Ceza Hukuku

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası (TCK 132.m)

Haberleşmenin özgürlüğü insanın temel haklarındandır. Gelişen dünyada bu hakkın gerekliliği ve özgürlüğü önemle vurgulanmaktadır. Uluslararası belgelerde bu temel hakkın korunması gerektiği belirtilmektedir. İnsan topluluğunun bulunduğu yerde haberleşme ve iletişim kendisini gösterir işte bu haberleşmenin korunması için demokratik hukuk devletleri anayasalarında düzenlemeler yapar, bu hakkın korunması için müeyyideler yaratır. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu ve cezası bu nedenle önemli bir suç tipidir.

Belirtmek gerekir ki, benzer nitelikte fiiller aracılığı ile işlenen suçlar ile haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçu birbiri ile karıştırılmamalıdır. Türk Ceza Kanunu’nun niteliği gereği suç tipinin belirlenmesi doğru bir şekilde yapılmalıdır ki, suçu işleyen kişi gerçekleştirmiş olduğu davranış nedeniyle daha az ya da daha çok bir ceza almasın ve adalet doğru bir şekilde tecelli etsin. Bu doğrultuda, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu ile oldukça sık karıştırılan suç tipleri şu şekildedir:

  1. Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi, Kayda Alınması ve İfşa Edilmesi Suçu (Türk Ceza Kanunu 133. madde)
  2. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (Türk Ceza Kanunu 134. Madde)
  3. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu (Türk Ceza Kanunu 135. Madde)
  4. Kişisel verileri ele geçirme, yayma veya başkasına verme suçu (Türk Ceza Kanunu 136. Madde)
  5. Bilişim suçları (Türk Ceza Kanunu 243-245. Maddeler)

Belirtilen suçlar ile haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçunun karıştırılmaması adına, yazımızın devamında haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçu detaylıca izah edilecektir.

Bu bilgiler ışığında Anayasanın kişinin hakları ve ödevlerini düzenleyen ikinci bölümünde “Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması” başlığı altında haberleşme özgürlüğüne yer verilmiştir. Temel bir hak olan haberleşme özgürlüğünün korunması ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bu hakka yapılan saldırıların suç olarak düzenlenmesi sağlanmıştır.

Anayasa bu temel hak üzerinde durmuş ve önemini belirtmiştir. Anayasanın 22.maddesine göre;

“(1)Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

 (2) Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden kalkar.

 (3) İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir”

Anayasanın bu maddesi ile haberleşme özgürlüğü temel hak olarak anayasal güvence altına alınmıştır.

Haberleşme özgürlüğü kişinin kendisini geliştirmesi, özgür bir toplumda rahat hareket edebilmesi ve kendine ait özerk dünyasında rahat hareket edebilmesini amaçlar. Demokratik hukuk devletlerinde bu temel hak toplum sağlığı için ayrı bir öneme sahip olup hem anayasal bir hak olarak düzenlenmiş hem de bu hakka dokunulması halinde cezai yaptırım yaratılmıştır.

Haberleşme özgürlüğü daha özel bir hak olarak özel hayatın gizliliğinin korunması hakkının bir kolunu oluşturur. Bir başka deyişle özel hayatın gizliliği daha genel bir haktır, haberleşme özgürlüğü ise ona dokunan bir haktır.

Uluslararası hukukta haberleşme özgürlüğü ayrı olarak yer almış ve bu temel hakkın üzerinde önemle durulmuştur. AİHS 8.maddesinde kişinin salt kendine ait bu hayatını, özel hayatı, aile hayatı ve haberleşmesi olarak ifade etmiştir.

Haberleşmenin gizliliğini korumak amacıyla düzenlenmiş olan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK m.132) Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kısmının dokuzuncu bölümü olan “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir.

Gelişen teknoloji ile beraber toplumlar gelişmekte ve hukuki normlar bazı durumlarda yetersiz kalmaktadır. Haberleşmenin gizliliği suçunun ihlalinin yaptırımı bakımından 765 sayılı Türk Ceza Kanunu yetersiz kalmış ve gelişen teknoloji karşısında toplumun ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanmıştır. Böylece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda m.132’de bu hakkın cezai yaptırımı oluşturulmuş ve 765 sayılı TCK’nın eksikliği giderilmeye çalışılmıştır. Kanımca bu düzenleme ile hukuk sistemimiz muasır medeniyet çizgisine yaklaştırılmaya çalışılmış ve bu yolda önemli gelişme kaydedilmiştir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Unsurları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 132.maddesinde bu suçun cezai müeyyidesi düzenlenmiştir. Anılan maddede kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini ifşa ve kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini ifşa olmak üzere üç ayrı suç düzenlenmiştir.

TCK m.132’ye göre;

1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.

 2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Korunan Hukuksal Değer

Korunan hukuksa değeri yani suçun konusunu o suçla doğrudan ihlal edilen hukuksal menfaat olarak tanımlamak mümkündür. Bir suçun oluşabilmesi için hukuksal menfaat ihlal edilmeli ve kanun tarafından korunan bir hakkın olması şarttır. Bu suçla korunan hukuksal değer en geniş ifade ile kişinin özel yaşamıdır. Özel hayatın gizliliği ile haberleşmenin gizliliği arasında sıkı bir ilişki vardır. Nitekim kişinin serbestçe hareket edebilmesi kendisine ait özerk bir alanının olması amaçlanmıştır.

Özel hayatı koruyan bu madde doğrudan haberleşme özgürlüğünü de korumaktadır. Öte yandan yapılan haberleşme aile arasında olursa dolaylı olarak aile yaşamı da korunacaktır.

Suçun Maddi Konusu

TCK m.132/1’deki suçun maddi konusu haberleşme, TCK m.132/2-  3’deki suçların maddi konusu ise haberleşmenin içeriğidir. Bu suçtaki korunan haberleşmenin nasıl ve hangi yolla olacağını kanun koyucu söylememiştir ancak kanunun konuluş amacından hareketle korunan haberleşmenin yüz yüze değil bir araç vasıtası ile yapılması gerektiği sonucu çıkacaktır.

Bu araçların hangi araçlar olacağı kanun koyucu tarafından belirlenmemiştir. Kişiler arasında yüz yüze yapılan ve haberleşme değeri olmayan konuşmaların çıplak kulakla dinlenilmesi bu suç kapsamına girmeyecek yalnız bu durum özel hayatın gizliliğini ihlal (TCKm.134) kapsamına girecektir. Böyle bir konuşmanın ses veya görüntü kaydının alınması ise TCK m.133 kapsamında değerlendirilecektir.

Haberleşme denilince anlaşılması gereken zorunlu olarak yapılan, kişiler arasında özel olarak yapılan ve herhangi bir araç vasıtasıyla yapılan haberleşmedir. Yapılan haberleşmenin ihlali gerçekleşirse TCK m.132’den yararlanması için bir sır içermesine gerek yoktur lakin belirli bir kişiye yönelik olması şarttır. Bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için haberleşme aracının kişisel olması ve ona ait olması gerekir. Örneğin kişiye özel, kişinin adının yazılı olduğu bir zarfın başka kimse tarafından açılması bu suçun kapsamına girecektir aksi durumda yani gönderilmiş zarfın üzerinde herhangi bir kişisel ibare yoksa kişinin özel alanına dokunulmayacak dolayısıyla bu madde kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Suçun Faili ve Mağduru

Haberleşmenin ihlali suçunu (TCK m.132/1) ile kişiler arasındaki  haberlerini ifşa suçunu (TCK m.132/2) haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler işleyebilir.

Bu suç herkese karşı işlenebilir suçun mağduru haberleşmenin mağduru olan kişilerdir. Kendisiyle yapılan haberleşmeyi ifşa eden (TCK m.132/3) suç türünde fail haberleşmeyi yapan taraf, mağdur ise haberleşmenin diğer tarafındaki kişidir.

Maddi Unsuru (Eylem)

Bu madde altında farklı düzenlemelere yer verildiği için maddi unsuru farklı başlıklar altında    incelenecektir.

  • Kişiler Arasındaki Haberleşmenin Gizliliğini İhlal

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.132/1’e göre;

“1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.”

Haberleşemeye taraf olmayan herhangi bir kimsenin yapacağı haberleşmeyi engellemeye yönelik hareketi bu madde kapsamına girer. Kanun maddesinde yapılacak engelleme hareketinin nasıl yapılacağı gösterilmediği için bu suç ‘serbest hareketli’ suç tipidir. Bu madde ile kişilerin haberleşmesinin korunması ve kendi özel alanlarının olması orada rahat hareket edebilmeleri amaçlanmıştır. Madde metninde bahsi geçen suçta haberleşmenin tamamının öğrenilmesin gerek olmayıp yalnızca bir kısmı bile öğrenilmiş olsa bile bu suç yine de oluşacaktır.

Serbest hareketli bir suç olduğu için yapılacak olan bu eylemin ne şekilde yapıldığı önemli değildir. Bu madde kapsamında olan haberleşmenin aleni bir şekilde olmaması gerekir zira aleni bir ortamda yapılan haberleşmenin ihlalinde bu suç oluşmayacaktır. Bu suç tipinde bir zarar doğması aranmaz tipik bir tehlike suçunu oluşturur.

TCK m.132/1’de birinci cümlede suçun temel şekli ikinci cümlesinde ise nitelikli şekli düzenlenmiştir

  • Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriklerini İfşa

TCK m.132/2’ye göre ayrı bir suç tipi olarak tanımlanmıştır.

TCK m.132/2’ye göre;

2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Suçun şeklinde yapılacak olan ifşanın nasıl ve hangi yöntemle yapılacağı belirtilmemiştir nitekim bu suç tipi serbest hareketli bir suçtur. Yapılacak olan ifşa açık veya örtülü olabilir yine de bu suç oluşur. İfşa hareketinin mutlaka aleni bir ortamda yapılmasına gerek yoktur nitekim bir kişiye yapılacak ifşa hareketi de ifşa kapsamına girer. Haberleşmenin tamamının değil bir kısmının ifşa edilmesi de bu suçu oluşturur. Madde metninde netice belirtilmiş ifşa hareketiyle zararın doğması aranmadığından bu suç bir tehlike suçudur. Haberleşmenin ifşası hukuka aykırı bir şekilde yapılması gerekir zira hukuka aykırılık bu suçun unsurlarındandır, hukuka uygunluk sebepleri var ise bu suç oluşmayacaktır.

  • Kendisiyle Yapılan Haberleşme İçeriğini İfşa

Haberleşmenin ifşasını taraflardan birinin izinsiz, hukuka aykırı olarak ifşası da TCK m132/3’de ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

TCK m.132/3’e göre;

3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

Bu suçun maddi unsuru haberleşme içeriğini alenen ifşadır. Taraflardan birisi bu suç kapsamında fail olabilir. Haberleşmenin kayda alınması bu suç kapsamına alınmamış sadece taraflardan birisinin ifşası suç sayılmıştır. Yapılan haberleşmede karşılıklı güven çok önemlidir. Yapılacak ifşa karşı tarafın rızasını almadan yapılmışsa bu suç oluşur.

Rıza burada hukuka aykırılık unsuru ile ilgili değil tipiklik unsuru ile ilgilidir. Bu suçta önemli olan aleniyet ortamında ifşanın gerçekleşmesidir. Aleniyetten kasıt öğrenecek kişilerin sayılarının bilinmemesidir. Eğer öğrenecek kişi sayısı belli ise aleniyet oluşmaz dolayısıyla bu suç kapsamına da girmez zira bu suçun unsuru aleniyettir.

Manevi Unsur

Haberleşmenin gizliliğini ihlal kasten işlenebilen bir suçtur. Fail bilerek ve isteyerek bu suçu işlemiş olmalıdır. Kasten işlenebilen bir suç kural olarak olası kast ile işlenebildiği için TCK m.132/1 olası kastla da işlenebilir.

TCK m.132/3 kendisiyle yapılan görüşmeyi alenen ifşa eden kimsede bu suçu kasten işleyebilir. Kural olarak bu suç tipide olası kast ile işlenebilir ancak suçu duyurmak için yetkililere verilen bilgi bu kapsamda değerlendirilmez.

Bu makaleyi okuyabilirsiniz https://www.hukukihaber.net/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-ve-kisisel-verilerin-kaydedilmesi-sucu-makale,6656.html

TCK m.132/2 madde metninde ‘hukuka aykırı bir şekilde’ dediği için bu suç yalnızca doğrudan kast ile işlenebilir.

Hukuka Aykırılık

Kanunun verdiği yetkilerin kullanılması hukuka aykırılığı kaldırır. Bu görev kapsamında hükümlülere gelen mektupların denetimi, telefon konuşmasının idarece dinlenilmesi, postaya el koyulması, belgeleri inceleme hukuka uygunluk kapsamındadır ve hukuka aykırılığı kaldırır.

Özel Görünüş Şekilleri

  • Teşebbüs

TCK m.132’de ihlalin yapılması ile suç tamamlanır. İcra hareketlerinin bölünebildiği durumlarda bu suça teşebbüs durumu oluşabilir. Örneğin dinleme araçlarını kurarken kişinin yakalanması bu kapsamda değerlendirilecektir.

  • İştirak

Bu suç iştirak halinde işlenebilir.

  • İçtima

Haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse bunu ifşalarsa hem m.132/1 hem m.132/2’den sorumlu olur. Özel hayatın ihlali suçu genel norm niteliğindedir. Tek hareketiyle hem haberleşmenin gizliliğini hem de özel hayatın gizliliğini ihlal ederse daha özel norm olan haberleşmenin ihlalinden sorumlu olur.

Haberleşmenin gizliliği suçu bilişim sistemine girmekle oluşmuş ise bir fiil ile birden fazla suç oluştuğu için bilişim sistemlerine girme suçu (TCKm.243) ile haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCKm.132) arasında fikri içtima uygulanır

Zincirleme suç hükümleri bakımından herhangi bir özellik göstermez.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası

Bu suç bakımından seçimlik ceza öngörülmüştür. TCK m.132/1’e göre; fail altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Üst sınır iki yıl olduğu için hükmolunan hapis cezası ertelenebilir. (TCK m.51/2). Eğer bu suç kayıt alınarak işlenirse ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

Suçun Nitelikli Halleri

  1. Kişiler Arasındaki Haberleşmenin Gizliliğini İhlalin Haberleşme İçeriklerinin Kaydı Suretiyle İşlenmesi

Bu suçun temel şekli kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesidir. Bu gizlilik ihlalinin konuşulanların kayda alınması suretiyle yapılması bu suçun nitelikli halini oluşturacak ve ceza daha da ağırlaşacaktır. Buradaki amaç kaydın daha çok kişilere ulaştırılması tehlikesi ve kişilerin özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.

  1. Suçun, Kamu Görevlisi Tarafından ve Görevinin Verdiği Yetkiyi Kötü Kullanmak Suretiyle İşlenmesi

Haberleşmenin ihlali suçu kamu görevlisi tarafından görevinin vermiş olduğu nüfuzu kullanarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır (TCKm.137/1-a). Bu nitelikli hal 132.maddedeki öngörülen tüm suçlar için uygulanır. Bu nitelikli hal için failin yalnızca kamu görevlisi olması yetmemekte bu görevin verdiği yetkiyle suçu işlemesi gerekir. Görevin verdiği yetki işleyeceğinden suçu işlerken kamu görevlisi olmalıdır.

  1. Suçun Belli Bir Meslek ve Sanatın Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle İşlenmesi

TCK m 132’de sayılan suçların belirli bir meslek, sanatın vermiş olduğu kolaylıktan yararlanarak işlenmesi cezayı yarı oranında arttırır(TCK m.137/1). Bu nitelikli hal için kolaylık ile sağlanan menfaat arasında nedensellik bağı olmak zorundadır. Mesela bir telefoncunun telefonu yaptıktan sonra mesleğinin verdiği kolaylık konuşmaları dinlemesi bu suç kapsamındadır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı

Adli para cezası, yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Bu durum kanunda belirtilen suç tiplerinde öngörülür.  Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir. Burada en önemli şart cezanın 2 yıldan az olmasıdır. Aksi durumda adli para cezasına çevrilmez.

Erteleme kararında, mahkemece yargılanan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiş ve kişi hakkında hapis cezası hükmedilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından kişiye verilen hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır. Mahkeme tarafından verilen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi, sanığın belirlenen denetim süresini dışarıda iyi halli geçirmesi halinde cezasının infaz edilmiş sayılmasını sağlayan bir infaz kurumudur. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu sebebiyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi  mümkündür.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşürülmesine yol açan cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. Cmk 231. Madde şartları taşınması durumunda hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilebilir. Buda yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Şikayet, takibi şikayete bağlı suçlar, bir suç hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılabilmesinin suçun mağdurunun veya suçtan zarar gören kişilerin şikayetçi olmasına bağlı olduğu suçlardır. Takibi şikayete bağlı olan suçlar, 5237 sayılı TCK’de ve özel kanunlarda açıkça gösterilmiştir. Haberleşmenin ihlali suretiyle gerçekleştirilen suçlar (TCK m.132) takibi şikayete bağlı suçlar olup mağdur fiili öğrendiği andan itibaren altı ay içerisinde şikayette bulunmalıdır (TCK m.73/1-2).

Zamanaşımı hususu, Türk Ceza Kanunu m.66’da düzenlenmiştir.  TCK Madde 66/e’ ye göre, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası 8 yıl, geçmesiyle düşer. Emre itaatsizlikte ısrar suçunun cezasının üst sınırı da 2 yıl olduğu için, zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Uzlaşma şikâyetten vazgeçme değildir. Takibi şikayete bağlı bir suç olduğu için uzlaştırma kapsamında olan bir suçtur. Muhakemenin soruşturma veya kovuşturma evresinde uzlaştırma ile sonuçlanması mümkündür. (CMK m.253,m.254).

Görevli Mahkeme: Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Ceza hukuku özel bir alan olup ceza avukatı ile yönetilmesi gereken spesifik bir alandır. Dava sonunda çıkacak sonuç kişinin özgürlüğünü kısıtlayabileceği gibi dava süresince özel bilgilerinizin dava dosyasında olması sebebiyle hassasiyetle yürütülmesi gerekir. Bu sebeple haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu ve cezası ile karşı karşıya kalanlar ankara ceza avukatı ile çalışması sizlerin menfaatine olacaktır.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu