hükme bağlanmıştır.

İdare Mahkemesince, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda hüküm kurulmuş ve davalı İdarenin, davanın açılmasına yol açtığı gerekçesiyle yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya ödenmesi gerektiğine karar verilmiş ise de; Mahkemece “karar verilmesine yer olmadığı” yolunda verilen kararın, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu tespitini içeren bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığı ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da olmadığı açıktır.

Bu itibarla; yargılama sonucunda davalı İdarenin tesis ettiği dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu veya davanın açılmasına davalı İdarenin sebep olduğu sonucunu çıkarmak mümkün olmadığından, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davayı açan davacı üzerinde bırakılması yerine, İdareye yüklenmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davalı İdarenin temyiz isteminin kabulüyle, Mardin İdare Mahkemesince verilen 29/07/2015 günlü, E:2015/894; K:2015/1721 sayılı kararın; yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/c fıkrası uyarınca bozulmasına; aynı maddenin 3622 sayılı Kanun’la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


Danıştay 13.Dairesi E:2015/428, K:2015/4110

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde
  • Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde, feragat, davacıların talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı; 311. maddesinde de, feragatin kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğuracağı kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından karar düzeltme yoluna başvurulduktan sonra, davacı vekilinin 13.11.2015 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren dilekçesiyle davadan feragat edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenle; davacının davadan feragat etmesi nedeniyle karar düzeltme isteminin esasını inceleme olanağı kalmadığından, feragat isteminin incelenerek karara bağlanabilmesi için karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizce verilen 11.11.2014 tarih ve E:2010/833, K:2014/3473 sayılı kararın kaldırılarak, Ankara 10. İdare Mahkemesi’nin 20.01.2010 tarih ve E:2009/708, K:2010/56 sayılı kararının BOZULMASINA, kesin olarak, 24.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Danıştay 11.Dairesi E:2014/2232, K:2015/46

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde
  • Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile, yargılama giderleri hususunda göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 4.2.2011 günlü, 27836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Yasa’nın 447. maddesinin 2. fıkrasında, mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan göndermelerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı öngörülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde celse, karar ve ilam harçlarının yargılama giderlerinden olduğu; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen, bir başka ifadeyle, davayı kaybeden taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir. Antalya 1. İdare Mahkemesi Hakimliğince, kıdem tazminatı talebiyle miktar belirtilerek açılan davanın kabulü yolunda verilen kararda; karar aşamasında davacıya tamamlattırılmasına hükmolunan eksik nispi harcın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesine aykırı olarak, yargılama giderleri toplamına dahil edilmeyerek davacı üzerinde bırakılması usule uygun bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Antalya 1. İdare Mahkemesi Hakimliğinin 27/11/2012 tarihli ve E:2012/179; K:2012/1500 sayılı kararını onayan Antalya Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Antalya Bölge İdare Mahkemesinin 8/11/2013 tarihli ve E:2013/1378; K:2013/2422 sayılı kararının; faiz ile eksik nispi harca ilişkin hüküm fıkralarının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca, hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın bir suretinin Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmi Gazetede yayımlanmasına, 02.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Danıştay 14.Dairesi E:2012/1672, K:2014/7044

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde
  • Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 324. maddesinde, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu, aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı, 325. maddesinde ise, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde; hakim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verileceği, belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.

Dava konusu işlemin niteliği; mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını zorunlu kılıyorsa, davacıdan keşif avansı yatırılmasının istenilmesine rağmen yatırılmaması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 325. maddesi uyarınca keşif avansının yargılama sonucu haksız çıkan taraftan alınmak şartıyla hazineden veya davalı idareden istenerek mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından; Trabzon ili, Of ve Dernekpazarı ilçelerinde bulunan Solaklı Deresi üzerinde projelendirilen ve müdahil şirketçe yapımı üstlenilen Çaykara Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali’ne ilişkin verilen 13.08.2007 gün ve 740 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı ile hidroelektrik santral projesinin uygulanma onayının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; uyuşmazlığın çözümünün, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını zorunlu kıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 325. maddesi uyarınca keşif avansının yargılama sonucu haksız çıkan taraftan alınmak şartıyla davalı idareden istenilmesi, davalı idare tarafından da yatırılmaması halinde hazineden karşılanması suretiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştay 10.Dairesi E:2011/7268, K:2012/3343

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde
  • Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller

2577 sayılı Yasanın 31. maddesiyle idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanununun feragate ilişkin hükümlerinin ancak idari davaların türleri, nitelikleri ve idari yargılama usulüyle bağdaştığı ölçüde uygulanması mümkündür. İdari dava türlerinden olan iptal davaları; bireysel hakları ihlal eden, somut, sübjektif nitelikteki idari işlemlere veya ortada herhangi bir hak ihlali olmaksızın bireyin menfaat ilgisinin kurulabildiği kamu yararını yakından ilgilendiren işlemlere karşı açılabilmektedir. Bireysel hakkın ihlaline dayanmayan kamu yararını yakından ilgilendiren konularda açılan iptal davaları, objektif ve somut nitelikte olup; bütünüyle kamu yararını amaçlamaktadır. Dolayısıyla iptal davalarında feragat isteminin de kamu yaran ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerekmektedir. Bireysel hakların ihlaline dayanan iptal davalarında davacının herhangi bir kısıtlama olmaksızın davasından feragat edebileceğinde duraksama bulunmamaktadır.

Buna karşılık, düzenleyici işlemlere karşı ve kamu yararını yakından ilgilendiren konularda açılan iptal davalarında, işlemin yürütmesinin durdurulması veya iptali kararı verildikten sonra davacıya davadan feragat etme hakkının tanınması, kamu yararıyla ve idarenin yargısal denetimi yoluyla hukukun üstünlüğünü sağlama amacıyla bağdaşmamaktadır.

Dava konusu uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince, yapılan yargılama sonucunda, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Temyiz isteminin incelenmesi sırasında davacıya davasından feragat etme hakkının tanınması, iptal davasının işleviyle, yani hukuk devleti ilkesinin gereği olarak idarenin faaliyetlerinde hukuka uygunluğun sağlanması amacıyla, dolayısıyla, kamu yararıyla bağdaşmayacaktır. Bu nedenle, davadan feragat ettiği yolundaki davacı istemi yerinde görülmeyecek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile Ankara 9. İdare Mahkemesinin 11.2.2011 tarih ve E:2010/309, K:2011/237 sayılı kararının ONANMASINA, 05.07.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


İdari Yargılama Usulü Kanunu 31. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.danistay.gov.tr/

X