Ceza Hukuku

Dolandırıcılık Suçu ve Cezası

Anayasal ve uluslararası sözleşmelerle korunan mülkiyet hakkı, kişinin eşya üzerindeki hakimiyetini ifade etmektedir. Anayasa madde 35’te temel hak ve ödevler başlığı altında mülkiyet hakkı “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” şeklinde düzenlemektedir.  Dolandırıcılık suçu ve cezası TCK 157-159 arasında düzenlenmiştir.

Toplumsal hayatın bir gerekliliği olarak kişinin mülkiyet hakkı değerlerini korumak ve korunan mülkiyet hakkına karşı olası saldırıları engellemek için hukukumuzda birtakım düzenlemeler yapılmaktadır. Dolandırıcılık suçu yasal bir düzenleme olarak ilk kez 1858 tarihli Ceza Kanunnamesi ile düzenlenmiştir. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda dolandırıcılık suçu çağdaş anlamda düzenlenmiştir. Günümüzde ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kişilere karşı suçlar başlığı altında malvarlığına karşı suçlar başlıklı bölümde 157-159. Maddeler arasında düzenlenmektedir.

Bu bakımdan dolandırıcılık suçu, kişinin malvarlığını ilgilendiren ve mülkiyet hakkı ile bağlantısı olan bir suçtur. Dolandırıcılık suçunu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması olarak tanımlayabiliriz. Dolandırıcılık suçu ile kanunumuzda sadece mülkiyet hakkı korunmamakta aynı zamanda hileli davranışlarla aldatılan kişinin irade özgürlüğünü de korumak amaçlanmaktadır.

Dolandırıcılık Suçunun Unsurları

Suçun Hukuki Konusu

Suçun hukuki konusu, öncelikli kişinin mülkiyet hakkının ve malvarlığı ile ilgili menfaatlerin korunmasıdır. Dolandırıcılık suçu ile kişinin serbestçe karar verebilme imkanı elinden alındığından irade özgürlüğü de korunmaktadır. İyi niyet ve güvene dayalı insan ilişkilerinde aksi davranışta bulunulması nedeniyle iyi niyet ve güven de suçun hukuki konusudur.

Fail

Ceza hukuku anlamında, hukuka aykırı eylemi işleyen kişi suçun failidir. Dolandırıcılık suçunun faili olabilmek için herhangi bir özellik aranmamıştır. Bu suçun faili bakımından özgü suçlardan olmadığından herkes fail olabilir. Dolandırıcılık suçu ve cezası muhattabı faildir.

Kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak hileli davranışlarla yarar sağlaması durumunda dolandırıcılık suçu değil, irtikap suçu meydana gelecektir. Ancak kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmadan yarar sağlaması durumunda dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.

Dolandırıcılık suçunun, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlemeleri halinde nitelikli hal meydana gelir. Tüzel kişiler dolandırıcılık suçunun doğrudan faili olamaz.

Mağdur

Mağdur, suçu oluşturan eylemden doğrudan etkilenen kişi veya kişilerdir. Bir başka deyişle mağdur, ceza normu tarafından korunan ve suç tarafından ihlal edilen yani suçun hukuki konusunu oluşturan hukuki çıkarların sahibidir. Dolandırıcılık suçunun mağduru herkes olabilir. Ancak aldatılan kişi ile malvarlığı zarara uğrayan kişi farklı olabilir. Dolandırıcılık suçunun mağdurunun gerçek kişi olması gerekirken, suçtan zarar gören tüzel kişi de olabilir. Dolandırıcılık suçunda mağdurun belirli veya belirlenebilen olması gerekmektedir.

Eylem

TCK madde 157’de dolandırıcılık suçu

“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.” şeklinde ifade edilmektedir.

Dolandırıcılık suçunun ortaya çıkması için:

  • Fiili işleyen kişi tarafından mağdurun inceleme eğilimini kaldıracak hileli eylemler icra edilmesi,
  • Fiili işleyen kişi tarafından hileli eylemin herhangi bir kimseyi aldatacak özellikte olması,
  • Mağdurun veya başkasının zararına, failin kendisi veya başkası yararına haksız bir fayda sağlaması

şartları gerçekleşmelidir.

Dolandırıcılık suçunun meydana gelebilmesi için hileli davranışlarla gerçek bir kişinin aldatılmış olması gerekmektedir. Bir eylemin hile olarak sayılabilmesi için kişinin iradesi sakatlanarak bir şekilde gerçeğin gizlenmesi veya farklı gösterilmiş olması gerekmektedir. Bu bakımdan mağdurun iradesini sakatlayan her türlü eylem hile olarak kabul edilmektedir; bu nedenle eylemin hangi hareketle yapıldığı önemli değildir.

Hile, icrai bir eylemle gerçekleşebileceği gibi ihmali eylem ile de gerçekleşebilir. Ancak bu durumda dolandırıcılık suçunun meydana gelmesi için kişinin hataya düşen tarafı bilgilendirmek hususunda yükümlülüğünün olması gerekmektedir.

Yargıtay kararları bağlamında yalan söylemek dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için yalanın doğruluğunu kabul ettirebilecek, muhatabın inceleme eğilimini ortadan kaldırabilecek güçte olması gerekmektedir.

Dolandırıcılık suçundan bahsedebilmemiz için hileli eylem dışında mağdurun aldatılmış olması gerekmektedir. Mağdurun aldatılmış olması için normalde hataya düşmemiş olsaydı yapmayacağı bir şeyi hataya düşürülmesi nedeniyle yapmış olması gerekmektedir. Kısacası, mağdurun aldatılmış sayılıp sayılmayacağı mağdurun kişisel özelliklerine göre belirlenecektir.

Dolandırıcılık suçunda failin hileli eylemi neticesinde mağdurun aldatılması suretiyle; mağdurun veya başkasının zararına olarak failin kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Nitelikli Unsurlar

TCK madde 158’de nitelikli dolandırıcılık “Dolandırıcılık suçunun;

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.” olarak düzenlenmektedir.

Dolandırıcılık suçunun nitelikli halinden bahsedebilmek için öncelikle suçun basit şeklinde aranan şartları taşıması gerekmektedir. Buna göre kredi kurumlarının aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, suçun nitelikli halleri arasında sayılmıştır. Burada önemli olan mağdurun kredi kurumlarında bulunan mevduatının elde edilmesi değil; failin mağduru aldatmak için kullandığı hileli davranışları içerisinde kredi kurumlarına yer vermesi, bu kurumları mağdurun aldatılmasında kullanmasıdır.

Manevi Unsur

Manevi unsur denildiği zaman suçun kasten mi taksirle mi işlendiği hususundan bahsedilir. Dolandırıcılık suçu ancak kasten işlenebilen suçlardandır, taksirle işlenmesi mümkün değildir. Bu durumda fail bilerek ve isteyerek eylemde bulunmaktadır. Olası kast ile de dolandırıcılık suçunun işlenmesi mümkündür.

Teşebbüs

Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. Dolandırıcılık suçu teşebbüse elverişli suçtur. Failin hileli eylemi neticesinde mağdurun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar elde edememesi halinde eylem teşebbüs aşamasında kalmış olur. Kısacası burada önemli olan zararın meydana gelip gelmediğidir.

İştirak

İştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade eder. Dolandırıcılık suçunda iştirak mümkündür.

Dolandırıcılık Suçunun Cezası

Dolandırıcılık suçunun cezaları açıkça kanunda düzenlenmektedir. TCK madde 157’de dolandırıcılık suçunun yaptırımı 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Dolandırıcılık suçu ve cezası basit halinde bu ceza öngörülmüştür.

TCK madde 158 kapsamından dolandırıcılık suçunun nitelikli halinde 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Nitelikli haller bakımından:

  • Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  • Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  • Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  • Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  • Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

işlenmesi halinde hapis cezasının alt sınırı 4 yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

TCK madde 157/3’e göre dolandırıcılık suçu;

  • Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında,
  • Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat

arttırılarak yaptırım uygulanır.

TCK madde 159’da daha az cezayı gerektiren hal “Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmektedir. Bu durumda hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde 6 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir.

Dolandırıcılık Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı

Adli para cezası, yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Dolandırıcılık suçunun yaptırımı, gerekli şartların oluşması halinde adli para cezasına çevrilebilir.

Erteleme kararında, mahkemece yargılanan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiş ve kişi hakkında hapis cezası hükmedilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından kişiye verilen hapis cezasının, cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesi halinde erteleme kararı verilmiş olacaktır. Dolandırıcılık suçunda erteleme hükümleri uygulanabilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşürülmesine sebep olan CMK 231. maddede düzenlenen yaptırımdır. Dolandırıcılık suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Dolandırıcılık Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Şikayet, takibi şikayete bağlı suçlar, bir suç hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılabilmesinin suçun mağdurunun veya suçtan zarar gören kişilerin şikayetçi olmasına bağlı olduğu suçlardır. TCK madde 157 ve 158 kapsamında dolandırıcılık suçları re’sen takibi gereken suçlardandır. Dolandırıcılık suçu ile ilgili herhangi bir şikayet süresi öngörülmemiştir.

Zamanaşımı hususu, Türk Ceza Kanunu m.66’da düzenlenmiştir.  TCK Madde 66/e’ ye göre, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası 8 yıl, geçmesiyle düşer. Dolandırıcılık suçunda zamanaşımı 8 yıldır.

Uzlaşma,  suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir. Dolandırıcılık suçu uzlaşma kapsamındadır.

Görevli Mahkeme, TCK madde 157 kapsamında Asliye Ceza Mahkemesi, TCK madde 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık halinde Ağır Ceza Mahkemesi, TCK madde 159 kapsamında ise Asliye Ceza Mahkemesidir.

Dolandırıcılık suçundan yargılanan kişilerin ceza avukatı hukuki bilgisinden yararlanması gereklidir. Zira dolandırıcılık suçunun alt ve üst sınırı çok yüksek olup hürriyeti bağlayıcı ceza ile karşılaşmanız bir hayli yüksektir.

Başa dön tuşu