Ceza Hukuku

Ceza İstinaf Kanun Yolu

İlk derece mahkemeleri tarafından verilen kararlar her zaman için maddi gerçeklik ve hukuka uygunluk bakımlarından doğru olmayabilir. Mahkemelerin verdikleri kararların denetlenmesi ve bu kararların maddi gerçekliğinin ve hukuka uygunluğunun değerlendirilip kontrol edilmesi özellikle ceza yargılamalarında son derece önemlidir. Çünkü ceza yargılaması neticesinde davada sanık olan taraf için bir ceza verilmektedir. Bu nedenle ceza istinaf kanun yolu kanunda düzenlenmiştir. Bu ceza ile sanığın birçok temel hak ve özgürlüğüne de müdahale edilmektedir. Dolayısıyla mahkemelerin vermiş olduğu kararın doğruluğu ve hukuka uygunluğu yine başka bir mahkeme tarafından denetlenmelidir.

2016 yılına kadar ilk derece mahkemelerinin vermiş olduğu kararlardan bazıları ilk derece mahkemesinde kesinleşirken bazı kararların temyiz kanun yoluna götürülmesi mümkün idi. Ancak 2016 yılında Türk yargı sisteminde faaliyete geçen Bölge Adliye Mahkemeleri ile hukukumuza istinaf kanun yolu girmiş oldu. İstinaf kanun yolu ile amaçlanan; hem Yargıtay’ın iş yükünü azaltarak bazı kararların Bölge Adliye Mahkemeleri’nde kesinleşmesini hem de ilk derece mahkemelerince verilmiş olan kararların kontrol mekanizmasını artırarak maddi gerçekliğinin ortaya çıkarılarak hukuka daha uygun şekilde karar verilmesini sağlamaktır.

İstinaf Kanun Yolu ile Temyiz Kanun Yolu Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

  • Her şeyden önce iki kanun yolu arasında ulaşmak istenilen amaç açısından fark bulunmaktadır. Temyiz kanun yolu adı verilen Yargıtay inceleme ve kararları ile amaçlanan Türk yargısında yeknesaklığın sağlanmasıdır. Başka bir deyişle, Yargıtay yaptığı temyiz incelemesi ile tüm ülkede benzer olaylar için benzer kararlar verilmesini amaçlamaktadır. Çünkü bir hukuk devletinde benzer olaylar için farklı kararlar verilmesi hukuki güvenilirliği zedeleyecek bir durumdur. Bu açıdan Yargıtay hukuka uygunluk denetimi yapar. İstinaf kanun yolunun amacı ise mahkemeler tarafından adil karar verilmesini sağlamaktır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemeleri hem maddi olay incelemesi yaparak verilen kararın adil olup olmadığını tespit etmiş olur hem de hukuka uygunluk denetimi yaparak kararın doğru verilmesini sağlar. Bölge Adliye Mahkemelerinin yargıda yeknesaklığı sağlamak gibi bir amacı yoktur, asıl amaç somut olaya uygun en adil kararın verilmesi için maddi gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamaktır.
  • Yargıtay temyiz incelemesi için önüne gelen dosyalarda yalnızca hukuka uygunluk denetimi yapabilir. Bu açıdan Yargıtay’ın olayın nasıl gerçekleştiğini, doğru olup olmadığını denetleme yetkisi yoktur. Bölge Adliye Mahkemeleri ise istinaf incelemesi yaparken maddi olay incelemesi yaparak maddi gerçekliği de araştırır.
  • İstinaf kanun yolunun amacı da göz önüne alındığında Bölge Adliye Mahkemeleri, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararları bozduktan sonra tekrar ilk derece mahkemesine göndermek yerine çoğunlukla davanın yeniden görülmesi kararı verir. Bu karar neticesinde ilgili Bölge Adliye Mahkemesinde dava yeniden görülür. Yargıtay ise bozduğu kararlar için dosyayı kararı veren ilk derece mahkemesine göndermektedir.
  • Bölge Adliye Mahkemelerince istinaf incelemesi yapılan dosyalar için delil getirebilme kuralı hâkimdir. Taraflar dosyaya yeni delil getirebilirler. Ancak temyiz incelemesinde yalnızca hukuka uygunluk denetimi yapıldığından dosyada sübut bulmuş delillerden başka delil getirilebilmesi mümkün değildir.
  • Yargıtay’da yapılan temyiz incelemesinde hâkim temyiz dilekçesinde yer alan istemlerle bağlıdır, bunlar dışında bir hususu inceleme yetkisi yoktur. İstinaf incelemesinde ise mahkeme istinaf dilekçesi ile belirtilen hususların dışında da resen inceleme yapabilir.
  • Yargıtay da duruşma yapılması istinadır ve talebe bağlıdır. Ancak istinaf incelemesinde duruşma yapılması kural, yapılmaması istisnadır. Bunun yanında mahkeme taleple bağlı değildir.

Hangi Kararlar İçin İstinaf Kanun Yoluna Başvurulabilir?

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 272’nin 1. ve 2. fıkralarında; “İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, on beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince resen incelenir. Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.”

Bu madde hükmünden de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemeleri tarafından verilen nihai kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Nihai karar, ilk derece mahkemesinin dosyadan elini çektiği ve kendi açısından yargılamayı sonlandırdığı karardır. Yargılamanın tarafları bu karara karşı istinaf kanun yoluna gidebilirler. Ancak yine madde hükmünde belirtildiği üzere hükme esas teşkil eden başka bir deyişle nihai karara etkisi olan ara kararlar için başka bir kanun yolu öngörülmemiş ise bu ara kararların da istinaf edilmesi mümkündür.

İstinaf kanun yolu incelemesi kural olarak başvuru üzerine yapılmaktadır. Ancak 15 yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin ilk derece mahkemesi hükümleri için Bölge Adliye Mahkemeleri resen istinaf incelemesi yapar.

Hangi Kararlar İçin İstinaf Kanun Yoluna Başvurulamaz?

Ceza Muhakemesi Kanunu 272/3 maddesine göre;

  • Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üç bin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,
  • Üst sınırı beş yüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
  • Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,

Karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Usulü

  • İstinaf Kanun Yoluna Başvurabilecek Olanlar

İstinaf kanun yoluna başvurabilecek olanlar Ceza Muhakemesi Kanunu 273/4 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

  • Sanık,
  • Katılan,
  • Katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş olanlar,
  • Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar,

İstinaf kanun yoluna başvurabilirler. Bu kişiler istinaf dilekçelerinde başvurma nedenlerini göstermemiş olsa bile Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından resen inceleme yapılır. Ancak incelemenin daha sağlıklı yapılması için başvurma nedenlerinin istinaf dilekçesinde belirtilmesi önemlidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 273/5 maddesine göre; Cumhuriyet savcısının da istinaf kanun yoluna başvurma yetkisi vardır. Ancak Cumhuriyet savcısı başvuru nedenlerini gerekçeleri ile birlikte yazılı şekilde açıkça sunmak zorundadır. İlgililer, Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusuna karşı 7 gün içinde cevaplarını sunmalıdır.

  • İstinaf İstemi ve Başvuru Süresi

İstinaf başvurusu hükmün açıklanmasından itibaren 7 gün içinde yapılmak zorundadır. Hüküm, başvuru hakkı olanların yokluğunda açıklanmış ise 7 günlük süre hükmün tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İstinaf başvurusunun süresi içinde yapılması ile hükmün kesinleşmesi engellenmiş olur.

İstinaf başvuru dilekçesi, hükmü veren ilk derece mahkemesine sunulur. Hükmü veren ilk derece mahkemesi öncelikle istinaf başvuru dilekçesi üzerinden ilk inceleme adı verilen kabul edilebilirlik incelemesi yapar. Kabul edilebilirlik incelemesi; bazı açılardan istinafa başvurma imkânı bulunmayan durumların tespit edilerek istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmeksizin reddedilmesini amaçlamaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 276. maddesine göre hükmü veren ilk derece mahkemesi şu durumlarda kabul edilebilirlik incelemesinden sonra istinaf istemini reddeder:

  • Başvurunun 7 günlük yasal sürenin geçirilerek yapılması halinde
  • Başvurunun aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılması halinde
  • İstinaf başvurusunun bu başvuru hakkına sahip olmayan bir kişi tarafından yapılması halinde.

Kabul edilebilirlik incelemesi neticesinde; istemin reddedilmesi durumunda ilgililer red kararının kendilerine tebliğinden itibaren 7 gün içinde Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurarak bu hususta karar verilmesini isteyebilirler.

Hükmü veren ilk derece mahkemesi kabul edilebilirlik incelemesi neticesinde istinaf istemini reddetmezse dava dosyası Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir. İstinaf dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yazılı olarak cevap verebilir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki ceza davalarında istinaf yolu başvuruları harca tabi değildir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nde İnceleme Nasıl Yapılır?

Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili ceza dairesine tevzi edilen dava dosyasında öncelikle dosya üzerinden ön inceleme yapılır. Ön inceleme kararı neticesinde;

  • Bölge adliye mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması halinde yetkisizlik kararı verilerek dosya yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir.
  • Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, hükmün bölge adliye mahkemesinin inceleme yetkisi bulunmayan kararlardan olduğunun, başvuranın başvuru hakkı olmadığının anlaşılması halinde istinaf başvuru reddedilir. Red kararına karşı itiraz yolu mevcuttur.

Ön inceleme neticesinde yetkisizlik veya red kararı verilmediği hallerde esastan incelemeye geçilir. Esastan inceleme sırasında bölge adliye mahkemesince dosya ve deliller incelenir ve inceleme neticesinde çeşitli kararlar verilebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesinde bölge adliye mahkemesinin verebileceği kararlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

  • İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi (Onama)

Bölge Adliye Mahkemesi yaptığı esastan inceleme sonucunda;

  • İlk derece mahkemesinin kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı,
  • Delil ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı,
  • İspat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,

kanısına varırsa istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermektedir. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu hüküm Bölge Adliye Mahkemesince onanmış olur.

  • Hukuka Aykırılığın Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1 maddesinin (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen hallerin varlığı halinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilir. Bu kararın verilmesine sebep hususlar genellikle basit hatalardır. Bu basit hatalar nedeniyle davanın yeniden görülmesine ihtiyaç duyulmaksızın kararın kesinleşmesi sağlanarak yargılamanın makul sürede tamamlanması amaçlanır. Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddi kararı verilebilmesi şu durumlarda mümkündür:

  • Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse,
  • Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmışsa,
  • Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse,
  • Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmışsa,
  • Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmışsa,
  • Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmişse,
  • Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa,
  • Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde,
  • Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde,
  • Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde.

  • Hükmün Bozulması Kararı

Hükmün bozulması kararı, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararda hukuka kesin bir aykırılığın mevcudiyetine işaret eder. Hükmün bozulması kararı verildiği hallerde dosya yeniden incelenmek ve hüküm tesis edilmek üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilir. Hükmün bozulması kararı verilecek hukuka aykırılık nedenleri şunlardır:

  • Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
  • Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,
  • Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,
  • Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,
  • Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
  • Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,
  • Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 284. Maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu kararlara karşı ilk derece mahkemesinin direnme yasağı vardır. Başka bir deyişle, hükmün bozulması kararı verildiği hallerde ilk derece mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararları uygulamama ve kendi kararının doğruluğu konusunda direnemez. Bu konudan yeniden bir hüküm kurması gerekmektedir.

  • Davanın Yeniden Görülmesi Kararı

Yukarıda belirtilen esastan red ve hükmün bozulması kararı verilen sebepler dışındaki diğer hallerde, gerekli tedbirler alındıktan sonra davanın yeniden görülmesine karar verilir. Davanın yeniden görülmesi kararı verildiği durumlarda bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı yapar ve yargılamayı kendi bünyesinde yeniden görür.

Duruşma hazırlığı aşamasında, duruşma günü belirlenir ve duruşma için gerekli çağrılar yapılır. Mahkemece gerekli görüldüğü hallerde tanık ve bilirkişi dinlenmesine ve keşif yapılmasına da karar verilebilir. İstinaf kanun yolunun asıl amacının maddi gerçeği ortaya çıkartmak olması bu aşamada tanık ve bilirkişi dinlenmesine ve keşif yapılmasına da olanak tanımaktadır.

Bölge Adliye Mahkemelerinde duruşma aşamasında; görevlendirilen üyenin inceleme raporu, İlk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, İlk derece mahkemesinde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve bilirkişi raporu, Bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır ve dinlenilmesine karar verilen tanık ve bilirkişiler çağırılır. Ayrıca 17.10.2019 da yürürlüğe giren 1. Yargı Paketi ile düzenlendiği üzere “Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesi gerekir.”

Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verebilir veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurabilir. Yeniden hüküm kurulması halinde aleyhe bozma yasağı adı verilen yasağa göre; istinaf yoluna yalnızca sanık lehine başvuru yapılmışsa, yeni verilecek hüküm önceki hükümde belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

Bölge adliye mahkemesince verilen kararların sanık lehine olması halinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar. Böylece lehe verilmiş bölge adliye mahkemesi kararları diğer sanıklara da sirayet etmiş olur.

Bölge Adliye Mahkemesi’nin Kararlarına Karşı Temyiz Yoluna Başvuru

Kural olarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin hükmün bozulması kararı dışındaki kararlarına karşı temyiz kanun yolu açıktır. Bu konu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak aynı maddede temyiz kanun yoluna başvurulamayacak istisnai haller de yer almaktadır. Buna göre;

  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
  • İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
  • On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
  • Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
  • Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,

Temyiz kanun yoluna götürülemez.

17.10.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 1. Yargı Paketi uyarınca;

bazı suçlar için yukarıdaki durumlar söz konusu olsa dahi temyiz kanun yoluna başvurma hakkı vardır. Ceza Muhakemesi Kanunu madde 286/3’e göre;

“İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

  1. a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
  2. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
  3. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
  4. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
  5. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
  6. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
  7. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
  8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
  9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
  10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
  11. Silâhlı örgüt (madde 314),
  12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318) suçları.
  13. b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
  14. c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.”

Söz konusu ise ceza miktarına bakılmaksızın her durumda temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının İtiraz Yetkisi

Ceza Muhakemesi Kanunu 308/A maddesine göre; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin vermiş olduğu kararlara karşı itiraz edebilir. İtiraz, resen ya da ilgililerin istemi üzerine kararı veren daireye yapılabilir. Başsavcılığın itiraz süresi kararın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gündür. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı sanık lehine ise itiraz süresi aranmaz.

İtirazın yerinde görüldüğü hallerde kararı veren mahkemece karar düzeltilir. İtirazın yerinde görülmediği hallerde kararı veren ceza dairesi dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir.

Ceza yargılaması sonucunda verilen kararı istinafa taşınması sürecinde profesyonel hukuki desteğe ihtiyaç duyulur. Zira verilen karar artık aleyhe veya lehe ilk derece mahkemesinden çıkmıştır. İstinaf kanun yoluna ceza avukatı ile başvurmanız ileride oluşabilecek hak kayıplarının önüne geçecektir.

Başa dön tuşu