Tazminat Hukuku

10 soruda İş Davalarında Arabuluculuk

Bir süre önce TBMM’de kabul edilerek yasalaşan 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile çalışma hayatında yeni bir dönem başladı. Bugünkü yazımızda 10 soruda İş Davalarında Arabuluculuk yeni dönemi ve yapılan değişiklikleri açıklayalım istedik. İş davalarında daha önceden direkt olarak dava açılırken artık bir çok dava türünde arabuluculuk şartı getirilmiştir. İşte İş Mahkemeleri Kanunu ve Arabuluculuk’ta gelen yenilikler;

İş Davalarında Arabuluculuk Nedir? Hangi Davalarda Arabulucuya Gitmek Zorunludur?

Öncelikle zorunlu arabuluculuk olarak adlandırılan “dava şartı olarak arabuluculuk” işçi ve işveren arasında yaşanan sorunları dostane yöntemlerle çözecek bir sistemdir. Uyuşmazlık taraflarını bir araya getiren alanında uzman arabulucular, objektif bir şekilde taraflarla görüşme sağlayarak kendi çözüm yöntemlerini geliştirmelerini sağlamakta ve iletişim kurmalarına yardımcı olmaktadır. Gerektiğinde taraflara çözüm önerileri sunarak anlaşmaları yönünde yol gösterici olmaktadırlar. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte bazı davalarda mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilmiştir. Buna göre bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilecektir. Diğer bir ifadeyle bu tür işçi-işveren uyuşmazlıklarında mahkeme öncelikli olarak arabulucuya başvurmuş olma koşulunu arayacaktır.

Çalışan tarafından talep edilebilecek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, eşitliğe aykırılık tazminatı, sendikal tazminat, mobbing tazminatı, ücret, prim, ikramiye, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve benzeri işçilik alacaklarının söz konusu olması halinde arabulucuya gidilmesi zorunludur. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi veya manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları kapsam dışıdır. Yani direkt olarak dava açılabilir.

Tazminatlarda Zamanaşımı 5 Yıla İndirildi mi?

Belirtmek gerekir ki, 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanunla eklenen ve kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, denkleştirme tazminatı gibi iş sözleşmesinden kaynaklanan birtakım tazminatların zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin ilgili kanunun yürürlüğe girme tarihinden önce ve sonra sona ermesi hallerinde iki ayrı sonuç yaratacaktır. Bu durumda, 25.10.2017 tarihinden önce iş sözleşmesi sona eren işçiler için iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve denkleştirme tazminatı alacakları için genel zaman aşımı süresi, yani 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

Buradaki 10 yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği andan itibaren işlemeye başlayacaktır. 25.10.2017 tarihinde söz konusu kanunun yürürlüğe girmesi ile ise, genel zamanaşımı süresi olan 10 yıl değil, özellikle bu tazminat türleri için belirlenen 5 yıllık zamanaşımının uygulanmasına karar verilmiştir. Bu durumda ise, bu tarihten sonra iş akdi sona eren kişilerin tazminat alacakları açısından zamanaşımı 5 yıl olarak uygulanacak ve işbu süre de iş akdinin sona erdiği tarihten işlemeye başlayacaktır.

Arabulucunun Kararı Kesin Midir? Arabulucuya Başvurulması Mahkemeye Gitmenin Önünde Bir Engel Midir? Arabuluculuk İşçi-İşveren Uyuşmazlıklarında Ne Gibi Fayda Sağlayacak?

Arabulucuya gitmek zorunlu, ancak arabulucuda uzlaşmak zorunlu değildir. Bu nedenle taraflar arasında anlaşma sağlanamazsa mahkemeye gidilmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Arabuluculuk görüşmeleri sonunda tarafların anlaşmaya varmaları halinde, üzerinde anlaşılmış olan hususların taraflar tarafından tekrar yargı konusu yapılması mümkün değildir. Arabuluculukta çözümlenmiş bir konunun tekrar yargı konusu yapılabilmesi için tehdit, hile, cebir gibi taraf iradelerini sakatlayan bir olgunun varlığı gerekir.

Arabulucu görüşmelerinde tarafların kendi istekleriyle anlaşmaya varmaları, böylece mahkemeye gitmeden uyuşmazlığın kısa sürede çözülmesi beklenir. Arabulucu, tarafların bire bir görüşerek daha kısa sürede anlaşmaya varmalarını sağlar. Hem avukat, bilirkişi, harç gibi yargı masraflarına katlanılmaz ve hem de kısa sürede dostane bir çözüm elde edilir.

Arabulucu ’ya Başvurmak İçin Gerekli Süre Nedir? Arabulucu Ne Kadar Süreyle Kararını Verecektir?

İş sözleşmelerinin feshinde, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulmak zorundadır. Arabulucu atandıktan sonra üç hafta içerisinde karar verilmelidir. Bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta süreyle uzatılabilmektedir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda işçi ve işveren tarafının işe iade konusunda anlaşmaya varamamaları halinde, arabulucu tarafından son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilecektir. Bu süre sadece işe iade davaları içindir. Zira diğer davalarda genel zamanaşımı süreleri geçerlidir.

Arabulucu görüşmeleri sonunda anlaşmaya varılamaması halinde arabulucu tutanak düzenleyecek ve mahkeme başvuru dilekçesinin ekine arabulucu tutanağı eklenecektir.

İş Davalarında Arabulucuya Başvurmak Masraflı Mıdır?

Arabulucu sistemi, mahkemeye göre daha ucuz bir yöntemdir. Mahkemelerde olduğu gibi dava harcı, noter, bilirkişi gibi ek masraflarla ile karşılaşılmamaktadır. Taraflar arabulucu görüşmelerine katılmışlarsa anlaşma sağlamaları halinde arabuluculuk ücret tarifesi üzerinden eşit şekilde ödeme yapacaklardır. İşe iadede anlaşma sağlanırsa işçi alacakları üzerinden hesaplama yapılacak, taraflar eşit şekilde ödeme yapacaklardır. Anlaşma sağlanamazsa iki saatten az görüşme süreleri Hazine’den karşılanacak, iki saatten fazla süreli görüşmelerde ise iki saati aşan kısımlar taraflarca eşit şekilde karşılanacaktır.

Arabuluculuk bu sebeple daha az masraflı ve hızlı bir yoldur. Fakat bu süreç işçi lehine olmaması için avukat eliyle yürütülmesi işçinin lehine olacaktır. Hak kaybını engelleyecektir.

İş Davalarında Arabuluculuk Toplantısına Gidilmezse Ne Olur?

Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.

Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilmeyecek. Diğer bir ifadeyle arabuluculuk sürecine geçerli bir mazeret göstermeksizin katılmayan işveren, davada haklı çıksa bile, yargılama giderlerinin tamamını ödemek zorunda kalacak ve davayı kazandığı halde vekalet ücreti alamayacak.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılacak.

Alt İşveren İşçisi İşe İade Talebiyle Arabulucuya Giderse?

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır.

01.01.2018 Öncesinde Açılan Davaların Durumu Ne Olacak?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, 01.01.2018 tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmayacaktır.

İş Mahkemelerinde Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenecek?

İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Tazminatlarda Zamanaşımı Süresi 5 Yıla İndirildi Mi?

İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla, hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat (ihbar tazminatı), kötü niyet tazminatı ve iş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat için zamanaşımı süresi 25.10.2017 tarihinden itibaren on yıldan beş yıla indirilmiştir.

Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerinin İşçi Şikayetlerini İnceleyecek Mi?

Çalışma ve İş Kurumu il müdürlükleri personelinin “iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin” kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri inceleme yetkisi kaldırılmıştır. İş sözleşmesi devam eden işçiler bakımından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın iş müfettişleri eliyle denetim ve teftiş yetkisi devam edecektir. İş sözleşmesi fiilen sona eren işçiler ise doğrudan arabulucuya başvuracaklardır.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu