İdare Hukuku

Takdir Yetkisi

Takdir yetkisi, kamu hizmetlerinin çeşitliliğinin tek tek sayılması mümkün olmadığı, her türlü ayrıntının mevzuatta düzenlenememesi gibi sebepler idareye tanınmasını zorunlu kılınmıştır. Takdir yetkisi idare için bir zorunluluk olmakta birlikte bir sınırsızlık değildir. Bu sebeple takdir yetkisinin kullanımı özellik arz etmektedir.

15 Temmuz 2016 yılında vuku bulan darbe teşebbüsünden bu yana, ülkemizde hukuk düzeninin zamanın gerekleriyle uyumlu hale getirilmeye çalışılmaktadır. Genel ve askeri idareler ile bunların personelleriyle ilgili mevzuat yeniden düzenlenmektedir. Bu kapsamda, başta 668 sayılı KHK olmak üzere bir çok yasal düzenleme ile kolluk teşkilatı disiplin hükümleri ele alınmıştır.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanlığı’na bağlanmıştır. Bu kapsamda güvenlik kamu hizmeti tek çatı altında toplanmıştır. Bu teşkilatların mensuplarına ilişkin disiplin yaptırımları rejimini tek çatı altında toplama ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu bağlamda 668 sayılı KHK, 7068 sayılı kanun ile olarak kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir.

Disiplin Cezalarında Takdir Yetkisi ve Esasları

7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Kanunu 6. Maddesin idarenin takdir yetkisi düzenlenmiştir. İlgili madde uyarınca;

Takdir hakkının kullanımı madde 6”

(1) Bu Kanun ile disiplin cezası vermeye yetkilendirilen disiplin amirleri veya kurulları, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar.

(2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır.

(3) Takdir hakkı kullanılırken;

a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi,

b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer,

c) Disiplinsizliğin hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı,

ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı,

d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı,

e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu,

f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık, gözönüne alınır.

(4) İtiraz üzerine yetkili makamlar tarafından verilen kararlar hariç olmak üzere, hiçbir idari makam tarafından, disiplin cezası ile ilgili takdir hakkının kaldırılması sonucunu doğuran bir karar verilemez veya uygulama yapılamaz.

İdarenin takdir yetkisi hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir. Yetkinin sınırı, kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği, eşitlik ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması sorumluluğudur. Takdir hakkı, idarece öngörülen amaca (nihai amaç her zaman kamu yararıdır) uygun olarak kullanıldığı, keyfi ve kişisel değerlendirmelerden uzak olunduğu, objektif ve gerçek olgulara bağlı kalındığı sürece yargı denetimi dışında tutulmaktadır.

Ancak, idarenin takdir yetkisini yerinde kullanmadığı, kullanılan takdir yetkisinde hukuka aykırılık kullanıldığı iddiasının öne sürülmesi halinde, idari mahkemeler tarafından bunun araştırılması, takdir hakkının sınırlarının aşılıp aşılmadığının saptanması gerekmektedir. Zaten, idare aleyhine açılmış ‘idari işlem/idari karar iptali’ davalarının birçoğunda, işlemle ilgili diğer hukuka aykırılıklar yanı sıra takdir yetkisine aykırılık da ileri sürülmektedir. İdarenin karar verirken hareket serbestliği içerisinde olması; yani bir karar alma durumundayken önünde seçenekler varsa ve idare bunu serbestçe seçebiliyorsa, takdir yetkisi mevcuttur. Pekala bu serbestlik kamu düzeninin gerekleri, eşitlik ve kamu yararı ile  sınırlandırılmıştır.

Bir Derece Hafif Ceza Uygulamada Takdir Yetkisi

Kanun disiplin amir ve kurullarına takdir yetkisi tanırken 3 başlık halinde düzenlemiştir. Bunlardan ilki bir derece hafif ceza uygulanması noktasında idarenin takdir yetkisidir.   Kanunun 7/2. Maddesinde, personelin iyi haline ve disiplinsizliğin mahiyetine göre, Kanunen gereken asıl cezanın takdiren bir derece hafif cezaya indirilmesi imkanı verilmiştir. Buna göre, disiplin amiri ve kurulları, kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan, ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulayabilir. Burada idarenin takdir yetkisi vardır. İdare takdir yetkisini kullanırken gerekçe sunmak zorundadır.

Temel Cezayı Tespit ve Tayinde Takdir Yetkisi

Temel cezadan kasıt, aynı tür ceza ile ilgili olarak, Kanunda öngörülen alt ve üst aralığındaki bir miktarın belirlenmesidir. Amir ve kurullar, temel cezayı tespit ve tayin ederken kanunda gösterilen hallerde miktarı rastgele değil, takdir yetkisi çerçevesinde ve gerekçelendirerek karar verir. Takdir yetkisi, keyfi ve sınırsız bir yetki olmayıp madde 6 kapsamında esaslara göre kullanılır.

Ağırlaştırıcı Sebep Uygulamada Takdir Yetkisi

Kanunun 10. Maddesinde 13 bent halinde sayılan disiplinsizliklerden devlet ya da kişiler zarara uğratılması ya da hizmetin gecikmesi veya durmasına veya tehlikenin ağırlığına göre daha ağır ceza hali verilebileceği belirtilmiştir. Burada yetkili merci zararın derecesini, durumun vehametini ve tehlikenin ağırlığını takdir edecektir.

Takdir Yetkisinin Usulsuz Kullanılması ve İdari Dava Süreci

Kısaca, idare takdir yetkisini gerekli inceleme ve araştırmaları yaptıktan, bunları somut kanıtlarla destekledikten sonra genellik, eşitlik, objektiflik, kamu yararı ilkelerine uygun ve takdir hakkını kullanmasına kendisini sevk eden nedenleri belgeleriyle birlikte gerekçe göstererek kullanmak zorundadır.

  • İdare takdir yetkisini kullanırken sınırsız değildir.
  • Kamu yararı, eşitlik ve gerekçeli olma hususuna riayet etmelidir.
  • Ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli olmalı
  • Disiplinsizliğin işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer dikkate alınmalıdır.
  • Disiplinsizliğin hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı,
  • Kast ve taksire dayalı kusurun ağırlığı,
  • Daha önceki disiplin durumu, samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık.

Takdir yetkisini kullanırken dikkate alınır. Bunlar varsa takdir yetkisi olumlu yönde kullanılması gereklidir.

İdarenin takdir yetkisinin sınırlarını aşıp açmadığı ya da yetkisini hukuka uygun kullanıp kullanmadığının saptanabilmesi için idare yargı mercilerinin; idari işlemin yetki ve şekil kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını, yetki veren yasa hükümlerine aykırılık olup olmadığını, eşitlik ilkesine uyulup uyulmadığını, gerekçe gösterilip gösterilmediğini, gösterilen gerekçelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ya da gerekçede gösterilen olayların nitelendirilmelerinin yanlış yapılıp yapılmadığını araştırması gereklidir.

Diğer bir ifadeyle disiplin cezalarının yargısal denetimi yapılırken; memurun işlediği disiplinsizliğin maddi olarak meydana gelip gelmediği, söz konusu fiilin disiplin suçu teşkil edip etmediği, fiilin suçlanan memur tarafından işlenip işlenmediği, uygulanan disiplin cezasının suça uygunluğu, cezanın adalet, ölçülülük ve eşitlik ilkelerine göre kabul edilebilirliği ve sonuç olarak yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olup olmadığı araştırılır.

Örnek olarak; Ankara Valiliğinde polis memuru davacının rüşvet olayına karışmak suretiyle “hizmet içinde resmi sıfatını gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak” suçu oluştuğu gerekçesiyle, davacı ve diğer polis memurunun Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü 7/B-1 maddesi gereğince “on altı ay uzun süreli durdurma” cezası ile cezalandırılmasının teklif edilmesi üzerine, bu teklife uyularak dava konusu işlemin tesis edildiği, öte yandan davacının ekip arkadaşı olan ve aynı soruşturma kapsamında cezalandırılan diğer polis memurunun açmış olduğu davada İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu kararın davalı idare tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. İdarenin memur hakkında tesis ettiği disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması gerekmekte olup, bu denge kurulurken, olayı oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı ve irade dışı etkenlerin meydana gelmesine etkisi gibi hususların gözönünde bulundurulması gereklidir. (12. Daire 21.03.2012 tarih 2009/6013 E. 2012/1684 K. )

Son olarak bu maddenin TSK Disiplin Kanunu’nun 6. Maddesi hükmü ile hemen hemen aynı olduğunu belirtmekte fayda vardır. Dolayısıyla gerek TSK Disiplin Kanunundaki gerek bu kanun hükmü TCK 61. maddesinden esinlenerek düzenlenmiştir. Nitekim idare hukuku ile ceza hukuku ilke ve esasları uygun düştüğü noktada birbirine uygulanabilir. Zira aynı suç tipleri birinde ceza olarak düzenlenirken diğerinde disiplin cezası olarak düzenlenmiştir.

Disiplin soruşturması kapsamında ceza alan kişilerin 60 gün içerisinde yürütme durdurma istemli iptal davası açması gereklidir. Bu süre hak düşürücü süre olup geçirildiği takdirde dava açma hakkınız son bulacaktır. İdari davalar bu sebeple zor ve spesifik davalardır. İdare hukuku avukatından hukuki yardım almanız davanızın sonuçlandırılması ve menfaat kaybı yaşamamanız için önemlidir. Zira usul ve esaslar önem arz eden davalarda en ufak hata davanızın ret olmasına sebep olabilir.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu