İdare Hukuku

Yürütmenin Durdurulması

İdari işlemlerdeki kanunilik karinesinin geçici olarak askıya alınması şeklinde de tanımlanabilecek olan yürütmenin durdurulması kararları; idari işlemin iptal edilmesi anlamına gelmemekle birlikte yargılama boyunca işlemin hukuka uygun olduğuna ilişkin karinenin ve aynı zamanda işlemin uygulanmasının durdurulması anlamında gelmektedir. Yani yürütme durdurma kararıyla okula, mesleğe veya eğitime başlarsınız ama davanız esastan devam eder.

Hukuka uygunluk karinesi kamu hukukunda yer alan idarenin bireyden üstün tutulduğu ve tesis ettiği işlemlerin hukuka uygun olduğu hususundaki genel kabul anlamına gelmektedir. Yürütmenin durdurulması işlemi ile kamu hukukunda yer alan bu hukuka uygunluk karinesinin yargılama süresince ertelenmesi, bu sayede de işlemin uygulamasının durdurulması ve idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi idarenin kamu gücü sayesinde elde ettiği ezici kudretin sınırlandırılması, bu sayede de bireyin idareye karşı korunması sağlanmaktadır.

“Yürütmenin durdurulması” kurumu esasen işlemin icrailiğinin durmaması ve uzun süren yargılamalar nedeniyle; mahkemeden beklenen nihai faydanın mahkeme bitene dek alınmama ihtimalini önleme amacı taşımaktadır.

Bu durumda sadece işlemin hukuka aykırılığının giderilmesi değil; kişilerin uğrayabileceği mağduriyetleri de önlemeyi hedef alır. İYUK m.27 uyarınca “Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.” şeklinde düzenlenerek idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesi hüküm altına alınmıştır. Ancak uzun süren yargılama süreci ile birlikte dava sonucunda ortaya çıkan işlemin hukuka aykırılığı hususunun kişi bazında büyük mağduriyetlere sebep olmasının önüne geçilmesi amacıyla yürütme durdurma kararının uygulandığı hallerle karşılaşmaktayız. İdare hukuku avukatı ile yürütme durdurma istemli iptal davası açabilirsiniz.

Yürütmenin Durdurulması Şartları

Anayasa m.125 ile İYUK m.27/2’de

“…İdari işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarından birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.”

şeklinde de ifade edildiği gibi yürütmenin durdurulması kararı için bu iki şartın aynı anda gerçekleşmiş olması temel koşullardandır. Mahkemelerin bazen hukuka aykırılık hallerinde, hukuk düzeninin bozulacağı endişesiyle, telafisi güç veya imkansız zarar oluşacağını da düşünüp yürütmenin durdurulması kararı verildiği görülmektedir. Yürütmenin durdurulmasında açıkça hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkansız zarar konusundaki tespitlerinde mahkemeler, bazen hukuka aykırılık bazen de zarar kavramına önem vermektedir. Ancak iki şartın birlikte sağlanmadığı durumlarda verilen yürütmenin durdurulması kararlarının itiraz mercilerince kaldırılması, mahkemelerin iki şartın birlikteliği konusunda katı tutum sergilemesine neden olmaktadır. Ret kararlarında genelde gerekçe olmadığı için işlemin hukuka uygunluğu veya telafisi güç veya imkansız zarar doğurmadığı noktası tam anlaşılamamaktadır.

Yürütmenin durdurulması kararı için İYUK m.27/2’de düzenlenmiş “zaman” şartı da bulunmaktadır. Uygulamakla etkisi tükenecek olan idari işlemler hariç bir idari işlemin yürütmesinin durdurulması kararı verilebilmesi için idarenin savunmasının alınmış olması veya savunma süresinin geçmiş olması gerekmektedir. Yürütmenin durdurulması talebinin reddi halinde ise eğer istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa idarenin savunması alınmaksızın da karar verilebilmektedir. Bunun haricinde, davada esas karar alınıncaya dek her aşamada yürütmenin durdurulması kararı verilebilir.

Yürütmenin durdurulması kararı için öngörülen temel şartlardan sonuncusu kararın gerekçeli olması gerektiğidir. Kanun koyucu, gerekçede hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkansız zararın ne suretle gerçekleştirildiğinin gösterilmesini istemiştir. Doktrindeki yaygın görüşe göre gerekçe koşulu kanunda yazılmamış olsaydı dahi “Bütün mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli yazılır.” kuralından ötürü, kararlar gerekçeli olmalıdır. Ret kararlarında da gerekçe yazılması gerektiğine dair kabul olmasına rağmen kanun koyucunun yürütmesinin durdurulmasının reddi halinde gerekçeyi koşul olarak görmemesi, uygulamada ret kararlarının gerekçesiz olmasına yol açmıştır. Ayrıca uygulamada daha çok hukuka aykırılık iddiası gerekçelendirilmekte, telafisi güç veya imkansız zarar koşulu açıkça hukuka aykırılıkla bağlantılı olduğu için çok fazla gerekçelendirilmemektedir.

Teminat Alınmaksızın Yürütmenin Durdurulması Ne Demek?

Yürütmenin durdurulması kararının ayrıca iki özel koşulu bulunmaktadır. Uygulamada istisnai olarak ve mali işler haricinde kullanılmayan teminat karşılığı yürütmenin durdurulması, özel koşullarının ilki olarak göze çarpmaktadır. Teminat istenen dava örnekleri mali işleri haricinde çok nadirdir. İkinci özel koşul ise idarenin savunmasının alınmaksızın yürütmenin durdurulması verilebilmesi için bir işlemin uygulanmakla etkisi tükenecek işlemler kategorisinde bulunması koşuludur.

İdare, kamu hizmetini, kamu gücü ayrıcalıklarından yani idare edilenlere göre üstün hak ve yetkilere sahip olarak yürütür. Kamu hizmetinin yürütülmesi gayesiyle idarenin tek yanlı iradesiyle tesis ettiği ilgililerin hukuki durumunu etkileyecek nitelikteki işlemleri, hiçbir makamın onayına veya aracılığına gerek olmaksızın, kendiliğinden yürütülme özelliğine sahiptir İdari işlemin bu özelliğe sahip olabilmesi için hukuka uygun olması da gerek yoktur.

Hukuka aykırı olan idari işlemler de idare tarafından geri alınıncaya veya idare mahkemeleri tarafından iptallerine karar verilinceye kadar yürütülmesi zorunlu olma özelliklerini korurlar. İdari işlemlerin, idari yargı yerlerinde dava konusu edilmesi ve iptalinin istenilmesi de, tek başına bu işlemlerin icrailiğini etkilemez. Bu ilkenin arka planında idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden faydalanmaları yatmaktadır. İdari işlemler, bu özellikleri sebebiyle, iptalleri istemiyle dava açılmış olsa bile, dava sonuçlanıncaya kadar idare tarafından uygulanırlar ve bütün hukuki sonuçlarını doğururlar

Savunma Alınmaksızın Yürütmenin Durdurulması

Kanun Koyucu idari işlemlerin bir kısmını uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlem olarak nitelendirip idarenin savunması alınmaksızın yürütmenin durdurulması kararı verilebileceğini belirtmiştir. Savunma alınmaksızın yürütmenin durdurulması kararı dava açıldığı tarihten itibaren 10-15 gün arasında verilen geçici bir tedbirdir. Yürütmeyi durdurma savunmadan sonra tekrar görüşülür. Fakat kişi dava açıldığı tarihten itibaren ivedi şekilde mesleğine başlar.

Yürütmenin Durdurulması İsteminin Reddi

Yürütmenin durdurulması istemi davanın açılmasından sonraki 3. ile 4. ay arasında görüşülüp karara bağlanan bir karardır. İstemin ilk derece mahkemesi tarafından reddi halinde Bölge İdare Mahkemesine redde ilişkin itirazda bulunmak gerekmektedir. Bu itiraz taraflara tebliğden itibaren 7 gün içerisinde yapılmalıdır, aksi halde itiraz usulden reddedilecektir. Yürütmenin durdurulması isteminin reddi üstte belirtilen 2 şartın birlikte gerçekleşmemesi sebebiyle verilen geçici bir tedbirdir.

Tarafımıza sıklıkla yürütmeyi durdurma red kararı ne demek ? şeklinde sorular yöneltilmektedir. Üstte belirtildiği üzere yürütmeyi durdurma red kararı; yürütme durdurma kararının reddedildiği, davanın esastan görülmeye devam ettiğini ifade etmektedir.

Yürütmenin Durdurulması Kararı

YD kararı, makalemizde de bahsettiğimiz gibi idari işlemlerde temel ilkelerden biri kabul edilen hukuka uygunluk karinesinin geçici olarak göz ardı edilmesi ve işlemin uygulanmasının durdurulmasıdır. Yürütmenin durdurulması kararı verilen bir idari davada, bu karar idareye tebliğden itibaren 30 gün içinde uygulanmak zorundadır. Kişi idari işlem kendisine hangi aşamada tesis edildiyse o andaki haline geri döner.

Tayin yürütmeyi durdurma kararı son derece zor verilen kararlar olup savunma alınmadan verilmesi mümkün değildir. Tayin davaları uygulanmak ile etkisi tükenecek idari işlemler arasından çıkarılmıştır.

Yürütmeyi Durdurma Kararının Uygulanması

Yürütmenin durdurulması yönündeki idari yargı kararları iptal kararlarıyla aynı etki ve sonucu doğurmaktadır, yani dava konusu işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırmaktadır. Bunun sonucunda dava konusu işlem hiç tesis edilmemiş gibi olmakta ve dava konusu işlemden önceki hukuki duruma dönülmektedir. Bununla birlikte iptal ve yürütmenin durdurulması kararları arasında önemli bir fark bulunmaktadır. İptal kararı nihai bir karar iken yürütmenin durdurulması kararı nihai bir karar olmayıp arar kararı niteliğindedir. Bu nedenle idarenin itirazı üzerine yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması söz konusu olabileceği gibi yürütmenin durdurulması kararı verilen bir davada iptal isteminin reddi ve bunun sonucu olarak yürütmenin durdurulması kararının ortadan kalkması mümkündür.

Her ne olursa olsun idarenin tüm yargı kararlarına olduğu gibi yürütmenin durdurulması kararlarına uyması Anayasal ve yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluğa aykırı hareket edilmesi, yani yürütmenin durdurulması kararlarına uyulmaması ve uygulanmaması idarenin mali sorumluluğuna yol açabileceği gibi ilgili kamu görevlilerinin görevi ihmal nedeniyle cezai sorumluluğuna da sebep olabilecektir.

İdarenin yargı kararlarına uymak ve yargı kararlarının gereğini yerine getirmek görev ve sorumluluğu yargı fonksiyonunun ve hukuk devleti ilkesinin zorunlu ve doğal bir sonucu olduğu gibi Anayasa ve Kanun hükümleri ile de açıkça vurgulanmış, aksine tutum ve davranışlar hukuki ve cezai yaptırıma tabi tutulmuştur. Şöyle ki:

Anayasamızın 138. maddesinin son fıkrası “yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

İdari Yargılama Usulü Kanunumuzun 28. maddesinin ilk fıkrası “idare mahkemelerinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”

İdari Yargılama Usulü Kanunumuzun 28. maddesinin üçüncü fıkrası “idare mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”

Türk Ceza Kanunumuzun “görevi kötüye kullanma” başlıklı 257. maddesi “görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine neden olan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”, “görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine neden olan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

hükümlerini amir bulunmaktadır.

Anılan hükümler gereğince yürütmenin durdurulması yönündeki idari yargı kararlarının idarece en fazla otuz gün içince yerine getirilmesi gerekmektedir.

Yürütmeyi Durdurma Emsal Kararlar

  • Savunma Alınmaksızın Yürütmenin Durdurulması Kararı

İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin Ek-3-I-A maddesinde belirtilen sağlık şartlarını taşımadığından bahisle Aydın Polis Meslek Eğitim Merkezi’nden ilişiğinin kesilmesine ilişkin 06.08.2018 tarihli işlem ile bu işleme dayanılarak tesis edilen 10.08.2018 tarihli ilişik kesme işleminin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesi’nce işin gereği görüşüldü:

1-Dava konusu işlemlerin, davacının okulla ilişiğinin kesilmesine ilişkin olması nedeniyle uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikte bulunduğundan, olayın niteliği ve davanın durumuna göre davalının birinci savunması ve aşağıdaki ara kararına cevap alındıktan ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçtikten sonra yeniden incelenmesine kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yürütmesinin durdurulmasına,

2-Dava konusu Aydın Polis Meslek Eğitim Merkezi’nden ilişik kesilmesine ilişkin 06.08.2018 tarihli olur ile bu işleme dayanılarak tesis edilen 10.08.2018 tarihli ilişik kesme işlemi, ilişik kesilmesine dayanak alınan tüm Sağlık Kurulu raporlarının ve işleme dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin gönderilmesinin davalı idareden istenilmesine,

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20. maddesi gereğince savunma ve ara kararı süresinin (10) gün olarak belirlenmesine, 19/09/2018 tarihinde oy birliğiyle  karar verildi.

  • Savunmadan Sonra Yürütmenin Durdurulması Kararı

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48. maddesinde “Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: … 8. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” koşulu aranmakta ise de; davacının erkek kardeşi hakkında TGB eylem etkinliğe katıldığına yönelik istihbari bilgi esas alınarak işlem tesis edildiği, fakat etkinliğin ve etkinliği düzenleyen oluşumun niteliği, legal olup olmadığı, etkinlikle ilgili izin alınıp alınmadığı gibi konular hakkında herhangi bir araştırmanın yapılmadığı ve Mahkememize bu hususlarla ilgili herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı; Güvenlik Soruşturması Komisyonu tarafından değerlendirme yapılırken hangi hukuki ve nesnel kriterlerin uygulandığı hususunun da izah edilemediği görülmektedir.

Hal böyle olunca; davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumsuz kabul edilme gerekçesine yer verilmediği ve ara kararına cevaben bu hususta soyut istihbari bilgi dışında herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı da göz önüne alındığında, herhangi bir somut veriye dayanılmadan tesis edildiği sonucuna varılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, dava konusu işlemin, davacının Anayasa ile teminat altına alınan çalışma ve kamu hizmetine girme haklarını engellediği dikkate alındığında, uygulanması halinde davacı açısından telafisi güç zararlar doğabileceği de açıktır.

Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden, 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz yolu açık olmak üzere, 25/12/2018 tarihinde oy birliğiyle  karar verildi.

  kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu