tanimanin iptali davasi mahkeme tmk 295

Baba ile soybağının kurulmasını sağlayan imkanlardan biri olan tanıma, başka bir erkek ile soybağı ilişkisi bulunmayan evlilik dışı bir çocuğun biyolojik babasının, kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yaptığı, çocuk ile babası arasında soybağının kurulmasını sağlayan tek taraflı irade beyanıdır. Tanımanın iptali davası Aile Mahkemesine açılır.

Tanıma, kurucu yenilik doğuran tek taraflı bir hukuki işlemdir ve tanıyanın bu yöndeki iradesini açıklamasıyla hüküm ifade eder. Tanımanın etkili olabilmesi için herhangi bir kimseye yöneltilmesine ve ona ulaşmasına gerek yoktur. Türk Medeni Kanunu’na göre tanımanın hukuki sonuçlarını doğurması çocuğun veya ananın rızasına bağlı değildir. Çocuğun kayıtlı bulunduğu yerdeki nüfus memurluğu TMK m.296/II hükmü uyarınca, tanımayı, çocuğa, anasına, çocuk vesayet altında ise vesayet makamına bildirir. Tanımanın hukuki sonuçlarını doğurması, bildirimin yapılmış olmasına bağlı değildir. Tanımanın çocukla baba arasında soybağı ilişkisi kurması geçmişe etkili sonuçlar doğurup, tanıma, çocuğun doğduğu hatta ana rahmine düştüğü tarihten itibaren hüküm ifade etmektedir. Tanınan çocuklar babalarının hanesine baba adı ve soyadı ile analarının kimlik ve kayıtlı yer bilgileri belirtilmek suretiyle tescil edilir (NHK m.28/IV).

Anlaşmalı boşanma davası ne zaman kesinleşir makalemizi buradan okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/anlasmali-bosanma-davasinda-karar-ne-zaman-kesinlesir/

Nüfus memuruna yazılı başvuru yoluyla yapılan tanıma beyanı ise, doğrudan doğruya aile kütüklerine tescil edilir. Ayrıca Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 23. maddesinin 4. fıkrasına göre “ananın veya çocuğun istemesi üzerine, TMK’nın 301. maddesi uyarınca mahkemece baba ile arasında soybağının belirlenmesi ya da TMK’nın 295. maddesi uyarınca tanınması halinde, baba tarafından babasına bağlı olarak… usulüne göre doğum tutanağı düzenlenerek babasının hanesine, baba soyadı ile tescil edilir”.

Tanıma beyanı herhangi bir süreye tabi olmayıp, çocuk, doğumundan önce tanınabileceği gibi, ergin olduktan hatta ölümünden sonra da tanınabilir. Çocuğun ana rahmine düşmesinden sonra, fakat doğumundan önce tanınması halinde tanımanın geçerli olarak hukuki sonuç doğurması, çocuğun tam ve sağ doğması ile doğum anında başka bir erkekle soybağının bulunmamasına bağlıdır.

Tanımanın Şartları

  • Tanıyanın Baba Olması

Tanıma, kişiye sıkı sıkı bağlı haklardandır. Baba hayatta olduğu ve temyiz kudretinden yoksun olmadığı sürece bu hakkı bizzat kullanır. TMK m.295/II hükmüne göre, tanıma beyanında bulunan kimse ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlı ise veli veya vasinin rızası ile evlilik dışı çocuğunu tanıyabilir. Ayrıca ayırt etme gücüne sahip olmayan biyolojik babanın tanıma beyanında bulunması mümkün olmadığı gibi, tanımanın kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olması dolayısıyla, yasal veya iradi temsilcinin de onun adına tanıma beyanında bulunması söz konusu değildir.

  • Tanıma Engeli Olmaması

Çocuğun başka bir erkek ile soybağı bulunması tanımanın en önemli engelidir. Zira zaten bir erkekle arasında soybağı bulunan çocuk bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz. TMK m.295/III hükmüne göre “Başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz”. Söz konusu düzenlemeye göre, çocuk, evlilik, tanıma veya babalık hükmü ile bir başka erkeğe soybağı ile bağlı ise, mevcut soybağı, soybağının reddi veya tanımanın iptali davası ile ortadan kaldırılmadıkça, çocuk ile tanıyan arasında soybağı kurulamaz.

  • Tanıma İradesinin Kanunun Aradığı Şekillerden Biri ile Açıklanmış Olması

Geçerli bir tanıma için kanunen dört şekilden biriyle beyanda bulunulması gerekmektedir:

  • Babanın nüfus memuruna yazılı başvurusu
  • Babanın mahkemeye yazılı başvurusu (Başvurulacak mahkeme, babanın yerleşim yeri veya nüfusa kayıtlı olduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesidir.)
  • Babanın noterde düzenleme biçiminde resmi senetle yapacağı beyan
  • Babanın vasiyetnamesinde yapacağı beyan (Miras sözleşmesinde de babanın tanıma iradesi açıklanabilir.)

Tanıma, babanın yazılı başvurusu üzerine mahkemede yapılmışsa mahkeme tarafından nüfus müdürlüğüne bildirilir. Notere başvuru üzerine düzenlenen senetle yapılmış ise noter tarafından, tanımanın yapıldığı tarihten itibaren on gün içinde nüfus müdürlüğüne bildirilir. Tanımanın babanın vasiyetnamesindeki beyanla yapılması durumunda nüfus müdürlüğüne bildirim vasiyetnameyi açan hakim tarafından yapılır. Nüfus memuruna yapılan tanıma beyanı ise doğrudan aile kütüklerine tescil edilir. Tanınan çocuklar babalarının hanesine baba adı ve soyadıyla analarının kimlik ve kayıtlı olduğu yer bilgileri belirtmek suretiyle tescil edilir.

Boşanma davaları hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden alabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/bosanma-davalari-velayet-nafaka-tazminat/

Tanımanın İptali Davasının Şartları

  • Geçerli Bir Tanımanın Bulunması (Tanımanın Butlanı Sebeplerinden Birisinin Bulunmaması)

Tanımayı batıl kılan haller Türk Medeni Kanununda açık bir şekilde belirtilmemiştir. Ancak, tanımanın geçerli olarak meydana gelebilmesi için gerekli olan esasa veya şekle ilişkin şartlardan herhangi birinin eksikliği tanımanın butlanı sonucunu doğuracaktır. Bu çerçevede tanıyanın ayırt etme gücünden yoksun olması, yasal temsilcinin rızasının arandığı hallerde rızasının bulunmaması, tanınan çocuğun başka bir erkekle soybağının bulunması ve soybağının reddedilmemiş olması, kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaması hallerinde yapılan tanıma işlemi mutlak butlanla sakattır.

Fakat tanıyanın çocuğun babası olmaması hali tanımanın iptali sebebi olarak öngörülmüştür. Butlanla sakat bir tanıma hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağından mahkemece iptali yoluna gidilmesine gerek yoktur. Bununla birlikte batıl bir tanımaya dayanarak bir çocuk tanıyanın aile kütüğüne geçirilmiş ise söz konusu tanımanın butlanını tespit ettirmek üzere dava açılması gerekir. Butlanı tespit ettirmek üzere açılacak olan dava herhangi bir süre ile sınırlı olmadan, her zaman ve her ilgili tarafından açılabilir.

Tanımanın kesin hükümsüz olduğu hallerde, tanıma vasiyetname yolu ile gerçekleştirilmişse, tanımanın geçersiz olması için vasiyetnamenin iptali davasının açılması gerekmektedir. Tanımanın resmi senetle veya nüfus memurluğuna ya da mahkemeye yazılı olarak yapılan beyanla gerçekleştirildiği hallerde ise TBK m. 19 ve 20 hükümleri bir aile hukuku işlemi olan tanımanın bünyesine tam anlamıyla uymadığından, hükümsüzlüğe mahkemenin karar vermesi gerekir.

  • Tanımanın İptali Davasının Kanunda Öngörülen Yetkililerce Açılması

Tanıma, başka bir erkek ile soybağı ilişkisi bulunmayan evlilik dışı bir çocuğun biyolojik babasının, kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yaptığı, çocuk ile babası arasında soybağının kurulmasını sağlayan tek taraflı irade beyanı olduğu için, bu işleme karşı, Türk Medeni Kanunu’nda tanımanın irade sakatlığı sebebiyle tanıyan tarafından iptali yahut tanımanın ilgili kişiler tarafından açılacak iptal davasıyla geçersiz hale getirilmesine imkan tanınmıştır. Özellikle ikinci durumda, tanımanın iptali davasını açabilme hakkı tanıyanın dışında ana, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililere de verilmiştir (TMK m.298/I).

Tanımanın İptali Davasında İspat Yükü

TMK m.299/I uyarınca “Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür”. Söz konusu hükümle getirilen ispat yükü, iptal davasının tanıyan dışındaki diğer kişiler tarafından açılmış olması halinde söz konusudur. Bu noktada, iptal davası açmış olan bu kişiler yapılan tanımanın gerçeği yansıtmadığını ortaya koymalıdır. Tanıyanın baba olmadığının ispatlanması, tanıyan ile ana arasında bir cinsel ilişkinin bulunmadığı, çocuğun bu cinsel ilişkinin ürünü olmadığının ispatlanması ile gerçekleştirilebilir. Günümüzde, kan muayenesi veya ana baba ölmüş olsa bile DNA testinin ana veya babanın ilişkisinin tespitinde son derece güvenilir bir yol olduğu, kan grubu testlerine oranla daha net ve kesin sonuçlar verdiği söylenebilmektedir.

Özellikle Cumhuriyet savcısının açtığı, katıldığı, re’sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakim, bu delillere kendiliğinden başvurabileceğine göre, tanımanın iptali davasında maddi vakıanın kimin tarafından ispatlanacağı önemli bir sorun oluşturmayacaktır.

TMK m. 299/II’e göre ise, “Ana veya çocuk tarafından tanıyanın gerçek baba olmadığı iddiasıyla açılmış olan iptal davasında ispat yükü, ancak tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar”. Bu durumda tanıyanın davacı ana ile cinsel ilişkide bulunduklarına ilişkin delilleri, onun gerçek baba olabileceği hakkında bir tür adi karine oluşturacak, bunun üzerine ana ve çocuk her türlü delille bu karineyi çürütme yoluna gidecektir. Tanıyan, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı deliller getirebilirse, ispat yükü davacıya geçecektir. Mesela, ana ve çocuk ispatlanmış cinsel ilişki ile çocuğun doğumu arasında illiyet bağı bulunmadığını, çünkü babanın çocuk yapma kabiliyetinden yoksun olduğunu ispat edeceklerdir.

Tanımanın İptali Davasında Davacı ve Davalı

  • Davacı

Tanıyanın ve ilgililerin olmak üzere iki ayrı taraf yönünden kullanılabilen iptal davası açma hakkında tanıyan,  bu hakkını yanılma, aldatma veya korkutma halleriyle sınırlı olarak ana ve çocuğa karşı kullanmaktadır.

İlgililerin dava hakkı hususunda ise ana, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililerin tanımanın iptalini tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı dava edebilmeleri yönünde bir düzenleme mevcuttur.

Çocuğun ölümü halinde altsoyunun tanımanın iptali davası açabilmesi ise şarta bağlanmıştır. Altsoyun dava açabilmesi için, çocuğun iptal davası açma süresi geçmeden ölmesi ve ölmeseydi tanımanın iptali için dava açacağının ispatlanması gerekir. Çocuk öldükten sonra yapılan tanıma işlemlerinde ise bu şart aranmamakta, altsoyun hak düşürücü süre içinde doğrudan iptal davası açma hakkı bulunmaktadır.

Hazine’ye de iptal davası açma hakkının verilmiş olması, menfaat yönünden Hazine’ye tanınan mirasçılık hakkının kötü niyetle zedelenmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığını göstermektedir. Cumhuriyet Savcısına verilen iptal davası açma hakkının da kamu düzenini gözettiği aşikardır.

Kanun koyucu “diğer ilgililer”in de dava açabileceğini belirterek tanıma kararından dolayı menfaati zedelenen kişilerin bu menfaati ispat etmeleri halinde dava açabilmelerine olanak tanımıştır.

  • Davalı

Tanıyanın açtığı tanımanın iptali davasında davalılar ana ve çocuktur. Bir başka deyişle tanımanın iptali davası tanıyan tarafından ana ve çocuğa karşı açılır. Ana ve çocuk arasında ise şekli bakımdan zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şekli bakımdan zorunlu dava arkadaşlığında, birden fazla kişiye karşı dava açılmasında maddi bir zorunluluk bulunmadığı halde, kanun gerçeğin daha iyi ortaya çıkması ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin daha iyi karara bağlanmasının sağlanması için birden fazla kişiye karşı dava açılmasını zorunlu kılmıştır. Bu hallerde dava konusu hak veya borç hakkında tüm dava arkadaşları hakkında aynı şekilde tek bir karar verilmesi zorunlu değildir. Bu dava arkadaşlığı türü özel kanun hükümlerine dayanmakta olup, sadece davalılar bakımından söz konusudur. İlaveten bu tür dava arkadaşlığında dava arkadaşlarının birlikte hareket etme zorunlulukları bulunmayıp, ihtiyari dava arkadaşlığına benzer bir durum söz konusudur. Eğer çocuk küçük ise kayyım tarafından temsil olunmalıdır.

Tanımanın iptali davası TMK m. 298/I’de sayılan kişilerden herhangi biri tarafından açılırsa davalı tanıyan, eğer tanıyan ölmüşse tanıyanın mirasçılarıdır (TMK m. 298/II) .

Tanımanın İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tanımanın iptali davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleri olacaktır. Eğer davanın görüleceği yerde henüz Aile Mahkemesi kurulmamış ise, Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla tanımanın iptali davasına bakacaktır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, Aile Mahkemelerince yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilecektir.

Türk Medeni Kanunu’nun 283. maddesine göre, “Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır”. Bu hüküm uyarınca tanımanın iptali davası, davacı ve davalının dava veya çocuğun doğumu sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilecektir.

Tanımanın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre

Türk Medeni Kanunu m. 300’e göre, “Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olmayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.”.

O halde, tanıyan yanılma, aldatma veya korkutma iddiasına dayanarak tanımanın iptali davası açabilir. Eğer tanıyan korkutulduğu için tanıdığını ileri sürüyorsa korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl, yanıldığı veya aldatıldığı iddiasına dayanıyorsa bu sebebi öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl; herhalde tanımadan itibaren beş yıl içinde dava açmalıdır.

Hak düşürücü sürelerin işlemeye başlaması ile ilgili olarak tanıyanın baba olmadığının öğrenilmesi, bu hususta kesin bir kanaate ulaşılmasını ifade eder. Başka bir deyişle, tanıyanın baba olmadığından şüphe duyulması, sürenin başlangıcı için yeterli olmaz. Hakim, tanımanın iptali için öngörülen hak düşürücü sürelere uyulup uyulmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alabilir ve davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını tespit ederse, davayı hiçbir inceleme yapmadan hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle reddedebilir.

Ayrıca çocuğun altsoyunun iptal davası açması çocuğun ölümü halinde mümkün olduğu için, altsoy için dava açma süresi, çocuğun ölümünün öğrenilmesinden itibaren başlayacaktır.

Tanımanın iptali davası için kanunda öngörülen hak düşürücü süreler içinde tanıyan, diğer ilgililer veya çocuk tarafından dava açılmamasını haklı kılan sebepler varsa, kanun koyucu davacılara bu sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir aylık ek süre içinde dava açma imkânı vermiştir. Mesela, tanıyan baba ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmiş ve bu sebeple hastanede iken süreyi geçirmişse, davayı iyileştiği ve ayırt etme gücünü kazandığı tarihten itibaren bir ay için açmalıdır.

Tanımanın İptali Kararının Hukuki Sonuçları

  • Soybağı İlişkisinin Ortadan Kalkması

Tanınmanın iptali davasında hakim tanıyanın baba olmadığına kanaat getirirse tanımanın iptaline karar verir. Tanımanın iptali kararının kesinleşmesi ile birlikte tanıma geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve tanıyan ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi sona erer.

  • Kişisel İlişki Kurma Hakkının Sona Ermesi

Tanımanın iptali kararının sonuçlarından birisi ise kişisel ilişki bakımından görülmektedir. Zira mevcut soybağı ilişkisi, tanımanın iptali ile sona ermişse, kişisel ilişki kurma hakkı da son bulur (TMK m. 286 vd; m. 314, 317 vd).

  • Tanımanın İptaline İlişkin Tescil İşlemlerinin Yapılması

Tanımanın iptalinin tesciline ilişkin işlemlerin Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 110. maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak yapılması gerekir. Zira Yönetmeliğin “Tanımanın İptalinin Tesciline İlişkin Esaslar” kenar başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında, tanımanın iptali “çocuk ile tanıyan arasında tanıma nedeniylekurulan soybağının mahkemece kaldırılması” şeklinde tanımlanmış, 2. fıkrasında ise tanımanın iptalinin tesciline ilişkin esaslar belirtilmiştir.

Buna göre;

a) Tanınması iptal edilen, anasının bekârlık hanesinde kayıtlı ise tanımanın iptaline ilişkin mahkeme kararı tanınanın ve tanıyan babanın kaydına işlenir.

b) Tanınması iptal edilen, tanıyan babasının hanesinde kayıtlı ise baba hanesindeki kaydı kapatılarak anasının bekârlık hanesine anasının bekârlık soyadı ile taşınır. Anasının ve tanıyan babasının kayıtlarına tanımanın iptali tescil edilir.

c) Evli kadının tanınmasının iptal edilmesi halinde; kendisi ile anasının bekârlık ve tanıyan babasının kayıtlarına tanımanın iptali işlenir.

ç) Tanınması iptal edilen evli erkek, baba hanesinde kayıtlı ise, baba hanesindeki kaydı kapatılarak eşi ve varsa çocukları ile birlikte anasının bekârlık hanesine, anasının bekârlık soyadı ile taşınır. Anasının ve tanıyan babasının kayıtlarına tanımanın iptali tescil edilir.

d) Türk babadan ve yabancı anadan doğan çocuğun tanınması iptal edilmiş ise; baba hanesindeki kaydı kapatılır. Tanıyan babasının kayıtlarına tanımanın iptali tescil edilir. Çocuğun tanıma nedeniyle kazanmış olduğu Türk vatandaşlığını muhafaza edip etmeyeceğinin tespiti amacıyla tanınan çocuk ile tanıyan babaya ait nüfus kayıt örnekleri ile tanımanın iptaline ilişkin mahkeme kararının bir örneği Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça verilecek talimat doğrultusunda işlem yapılır.

e) Türk babadan ve aile kütüklerine tescil edilmemiş (saklı nüfus) kadından doğan çocuğun tanınması iptal edilmiş ise;

1) Tanınan çocuğun anasının vatandaşlık durumu düzgün olmayan kişiler kütüğünde kayıtlı ve saklı nüfus işlemlerinin sürdürülmesi halinde; tanımanın iptali kararı aile kütüklerine tescil edilerek, çocuğun tanıma nedeniyle kazanmış olduğu Türk vatandaşlığını muhafaza edip etmeyeceğinin incelenmesi amacıyla, tanınan çocuk ile tanıyan babaya ait nüfus kayıt örnekleri ile tanımanın iptaline ilişkin mahkeme kararının bir örneği Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça verilecek talimat doğrultusunda işlem yapılır.

2) Tanınan çocuğun anasının saklı nüfus olarak aile kütüklerine tescil edilmiş olması halinde; baba hanesindeki kaydı kapatılarak anasının bekarlık hanesine anasının bekarlık soyadı ile taşınır.

Tanımanın İptali Kararının Çocuk Bakımından Sonuçları

  • Çocuğun Soyadı Bakımından

Türk Medeni Kanunu’nda genel anlamda tanımanın hükümsüzlüğü hallerinde (tanımanın iptali dahil) çocuğun soyadının değişip değişmeyeceği konusunda bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak eski MK döneminde, böyle bir durumla karşılaşan nüfus idaresince, tanımanın anaya ve çocuğa bildirilmek suretiyle, itiraz süresi geçmeden çocuğun soyadında herhangi bir değişiklik yapılmaması gerekeceği şeklindeki görüş, tanımanın iptali bakımından da kabul edilebilir. Sonuç itibariyle tanımanın iptali davasının açılacağı süre geçmeden çocuğun soyadında herhangi bir değişiklik yapılmaması daha isabetli olacaktır.

  • Miras Hakkı Bakımından

Tanıma yoluyla, babasıyla soybağı ilişkisi kurulan çocuk, babasının ve onun hısımlarının mirasçısı olabilir. Tanıma yolu ile kurulan soybağının iptal edilmesi ile birlikte baba ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi ortadan kalktığı için, çocuğun tanıyana ve onun hısımlarına olan mirasçılığı da sona erer.

  • Velayet Hakkı Bakımından

Evlilik dışı çocuğun velayeti hakim kararına gerek olmaksızın doğumla birlikte kendiliğinden anaya aittir. Tanıma yoluyla çocukla arasında soybağı ilişkisi kurulan baba, kendiliğinden velayet hakkını kazanamaz. Bunun için mahkeme kararına ihtiyaç vardır. Tanıma yolu ile soybağının kurulmasıyla birlikte ancak bazı koşulların bulunması halinde velayet hakkı tanıyana verilebilir. TMK m.337/II hükmü uyarınca, ananın küçük, kısıtlı veya ölmüş olması ya da velayetin anadan alınması durumunda, hakim, çocuğun menfaatini gözeterek çocuğun velayetini babaya verebilir veya çocuğa vasi tayin edebilir. Ana babanın çocuk üzerinde velayet hakkına sahip olmaları aralarında soybağı ilişkisinin bulunmasına bağlıdır. Tanımanın iptali ile birlikte soybağı ortadan kalktığı için velayet hakkı TMK m.337/II hükmü uyarınca babaya verilmişse tanıyanın velayet hakkı da son bulur.

  • Çocukla Babanın Yükümlülükleri Bakımından

Türk Medeni Kanunu’nun 322. maddesine göre “Ana, baba ve çocuk, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde birbirlerine yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek ve ailenin onurunu gözetmekle yükümlüdürler”. Tanıma yolu ile kurulan soybağında aile bireyleri bir arada yaşamasalar bile söz konusu yükümlülükleri yerine getirmelidirler. Tanımanın iptali ile birlikte çocuk ile baba arasında soybağı ilişkisi sona erdiği için TMK m. 322 hükmünde yer alan karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilmesi de söz konusu olmayacaktır.

Türk Medeni Kanunu’nun m. 327/I hükmüne göre, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderleri karşılama ana ve babanın yükümlülüğüdür. Söz konusu bu yükümlülük, ana ve babaya velayet hakkından bağımsız olarak verilmiştir. Çocuk ile ana ve babası arasında soybağı ilişkisinin kurulması ile birlikte ana ve baba TMK m.327 hükmünde belirtilen giderleri karşılamakla yükümlüdür. Tanımanın iptali ile birlikte soybağı ilişkisi sona ereceğinden tanıyanın çocuğun bakım, eğitim ve korunması için gerekli giderleri karşılama yükümlülüğü de sona erer.

Tanımanın İptali Davası Yargıtay Kararları

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi  2017/14726 E. , 2017/12319 K.

  • Tanımanın İptali Davası
  • TMK 297. Madde

Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili üzerine nüfusa kayıtlı …’in nesebin reddine karar verilmesini istemiş; mahkemece, davanın TMK’nın 297-300 maddelerinde düzenlenen tanımanın iptali davası olduğu, davacının tanıyanın genetik baba olmamasından dolayı dava açma hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki dava dilekçesine ekli 21.11.2013 tarihli …. Raporuna göre, …’in …’in biyolojik açıdan babası olma ihtimali bulunmadığının bildirildiği, 31.12.2013 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmaktadır.   ……             Davacı, davalı … ile beraber yaşadığı, ancak evli olmadığı bu sırada hamile kalan….’nin kendisini yanıltarak davalı …’in kendi çocuğu olduğuna ikna ettiği ve bu nedenle davalı …’i tanıyarak kendi nüfusuna kaydettirdikten sonra yanıltıldığını anladığını, bunun üzerine yapılan … testinde davalı …’in kendisinden olmadığının anlaşıldığını ileri sürdüğüne göre, yukarıdaki Kanun hükümleri gözetilerek inceleme ve araştırma yapılıp hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.


Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2015/21693 E. , 2016/1159 K.

  • Tanımanın İptali Davası
  • TMK 297. Madde

“Davacı ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi Türk Medeni Kanunu’nun 295. maddesi gereğince 03/10/2006 tarihinde “tanıma” yoluyla kurulmuştur. Başka bir ifade ile davacı, çocuğu tanımıştır. Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebilir.(TMK m. 297/1) Bu sebeplerin dışında tanıyanın tanımanın iptalini dava etme hakkı bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde, bu sebeplerin varlığını ileri sürmüş değildir. O halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.


Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2015/3182 E. , 2015/16603 K.

  • Tanımanın İptali Davası
  • TMK 297. Madde

Davacı vekili dava dilekçesinde, küçük ……’nün evlat edinilmesi amacıyla Düzce Aile Mahkemesinin 2011/952 esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı ve davacı kurumun bu davada feri müdahil olduğu, yargılama sırasında küçük Seher’in davalı E.. T.. tarafından 20.01.2012 tarihli tanıma senedi ile tanındığı, davalının, küçüğün babası olup olmadığı konusunda şüphelerin bulunduğu belirtilerek davalı tarafından yapılan tanımanın iptaline karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece yapılan DNA incelemesi sonucunda davalının küçük Seher’in babası olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 297. maddesinde; “Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebilir.

İptal davası anaya ve çocuğa karşı açılır.” hükmü düzenlenmiştir. Yine aynı Yasanın 298.maddesinde; “Ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet Savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini dava edebilirler. Dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında, tanımanın iptali davasını tanıyan ve tanıma işleminden hukuki menfaati etkilenen ilgililerin açabileceği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı kurum, her ne kadar evlat edinme davasında feri müdahil olsa da, davacı kurumu tanıma işleminden hukuki menfaati etkilenecek olan ilgililer kapsamında değerlendirmek yasanın amacına uygunluk oluşturmayacaktır. Bu durumda mahkemece, davacı kurumun davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek DNA incelemesinin sonucu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, sonucu bakımından doğru olan kararın gerekçesi yukarıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesi suretiyle hükmün ONANMASINA. (Yargıtay)


Tanımanın İptali Davası Dilekçe Örneği

ANKARA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI : Ad Soyad (TCKN: ……….) Adres

VEKİLİ   :    Av. Umur YILDIRIM Adres

DAVALI : Ad Soyad (TCKN: ……..) Adres

,KONU  : Tanımanın iptali yönündeki dava dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ :

  • Müvekkilimin …/…/…. Tarihinde …. İsimli bir kızı olmuştur. Davalı, müvekkilimin rızasını almadan kızının babası olmadığı halde nüfus müdürlüğüne başvurarak tanıma işlemi yapmış; küçüğü kendi nüfusuna kaydettirmiştir.
  • Müvekkilimin kızının babası davalı değildir. Bu durum yapılacak olan inceleme neticesinde ortaya çıkacaktır. Müvekkilimin kızı ile davalı arasında kurulan soybağı gerçeğe uygun olmadığından davalı tarafından yapılan tanımanın iptali için işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER : TMK, HMK ve her türlü ilgili sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER  : Nüfus kayıtları, DNA testi, tanık beyanları ve diğer hukuki deliller.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle; davalı tarafından yapılan dava konusu tanımanın iptali ile nüfusa tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini Saygılarımla vekaleten arz ve  talep ederim . …/…/…

                                               Davacı Vekili

                                       Av. Umur YILDIRIM

Tanımanın İptali Davası Hakkında sık Sorulan Sorular

Tanımanın iptali davası kime açılır?

Tanımanın iptali davası tanıyan tarafından ana ve çocuğa karşı açılır. Ana, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tarafından da tanıyana karşı açılır.

Tanımanın iptali davasını kimler açabilir?

Tanımanın iptali davasını ana, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililerin tanımanın iptalini tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçıları dava açabilir. Tanıyan ise ana ve çocuğa karşı açabilir.

Tanımanın iptali davası görevli mahkeme neresidir?

Tanımanın iptali davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.