Ceza Muhakemesi Kanunu 154. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 154. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 154 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 154. Madde

Müdafi ile Görüşme

  1. Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.
  2. (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hakim kararıyla yirmi dört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.

Ceza Muhakemesi Kanunu 154. Madde Gerekçesi

Madde, avukatın, vekaletnamesinin bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek olmadan yakalanan, gözaltına alınan, muhafaza altına alınan veya tutuklu bulunan şüpheli veya sanık ile her zaman görüşebileceği ilkesini getirmiş bulunmaktadır. Bu hâlde tutukevinin iç düzenine, elbette ki uyulacaktır.

Maddede, görüşmenin, savunma hakkının gereğine uygun olarak cereyan edebilmesi için gerekli maddi koşullar da gösterilmiştir. İdare tarafından başkalarının duyamayacağı bir ortamın görüşmede sağlanması zorunludur. Ayrıca ilgilinin avukatı ile olan yazışmaları hiçbir suretle denetimden geçirilmeyecektir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

ceza muhakemesi kanunu 154 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 154 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 154. Madde Müdafi ile Görüşme Emsal Kararlar

Yargıtay Ceza Genele Kurulu E:20008/6-71, K:2008/85

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 154. Madde
  • Müdafi ile Görüşme

Sanıkların yakalandığında kendilerine yasal haklarının okunduğunun belirtildiği 20.05.2006 tarihli teşhis tutanağı aynen; “…Yakalanan şüpheli şahıslar Büromuz teşhis odasında kendi eşkallerine benzer şahıslar arasına konularak mağdur ÖE’ye gösterilip söz kendisine verildiğinde, bana göstermiş olduğunuz şahıslar arasında soldan sağa ikinci sırada bulunan turuncu tişörtlü şahıs (şüpheli MK’yi göstererek) olay günü benim yanıma gelip beni bıçak tehdidi ile gasp eden iki şahıstan bir tanesidir, bu şahıs benim koluma bıçak dayayıp kolumu bıçakla çizen ve ‘üstünde ne varsa ver’ diyen şahıstır, bana göstermiş olduğunuz şahıslar arasında soldan sağa dördüncü sırada bulunan siyah tişörtlü şahıs (şüpheli HÖ’yi göstererek) olay günü beni bıçak tehdidi ile gasp eden diğer şahıstır, ayrıca bu şahıs benim arkamdan gelip koluma giren ve beni çalılıkların içerisine doğru çeken şahıstır. Her iki şahsı da kesin olarak teşhis ediyorum” şeklindedir. Tutanağın altında teşhise katılanlar ile birlikte şikâyetçi ve sanıkların imzaları mevcut olup yargılama aşamasında dinlenen tutanak düzenleyicileri teşhis tutanağının doğru olduğunu beyan etmiş, sanıklar da yargılamada tutanak altındaki imzalarına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamış ve teşhis yapıldığının doğru olduğunu ancak şikâyetçinin neden kendilerini teşhis ettiğini bilemediklerini ifade etmişlerdir. Nitekim teşhis sırasında şikâyetçinin herhangi bir şekilde yönlendirildiğine veya tutanağın gerçeğe aykırı düzenlendiği yolunda bir iddia ileri sürülmemiştir.

Şikâyetçi mahkeme huzurunda kendisini gasp edenlerin huzurdaki sanıklar olmadığını ve kollukta tahmine dayalı teşhis yaptığını ifade etmiş ise de mağdur ya da tanıkların soruşturma aşamasındaki teşhis ve beyanlarından yargılama aşamasında çeşitli nedenlerle ve dosya içeriğiyle uyuşmayacak şekilde döndükleri bilinen bir gerçektir.

Somut olayda, şikâyetçinin polis karakoluna müracaat etmesiyle soruşturma evresi başladığından teşhis işleminin soruşturma evresi içinde yapıldığı ve sanıkların yağma suçu şüphelisi olmaları nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi kapsamında kendilerine zorunlu müdafii tayini gerektiği konularında bir duraksama bulunmamaktadır. Ancak sorun bu müdafiin hangi işlemlerde ve tabii ki teşhiste hazır bulundurulmasının zorunlu olup olmadığına ilişkindir.

5271 sayılı CMK’nın 149/3. maddesinde, müdafiin ifade alma veya sorgu süresince şüphelinin yanında olma, bunun dışında ise şüpheli ile görüşme ve hukuki yardımda bulunma, 84/1. maddesinde keşifte ve 85/2. maddesinde ise soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla yer gösterme işlemi sırasında hazır bulunma hakkının bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Bunun dışındaki işlemlerde müdafiin hazır bulundurulmasına ilişkin Yasada bir düzenleme yer almamaktadır.

Teşhis işlemi gerektiğinde fotoğraf üzerinden de yapılabilecek olan ve bu yönüyle de şüphelinin imzasının alınmasının bile zorunlu olmadığı bir tanıma işlemdir. Şüpheli buna pasif olarak katılmakta ve teşhis sırasında herhangi bir beyanı da alınmamaktadır. Bu işlemde aktif olarak rol alan kişi olayın mağduru veya tanığıdır. Bu nedenle ifade alma, keşif ve yer gösterme işlemlerinde olduğu gibi müdafiin teşhiste hazır bulundurulma zorunluluğu bulunmamaktadır. Aksinin kabulü halinde soruşturma aşamasındaki bütün işlemlerde örneğin; gözaltı giriş ve çıkış raporlarının alınması gibi… müdafiin hazır bulunması gerekebilecek hatta başından sonuna kadar gözaltı süresince müdafiin, şüphelinin sürekli yanında bulundurulması gerekebilecektir. Bununla birlikte müdafiin teşhiste bulunmaması, şüphelinin teşhise karşı müdafiin hukuki yardımından yararlanmasına, teşhisten önce veya sonra müdafii ile görüşmesine engel teşkil etmeyeceği de açıktır.

Öte yandan uygulamada bazen mağdur veya tanık ile şüphelinin yüz yüze getirilerek karşılıklı beyanlarının alınması şeklinde, dolayısıyla yüzleştirme tarzında icra edilen işlemlere de teşhis denilmektedir. Böyle bir durumda şüpheli, mağdur veya tanık ile yüz yüze geldiği ve beyanı alındığı için artık sadece bir teşhis işlemi söz konusu olmayıp aynı zamanda şüphelinin aktif olarak katıldığı ifade alma işlemi gerçekleştirildiğinden bu durumda müdafiin katılımı zorunludur. Bu itibarla, kolluk tarafından şikâyetçiye yaptırılan teşhiste müdafiin bulunması zorunluluğu olmadığı gibi, somut olayda yapılan teşhis işleminde yürürlükteki mevzuata göre herhangi bir usulsüzlük de bulunmadığından Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.


Ceza Muhakemesi Kanunu 154. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/ 

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık