Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 135 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde

İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması

  1. Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi) dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (Mülga son iki cümle: 24/11/2016- 6763/26 md.)
  2. Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.
  3. Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.
  4. Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.
  5. Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.
  6. Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: 24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.
  7. Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur
  8. Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

  1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),
  2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  3. İşkence (madde 94, 95),
  4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158) ,
  7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  8. Parada sahtecilik (madde 197),
  9. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
  10. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),
  11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
  12. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik (madde 241),
  13. Rüşvet (madde 252),
  14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
  15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,
  16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
  17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) Bankalar Kanununun 22. maddesinin 3 ve 4 numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74. maddelerinde tanımlanan suçlar.

     9. Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.

Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde Gerekçesi

Telekomünikasyon yoluyla yapılan haberleşmeye girme, mevzuatımızda sadece 30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununda belirli örgütlü suçlar için düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uygun genel bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Tasarı 135 ilâ 138. maddeler ile Türk usul hukukundaki bu önemli boşluğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uygun olarak doldurmaktadır.

Gerçekten gerek ikrar, gerek işlenen suça ait diğer delil, iz, eser ve emareler, suçu işleyen, şerikleri, yataklık edenler ile diğer kişiler arasında cereyan eden telefon muhaverelerinin (karşılıklı konuşmaların) dinlenmesi veya sinyalleri, yazıları, resimleri, görüntü veya sesleri veya diğer nitelikteki bilgileri kablo, radyo veya diğer elektromanyetik sistemlerle veya tek yönlü sistemlerle alan ve ileten araçlara girilerek elde edilebilir. Modern teknik bu hususta kolaylıklar ve olanaklar sağlamış bulunmaktadır. Ancak burada, çok açık olan ve örneğin uyuşturucu madde trafiğinde olduğu gibi başka suretle delilini bulmak olanağının çok az olduğu suçları ve faillerini meydana çıkarmak gibi önemli toplumsal yarar ile haberleşme özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı gibi temel insan haklarına saygının çatıştığı açık olduğundan Batı ülkeleri bu konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarına uygun biçimde düzenlemişlerdir. Bunun tipik örneğini Fransız Ceza Usulü Kanununun 100 ilâ 107. maddeleri oluşturmaktadır. Tasarının 135 ilâ 138. maddeleri kaleme alınırken sözü edilen mevzuattan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarından esinlenilmiştir. Madde telefon konuşmalarına veya maddede sayılan diğer iletişim araçlarına müdahale edilmesi, girilebilmesi için koşulları şu suretle saptamıştır:

  1. Soruşturulan suçun beş yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir cürüm olması gerekmektedir.
  2. Yapılan soruşturmada başka suretle delil, iz, eser veya emare elde edilemeyeceği anlaşılmış olmalıdır yani bu yola “ultima ratio” olarak başvurula-bilecektir.
  3. Bu husustaki karar Cumhuriyet savcısının istemi üzerine soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi tarafından verilecektir.
  4. Hâkim, müdahale kararını sadece hakkında soruşturma açılmış kişiler için değil ve fakat, iletişimlerine girildiğinde soruşturma yapılan suç ve suçlular bakımından delil, iz, eser ve emare elde edilebilecek diğer kişiler hakkında da verebilecektir. Telefonla sürekli rahatsız edildikleri için, polise başvurarak telefonlarının dinlenmelerini istemiş bulunan kişiler bakımından, elbette ki, bu usul uygulanmayacaktır.
  5. Verilecek kararda maddenin ikinci fıkrasında açıklandığı üzere, dinlenecek telefonun numarası veya diğer iletişim araçları bakımından hattın sahibinin veya kullananın kim olduğu, bu hususlara ait bütün unsurlar ve suçun türü ile üç aydan fazla olmamak üzere müdahale süresi, gösterilecektir. Özetle karar, telekomünikasyonda müdahale edilecek hattı, cihazı belirlemeye yarayacak bütün unsurları, başvurulmayı gerekli kılan suçu ve müdahale süresini içerecektir. Müdahale; yukarıda açıklanan usul ve koşullara uyularak en çok iki defa üçer aydan fazla olmamak üzere uzatılabilecektir.

Madde ile getirilen düzenleme belirtildiği gibi bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Bu ihtiyaç nedeniyle konu diğer ülkelerin kanunlarında da düzenlenmiştir. Bununla birlikte insan hakları bakımından önemi dikkate alınarak bu usulün uygulanması için Fransız Ceza Usul Kanununda işlenen cürmün cezasının “iki yıl” olarak öngörülmüş bulunmasına karşılık, Tasarının bu maddesinde “beş yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren cürümlerde” bu usulün uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeyle de insan hakları bakımından önemli bir koruma getirilmiştir. Böylece getirilen metin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında belirtilen bütün kayıt ve koşulları içermektedir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

ceza muhakemesi kanunu 135 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 135 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması Emsal Kararlar

Yargıtay 16. Ceza Dairesi E: 2019/7278, K:2020/6691

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde
  • İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması

Yerel mahkemenin, ByLock delilinin hukuka uygunluğu ile ilgili olarak esas itibariyle ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında açıklanan gerekçeleri de benimsemiş olması karşısında gerekçede ayrıca Yargıtay uygulamalarına yanlış anlam yüklenerek; ByLock delilinin istihbari nitelikte görülerek istihbari delillerin hükme esas alındığının kabulü; ByLock delilinin incelenmesi için CMK 135. maddeye göre karar alınmasının gerekli olmadığına ilişkin değerlendirme hukuki dayanaktan yoksun olup yasa ve yerleşik uygulamalara aykırı ise de sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 10. Ceza Dairesi E:2017/1438, K:2020/8855

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde
  • İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması

Bursa KOM Şube Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerince yapılan istihbari çalışmalarda …’ de ikamet eden …,…’nin uyuşturucu madde ticareti yaptıkları duyumu üzerine …, … hakkında CMK 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti kararı alınmış daha sonra aynı karar sanık … hakkında da alınarak çalışmalara başlanılmış,

20/02/2013 tarihinde; …’nin bonzai olarak bilinen sentetik kannabinoid paketlerini taşırken yakalandığı, 12/07/2013 tarihinde; …, …’nin o dönem birlikte kullandıkları evde 145 adet bonzai olarak bilinen sentetik kannabinoid paketlerinin ele geçirildiği, 13/07/2013 tarihinde 12/07/2013 tarihinde …’nin kolluk görevlilerine teslim ettiği 550 paket bonzai olarak bilinen sentetik kannabinoid paketlerinin ele geçirildiği anlaşılmış olup, 20/02/2013 tarihli olay nedeniyle Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce … hakkında verilen mahkumiyet kararının Dairemizce düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hakkında verdiği mahkumiyet kararının Yargıtay (kapatılan) 20.Ceza Dairesi tarafından bozulduğu, mahkemenin bu dosyaları karar tarihinde Yargıtay’da olmaları nedeniyle inceleyemediği, sadece karar örneklerini incelediği görülmekle;

Eksik araştırmaya ilişkin tespitler, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanığa atılı suçun sübutu ve suç vasfının belirlenebilmesi için; Sanıklardan; hakkındaki hüküm kesinleşen …’nin dosyasının aslı veya onaylı örneğinin denetime olanak sağlayacak biçimde dosyada bulundurulması, aynı olay nedeniyle Yargıtay (kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nce mahkumiyet hükmü bozulan …’nın dosyası derdest ise birleştirilmesi; hüküm verilip kesinleşti ise de dosyasının aslı veya onaylı örneğinin dosya içine konulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile hüküm kurulması;

Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün bozulmasına, 10.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


Yargıtay 16. Ceza Dairesi E:2019/8370, K:2020/1756

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde
  • İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması

Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalarda alınan ifadelerden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke genelinde olduğu gibi sanığın görev yaptığı Muş ilinde de, askeri mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiğine yönelik kuvvetli suç şüpheleri ile yapılanma içerisinde yer alan sivil mahrem imamların örgütsel faaliyetler kapsamında örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla il genelinde bulunan, kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatları kullandıklarına ilişkin bilgilere ulaşılması üzerine, il genelinde faaliyet yürüten sabit/ankesörlü telefonlara yönelik olarak Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca Muş Sulh Ceza Hakimliğinden; İl Merkezindeki kontörlü telefon ve ankesörlü telefon olarak kullanımda olduğu tespit edilen 69 sabit telefon hattına yönelik 20.12.2017 tarih 2017/4747 Değişik İş sayılı karar ile, CMK’nın 135/6. maddesi gereğince iletişimin tespiti kararı alındığı, bu karara dayanılarak alınan HTS kayıtlarının incelenmesinde;

Astsubaylıktan subaylığa geçen sanığın kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan … GSM nolu hattının; Muş ilinde bulunan… adına kayıtlı… numaralı sabit hattan; 25.02.2014 tarihinde … (Kıdemli Üsteğmen) isimli askeri personelle ardışık olarak 116 saniye, 01.03.2014 tarihinde…(Üsteğmen) isimli askeri personelle ardışık olarak 0 ve 21 saniye,… adına kayıtlı… numaralı sabit hattan; 23.02.2014 tarihinde ….(Üsteğmen) isimli askeri personelle ardışık olarak 0 ve 0 saniye, … adına kayıtlı… numaralı sabit hattan; 28.02.2014 tarihinde ….(Üsteğmen) isimli askeri personelle ardışık olarak 28 ve 28 saniye,… adına kayıtlı … numaralı sabit hattan; 14.03.2014 tarihinde … (İkisi de Üsteğmen) isimli askeri personelle ardışık olarak 0 saniye görüşmeler gerçekleştirildiği, yine 23.02.2014-14.03.2014 tarihleri arasında 11 kez, 4 farklı ankesör/sabit hattan tekil aranma kaydının bulunduğu, görüşmelerin öğle arasına yakın, mesai saati bitimi ya da mesai saati bitimine çok yakın zamanlarda yapıldığı tespit edilmiştir.

Sanık, aşamalarda alınan savunmalarında, söz konusu aramalara ilişkin makul bir açıklama getirememiştir.

Tüm bu açıklamalar karşısında dosya kapsamında somut olay irdelendiğinde; Hukuka uygun olarak elde edilen (HTS) kayıtlarının incelenmesinde, sanığın kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan …GSM nolu hattının Muş İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, 2014 yılında toplamda 11 kez ankesör/sabit hattan aranma kaydının bulunduğu, bu aramalardan 5 tanesinin askeri personelle ardışık arama şeklinde, 6 tanesinin ise tekil arama şeklinde olduğunun anlaşılması karşısında, arama sayısı, aramaların ardışık ve periyodik olması, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanığın farklı sabit hatlardan aranması, aranmaların makul görünmemesi nazara alındığında, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu, yine yargılamada tanık olarak dinlenen …, … ve …’nun; Sanıkla örgüte ait evlere gittikleri, örgüt liderinin kitaplarını okuyup, videolarını izledikleri, … isimli örgüt mensubunun yönlendirmesi ile askeri okullara girdiklerini beyan etmiş oldukları dikkate alındığında, mahkemenin sanığın örgüt üyesi olduğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 16. Ceza Dairesi E:2019/8569, K:2020/1530

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde
  • İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının iletişim yöntemi olarak ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramalar yaptıkları yönündeki tespitlerden sonra, soruşturma makamlarınca başlangıç soruşturması kapsamında ve CMK’nın 160/1 maddesinin verdiği yetkiye dayanarak yapılan araştırmalar sonucunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının “sohbet” olarak adlandırdıkları örgütsel toplantılara devam etmek için kamuya açık market büfe vb. yerlerde kurulu bulunan ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatları özel yöntemlerle kullandıklarının tespit edilmeleri üzerine, CMK. 135/6 maddesi gereğince sabit hat ve ankesörlü hatlara yönelik iletişimin tespiti kararları alınarak uygulamaya konulması, bu cümleden olarak şüpheli kişilerin hatlarıyla kamuya açık, birbirinden bağımsız büfe, market vb. yerlerde kurulu bulunan sabit veya ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesi, üçüncü kişilere ait verilerin ayıklanması ile yapılan analizler sonucunda şüphelilere ulaşılmasında hukuka aykırı yöntemlerin kullanıldığı ileri sürülemeyeceği gibi, ihlal edildiği iddia edilen hakka nazaran kamu güvenliğinin korunması ve suçla mücadele için sağlanan yararın üstünlüğünden de kuşku duyulmaması gerekecektir. Sanığın kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan 0 505… GSM nolu hattının; Elazığ ilinde Hasan Bahçeci isimli şahıs adına kayıtlı bulunan 0 424… numaralı sabit hattan 08.06.2012 günü saat: 22:27:42’de 23 saniyelik aranma kaydı olduğu, bu aranma kaydının Fedayi Halıç adına kayıtlı kıdemli başçavuş rütbesindeki şahıs ile birlikte 08.06.2012 tarihinde saat: 22:25:37 ile 22:27:42 saniyelerinde ; Gökhan Gül isimli şahıs adına kayıtlı bulunan 0 424… numaralı sabit hattan 09.02.2013 günü saat: 20:28:24’te 21 saniyelik aranma kaydı olduğu, bu aranma kaydının Seyit Mercan adına kayıtlı üsteğmen rütbesindeki şahıs ile birlikte 09.02.2013 tarihinde saat: 20:28:24 ile 20:29:48 saniyelerinde; Gökhan Gül isimli şahıs adına kayıtlı bulunan 0 424.. numaralı sabit hattan 19.04.2013 günü saat: 17:26:37’de 41 saniyelik aranma kaydı olduğu, bu aranma kaydının Enes Polat adına kayıtlı üsteğmen rütbesindeki şahıs ile birlikte 19.04.2013 tarihinde saat: 17:24:11 ile 17:26:37 saniyelerinde; Oğuz Öcaloğlu isimli şahıs adına kayıtlı bulunan 0 424… numaralı sabit hattan 01.04.2014 günü saat: 18:35:16’da 42 saniyelik aranma kaydı olduğu, bu aranma kaydının Seyit Mercan adına kayıtlı üsteğmen rütbesindeki şahıs ile birlikte 01.04.2014 tarihinde saat: 18:33:35 ile 18:35:16 saniyelerinde ardışık olarak aranma kaydı içerisinde olduğu; yine 08.06.2012-28/05/2014 tarihleri arasında 11 farklı ankesör/sabit hattan 48 kez tekil aranma kaydının bulunduğu; görüşmelerin mesai saati bitimi ya da mesai saati bitimine çok yakın zamanlarda, 0 ile 210 saniye arası kısa sürelerde yapıldığı, peş peşe aranan şahısların asker şahıslar olduğu ve bir kısmı ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında adli işlem kaydının olduğu tespit edilmiştir. Sanık, aşamalarda alınan savunmalarında, söz konusu aramalara ilişkin makul bir açıklama getirememiştir.

Tüm bu açıklamalar karşısında dosya kapsamında somut olay irdelendiğinde; Hukuka uygun olarak elde edilen (HTS) kayıtlarının incelenmesinde, “sanığın kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan 0 505… GSM nolu hattının Elazığ İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı sabit hatlı telefonlardan, 2012-2014 yılları arasında toplamda 52 kez ankesör/sabit hattan aranma kaydının bulunduğu, bu aramalardan 4 tanesinin askeri personelle ardışık arama şeklinde, 48 tanesinin ise tekil arama şeklinde olduğunun anlaşılması karşısında, arama sayısı, aramaların ardışık ve periyodik olması, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanığın farklı sabit hatlardan aranması, aranmaların makul görünmemesi nazara alındığında, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu; Yine yargılamada tanık olarak dinlenen … beyanlarında; Sanığı 2007 yılında Edirne Keşan’a astsubay olarak atandığım zamandan tanıdığını sanığın da aynı dönem atandığını, sanığın ilk önce astsubay olarak çalıştığını daha sonra subaylığı kazandığını, kendisinin 2009 yılında başka bir arkadaşının tuttuğu o zamanlar cemaat olarak bilinen yapının evlerine geçtiğini, sanığın ise başka bir evde kaldığını ancak onun kaldığı evin cemaat ile alakası olmadığını, tanığın evinde iki haftada bir sohbet düzenlendiğini, bu düzenlenen sohbetlere kendisi gibi sanığın da katıldığını, sohbeti dışarıdan gelen birinin yaptığını, bu sohbetlerde anlatan kişi tarafından nasihatlar verildiğini, dini bilgilerinin geliştirildiğini, Fetullah Gülen’in cd’leri izlenip, kitaplarının okutulduğunu, bu sohbetler esnasında cep telefonlarının başka bir odada durduğunu, tanığa o zamanlar cemaat olarak bilinen yapı tarafından Selim kod adı verildiğini, ancak sanığın herhangi bir kod adı olup olmadığını bilmediğini, sanığın da kendisi gibi bu sohbetlere 2011 yılına kadar katıldığını ve 2011 yılında tayini çıktığını, kendi tayininin ise 2013 yılında çıktığını, kendisinin sanık ve Recai ile birlikte kendisinden sorumlu olan Yavuz isimli kişi tarafından oluşturulan sohbet grubuna dahil olduklarını, bu sohbetlere bazen tanığın evinde bazen Recai’nin evinde düzenlendiğini, sanığın eşi karşı olduğu için evinde hiç sohbet yapmadıklarını, sanığın bu sohbetlere eşinden gizli olarak geldiğini beyan etmesi; Tanık olarak dinlenen … beyanlarında, mesleğinin pilot yüzbaşı olduğunu, sanığı ortaokul son sınıf da okul arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, ortaokul son sınıftayken yani 1999 ile 2000 yılları arasında cemaatle ilk tanıştıklarında aynı cemaat evine 6 ay boyunca birlikte gidip geldiklerini, ortaokuldan sonra sanığın askeri bir okulu kazandığını, kendisi ile bir daha görüşmediğini, fetö terör örgütü ile bu tarih itibariyle sanığın bağlantısı olup olmadığını bilmediğini; Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/127 E sayılı dosyası üzerinden yargılaması yapılan ve 25.10.2018 tarih 2018/250 K sayılı ilam ile terör örgütü üyeliğinden cezalandırılmasına karar verilen Recai Doğan’ın etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde vermiş olduğu ve gerekçeli karara yansıyan beyanında Sanık … Fenkçi ile ilgili özetle Edirne İli Keşan İlçesine taşındığını, Yavuz isimli cemaat abisi ile irtibatlandırıldığını, Yavuz ile buluştuğunu, Yavuz’un kendisini … isimli astsubayın evine götürdüğünü, orada Celal Fenkçi’nin de olduğunu, Yavuz’un kendilerini bir grup yaptığını daha sonra da Şinasi isimli başka bir cemaat abisine devrettiğini, daha sonra Celal’in subaylık sınavını kazanarak gittiğini, beyan etmiş oldukları dikkate alındığında, mahkemenin sanığın örgüt üyesi olduğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 26.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 2. Ceza Dairesi E:2017/2130, K:2017/3787

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde
  • İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması

Hırsızlık suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/10/2016 tarihli ve 2016/113229 soruşturma, 2016/63805 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/5141 değişik iş sayılı karar aleyhine … Bakanlığınca verilen 14/02/2017 gün ve 94660652-105-34-267-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/02/2017 gün ve 2017/12477 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, imei numarası belirtilen bir telefonun nerede ve kim tarafından kullanıldığına ilişkin HTS raporlarının ilgili GSM şirketlerinden celbinin, CMK 135. maddesinde tedbir mahiyetinde düzenlenen “iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınması” niteliğinde olmayıp, cumhuriyet savcısının genel soruşturma yetkisi kapsamında olduğu da gözetilerek, atılı suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar delillerin etraflıca araştırılıp ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, hiçbir delil araştırmasına girişmeksizin, eksik incelemeye dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. İnceleme konusu dosyada Cumhuriyet savcılığınca, müştekinin, vekili aracılığıyla cep telefonunun çalındığını belirterek şikayet dilekçesi sunmasından sonra müştekinin belirtmiş olduğu imei numarası üzerinden araştırma yapılarak suç tarihinde ve o tarihten sonra bahse konu cep telefonunun kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekirken herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan soyut gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, kanunun öngördüğü şekilde soruşturma yapılmasının sağlanması için itiraz merciince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 31/10/2016 gün ve 2016/5141 Değişik İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 03/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/ 

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık