0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde (CMK)

11ceza muhakemesi kanunu 65 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde

Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü

1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlüdürler:

a) Resmi bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64. maddede belirtilen listelerde yer almış bulunanlar.

b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler.

c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.

Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Gerekçesi

Maddede, belirtilen kişi ve kurumların bilirkişilik görevini kabul etmek zorunluluğunda olduğu açıklanmaktadır. Bunlar; resmen bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve il adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan gerçek ve tüzel kişiler, incelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler ile inceleme için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlardır.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 
ceza muhakemesi kanunu 65 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 65 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü Emsal Kararlar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E:1988/889, K:1988/216

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde
  • Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü

Maktulün cesedi üzerinde yapılan 5.7.1982 tarihli harici muayene ve 6.7.1982 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı ile cesetten alınan parçalar üzerinde yapılan mikroskobik tetkikte tespit edilen bulgulara göre; maktulün ölümünün bu bulguların tabii sonucumu, yoksa sanıkların fiilinden evvel mevcut oluşta sanıklarca bilinmeyen bir nedenin birleşmesiyle mi vukua geldiği hususunda bir kerede son mercii Adli Tıp Kurumundan görüş alınıp sonucuna göre kusur vermek gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Sanıkların tek eylemi nedeniyle mahkûmiyete gidildiği gözetilmeden vasıftan beraat kararı verilerek çelişkiye düşülmesi isabetsizliğiyle bozulmuştur.

Yerel Mahkeme: Maktul 31 yaşında olup henüz gençtir vücudunda yaygın biçimindeki darp ve ekimozlar dışında iç organlarında herhangi bir hastalık belirtisi saptanamamıştır. Aksine; darp sonucu öldüğü kesin biçimde saptanmıştır. Ölmeden önce bir hastalığa müptela olduğu da iddia edilmemiştir. Birbirini doğrulayan raporlarla tanık anlatımları karşısında Adli Tıp Kurumundan mütalâa alınmasına gerek yoktur biçimin deki gerekçesiyle önceki kararda direnmiştir.

Hüküm, sanık H… C… ve vekili Av.N…. O…’ın gıyabında verilmiş olup sanık vekilince yapılan tebliğe göre, sanık H… C… süresinde temyiz isteminde bulunmadığından temyiz inceleme isteğinin reddine, diğer sanıklar ve vekillerinin temyizleri üzerine yapılan incelemede;

Polatlı Temelli Kasabası Jandarma Karakolunda görevli sanıklar hakkında; bir kız kaçırma olayı nedeniyle nezarete aldıkları maktul K… B…’ suçunu ikrar ettirmek için ve bu arada kaçmaya kalkıştığından dövdükleri ve ölümüne sebep oldukları iddiası ile kamu davası açılmıştır.

Prof. Dr. Ibrahim T. ve Uz. Dr. Ö. kendi tarafından düzenlenen 20.9.1992 tarihli mütalaada; maktülün travmaya bağlı olarak meydana gelen yaygın cilt altı adale arası kanama ve adale ezilmesine bağlı olarak teessüs eden böbrek bozukluğu sebebi ile öldüğü bildirilmekle beraber, maktulde TCK’nın 452/2. maddesindeki hallerden birinin bulunup bulunmadığı hususunda bir açıklamaları mevcut olmadığından, özel daire bozma kararı doğrultusunda Adli Tıp Kurumundan görüş alınıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumları belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bunda direnilmesi yasaya aykırıdır.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi E:2005/2310 K:2007/40

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde
  • Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü

E.’ı kasten öldürmekten ve hırsızlıktan sanık B. Y.’nın yapılan yargılanması sonunda, beraatına ilişkin Aydın İkinci Ağır Ceza Mahkemesi’nden verilen 22.09.2004 gün ve 147/330 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Olay günü alkol alan sanığın daha önce intihar edeceğini beyan eden arkadaşı maktulü ziyaret amacıyla katıldığı düğünden ayrılarak evine gittiği maktulün alkollü şekilde evde tek başına olduğu, konuşma esnasında yine kendini vuracağını söyleyerek tuvalete gitme bahanesiyle içerdeki odadan tüfek getirdiği, tüfeği karnına tutarak ateşleyeceği sırada sanığın tüfeği maktulün elinden almak için hamle yaptığı, tüfeğin tetik kısmına sarıldığı, maktulün elini tetikten çıkartmaya çalışırken tüfeğin patladığı şeklindeki savunması karşısında; dosyanın tüfekle birlikte Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek namlu ucu ile tetik arasındaki mesafe, maktulün kol uzunluğu, atış sırasında sanığın ve maktulün pozisyonları dikkate alınarak maktulün, ölümüne neden olan yarayı meydana getirecek şekilde tüfeği ateşlemesinin mümkün olup olamayacağı, tüfeğin tetiğine basınç yapılmaksızın kendiliğinden dokunma, çekme, çekiştirme sırasında patlayıp patlamayacağı hususunda rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı olup müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına bozulmasına, oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 4. Ceza Dairesi E:2004/10373, K:2006/13795

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde
  • Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü

Katılan A. Zobuoğlu’nun yatırıldığı doğum servisinde görevli sanık hekimin gerekli ilgiyi göstermediğinin iddia edilmesi, hazırlıkta görevlendirilen üç kişilik bilirkişi raporunda hastanın yatırılmasından sonra çok geç girişimde bulunulduğu, doğum sırasında çocuk hekimi bulundurulmadığı, bebeğin postpartum takibi ile ilgili eksiklik bulunduğu sonucuna varılması, 3.7.2001 tarihli muhakkik raporunda sanığın NST bilgisinin yetersiz bulunduğunun belirtilmesi, yargılama aşamasında bilirkişi olarak görevlendirilen Adli Tıp Uzmanının raporunda ise küçükte tespit edilen beyin hasarı ile doğum yönetimi arasında nedensellik bağı kurulamadığı ve sanığa atfedilebilecek kusur bulunmadığı belirtilmiş olup önceki bilirkişi raporu ile arasında çelişki bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın, doğum safhasında gerekli mesleki özeni gösterip göstermediği, yapılması gereken işlemler konusunda bir savsamanın bulunup bulunmadığı, bulunduğu saptandığı takdirde de yükletilen savsama niteliğindeki eylemler ile bebekte ortaya çıkan tıbbı sorunlar ve sonucunda meydana gelen ölüm arasında bir nedensellik bağı ve sanığa atfedilebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı, sanığın kendisine yasal normlar çerçevesinde yükletilen sorumluluklarını yerine getirmesi durumunda dahi aynı sonuçların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirlenmesi açısından dosya ile birlikte ilgili tüm raporlar ile hastane kayıt ve belgeleri gönderilmek suretiyle Yüksek Sağlık Şurasından görüş alınması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı ve katılanlar A. Zobuoğlu, A. Zobuoğlu vekillerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşünce reddiyle hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 4. Ceza Dairesi E:2006/52, K:2006/12500

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde
  • Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü

Katılanın sanığın zamanında tanı koyamaması nedeniyle tedavide yeterli ve elverişli sonuçlar alınamadığını ileri sürmesi ve Yüksek Sağlık Şurasınca verilen raporun yeterli gerekçeyi içermemesi karşısında; sanığın katılanın çocuğunun hastalığını teşhis edip gereken tedaviyi yapması hususunda bir savsamasının ya da özensizlik meslek, sanatta acemiliğinin bulunup bulunmadığı, zamanında yapılan teşhis ve tedavinin sonucu etkileyip etkilemeyeceği ve sanığa yükletilebilecek bir sorumluluk bulunup bulunmadığının belirlenmesi açısından dosya gönderilerek Adli Tıp Kurumundan görüş alınması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı ve katılan Leyla Yarış’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 9. Ceza Dairesi E:2007/5189, K:2007/5209

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde
  • Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü

Gerekçeli karar başlığına, sanık İbrahim Aydın’a ilişkin kimlik bilgilerinin, 29.4.2002 tarihli duruşmada tespit edilen kimlik bilgilerine uygun olan 31.7.2002 havale tarihli nüfus kaydı yerine, kendisince de kabul edilmeyen 3.12.2001 havale tarihli nüfus kaydı bilgilerine göre yazılması,

1219 sayılı Yasanın 75. maddesinin mahkemelerin uygun görecekleri bilirkişilerin görüşlerine başvurma imkânı saklı kalmak üzere, doktorların mesleklerinin icrasından doğan suçlarından dolayı Yüksek Sağlık Şurasından düşünce sorulmasını zorunlu kıldığı dikkate alınmadan eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bozulmasına, 13.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 11. Ceza Dairesi E:1997/640 K:1997/933

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 65. Madde
  • Bilirkişiliği Kabul Yükümlülüğü

Müdahil …….. Bankası Adana Menkul Değerler Birimi’nde yatırım uzmanı olarak çalışan sanık Hilmi’nin, serbest portföy hesabı bakiyesi ekside olan banka müşterilerinden diğer sanık Ahmet in hisse senedi alım talimatlarını, amirlerinin onayı ile yerine getirdiğine, bu tür işlemlerin aynı gün alınıp satılmak koşuluyla diğer hatırlı müşteriler için de yapıldığına ilişkin savunmasının geçerliliği adlarını verdiği Şube Müdürü (G.İ.) ve üst yetkili (C.A.) tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle araştırılması ve bankacılık menkul değerler alım satımı ve kredi konuları uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan müdahil bankanın kuralları ve menkul değerler alım satım tahhütnamesi de dikkate alınarak iddianın dayanağını teşkil een müfettiş raporundaki tespit ve görüşler, savunmalar ve özellikle bakiyesi ekside seyreden serbest portföy hesabından banka kaynakları kullanılmak suretiyle aynı gün alım satım yapılmasının mümkün olup olmadığı, kullandırılan banka kaynağı için komisyon alınıp alınmadığı, bu işlemlerden verilerin bilgisayara işlenmiş olması itibariyle genel müdürlüğün doğrudan veya dolayısıyla bilgisi ve onayının mevcut olup olmadığı konularında görüş alınarak, sonuçlarına göre hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken konunun uzmanı olmayan ve Sayıştay denetçisinin bilirkişi sıfatıyla hazırladıkları kanaat oluşturacak nitelik ve içerikte bulunmayan ve hakimin görev ve yetki alanına dahil olan hukuki niteleme ve delil takdiri konularında da görüş bildiren yetersiz rapora uyularak beraat hükmü kurulması, Kanuna aykırı ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 31.3.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 68. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/

] }


Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın