Hangi Hallerde Boşanma Olmaz?

hangi hallerde bosanma olmaz

Hangi hallerde boşanma olmaz sorusu boşanma davası açan her çiftin merak ettiği bir konudur. Boşanma davası; evlilik birliği devam eden tarafların artık anlaşamamaları halinde evlilik birliğini sonlandırmak için sahip oldukları bir haktır. Bu hakkın kullanılması için taraflar arasında geçerli bir evlilik birliği kurulmuş olması gerekir. Boşanma davasının şartları yerine getirildiği ve usulüne uygun bir şekilde dava açıldığı takdirde boşanma kararı verilir. Bu noktada Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak hizmet vermekle birlikte bu yazımızda da boşanma davasının reddedildiği durumlardan yani boşanma kararı verilmeyen durumlardan bahsedeceğiz.

Boşanma davası açıldıktan sonra hâkimin dava dosyasında ilk inceleyeceği hususlar harcın ödenip ödenmediği, davanın görevli-yetkili mahkemede açılıp açılmadığıdır. Bununla birlikte vekâletnameler ve boşanma sebepleri incelenir. Bu hususlarda eksiklik olmadığı takdirde dava görülür. Boşanma davası 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümü, Birinci Kısım Evlilik Hukuku ve İkinci Bölüm Boşanma başlığı altında 161. maddeden başlayarak 184. maddeye kadar düzenlenmektedir. Hangi hallerde boşanma olmaz sorusunun cevabı hem esasa hem de usule yönelik olabilir. Eğer boşanma davası şartları yerine gelmemişse, usul eksiklikleri olmuşsa, eşler veya davacı boşanma iradesini değiştirmişse veya eşler boşanma sebeplerini ispat edememişse, boşanma olmaz.

Evlilik birliğinin temellerinin sarsıldığı, tarafların daha fazla bir arada duramayacağına karar verdikleri noktada, boşanma süreci başlar. Fakat, halk arasında sıkça tartışılan bir konu olan “Hangi Durumlarda Boşanma Olmaz?” sorusu, her boşanma talebinin otomatik kabul edilmeyeceği gerçeğini gözler önüne sermektedir.

Hangi Durumlarda Boşanma Olmaz?

Hangi hallerde boşanma olmaz sorusunun cevabını hadi verelim. Boşanma davası açıldığı zaman, hakim dava şartlarını ve usul kurallarını inceler. Eğer bu hususlarda bir eksiklik yoksa hakim davanın devamına karar verir. Taraflar iddialarını ve taleplerini sunar, bunları ispat ederler. Hakim bu durumları değerlendirerek tarafların boşanmalarına ya da ayrılmalarına karar verir. Ancak bunların dışında yasada sayılı şartların eksik olması ya da usul eksikliklerinde hakim boşanma davasını reddeder ve taraflar boşanamaz. Hakimin boşanma davasını reddettiği yani boşanma kararı verilmeyen haller şu şekilde sıralanabilir:

  • Boşanma davasının harçlarının yatırılmaması,
  • Boşanma davasının harçlarının eksik yatırılması,
  • Çekişmeli boşanma davası açan davacı tarafın davadan vazgeçmesi,
  • Anlaşmalı boşanma davasında her iki tarafın da anlaşmadan vazgeçmesi,
  • Boşanma davasının duruşmasına davacının ya da vekilinin mazeret bildirmeden katılmaması,
  • Boşanma davası için sunulması gereken evrakların sunulmaması (Örneğin anlaşmalı boşanma davalarında anlaşma protokolü)
  • Boşanma davası açan eşin karşı tarafın kusurunu ispatlayamaması,
  • Boşanma davası açan eşin boşanma sebeplerini ispatlayamaması,

Boşanma davası açıldığında yukarıdaki durumlarda hakim tarafların boşanmalarına karar vermez. Kişi boşanma davasını açması, hakimin tarafların boşanmalarına karar vermesi için yeterli değildir. Örneğin bir kusura dayalı olarak açılan boşanma davasında bu kusurun ispatlanamaması halinde hakim tarafların boşanmalarına karar vermeyecektir. Somutlaştırmak gerekirse, eşinin zina yaptığını söyleyen bir kişinin açtığı boşanma davasında zinayı kanıtlayamaması halinde hakim tarafların boşanmalarına karar vermeyecektir. Bu nedenle taraflar kendileri ya da vekil aracılığı ile boşanma davasını açtıktan sonra delillerini sunar. Ancak bu delillerin hukuka aykırı bir şekilde elde edilmemesi gerekir. Eğer hukuka aykırı delil elde edildiyse boşanma şartları ispat edilemediği için boşanma davası reddedilir.

hangi durumda bosanma olmaz
hangi durumda bosanma olmaz

Boşanma Davasının Reddedilmesi ve Sonucu

Boşanma davasının reddedilmesi, boşanmanın gerçekleşmemesi ve evlilik birliğinin devam etmesi sonucunu doğurur. Eğer dava usulden reddedilmişse, usul eksiklikleri giderildikten sonra tekrar dava açılabilir. Örneğin harcın ödenmemesi sebebi ile dava açılır ve usulden reddedilirse yeniden dava açmak mümkündür. Ancak davanın esastan reddedilmesi halinde yeniden dava açabilmek için önceki davadan farklı sebeplere dayanmak gerekmektedir.

Kişi açtığı boşanma davasından feragat edebilir diğer adıyla bu davadan vazgeçebilir. Bu durumda kişi feragat etse de herhangi bir süre beklemeksizin tekrar boşanma davası açabilir. Ancak feragat edilen davadaki sebeplere tekrar dayanılması mümkün değildir. Örneğin zina nedeniyle boşanma davası açan bir erkek, eşini affettiyse ve eve geri dönüp birlikte yaşamaya başladıysa günün sonunda affettiği varsayılır. Devamında boşanma davasından feragat edebilir.

Ancak sonrasında kadının, erkeğin hayatına kast edecek bir davranışı olduğunda kişi tekrardan boşanma davası açabilir. Ancak bu kez hayata kast nedeniyle boşanma davası açılır, zina nedeniyle boşanma davası açılmaz.  Yani boşanmayı talep eden tarafın bu talebinden vazgeçmesi, davaya taraflar ya da vekillerinin katılmaması ve iddiaların kanıtlanamaması halinde boşanma davaları reddedilir ve bu davaların usulden, esastan reddedilmesine göre de sonuçları değişiklik gösterir.

Boşanma Davasının Eksiksiz Yürütülmesi

Boşanma davaları çekişmeli ya da anlaşmalı olarak ikiye ayrılır. Anlaşmalı boşanma davasının usulüne uygun yürütülmesi ve esastan reddedilmemesi için gerekli bazı şartlar vardır. Örneğin taraflar en az 1 yıl evli kalmalı ve tarafların uzlaşmaları ile hazırladıkları bir boşanma protokolü olmalıdır. Bunun dışında hakim karar vermeden önce tarafları bizzat dinlemelidir ve velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı hususlarında taraflara uygun bir sonuç olduğuna kanaat getirmelidir. Bunun dışında harçlar eksiksiz yatırılmalı ve görevli-yetkili mahkemede dava açılıp usulüne uygun işlemler yürütülmelidir.

Çekişmeli boşanma davasında ise; kişiler Türk Medeni Kanunu’nda yer alan sebeplere dayanarak dava açabilir. Bu sebepler zina, terk, akıl hastalığı, haysiyetsiz hayat sürme, küçük düşürücü suç işleme ve hayata kast, pek kötü muamele, onur kırıcı davranışlardır. Bu sebeplerden birisine ya da birden fazlasına dayanılarak dava açılabilir. Bir dilekçe hazırlanarak bu hususlar delillerle ispat edilerek görevli ve yetkili mahkemeye sunulur. Davada görevli mahkeme aile mahkemesi olup aile mahkemesi olmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemeleri görevli olacaktır.

Çekişmeli boşanma davalarında yetkili mahkeme ise taraflardan birisinin yerleşim yeri ile eşlerin birlikte son kez en az 6 ay yaşadıkları yer mahkemesidir. Dilekçe sunulduktan sonra harçlar yatırılır. Harçlar ve masraflar ödendikten sonra dosya bir esas numarası ile mahkeme nezdinde görülür. Mahkeme, önüne dosya geldikten sonra bir tensip zaptı düzenler ve yapılacak işlemler belirlenir. Ardından ön inceleme duruşması yapılır ve tarafların sundukları dilekçelere göre tahkikat aşamasına geçilir. Hakim delilleri ve iddiaları değerlendirir.

Medeni Kanunda Hangi Hallerde Boşanma Olmaz?

Boşanmaya engel durumlar aslında boşanma gerektirecek vakıaların var olmadığına dair hallerdir. Bunları geniş kapsamlı değerlendirmek gerekir. Evlilik ilişkisi içerisinde eşler arasındaki ilişkinin şekli ve devamındaki belirli olgular boşanmaya engel kabul edilebilir. Boşanmaya engel durumların şunlar olduğu söylenebilir:

  • Anlaşmalı boşanmada 1 yıldan az süreyle evli kalmak,
  • Eşin kusuru sebebiyle tartıştıktan sonra affetmek veya barışmak,
  • Bir arada yaşamaya devam etmek, evden ayrıldıktan sonra geri dönmek,
  • Şikayetten vazgeçmek,
  • Evliliğin devamı için girişimlerde bulunmak ve aracılardan yardım istemek,
  • Birlikte olmaya dair eylemler, pikniğe gitmek, beraber tatile gitmek ve cinsel ilişkiye girmek,
  • Eşine sevgi söylemleri ve eylemlerinde bulunmak,
  • Eşinin öğrendiği kusuruna rağmen affetmek ve bu kusuru dikkate almamak.
  • İddia edilen kusurların ispat edilememesi.
  • Delillerin süresinde verilmemesi ya da hukuka uygun yollarla elde edilememesi.

Yukarıda sayılan benzer durumlara eş nitelikteki haller de boşanmanın gerçekleşmesine engel olabilir. Ancak bu engellerin Mahkemece takdiri gerekir. O yüzden tam manasıyla boşanmaya engel durumları sayma yoluyla kesin olarak ortaya koymak mümkün değildir. Bu nedenle alanında uzman bir aile hukuku avukatının yardımı alınmalı ve deliller ve sair hususlar ayrıntılı olarak belirlenmelidir.

Boşanma Davasında Esas Alınamayacak Durumlar

Boşanma davası açarken boşanma sebeplerinin sunulması ve bu sebeplerin boşanmayı haklı göstermesi gerekmektedir. Aksi durumda hakim tarafından boşanma kararı verilmeyecektir. Boşanma davalarında karşı tarafın kusurlu olduğunu gösteren vakalar ileri sürülmesi ve bu vakaların ispat edilmesi gerekmektedir. Boşanma davalarında ileri sürülse de boşanma kararında dikkate alınmayacak durumlara bakacak olursak;

  • Evlilik Öncesinde Yaşanan Durumlar: Evlilik birliği usulüne uygun yapılan resmi nikah ile birlikte kurulacağından, tarihten önceki eylemler nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanılarak boşanma davası açılamaz. Bu bakımdan, örneğin nişanlılık döneminde yaşanılan olaylara dayanılarak boşanma davası açılamaz. Kaldı ki, resmi nikah öncesinde yaşanan olaylara rağmen resmi nikahın yapılmış olması, tarafların bu olayları affettiği veya en azından hoşgörü ile karşıladığı anlamını taşır. Nikah günü öğrenilen kusurlu davranışlara rağmen nikahın yapılması, af iradesini gösterir. Evlilik öncesinde başkasıyla cinsel ilişki yaşamış olması kusur olarak yüklenip boşanma davası açılamaz. Düğün yapılmamış olması önem arzetmez. Resmi nikah yapılmakla evlilik birliği kurulmuş olduğundan, resmi nikah yapıldıktan sonra fakat düğünden önce gerçekleşen eylemlere dayalı olarak boşanma davası açılabilir. Örneğin düğünden önce eşini darp etme halinde böyle bir durum söz konusu olacaktır.
  • Affedilmiş veya Hoşgörü ile Karşılanmış Olaylar: Evlilik birliğinin kurulmasından sonra gerçekleşse bile, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar ise boşanma sebebi olamaz. Bu sebeplere dayanılarak açılan boşanma davaları reddedilecektir. Örneğin eşini darp ettikten sonra tarafların barışıp evlilik birliğini sürdürmeleri üzerine, daha sonra yaşanan hakaret olayı üzerine boşanma davası açılmışsa, darp eylemi affedilmiş olduğundan sadece hakaret olayı kusur olarak yüklenmelidir. Affın kabul edilebilmesi için affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle kanıtlaması gerekir.

Affedilme veya Hoşgörü ile Karşılanma Hali Oluşturan Durumlar

Boşanma davası açılsa bile davalı tarafından affedilme veya hoşgörü ile karşılanma halinin bulunduğu hususu ileri sürülür ve ispat edilirse hakim boşanmaya karar vermez.  Bu hallere bakacak olursak;

  • Barışmış Olmak: Barışma girişimi başlı başına af iradesini göstermez: Tarafların fiilen ayrılmalarından sonra belli bir yerde bir araya gelerek barışma girişiminde bulunulmuş olması; af iradesini kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan başka olgu ve deliller bulunmadıkça, önceki olaylardan dolayı eşini affettiği anlamına gelmez.
  • Bir Arada Yaşamaya Devam Etmek: Tarafların söz konusu vakıanın gerçekleşmesinden sonra bir arada (aynı çatı altında-aynı evde) yaşamaya devam etmiş olmaları, kural olarak önceki vakıaların affedildiği veya en azından hoşgörü ile karşılandığını gösterebilir. Ancak, bu kural katı uygulanamaz. Boşanma davası açacak olan eşin evden ayrılması zorunlu olmayıp, aynı çatı altında kalarak ve yaşanan olayları af veya hoşgörü ile karşıladığını gösterecek şekilde davranmayarak boşanma sürecini sürdürebilir. Örneğin dargın durarak, aynı yatağı paylaşmayarak vs. aynı evde durabilir. Eşlerin aynı çatı altında oturmaları boşanma davası açmaya engel teşkil etmez. Boşanma davasından sonra eşlerin bir arada yaşamaya devam etmesi halinde, davadan önceki eylemlerin affedildiği veya hoşgörü ile karşılandığı anlamına gelir. Davadan sonraki olaylar ise ancak yeni bir davanın konusunu oluşturabilir. Zorunlu sebeplerden kaynaklanan bir arada yaşama zorunluluğu affetme veya hoşgörü ile karşılama sonucunu doğurmaz.
  • Babaevine Gittikten Sonra Geri Dönmek: Yaşanılan olaydan sonra kadının babaevine gidip belli bir süre sonra geri dönmesine sıklıkla rastlanabilmektedir. Bu durumda, geri dönme tarihinden önce gerçekleşen eylemler affedilmiş veya en azından hoşgörü ile karşılanmış olduğu kabul edilmelidir.
  • Ortak Konuta Dön İhtarı Yapmak: Evi terketmiş eşe yönelik olarak, diğer eş tarafından ortak konuta dönme konusunda ihtar çekilirse, ihtar çeken eş bakımından söz konusu ihtardan önceki olaylar affedilmiş sayılır.
  • Açılmış Boşanma Davasından Feragat Etmek: Eşler arasında anlaşmalı boşanma davası haricinde bir boşanma davası olup da bu davadan feragat edildiği için davanın reddine karar verilmişse, feragat tarihinden önceki olaylar affedilmiş sayılır. Burada feragat tarihi esas alınır. Yoksa feragat nedeniyle dosya hakkında verilen kararın karar veya kesinleşme tarihi değil. Ancak bu davanın anlaşmalı boşanma davası olmaması gerekir. 
  • Birlikte Tatile Gitmek-Aynı Otel Odasında Kalmak: Yaşanan kusurlu eylemlerden sonra eşlerin birlikte tatile gitmeleri, aynı otel odasında konaklamaları, önceki olayları affettikleri veya hoşgörü ile karşıladıkları sonucunu doğurabilir. Bu hususlar, ilgili otel kayıtları ve diğer belgelerle ispat edilebilir.
  • Birlikte Pikniğe Gitmek: Birlikte pikniğe gitmek, tarafların barıştıklarını ve önceki olayları affettiği hususunda bir niteliği taşıyabilir.
  • Cinsel İlişkiye Girme: Uygulamada bazen taraflar arasında boşanma davası açılmış olmasına rağmen, bu davadan belli bir süre sonra cinsel ilişkiye girdikleri, kadının hamile kaldığı ve hatta çocuklarının olduğu dahi görülmektedir. Bu durum tarafların cinsel ilişkiye girdiğini ve bu bakımdan af iradesini ortaya koyduklarını gösterir. Cinsel ilişkiye girmiş olmak, tarafların birbirlerini affettikleri sonucunu doğurur. Davadan sonra hamile kalmış olmak, önceki olayların affedildiği veya hoşgörü ile karşılandığı anlamına gelir.
  • Öğrenilen Kusura Rağmen Nikah Yapılması: Nikah günü öğrenilen kusurlu davranışlara rağmen nikahın yapılması af iradesini gösterir.
  • Eşini sevdiğini ve Evliliğin Devam Etmesinden Yana Olduğunu Belirtmek: Eşlerden birinin evliliğin devam etmesinden yana olduğunu ve eşini sevdiğini ifade etmesi, davalıdan kaynaklanan kusurlu davranışları af niteliğindedir.

Af ya da Hoşgörü Kapsamında Sayılmayan Haller

Boşanma davasında davalı taraf af ya da hoşgörü kapsamında kaldığını ileri sürerek boşanmanın reddini talep edebilir. Ancak mahkemeye ileri sürülen iddiaların bazıları bazı vakalar af gibi görünse de af olarak kabul edilmemekte ve boşanma kararı verilmektedir. Bu hallere bakacak olursak;

  • Eşin Ceza Dosyasında Şikayetten Vazgeçmesi Hali: Af ya da hoşgörü kapsamında sayılmayan hallerin en tipik hali, ilgili eşin ceza davasındaki şikayetinden vazgeçmesidir. Ceza soruşturması veya davasındaki şikayetten vazgeçme başlı başına af veya hoşgörü ile karşılama anlamına gelmez. Örneğin darpedilen eş, diğer eşin ceza evine girmesini istemeyebilir. Onu ceza tehdidinden kurtarmak isteyebilir. Bir eşin diğerini sırf ceza tehdidinden kurtarmak istemesi, onu affettiği ve eylemlerini hoş gördüğü anlamı taşımaz. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Özellikle soruşturma veya kovuşturmaya konu olaydan sonra tarafların bir araya gelmemiş olmaları da, ceza mahkemesindeki şikayetten vazgeçmenin af niteliğinde olmadığını göstermektedir.
  • Eşin Yakınlarının Şikayetten Vazgeçmesi Hali: Ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına konu eylemin mağduru diğer eş olmayıp diğer eşin anne, baba veya kardeşi vs. olabilir. Örneğin gelin kayınvalidesini darp etmiş olabilir. Bu husus gelinin eşi yönüyle bir boşanma sebebidir. Kayınvalidenin gelini hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi, kocasının onu affettiği anlamına gelmez.
  • Zorunlu Olarak Aynı Evde Yaşama: Bir arada yaşamak zorunlu sebeplerden kaynaklanıyor ise, bu durum af veya hoşgörü gösterildiği anlamına gelmez. Örneğin yeni doğum yapılmış olunması ve gidilecek başka yer bulunmaması halinde ilgili eşin evde kalmaya devam etmesi af veya hoşgörü anlamı taşımaz.
  • Yeni Bir Başlangıç Yapmaya Yönelik Girişim: Yargıtay’ın vermiş olduğu bir karara göre, eşlerden birinin diğerine “yeni bir başlangıç yapalım” şeklinde söylediği sözleri, iyiniyetle yapılmış bir girişim olarak değerlendirmiş olup, af niteliğinde görmemiştir.
  • Evliliği Kurtarmaya Yönelik Girişim: Taraflardan birinin evlilik birliğini kurtarmaya yönelik iyiniyetli girişimi af kapsamında değildir. Yurtdışında bulunan kocasının yanına gitmesi evliliği devam ettirmeye yönelik iyiniyetin bir göstergesi olup, af niteliğinde değildir. Evlilik birliğinin devamı için barışma teklifi veya görüşmesi af niteliğinde kabul edilemez. Tarafların fiili ayrılık sürecindeki evliliğin devamı için yaptıkları barışma girişimleri müzakere niteliğinde olup, af niteliği taşımaz. Kayınpederin, damadı ile görüşmesi af niteliğinde değildir. Kocanın eşini almak için gitmesi af niteliğinde değildir.
  • Çocuklar İçin Boşanmak İstemediğine Dair Beyan: Eşlerden birinin “Ben çocuklarımdan dolayı boşanmak istememekteyim, ancak davacı taraf boşanmak istediğinden dolayı bende boşanmak istiyorum” şeklindeki beyanı af niteliğinde değildir.
  • Çocukları İçin Eve Gelmek İstediğini İfade Etmek: Evden haklı sebeplerle ayrılmış olup, çocukları için eve gelmek isteyen in davranışı af niteliğinde değildir.

Açılan Boşanma Davasından Sonra Gerçekleşen Olaylar

Her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir. Davadan sonra oluşan olaylar boşanma kararında esas alınamaz, ancak yeni bir davanın konusu olur. Genel bir ifade kullanacak olursak, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasının konusunu, evlilik birliğinin kurulmasından, boşanma davasının açıldığı tarihe kadarki süreçte gerçekleşen ve affedilmemiş veya hoşgörü ile karşılanmamış eylemler (olaylar/vakialar) oluşturur. Bu da göstermektedir ki, boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen olaylar açılmış bulunan boşanma davasında hükme esas alınamaz. Yargıtay’ın kararları bu doğrultuda yerleşik hale gelmiştir.

Hukuka Aykırı Yollarla Elde Edilen Delillerin İşaret Ettiği Olaylar

Boşanma hükmüne esas alınacak olayların (vakıaların), usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerekir. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerle ispatlanan vakıalar boşanma davasında hükme esas alınamaz. Örneğin sadakatsiz davranışta bulunan erkeğin özel hayatının gizliliği ihlal edilerek elde edilen deliller hukuka aykırı olacağından, sadakatsizlik vakıası erkeğe yüklenemez. Belirtilen sebeplerle dava açılması halinde boşanma davası reddedilebilir.

Usul Hukukuna Aykırı Şekilde Bildirilen Olaylar

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119/1-(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Delillerin bildirilmesi hakkındaki bu düzenleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda kabul edilen somutlaştırma yükünün de bir gereğidir. Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.

Taraflarca bildirilen bir vakıanın hükme esas alınabilmesi için, usulüne uygun şekilde mahkeme önüne getirilmesi gerekir. Bu bakımdan, tarafların verdikleri dilekçelerde yer almayan veya süresi geçtiği için geçerli sayılmayan dilekçelerde belirtilmiş vakıalar hükme esas alınamaz. Süresi içerisinde sunulmamış delil bulunması veya süresi içerisinde cevap hakkının kullanılmaması durumunda da hakimin boşanma davasını reddetmesi mümkündür.

Reddedilen Boşanma Davasının Dava Tarihinden Önceki Olaylar

Taraflar arasında eldeki davadan daha önce bir boşanma davası görülmüş ve o dava reddedilmişse, reddedilen önce davanın “dava tarihinden” önceki olaylar, daha sonra açılan davada dikkate alınamazlar. Bunun sonucu olarak, reddedilen boşanma davasının dava tarihinden sonraki olaylar yeni boşanma davasında dikkate alınır.

X
kadim hukuk ve danışmanlık