Yürütmenin durdurulması; iptal davasına konu edilen bir idari işlemin yürütülmesini (hukuki sonuçlarını doğurmasını) açılan iptal davasının sonuna kadar geçici olarak durduran, tedbir mahiyetinde bir ara karardır. Yürütme durdurma kararları; idari işlemin iptal edilmesi anlamına gelmemekle birlikte yargılama boyunca işlemin hukuka uygun olduğuna ilişkin karinenin ve aynı zamanda işlemin uygulanmasının durdurulması anlamına gelmektedir.
Hukuka uygunluk karinesi, idarenin tesis ettiği işlemlerin hukuka uygun olduğu hususundaki genel kabulu ifade etmektedir. Yürütmenin durdurulması kararı ile hukuka uygunluk karinesi yargılama süresince ertelenmekte; bu sayede de işlemin uygulamasının durdurulması, idarenin kamu gücü sayesinde elde ettiği ezici kudretin sınırlandırılması ve bireyin idareye karşı korunması sağlanmaktadır. Yürütmenin durdurulması kararı verilmesi için belli şartların gerçekleşmesi gereklidir. Bunlar;
- İptal davasının açılması (idari yargıda “yürütme durdurma davası” diye ayrı bir dava türü yoktur. Tek başına yürütmenin durdurulması talepli bir dava açılamaz)
- Yürütme durdurma talebi (yürütmenin durdurulması iptal davası ile birlikte talep edilir)
- Yürütme durdurma harcı yatırılması
- Teminat (duruma göre)
- Davalı idarenin savunmasının alınması veya savunma süresinin geçmesi (uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir)
- İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararların doğması
- İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması
- Gerekçe gösterilmesi
Yürütmenin durdurulması; idari işlemin yürütülmesini (sonuç doğurmasının) açılan idari davasının sonuna kadar ve dava konusu idari işlemin tüm hukuki sonuçlarını geçici olarak durduran, tedbir mahiyetinde bir ara karardır. Yürütmenin durdurulması kararı iptal davası ile birlikte talep edilir. Yürütme durdurma davası diye ayrı bir dava türü yoktur. Tek başına YD (yürütmenin durdurulması) talepli bir dava açılamaz. Yürütme durdurma kararları; idari işlemin iptal edilmesi anlamına gelmemekle birlikte yargılama boyunca işlemin hukuka uygun olduğuna ilişkin karinenin ve aynı zamanda işlemin uygulanmasının durdurulması anlamına gelmektedir.
Yürütmenin Durdurulması Nedir?
Yürütmenin durdurulması; hukuka aykırılık iddiası ile iptal davasına konu olan bir idari işlemin yürütülmesinin (hukuki sonuçlarını doğurmasının) yetkili yargı yerince geçici olarak durdurulmasıdır. Yürütmenin durdurulması kararı, açılan iptal davasında, idari işlemin hukuka uygunluk karinesini askıya alarak, uygulamasını en geç dava sonuçlanıncaya kadar erteleyen idare hukukuna özgü bir yargı kararıdır. Özel hukuk davalarında verilen ihtiyati tedbir kararına benzemektedir.
İdari işlemler, hukuka uygunluk karinesinden yararlanır. Yani idare tarafından alınan bir karar veya yapılan işlem, idare mahkemesi tarafından iptal edilinceye kadar, hukuka uygun olduğu kabul edilir ve uygulanmasına devam edilir. Yürütmenin durdurulması kararı ile hukuka uygunluk karinesi yargılama süresince ertelenmekte ve işlemin uygulanması durmaktadır
Açılan iptal davasında yargı yerince dava konusu işlemin hukuka aykırılığı saptanıp iptaline karar verilirse, bu iptal kararı geriye yürür, yani işlem hiç yapılmamış gibi sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar geçici önlemler alınmak suretiyle bireyin idari işlemlere karşı korunması gerekmektedir. Bu doğrultuda dava konusu işlemin sebebiyet vereceği zararın önlenmesi için yürütmenin durdurulması müessesi öngörülmüştür.
Yürütmenin durdurulması kurumu esasen işlemin icrailiğinin durmaması ve uzun süren yargılamalar nedeniyle; mahkemeden beklenen nihai faydanın mahkeme bitene dek alınmama ihtimalini önleme amacı taşımaktadır. Bu durumda yürütmenin durdurulması sadece işlemin hukuka aykırılığının giderilmesi değil; kişilerin uğrayabileceği mağduriyetleri de önlemeyi hedef alır.
Yürütmenin Durdurulması İYUK 27. Madde
- Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
- Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.
- Dava dilekçesi ve eklerinden yürütme durdurma isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.
- Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.
- YD istemli davalarda 16. maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.
- Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.
- Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…) kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
- Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır.
- Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır.
- Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.
Yürütmenin durdurulması” kurumu esasen işlemin icrailiğinin durmaması ve uzun süren yargılamalar nedeniyle; mahkemeden beklenen nihai faydanın mahkeme bitene dek alınmama ihtimalini önleme amacı taşımaktadır. Bu durumda YD sadece işlemin hukuka aykırılığının giderilmesi değil; kişilerin uğrayabileceği mağduriyetleri de önlemeyi hedef alır. İYUK m.27 uyarınca “Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.” şeklinde düzenlenerek idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesi hüküm altına alınmıştır. Ancak uzun süren yargılama süreci ile birlikte dava sonucunda ortaya çıkan işlemin hukuka aykırılığı hususunun kişi bazında büyük mağduriyetlere sebep olmasının önüne geçilmesi amacıyla yürütme durdurma kararının uygulanmadığı hallerle karşılaşmaktayız.

İdari Dava Açma Ücreti 2026 Yılı
Posta Ücreti (İdari Dava):
- Yeni Dava: 2.520,00 TL
- Yürütmenin Durdurulması İstemli: 2.940,00 TL
- Yeni Dava Duruşma ve Yürütmeyi Durdurma İstemli: 3.360,00 TL
- Posta Gideri: 2.100,00 TL
Harçlar (İdari Dava):
- Başvuru Harcı: 732,00 TL
- Karar Harcı: 732,00 TL
- Yürütmenin Durdurulması Harcı: 1.260,00 TL
- Delil Tespit Harcı: 1.206,00 TL
- Müdahil Harcı: 1.124,50 TL
- Keşif Harcı: 5.188,00 TL
- Vekalet Harcı: 104,00 TL
- Suret Harcı (İdare): 37,80 TL x Sayfa Sayısı
- Nispi Karar Harcı: Binde 68,31*1/4
- Nispi Karar Harcı (ölüm, yaralanma vb. davalarda): Binde 68,31*1/20
Posta Ücreti (Vergi Davası):
- Yeni Dava: 2.520,00 TL
- Yürütmenin Durdurulması İstemli: 2.940,00 TL
- Posta Gideri: 2.100,00 TL
Harçlar (Vergi Davası):
- Başvuru Harcı: 732,00 TL
- Vekalet Harcı: 104,00TL
- Suret Harcı (Vergi): 25,00 TL
İstinaf Ücreti (Bölge İdare Mahkemesi)
Posta Ücreti (İdari Dava): 1.000 – 2.000 TL
Harçlar (İdari Dava):
- İstinaf Başvurma Harcı (İdare): 2.002,00 TL
- YD Harcı (İdare): 1.206,00 TL
- YD İtiraz Harcı (İdare): 2.002,00 TL
- İstinaf Başvurma Harcı (Vergi): 2.121,70 TL
Danıştay Temyiz ve Karar Düzeltme Başvuru Ücreti (Danıştay)
Posta Ücreti (İdari Dava): 1.000 – 2.000 TL
Harçlar (İdari Dava):
- Temyiz Yoluna Başvurma Harcı (İdare): 3.608,50 TL
- Karar Harcı: 1.526,20 TL
- YD Harcı: 1.206,00 TL
- Karar Düzeltme Harcı: 1.526,20 TL
Posta Ücreti (Vergi Davası): 1.000 – 2.000 TL
Harçlar (Vergi Davası):
- Temyiz Yoluna Başvurma Harcı (Vergi): 3.189,50 TL
- YD Harcı: 1.526,20 TL
Danıştay’a Yeni Açılacak Davalarda
Posta Ücreti (İdari Dava):2.100,00 TL
Harçlar (İdari Dava):
- Başvuru Harcı: 1.124,50 TL
- Karar Harcı: 1.526,20 TL
- YD Harcı: 1.206,00 TL
Anayasa Mahkemesine Açılacak Yeni Davalarda
- Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Harcı: 6.024,10 TL
Not: Yeni açılan davalarda posta ve harç masraf toplamı 2.800 ₺ ile 6.000 ₺ arasında değişmektedir.

Yürütmenin Durdurulması Kararının Şartları
Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için usule ve esasa ilişkin şartları şu şekilde sıralayabiliriz:
- İptal davası açılmış olmalıdır: İdari yargıda “yürütme durdurma davası” diye ayrı bir dava türü yoktur. Tek başına yürütmenin durdurulması talepli bir dava açılamaz. Yürütmenin durdurulması ancak iptal davası ile birlikte talep edilir. Bununla birlikte dava açıldıktan sonra da yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmasında bir engel yoktur. Yürütmenin durdurulması esas hakkında karar verilinceye kadar her zaman talep edilebilir.
- Yürütmenin durdurulması talep edilmelidir: İYUK m.27/1’de belirtildiği üzere Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Dolayısıyla idari yargı yerlerince kendiliğinden yürütmenin durdurulması kararı verilemez, bu yönde bir talepte bulunulması gerekir. Yürütmenin durdurulması talebi kural olarak iptal davası açılırken dava dilekçesinde iptal talebi ile birlikte istenir. Uygulamada, açılan iptal davasında yürütmenin durdurulması talep ediliyorsa, davanın yürütmenin durdurulması istemli olduğunu belirtir bir ibare dava dilekçesinin üst kısmında görünür bir şekilde ayrıca belirtilir. Dava açıldıktan sonra yürütmenin durdurulması istenecekse, bu istemi içeren dilekçe ayrıca mahkemeye sunulmalıdır.
- Yürütmenin durdurulması harcı yatırılmalıdır: Davacı tarafından yürütmenin durdurulması istenirken, yürütmenin durdurulması harcının da yatırılması gerekmektedir. Harç yatırılmamış veya eksik yatırılmış ise, harcın yatırılması veya tamamlanması hususu davacıya tebliğ edilir.
- Teminat gösterilmelidir: İYUK m.27/6 hükmüne göre yürütmenin durdurulması kural olarak teminat karşılığında verilir. Bu teminatın nedeni, yürütmenin durdurulması kararının esas hakkındaki karara kadar iptal ile aynı etki ve sonucu doğurmasıdır. İdari işlemin hukuka uygunluk karinesi askıya alınmakta, uygulaması dava sonuçlanıncaya kadar ertelenmektedir. Dolayısıyla yargılama sonunda iptal kararı verilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek zararları karşılamak amacıyla teminat öngörülmüştür. Ancak bu şart zorunlu değildir. Durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Ayrıca idareden ve adli yardımdan yararlanan kimselerden teminat alınmaz. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren mahkeme tarafından çözümlenir.
- Davalı idarenin savunmasının alınmasının veya savunma süresinin geçmesi: Kural olarak idarenin savunması alındıktan sonra veya idareye savunma için verilen süre geçtikten sonra yürütmenin durdurulması kararı verilebilir. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Bu halde idarenin savunması alındıktan sonra yürütmenin durdurulması istemi hakkında yeniden karar verilir.
- İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması: Anayasa m.125/5 ile İYUK m.27/2’de idari işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarından birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için esasa ilişkin iki temel şart bulunmaktadır ve esasa ilişkin bu iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar;
- Dava konusu idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekmektedir.
- Dava konusu idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması kuvvetle muhtemel olmalıdır.
Yürütmenin durdurulması isteminin kabul edilebilmesi için aranılan ilk şart, idari işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır. İdari işlemin hukuka aykırı olması yeterli değildir, bu hukuka aykırılık açık olmalıdır. Bunun tespiti de esasen yargılama sonunda gerçekleşmektedir. Dolayısıyla uygulamada mahkemeler daha çok idarenin savunması alındıktan sonra yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar vermektedirler.
Yürütmesinin durdurulması isteminin kabulü için aranılan ikinci koşul, dava konusu idari işlemin uygulanmasının telâfisi güç veya imkansız zararlar doğurmasıdır. Yürütmenin durdurulmasının talep edilebilmesinin şartlarından olan telâfisi güç veya imkansız zararlar doğmasından anlaşılması gereken idari yargı organları tarafından idari işlem hakkında verilecek iptal kararı üzerine dava konusu idari işlemden önceki durumun tesisinin imkansız veya güç olmasıdır. Telafisi güç ya da imkansız zarar, maddi bir kavram değil eski halin geri gelmesini mümkün kılmayacak durum anlamındadır. Hal böyle olunca verilecek bir iptal kararının geriye yürür biçimde uygulanabilmesi, eski halin iadesi, başka bir deyişle o işlem sanki hiç yapılmamış gibi bir olgunun gerçekleşebilmesini önleyici her durum telafisi güç ya da imkansız zarar sayılmalıdır.
Yürütmenin durdurulması isteminde bulunulurken dava konusu işlemin somut olarak ne gibi telafisi güç veya imkansız zararlara yol açtığı açıklanmalı ve aynı zamanda dava konusu işlemin hukuka aykırılık nedenleri açık bir şekilde ortaya konulmalıdır. Söz gelimi dava konusu işlem nedeniyle kişinin işini kaybedecek olması ve bunun sonucunda gelirinden mahrum kalması, kendisini ve ailesini geçindirememesi, borçlarını ödeyememesi, yardıma muhtaç hale gelmesi dava konusu işlemin sebep olduğu telafisi güç zararlara örnek gösterilebilir.
Kanun koyucunun iki şartın birlikte bulunması koşulunu araması, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesini zorlaştırma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu da yürütmenin durdurulması kurumunun ortaya çıkış gayesi ile bağdaşmamakta ve hak kaybına sebebiyet vermektedir.
- Gerekçe gösterilmesi: Usule ve esasa ilişkin şartların gerçekleşmesi halinde gerekçe göstererek yürütmenin durdurulması kararı verilebilir. Yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne ilişkin kararlar gerekçeli olmak zorundadır. Mahkeme tarafından kararın gerekçesinde dava konusu edilen işlemin neden hukuka aykırı olduğu ve doğuracağı telafisi güç veya imkansız zararların neler olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Yürütmenin durdurulması kararlarında gerekçe bulunması zorunluluğu İYUK’nun 27. maddesinin ilk halinde de mevcut olmasına rağmen 6352 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile İYUK’nun 27/2. fıkrasına eklenen “Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkansız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.” cümlesi ile bu hususa ilişkin zorunluluk tekrarlanmıştır.
Yürütmenin Durdurulması Talebi Üzerine Verilecek Kararlar
Yürütmenin durdurulması talebi hakkında idari yargı mercilerince verilebilecek kararlar denildiğinde ilk akla gelen, somut olayın şartlarına ve duruma göre yürütmenin durdurulması isteminin reddi veya kabulü kararlarıdır. Bunun yanı sıra, 6352 sayılı Kanun değişikliğinden önce uygulamada başvurulan ve bu değişiklikle birlikte kanuni düzenleme altına alınan yürütmenin durdurulması isteminin savunmadan sonra incelenmesi ve yürütmenin durdurulmasının savunmaya kadar kabulü kararları da idari yargılama hukukumuzda yerini almıştır. Bu hallerde davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma için verilen süre geçtikten sonra yürütmenin durdurulması talebi hakkında karar verilir. İdarenin savunması da göz önünde bulundurularak yürütmenin durdurulması istemin reddine veya kabulüne, savunma alınmaksızın verilen yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verilebilir.
Dava dilekçesi ve davalı idarenin savunmasının alınmasına rağmen yürütmenin durdurulması şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamadığı durumlarda idari yargı yerlerince yürütmenin durdurulması isteminin ara kararından sonra incelenmesi veya yürütmenin durdurulması isteminin keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra incelenmesi yönünde kararlar verildiği görülmektedir. Bu kararlar, İYUK’nda sayılmamasına rağmen idari yargı yerlerince uygulamada geliştirilen kararlardır. Bu kararlar, yürütmenin durdurulması talebini karşılamamakta, sadece somut olayda yürütmenin durdurulması şartlarının oluşup oluşmadığının tespitini sağlama amacına hizmet etmektedir. Söz konusu kararlar ile birlikte talep edilen bilgi ve belgelerin gönderilmesinin veya keşif ve bilirkişi incelemesinin tamamlanmasının ardından yürütmenin durdurulması talebi hakkında yeniden bir karar verileceği açıktır.
Ayrıca, özellikle vergi yargılamasında başvurulan yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı ile aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yapılan yürütmenin durdurulması talebi hakkında verilen yürütmenin durdurulması talebinin incelenmeksizin reddi kararları da yürütmenin durdurulması talebi üzerine verilebilecek kararlar arasındadır.
Yukarıda yaptığımız açıklamalar doğrultusunda yürütmenin durdurulması talebi üzerine yargı merciince verilebilecek kararları şu şekilde sıralayabiliriz:
- Yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne
- Yürütmenin durdurulması isteminin reddine
- Yürütmenin durdurulması isteminin davalı idarenin savunması alındıktan veya cevap verme süresi geçtikten sonra incelenmesine
- Davalı idarenin savunması alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, savunma alınmaksızın yürütmenin durdurulmasına
- Yürütmenin durdurulması isteminin ara kararından sonra incelenmesine
- Yürütmenin durdurulması istemi hakkında keşif veya bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra karar verilmesine
- Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına
- Yürütmenin durdurulması talebinin incelenmeksizin reddine
-
Yürütmenin Durdurulması İsteminin Kabulü Kararı
İdari yargı yerlerince, yapılan inceleme sonucunda dava konusu idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı ile idari işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu sonucuna varılır ise dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilecektir. Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için bu iki temel şartın ( telafisi güç veya imkansız zarar ve açıkça hukuka aykırılık) birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 6352 sayılı Kanun ile İYUK’nun 27. maddesinde yapılan değişiklik ile birlikte usuli bir şart olarak yürütmenin durdurulması kararı verilmesi için davalı idarenin savunmasının alınması veya savunma verme süresinin geçmesi zorunluluğu getirilmiştir. Buna göre, yürütmenin durdurulması talebini içeren dava dilekçeleri öncelikle İYUK m.14 kapsamında ilk incelemeye tabi tutulur, yapılan ilk inceleme sonucunda herhangi bir eksiklik tespit edilmemesi durumunda davalı idarenin savunması alındıktan sonra veya idareye savunma için verilen süre geçtikten sonra yürütmenin durdurulması istemi incelenir. Bu düzenleme ile artık davalı idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulmasının kabulü kararı verilmesi mümkün olmamakla birlikte bu kuralın tek istisnası yukarıda belirtildiği üzere uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerdir. Uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerin yürütülmesi, şartları oluşmuş ise savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilmektedir.
Yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne ilişkin kararlar gerekçeli olmak zorundadır. Mahkeme tarafından kararın gerekçesinde dava konusu edilen işlemin neden hukuka aykırı olduğu ve doğuracağı telafisi güç veya imkansız zararların neler olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Yürütmenin durdurulması kararlarında gerekçe bulunması zorunluluğu İYUK’nun 27. maddesinin ilk halinde de mevcut olmasına rağmen 6352 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile İYUK’nun 27/2. fıkrasına eklenen “Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkansız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.” cümlesi ile bu hususa ilişkin zorunluluk tekrarlanmıştır.
-
Yürütmenin Durdurulması İsteminin Reddi Kararı
Yürütmenin durdurulması isteminin reddi yukarıda belirtilen iki şartın birlikte gerçekleşmemesi sebebiyle verilen geçici bir tedbirdir. İdari yargı yerlerince, yapılan inceleme sonucunda dava konusu idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartların birisinin veya her ikisinin de gerçekleşmemesi halinde yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilir. Tarafımıza sıklıkla ‘’Yürütmeyi durdurma red kararı ne demek?’’ şeklinde sorular yöneltilmektedir. Yürütmeyi durdurma red kararı; yürütmeyi durdurma isteminin reddedildiğini, davanın esastan görülmeye devam ettiğini ifade etmektedir.
Yürütmenin durdurulması isteminizin reddi halinde, bu karara karşı itiraz edebilirsiniz. İtiraz kanunda belirtilen yasal süre içerisinde yapılmalıdır, aksi halde itirazınız usulden reddedilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
-
Yürütmenin Durdurulması İsteminin Davalı İdarenin Savunması Alındıktan veya Savunma İçin Verilen Süre Geçtikten Sonra İncelenmesi Kararı
Yürütmenin durdurulması talepli açılan davalarda çoğunlukla yürütmenin durdurulması şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği dava dilekçesinden anlaşılamadığından; davalı idarenin savunmasının alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu gibi durumlarda, idari yargı yerlerince yürütmenin durdurulmasının davalı idarenin savunması alındıktan sonra incelenmesine karar verilmektedir. Zira çoğu zaman idari işlemlerdeki hukuka aykırılığın bazı ön araştırmalar yapılmadan yalnızca dava dilekçesi ve eklerindeki belgelere bakılmak suretiyle hemen ve açıkça tespit edilmesi oldukça zordur. Özellikle açıkça hukuka aykırılık koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, ancak davalı idarenin savunması ile veya gerekli duyulan bilgi ve belgelerin idareden istenilmesinden sonra yapılabilmektedir.
Uygulamada da yürütmenin durdurulması talepli açılan davalarda idari yargı yerlerinin, “Uyuşmazlığın niteliğine ve davanın durumuna göre, yürütmenin durdurulması isteminin davalı idarenin birinci savunmasının alınmasından veya yasal cevap verme süresi geçtikten sonra incelenmesine” şeklinde bir karar almak suretiyle öncelikle davalı idarenin savunmasının alınması, sonrasında ise talebin incelenmesi yoluna gittikleri görülmektedir. Yürütmenin durdurulması isteminin davalı idarenin savunmasının alınmasından sonra incelenmesine karar verilmesi durumunda İYUK’nun 27. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; “yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği ve tebliğin memur eliyle yapılmasına karar verilebileceği” hükmü uyarınca davalı idareye savunma için verilecek yasal süre kısaltılabileceği gibi tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. Bu sayede yargılama süreci kısaltılarak bireylerin temel hak ve özgürlüklerine yapılan olası müdahalenin daha kısa sürede önlenmesi mümkün olabilecektir.
-
Savunma Alınmaksızın Yürütmenin Durdurulması
İYUK’nun ilk halinde yürütmenin durdurulmasının savunmaya kadar kabulü kararı düzenlenmemiş olmakla birlikte bu karar türü, yargı içtihatlarıyla uygulamaya girmiştir. Bu kararlar, çoğunlukla idari işlemin uygulanmaya devam edilmesi durumunda telafisi imkânsız zararların ortaya çıkması ihtimali karşısında davalı idarenin savunması alınana kadar davacı taraf lehine bir güvence oluşturmak amacıyla verilen kararlardır. Özellikle, uygulanması süreklilik göstermeyen, yani bir defa uygulanmakla tükenecek işlemler bakımından ortaya çıkabilecek sorunların önlenmesi amacıyla uygulamada bu yola gidilmesi tercih edilmiştir. Zira bu gibi işlemler bir defa ya da kısa bir süre uygulanmakla tükenecek olduklarından bu işlemlerin yürütülmesinin durdurulması için açıkça hukuka aykırı olup olmadıklarının tespit edilmesine kadar uygulanmalarının tamamlanması ve ortada durdurulması gerekecek bir uygulamanın bulunmaması ve hatta yargılamanın tamamlanmasının anlamsız hale gelmesi olasılığı ile karşı karşıya kalınmaktadır. İşte böyle bir durumla karşı karşıya kalınmaması için uygulamada davalı idarenin savunması alınıncaya kadar yürütmenin durdurulması yöntemi benimsenmiştir. Öğretide, bu kararlar için, “geçici olarak yürütmenin durdurulması” ya da “geçici kabul” isminin de kullanıldığı görülmektedir.
Yargı içtihatlarıyla uygulanmakta olan bu durum kanun koyucunun yaptığı değişiklikle mevzuatta da yerini almıştır. Buna göre uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Bu halde idarenin savunması alındıktan sonra yürütmenin durdurulması istemi hakkında yeniden karar verilir.
-
Yürütmenin Durdurulması Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığı
İYUK m.27/4’e göre “vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur”. Bu hüküm kapsamında vergi uyuşmazlıklarında iptal davası açılması tahsil işlemlerini kendiliğinden durduracağından, ayrıca yürütmenin durdurulmasının talep edilmesine gerek yoktur. Buna rağmen yürütmenin durdurulmasının istenilmesi halinde “yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde karar verilecektir.
Ancak kural bu olmakla birlikte vergi davasının açılmasının yürütmeyi kendiliğinden durdurmadığı veya yürütmenin durdurulması kararının ortadan kalktığı hallerde mevcuttur. Bu hallerde ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir. Bu haller:
- İYUK m.26/3’e göre davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda duran tahsil işlemlerine devam edilir.
- Yukarıda hüküm doğrultusunda dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi halinde, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle dosyanın yeniden işleme konulması istenmelidir. Aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulmasından dolayı açılan davalar tahsil işlemini durdurmaz. Tahsil işlemlerini durdurmak için yürütmenin durdurulması talep edilmelidir (İYUK m.26/3, m.27/4)
- İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar da, tahsil işlemini durdurmaz. Aynı şekilde tahsil işlemlerini durdurmak için yürütmenin durdurulması talep edilmelidir (İYUK m.27/4)
-
Yürütmenin Durdurulması Talebinin İncelenmeksizin Reddine
Yürütmenin durdurulması talebi reddedildikten sonra yeniden talepte bulunulabilmesi için yeni delil ve hukuki nedenlerin ortaya çıkması gerekmektedir. Uygulamada ise yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesinin ardından yeni bir delil veya hukuki neden ileri sürülmeden yeniden yürütme durdurma talebinde bulunulduğu görülmektedir. İYUK’nun 27. maddesine 6352 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile eklenen 10. fıkrasında; “Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.” denilmek suretiyle yeni bir durum ortaya çıkmamasına ve farklı bir nedene dayanmamasına rağmen tekrar yürütmenin durdurulmasının talep edilmesi engellenmek istenmiştir. İdari yargılama hukukumuzda yürütmenin durdurulması talebinde bulunulabilmesi için bir süre öngörülmemiştir, yargılamanın her aşamasında talepte bulunulabilir. Ancak ilgili düzenleme ile davacının ikinci kez istemde bulunabilmesi için ilk yürütmenin durdurulması talebinden farklı yeni olguların ve sebeplerin ortaya çıkması gerekmektedir. Böylece aynı sebeplerle ikinci kez talepte bulunulması imkanı ortadan kalkmıştır.
Kanunla aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yapılan yürütmenin durdurulması isteminde bulunulması yasaklandığından, ikinci kez talepte bulunulması durumunda yapılan inceleme sonucunda bu başvurunun ilk başvuru ile aynı sebeplere dayandığını tespit etmesi durumunda idari yargı yerince “yürütmenin durdurulmasının incelenmeksizin reddine” kararı vermesi gerekmektedir. Ancak idari yargı yerlerinin ise bu hususa gerekli özeni göstermedikleri söylenebilir. İdari mahkemeler, ikinci kez yapılan yürütmenin durdurulması talebinin ilk başvuru ile aynı sebeplere dayanması durumunda kimi zaman yürütmenin durdurulması talebinin incelenmeksizin reddine karar verirken kimi zaman ise yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar vermektedirler.
Danıştay’ın bir kararında yeni bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği belirtilmesine rağmen “Dava dosyası içeriği bilgi ve belgeler ile davacının iddiaları incelendiğinde, yeni bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği ve davanın durumu ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen koşulların bu aşamada gerçekleşmediği anlaşıldığından ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminin reddine” denilmek suretiyle talebin incelenmeksizin reddine değil, reddine karar verilmiştir. Danıştay Beşinci Dairesi’nin 28/5/2013 tarih ve E:2011/5251 sayılı kararında da; “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesine 6352 sayılı Kanunun 57. maddesi eklenen son fıkrada, aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamayacağı öngörülmüş olup, davacının aynı sebeplerle ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanunun 27. maddesinin son fıkrası uyarınca yürütme durdurma isteminin ikinci kez reddine” denilmiştir.

Yürütmenin Durdurulması Kararı Verilemeyecek Haller
Yukarıda da belirtildiği üzere idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlara neden olacak nitelikte bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde idare mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilebilir. Dolayısıyla bu şartların bir arada bulunmaması halinde yürütmenin durdurulması kararı verilemeyecektir.
Yine yukarıda belirtildiği üzere uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Bu hükümden hareketle uygulanmakla etkisi tükenecek işlemler dışındaki işlemlerin idarenin savunması alınmadan yürütülmesinin durdurulmasına karar verilemeyeceği açıktır. Kamu görevlileri hakkında tesis edilen
- atama,
- naklen atama,
- görev ve unvan değişikliği,
- geçici veya sürekli görevlendirmelere
İlişkin idari işlemler kanun gereği uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz ve dolayısıyla bu işlemler hakkında idarenin savunması alınmadan yürütülmesinin durdurulmasına karar verilemez. Örneğin, bir kamu görevlisinin naklen atanmasına ilişkin bir işlem hakkında, idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyecektir.
Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği Nedir?
Hukuken yürütmenin durdurulması kararı bir ara karar niteliğindedir. Çünkü idare mahkemesi tarafından, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi durumunda, esas dava karara bağlanıncaya kadar, eski durumun devamı sağlanır. Bir başka deyişle, ilgililerin idari yargıda dava konusu yaptıkları işlemin uygulanması, dava sonuna kadar ertelenir. Ara karar niteliğinde olmasından mütevellit yürütmenin durdurulması istemleri üzerine bu kararlara karşı yalnızca karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz (İYUK m. 27/1). Ancak vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konu su edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Burada duran yalnızca tahsil işlemleridir.
Sonuç olarak; yürütmenin durdurulması, yargı görevinin bir parçasını oluşturur. Mahkeme, önüne gelen uyuşmazlığı karara bağlarken, davacıya yapılan haksızlığın giderilmesi, ya da zararın azaltılması için gereken önlemleri alabilir. Yürütmenin durdurulması, en azından zararı önleyici bir amaç gütmesi yönünden, adalete uygun ve yargılamanın yararlı bir parçasıdır.
Yürütmenin Durdurulması Kararına Karşı Nasıl İtiraz Edilir?
İlk derece mahkemesi olarak açılan davalarda yürütme durdurma istemlerinin kabulü ya da reddi yönündeki kararlara karşı ilgili taraflarca itiraz yolu açıktır. Buna göre, yürütmenin durdurulması istemi reddedilmişse davacı, yürütmenin durdurulması istemi kabul edilmişse davalı davalı idare tarafından bu karara itiraz edilebilir. Yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne veya reddine karşı itiraz edecek tarafın başvuracağı itiraz mercii, aşağıda da belirteceğimiz üzere, bu kararı veren yargı yerine göre değişmektedir. Şöyle ki;
- İdare ve vergi mahkemelerince kurul ya da tek yargıçla verilen yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara karşı bölge idare mahkemesine,
- Bölge idare mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara karşı en yakın bölge idare mahkemesine,
- Danıştay dava dairelerince verilen yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara karşı, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna,
- Çalışmaya ara verme süresi (adli tatil) içinde ise, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara karşı, en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye itiraz edilebilir.
İtiraz süresi, yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararın tebliğ edildiği günü izleyen günden itibaren 7 (yedi) gündür. Dolayısıyla yürütmenin durdurulması isteminizin reddi halinde, yürütmenin reddi kararının tarafınıza tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde itiraz etmelisiniz. Aksi takdirde itirazınız usulden reddedilir. İtiraz yoluna bir kez başvurulabilir. İtiraz merci, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır (İYUK m. 27/7). Yürütmenin durdurulmasına ilişkin verilen kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir (İYUK m. 27/7). Bu kararlara karşı başka bir merciine ya da hukuksal yola başvurma olanağı yoktur.
Yürütme durdurma itiraz (YD İtiraz), kararı veren mahkemeye verilecek dilekçeyle gerçekleştirilir. Dilekçeler itirazı inceleyecek mahkemeye gönderilmek üzere kararı veren mahkemeye hitaben yazılmalıdır (X Bölge İdare Mahkemesine gönderilmek üzere Y İdare Mahkemesine). İtiraz edilen YD red kararının tarih ve sayısı ile kararı veren mahkemenin adı yazılmalı ve Kanunda belirtilen diğer hususlar çerçevesinde dilekçe hazırlanmalıdır. Yine yürütme durdurma kararına itiraz edilirken yürütme durdurma harcı yatırılmalıdır. Son olarak yürütme durdurma kararına itiraz ederken idare hukuku avukatı ile süreci yönetmeniz davanızın yürütülmesi bakımından önemlidir.

İkinci Kez Yapılan Yürütmenin Durdurulması Talebi
Yürütmenin durdurulması talebi reddedildikten sonra yeniden talepte bulunulabilmesi için yeni birtakım gelişmelerin ve hukuki nedenlerin ortaya çıkması gerektiği, ilk istem reddedilmiş olsa bile yeni bir takım hukuki sebeplerin gündeme gelmesi halinde yeniden YD isteminde bulunulabileceği kabul edilmektedir. Uygulamada ise yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesinin ardından yeni bir delil veya hukuki neden ileri sürmeden yeniden yürütme durdurma talebinde bulunulduğu görülmektedir.
İYUK’nun 27. maddesine 6352 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile eklenen 10. fıkrasında; “Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.” denilmek suretiyle yeni bir durum ortaya çıkmamasına ve farklı bir nedene dayanmamasına rağmen tekrar YD talep edilmesi engellenmek istenmiştir. Belirttiğimiz üzere idari yargılama hukukumuzda yürütmenin durdurulması talebinde bulunulabilmesi için bir süre öngörülmemiş, yargılamanın her aşamasında talepte bulunulabilmesinin yolu açık tutulmuştur. Ancak bu düzenleme ile davacının ikinci kez istemde bulunabilmesi için ilk yürütmenin durdurulması talebinden farklı yeni olguların ve sebeplerin ortaya çıkması gerekmektedir. Artık aynı sebeplerle ikinci kez talepte bulunması imkanı ortadan kalkmıştır.
Kanunla aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yapılan yürütmenin durdurulması isteminde bulunulması yasaklandığından idari yargı yerlerinin ikinci kez talepte bulunulması durumunda bu başvurunun ilk başvuru ile aynı sebeplere dayandığını tespit etmesi durumunda bu talebi incelemesi ve “yürütmenin durdurulmasının incelenmeksizin reddine” kararı vermesi gerekmektedir. Ancak idari yargı yerlerinin ise bu hususa gerekli özeni göstermedikleri söylenebilir. İdari mahkemeler, ikinci kez yapılan yürütmenin durdurulması talebinin ilk başvuru ile aynı sebeplere dayanması durumunda kimi zaman yürütmenin durdurulması talebinin incelenmeksizin reddine karar verirken kimi zaman ise yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar vermektedirler.
Danıştay’ın bir kararında ise yeni bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği belirtilmesine rağmen “Dava dosyası içeriği bilgi ve belgeler ile davacının iddiaları incelendiğinde, yeni bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği ve davanın durumu ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen koşulların bu aşamada gerçekleşmediği anlaşıldığından ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminin reddine” denilmek suretiyle talebin incelenmeksizin reddine değil, reddine karar verilmiştir. (Danıştay Beşinci Dairesi’nin 28/5/2013 tarih ve E:2011/5251 sayılı kararında da; “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesine 6352 sayılı Kanunun 57. maddesi eklenen son fıkrada, aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamayacağı öngörülmüş olup, davacının aynı sebeplerle ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanunun 27. maddesinin son fıkrası uyarınca yürütme durdurma isteminin ikinci kez reddine”
denilmektedir.
Yürütmenin Durdurulması Kararının Sonuçları
Yürütmenin durdurulması kararı, iptali istenilen işlemin icrailiğini ve hukuka uygunluk karinesini dava sonuna kadar askıya alarak işlemez hale getirir. Yürütmenin durdurulması yönündeki idari yargı kararları iptal kararlarıyla aynı etki ve sonucu doğurmaktadır, yani dava konusu işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırmaktadır. Bunun sonucunda dava konusu işlem hiç tesis edilmemiş gibi olmakta ve dava konusu işlemden önceki hukuki duruma dönülmektedir. Dava sonunda idari işlemin iptaline karar verilirse yürütmenin durdurulması kararı yerini iptal kararına bırakır. Çünkü, iptal kararının uygulanmasıyla yürütme durdurma kararına gerek kalmamaktadır.
Bununla birlikte iptal ve yürütme durdurma kararları arasında önemli bir fark bulunmaktadır. İptal kararı nihai bir karar iken yürütmenin durdurulması kararı nihai bir karar olmayıp ara kararı niteliğindedir. Bu nedenle idarenin itirazı üzerine yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması söz konusu olabileceği gibi yürütmenin durdurulması kararı verilen bir davada iptal isteminin reddi ve bunun sonucu olarak yürütmenin durdurulması kararının ortadan kalkması mümkündür.
Yürütmeyi Durdurma Kararının Uygulanması
İdarenin yürütmenin durdurulması kararını uygulama konusunda bir takdir hakkı bulunmamaktadır. İdarenin tüm yargı kararlarında olduğu gibi yürütmenin durdurulması kararlarına da uyması ve gereğini yerine getirmesi hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olup Anayasa ve Kanun hükümleri ile de zorunlu tutulmuştur. İdare, yürütmenin durdurulması kararını 30 gün içerisinde geciktirilmeksizin yerine getirmek zorundadır.
Her ne olursa olsun idarenin tüm yargı kararlarına olduğu gibi yürütme durdurma kararlarına uyması Anayasal ve yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluğa aykırı hareket edilmesi, yani yürütmenin durdurulması kararlarına uyulmaması ve uygulanmaması idarenin mali sorumluluğuna yol açabileceği gibi ilgili kamu görevlilerinin görevi ihmal nedeniyle cezai sorumluluğuna da sebep olabilecektir. İdarenin yargı kararlarına uymak ve yargı kararlarının gereğini yerine getirmek görev ve sorumluluğu yargı fonksiyonunun ve hukuk devleti ilkesinin zorunlu ve doğal bir sonucu olduğu gibi Anayasa ve Kanun hükümleri ile de açıkça vurgulanmış, aksine tutum ve davranışlar hukuki ve cezai yaptırıma tabi tutulmuştur. Şöyle ki:
- Anayasamızın 138. maddesinin son fıkrası “yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
- İdari Yargılama Usulü Kanunumuzun 28. maddesinin ilk fıkrası “idare mahkemelerinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”
- İdari Yargılama Usulü Kanunumuzun 28. maddesinin üçüncü fıkrası “idare mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”
- Türk Ceza Kanunumuzun “görevi kötüye kullanma” başlıklı 257. maddesi “görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine neden olan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”, “görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine neden olan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Hükümlerini amir bulunmaktadır.
Anılan hükümler gereğince yürütmenin durdurulması yönündeki idari yargı kararlarının idarece en fazla otuz gün içince yerine getirilmesi gerekmektedir. Yürütme durdurma istemli iptal davası açmak için idare hukuku avukatı ile davanızı açmanız menfaatleriniz açısından oldukça önemlidir. Zira idare hukuku spesifik ve kendine has kuralları olan bir alandır.
Yürütmenin Durdurulmaması Kararlarının Yerine Getirilmemesinden Doğan Sorumluluk
Bu zorunluluğa aykırı hareket edilmesi, yani yürütmenin durdurulması kararlarına uyulmaması ve uygulanmaması idarenin mali sorumluluğuna yol açabileceği gibi ilgili kamu görevlilerinin görevi ihmal nedeniyle cezai sorumluluğuna da sebep olabilecektir.
- İdarenin mali sorumluluğu: İdare yürütmenin durdurulması kararına göre işlem tesis etmez veya eylemde bulunmazsa ağır hizmet kusuru işlemiş olur ve bu durumda idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Bu dava ancak idare aleyhine, kararı yerine getirmeyen mahkemede açılabilir. Açılan tazminat davası sonucunda idarenin tazminat ödenemesine hükmedilirse, ilgili idare ödemiş olduğu tazminatı kararın yerine getirilmemesinde kusuru bulunan kamu görevlisine kusuru oranında rücu eder.
- Kamu görevlisinin cezai sorumluluğu: Yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisi “görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle” veya “görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek” kişilerin mağduriyetine neden olduğu kabul edilir ve ilgili kamu görevlisi hakkında “görevi kötüye kullanma” suçu kapsamında suç duyurusunda bulunulabilir (TCK m.257)

Temyiz ve İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması
Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması mahkeme kararlarının yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İlk derece yargılanmasında olduğu gibi yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. Burada “davanın reddi” ve “davanın kabulü (dava konusu işlemin iptali)” kararları ayrı ayrı ele alınmalıdır.
- Davanın reddi kararının yürütülmesinin durdurulması: İlk derece mahkemesi, yargılama sonunda dava konusu işlemin hukuka aykırı olmadığı kanaatine varırsa davanın reddine karar verir. Davanın açılmasıyla kendiliğinden yürütmenin durdurduğu davalar ile yargılama aşamasında istem üzerine yürütmenin durdurulmasına karar verilen davalarda “davanın reddine” karar verilmesi üzerine hukuka uygunluk karinesi askıya alınarak uygulanması ertelenen dava konusu işlem yeniden uygulanmaya başlar. Dolayısıyla davacı tarafından istinaf veya temyiz aşamasında yeniden yürütmenin durdurulması talebinde bulunmalıdır. Bu istem üzerine yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
- Davanın kabulüne ilişkin kararın yürütülmesinin durdurulması: İlk derece mahkemesi, yargılama sonunda dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu kanaatine varırsa davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar verir. İptal kararı geçmişe etkilidir, işlem hiç tesis edilmemiş gibi hüküm ve sonuç doğurur. Davalı idarenin iptal kararına uyması ve kararı uygulaması Anayasal ve yasal zorunluluktur. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi halinde istinaf veya temyiz yoluna başvuracak ve yürütmenin durdurulmasını isteyecek davalı idaredir. Burada yürütmesinin durdurulması istenen iptale ilişkin mahkeme kararıdır. Davanın reddi kararına ilişkin yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için öngörülen şartlar burada aranmamaktadır. Dolayısıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildikten sonra davalı idare tarafından istinaf veya temyiz yoluna başvurulması ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi istenilmesi halinde, istinaf veya temyiz merciince herhangi bir şart aranmaksızın yürütmenin durdurulmasına karar verilebilecektir.
İstinaf veya temyiz merci kural olarak teminat karşılığında yürütmenin durdurulmasına karar verebilecektir. İptal davalarında teminat istenmeyebilir. İptal davalarında teminat alınıp alınmaması mahkemenin takdirinde iken, idareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaması yasal zorunluluktur.
İlk derece mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması hakkındaki kararlara karşı itiraz mümkünken, istinaf veya temyiz merciince yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara itiraz edilemez.Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.
İYUK m.52/5 göre “kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur”. Örneğin açtığınız iptal davasında isteminiz üzerine verilen yürütmenin durdurulması kararı davanın reddine karar verilmesi halinde ortadan kalkar ve dava konusu işlem uygulanmaya başlar. Ancak yaptığınız temyiz başvurusu sonucu Danıştay tarafından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının bozulması halinde uygulanan işlemin icrası kendiliğinden durur.
Yürütmeyi Durdurma Kararı Örnekleri
Danıştay 4.D; 07.10.1987 tarihli, 986/5213 E.
- Yürütmenin Durdurulması Kararı
- İYUK 27. Madde
Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden davada ileri sürülen iptal sebeplerinin aksi iddia edilemeyecek derecede ciddi ve yürütmeyi durdurmayı haklı kılacak nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan iptali istenen kararın derhal uygulanmasının telafisi güç zararların doğmasına neden olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, uyuşmazlık konusu vergi ve ceza miktarı kadar kanunen geçerli teminat karşılığında yürütmenin durdurulmasına … gününde oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 5.D; 24.03.1987 tarihli, 987/504 E.
- Yürütmenin Durdurulması Kararı
- İYUK 27. Madde
1982 Anayasasının 138 ve … İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddeleri uyarınca, idareler mahkeme kararlarının icabına uymak zorunda olup, davacının 25.02.1987 günlü kararname ile üçüncü kez aynı görevden alınması, Danıştayın 05.05.1981 gün ve 81/387 sayılı, 15.10.1986 gün ve 86/1040 sayılı iptal kararlarının uygulanmaması amacına yönelik görüldüğünden davalı idarenin savunması alındıktan sonra dosya yeniden incelenip bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına … oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 1.D; 21.06.1983 tarihli, 983/116 E. ve 983/144 K.
- Yürütmenin Durdurulması Kararı
- İYUK 27. Madde
… T.C. Anayasasının 125 inci ve … İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddeleri hükümlerine göre, yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç ya da imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde verilmektedir. Böyle olduğuna göre, yürütmenin durdurulması kararının verilmiş olması, bu kararın verilmesi aşamasında dava konusu işlemin hukuka açıkça aykırılığın idari yargı yerince saptandığını ortaya koyar. Bu nitelikteki bir işlemle, kendi kusur ve iradesi dışında görevinden ayrılmak durumunda kalan ilgiliye bu nedenle görev yapamadığı süreye ilişkin aylık ve özlük haklarının ödenmemesi düşünülmemek gerekir.
Bir iptal davasında verilmiş bulunan yürütmenin durdurulması kararlarının, henüz ortada iptal kararı bulunmadığı halde, iptali istenen işlemi ve ona bağlı işlemleri durduran ve geriye yürüyen sonuçlar doğuran, başka bir anlatımla işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlayan kararlardan olduğu ve bu özellikleri nedeni ile iptal kararları ile aynı nitelikte olan kararlardan bulunduğu yolundaki idare hukuku ilkesi göz önüne alınacak olursa, bunun, bu yönden de bir hukuksal zorunluluk halini aldığı ortaya çıkar.
Bu durumda, haklarında tesis edilen, göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma, ya da benzeri işlemlerin yürütmenin durdurulması kararı ile, durdurulması üzerine, görevine döndürülen memurlara fiilen görev yapmadıkları döneme ait özlük haklarının ödenmesi gerektiğine oy çokluğu ile karar verildi.
Danıştay DDK; 20.01.1967 tarihli, 965/472 E. ve 967/49 K.
- Yürütmenin Durdurulması Kararı
- İYUK 27. Madde
Davacının resen emekliye sevki hakkındaki işlemin yürütülmesi, Danıştay Dava Daireleri Kurulunca … dava sonuna kadar durdurulmuş olmasına göre idarenin bu kararları yerine getirmek suretiyle görevi iade etmesi gerekir … kararın icaplarına uygun işlem tesis edilmemesi … idare için ağır bir hizmet kusuru teşkil eder … davacının hakkındaki kararın yerine getirilmemesi sebebiyle uğradığı zarar karşılığı olarak emekliye sevk tarihini takip eden … tarihinden talebi veçhile … ayına kadar altı aylık maaş ve ona bağlı hakları tutarının tazminat olarak ödenmesine…
Savunma Alınmaksızın Yürütmenin Durdurulması Kararı
- Yürütmenin Durdurulması Kararı
- İYUK 27. Madde
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin Ek-3-I-A maddesinde belirtilen sağlık şartlarını taşımadığından bahisle Aydın Polis Meslek Eğitim Merkezi’nden ilişiğinin kesilmesine ilişkin 06.08.2018 tarihli işlem ile bu işleme dayanılarak tesis edilen 10.08.2018 tarihli ilişik kesme işleminin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesi’nce işin gereği görüşüldü:
1-Dava konusu işlemlerin, davacının okulla ilişiğinin kesilmesine ilişkin olması nedeniyle uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikte bulunduğundan, olayın niteliği ve davanın durumuna göre davalının birinci savunması ve aşağıdaki ara kararına cevap alındıktan ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçtikten sonra yeniden incelenmesine kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yürütmesinin durdurulmasına,
2-Dava konusu Aydın Polis Meslek Eğitim Merkezi’nden ilişik kesilmesine ilişkin 06.08.2018 tarihli olur ile bu işleme dayanılarak tesis edilen 10.08.2018 tarihli ilişik kesme işlemi, ilişik kesilmesine dayanak alınan tüm Sağlık Kurulu raporlarının ve işleme dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin gönderilmesinin davalı idareden istenilmesine,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20. maddesi gereğince savunma ve ara kararı süresinin (10) gün olarak belirlenmesine, 19/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Savunmadan Sonra Yürütmenin Durdurulması Kararı
- Yürütmenin Durdurulması Kararı
- İYUK 27. Madde
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48. maddesinde “Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: … 8. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” koşulu aranmakta ise de; davacının erkek kardeşi hakkında TGB eylem etkinliğe katıldığına yönelik istihbari bilgi esas alınarak işlem tesis edildiği, fakat etkinliğin ve etkinliği düzenleyen oluşumun niteliği, legal olup olmadığı, etkinlikle ilgili izin alınıp alınmadığı gibi konular hakkında herhangi bir araştırmanın yapılmadığı ve Mahkememize bu hususlarla ilgili herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı; Güvenlik Soruşturması Komisyonu tarafından değerlendirme yapılırken hangi hukuki ve nesnel kriterlerin uygulandığı hususunun da izah edilemediği görülmektedir.
Hal böyle olunca; davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumsuz kabul edilme gerekçesine yer verilmediği ve ara kararına cevaben bu hususta soyut istihbari bilgi dışında herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı da göz önüne alındığında, herhangi bir somut veriye dayanılmadan tesis edildiği sonucuna varılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu işlemin, davacının Anayasa ile teminat altına alınan çalışma ve kamu hizmetine girme haklarını engellediği dikkate alındığında, uygulanması halinde davacı açısından telafisi güç zararlar doğabileceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden, 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz yolu açık olmak üzere, 25/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Danıştay’ın resmi sitesinden daha fazla emsal karara ulaşabilirsiniz. https://www.danistay.gov.tr/
“… diğer taraftan, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu saptanmasına rağmen uygulamanın sürdürülmesi, tüm eylem ve işlemleri hukuka uygunluk karinesine dayanan hukuk devleti ilkesine aykırı bir durum yaratacak, davacı açısından akademik anlamdaki mesleki çalışması yönünden zarara sebep olacaktır. Özellikle, davacının atanmak istediği kadronun belirli sayıda öğretim üyesini barındırdığı da düşünüldüğünde, ileride verilecek bir iptal kararı ile önceki halin iadesinin zorlaşacağı gibi bu durum yeni davaların açılmasına da sebep teşkil edebileceğinden, davacı için telafisi güç veya imkansız zararlara sebep olabileceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğabileceğinden, 2577 sayılı Kanunun 27.-maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere 27/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”
“… 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında idari mahkemelerin, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecekleri hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, olayda yukarıda anılan kanun hükmünde öngörülen şartların birlikte gerçekleşmediği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması isteminin reddine, tebligatın tamamlanmasına, kararın tebliğinden itibaren (7)gün içerisinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz yolu açık olmak üzere 15/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Yürütmenin Durdurulması Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği
ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA
İTİRAZ EDEN DAVACI: Adınız ve Soyadınız (T.C Kimlik No)
VEKİLİ: Av. Umur YILDIRIM
Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. Koç İkiz Kuleleri B Blok Kat:4 No:7 Çankaya/ANKARA
DAVALI: Davalı İdari Kurumun Adı
KONU: Ankara … İdare Mahkemesi’nin 2021/… E. sayılı ve …/…/2021 günlü yürütmenin durdurulmasının reddi kararına karşı itirazlarımızın kabulü ile dava konusu istemlerimize ilişkin yürütmenin durdurulması kararının verilmesi istemidir.
AÇIKLAMALAR
- Dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulması için tüm şartlar gerçekleşmiş olup; işbu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
- İlgili idarenin sebepsiz yere müvekkilimin sınav başvurusunu reddetmesi hukuk devleti ile bağdaşmayacak bir durumdur. Sürecin bu şekilde ilerlemesi müvekkilimde derin bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Hukuka ve hakkaniyete aykırı işbu işleme karşı açılan davanın amacına uygun bir mahiyet taşıması nedeniyle, işbu zaman diliminden sonra söz konusu sınava girememiştir. Sırf bu sebeple dahi idari işlemin ölçüsüz ve hukuka aykırılığı ortadadır.
- Dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmaması; Anayasada temel gaklar arasında yer alan özlük ve çalışma hakkını kısıtlayacak sonuçlar yaratmasına neden olacağından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacaktır. Bu sebeple Ankara … İdare Mahkemesi’nin 2021/… E. sayılı ve …/…/2021 günlü yürütmenin durdurulması istemimizin reddine ilişkin karara ilişkin itiraz etme zorunluluğumuz doğmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : 1982 TC Anayasası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve ilgili tüm sair mevzuat.
HUKUKİ DELİLER: Dava dilekçemizde yer verilen ve Sayın Mahkemenizce de resen dikkate alınacak her türlü yasal delil.
SONUÇ VE TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve re’sen rastlanacak sair sebeplerle;
- Ankara … İdare Mahkemesinin …/…/2021 günlü ve 2021/…. E. sayılı yürütmenin durdurulması istemimizin reddine ilişkin karara ilişkin İTİRAZLARIMIZIN KABULÜNE,
- Dava konusu işlemin YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA,
karar verilmesini vekil eden adına saygı ile arz ve talep ederiz. …/…/2026
Davacı Vekili
Av. Umur YILDIRIM
Yürütme Durdurma Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yürütmenin Durdurulması Nedir?
Yürütmenin durdurulması İYUK 27. maddede düzenlenmiştir. Yürütmenin durdurulması kararı; idari işlemin yürütülmesini (sonuç doğurmasının) açılan idari davasının sonuna kadar durduran ve dava konusu idari işlemin tüm hukuki sonuçlarını geçici olarak durduran, tedbir mahiyetinde bir ara karardır. Yürütmenin durdurulması kararı iptal davası ile birlikte talep edilir.
Yürütmenin Durdurulması Kararı Kaç Gün İçinde Verilir?
İdarenin savunması geldikten sonra ortalama 1-2 ay içinde yürütmenin durdurulması ile ilgili karar verilir.
Yürütmenin durdurulması kararına itiraz süresi ne kadardır?
Yürütmenin durdurulmasına itiraz süresi tebliğden itibaren 7 gündür.
Yürütmenin durdurulması İYUK kaçıncı maddede düzenlenmiştir?
Yürütmenin durdurulması İYUK 27. maddede düzenlenmiştir. Bu madde kapsamında telafisi güç ve imkansız zararlar ile birlikte açıkça hukuka aykırılık varsa yürütme durdurma kararı verilebilir.