Uyuşturucu madde imal ve ticareti, toplumsal ve hukuki açıdan ciddi sonuçlar doğuran suçlardan biridir. Bu suçlarla mücadelede gizli soruşturmacı görevlendirilmesi yapılabilir. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 139. maddesi kapsamında yapılır. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, suç örgütlerinin faaliyetlerini deşifre etmek, delilleri toplamak ve failleri adalet önüne çıkarmak için etkili bir araçtır. Ancak, gizli soruşturmacı uygulamasının hukuka uygunluğu, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, başka yolla delil elde edilememesi ve hâkim kararı gibi sıkı şartlara bağlıdır. Gizli soruşturmacı olan dosyalarda şunlara dikkat edilmelidir:
- Gizli soruşturmacı olarak uyuşturucu madde alıcısı gibi davranarak güven alımı yapan adli kolluk görevlisi sanığı yönlendiremez, suç işlemeye teşvik edemez. Sanıkta uyuşturucu maddenin bulunup bulunmadığını soramaz. Adli kolluğun bu şekilde yönlendirme suretiyle elde ettiği deliller suçun ispatında kullanılamaz.
- Adli kolluk soruşturmayı yaparken üstte belirtilen hususları bildiği için gizli soruşturmacının madde alımına ilişkin hazırladığı tutanakta her zaman alışverişin satıcı tarafından önerildiği şeklinde ifadeler görülür. Yani ilk teklifin gizli soruşturmacıdan değil de satıcıdan geldiği yazılır. Fakat bazı eski tarihli bazı kararlarda olaylarda tutanak amatörce hazırlanmış olduğu için kolluğun suça teşviki tutanakta açık bir biçimde görülür ve bu durum Yargıtay tarafından bozma gerekçesi yapılır.
- Yeni tarihli olarak yapılan uyuşturucu operasyonlarında ve güven alımlarında tutanaklar adli kolluğun suça teşvik etmediğini gösterecek şekilde hazırlanır. Uyuşturucu madde satışı önerisi satıcıdan gelir, bu tarz dosyalarda çok sayıda sanık olmasına rağmen tutanaklara yansıyan ve sanık ile adli kolluk arasında geçen diyaloglar neredeyse birbirinin aynısıdır. Satıcı sanık; “ot mu lazım, sigara vereyim mi abi, kokain var güzel elimizde, ex mi lazım” tarzı önerilerle diyalogu başlatır.
- Oysaki uyuşturucu madde satıcısının bu şekilde seyyar satıcı gibi davranması ve diyalogu bu şekilde başlatması hayatın olağan akışına aykırıdır. Her ne hikmetse; fiziki takip ve sanıkla kurulan diyalogun her anı adli kolluk tarafından kamera ile kayıt altına alınmasına rağmen soruşturma dosyasına yalnızca 8 9 saniyelik, uyuşturucu maddenin alındığı ve paranın verildiği ana ilişkin kayıtlar girer. Öncesine ve ilk diyalog anına ilişkin kayıt yoktur.
- Hukuka aykırı olan bu uygulamaya karşı sanık ve müdafii tarafından adli kolluk tarafından tutulan ve uyuşturucu madde satışını gösterdiği iddia edilen tutanağın içeriği her aşamada reddedilmelidir. Duruşma sırasında gizli soruşturmacı adli kolluk görevlisine gizli soruşturmacı faaliyeti sırasında ne kadar süreyle kayıt alındığı, kayıtların dosyaya sunulurken kırpılıp kırpılmadığı sorulmalıdır. Daha uzun bir süre kayıt almadığını iddia etmesi hâlinde para verilip uyuşturucu maddenin alındığı sırada, görevlinin her iki elinin de serbest olduğu, bir yere temas etmediği durumda kayıt işleminin ne şekilde başlatıldığı mutlaka sorulmalıdır. Mahkemeden kayıtlarının bütününün Narkotik Şube Müdürlüğünden celbi için ara karar tesis etmesi talep edilmelidir.
-
Gizli soruşturmacı adli kolluk görevlisinin daha uzun bir şekilde kayıt altına aldığı kamera kaydının 8 9 saniyelik kısmını kırparak suçun delili olarak dosyaya sunması hukuka aykırıdır. Kayıtların kırpılmış olması ve tutanağa yansıyan diyaloga ilişkin kayıtların dosyaya sunulmaması sanık lehine değerlendirilmesi gereken bir şüphe nedenidir.
Gizli soruşturmacı tedbiri, uyuşturucu ticareti gibi karmaşık ve gizli faaliyet gerektiren suçlarda, delil toplama sürecinde kritik bir rol oynar. Ancak, bu yöntemin uygulanmasında hukuka uygunluk, orantılılık, geçicilik ve adil yargılanma hakkı gibi temel ilkeler titizlikle gözetilmelidir. Usulsüz görevlendirmeler, kışkırtıcı ajan benzeri davranışlar veya delil toplama sürecindeki hukuka aykırılıklar, delillerin geçersiz sayılmasına ve yargılamanın güvenilirliğinin zedelenmesine yol açabilir. Bu nedenle, gizli soruşturmacı uygulamasının hukuki çerçevesi, hem soruşturma makamları hem de savunma açısından dikkatle ele alınmalıdır. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu makale, uyuşturucu davalarında gizli soruşturmacının tanımı, görevlendirme şartları, usulü, görev ve sınırları, delillerin yargılamada kullanımı ve gizli soruşturma yapan kolluk ile farklarını, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ışığında ayrıntılı bir şekilde incelemektedir.
Gizli Soruşturmacı Nedir?
Gizli soruşturmacı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 139. maddesi uyarınca, kimliği gizli tutularak örgütlü suçlar, uyuşturucu madde imal ve ticareti, silah kaçakçılığı gibi ciddi suçlarla ilgili soruşturmalarda görevlendirilen kamu görevlisidir. Bu kişi, suç delillerini toplamak ve muhafaza etmek amacıyla örgüt içine sızabilir, gözetleme, izleme ve araştırma yapabilir. Görevi, suçun ve failin tespitine yönelik deliller elde etmek olup, yalnızca soruşturma aşamasında kullanılabilir. Gizli soruşturmacı, suç işleme kastı oluşturacak şekilde hareket etmez ve suç teşkil eden fiillere iştirak etmez (CMK m.139/5). Örneğin, uyuşturucu ticareti soruşturmasında, bir satıcıyla temasa geçerek delil toplayabilir, ancak suça teşvik edici davranışlarda bulunamaz.
Gizli soruşturmacı, sıklıkla “kışkırtıcı ajan” ile karıştırılır; ancak bu iki kavram arasında önemli bir fark vardır. Kışkırtıcı ajan, suça azmettirme, teşvik veya telkinde bulunurken, gizli soruşturmacı yalnızca pasif bir şekilde suç teşkil eden eylemleri izler ve delil toplar. Yargıtay, gizli soruşturmacının suça teşvik etmesi durumunda toplanan delillerin hukuka aykırı sayılacağına hükmetmiştir. Bu nedenle, gizli soruşturmacının hukuki statüsü, adil yargılanma hakkının korunması açısından kritik öneme sahiptir. Örneğin, bir uyuşturucu satıcısını yakalamak için alıcı kılığına giren kolluk görevlisi, CMK m.139 kapsamında gizli soruşturmacı değil, CMK m.160 uyarınca “gizli soruşturma yapan kolluk” olarak tanımlanır.
Gizli soruşturmacı, kolluk görevlisi (polis, jandarma vb.) olmak zorunda değildir; herhangi bir kamu görevlisi bu role atanabilir. Ancak, adli kolluk görevlisi olmayan bir kamu görevlisinin görevlendirilmesi durumunda, görevlendirme kararında usulsüzlük bulunursa, toplanan deliller hukuka aykırı kabul edilebilir. Soruşturmacının kimliği, görev süresince ve sonrasında gizli tutulur; gerektiğinde yeni kimlik, nüfus cüzdanı, pasaport gibi belgeler düzenlenebilir (CMK m.139/2-3). Bu gizlilik, soruşturmacının güvenliğini sağlamak ve görevini etkin bir şekilde yerine getirmesine olanak tanımak için esastır.
Uyuşturucu ticareti gibi suçlarda, gizli soruşturmacı delil toplama sürecinde kritik bir rol oynar. Örneğin, bir uyuşturucu şebekesinin faaliyetlerini izlemek için örgüte sızarak delil toplayabilir veya kamuya açık alanlarda ses ve görüntü kaydı yapabilir (TCK m.188/4). Ancak, bu işlemlerin hukuka uygunluğu, soruşturmacının görev sınırlarına riayet etmesi ve usulüne uygun kararlarla desteklenmesiyle mümkündür. Yargıtay, hukuka aykırı yöntemlerle toplanan delillerin hükme esas alınamayacağına dair yerleşik içtihatlar geliştirmiştir.

Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesinin Şartları
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, yalnızca CMK m.139’da belirtilen katalog suçlar için ve soruşturma aşamasında mümkündür. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (TCK m.188), bu kapsama girer ve suçun örgütlü olup olmamasına bakılmaksızın gizli soruşturmacı atanabilir. Ancak, bu tedbire başvurulabilmesi için bir dizi şartın bir arada bulunması gerekir: suçun varlığına dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, başka yolla delil elde edilememesi, sulh ceza hâkimi kararı ve suçun kanunda öngörülen katalog suçlardan olması. Bu şartlar, gizli soruşturmacı tedbirinin orantılı ve hukuka uygun bir şekilde uygulanmasını garanti altına alır.
- Suç Şartı: Gizli soruşturmacı, yalnızca CMK m.139’da sayılan suçlar için görevlendirilebilir. Uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu, 6763 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle (02.12.2016, Resmi Gazete) örgütlü olup olmamasına bakılmaksızın bu kapsama alınmıştır. Ancak, diğer suçlar (örneğin, silahlı örgüt veya kültür varlığı suçları) için gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, suçun örgütlü bir şekilde işlenmesi şartına bağlıdır. Örneğin, fuhuş suçunun örgütlü olmaması durumunda gizli soruşturmacı atanamaz.
- Kuvvetli Şüphe Sebebi: Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunmalıdır. Genel bir suç ihtimaline dayanılarak, örneğin kalabalık caddelerde veya belirli bir fail olmadan gizli soruşturmacı kullanılamaz. Yargıtay, somut bir olay veya failin izlenmesi gerektiğini vurgulamış ve aksi durumların hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Örneğin, Antalya’da “sokak satıcılarının deşifre edilmesi” gibi genel bir gerekçeyle görevlendirme yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.
- Başka Yolla Delil Elde Edilememesi: Gizli soruşturmacı tedbiri tali niteliktedir; yani, arama, el koyma, iletişimin dinlenmesi gibi diğer yöntemlerle delil elde edilebiliyorsa bu tedbire başvurulamaz. Örneğin, bir uyuşturucu satıcısının evinde arama yapılarak delil elde edilebilecekse, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi hukuka aykırıdır. Bu şart, tedbirin orantılılığını ve gerekliliğini denetlemek için kritik bir unsurdur.
- Hakim Kararı: Gizli soruşturmacı, yalnızca sulh ceza hâkiminin oybirliğiyle verdiği kararla görevlendirilebilir. Cumhuriyet savcısının bu konuda yetkisi yoktur ve usulsüz görevlendirmeler delillerin hukuka aykırı sayılmasına yol açar. Hâkim, talepte belirtilen somut delilleri ve başka yolla delil elde edilememesi durumunu titizlikle değerlendirir. Ayrıca, kararın gizliliği sağlanır ve soruşturma dosyasında muhafaza edilir.
Gizli Soruşturmacı Görevlendirme Usulü
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, Cumhuriyet savcısının sulh ceza hâkimine yazılı talebiyle başlar. Talep, soruşturma numarası, suçun niteliği, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri, başka yolla delil elde edilememesi ve soruşturmacının araştırmada bulunacağı kişi veya örgüt bilgilerini içerir. Hâkim, bu bilgileri değerlendirerek görevlendirme kararını verir ve karar, Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Kararın gizliliği için mahkeme kaleminde özel önlemler alınır; karar, soruşturma süresince ayrı bir iş kartonuna takılmaz ve tedbir sona erdiğinde dosyaya eklenir.
Gizli soruşturmacı görevlendirme süreci, hukuka uygunluk ve gizlilik ilkelerine dayalıdır. Kararda, suçun işlendiğine dair somut deliller açıkça belirtilmeli ve başka yolla delil elde edilememesi gerekçelendirilmelidir. Usulsüz veya eksik gerekçeli kararlar, Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılır. Ayrıca, soruşturmacının kimliği ve görevine ilişkin belgeler, Cumhuriyet başsavcılığında gizli bir şekilde muhafaza edilir ve suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhal yok edilir. (CMK m.139/6)
Hangi Suçlar İçin Gizli Soruşturmacı Görevlendirilebilir?
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi sadece kanunda sayılan suç tipleri için yapılabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 139/7. maddesinde hangi suçlar yönünden gizli soruşturmacının görevlendirileceği belirtilmiştir. Buna göre;
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188)
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
- Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315).
- Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74. maddelerinde tanımlanan suçlar.
Bu suçlar dışındaki bir suç için gizli soruşturmacı görevlendirilirse; gizli soruşturmacı tarafından toplanan deliller hukuka aykırı delil olarak kabul edilmelidir. Bu delillerin de hükme esas alınmaması gerekir.
Gizli soruşturmacı, uygulamada genel olarak uyuşturucu ticareti suçlarında sık başvurulan bir delil elde etme yöntemidir. Özellikle “Torbacı” olarak tabir edilen şahısların yakalanması amacıyla gizli soruşturmacı görevlendirilmesi yapılmaktadır. Görevlendirilen gizli soruşturmacılar bazı durumlarda görev sınırları dışına çıkmakta ve hukuka aykırı bir şekilde delil toplamaktadırlar. Örneğin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140. Maddesi kapsamında alınmış bir karar olmamasına rağmen gizli soruşturmacı ses ve görüntü kaydı almaktadır. Yine bazı durumlarda gizli soruşturmacı faili suç işlemek için ikna ve azmettirmeye çalışmaktadır. Yine gizli soruşturmacı belirli bir adres için görevlendirilmesine rağmen görev alanı dışına çıkıp delil toplamaya çalışmaktadır. Yargıtay ilgili Ceza Daireleri bu tür durumlarda gizli soruşturmacı tarafından toplanan delillerin hukuka aykırı delil olduğunu ve hükme esas alınamayacağına dair kararlar vermektedir.
Gizli Soruşturmacının Görev ve Sınırları
Gizli soruşturmacı, uyuşturucu ticareti gibi suçlarda delil toplamak için örgüt içine sızabilir, gözetleme, izleme veya kamuya açık alanlarda araştırma yapabilir. Örneğin, bir uyuşturucu şebekesinin faaliyetlerini izlemek için alıcı kılığına girebilir veya örgütsel yapıyı çözmek için güven kazanabilir. Ancak, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve suça teşvik edici davranışlarda bulunamaz. Yargıtay, gizli soruşturmacının suça teşvik etmesi durumunda delillerin hukuka aykırı sayılacağına hükmetmiştir. Örneğin, bir sanığın suç işleme hazırlığında olmadığı bir durumda uyuşturucu talebinde bulunulması, delillerin geçersizliğine yol açar.
Soruşturmacı, örgütün suç teşkil eden fiillerine iştirak etmemelidir; aksi takdirde, suç faili gibi cezalandırılır (CMK m.139/5). Örneğin, bir silahlı örgütün bombalama eylemine yardım eden soruşturmacı, bu suçtan sorumlu tutulur. Ayrıca, soruşturmacının kimliği görev süresince ve sonrasında gizli tutulur; gerektiğinde yeni kimlik, nüfus cüzdanı, pasaport veya diğer resmi belgeler düzenlenebilir (CMK m.139/2-3). Bu gizlilik, soruşturmacının güvenliğini ve görev etkinliğini sağlamak için esastır.
Gizli soruşturmacı, kolluk görevlisi olmasa da herhangi bir kamu görevlisi olabilir. Ancak, adli kolluk görevlisi olmayan bir kamu görevlisinin görevlendirilmesi durumunda, görevlendirme kararında usulsüzlük bulunursa, toplanan deliller hukuka aykırı sayılabilir. Adli kolluk görevlisi olan soruşturmacılar ise CMK m.160 ve devamı maddeleri kapsamında delil toplayabilir ve tanık olarak dinlenebilir. Yargıtay, bu durumda soruşturmacının kimliğinin gizli tutulmasını ve ifade sırasında özel önlemler alınmasını öngörmüştür.
Uyuşturucu ticareti suçlarında, hâkimin izniyle kamuya açık yerlerde ses veya görüntü kaydı yapılabilir (TCK m.188/4). Ancak, bu kayıtların CMK m.140 uyarınca teknik takip kararı olmadan alınması hukuka aykırıdır ve hükme esas alınamaz. Örneğin, bir gizli soruşturmacının usulsüz şekilde ses kaydı alması, delillerin geçersiz sayılmasına neden olabilir. Bu nedenle, soruşturmacının görev sınırlarına riayet etmesi ve teknik takip kararına uygun hareket etmesi zorunludur.
Delillerin Yargılamada Kullanımı
Gizli soruşturmacının topladığı deliller, tutanaklar ve raporlar, soruşturma makamına iletilir ve mahkeme huzurunda tartışıldığında hükme esas alınabilir (CMK m.217). Ancak, sanık tarafından kabul edilmeyen rapor veya tutanaklar için gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi gerekir. Bu durumda, kimlik gizliliği için ses ve görüntü değiştirilerek özel bir ortamda ifade alınır (CMK m.58/2; Tanık Koruma Kanunu m.5). Yargıtay, gizli soruşturmacı raporlarının tartışılmadan hükme esas alınamayacağına ve usulsüz delillerin geçersiz sayılacağına hükmetmiştir. Örneğin, görevlendirme kararının veya raporların dosya içinde bulunmaması, hükmün bozulmasına neden olur.
Hukuka aykırı deliller, özellikle kışkırtıcı ajan gibi hareket edilmesi veya usulsüz görevlendirme durumlarında, hükme esas alınamaz. Yargıtay, gizli soruşturmacının suça teşvik edici davranışlarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirtmiş ve bu tür delillerin geçersizliğine sıkça hükmetmiştir. Ayrıca, gizli soruşturmacının birden fazla alım yapması durumunda, bu işlemlerin zincirleme suç sayılamayacağı, çünkü gerçek bir alım-satım değil, delil toplama amacı taşıdığı vurgulanmıştır. Bu nedenle, delillerin hukuka uygunluğu, savunmanın etkinliği açısından titizlikle incelenmelidir.
Gizli Soruşturmacı ile Gizli Soruşturma Yapan Kolluk Arasındaki Fark
Gizli soruşturmacı, CMK m.139 uyarınca özel bir görevlendirme ile hareket eder ve uyuşturucu ticareti gibi suçlarda örgüt içine sızarak veya suçla ilgili delil toplayarak görev yapar. Bu görev, yalnızca sulh ceza hâkimi kararıyla ve katalog suçlar için mümkündür. Buna karşılık, gizli soruşturma yapan kolluk görevlisi, CMK m.160 ve devamı maddeleri kapsamında, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü emriyle genel yetkileriyle delil toplar. Örneğin, bir uyuşturucu satıcısını alıcı kılığına girerek yakalamak “gizli soruşturma yapan kolluk” olarak tanımlanırken, bir uyuşturucu şebekesine sızarak delil toplayan kişi “gizli soruşturmacı”dır. Bu ayrım, delillerin hukuka uygunluğunu değerlendirmede kritik bir öneme sahiptir.
AİHM, gizli soruşturma yapan kolluğun suça teşvik etmeden delil toplamasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uygun bulurken, suç işleme kastı oluşturacak davranışları adil yargılanma hakkının ihlali saymıştır (AİHM, Teixeira de Castro/Portekiz). Yargıtay da benzer şekilde, gizli soruşturmacının veya kolluğun suça teşvik etmesi durumunda delillerin hukuka aykırı olduğuna hükmeder. Örneğin, bir kolluk görevlisinin Cumhuriyet savcısının talimatı olmadan delil toplaması veya sanığı suça yönlendirmesi, delillerin geçersiz sayılmasına yol açar. Bu nedenle, gizli soruşturmacı ve gizli soruşturma yapan kolluk arasındaki fark, hukuki süreçlerin denetiminde önemli bir kriterdir.
Sonuç olarak uyuşturucu davalarında gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, suçun ve failin tespitinde etkili bir yöntemdir; ancak, bu yöntemin hukuka uygunluğu sıkı şartlara bağlıdır. CMK m.139 uyarınca, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, başka yolla delil elde edilememesi ve sulh ceza hâkimi kararı gibi şartlar sağlanmadan yapılan görevlendirmeler, delillerin hukuka aykırı sayılmasına neden olur. Ayrıca, gizli soruşturmacının suça teşvik edici davranışları, adil yargılanma hakkını ihlal eder ve delillerin geçersizliğine yol açar. Gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi, kimlik gizliliği sağlanarak özel ortamlarda yapılır ve sanığın savunma hakkı korunur (CMK m.58/2). Bu karmaşık süreçler, hukuki denetim ve uzmanlık gerektirir.
Yargıtay, usulsüz görevlendirmeler veya kışkırtıcı ajan benzeri davranışlar sonucu toplanan delillerin hükme esas alınamayacağına dair yerleşik içtihatlar geliştirmiştir. Örneğin, bir gizli soruşturmacının sanığı suça teşvik etmesi veya Cumhuriyet savcısının talimatı olmadan delil toplanması, sanığın beraatine yol açabilir. Ayrıca, gizli soruşturmacının birden fazla alım yapması durumunda, bu işlemlerin zincirleme suç sayılamayacağı, çünkü gerçek bir alım-satım değil, delil toplama amacı taşıdığı belirtilmiştir. Bu tür hukuki incelikler, savunmanın etkin bir şekilde yürütülmesini zorunlu kılar ve uzman bir avukatın rolünü öne çıkarır.
Yetkin bir avukat, gizli soruşturmacı delillerinin hukuka uygunluğunu sorgulayabilir, usulsüzlükleri tespit edebilir ve sanığın adil yargılanma hakkını koruyabilir. Uyuşturucu davaları, teknik detaylar, delil değerlendirme süreçleri ve Yargıtay içtihatlarının yorumlanması açısından karmaşık davalardır. Uzman bir avukat, görevlendirme kararlarının usulüne uygunluğunu, delillerin toplanma yöntemlerini ve soruşturmacının davranışlarını inceleyerek hukuka aykırılıkları ortaya çıkarabilir. Bu, sanığın lehine sonuçlar doğurabilir ve haksız mahkûmiyetlerin önüne geçebilir. Dolayısıyla, uyuşturucu suçlarında deneyimli bir avukatla çalışmak, hukuki riskleri en aza indirerek adil bir yargılama süreci sağlar ve savunma stratejisinin etkinliğini artırır.

Gizli Soruşturmacının Tanık Olarak Dinlenmesi
Uyuşturucu davalarında , olaya ilişkin tespit tutanağı düzenleyen polisler tanık olarak duruşmada dinlenmektedir. Gizli soruşturmacının görevlendirildiği davalarda da gizli soruşturmacılar tanık olarak dinlenebilmektedir. Burada hakim, savcı, sanık ve müdafileri gizli soruşturmacıya soru sorabilmektedir. Ancak gizli soruşturmacıların tanık olarak dinlenmesi diğer dosyalarda farklı olarak dinlenmektedir. Zira buna ilişkin Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 139 maddesinin 3 fıkrasında düzenlenmektedir. Burada gizli soruşturmacının ses ve görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Gizli soruşturmacı görevlendirilen davalarda özellikle üzerinde durulması gereken konu hukuka uygun görevlendirilmenin olup olmadığı ve yapılan işlemlerin hukuka uygun olup olmadığıdır.
CMK m. 139/3’ün lafzı dikkate alındığında, gizli soruşturmacının kimliğinin görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulması öngörülmüş olması nedeniyle ve Yönetmelik’ in 31. maddesinde gizli soruşturmacının kimliği ile ilgili hiçbir bilginin talep ve kararda gösterilemeyeceği hükmüne yer verilmesi nedeniyle, gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenemeyeceği görüşü savunulmaktadır. Çünkü gizli soruşturmacı kullanma tedbiri, özünde gizli çalışma ve delil toplamayı gerektirmektedir. Tanık olarak dinleme, gizli soruşturmacının güvenliği bakımından uygulanması kolay, güvenli bir yöntem değildir. Çünkü örgütün genişlik ve niteliğine göre, tüm birimlerinin aynı anda
ve süreçte çökertilmesi mümkün olmayabilir. Ayrıca tanık sıfatıyla kimliği gizlenerek veya yukarıda belirtilen yöntemler kullanılarak dinlenen tanığın vereceği bilgilere hangi seviye ve kademede bir mensubun ulaşabileceği tahmin edilebilir. İşte bu nedenlerle, gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi güvenliğini tehlikeye sokacağı gibi, bir başka soruşturmada görevlendirilmesine de engel olabilecektir.
Tanıkların korunmasına ilişkin düzenleme CMK madde 58 f.2’de belirtilmiştir. Buna göre, kişiyi tanık olarak dinleme durumunda, kimliğinin ortaya çıkması kendisi veya yakınları için ağır bir tehlike oluşturacaksa kimliği saklı tutulacaktır. Ayrıca 3. fıkraya göre, hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi tanık için ağır bir tehlike oluşturacaksa ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından tehlike oluşturacaksa, hakim bulunma hakkına sahip olanlar olmadan da bu tanığı dinleyebilecektir. Ses ve görüntü aktarması yapılabilecektir. Ayrıca tanıkların korunması ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilecektir.
Gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi gerektiğinde, CMK m.58’de yer verilen tanıkların korunmasına ilişkin düzenlemeler uygulanabilmelidir. CMK madde 58’de tanık koruma ile ilgili yasal düzenleme yapılacağı belirtilmiş ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu bu hususta düzenlemelere gitmiştir. Şöyle ki, Tanık Koruma Kanunu m.3’de hangi suçlarda tanık koruma tedbiri uygulanacağı, m.4’de kimlere bu tedbirin uygulanacağı, m.5’de hangi koruma tedbirleri olacağı gösterilmiştir. Tanık koruma tedbirleri arasında, ses veya görüntünün değiştirilerek özel ortamda dinlenmesi, kimlik bilgilerinin kaydının gizliliği, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan
dinlenebileceği gibi tedbirler yer almıştır. Tanık Koruma Kanunu m.3’e göre, bu kanun belirli suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesi Hakkında Yargıtay Kararları
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 25.04.2023 tarihli ve 2023/4752 E., 2023/3633 K. sayılı kararı
- Gizli Soruşturmacının Teşviki ve Yönlendirmesi ile Bozulan Dosya
“Alıcı olarak davranan görevlinin 11.07.2013 tarihinde sanık ile tanışması üzerine konuşma sırasında sanığa uyuşturucu olup olmadığını sorduğu, sanığın uyuşturucu maddesinin olduğunu söylemesi sonrasında alıcı görevlinin sanık ile birlikte hareket eden sanıklar … ve …’den uyuşturucu madde satın aldığı olayda, görevlinin sanığın serbest iradesi dışında uyuşturucu madde satışına yönlendirmesi üzerine suçun konusu olan uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, kolluk görevlisinin sanığı suça yönlendirmesi suretiyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve Anayasa’nın 38 … maddesinin altıncı fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 206 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.”
Yargıtay 10CD Esas: 2021/16961 Karar: 2023/5881
- Gizli Soruşturmacı Kışkırtıcı Ajan Gibi Delil Toplayamaz
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair karar, gizli soruşturmacı alım tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; alıcı olarak davranan gizli soruşturmacıların sanığı sokakta görmeleri üzerine, kendilerine suça konu uyuşturucu maddeleri temin etmesi için sanığın yanına giderek bir müddet konuşulduktan sonra malzeme olup olmadığını sordukları, varsa alacaklarını söylemesi üzerine sanığın üzerinde malzeme olarak met (metamfetamin) olduğunu söylemesini müteakiben alıcı görevlilerin sanığı araca davet ettikleri ve sanığın aracın sağ ön yolcu kapısını açarak koltuğun üzerine beyaz poşete sarılı haldeki metamfetamini bıraktığı ve 100,00 TL parayı gizli soruşturmacılardan aldığı olayda gizli soruşturmacıların yalnızca pasif bir şekilde suç teşkil eden eylemi incelemekle sınırlı kalmayıp bir sonuca ulaşmak için yani kanıt toplamak amacıyla sanığın suç teşkil eden bir eylem hazırlığında olmadığı aşamada suça teşvik edecek nitelikte uyuşturucu madde isteyerek sanığın iradesi üzerinde etkili oldukları ve bu nedenle elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, hukuka aykırı delillerin de hükme esas alınamayacak olması nedeniyle sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi – Karar: 2019/5153
- Gizli Soruşturmacının İki Kez Uyuşturucu Madde Satın Alması
Gizli soruşturmacı sivil giyimli kolluk görevlilerinin; sanıktan 11/01/2014, 15/01/2014 ve 08/02/2014 tarihlerinde uyuşturucu madde satın aldıklarının anlaşılması karşısında; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.04.2015 tarih, 2014/462 esas, 2015/135 karar ve 2014/848 esas, 2015/136 karar sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; kolluk görevlilerinin gerçek iradesinin uyuşturucu madde satın alma değil, suçu ve failini belirleyecek suç delilini elde etme olduğu, sanıklardan ikinci kez uyuşturucu madde alınmasının ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir “alım – satım” söz konusu olmadığı, sanıkların hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın birden fazla uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK. 43. maddesinin uygulanması suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi, bozma nedenidir.